15 Mayıs 2013 Çarşamba

Çok Aşınıyorsun Diyorlar - 2013 İspanya GP

- Birkaç istatistik hazırlayalım derken, şu anki ismiyle yarışan takımlardan sadece Red Bull, Ferrari ve McLaren'in duble yaptıklarını farkettik. Red Bull en son Kore 2012'de duble yaparken Ferrari olaylı Almanya 2010, McLaren de Kanada 2010'da en son dublelerini yaptı.

- İlk beş yarışta yavaş kalan McLaren, -herhalde galiba sanırsam- iki pilotuyla da bütün yarışlarda klasmana girebilen tek takım.

- Circuit de Catalunya tarihinde yarışa ilk iki sırada başlayıp 6. ve 12. bitiren ilk takımın Mercedes olma ihtimali çok yüksek.


Hafta sonu yine Pirelli'nin konuşulduğu bir haftayı geride bıraktık. Bir markanın bu şekilde ve gereğinden çok fazla konuşulması markaya olumsuz etkileri olup olmaması pazarlamacılar için harika bir araştırma konuşması olabilir. Pirelli de dayanamayıp lastikleri değiştireceğini söyledi. Hembery sürekli direk veya dolaylı olarak Red Bull'u işaret ediyor. McLaren'in kendiyle uğraştığı, Mercedes'in de muhtemelen işine gelecek bu değişime Lotus ve Ferrari karşı çıkıyor. 10 yıl önce biri başka bir takım kuralların değişmesi için baskı yapacak ve Ferrari savunmasız veya edilgen durumda kalacak deselerdi sanırım çoğumuz inanmazdık. Zaman her şeyi olduğu gibi Formula 1'i de değiştiriyor.

Cuma gününden hızlı olacağını hissettiren Ferrari cumartesi şaşırtsa da pazar şaşırtmadı. Cumartesi ise çok hızlı olan Mercedes ise iki gün de seyircileri şaşırtmayı başardı. Mercedes'in lastik aşınması 'aşırı'. Hatta kelime bile bulamıyoruz. İlk çizgiyi kapatıp yarışı 6. ve 12 bitirmeye karşılık gelen bir kelime yok. Akla ister istemez Mercedes'in ayarları geliyor. Herhalde sıralama hızından en az taviz veren takım Mercedes. Gridin orta ve arka kısmına bakalım biraz da ; Di Resta Sutil'i cumartesi yine geçmeyi başardı ama Sutil'in hala zamana ihtiyacı var. Vergne antrenmanlarda hızlı olduğu Ricciardo'dan bu sefer de az farkla da olsa yavaş kaldı. Bottas ise parıldamasa da parıldıyor. Maldonado'yu tek turda geçmek kesinlikle iyiye işaret. Arkanın lideri Van der Garde olurken Bianchi yine Chilton'ı geçmeyi başardı. Pic de kendini son sırada buldu. Takım arkadaşını sıralamalarda bütün yarışlarda geçen Bianchi ile Hulkenberg kaldı. Ricciardo Avustralya hariç Vergne'i tüm yarışlarda mağlup etti. Erken erken diyoruz da, seneye Ricciardo'nun RBR'ye, bu hafta sonu GP2'de 1. ve 2.'lik elde eden Frijns'in Toro Rosso'ya geçmesi kimseyi şaşırtmaz ya da Ricciardo ve Frijns ikilisiyle yola devam edilebilir İtalyan takım. Unutmadan Frijns Sauber'in yedek pilotu, RBR ile bağlantıları var, lafları da var.





Yarış Mercedes'lerin savunması ile başladı. Yarışın başındaki tablo Mercedes'lerin yavaş kaldığı ve bu sayede Alonso, Vettel ve Raikkonen'in birbirine iyicene yaklaşıp eğlenceli bir yarış vaat ediyordu. Ne var ki, Red Bull'un hızı yeterli değildi, Lotus da 3 piti yarışa bölerken çok kararlı değildi sanki. Yarış içinde kararlarını değiştirmiş olabilirler Ferrari'nin hızına karşılık. Orta sıralarda ise Perez bir ara 6.'lık için güçlü konumdayken 4 pitle yarışı Button'ın arkasında 9. sırada bitirdi. Yine de Q3'e kalması, iyi startıyla bu yarış biraz daha iyi gözüktü. Monaco sıralamaları ilginç olacak. Di Resta formunu korurken Gutierrez üstündeki ölü toprağını attı. Ricciardo ise yarıştaki son puanları cebe indirdi.



Evet, yarış da üstteki paragraf gibi biraz yavan oldu. Lastikleri yine güncellemelerden fazla konuştuğumuz bir yarışı geride bıraktık. Aslında 2011'de de buna benzer bir yarış olmuştu, Vettel ve Hamilton 4'er pit yaparak çok zevkli bir yarış izletmişti. O yarışın çıkan tv reytingleri istenilen hedefe ulaşıldığını müjdeliyordu. İnsanlar 2010'un aksine ilk pitlerden sonra kanal değiştirip sadece finişi izlememiş, reytingler yarışın başından beri korunmuş, hatta artmıştı. O yarış pek iyi beceremese de Vettel 2011'de ilk stintte farkı genelde açar, bütün yarışta onun ekmeğini yerdi. Zaten hep dediğimiz gibi -2011'den beri- öndeki araç ilk stintte farkı açamadıysa arkadaki araçtan ya yavaştır ya da eşit hıza sahiptir yarış için. Red Bull bu yıl ilk çizgiyi alamıyor ve trafikte kalarak yarış hızında kendinden biraz daha iyi olan Lotus ve Ferrari arasında kalıyor. 2011'de de yüksek df'li araç yüksek bozunmaya sahipti.  Bu lastiklerin esprisi de bu ama Pirelli bu sefer kantarın topuzu kaçırdı gibi. Red Bull'un eleştirisi bu noktada haklı, elindeki hızlı aracı kullanamayan her takım böyle tepki gösterirdi. Ayrıca patlayan lastikler de Pirelli'yi bu karara itmede yardımcı olabilir.



Felipe Massa

Yazının içinde birkaç cümle ile değinmeyelim dedik. Massa cumartesi Alonso'dan sadece 0.001 sn yavaş kaldı. Webber'i engellediği için 3 sıra ceza alsa da pazar günü oldukça iyiydi. Puan tablosunda Vettel 89 puanla liderken, Alonso 72 ve Massa 45 puanda. Asıl soruya gelelim; Massa yarış kazanabilecek mi ? Şu anki tabloda zor gözükmüyor, peki Ferrari buna izin verir mi ? Büyük ihtimalle izin verecektir, hem Ferrari'nin Vettel'le 17 puanı kapatmak için rekabetçi bir aracı var hem de Massa'nın şampiyonluk şansı bitmedi. Olaylar 2010'dan çok farklı yani. Massa ve Alonso arasındaki puan farkının sabit kaldığını varsayarsak ya da Vettel ile Alonso'nun, takım Massa öndeyken yaz arasına kadar bir emir vermez. Formula 1'i izleyen zengini fakiri, genci yaşlısı, Malatyalı'sı Elazığlı'sı unutması mümkün olmayan 2008 Brezilya yarışından beri galibiyet alamayan bu adamın artık bir yarış kazanmasını istiyor. Kimbilir bir yarıştan sonra arkası da gelebilir..

Aşağıdaki resimler de kıymetlimiss'in resimleri, normalde çıktısını almam, bu sefer bir çılgınlık yapayım dedim. Hayatımda aldığım en güzel çıktılardı muhtemelen...







11 Mayıs 2013 Cumartesi

Şu Çılgın McLaren ve Olağan Şüpheliler

Geçen sene Katalunya yarışıyla baya hemhal olunca bugün sıralamalardaki derecelere ayrı dikkat eder oldum. Geçen seneki pol derecesi 1.21.707 ; Hamilton'un bu turu sonra bildiğimiz nedenlerden dolayı iptal edilip İngiliz son sıraya yollanmıştı. Bugün de Q2'nin ortasına kadar bu dereceyi geçen yoktu ki Mercedes'ler o andan itibaren uçmaya başladı ve Rosberg Q3'de 1.20.718 yaparak polü aldı. McLaren'in en iyi derecesi ise Perez'den 1.21.790'la Q2'de geldi. Galiba Perez için sezonun en iyi turuydu, Meksikalı formunu artırıyor, neyse. Kaba hesapla yeni araç hala eski araçtan hızlı değil ve sezonun 5. yarışındayız. Hatta MP4-27'nin İspanya 2012'den Brezilya 2012'ye kadar önemli güncelleme paketleri ve her yarışa getirilen daha küçük güncellemeleri de hesaba katarsak 28'den hala hızlı diyebiliriz. Serhan Acar'ın özellikle birkaç yıl önce daha çok kullandığı her yarışa en az 0.2 sn getirmeyen geride kalır kuralını da göz önünde bulundurmadık. 27'nin Barcelona'dan Interlagos'a 1 sn geliştiğini varsaysak bile McLaren bugün pol veya galibiyet için savaşabilirdi. Acaba McLaren pilotları ne düşünüyor ; garajda daha hızlı aracınız varken belki de hiç olmayacak bir aracı geliştirmeye çalışmak nasıl bir duygudur. Üstelik sezon öncesinde Button'ın kafasında şampiyonluklar, Perez'in ise galibiyetler varken. Bütün bunları düşünürken, yukarıdaki rakamların bakkal hesabını olduğunu unutmamak gerek. Diğer takımlar geçen seneki derecelerini ortalama 1 sn geliştirmişler, Mercedes hariç. Rosberg'in geçen yıl Q3'de attığı tur 1.23.0 yani bu seneki pol derecesinden 2.3 sn yavaş. Şu an hatırlayamıyorum Rosberg ne kadar ciddi bir tur attı Q3'de ama önemli ölçüde geliştikleri kesin. Alonso ve Raikkonen'in 2012'de dereceleri 1.22.302 ve 22.487. Bugün 1.21.218 ve 21.177.



Sene başında McLaren'in MP4-27'yi ön kanatta yapılabilecek birkaç değişikle tekrar piste sürebileceği söyleniyordu. Bunu söylerken 2013'de lastik ağırlıklarının artmasını hesaba katmadılar sanırım. Olası bir durumda 27'yi bu lastiklere de adapte etmeliler. McLaren için şu an söylenecek son sözler takımın iki ilginç açıklaması. Geçen haftalarda aslında bütün takımların 2013 için yeni bir araç yapacağını tahmin ettiklerini ve bu hafta başında çıkan korelasyon sorunları. McLaren harbiden garip takım, bazen Alman takımları gibi basit oynamaları gerektiğini unutuyorlar galiba. Ayrıca sene başında McLaren'in de Toyota'nın rüzgar tünelini kullandığı haberi çıkmıştı. Ne tarafından tutulsa garip bir durum, McLaren'in tüneli hem Formula 1'de en iyi olarak biliniyor hem de bu takım Lotus'a rüzgar tüneli yapımında yardım ediyor. Şu an kendilerininkini de yeniliyorlar galiba, maalesef bu konularda pek haber çıkmadı, bilen bir el atsın.

Max Chilton


Madem cumartesi gecesi yazı yazdık, yarın için de bir şeyler karalayalım dedik. Şu an için herkesin ilk merak ettiği Mercedes'in yarışta ne yapacağı. Sonrası Red Bull, Lotus ve Ferrari'nin stratejileri. Raikkonen herkesten az pit yapmanın zor olduğunu, Alonso orta sert ve sert lastikler arasında stintlerde pek fark olmadığın söyledi. Öncelikle Raikkonen'in yarışa tutunması için startta yer kaybetmemesi lazım, en azından sadece Alonso'ya geçilmeli. Mercedes'lerin ise yarışta kilit nokta olacağı malum. Startta yerlerini korudukları taktirde son sektör performanslarıyla geçilmeleri çok zor olabilir. Bahreyn gibi her tur sıra kaybetmeleri pek olası gözükmüyor. Yani ilk stintte bir Mercedes treni görebiliriz ya da kim bilir yarış hızları iyidir ve kendi aralarında yarışırlar. Büyük resme bakarsak Vettel'in temiz taraf avantajını kullanabilirse şu an için en büyük favori gözüküyor. Bu arada birileri özellikle ilk stintte trafikten kurtulmak için erken pite gelebilir, akla hemen Webber geliyor nedense. Yarış üstünde olmasa bile, pitlerde bol aksiyonlu bir yarış izleyebiliriz. Unutmadan iki tane DRS alanı olacak, bu yukarıda belirttiğimiz Mercedes'lerin S3 avantajını yok edebilir. Katalunya'da daha gri olan Alman takımı üçüncü antrenmanlarda uzun stintler denemişti, bunu en son denedikleri Malezya'da yarış boyunca fena değildiler, bugün de Rosberg'in iyi turları vardı. Eğlenceli bir yarış dileğiyle, mutlu pazarlar..Esen kalın.

7 Mayıs 2013 Salı

Bahreyn Karalamaları

Evet, yarışın üzerinden 2 hafta geçti ama ben de içimdekiler kalmasın diye ders notu halinde bir şeyler karalayım dedim, malum böyle daha çok akılda kalıyor.

- Öncelikle Bernie'nin bile yarışın düzenlenmesine saçmalık demesi yarışın belki de en önemli anektoduydu. Çok şaşırdım.

- Pirelli'nin 'eşitlik' uygulaması bu yarışta artık tavan yaptı. Mercedes'i tek tur hızıyla sayarsak öndeki altı takım (5+Force India) da yarış kazanabilecek hıza sahipti. Tabii, bu ilk başta garip gelebilir ama şuan ki bütün iş trafikten kurtulmakta yatıyor.

- Sertlerle başlayıp 4 pit yapan Button yarışın en kötü taktiğini uyguladı muhtemelen. Raikkonen'in peşinden gidip en azından rahat bir beşincilik alabilirdi. İçeride ne oldu bilmiyoruz, ne McLaren ne de Button bunla ilgili bir açıklama yapmadı.

- Perez için 'gereksiz' bir eleştiri yapılmıştı ilk üç yarışta. Bu adam büyük takımda, biraz yerelim mantığı hakimdi. O da patronunu dinleyerek yarışa büyük renk kattı. Yarışın en agresif ismiydi.

- Schumacher'den sonra diğer Alman Vettel rekorları silip süpürürken başka bir Alman da araçla savaşmaya devam ediyor. Rosberg'in savunmaları favorimdi, bu yarışta daha çok sevdim. Biraz da üzüldüm. Bu adam ne zaman iyi bir araca sahip olacak  !

- Ferrari'nin şanssızlığı malum. Yine de mekanik arızaya şanssızlık demek biraz romantik kaçıyor. Üstelik Ferrari birkaç yıldır biraz da bu dayanıklılığı ile ayakta kalmışken, işler ciddileşiyor.

- Şöyle bir teorim var, her yarış geçtikçe Red Bull daha güçlenecek. Çünkü lastikler daha iyi anlaşıldıkça, onlar da sıralama hızından feragat etmeyecekler. Teorinin temeli, son zamanlarda çıkan dedikodulardan oluşuyor.

- İşte bu yüzden burnuma 2011 kokuları gelmeye başlıyor. İki yıl önce de Red Bull'la başa çıkabilecek bir McLaren vardı, onlar da zırt bırt hata yapıyorlardı.

- Son olarak Hamilton'ın aracının ikinci pitten sonra değişmesi/düzelmesi de ilginç bir ayrıntıydı. Hamilton ve Alonso'nun yarışın çoğunda haşin mücadelelerin uzağında kalmaları puan almalarında kritikti. Hamilton 2012'den devam ediyor.

Yazıyı biraz da aşağıdaki resimleri koymak için bahane olarak kullandım.





















1 Mayıs 2013 Çarşamba

2013 Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu 3 - Kadıköy

Vapurdan sonra biraz meşakkatli bir yolculuk yapıp Erenköy'e varmaya başardım. Erenköy dedimse, kulak aşinalığım olsa da pek bildiğim yer değil. Bir türlü öğrenemedim zaten Kadıköy'ü. Burdan yürüyün dediler, yürüdük. Kimseye de sormadım. Uzunca bir süre yürüdükten sonra sevinçle trafiğe kapatılmış bir yol gördüm. O anki heyecanım iki yıl önce İstanbulpark'a giderken yaşadığım duygulardan sonra en güzel duyguydu diyebilirim. Biraz sonra da Caddebostan tahmin ettiğim yeri gördüm. Polis araçları ve yaklaşan gürültüyle pelotonu ikinci kez geçiverdi önümden, biraz uzak da olsa güzeldi. Sonra caddeyi hemen geçip sahile vardığımda 500 mt tabelasını görünce baya sevindim. Birkaç resim çekindikten sonra pelotonu bir kere daha beklemeye başladım. Aşağıdaki resimler de ona ait. Resmin bütün halini buradan görebilirsiniz.












29 Nisan 2013 Pazartesi

Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu Yazıları 2 - Vapur

Kabataştan geçen peloton nasılsa Barbaros'da yavaşlar diye kendimi rahatlatmaya çalıştığım zamanda bir yandan da internetten son duruma bakıyordum. O an daha iyi anladım ki, en iyisi bisikletçileri yokuşta izlemek. Formula 1'i eleştirirlerdi, -izlemeden tabii- önünden hemen geçip diyor diye; asıl peloton önünden vız diye geçiyor. Bu arada düne kadar takımların formalarına da pek dikkate almazdım ama pelotonun çok renkli bir görüntüsü vardı. Bütün tur önde olmaya çalışan Torku'da hemen dikkat çekiyordu. Renkli formalar doğal olarak daha fazla dikkat çekerken, en sevdiğim takım Omega-Pharma'yı ise ancak finişte gördüm. Bu yazıdaki resimler vapurdan. Ben Üsküdar'a yol alırken onlar da köprüye varmıştı. Bu arada vapurdaki televizyondan da turu takip ediyordum. Bir de tur helikopterini yakalamaya çalıştım ama pek beceremedim. İşte vapurdan birkaç ilginç resim; alttaki tv'li resimlerde peloton da tam olarak boğaz köprüsünde...








Görmek çok zor ama takım araçları falan köprüde şu an..



2013 Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu Yazıları 1 - Foto Öykü ; Kabataş

Son gün İstanbul'da gelen Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu Sultanahmet'te başlayıp, Bostancı'da sonra erdi. Bu son etabın güzergahını bilmiyordum ama kesin Sultanahmet'de yaparlar diyordum. Cumartesi gecesi rotayı öğrendiğimde ufaktan bir telaş yaptım. Pazar günü de geç çıkınca yola işler biraz sarpa sardı. Neyse, elimde baya fotoğraf birikti, bunları birkaç ayrı yazıya paylaştırıp en son yazıda Tur'la ilgili genel fikirlerimi yazmaya karar verdim. Bu yazıdaki resimler Kabataş'dan. Ben acele acele karşıya geçip Caddebostan'a nasıl gideceğimi düşünürken adamlar beş dakikada Sultanahmet'den Kabataş'a gelmişler. İlk önce kaçış grubunu gördüm doğal olarak, sonra da pelotonu. Hatta daha güzel bir açı yakalamak isterken yolun karşısına geçeceğimi düşünen birilerinden azar bile işittim. Ve yengeç  burcu birisi olarak o olaydan etkilendim bile diyebilirim. Neyse ki yetişme telaşıyla sonradan kendime geldim ve koşuşturma başladı. Bu yazıdaki resimler Kabataş'dan vapura binmeden önce çektiğim resimler. Onlar köprüye doğru yol alırken ben de vapura geçtim.













15 Nisan 2013 Pazartesi

Bakın Beyler - 2013 Çin GP

Pirelli Formula 1'e adım atışından bu yana her hafta tartışıldı galiba fakat Çin 2013 artık bu tartışmaların tavan yaptığı yer oldu. Bu işin cıvığı geçen sene çıkmıştı aslında, o zaman 'fantastik yarışlar' diyerek kamuoyu ikna edilmeye çalışıldı. Şahsen bu sene de kim nerede hızlı akıl sıra erdiremiyorum, düşünüyorum düşünüyorum yok. Ahmet Çakar'ın çıkıp '' Bakın beyler, geçen sene 20 polün 16'sını, son 10 yarışta hepsini alan Red Bull ve McLaren, Çin'de pol mücadelesine bile girmedi, lastik sakladı. Burnuma kötü kokular geliyor, haksız mıyım Ziya Abi..'' demesini bekler hale geldim. Son 10 yılda Formula 1'in aerodinami yarışmasına döndüğü tartışmaları olurdu, 2011'de de böyle oldu, geçen sene hem aero hem lastik şampiyonası oldu, bu sene ise Aerodinamik bile Allah'a emanet ! Yine de 2010 veya ondan önceki senelerde olduğu gibi sıkıcı yarışlar yerine bol pitli yarışları her türlü tercih ederim fakat bu kadar bilinmezlik de kesinlikle normal değil. Ara sıra sıkıştırdığım yakıt ikmali meselesi belki gündeme gelebilir, yakıt ikmalli ve Bridgestone kadar sağlam, Pirelli kadar yumuşak olmayan çözüm şu an en büyük hayalim.



Cuma ve cumartesi günkü Mercedes ve Ferrari hakimiyeti sıralamalarda da devam etti. Bu sefer Q2'den itibaren onlara Raikkonen de katıldı. Cuma günkü antrenmanlarda Ferrari'nin yumuşak lastiklerdeki iyi turları ve Webber ile Button'ın fena olmayan seri turları vardı. Sıralamalarda, Hamilton üçüncü kez takım arkadaşını geçerken, Alonso da bu sezon ilk defa Massa'yı geçti. Sıralama turları yapılırken bile herkesin aklında yarınki lastik stratejileri vardı. Q3'de zaman 0.00'ı gösterdiğinde ortada tur derecesi falan yoktu. Çin gibi soğuk ve lastikleri Malezya kadar zorlamayan bir pistte bile bunlar yaşanılıyorsa, 1 ay sonraki Katalunya yarışında neler olur şimdiden büyük merak konusu.



Kimi Raikkonen geldiğinden bu yana öyle böyle Grosjean'dan hızlı olmayı başardı ve geçen sene sonunda büyük üstünlük kurdu Fransız'a. Bu yarış ise gerçekten Grosjean'dan 'Sen bi kenara çekil' dercesine hızlıydı. Lakin Grosjean'ın şasi kaynaklı gibi gözüken sorunlarını unutmak büyük hata olur. Ordan neler çıkacak, merak içerisindeyim. Diğer yandan Alonso da Ferrari'deki dördüncü yılında muhtemelen Monza 2010'dan bu yana en optimum araca bu yarışta sahipti. Birazdan göreceğiniz tur derecelerinde olduğu gibi araç yarışta özellikle ikinci pit sonrası üçüncü stintte resmen uçuyordu. Takım arkadaşına üstünlük kuran başka bir pilot da Ricciardo'ydu, RBR koltuğu için Vergne'i 'yok etmeye' çalışan Ric'in amacına ulaşması pek kimseyi şaşırtmayacaktır. Geçen seneki sıralama üstünlüğünü koruması bile yeterli olabilir.



Yarışa gelirsek, tahmin edildiği gibi karışık başlayan yarışta Mercedes'lerin yumuşak lastikle döküldüğünü gördük. Hamilton Ferrari'lere direnemezken, Rosberg de Grosjean ve diğerlerine geçildi.  Red Bull ise yine akıllıca bir taktikle Webber'e daha ikinci turda pit yaptırırken, hafta sonunun 'lanet' lastiğinden kurtuldu. Pite erken gelenler kurtuldu ve doğal olarak yarışa sert lastikle başlayanların ortasına düştüler. Çin'in de doğal trafiği başlamıştı. Alonso'dan bir tur geç pite gelen Massa'nın sorunu ise kendisinin dediği gibi ayarlardna kaynaklı fazla aşınmaydı, diğer türlü Massa en azından podyum için savaşabilirdi. İşler normalleştikçe Hulkenberg, Vettel ve Button'ın karmaşadan yararlanabileceği sonucu çıktı.


Hafta sonunun en güzel anı ; Jenson Q3'e kalan Ric'e şaşırıyor


Button'ın özellikle ilk pitini çok erken yapan Vettel ve Hulkenberg'den sonra çok önemli bir avantaj kazandı. Alonso'ya geçildiğinde bile eğer hızı ilk stintteki veya Malezya'daki gibi Ferrari ile eş olsaydı yarış kazanacak konuma kadar gelmişti. Yarışa sekizinci başlamasına rağmen 2. pitleri Alonso ile beraber yaptılar. Yani yarışı kazanması en muhtemel pilotla durumu eşitlemişti. Ne olduysa pitlerden sonra oldu ve Button, Alonso'dan tur başına en az 1 sn. yemeye başladı. Pit çıkışından sonraki 4 turda İngiliz 5.1 sn fark yedi. Tur derecelerine bakılırsa, Alonso üçüncü stintte resmen ortalığı dağıtmış. Sadece Button'dan değil, Raikkonen ve Hamilton'dan da hızlıymış. Red Bull'da Alonso ile mücadele edebileceğini düşünürken gözünü podyuma dikti yarış ilerledikçe. Bu arada hesapların çok ince olduğu bilinmesine rağmen Red Bull Vettel'i çok geç pite çağırdı konusunda hemfikiriz sanki. Hamilton'ın sezon ilerledikçe şampiyonluk yarışına katılması büyük soru işareti ama şimdiden 40 puanı aldı. Ortalığı karıştırmaya devam edecektir. Cumartesi günü en yüksek ikinci hıza ulaşıp pol pozisyonunu kazanması da görülmesi kolay şeylerden biri değil kesinlikle. Marussia'larin da düzlük hızında McLaren, Red Bull ve Raikkonen'den daha iyi olması ufak bir ayrıntı olarak kalsın bir kenarda.

Alo, Rai ve Ham'ın 25. turdan itibaren tur dereceleri


Pilot bazında Webber'in güzelim seri turları ve Q1 performansı da yapılan skandal hatalarla heba oldu. Grosjean'ı beklemeye aldık, Hulkenberg yine ilk stintte parladı, sonra normale döndü. Sauber aracı bu sene biraz garip. Sessiz Di Resta Sutil'in yarış dışı kaldığı bir zamanda 8 puan alarak görünmeyen bir avantaj kazandı. Perez ise yine fena sürmedi aslında, takım Button'ın aksine sert-yumuşak-sert taktiğini uyguladı Meksikalı'ya. Q2'de son sektördeki muhtemel hatası ise Q3'e mal oldu. Özetle kötü sürmüyor ama özel de bir şey yapmıyor. Aracın kötü olduğu bir zamanda da agresiflikten kaçınıyor. Button'a dönersek, İngiliz takım liderliğini üstlenmiş durumda. Kendinden hızlı birkaç aracı geçip çok zorlanmadan Q3'e kalıyor ve lastiklere nazik davranmaya çalışıyor. Şimdiye kadar şampiyon gibi sürdü fakat bir kademe daha agresif olması lazım. Williams ise yine rekabetçi değildi ve Bottas Maldonado'yu geçmeyi başardı yarışta. Yine de Pastor sıralamada net bir fark attı çaylağa (0.5 sn).  Bianchi ise bildiğimiz gibi. Pic sıralamalarda Chilton'a geçilse bile yarışta geçmeyi başardı 2 numaralı Marussia'yı. Van der Garde de hem yarışta hem sıralamada sonuncu oldu.



Bir hafta sonraki Bahreyn önceki iki yarış kadar df istemese de yüksek sıcaklıkla yine lastikleri parçalayacaktır. N.Ş.A.'da çekişi iyi olan aracın biraz daha avantajlı olabildiği bu pistte muhtemelen kimse çekiş mekiş konuşmayacaktır. McLaren hariç büyük takımların kazanmasına açık olacağı bir yarış daha izleyeceğiz.