Motor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Motor etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Eylül 2014 Pazartesi

Alonso, Ferrari, McLaren ve Daha Bir Sürü Şey

2 sene önce yine bir Singapur GP sonrası Formula 1'in dengeleri değişmişti. Hamilton belki o yarışı kazansa ve sezon sonu şampiyon olsa bugün McLaren koltuğunda, belki de Schumi.. Açıkçası bu cümleye başlamadan Schumi hakkında hiçbir şey geçmemişti aklımdan..Hamilton'ın o gün kararı vermesi gibi benim de bu cümleyi yazmam tesadüf değil demek ki. Nasipten ötesi yok.

Hamilton'ın o günkü kararı ne kadar amatörse Alonso bir o kadar profesyonelce davranıyor, herhangi birini övmek için söylemiyoruz, sonuçta her ikisinin de tarzları farklı, hatta birbirine zıt. Lewis o gün Mercedes'e geçerken 2013 aracıyla sürünmeyi göze almıştı, çünkü gridin en hızlı aracından o günkü koşullarda Sauber'den de yavaş bir takıma gidecekti. Mercedes'in özellikle 2012'deki başarısızlıktan sonra Toyota, Honda, BMW'de olduğu gibi 'çok para harcayıp hiçbir şey başaramayan' üretici takımlar mezarlığında yerini birkaç sene içerisinde bulacağı gibi bir algı da vardı, Daimler yönetim kurulunda çekilelim diyenlerin sayısı artıyordu ve muhtemelen 2014 onlar için son şanstı. Oysa Mercedes Honda'dan devraldığı 'loser' kimliğinden kurtularak çok önemli iş başardı ve şu an her anlamda gridin en iyi aracına sahipler. Yine de 2013'teki başarı 2014'ten daha fazla şaşırtıyor insanı.




2012 Singapur GP




Fernando Alonso ve Ferrari ilişkisi ise 2013'te İspanyol pilotun RBR ile görüşmesi ile büyük yara aldı. Ferrari sırf buna karşılık vermek için en önemli ilkelerinden birini bırakıp iki şampiyon pilotla yarışma kararı almıştı. Gerçi bu da Alonso'yu durduramadı ve Kimi Raikkonen şimdilik Massa'dan daha fazla zorlamadı Alonso'yu. 5. yılında da istediği araca sahip olamayan Alonso artık yeter, söz milletin dedi.

McLaren'in 2013'deki başarısızlığı takımda ve gridde büyük bir güven sarsıntısı meydana getirdi. Şunu tekrar belirtelim ki, 2012'deki aracı herhangi bir takıma verseniz 2013'de RBR'un arkasından güle oynaya 2. olabilirdi ama McLaren daha zor bir yolu tercih etti. Whitmarsh'ın bu kararı neden aldığını anlamak gerçekten zor. Belki de 2014'de nasıl olsa başarılı olamayız diye baskın araç üretmek istediler. Bunu herkese anlatamayız ama 2013'deki başarısızlığın sebebinin MP4-27'yi çöpe atıp 2013'e yeni bir araçla başlamak olduğunu F1'i uzun zamandır izleyen kitle rahatlıkla anlayabilir diye düşünüyoruz. Horner'ın da dediği gibi kimse bir gecede cahil olmaz. Peki bunu niye anlattık; Alonso'ya dönelim.

Aslında geçen sene sona yaklaşan Alonso-Ferrari ilişkisi daha erken bitebilirdi, bitmemesinin nedeni Alonso'nun McLaren'in iyi bir araç üreteceğine zor inanması. Eğer 2013'te McLaren yukarıda anlattığımız çılgınlığı yapmayıp başarılı olsaydı, bu seneki başarısızlık Mercedes'in ana takımı olmamaya bağlanabilirdi ve Alonso içi daha rahat bir şekilde Woking'e gidebilirdi.



2007'den kalan nadir güzel anlardan




Tekrar dönelim Ferrari'ye. James Allison şasi ve motorun koordineli bir şekilde yürütülmesinden sorumlu müdür oldu, neyse artık o.* Ferrari birkaç sene önce de Pat Fry ile yeniden yapılanıyordu, 2 sene önce İngiliz teknik adam yeni atamaların yapıldığı ve bunların meyvesini yakında vereceğini söylüyordu. Şimdi de aslında kimin teknik patron olduğu belli olmayan bir yapıda Fry ve Allison Matiacci'nin altında çalışıyorlar. Gönderilenler arasında motordan sorumlu Marmorini, Domenicali ve Montezemelo var. Montezemelo'nun gönderilişi tünelin sonundaki ışık olabilir. 2010'da Chris Dyer'ın, 2011'de Aldo Costa'nun gönderilmesinde baş aktör olduğu düşünülen kişi, yani bizim futbol yöneticileri gibi kısa vadede tepkileri dindirmek için önemli hatalar yapan Luca gitti.

Bu yazıda normalden iddialı konuştuk, o zaman devam edelim. Formula 1'de Newey hariç hiçbir teknik adam önemli farklar oluşturamaz. O bile McLaren'de, RBR'de başarılı olurken belli zaman bekledi. Ferrari'nin üst yönetimi çok güven vermiyor, Bob Bell ya da Brawn gelip de Matiacci'nin de başkan olması Ferrari için en iyi opsiyon gibi duruyor.

Formula 1'de elinizde konuşmak için veri oldukça sınırlıdır. Bu yüzden, özellikle Ferrari'nin bu seneki motor tercihinde niye küçük motor istediğini anlamak güç. Motorların önemli olacağı bir yılda motoru riske atıp aerodinamikten kazanmak kimin fikriydi gerçekten merak ediyoruz. Böyle bir riske niye girdiler, düşünüyorum bulamıyorum, bir fikri olan varsa gerçekten söylesin. Motor gücü konusunda sıkıntı yaşasalar da bu sene aerodinamik anlamda biraz daha ön gruba yakınlar. Ferrari'nin gerçekten aeroda ilerlediğini ancak gelecek sene rahatlıkla söyleyebiliriz. Seneye motorlar da birbirine yaklaşacaktır. Ferrari nedense ümit veriyor fakat küçük motor olayı kafamızı kurcalıyor.

McLaren'e gelirsek, İngiltere'de durumlar karışık. Takım patronluğundan, alt kademelere ve pilotlara kadar. Lakin bu karmaşa o kadar kötü huylu değil. Ron Dennis takımın kontrolü ele geçirdikten sonra kendisiyle uyumlu çalışması zor olan Whitmarsh'ı gönderdi (bizdeki Erdoğan-Gül olayı aslında buna en iyi örnek). Bouiller açık olarak denmese de takımın pistteki patronu. Aslında Whitmarsh'dan sonra Jonathan Neala ya da Tim Goss ya da başka büyük bir kellenin daha gitmesini bekliyorduk ama olmadı. 2013'te McLaren Lotus ve Sauber'den Prodromou kadar büyük olmasa da bazı transferler de yaptı. Yani Woking'de de yeni bir yapılanma var.




2014'ün kazanan motoru.





Alonso'yu ikna eden de Honda ve bu yapılanma olabilir. Burdan biraz da şu sonuç çıkıyor; Alonso'nun 2015'ten de vazgeçmesi. Honda her ne kadar para harcasa da rakipleri 1 yıl önemli bilgiler elde etmiş olacak. Başa güreşen bir takım olmaları hiç kolay değil. Diğer yandan rakipler gelişme yasağından sonra Mercedes'in motorunu kopyalayamadılar, motor konusunda 2014'deki gibi büyük farkları bir daha görmemiz zor olacaktır, bu da bir avantaj Honda için. McLaren Honda projesinde para ve adanmışlık artı yönler, yeni motorlara bir sene geç başlamak ise önemli bir eksi yön gibi duruyor.

Renault'un bu seneki başarısızlığından örnek verirsek, Fransızların muhtemelen ne Mercedes kadar şevkleri var ne de onlar kadar para harcamaya istekliler. Ferrari'nin ise niye daha az güç üreten ve daha ağır bir motor ürettiğini ise bilemiyoruz. Honda'nın turbo konusundaki tecrübesi, isteği 2015'te olmasa da 2016'da önemli başarıları getirebilir. McLaren de RBR egemenliğindeki geçen yıllarda Newey'in araçlarına en yakın aracı üreten takımdı ama çok fazla iniş çıkış gösterdi, en güzel örneği de 2012 sezonudur. Takımın güçlü rüzgar tüneliyle aerodinamik anlamda Ferrari'ye göre üstünlüğü var ve belki genel olarak teknik yapıda daha iyiler. Alonso'da bu bilgilerden daha fazla olduğu muhakkak. Ayrıca McLaren Ferrari'ye göre daha yenilikçi ve agresif. Ferrari'nin yıllardır tasarım konusunda çok tutucu davranıldığı bilinirken, McLaren 2009, 2010 ve 2012 aracını çöpe atmaktan çekinmedi ve ertesi senelere yeni araçlarla başladı. Hepimizin izlediği gibi bazen olumlu bazen de olumsuz sonuçlar verdi bu kararlar. Alonso'nun Lotus, RBR ya da Mercedes'e transferi konusunu ise pek gerçekçi bulmadığımızdan değerlendirmedik.

Alonso'nun her şey bir kenara Ferrari hikayesinin bittiğini hissedip, yeni bir başlangıç yapmak istemiş de oalbilir. Son ihtimal, McLaren'in Specialized tarafından üretilen S-Works bisikletleri ile Alonso'yu kandırması. Bilindiği gibi bu bisikletlerin geliştirilmesinde McLaren'in de payı var, özellikle kask teknolojisinde beraber önemli işler yaptılar. Ayrıca Alonso hamlesiyle McLaren'e Movistar ya da daha güçlü bir şekilde Santander sponsorlukları da gelebilir.

Madem bu konulara daldık, motorlardan bahsetmemek olmaz. Önceden belirttiğimiz gibi 2015'te Ferrari ve Renault önceki hatalardan ders çıkarıp, Mercedes'e daha fazla yaklaşacaktır, muhtemelen 2014'deki gibi motorlar bir daha önemli farklar oluşturmayacaktır. Aynı şekilde takımların şaside de Mercedes'e yakınlaşması bizleri şaşırtmaz. Geçmişteki bazı örnekler gibi Mercedes'in W05'i birkaç sene şampiyonluğa oynayabilecek bir araç. RBR'nin Mercedes'e yakınlaşacağını gönül rahatlığıyla söyleyebiliyoruz. Ferrari konuştuğumuz gibi muallak, aynı şekilde McLaren de. Williams ise asıl sınavını 2015'te verecek. Bu beşlinin farklarının azalması en muhtemel seçenek gibi duruyor ve gelecek yıllar şampiyonluk açısından çok daha renkli geçebilir. Lotus'un da bu seneki kadar kötü olmayacağı da %99.9 söyleyebiliriz.



Jenson Button seneye gridde olacak mı ?




Pilot pazarına ise Alonso'nun takım değiştirmesi domino etkisi yapabilir. Ferrari'nin 2016 için Vettel ya da Hamilton'ın istediği biliniyor, bilinmesine de gerek yok, en mantıklı seçenekler onlar. Raikkonen emeklilik konusunda o kadar net konuşmadı son açıklamasında, onun 2015'teki performansı kritik olacaktır. Aynı şekilde Alonso'nun yerine geçecek kişinin de. En büyük aday Bianchi gibi duruyor. Hamilton'ın Mercedes'te mutlu olmadığı da konuşulan diğer konulardan. Yine de Hamilton'ın durumu belli olmaz, şampiyon olursa devam edebilir. 2016 için Rosberg ve Ricciardo haricinde önemli değişiklikler olabilir. Olası bir Vettel transferinde RBR Ricciardo-Kyvat ikilisine güvenmeyip transferde agresifleşebilir. 2012'de Hamilton'ın transferi beklenen domino etkisini yapamamıştı, Alonso transferi ise 2016'da bu hareketin öncüsü olabilir. Gerçi Bottas'ı unuttuk ama onu Williams'ta kabul ediverelim. Sonuçta hem pistte hem de pist dışında bizi güzel mücadeleler bekliyor, yeter ki Fia, Bernie ve saz arkadaşları bizi saçma kurallarla uğraştırmasınlar..

* Ferrari'nin organizasyon şeması konusunda daha net bilgisi olanlar bizimle paylaşabilirse çok yararlı olabilir.

** Alonso Ferrari'den ayrılmazsa bu yazıyı o kadar ciddiye almayın.

1 Ağustos 2014 Cuma

2014 Sezon Ortası Analizi : 1




























Formula 1'in en çok beklenen kural değişikliği ile beraber 2014 sezonu için kollar neredeyse 3 yıl önce
sıvanmaya başlanmıştı. Belki de fazla edebiyat yapmadan dağ fare doğurdu diyelim. 4 yıldır şikayet edilen Red Bull üstünlüğünden bile daha baskın bir araçla karşımıza çıktı Mercedes. Dağ bayır, düzlük viraj her anlamda en iyiler. Bu noktada F1'in, özellikle kuralları değiştirenlerin Mercedes'e büyük bir borcu var. Bu baskın araç Red Bull'da hele de Ferrari'de olsaydı şampiyon şimdiden belli, motor sesinden rahatsız olan taraftarlarla beraber spor iyice dibe çökebilirdi. Mercedes'in de Macaristan'daki gibi sıkıntıları olsa da sağlamaya çalıştıkları rekabet Formula 1'i bu sene ayakta tutan şey oldu, umarım son yarışa kadar devam eder.

Sezon bundan sonra genelde olduğu gibi daha gerilimli olacaktır, hele de son yarış. Şampiyonluk yarışı kızışmaya devam ederse diğer şeyleri pek önemsememeye devam edebiliriz. Şampiyonluk dışında pilotlarda Ricciardo 3.'lük için şanslı duruyor, Alonso istikrarı ve Bottas Williams'ın artan hızıyla beraber diğer büyük adaylar. Bunun yanında takımlarda Red Bull ikincilik koltuğu için şanslı olsa da 3.'lük için Williams, Ferrari hatta Force India ve McLaren'in şansları var. Diğer merak edilen ise Marussia'nın takımlarda 9.'luğu kurtarma şansı. Sauber'in 3 puan alması Marussia'yı geçmesi yeterli olacaktır. Sezonun ikinci yarısı dayanıklılık da önemli olacak. Renault hızda sorun yaşadığı gibi dayanıklılıkta da sorunları var. Şimdiden bazı parçalarda limitteler. Bakalım fazla motor ve parça kullanımından verilmesi muhtemel cezalar şampiyonayı nasıl etkileyecek. Şimdi takımları sırayla ele alalım.



Mercedes 

2014'ün en iyi takımı Mercedes şampiyonaya da büyük anlamda yön veriyor. Bazı aksilikler olmazsa 11 pol ve galibiyetin hepsini kazanabilirlerdi. Avusturya, Kanada ve Macaristan'da birer fireleri oldu. Bu anlamda da MP4/4'ün rekorunu da kaçırmış oldular. Hamilton sene boyunca daha çok sorunlarla boğuşurken Rosberg daha sakin bir sezon geçirdi. Ayrıca geçen sezon Malezya'da Rosberg'e yaptığını bu sezon da Hamilton'a yapabilir takım. Her ne kadar Mercedes'i sürücüleri yarıştırma konusunda övsek de Rosberg'le yapılan yüksek meblağlı sözleşme takımdaki rüzgarın biraz değiştiğini gösteriyor. Hamilton 2011'de yaşanılanlardan sonra öz evlat olmasına rağmen McLaren'deki gücünü kaybetmişti, şimdi de üvey evlat olmasa da Mercedes'in daha bir öz evladına karşı savaşıyor. Neyse, işin spekülasyon kısmını çok konuştuk.





Hamilton'ın ilk yarışta yarış dışı kalmasından sonra üst üste 4 defa kazanması rüzgarı onun yönüne çevirmişti. Monaco'ya tam bir Hollywood starı gibi giden Hamilton Rosberg'in cumartesi günü yaptığı şikeli hareketten sonra kontrolü kaybetmiş ve rüzgarını kaybetmişti, aslına bakarsanız halen o olayın etkisinde diyebiliriz. İkili arasındaki rekabette Bahreyn, Kanada ve İngiltere kritik yarışlardı. Bahreyn'de polü alan Rosberg ilk virajda yerini kaybetmiş, yarışta da sürekli zorlamasına rağmen Hamilton yer vermemişti. Rosberg'in ilk 5 yarışta en formda olduğu yarışta bile Hamilton'ı geçememesi onu adına önemli bir dezavantajdı. İkinci dönüm noktamız Hamilton'ın en güçlü olduğu iki pistten biriydi. Monaco'dan sonra herkesin Hamilton'ın favori pistinde Rosberg'i paramparça edeceğini düşünüyordu, biz de. Rosberg hakkında düşüncelerimizin değişmesinde en önemli yarış Kanada oldu belki de. Yarışta önde olmasının avantajıyla fren sorunundan daha az etkilendi, yani Kanada'da kazanılan 18 puan sadece şansla gelmedi. Kanada'dan sonra Avusturya ve İngiltere'de Hamilton kendi hatalarıyla, Almanya ve Macaristan'da ise dayanıklılık sorunları yüzünden tam anlamıyla bir savaş olmadı ikili arasında. Bu yüzden Rosberg'in cumartesi günleri 7-4'lük üstünlüğü bir anlam taşımıyor pek fazla. Belki son iki yarışı çıkarırsak 5-4'lük bir Rosberg üstünlüğü var diyebiliriz. 

İngiltere'de Rosberg'in galibiyete giderken yarış dışı kalmasıyla iki pilot da muhtemel 25 puandan olarak durum eşitlenmişti lakin Hamilton'ın yaşadıklarıyla Rosberg yine avantaj kazandı. Son iki yarıştaki olaylar olmasa Hamilton 3-4 puan önde veya geride olabilirdi. Rosberg geçen sene de sezonun ikinci yarısı Hamilton'a göre toparlanmıştı. Yine de Hamilton'ı geçmesi için ya cumartesi ya da pazar günü olağandışı şeylere ihtiyacı var. Son yarışı bir kenara koyarsak diğer 7 yarışta Rosberg'in 3 kere Hamilton'ı geçmesi gerek. Macaristan'da Hamilton'ın önünde biterse 7 yarışın 3'ü ona yetebilirdi. Rosberg'e son yarış öncesi 15 puan gerekli. Diğer türlü tek turda hala en hızlı Hamilton'a karşı işi zor. Sanırım bu kadar Mercedes yeter değil mi ?



Red Bull

Aslında en ilginç takım içi rekabet burada. Son dört senenin şampiyonu takıma yeni katılan Ricciardo karşısında çok zorlandı. Şu an Ricciardo hem cumartesi hem pazar hem de galibiyet ve podyum sayısında son şampiyondan daha iyi konumda. Açıkçası bu başarının sırrı son yarışlarda daha sık ifade edildiği gibi Vettel ve Ricciardo'nun yaklaşımında yatıyor. Vettel'in başarılı olması için daha fazla faktörün bir araya gelmesi gerek. Ricciardo ise daha çok büyük pilotlar gibi her türlü şartta araçtan maksimumu almaya çalışıyor. Vettel son yarışlarda biraz daha toparladı gibi, sezonun ikinci yarısı Ricciardo'yu daha fazla geçebilir ama sonuçta ortada son şampiyon için gerçekten vahim bir durum var. Üstelik Vettel'in Ricciardo'yu sıralamalarda geçtiği Kanada ve Macaristan'da takım arkadaşı yarış kazandı, İngiltere'de de Ricciardo podyuma çıkarken Vettel podyum dışı kaldı.






Takımın genel performansına bakarsak, sezon içi testlerde sıkıntı yaşasalar da ilk yarıştan itibaren en hızlı ikinci takım konumunu korudular. Avusturya'da Williams'ın hızı tek yarışlık mı diye düşünürken İngiliz takım formunu korudu ve Red Bull'u geçmiş gibi görünüyor. Üstelik Ferrari de var artık. Red Bull rakiplerinin aksine iki pilotuyla da daha düzenli puan alabiliyor. Ferrari ve Williams'la yaklaşık 80 puanlık farkı onlara yetebilir. Bu konuda onları en zorlayabilecek şey Renault motorları ve diğer aksamlar. Herhangi bir cezada 10 sıra geri düşebilecek RBR pilotları griddeki Mercedes motorlu takımların sayısını da düşünürsek önemli puanlar kaybedebilir. Red Bull'un Avusturya'dan itibaren sarsılan ikinciliği de pek normal değil. Acaba Newey yine büyük bir şeyin peşinde mi ?



Ferrari

Ferrari yine bildiğimiz gibi. Bir şeyler eksik. Yıllardır Formula 1 aero şampiyonasına döndü deyip şikayet edip motorların öne çıktığı sezonda bocalıyorlar. Burada basit bir başarısızlıktan ötesi var. Üstelik takım aero anlamında Mercedes veya RBR seviyesinde olmasa da önceki sezonlara göre iyileşmiş gibi. Ferrari'nin RBR gibi müşterisi olmadığı için aslında motorlarının ne kadar kötü olduğu konusunda fikrimiz pek yok. Yani Sauber ve Marussia Ferrari motorundan pek şikayet edecek halleri yok, Ferrari de bu konuda pek dürüst değil. Sanmayin ki sadece Renault motoru kötü. Bazı pistlerde zorlansalar da Williams ve RBR ile aralarında büyük bir fark yok.

Takım içi rekabet ise bu sene en çok konuşulan konu neredeyse Ferrari için. Alonso'nun inanılmaz üstünlüğü Raikkonen hakkında birçok dedikoduya neden oluyor. Takım pilotumuzun arkasındayız dese de her an her şey olabilir. Üstelik Bianchi'nin Macaristan'da Raikkonen'i geçerek Q2'ye kalması da basit bir tesadüf olmayabilir. Sıralamalarda Alonso'yu 2 kere geçen Raikkonen yarışların hepsinde Alonso'nun arkasında kaldı. %99 sezonun ikinci yarısı onun için daha iyi olacaktır, boş konuşmayı sevmeyen Fin pilotun açıklamalarından da bunu anlıyoruz. Kalan yarışlarda Alonso'yu yeterli derecede geçmesiyle 2015'te sürpriz görmeyebiliriz. Raikkonen'in performansı ilginç bir şekilde Alonso'nun kariyerini de belirleyebilir.





Hazır bu konuya girmişken dalalım isterseniz. Alonso McLaren söylentileri ayyuka çıkmış durumda, McLaren bu konuda çok istekliyken Alonso'nun tereddütleri olduğu açık. Adam zaten yavaş araçlardan yeterince çekti, bir hataya daha tahammülü yok. Alonso'nun geleceğini, Raikkonen'in performansı, Williams'ın hızı ve McLaren'in gelişmesi belirleyecektir. Raikkonen'in ve Williams'ın hızı takımlarda üçüncülük savaşı için dolayısıyla Alonso'nun sözleşmesinin fesh etmesi için, McLaren'in de gelişmesi İspanyol pilotu ikna etmek için önemli olacak.



Williams

Son yıllarda zikzaklı bir performans çizen Williams 2010 ve 2012'den sonra yine çift sayılı bir sezonda iyi iş çıkarıyor. Başarılarının sırrı sadece motor da değil üstelik. Takım aerodinamik anlamda da oldukça iyi ve bu güçleri sayesinde son yarışlarda en hızlı ikinci takım olmayı başardılar. Monaco, Macaristan gibi düşük hızdaki pistlerde zorlanıyorlar, sezonun geri kalanında Singapur hariç hızlarını koruyabilirler. Lakin hızlı araçla küçük takım gibi yarışıyorlar. Çok fazla hata ve kazaya karıştılar. Son yarıştaki çifte puanları sayarsak önümüzde 9 yarış var ve takım için ikincilik de mümkün, dördüncülük de. Podyum ve olası bir galibiyet takımın yeni sponsorlar bulmasını ve mevcut isim sponsorunu tutmasında yardımcı olacaktır.





İngiliz takımın elinde 2005'ten beri en iyi ikili var. İngiltere'ye kadar çok yakın geçen mücadelede Bottas son yarışlarda büyük üstünlük sağlamaya başladı. Sadece Massa'nın kazaları değil Bottas'ın da artan performansı bunda etkili oldu. Williams'ın performansı sadece kendilerini değil şampiyonayı da yakında etkileyecek. Mercedes'in şu anki hızıyla pistte tek geçemediği takım Williams. Almanya'da olduğu gibi Rosberg veya Hamilton Williams'ın arkasına düşerse puan farkı 7'den fazla artabilir herhangi bir yarışta. Sorun yaşayan bir Mercedes gerilere düştüğünde iki Williams'ın da arkasında bitirip kaybı 13 puana kadar da çıkabilir. Massa'nın performansı sadece takımını değil şampiyonanın genelini de etkileyecek.



Force India 

Bu kısımda McLaren'i inceliyor olabilirdik. İki takım arasında 2 puanlık fark Macaristan'da Button'ın aldığı 1 puanla 1'e indi sadece. Force India takım olarak Macaristan'da kötü olsalar da sezonun genelinde büyük takım gibi yarıştılar. Hızlı olmasalar da iyi puanlar almayı başardılar. Bunda Hulkenberg gibi komple bir pilotun ve Perez gibi lastiklere iyi davranabilen pilota sahip olmaları etkili oldu. Bu anlamda Williams'ın tam zıddı bir noktadalar.





Sezon ortasına kadar iyi iş çıkarsalar da sezonun ikinci yarısı McLaren'e geçilmeleri muhtemel. Çünkü takım McLaren dahil öndekilerle aynı hıza sahip değil. Son yarışlarda, özellikle sıralama turlarında net şekilde geride kalmaya başladılar. Takım 2011 ve 2013'te şampiyonada beşinciliği alamamıştı, bakalım bu yıl alabilecek mi ? Bu kez daha tecrübeli ve daha iyi pilotlarla sahipler.

Takım içi rekabette ise Hulkenberg'in üstünlüğü bulunuyor. Alman pilot sıralamalarda 9-2 önde olsa da Perez Buttonvari şekilde yarışlarda durumu toparlamayı başarıyor. Bahreyn'de takımın tek podyumunu elde ederken, Kanada'da neredeyse yarış galibiyetine gidiyordu. Avusturya'da araç yavaşken herkesten farklı bir taktikle iyi puanlar almıştı. Perez bunun gibi iyi yarışlar çıkarsa da Hulkenberg'in üstünlüğü çok açık. Üstelik sıralamalarda 9 kere Perez gibi iyi bir pilotu geçmek azımsanacak bir başarı değil. Bakalım Hulkenberg de seneye artan minimum ağırlıklarla beraber daha iyi bir takıma geçebilecek mi ?




 

27 Şubat 2014 Perşembe

2014'ün Son Kış Testleri - 2. Bahreyn Vakası


1. Gün 

Daha 2. Testleri hazmedemeden 5 gün sonra son testlere başladık. Perşembeden pazara 4 günlük testlerin ardından sadece 12 gün sonra Melbourne’de antrenmanlarda olacağız.

Ahım şahım şeyler olmasa da testlerin ilk günü hareketli geçti. Üç takım 100 turu devirdi, RBR’nin sorunları yine devam etti, Mercedes motorlular yine en fazla turu atarken Renault da en az tur atan motor oldu.






Günü Perez 1 sn’ye yakın farkla 1.35.290’la lider kapattı. Geçen haftaki 33 ve 34’lü turların ardından yavaş gözükse de fena bir tur değil. Bu sefer Rosberg 4, ve Magnussen 6. oldular. Sanırım yarın daha ciddi turlar gelecek.

Günün dedikodularından Ferrari motorunun Mercedes motoruna göre 75 hp (beygir) daha güçsüz olduğu şeklindeydi. BBC Ferrari’nin içinden naklediyor. Yarın motorların gelişimi durduluyor. Motorların performansa etkisini görmek de çok ilginç olacak, eğer gerçekten böyle bir fark varsa diğer iki motoru kullanan takımlar bununla nasıl baş edecek büyük bir soru işareti. Bugün Renault için yine çok iyi bir gün değildi.

Pist kenarından gelen yorumlara göre vites değiştirirken ilk ve ikinci virajda Ferrari’den garip sesler geldiği, Mercedes’in ise daha normal olduğu, ayrıca McLaren ve özellikle Mercedes’in kabaca en hızlı araç olduğu yönünde yorumlar vardı.







Rosberg bugün 89 tur atmasına rağmen mutsuz görünüyordu, programda sınırda olduklarını da ekledi. Aslında Mercedes’in ufak tefek dayanıklılık problemleri yaşaması iyiye işaret. Ayrıca Rosberg biraz şükretmeyi öğrenmeli, Renault motorlu takımlara bakması yeterli.

Günün sonlarına doğru uzun bir süre Magnussen ve Bottas aynı tur sayısında dönüyordu. Magnussen 109’a kadar devam ederken, Bottas durmadı 128’e çıktı.

Sauber bugün biraz daha iyi gözüktü. Sutil bugün hem daha çalışkandı hem de daha göz önündeydi, şimdi sıra geri kalan günlerde atılacak ciddi turlarda.

RBR 39, Lotus 31 tur attı. Lotus tam 120 parça denediklerini söylemişti güne başlarken. Takımdan düzenli aralıkla olumlu açıklamalar geliyor, beklenildiği kadar kötü olmayabilirler. Karşılaştırmak hiç sağlıklı değil ama Ricciardo da pistte olduğu vakitler fena turlar atmıyordu.









Ferrari yine telemetre yüzünden fazla tur atamadı. Açıkçası son testlerde en çok onların hızlı tur zamanını merak ediyoruz. İtalyan takım için genel hissiyat yine dayanıklı ve yine rakiplerinden daha yavaş bir araç, özellikle tek turda.

Günün son dikkat çeken olayı ise Chilton’un Toro Rosso, Lotus ve Caterham’ın önünde bitirmesi ve lider Perez’den 3.3 sn geride olmasıydı. Eğer Renault kullanan takımlar gerçekten denildiği kadar kötü ve kırılganlığın fazla olduğu bir yarışta Marussia puan veya puanlar alabilir.



2. Gün

2014’ün 10. test günü geride kaldı. Perez bugünü de lider kapattı. Arkasından az farkla Alonso ve Ricciardo geldi. Perez günü 1.35.570’lik turu hala Rosberg’in geçen hafta attığı turdan 2.3 sn yavaş. Bundan mütevellit dereceler birbirine yakındı.

Ricciardo son test gününde Red Bull’un en iyi günü yaşadığını belirtti, zaten attığı tur sayısı ve derecesi de bunu gösteriyor. Şu an şampiyon takımın motor dezavantajı bulunsa da kimse aero olarak nerede olduğunu bilmiyor.

Günün negatif açıklamaları Button ve Alonso’dan geldi. Button ilk testen bu yana hala aynı aracı kullandıklarını belirtti. Biraz da muallak konuştu. Sanırım takıma bir gönderme vardı, Alonso da Button kadar olmasa da takıma gönderme yapmayı ihmal etmedi.

Marussia bugün de fena gözükmedi. Günü altıncı tamamladılar, testlerin yanıltıcılığı çok bariz olsa da takımın ilerleme kaydetmiş olma olasılığı yüzde yüz.







Renault motorlu takımlar bugün de 50-60 civarı tur attılar. En fazla 66 turla Red Bull’du. Maldonado bugün de az çalışarak sadece 31 tur tamamlayabildi.

Force India’nın dereceleri tesadüf değil sanki artıkın. Şu ana kadar üç günü lider tamamladılar. Son iki gün daha ciddi dereceler gördüğümüzde bakalım pozisyonları ne olacak. Mercedes ve McLaren’in ardından en hızlı 3. takım olabilecekleri de söyleniyor.

Günün önemli gelişmesi ise motorların durdurulması oldu. Renault’un yaptığı itiraz sonuç vermedi. Red Bull’a göre takım Mercedes’e oranla 165 beygir geride. Renault kullanan takımların düzlükte diğerleri kadar hız kazanamadığını görüyoruz. Herhalde takımların sıralaması anlamında olmasa da büyük belirsizliklerin olduğu bir sezona doğru gidiyoruz.

Cumartesi hızlı olmak yetmeyecek, pazar günü hem dayanıklılık hem de yakıt tüketimi açısından çok zorlu olacak, şu an hız konusunda belli başlı düşünceler olsa da tabloya bu faktörler girince ne olacağını kestirmek neredeyse imkansız.

2. günden bu kadar, yarın görüşmek üzere.




3. Gün

Testlerde artık sona yaklaşıyoruz, Bahreyn’de son iki günden ilkini geride bıraktık ve değişen pek bir şey yok. Mercedes güçlü, Renault sorunlu ve Ferrari orta kıvamda gidiyor.

Bugün günün sonlarına doğru, yani –muhtemelen- tutunmanın en fazla olduğu zaman diliminde Massa ve Rosberg kapışmasından 1.33’lü turlar görebildik. İki turun da süper yumuşaklarla atıldığını biliyoruz. Williams’ınki sıralama formatındaydı, Mercedes de ona benzer fakat Rosberg net konuşmadı. En azından şunu söyleyebiliriz 2014’de en sıralamaya benzer turlar bunlardı.

Peki ya Ferrari ve McLaren ? Ferrari bir türlü gerçekten hızlı bir tur atmayı denemedi, birçok yorum var İtalyanlarla ilgili. Yine de genel görüş takımın tek tur problemlerinin devam ettiği ve dayanıklılığa her zamanki gibi önem verdiği yönünde. McLaren’de Magnussen de bugün Button gibi hızlı değiliz ama daha fazlası var dedi. İki günkü söylemlerden yola çıkarsak ve genel görüşe sığınırsak McLaren elini daha fazla açtığında en azından Mercedes’in arkasına yerleşebilir.



Günü iki Alman pilot derecesiz kapattı ; Sutil ve Vettel. Sauber de beklenenin aksine şu ana kadar iyi bir test dönemi geçiremedi. Değişen kuralların ilk yarayacağı orta sıra takımı beklentisi vardı fakat Mercedes’li Force India ve Williams’ın gerisinde gibiler.

Lotus ve Red Bull için sorunlar devam etti. Grosjean da çok umutlu konuşmadı zaten ilk iki yarış için. Renault kullanan bu iki güçlü takımın zayıf olduğu biliniyor ama ne kadar zayıf, artık onu ilk yarışta göreceğiz.


Yarın ciddi dereceler görür müyüz, emin değilim. Eğer birileri bir şeyler saklıyorsa son gün gösterir mi, mantıklı gelmiyor. Diğer yandan da o bir şeyleri test etmek için de son gün. Büyük konuşmayalım, yarın akşam görüşelim. Son gün ve genel değerlendirme yazımız daha uzun olabilir. Formula 1’le kalın.. 

4. Gün ve Genel Değerlendirme 


Bir test döneminin de sonuna geldik. Eksik gedik bilgilerle neredeyse 10 gün kalmış Avustralya Gp’sini bekliyoruz. Testlerin de en güzel yanı belki de bu. Hem bir şeyler anlatıyor hem de anlatmıyor. Geçmişte testler yüzünden ne kadar yanıldığımızı söylemeye gerek yok sanırım.






Genel değerlendirmeye girmeden önce son gün neler yaşandı kışça anlatalım. Bottas ve Hamilton düellosundan Hamilton galip çıktı. Son testler boyunca Massa, Hamilton ve Rosberg’in en hızlı turları arasında sadece 0.025 sn var.

Ferrari bu sefer elini gösterdi ve 1.34.2 yaparak en hızlı turların 1 sn arkasında kaldı, zaten hem İspanyol hem de İtalyan yavaş kaldıklarını kabul etti, Alonso yine cumartesi kaybettiğini pazar günü aramak aramak zorunda kalacak gibi.

McLaren sorunlu bir gün geçirerek sadece 20 tur atarken Vettel 77 tur atmayı başardı. Bunların dışında son gün sakin geçti.

Son testlerle ilgili ilginç nokta Mercedes’in geçen sene haftaki derecelerini geç(e)memesiydi. Hamilton da daha fazlası gelebilirdi minvalinde konuştu. Diğer açıdan düşünürsek belki de ellerindeki oydu, potansiyellerinin sonuna kadar gösterdiler. Hamilton’ın dün pürüzsüz tur atamadığını biliyoruz, Rosberg’in ise geçen hafta tam bir sıralama formatında tur attığını da. Yine de eğer Williams’la ikisinin tam anlamıyla zorladığını düşünsek bile muhtemelen Mercedes’in bi 0.2 sn’si daha vardır.

Ferrari’den bahsettik biraz, takım yine tek turda sıkıntı yaşıyor sanki. Motor konusunda da şimdilik görünen çok iyi iş çıkaramadıkları. Onlardan beklenene kıyasla. 12 gün geçse de Ferrari motoru halen bilinmez olarak duruyor. İlk testlerden sonra çıkan Ferrari’nin motorda avantajlı noktalar bulduğunu bir daha göremedik, üstelik 75 beygir dezavantaj gibi şeyler duyduk. Ferrari sürekli aerodan şikayet ediyordu ama..



McLaren için son testler pek güzel geçmedi. Hızlı tur da denemediler. Button hala lansman aracını kullandığını belirtti, iki pilot da daha fazlasını geleceğini söyledi. Takım geçen hafta attığı turlarla bile zaman tablosunda 6. ve 7. olabiliyor. Güncellemeler yetişmemiş olabilir, bir ihtimal sakladıkları şeyler olabilir. Büyük ihtimalle şu an görünenden daha iyi durumda takım.

İki gündür Hamilton ve Button’dan RBR aracı için övgü dolu sözler duyuyoruz. Önceden de söylediğimiz gibi RBR’un aerodinamik olarak nerede olduğu bilinmiyor. Tekrar ortalıkta dönen beygir sayılarına dönersek, eğer gerçekse nasıl bir otomobil bu farkı kapatabilir ?

Testlerin parıldayan takımları Williams ve Force India ise podyum ve yarışlar kazanmak için çok iyi bir noktada. Gözler yine Williams’ta biraz tabii. Üstelik muhtemel dayanıklılık problemleri de kapıda birçok takım için. Normal bir kural değişikliğinden fazlası bu sezon. Sanırım herkesin dileği iki takımın da yarış kazanması, hatta şampiyonluk için yarışması. İlk yarışlar çok önemli olacak, bu noktada Massa ve sakin Bottas takıma avantaj getirebilir. 2012’de Barrichello olsaydı neler olurdu diye sormadan edemiyor insan. İki takımda 4 tane iyi pilot var, onların mücadelelerini izlemek de ayrı bir güzellik olacak.

Ufak detaylara gelirsek, ilginçtir geçen senelerdeki zirvedeki 5 takımdan 4’ünde önemli yönetim değişiklikleri var. Mercedes’de Brawn dönemi sona erip, Paddy Lowe dönemi başladı. Böylesine önemli bir yılda ilk defa takım patronu olacak, Lowe hep disiplinli McLaren sistemi içinde önemli bir parçaydı fakat takım yönetmek onun işi mi bu yıl göreceğiz. McLaren geçen sene teknik patronundan sonra bu sene takım patronunu da değiştirdi, aslında şu an bir takım patronu yok, birçok general var ama başları yok. En büyük baş ise Woking’den işleri yönetecek. Dikkat ettik, testlerin başında bu yana takımın yönetim kadrosundan performansa dair açıklama bile gelmedi, sadece pilotlar konuşuyor. Acaba içeride neler oluyor ?..

Üst tarafta önemli değişiklik yapmak zorunda kalan diğer takım da Lotus. Hem asıl patron hem de teknik patron yok. Belki Avustralya’ya kadar yeni patronlarını açıklarlar. Ferrari de boş durmadı, Allison’ı almıştı takım. Pat Fry’la yenilenmeye giden takım Allison geldikten sonra yetki paylaşımına gitti. Maranello’da karışık bir durum var, belki birkaç sene Fry gidebilir, belki büyük kelleler de. Yönetimde değişiklik yapmayan tek takım Red Bull. Burada anlattıklarımız etkileri sınırlı ve etkilerini kolay kolay hissedemediğimiz ve belki de asla öğrenemeyeceğimiz noktalar. Toparlarsak böylesine işlerin zor olduğu bir sezonda bu faktör RBR için ufak bir avantaj.

Toro Rosso ve Sauber orta sıralardaki hayal kırıklıkları oldu. Toro Rosso abisine benzer sıkıntılar yaşarken, Sauber de şaşırttı. Pek güçlü turları yoktu. İki takım da şimdilik kaybeden gibi duruyor.

Son 4 senede küme düşmemek için oynayan Caterham ve Marussia’dan kırmızı olanı şimdilik önde gibi. Hatta Marussia sorun yaşayan Lotus ve Toro Rosso’nun da önünde olabilir. İlk yarışlarda puan kovalayabilirler.



2014’de hem motor hem aerodinamik konuşuyoruz. İlk defa bu kadar iki için de optimum noktayı bulacak takım en önde olacak. Zaten Mercedes’in önde olma şansı da burdan geliyor. Geçen sene aerodinamik olarak da iyi işler yapabileceklerini gösterdiler, motorda da şu an en iyi gibiler. McLaren’in aracı tasarlarken Mercedes kadar rahat olmadığını biliyoruz.

Klasik bir test yazısı gibi noktalayalım. Evet tur zamanlarının anlamı pek yok ve her an her şey olabilir. Üstelik böyle bir sezonda. Fazla sıralama yapma hevesine kapıldık sanki. Öyle anlar gelecek ki hızların da anlamı kalmayacak. Motorlar dondurulmuşken nasıl bir savaş olacağını kestiremiyoruz. Doğal olarak öğrenme hızı normalden fazla olacak, geçen hafta çıkan haberde 2014 araçlarında hasarın giderilmesi normale oranla 2 kat uzun sürüyor denmişti. Gördük ki takımlar sorunlarla çok fazla uğraştılar. Bu da özellikle FP3’de takımların ihtiyatlı davranmasına sebep olabilir, hatta FP1’de bile.

Noktayı koymadan son uyarı da Albert Park ile ilgili. Pist hem cadde pisti hem çok yüksek df istemiyor. Bu sene getirilen 100 kg yakıt sınırını test etmek için ideal yer de değil-miş. Malezya hem yüksek df hem de yüksek sıcaklıkla birçok açıdan daha iyi bir belirleyici olacaktır. O yüzden Avustralya’da devasa farklar görmediğimiz taktirde çok fazla kafaya takmamak bile gerekebilir. Bugüne kadar üç yazı yazdık, hepsi de boş çıkabilir önümüzdeki hafta sonu. Şimdi 10 günlük bir sancılı süreç başlıyor. Tam şimdi saat 00.00’ı gösteriyor, FP1 için 10 gün 4 saat kaldı. Sadece 244 saatçik. Pazar günü öğlen ya da pazartesi günü buralarda oluruz inşallah, yeni sezon hayırlı uğurlu olsun.








21 Şubat 2014 Cuma

2. 2014 Kış Testleri - Bahreyn

Bahreyn 3. Gün

Testlerde yavaş yavaş sanki bir antrenman turları izlercesine heyecan duymaya başladık. Artık son testler de sıralama havası yaşatır belki.

Büyük kural değişiklikleri sayesinde büyük değişimler beraberinde büyük bir hareketlenme getirdi. Normalden çok daha fazla bilgi akışı var, özellikle de motorlarla ilgili.

Motorlara gelmeden önce, genel kanının Mercedes’in önde olduğu şeklinde ama bu yorum da genellikle sezon öncesi tahminlerden nitelik olarak pek farklı değil.

Geçen sezon sonu da Mercedes’in 100 beygir üstünlüğü olduğu şeklinde haberler çıkmıştı. Motorlardan biri ön plana çıkabilir fakat 100 beygir fark oluşturmak da hayalden ötesi şu zamanda. Motorların çalıştığı devirler hakkında çok şey söyleniyor, muhtemelen bu testlerde de limitlerde gitmeyecekler.





Özellikle McLaren ve Mercedes’in, sonrasında diğer Mercedes motorlu takımların öne çıkması bu kadarı da tesadüf olmayabilir dedirtiyor. Ayrıca önceki yazıda bahsettiğimiz gibi Mercedes 4 takımla ve 4 ciddi takımla genelde sorun yaşamadan ilerlerken rakipleri Alman motoru kadar mesafe kat edemedi.

Ferrari’nin 3 kg daha hafif motor kapağı ile yarıştığı ve rakiplerinin İtalyan takımı protesto edebileceği haberi de çıktı. Ferrari’nin ilk testlerden bu yana motorda performans olarak olmasa da diğerlerine göre farklı ve avantajlı parçalar bulduğu söyleniyordu. 3 kg yine de büyük bir ölçü F1’de, akla Ferrari’nin pahalı parçalar mı kullandığı sorusunu getiriyor, takım onay aldığını da ekliyor bu arada.

Sanırım motor konusu şimdilik bu kadar, belirtmek isterim ki motor konusunda birçok Formula 1 izleyicisi kadar bilgili olmadığımızı ve özellikle bu konuda sık sık yanlışlar yapabililiriz. Newey’le beraber 2014 en çok bizim için zor olacak, sonuçta motur denen şey karışık bir icat.





























Tur derecelerine bakarsak Mercedes motorlu takımlar ön sıraları kaptı. McLaren yine hızını gösterdi, bu sefer Mercedes de boş durmadı. Hamilton dün Magnussen’in turunu 0.3 sn geliştirdi. Danimarkalı’nın turu süper yumuşaklarla gelmişti. Özellikle McLaren testlerde hiç olmadığı kadar hızlı, onları testlerde pek agresif görmezdik. Geçen seneden iyi olacakları kesin.

2013’de Mercedes de Barcelona’da yaptıkları hızlı turların ardından sinyali vermiş ve iyi bir araç olduğunu sezon içinde kanıtlamıştı.

McLaren, Marussia ve Sauber haricinde diğer takımlar açısından çalışkan bir gün olmadı. McLaren programının önündeyken, Lotus ve Red Bull geriden geliyor. Mor menekşeler bugün mekanik sorunlar yaşadı. Bu arada Renault motorunun da KERS’de sorun yaşadıklarını söylediler, belki Renault hakkında en ciddi ipucu olabilir. Bunlara rağmen Renault ve Red Bull da yavaştan gelişiyorlar.

Lotus’un günü de sorunlu geçti, yarın da geç başlayacaklarmış.

Sakhir’den bugünlük de bu kadar. Yarın görüşmek üzere.

Son Gün ve Genel Değerlendirme

1. N.Rosberg 1.32.330 (2013)
2. N. Rosberg 1.33.283 (2014)
3. Lewis Hamilton 1.34.263 (2014)
4. Kevin Magnussen 1.34.910 (2014)  - 1.33.914 (2013-Q2-S.Perez)
5. Jenson Button 1.34.954 (2014)  -  1.33.702 (2013-Q2)


Bir testleri daha geride bıraktık. Son senelerin aksine Barcelona yerine Bahreyn’de konuşlandı Formula 1 kabilesi. Çöl, kum, fırtına derken derecelerin sağlamlığından şüphe de edildi fakat ilk günden sonra gerçekçi ve heyecan verici dereceler gördük.

İlk günü Hulkenberg, ikinci günü Magnussen, üçüncü ve dördüncü günü Mercedes pilotları önde kapadılar. Genel olarak da ilk 3-4 Mercedes motorlu takımların hakimiyetinde geçti.






























McLaren ve Mercedes en hazır takım gibi göründüler. İki takım da hızlı tur attılar. İkisinin de diğerlerinden program olarak önde oldukları açık. Yine de bu önde olma daha hızlı oldukları anlamına gelmeyebilir.  Anlaşıldı ki Turbo V6 motorlar V8’lerden yavaş değil. Daha ikinci testlerden 2013’ün pol derecesine 0.9 sn kaldı. McLaren son üç gün de 1.34.9’lü dereceler yaparken, Mercedes Hamilton’la Cuma günü 34,2 ve cumartesi günü de Rosberg’le 33,2 yaptı. Rosberg’in derecesi testlerde atılan turlar içerisinde en sıralama formatındaki turdu büyük ihtimalle, tek tur ve düşük yakıt. 

İki takımdan Mercedes pek hız saklamaz ve McLaren de pek göstermez genellikle yani diğer takımlar endişelenmekte haklı.

Ferrari bu iki takımı rahatsız edebilecek konumdaki takım gibi gözüküyor. Daha hızlı tur atmadılar ve Alonso’nun Perşembe günü tamamladığı turu hiç fena değildi aslında. Son testlerde daha net olarak göreceğiz onların durumunu.

Geçen sene Rosberg Vettel’e 2. sektörde 0.15 ve 3. sektörde 0.1 sn atarak çeyrek sn farkla polü almıştı. Bilindiği üzere orta sektör Bahreyn’in en çok downforce isteyen sektörü, buradaki dereceler –ki elde edebilirsek- sezonun bütünü için daha net bilgi verebilir. Sakhir’in aman aman df isteyen bir pist olmadığını da biliyoruz.






3. Testler sadece 6 gün sonra. Bu kadar az zaman diliminde normalde pek yeni parça olmaz ama bu sefer durum farklı. Analiz edilecek veri çok fazla ve gelişim potansiyeli de oldukça yüksek. Tabii 6 gün 6 gündür, uzun bir zaman dilimi değil, birçok açıdan çok farklı bir sezon öncesi testleri izliyoruz.
Renault cephesine gelirsek, kendilerinin de itiraf ettiği gibi gerideler. Muhtemelen son testlerde en fazla gelişme kaydedecek motor da onlar olabilir. Ne kadar geride oldukları ve Avustralya’ya nasıl bir farkla gidecekleri artık önemli olan soru. Renault motoru kullanan takımlar motordan ayrıca kendileri de çok sık problem yaşıyorlar. Lotus paketlerinin iyi olduğunu sık sık vurgulamaya başladı, RBR’yi söylemeye gerek yok. Sezon ilerledikçe veya başlarında bile bizi şaşırtabilir. İki takımın da teknik kapasitesi yüksek ve kolayca kenara atmak hiç akıllıca olmayabilir.

Aynı şekilde Mercedes hakkında yapılan olumlu eleştirilere de ihtiyatlı yaklaşmak lazım. Kural değişikliklerinin fazla olduğu bir ortamda hem hızlı hem dayanıklı olmak kolay değil, akla soru işaretleri getiriyor.




























Diğer Mercedes motorlu takımlar Williams ve Force India da şu ana kadar testlerde öne çıkan ‘orta sıra’ takımları oldular. Mercedes motorunun Ferrari’ye göre böyle bir avantajı da var ; daha serbestler. Ferrari müşterileri Sauber ve Marussia biraz Ferrari ile fazla bağlantıları var ve diğer müşteri takımları kadar rahat değillerdir muhtemelen. Renault’daki durum da iki motorun ortası gibi. Mercedes 4 güçlü ve sadece kendisini düşünen takımla –bakış açısına ve duruma göre de değişir aslında- bu yönüyle de rakiplerine göre avantajlı bir motor.



2014’den beklenen büyük bir kaos ortamıydı fakat daha 2. Testlerin ardından birçoklarına göre Mercedes motorlu araçların ilk çizgiyi kapatacağı yüksek ihtimal gibi. Madem bu dereceleri önemsiyoruz, son testleri bekleyelim. Sadece McLaren ve Mercedes’ten hızlı turlar gördük, Ferrari dahil diğerleri elini göstermedi, muhakkak biraz olsun son testlerde göstereceklerdir. Haftaya görüşmek üzere...