Britanya GP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Britanya GP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Temmuz 2013 Pazartesi

Sezon Ortası Karalamaları

Tarihin en absürt sezonunda sezonun orta noktasına yeni geldik. Macaristan'da 35. tur biterken sezonu yarılamış olacağız. Sezonun yarısı bitti ama kimse ne olup bittiğinin farkında değil. Kim niye hızlı, kim niye yavaş, eski lastikler kime yarıyordu, Pirelli lastikleri değiştirdi mi, yeni lastikler ne olacak.. Sadece Pirelli de değil sezonu absürt yapan, 2013 sezonu takvim açısından da bir garip. Üç hafta bekliyorsunuz, sonra üst üste iki yarış sonra tekrar üç hafta. Bunun sebebi tam anlamıyla lojistik de değil, takvimdeki pistler son yıllarda hemen hemen aynı, en fazla bir iki değişiklik oluyor. En somut örneğinden, 2013'de sadece 2012'den farklı olarak Valencia Gp yok. Bu yılın tek iyi tarafı sezon arasının 5 hafta değil 4 hafta olması. Sanki New Jersey'in takvimde olmaması her şeyi mahvetmiş gibi.

2009'da değiştirilen kurallardan ağzı yanan takımlar, hele de o yılın Red Bull'un uzun yıllar sürecek hegemonyasını temelinin atılacağını bilselerdi acaba 2008 sezonunda bu kadar uğraşırlar mıydı bilinmez. 2014 öncesinde ise herkes planlamasını yapmış durumda. Şampiyonluğa oynayan takımlar da. Yine de tamamiyle 2014'e odaklanmak başka iş. Sürücüleri şampiyonluğa oynayan Red Bull, Lotus ve Ferrari 2013 sezonunu bırakmadı. Mercedes ise önce İspanya'dan sonra tamamen 2014 denmişti, sonrasında artan performansla takım bütçesinin 145 USD'den 190'a çıktığını duyduk. Şu an için tamamen 2014'e odaklanan tek büyük takım McLaren. Öndeki üçlünün diğer takımları dert etmesine gerek yok, çünkü onlar motor parası bulmak için uğraşıyorlar. 2013 sezonunun nasıl şekilleneceği 2014'ü de derinden etkileyecek. Yine de 2009 gibi bir sezon beklemek seyircileri hayal kırıklığına uğratabilir. 2014'de Red Bull veya Brawn GP'nin yaptığı gibi bir araç çıkmayacağı varsayımıyla 2013 sezonu 2014'ü direkt etkileyebilir. En azından değişikliklerin Williams'a yarayacağını umut edelim. Gelecek sezonki önemli değişikliklere bakacağız bir ara.



Macaristan için seçilen sert değil aşırı sert lastiklerden sonra Pirelli yumuşama yapsa da lastikler hala yeterli değil. Eğer bu yarışta Vettel yine farkı açarsa Pirelli biraz daha cesur davranabilir sezonun ikinci yarısında. Gerçi onların da elleri kolları bağlı. Yaşadıkları sorun Michelin'in neden olduğundan çok daha fazla işte ama..şartlar. Pirelli'nin garip lastikleri Silverstone'da beklenilen eğlenceyi vermese de Almanya'da yüzleri biraz olsun güldürdü. Nürburgring Silverstone kadar olmasa da lastikleri zorlayan bir pist. Geçen pazar gördük ki bazen pistin karakteristiğinden çok sıcaklık daha fazla etki edebiliyor lastiklere. Sıcak hava da özellikle Lotus'a yarıyor.

Ferrari'nin sertle başlamasından biraz kafa karıştırsa da Alonso yeterli hızımız yok diye konuştu. Sıcak havadan etkilenen ise yine Mercedes oldu. Diğer yandan lastikleri iyi saklayan Force India garip şekilde yavaştı. Force India'nın bu tür havalarda geçen seneki Sauber etkisi yapması gerekir, az da olsa. Kanada ve İngiltere'de daha serin havalarda lastikleri diğerleri kadar iyi çalıştıramayan McLaren sıcak havada kendine geliyor. Bu seneki en iyi sonuçları Bahreyn, İspanya ve Almanya'da aldılar, sanırım tesadüf değil. Pirelli gerçekten bütün ezberleri bozuyor, seyirci olarak gördüğümüz kadarıyla Force India gibi takımların asıl bu tür havalarda kendini belli etmesi lazım ya neyse.

Paul Di Resta

Biraz daha kafa karıştırıcı konu ise ; gelişim. Mercedes'in nasıl olur da bu derece hızlı olduğu, arkasındaki üçlünün gelişim hızı veya McLaren'in gelişip gelişmediği. Özellikle Mercedes'in hızının kaynağı, bir tane güzel bir yazı bulamadım bu konuyla ilgili, herkes lastiklere boğulmuş durumda. 2013 aracı ile yapılan testten hafif ceza ile yırtmaları, üç senenin ardından gelen üstelik kuralların pek değişmediği sezonda birden net şekilde en hızlı araca sahip olmaları ister istemez komplo teorileri uydurmaya uygun bir ortam oluşturuyor. Aslında demek istediğim, Formula 1 ve Fia'nın Mercedes'i kaybetme lüksü yok. Çünkü griler Ferrari'yi özel konumundan dolayı saymazsak griddeki tek üretici takım. Akla ister istemez 2008 sezonunun ikinci yarısında hızlanan Renault'a karşı Fia'nın bazı şeyleri görmezden geldiği dedikoduları geliyor. Tabii bu görüşün dayandığı hiçbir somut delil yok fakat yıllar sonra birileri bunu ima eden açıklama yapsa bile F1'i yakından takip edenler şaşırmayacaktır.

Sezon içi gelişime gelirsek; Mercedes sene başındaki farkını genel olarak koruyor, McLaren ise bir türlü beklenilen adımı atamadı. Son iki yarışa baktığımızda mesela, İngiltere'de sene başında neredeyse 1 sn'ye yakın fark yediği Lotus ve Ferrari'nin dibindeydi, Almanya'da işler tersine döndü veya normale. Dediğimiz gibi garip bir sezon yaşıyoruz. Son yarışlarda artan performansıyla Toro Rosso da dikkat çekmeye başladı. Özellikle Ricciardo. Avustralyalı oldukça şanssız, Vergne Kanada'da grid pozisyonunu yarıştaki şartların da yardımıyla korumaya başarırken Ricciardo aynı derecede şanslı değil. Son yarışlarda hem Toro Rosso hem de Force India yarış hızında yeterli değil. Açıkçası artık yarışlardan önce ne olacağını tahmin etmek çok daha zor, yarışın ilk 5-10 turu kimin lastikleri iyi kullandığı belli oluyor, ona göre tahminlerde bulunuyorsunuz.

Roman Grosjean

Yarın başlayacak sezon içi testler ve pit yolundaki hız limiti şampiyonayı derinden etkilemese de yansımaları olacaktır. Hız limiti çok önemli değil gibi görünse de Lotus, Button ve Hulkenberg gibi bir az pit yapmaya çalışan pilotlara pit yolunun uzunluğuna bağlı olarak 3 sn civarında bir süre kazandırabilir. Aslında şu anki şartlar en çok Vettel'i işaret etse de Lotus için de fena değil durumlar. Özellikle tek turda Ferrari'nin biraz daha önüne geçmişler gibi, Kimi'nin şampiyonluğu için Grosjean'dan daha iyi kullanmaları lazım. Almanya'da Grosjean'a yarış kazandırmak yerine Vettel'i durdurmaları öncelik olmalıydı. Macaristan için Mercedes ve RBR'nin ilk iki cebi kapmaları zor olmayacaktır. Geçen sene de gördük, Hungaroring'de geçiş zor. Vettel Alonso'dan 34, Raikkonen'den 41 puan önde, farklar 40 ve 50 puan olabilir yarış sonunda. Umalım ki sezonun heyecanı erkenden bitmez, çünkü bu 2014'ün heyecanını da etkileyebilir. Heyecanlı sezonlara..



10 Temmuz 2012 Salı

2012 Britanya GP : Yağmurlu Sıralamanın Yağmursuz Yarışı

Geçen sene (2011) testlerde en fazla turu atıp lastikleri anlayamayan Ferrari büyül hayal kırıklığıydı; kötü bir araç yapabilirsiniz fakat herkesten fazla tur atıp lastikleri anlayamamanın bir açıklaması yoktu benim açımdan. Bu sene de o ödül McLaren'e gidebilir. Çünkü takım ne lastikleri anlayabilmiş durumda ne de önemli bir gelişim kaydetti sene başından bu yana. İkisinden birini yapabilmeliydi düzgün olarak, yine de erken bir teşhiste bulunmayalım. Cuma günü ajanslara bir haber düştü, Ross Brawn'un aerodinamiden çok lastikleri anlamaya odaklandıklarını, bunun getirisinin daha fazla olduğunu söyledi. Evet sıralama nispeten oturdu ama yarışın galibi yine lastikler tarafından belirlendi. Elbette sürücüler her şeyi belirlemiyor, belirleyemez ama bu işin tadının ne zaman kaçacağını merak ediyorum, bu başlı başına ayrı bir yazı konusu, o yüzden bırakalım şimdilik.

Wimbledon'u da kaçırmıyorlar...
2011'in aksine bu sene trend yumuşaklardan hemen kurtulmak. Geçen sene bazen 1.5 sn'ye yakın farklar oluyordu iki hamur arasında. Bu yüzden daha sert olan lastikler yarışın son bölümlerinde kullanılıyordu genelde. Bu sene farkların azalmasıyla yumuşak lastiği kullanmanın hiçbir manası kalmadı. Zaten belirgin bir dayanıklılık farkı varken bu iki hamur arasında, bu sene pratikte 0.5 sn olan iki hamur arasında bazen fark mark kalmıyor. Kalsa bile birkaç tur 0.2 sn hızlı gitmek için kimse yumuşakları takmıyor. Tabii Sauber ya da Lotus değilseniz. Yarışı internetten izlediğim için çok bir şey anlamadım, sonradan ordan burdan izleyenlerdin yorumlarıyla az buçuk bir şeyler çıkarabildim. Bizi bu duruma düşürenlere ateş püskürten bir yazı yazacam, haber sitelerinde dolaşmayacak bu yazı ama ben yine de yazacam. Bir ara yeniden izleyeceğim yarışı, en azından Serhan Acar'ı dinlemek insana mutluluk veriyor, aynı Caner Eler gibi. Allahtan pek inceleyecek bir şey yok yarışa dair. Olay yumuşak-sert lastikleri doğru yerde doğru zamanda kullanmaktan ibaretti dün(anladığım kadarıyla).




İngiltere'nin beşiği olduğu şüpheli ama Formula 1'in beşiği olduğu kesin. O yağmurda 80 bin kişi antrenmanları izlemeye geldi, üzerine diyecek bir şey yok. Üstelik büyük çoğunluğu Hamilton ve Button için gelen fanların haftasonları buruk bitti. McLaren İngiltere ile bütünleşmeye çalışması -bilmiyorum belki ben böyle yorumluyorum- önemli bir hamle. Birçok takımın merkezi orada ama İngiltere biraz McLaren ile anılır oldu. McLaren'in, Mercedes'in sürücü seçimi gibi planlı olmasa da iki tane Britanyalı şampiyonun takımda olması onları bu yola itmiş olabilir, her ne olursa olsun İngiltere'de var olmak F1 için çok önemli, belki de bu konuda Williams geç kalmıştır. Üzerine Lewis Hamilton yarıştan sonra olimpiyat meşalesini taşıdı. Bu gelişmeleri de not edip başka yazıya saklayalım. İngiltere'nin yayın haklarına sahip SKY Sport taraftarlardan gelen birkaç resmi de paylaşacağız bu arada. Sözde İngiltere yerine Britanya'yı kullanacaktım, olmadı, alışmışız bir kere. Yine pist dışı bir haber olarak McLaren pilotlarının kendilerini seslendirdiği bir animasyon yapmış, Sky Sport'da yayınlandı, Ron yine iyi çalışıyor. Silverstone her sene şovun önemli bir parçası olmayı sürdürüyor, daha iki sene önce pistin takvimden düşme ihtimali olduğunu hatırlamak bile insanın tüylerini ürpertiyor. Takvime doluşan ruhsuz pistlerden sonra eskiden hiç sevmediğim bu piste şimdilerde aşık olmuş durumdayım.





Büyük resmin bir kenarında da Romain Grosjean ve Lotus gerçeği var. Yine yarış kazanacak bir hıza sahiptiler, yine olmadı. Soğuk havada iyi olmaları da ayriyeten şaşırttı. Ben Raikkonen'den bahsetmek istiyorum, sanırım bu sene kafasında sadece yarışıp tekrar forma girmek var. Kendisinden beklenenden çok daha sakin, etliye sütlüye karışmadan devam ediyor. Buz Adam'ın kafasında muhtemelen başka şeyler var ya da hala araçla sorun yaşıyor. Yine de şu ana kadar oldukça iyi iş çıkarıyor, bu sene olmasa bile seneye patlama yapma ihtimali yüksek. Onun değerini gittikten sonra anladım, şu anki grid tadından yenmiyor zaten. Sauber'in hızı da bu yarış fena değildi, belki de Lotus'dan sonra 4.takımlar. Sene başı ilk 4 yarıştaki antrenmanların hepsinde Mercedes motorları kazanırken ben de çetelesini tutuyordum, sanırım 12'de 12 yapmışlardı. İngiltere'de de ilk 7 takım içinde Williams'la beraber Mercedes ve McLaren grubun son kısmını oluşturuyorlardı. Orta grubun yalnız kovboyu Toro Rosso'da da Ricciardo yine Vergne'in önünde tamamlamayı başardı yarışı, 3.Antrenmanlarda fena gözükmeyen Marussia ve HRT'nin de gerçek hızlarını göremedik yağmurdan, yine de Marussia büyük güncellemeleriyle HRT'nin önüne geçmiş gibi, HRT 2 tur yerken onlar 1 tur yedi. Sıralama turlarında da Alonso, Hamilton ve De La Rosa'nın 9-0 üstünlüğü devam ederken, Webber Vettel'e karşı 5-4 yaptı. Yine ceza yiyen Maldonado'ya da yeteri kadar laf söylendi ama bir pilot ne kadar agresif olursa olsun bir yere kadar sorun olmayabilir, hatta bu fazlasıyla taraftar da toplar size, Maldonado'nun yaptığı ise çok farklı, Belçika 2011 ve Monaco 2012. Kasıtlı olarak rakibinin üzerine sürdü bu iki olayda, iyimser bir yaklaşımla olayı açıklamaya çalışanlar oldu lakin açıklayacak pek bir şey yoktu. Ne yapmaya çalıştığı konusunda bir fikrim yok, yakında Fia onun yüzünden cezalarda yeni yaptırımlara gidebilir, aklıma ilk gelen yılda 5 defadan fazla ceza alan pilotun puanlarının silinmesi gibi birsürü ceza türetilebilir. Ne olursa olsun sorun Maldonado'nun iyi niyetli olmayan sürüşleriydi, F1'in en agresif sürücüleri bile böyle kötü niyetli değillerdi hiç bir zaman.

Bu da en sanatsalı..
Yarışın sonucu ; 1.Webber 2.Alonso 3.Vettel 4.Massa 5.Raikkonen 6.Grosjean 7.Schumacher 8.Hamilton 9.Senna 10.Button. Pilotlarda Alonso liderliğini korurken, takımlarda da Red Bull önde bulunuyor (tarihe not).





28 Temmuz 2011 Perşembe

Britanya ve Alamanya Gp'leri








10 Temmuz ve 24 Temmuz'da gerçekleştirilen Britanya ve Alamanya GP'leri 'Vettel aslında o kadar kolay kazanmıyor'un bir çeşit ispatı oldu, İngiltere'de Alonso, Almanya'da ise Hamilton kazandı. Bütün hafta sonu çok iyi süren Hamilton Singapur 2010'da Alonso'dan sonra böyle bir lezzet yaşattı bize, Vettel'in galibiyetleri de çok iyiydi ama bu tür sürüşleri göremedik, göstermesine gerek de yoktu. Bana göre griddeki en 'bütün' sürücüler Alonso ve Hamilton, bu ikisine Rosberg ve Kubica'yı da sayabiliriz ama onların ispat etmeleri gereken şeyler var daha maalesef (Schumacher'i ayrı tutuyorum tabii, karşılaştırmak doğru olmaz gibime geliyo). Burdan yarışlara dönersek Silverstone'u izleyemedim ama sonradan bu eksiğimi telafimi ettim bi şekilde. İngiltere'de olan şey tam bir istisna idi, sanırım sene sonunda da orda tam olarak ne oldu anlayamayacağız. Yine de sıralamalardaki farkların gerçek performansları yarattığını söylemiyorum. Egzoz beslemeli difüzörlerle ilgili yasaktan bahsetmiyorum sadece yağmurdan dolayı yapılan ayarlar da bunun içine katılmalı. Ayrıca takımların muhtemelen bu yasağa karşı bir önlemleri vardı fakat yağmurdan dolayı onu da tam deneyemediler. Yani yarış tam bir bilinmezler yarışıydı.











Eskiden en hızlı olan araç yarışta da kopar giderdi açıkçası Schumacher'in 30 sn. önde bitirdiği bir yarış bana bunlardan çok daha 'gerçekçi' geliyor. Ne oluyor da yarışta farklar azalıyor, bunun birçok sebebi var diyorlar ama temelde 'yakıt ikmali' yasağı olabilir diye düşnüüyorum. İngiltere'de ise bir saniye olarak beklediğim fark 0.1'e kadar inmişti Rbr ve en yakın rakipleri arasında. Saydığımız nedenlerden doalyı bunun gerçeği yansıtmadığını söyleyebilirim. Yine de Nurburgring'deki farkı gördükten sonra Ferrari'nin çok öenmli bir adım attığı gerçeğini değiştirmez. Webber ve Alonso farkı 0.363 idi eğer kabaca egzoz beslemeleri araçlara eklersek ve Almanya'daki farkın İngiltere'den daha az olması gerektiğinden yola çıkarsak Rbr-Ferrari farkı İngiltere'de 0.550-0.650 civarı olması normaldi ve bu bile Ferrari'nin çok iyi adım attığını gösteriyor. Tabii bunların hepsi fantezi ve ben bunları seviyorum. Çok konuştuk, Webber'in Valencia'da Vettel'e en çok yaklaştığı yarış oldu cumartesi bazında. Mesela Vettel o yarışta son pitleri kadar en fazla 4 sn. fark açmıştı yani bir hatayla veya pitle eriyebilecek bir farktı, yani elini kolunu sallayarak kazanmadı yarışları. Eskiye kıyasla diyorum 30 sn. farkla kazanılan yarışlara göre. En bariz örneği İspanya gp; Hamilton erken pit ile yarışı kazanabilirdi. Webber İngiltere'de ise Vettel'i az bir farkla da olsa geçti ve ilk 'net' olarak takım arkadaşını geçti ama ilk virajda yine her şeyi berbat etti. Hamilton ise çok iyi bir yükselişle pitlerin ardından öndeki üçlünün arkasına yetişti ve yumuşaklara geçişte Mclaren Ferrari'ye göre adeta 'uçtu'. Sanırım lastik ısıtmadan kaynaklanan bir sorundu bu. Hamilton Alonso'yu, Button Massa'yı geçti ama ondan sonra rayına oturan yarışta Alonso Hamilton'u drs'nin de yardımıyla geçti, ikinci pitlere kadar biraz durgunlaşan yarışta Mclaren'in biraz daha erken bitti lastikleri ve Hamilton ikinci pitleri başlattı, ardından Alonso ve Vettel, olan burda oldu ve Vettel'in pitinde sorun oluştu ve Alonso, Ham, Vet ve Web sıralaması oluştu. Burdan sonra yavaşlamaya başlayan bir Mclaren vardı, öte yandan pitte lastiği takılamayan Button yarış dışı kaldı. Mclaren için her şey tersine döndü birden ve bu noktadan sonra Alonso'nun galibiyeti neredeyse tescillendi. Vettel son pitlere kadar Hamilton arkasında kalınca en erken pite giren isim oldu ve hamlesiyle ikinciliği kurtardı.Son pitlerde yerini Vettel'e kaybeden Hamilton pitten sonra Webber'e direnmeye çalışacaktı, telsizi bu son stintte duyduk ama bence ikinci pitlerden sonra Hamilton tasarruf moduna geçti çünkü o pitlerden sonra dramatik bir düşüş oldu derecelerinde.











Yarışın son bölümünde daha yeni lastiklerle Massa tur başına neredeyse 1.5-2 sn civarında bir hızla gelerek Hamilton'a yetişti ve son turda inanılmaz bir heyecan yaşattı. 4. mücadelesi olduğu için çok göze batmadı ama yıllar sonra da hatırlanacak bir an. Hamilton öncesinde ise Webber'e geçilmişti. Mclaren neden tasarruf moduna geçti Hamilton çok mu agresif davrandı yarışın başında yoksa yanlış bir hesaplama mı oldu takım tarafından. Belki de Mclaren'in temposu yoktu o kadar ve Hamilton baştakilerle güreşmek için zengin karışımla yarıştı. Bu pek akla yatmıyor çünkü Mclaren ve Hamilton yarışın ilk kısmında sürekli zengin karışımı açıp rekabetçi olmaya çalışmak çok mantıksız, bu seviyede yapılmayacak türden bir şey kesinlikle. Diğer ihtimal ise muhtemelen Mclaren yağmuru veya Sc'yi düşünerek daha farklı bir yaklaşıma gitti. Her ne olursa olsun önemli olan bu sorun sadece bir yarışa özel miydi yoksa Mclaren pazar günleri de mi geride kalmaya başladı. Vettel ise gaz kesti ve Alonso'yu takip etmeyi bıraktı ve 18 puan gayet iyi diyerek kendi yoluna koyuldu fakat Webber arkadan onu rahatsız edecek gibiydi tur dereceleri ile.











Bu noktada yeniden takım emirleri gündeme geldi, Webber'e farkı koru dendi, Avustralyalı ise onları dinlemedi. Her ne kadar Webber haklı olsa da ben burda Webber'i samimi bulmuyorum sanki geçen seneki gibi bir atmosfer yaratmaya çalıştı. Ama Rbr'de bir çok şey farklı geçen seneye göre. Açıkçası takım emirleri tartışması da yersiz, geçen sene kaybettik bu kuralı. Takımlar pilotlarına izn vermeyebiliyor bazen yarışma konusunda ve kağıt üzerinde 'sporun itibarını zedelemek' gibi yuvarlak bir şeyden başka bunu engelleyen bir şey kalmadı. Her zaman olduğu gibi 'F1 düzgün yönetilmiyor ve F1'i kim yönetiyor ?!'. Diğer tartışma konusu ise egzoz beslemeli difüzörler oldu. Bu ise iyice karmakarışık bir hal aldı ve klasik bir F1 yönetim acizliği daha ortaya çıktı. En iyisi hiç girmeyelim bu konuya. Ama yasağın kaldırılması tam bir FOTA başarısı demek istiyorum, nasıl anlaştılar merak ediyorum hala. Sanırım Whitmarsh bu işlerde çok iyi.











Ve yarış Alonso-Vet-Web-Ham-Mas-Ros-Per-Hei-Sch-Alg sıralaması ile bitti. Yarışın şanssız ismi ise Di Resta idi. Çok iyi götürdüğü yarışta pitte yaşadığı sorun yüzünden puanlar alamadı ve yine bir pazar günü hüsranla geçti. Williams yine puansız geçerken, Q1'in favori ismi Algersuari ise yine puan alaraktan yerini sağlamlaştırdı. Schumacher yine olaylara karıştı ve ağır bir ceza aldı, Perez hele şükür temiz bir hafta sonu ile rahatladı, Heidfeld kendinden bekleneni yaptı ve sıralamadan üst noktada bitirdi yarışı. İlk beş takımın ardından Sauber-Force India-Williams geliyor ve sıralamada daha geride olan Toro Rosso ise Williams'ın önünde. Renault ve Mercedes dahil bu grubun asıl sorunu üstten dökülmelerin olmaması. Bu sene mekanik arıza ile yarış dışı kalma çok azaldı ve dayanıklılık açısından çok iyi bir dönem yaşıyor Formula 1. Bu da orta gruptaki takımların puan alma şansını azaltıyor ve onlar için her puan artık daha değerli. Sauber sezonun ilk yarısı önemli puanlar topladığından bu grupta avantaja sahip. Yine de gelişen bir Force India'ya karşı işleri zor çünkü iki Force da cumartesileri daha özel pilotlar. Williams ise cumartesileri çok fena değil ama hem dayanıklılık hem de bu takımlarla pazar günü yarışamadığından dolayı sadece 4 puanları var. Ardından gelen de Team Lotus, Vrigin ve Hrt. Trulli de sanki eskisi gibi istekli değil cumartesileri geçilmesi hem de önemli farklarla beni üzdü -Kovalainen de tek turda hiç fena değildir-. Glock da benim pistteki favorilerimdendir ve kesinlikle önemli bir potansiyele sahip. İlginç stratejilerin adamıydı Toyota'da ve umarım bol döküntülü bir yarışta puan alabilir çok zor da olsa. Ricciardo'nun performansı ise soru işareti, bir şey diyebilmek hem zor hem de erken. Diğer yarışlara bakacağız onun için.