D-Smart etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
D-Smart etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Mayıs 2015 Cumartesi

2015 TV'de Motor Sporları Ekranı

Formula 1'in yayın hakları komedisi bittiğine göre artık yazımızın vakti geldi. Çok değil 6 ay önce D-Smart'ta Hamilton'ın şampiyonluğunu izledikten sonra 2015 mart ve nisanda Tivibu'dan dört yarış izledik. Tivibu bu dört yarışı da son anda yayınlayacağını duyurmuştu, hatta hepsini cuma gününden açıkladı ve mayıs ayı olmasına rağmen kesin olarak Formula 1'in 2015'te hangi kanalda veya platformda yayınlanacağını bilmiyorduk.

Yayın haklarını Tivibu'nun artık kesin olarak alacağını beklerken birden Digitürk ortaya çıktı. Ufak çaplı bir şok yaşadıktan sonra hemen bu duruma adapte olduk F1 izleyicisi olarak ve çareler aramaya başladık. Neyse, ben Tivibu'ya devam ediyorum. Digitürk Play almak durumunda kaldım. Tavsiyem eğer evinizde Digitürk yoksa bu platforma pek bulaşmamanız. Digitürk Play en uygun seçenek gibi duruyor, yok ben zaten fanatik bir futbol seyircisiyim derseniz Digitürk'e abone olmak en iyisi.





Aslında buraya Türkiye'deki F1 fanları olarak ne yazsak haklıyız. Zaten seyircisi sınırlı olan sporun tv kanalı bu kadar değişir mi kardeşim ?  Bu arada sen F1'i yıllardır izlemeyen kardeş, Formula 1'i artık NTV yayınlamıyor, ne Okay Karacan kaldı ne de İstanbulpark !

Çok konuştuk farkındayım ama ne yaşadığımızı en iyi bu yazıyı okuyanlar bilir. Fazlasını içimize atıp hangi motor sporu yayını hangi kanalda ona bakalım.

Formula 1

2015 sezonunun geri kalanı artık Digitürk'te. Yarışları Lig TV 2 ve Lig TV 3 yayınlayacak yani futbol maçlarının dışında olan Spor Extra Paketi'nde olacak. Bu paketin içinde İngiltere Premier Ligi, Euroleague gibi organizasyonlar da var. Dipnot; Eurosport 1 ve 2'yi izlemek için ayrıdan Sporsever Paketi gerekiyor ve Eurosport'u Türksat uydusundan izlemek mümkün değil, eğer Eurosport izlemek istiyorsanız uydu konusunu mutlaka yetkiliye sorun.


Serhan Acar da 10. yılını doldurdu tv dünyasında


Ayrıca RTL de F1 yayınlarına devam ediyor. Tivibu ve Kablolu TV'de RTL'yi izleyebilirsiniz. RTL genellikle otellerin tv paketlerinden de izlenebiliyor, malum yazın yarışlar mutlaka tatille çakışır. Azeri spor kanalı İdman TV'de Formula 1'i yayınlıyor fakat yarış herhangi bir güreş müsabakasıyla aynı saate denk geldiyse yarışı izleyemeyebilirsiniz.

Moto GP

Son 3 senedir motor sporları izleyicisinin vazgeçilmezi olan D-Smart bu sene sadece Moto GP'yi gösteriyor. Fakat anlaşması bu sene sonunda bitiyor ve D-Smart ilginç şekilde spor yayınlarından çekilmeye başladı, %90 ihtimalle seneye Moto GP'yi de yayınlamazlar, ona göre planlarınızı yapın.

WRC

Dünya Ralli Şampiyonası bu sene Ntv Spor'dan yayınlanıyor. Ntv Spor'u nasıl izleyeceğinizi hepinizi biliyorsunuzdur. Motors Tv de bonus olsun.

WEC - Le Mans 24 Hours

Dünya Dayanıklılık Şampiyonası ve serinin en önemli yarışı Le Mans 24 Saat Eurosport ekranlarında olacak. Motors TV de diğer yayıncılardan.

World Superbike

Kenan Sofuoğlu'nun mücadele ettiği Dünya Supersport Şampiyonası, Suberbike organizasyonun içinde yer alıyor. İki şampiyonayı da Eurosport vermeye devam ediyor.



Dünya Supersport Şampiyonası



Formula E

2014-2015 sezonu Ntv Spor tarafından gösterilmeye devam ediyor.

WTCC

Dünya Binek Araçları Şampiyonası da Loeb'le birlikte Eurosport'ta.

Renault Dünya Serisi - GP3 - Porsche Supercup

Renault Dünya Serisi (World Series by Renault) içinden genellikle Formula Renault 3.5 yarışları Eurosport'tan yayınlanıyor. Aynı şekilde F1 hafta sonları da GP3 ve Porsche Supercup yarışları Eurosport 1 veya 2'de.

DTM

Türkiye'de herhangi bir yayıncısı olmadığından youtube üzerinden DTM kanalından ücretsiz izleyebilirsiniz. Orta hızda bir internet yeterli olacaktır.

Fia European F3 Championship

Geçen yıl Ocon, Verstappen gibi genç pilotların yarıştığı seri yine youtube üzerinden ücretsiz izlenebilir. Motors TV de diğer seçenek.

Volkicar

Volkan Işık ve ekibi tarafından tasarlanan araçlarla yapılan seriyi Ntv Spor veriyor.

Blancpain GT Series - V8 Supercars - International GT Open

Bu serilerin hepsi Motors Tv'de var. Nascar'ı Ab Moteurs da pazar yarışlarını Türkçe olarak veriyor. Ayrıca Blancpain ve International GT Open youtube'dan da izlenebilir.

Nascar

Nascar'ı Ab Moteurs pazar yarışlarını Türkçe olarak veriyor. Cumartesi yarışlarının tekrarını ise pazar akşamı veriyor. Birkaç sene önce Türkiye'deki Fox Sports da bazı serilerini yayınlıyordu ama şu an net bir bilgimiz yok.

IRC - Britanya Superbike - Auto GP

Bu seriler de Eurosport ekranlarından izlenebilir.



İngiliz kanal motor sporları için özel.




Evet birçoğumuzun önceliği Formula 1. Biz yine de öne çıkan serilerin hangi kanallarda yayınlandığını göstermek istedik, umarım arayanlara bir faydası olur. Listeyi hazırlarken Ozan Baştuğ Ülkügil'in (ozmoturk) trf1.net'te yaptığı haberlerden fazlasıyla faydalandık. Cuma günü siteye girip hafta sonu programına bakılabilir. Diğer katkısı olan arkadaşlara da teşekkür ederiz.

Yukarıya eklemedik ama Motors TV daha birçok seriyi gösteriyor. Bu linkten hangilerini yayınladığına bakabilirsiniz. Aynı şekilde Eurosport Speedway, Ntv Spor Rallikros gibi değişik etkinlikleri yayınlıyor, hepsini listeye alarak iyice kafaları karıştırmak istemedik.

Öne çıkan iki spor kanalından Eurosport bütün platformlarda var yalnız Eurosport 2 D-Smart'ta yok ve yukarıda söylediğimiz gibi Digitürk'te de uyduya göre izlenebiliyor. Motors TV de Tivibu'da İngilizce yayın yapıyor. Şu ana kadar amacını anlayamadığım AB Moteurs ise D-Smart ve Teledünya'da yayınlanmakta. Fox Sports ise sadece D-Smart'ta ve -tam emin olmamakla birlikte- Nascar yarışlarını veriyor. Sports TV geçmiş senelerde bazı serileri veriyordu, şu anda hangilerinin yayın haklarına sahip bilmiyoruz ama bütün platformlarda ve uyduda mevcut, aklınızda bulunsun.

Muhtemelen Google'dan arama yapacak birçok arkadaş link için buraya yönelecek ama yazımız televizyondan motor sporlarını hangi kanalların verdiği üzerine. Daha Türksat dışında diğer uydularda Formula 1'i gösteren birçok ülke kanalı var. Eğer böyle izleyenler varsa diğer fanlara da yardımcı olmak için blogumuzda konuk yazarlık yapıp bu kanalları nasıl izleyebileceğimizi bizlere anlatabilir, buradan sesli duyurumuzu yapalım. İlerleyen yazılarda youtube'dan canlı verilen bazı yarışları ve Youtube'daki bazı motor spor kanallarını içeren bir dosya hazırlayacağız. TV yayıncılığında ise Digiturk, D-Smart gibi platformları karşılaştıracağız ve Eurosport gibi kanalların nasıl daha iyi izlenebileceğinden bahsedeceğiz, bizimle kalın.

14 Nisan 2015 Salı

Ronde Van Vlaanderen 2015

2 sene önceydi, aynı anda hem Touf of Flanders hem de Ronde van Vlaanderen yarışı vardı. Ben bu Cancellara'nın olduğu yarışı internetten zar zor izliyorum ve Spartacus Sagan'ı geride bırakarak yarışı kazanıyordu. Klasiklerle tanışmam tam da bu zamanlara rastlıyordu. 2 hafta öncesinde de berbat bir Avustralya GP'nin ardından Milan-San Remo'yu izlemiştim zar zor. Ne yarıştı o da be ! Bu arada uzun uğraşlar sonucu Tour of Flanders ile Ronde van Vlaanderen'in aynı yarış olduğunu anlamıştım, Touf of Flanders sadece yarışın İngilizce adıydı, yani Flaman Turu. Biz orijinalini kullanacağız, yani Ronde Van Vlaanderen'i, bazen de belki RVV'yi.

Geçen iki sene içerisinde internetten izlemeler, D-Smart'ın Eurosport anlaşmazlığı derken hele şükür Eurosport'a kavuştum ve adam gibi yarışı izlemeyi başardım. Yarıştan bir gün önce kendi kendime YDS'den sonra baştan sona yarışı izleyeceğime kendime söz verdim. Tam 5 saat. Büyük bir şevkle yarışı izledim. Aslında tam bu noktada D-Smart'ı güzel anmamız gerekiyor. Gerçekten onlar yüzünden birçok yarışı kaçırdım, kötü kaliteyle yabancı dillerden izlemek zorunda kaldım. Halimden ancak yaşayan anlar. Bu sene de Eurosport 1'i gösterip, 2'yi göstermiyorlarmış. Bazen ülkede olanlara akıl sıra ermiyor..


Önemli tırmanışlardan, artık berg'in ne anlama geldiğini öğrendik değil mi ?




Bu seneki Ronde Van Vlaanderen'e dönersek, yarıştan önce en çok konuşulan konu Cancellara'nın olmamasıydı. Onun gidişiyle gerçekten peloton başsız kalmış gibiydi. Eurosport yorumcularının da sıklıkla vurguladığı gibi Spartacus'un yokluğunda herkes birbirini kollamak zorunda kaldı ve açıkçası ortada ne yapacağını bilemeyen bir peloton ve favoriler grubu vardı. Geçen senelerede öne çıkan Greg van Avarmaet(GvA), Sep Vanmarcke ile Geraint Thomas en büyük favorilerdi. Sprinterlerden de Degenkolb ve Kristoff öne çıkıyordu. Bu büyük beşlinin arkasında Sagan ve diğer isimler geliyordu. Açıkçası pelotondaki en sevmediğim takım Sky'dan Geraint Thomas en büyük favorimdi.

Yarışa dair çok uzun bir özet yapmayacağız. Yarış boyunca iki kere yoldaki araçlar yüzünden yaşanan kazalar belki de pazar gününün en ilginç olaylarıydı. Diğer yandan bol bol lastik patlatan gördük ve daha yarışın başından Wiggins'in kötü bir gün geçireceği belli olmuştu. Thomas Wiggins'den olmasa da başka takım arkadaşlarından yardım aldı. Bunların dışında her km ve berg'de (tepe) gittikçe seyrekleşen bir peloton vardı.































Klasiklerin de bu tarafı güzel bence. Yarışı kontrol etmek oldukça zor ve sıradan bir etaba göre sürprizlere oldukça açık. Zaten kontrolü çok seven Sky'ın Klasiklerde tutunamamasının en önemli nedenleri bunlar. Takım genel klasman takımı olmasının yanında kazandığı yarışları da domine etmeyi, etabı baştan sona kontrol etmeyi çok seviyor. Çok kuralcılar ve her şeyi hesaplıyorlar. Bu da klasiklerin ruhuna pek uymuyor.

5 Nisan Pazar günü de yarış ilerledikçe peloton bölünmeye başladı ve bütün olağan şüpheliler önlerde yer alıyordu. Favorilerden Sep Vanmarcke ise pek iyi görünmüyordu. Yarışta ilk önemli atak Terpstra'dan geldi. Terpstra'yı takip eden de Kristoff oldu. Bu ikilinin kaçışı kazanan bir kaçış olacağa benziyordu. Diğer favoriler arasında bu atağı karşılayacak güçlü bir hamle gelmedi ve her zamanki gibi herkes birbirinden bekledi.

Favoriler arasından Greg Van Avermaet ve Sagan öne atıldılar. İkisi takip grubu olmayı başardı ama öndeki ikiliye bir türlü tam olarak yaklaşamadı. Sona yaklaştıkça Terpstra veya Kristoff'dan birinin yarışı kazanacağı kesinleşti. İkili son km'de birbirine kollarken müzmin ikinci GvA neredeyse öndekilere yaklaşıyordu. Zaten yarışı da 7 sn. geride üçüncü olarak bitirdi. Biz acaba Kristoff'un enerjisi kalmış mı diye düşünürken, Norveçli rahat bir sprintle ikinci anıtsal klasiğini kazanırken Etixx Quick Step bir klasikten daha boynu bükük ayrılıyordu. Sagan da 4. olarak patronu Oleg Tinkov'u bir kere daha üzdü.



Anlatmaya çalıştığımız final, Terpstra'nın yakın olduğuna bakman.



Dikkat çeken sonuçlardan daha ilk Ronde'sinde eüniversitede ekonomi okuyan Tiesj Benoot'un 5. sırayı almasıydı. Arkadaki sprinti yine Degenkolb almış ve 7. olmuştu. Stybar 9, Thomas 14. sırada finişe geldi. Yarışın en dikkat çeken isimlerden Greipel de kendi grubu içindeki sprintte önde kalmayı başarmış ve 15. olmuştu. Yarışı ise 133 kişi bitirebildi. Son olarak Ronde Van Vlaanderen gerçekten Belçika'daki en önemli olaylardan biri. Sürekli Twitter'dan TT listesini kontrol ettim ve yarış boyunca sürekli RVV ön plandaydı. Ayrıca Fransa, İngiltere, ABD ve Worldwide diye arattığımda da yarış sonrasında en azından bir TT ile RVV'in listeye girdiğini gördüm, bunların ekran görüntüsü var, aşağıda sadece Belçika'nınkini paylaşacağım. En ilginci ise Kristoff'un memleketi Norveç'te RVV ile ilgili hiçbir TT yoktu. Roubaix'de görüşmek üzere..



Alttaki tweetten anlaşılıyor zaman.




16 Ekim 2014 Perşembe

2014'ün En Güzel Turu : Vuelta a España

2012 ve 2013 Vuelta'nın ardından 2014'ün Vuelta'sı da sezonun en çekişmeli geçen büyük turu oldu. Oldu olmasına da hep biraz gölgede kalıyor İspanyolların turu. Bisikletin de kendine göre bir dünyası var, yani Tour de France her ne olursa olsun hep gözde. Gerçi bunu anlatmak niyetim değildi ama özellikle son 3 yıldır Tour ne liderlik çekişmesi açısında ne kadar kısır geçiyorsa Vuelta da bir o kadar heyecanlı oldu Hele bu seneki mücadele uzun zaman hatırlanacaktır. Biz şimdi ağustosun ortalarına gidelim.

En büyük favoriler Quintana ve Froome iken, Valverde formsuz, Rodriguez şüpheli ve Contador katılmıyor diye biliyorken bir sabah El Pistelero'nun üç haftalık Vuelta'ya katılacağını öğrendik büyük bir şaşkınlıkla.Tahminler ve İspanyolun açıklamaları Genel Klasmandan(GK) ziyade etap galibiyetiydi, ben de öyle düşünüyordum. Yine de 5 büyük favori insanın ağzını sulandırmıyor değildi. İspanya Turu'na yine takım zamana karşı ile başladık ve klasikleşmiş bir Movistar zaferi gördük ilk etapta.

Etaplar ciddileşirken Contador'un aslında o kadar kötü olmadığını ve Quintana'nın da o kadar iyi olmadığını gördük. Quintana da geçen sene Nibali gibi Giro'dan sonra pek forma giremedi sanki. Aslında TT'ye gelmeden dağlarda Contador optimum performansı sergilemişti. Her tırmanışta bir favori az da olsa geride kalırken Contador hep önde kalmıştı. Quintana'nın 3 sn önde olması ilk etapta kazanılan takım zamana karşıdan (TTT) kazandığı saniyelerle olmuştu biraz da. Contador 2 sene önce olduğu gibi yine çok iyi bir zamana karşı ile güçlü olduğunu göstermişti. 2012'de Froome ile en büyük aday gözükürken, İngiliz o etapta bekleneni verememiş ve Tour'daki domestikliğin yorgunluğu baskın gelmişti. O etaptan sonra da liderlik mücadelesinden uzakta kalmıştı.

TT demişken Quintana'nın kötü kazası ve diğer etapta da yine kaza yaparak yarış dışı kalması turun önemli anlarındandı. Quintana çok güçlü değildi ve bence kazanamayacaktı yine ama yarış dışı kalması muhtemel podyuma mal olmuş olabilir. Kolombiyalı için daha 24 yaşında Tour baskısına girmeden Giro'yu kazanması onun için büyük bir avantaj. Şöyle ki; artık büyük tur kazananı, daha tecrübeli ve Tour'a hem mental hem fiziksel olarak daha güçlü gidebilir. Genç Fransızlar gibi medyadan da çekmedi. Ayrıca takım Valverde'ye son bir şans verdi Tour için ve o da bunu hiç iyi kullanamadı. Vuelta'yı kazanamasa da Quintana'nın geleceği adına harika bir sezon geçti. Hep diyoruz ama yine diyelim; seneye Tour harika olabilir!



Quintana için her şey güzel başlamıştı.































TT'de liderliği alan Contador ileriki etaplarda mayoyu öncelikle Valverde'ye karşı korumak zorundaydı. İspanyol ilginçtir Tour yorgunluğuna rağmen burada daha formdaydı. Zaten Movistar'da önemli ağırlığı var, yeni sözleşme de imzaladı. Bu seneki tek günlük performansıyla beraber, 2015'ten itibaren klasiklere ve Vuelta'ya odaklanması geleceği adına en uygun opsiyon gibi. Vuelta bonus puanlarıyla Valverde ve Rodriguez'e çok uyan bir tur. El Purito'nun 2012'deki güçlü formunun yanında Vuelta'nın bu özelliği de baya yardım etmişti. Düz sprinterlere uygun nadir etaplar dışında, geçiş etaplarında bile son birkaç km'deki eğimler bu iki İspanyola çok uyuyor. Zaten ikisi de önemli bonuslar elde etti. Contador ve Froome ancak belirgin farklar oluşturduğu etaplarda bonusları alabilmişti. 2. haftanın sonundaki pazartesi günü yapılan etapta Froome bu sefer iyi gözüktü ve Contador'la beraber diğerlerini silkeledi. Froome uzun süre Contador'u düşürmeye çalıştı, aslında Contador da pek iyi gözükmüyordu ama son km'ye kadar direndi ve sonunda atağını yaparak etabı ve 10 sn bonusu aldı, yarışı da kopardığı an bu 16. etaptı.

Contador'un Froome karşı bu taktiği Dauphine'de de uygulamış, hatta Contador daha Nibali falan dökülmeden tamamen Froome'a odaklanmıştı. Sonuna kadar Froome düşüremişti lakin Froome etabı almıştı. 2014 Vuelta, 2015 Tour için de önemli ipuçları içeriyor bu yönden. İyi bir Froome'n TT'de Contador'dan bir nebze daha iyi olduğu biliniyor, zaten o da son günlerde 2015 için Alberto'yu TT'de geçmem lazım demiş. Eğer 2015 beklendiği kadar heyecanlı geçerse ikili arasında ufak detaylar yarışı belirler, hatta TT'nin hangi etapta olacağı bile çok kritik çünkü eğer ikisi de formda olursa birbirlerini düşürmeleri çok zor oluyor ve önde olan sadece savunma yapması yeterli olduğu için günbegün mental olarak daha güçlü hale geliyor.

16. etap üç günlük dağlık etabın sonuncusuydu. Önceki günlerde Froomey pek iyi gözükmemiş ama belli bir tempoda çıkarak kaybı minimum tutmuştu. Contador da vatandaşlarına kızarak Froome'u düşürmeliydik, ileride ben değil, siz pişman olacaksınız diye uyarıyordu. Bunda Contador'un zeki bir bisikletçi olmasının yanında bence biraz da Kenyalı sporcunun 2013 Tour'da gösterdiği insanüstü performans da etkili. Froomey insanların gözünü fena halde korkutmuş durumda, bu sene o kadar formda olmasa bile Tour öncesi birçoklarına göre Contador'un bir adım önündeydi.

Alberto'ya gelirsek. Şu an 32 yaşında, geçen seneki kötü performansı ve doping cezası sonrasında eskiyi aratması ona karşı şüphelerin artmasına yol açmıştı. 2014 hem yaş hem de form olarak Tour galibiyeti için belki de en önemli şanstı. Kazasından sonra hem Tour galibiyeti için üzülmüştüm, ayrıca sakatlığını ağırlığını öğrenince Vuelta için de ayrı üzülmüştüm. Contador sadece mental olarak değil güç olarak da iyi durumda olduğunu gösterdi bu turda. Kariyerinin çok kritik bir noktasında geldi Vuelta galibiyeti. Güçlü bir takımda ve 3 yıl daha ciddi aday olabilir Tour için. Ayrıca büyük tur galibiyetleri sayısında da önemli isimlere yaklaştı. Contador'un Giro, Vuelta ve Tour'u en az birer kere daha kazanacağını inanıyorum.

Hem Vuelta'yı hem de favorileri genel olarak değerlendirdik galiba. Son haftada ise Froome son hamlesini yaptı 20. etapta. Yine Valverde ve Rodriguez kaldılar, Froome son 5 km'de önemli ataklar yaptı ve hepsi de Contador'un klasik danslarıyla karşılık buldu. İki farklı stil çarpıştı ve bu sefer klasik stil, Contador'unki kazandı. Zaten bu sefer Froome etapları hep ayağa kalkarak yaptı. Froomey'in geçen seneki üstün formuna biraz da Contador'un gerçekten kötü olması, Quintana'nın da gereksiz atakları yardımcı olmuştu. Team Sky'ın da artık itici gelen tarzıyla yenilmez olmuşlardı. Bu sene antrenman metotlarını değiştiren Contador, 20. etapta da 16. etapla aynı taktiği kullanarak son km'de atağını yaptı ve 2 önemli etap kazanarak 2014 Vuelta'yı kazandı. Böylelikle son TT etabı da biraz formalite oldu.




2014 Vuelta'nın en hatırlanacak fotoğrafı


























Aru'yu da unutmadık. Erken yaşta birçok etapta öndeki çok güçlü GK adaylarıyla baş başa kaldı. Tam anlamıyla gelecek için mesaj verdi. Yaşına göre müthiş performans sergiledi. Sadece 4.48 gerisinde bitirdi Contador'un. Seneye muhtemelen Nibali'ye yardım edecek, ondan sonrası için önü açık. Gerçi son haberler Giro'da lider de olabileceğini söylüyor.

2014 Vuelta Bisikletin GK anlamında en büyük iki isminin çarpıştığı bir tur oldu. Contador ve Froome henüz tam anlamıyla birbirlerine karşı mücadele edemediler yine de. 2013 Tour'da Contador çok formsuzdu, 2014 Vuelta'da ise ikisi de sakatlıktan yeni çıkmıştı. 2014 sezonu büyük turlar açısından çok ilginç geçti, çok uzun zaman sonra Tour'un en büyük favorileri kazayla yarış dışı kaldı. İtiraf etmek gerekirse ikisi dışında başka birinin Tour'u kazanma olasalığını %2'den fazla değil diye düşünüyordum. İnşallah seneye o merakla beklediğimiz epik mücadeleler olur büyük isimler arasında. Bu arada Eurosport'un D-Smart'a dönmesini istiyoruz, bu dileğimiz ilgililere ulaşır belki, vallahi yarışları izleyecem diye anam ağladı bu sene, sonraki yazıda görüşmek üzere.

25 Mart 2013 Pazartesi

2013'de Formula 1'i Televizyonda Nasıl İzlerim ?

Geçen yılki Formula 1'i nerede izleyeceğiz belirsizliğin ardından bu sene biraz daha sessiz sedasız ortalık. Herkes bir şekilde kendi yolunu buldu. Benim de geçen sene bazen isyan ettiğim zamanlar olmasına rağmen alıştık sayılır. Asıl endişem Formula 1'e o kadar sıkı bağlı olmayıp, yayın haklarının D-Smart'a geçmesiyle spordan kopabileceklerin olmasıydı. Muhtemelen olmuştur, fakat çekirdek bir izleyici takip etmeye devam ediyor. Bu yazının amacı da insanların Formula 1'i daha rahat izlemelerinin yollarını bulmaya çalışmak. Umarım faydalı olur.

Öncelikle bu yazıya temel oluşturan biri benim, diğeri Ali Ünal'ın geçen sene yazılan yazıları tavsiye ederim. Zaten Ali Ünal'ın yazısındaki F1'i izleme seçenekleri bu sene de aynen geçerli. Ben wikipedia sayfasından 2013'deki dünyadaki bütün yayın haklarını bulunduran Tv kanallarını paylaşacağım. Bunun yanında yine internnetten yayın yapan kanalları ve radyoları da koyacağım. Link (stream) konusunda gelirsek ; evet internette birçok link var, izliyoruz da fakat link konusu internetiniz ne kadar iyi olursa olsun her zaman bir şüphe kalıyor aklınızın bir ucunda. Formula 1 izlemek bizler için büyük zevk, bu da en iyi televizyonda olur kanısındayım.

Hazır konu açılmışken D-Smart'ın geçen yıldan bu yana F1 takımları gibi gelişim konusunda fena olmadığını gördük. Formula 1 Özel diye program yapmaya başladılar, bu sene yarış öncesi ve sonrası yine aynı isimle program yapılmaya başlandı, Erbatur Ergenekon ve Korhan Savran gibi tanıdık isimlerle yapılan program kendini izlettirdi. Bazı arkadaşların haklı da bir şekilde bu programların içeriğinin yeterince iyi olmadığı konusunda şikayetleri oluyor. Bu konuda biraz daha temkinli olmak gerek çünkü bu ülkede maalesef bir F1 programının olması bile başlı başına bir olay, o yüzden eleştirelim ama destek de verelim. D-Smart fena iş çıkartmıyor, üstelik yarışın tekrarlarını da sürekli veriyor. Eğer sansınız varsa, bu yazıyla veya linklerle uğraşmayın. Gidin bir D-Smart alın, çünkü pahalı bir şey değil, pc başında uğraştığınıza değmez. 30 kağıda F1, NBA, Şampiyonlar ligi maçları, belgesel kanalları, D-Smart'ın kendi ve yerli film kanalları dahil. Sürekli D-Smart'ın reklamını yapıyormuşum gibi hissediyor ve rahatsız oluyorum ama siz beni anlarsınız. D-Smart, Digiturk gibi paralı platformlara karşı tepkiyi de son derece haklı ama dünya artık bu düzene geçmiş, şu noktada yapacak bir şey yok. Evet ne de çok konuştum değil mi, resimleri aldığım linki de vereyim de oradan daha kolay bakarsınız.







Bunlar bütün dünyada Formula 1'in 2013 yayın haklarına sahip olan kanallar. 'Pay' olanlar o ülkede de paralı yayın yaptığını söylüyor. Bazılarının internetten yayını da var. Antrenman ve sıralama turlarını gösterip göstermediği de bu tabloda var. Sanırım bu kanalları izlemek için en uygun yer, Hotbird. Bildiğim kadarıyla İdman Tv ve Abu Dhabi Sports'dan izleyenler var uydudan. Yine RTL de kablolu da var. Uydudan farklı kanallardan izleyebilen veya burdaki listeden bir kanalı izlemeye başaran ya da uyduyla ilgili başka tavsiyesi olabilecek birileri varsa yorum yazmanızı özellikle rica ediyorum. Bu yazıyı mini forum gibi kullanabiliriz.

Diğer yandan yine wikideki sayfada radyo kanalları da varmış. Olur da yurtdışına çıktınız, yarışı izleyemiyorsunuz, belki bu radyolar bir işinize yarayabilir. Belki internetiniz iyi değil, link bulamadınız o durumda da bu radyolar iş görebilir.

























Bu arada yarışları BBC'den izlemek veya dinlemek istiyorsanız Expat Shield programını kurmanız gerekiyor. Bu program size bir İngiltere IP'si alıyor ve BBC'yi beleşe izliyorsunuz, fakat BBC bütün yarışları göstermiyor, bir sezonda 9-10 yarışı gösteriyor, o da yukarıdaki linkte mevcut. Ayrıca yarış günleri Cnn Türk'de altı gibi yarışın özetini veriyor, aklınızda bulunsun. Pazar akşamları maçların özetlerini izleme hesabı. Başka başka aklıma bir şey gelmiyor şimdilik, sizin de katkınızla Formula 1 izlemek isteyenlere yardım edebiliriz, zamanla yeni yollar bulursak paylaşmaya devam ederiz. Esen kalın.

Düzeltme 1 : İdman Tv'nin biss key'i şu linkte bulabilirsiniz.

9 Aralık 2012 Pazar

Motorsporları Kültürü ve İstanbulpark

Son günlerdeki yoğun Formula 1 gündeminden sonra Türkiye'deki spor veya motorsporları kültürü daha da geneli futbol dışındaki spor kültürlerini sorgular hale geldik. Şu zamana kadar belki ilginin düşmeye başladığı 2007 yılından itibaren genelde birbirine benzeyen, kısır çözümler veya teşhisler ortaya konuyor. Elbette bir yazıyla her şey değişmez ama daha bir derinlemesine ve klişe olmayan şeyler bulmaya çalışalım.

Öncelikle motorsporları kültürü dediğimiz şeyin ülkemizde pek fazla olmadığı aşikar. Fakat bırakın motorsporlarını futbol dışındaki bütün sporlarda da bir kültürümüz yok. Ha birileri diyebilir futbolda ne kültürümüz var, o konuda da haklısınız, futbol kültürümüz falan yok, sadece gereğinden fazla futbola bir ilgimiz var, bu ilgiden de bir halt olduğu yok. Kamunun, özel sektörün kaynakları futbola oluk oluk akarken ortada somut bir başarı yok. Basketbolda da son 5-10 yılda 3 büyüklerin daha çok ilgilenmesi, Efes'in basket kültürü, milli takımın başarıları ve NBA'in karşı koyulamaz ihtişamı sayesinde basında futboldan arta kalan yeri kaplamaya çalışıyor. Geçenlerde D-Smart'ın Ceo'suyla yapılan röportajda Türkiye'deki sporların önem sırasında ilk sıraya futbolu konup 2-3-4-5'den sonra diğer sporların geldiğini söylüyordu, yazık ki haklı gibi. Yani motorsporlarından önce bir spor kültürü olması lazım ki sonra basketbol, voleybol veya motorsporları kültürü oluşabilsin.


Türkiye'nin 2005 yılından itibaren düzenlediği Formula 1'e ilk iki yıl 100 binin üzerinde bir talep oldu. 2007 yılından itibaren pistin işletmesini Ecclestone'a bırakdıktan sonra her geçen yıl talep azaldı, 2011'de ise son yıl dedikodularından dolayı nispi bir artış oldu sanki. Pistin işletmesini Bay E'ye bırakmak demek yılın 352 günü pistin boş olmasına neden olmak demekti. Diğer yandan yarışın Türkiye'deki reklamını ise sıfır noktasına indirdi. Özetle F1'in Türkiye'deki macerasında sonun başlangıcı oldu bu hamle. Pisti Bay E'ye bırakmayla ilgili ayrıntıları hatırlamasam da Türkiye'de motorsporları kültürü yok, seyirci gelmiyor diyeceksek bu olayı unutmamamız ve başlangıç noktası almamız gerekiyor.

Eski yıllardan


2010'daki Dünya Basketbol Şampiyonası'nda Kaan Kural Türkiye'nin dışındaki maçlara kimselerin gelmediğini şikayet ediyordu. Tahmin etmesi zor olmasa gerek. Bugün almaya çalıştığımız 2020 Olimpiyatları için de bazı sporlarda da olması kaçınılmaz. Eğer yeterli turist gelmezse vay halimize. İş organizasyon getirmekle spor kültürü yerleşir mi noktasına geliyor, o zaman bu organizasyonları getirmeyelim yaklaşımı da olmamalı tabi ki. Bu tartışmayı spor adamlarının güzelce tartışması gerekiyor, dikkat futbol adamları değil. Türkiye'nin sorunun artık para değil, burada da anlaşalım, paramız ve enerjimiz var, artık seviye atlama zamanı, belki de en zor olanı; o kültürü aşılamak. Aslında şu tartışma sadece bir akşam Telegol'de tartışılsa önemli bir mesafe alınır ya, neyse. Konumuz Formula 1 bizim daha çok.

Sürekli söylenen vatandaş gelmiyor eleştirilerine de daha farklı pencereden bakalım. Mesela 2011'de telafuz edilen 42 bin seyircinin göründüğü kadar kötü olmadığından başlayabiliriz. Toplamda 115 bin seyirci gelmiş ayrıca. Burda bir sıkıntı var sanki, F1'in genel kuralı pazar günü gelen  seyirci sayısı > cumartesi > cuma pek geçerli gibi durmuyor. Ya da Istanbulpark'a gelen F1 seyircisi fazlasıyla sadık F1'e. F1'in popüler olmadığı ve pahalı olarak bilindiği bir ülkede 115 veya 42 binlik sayı hiç de fena değil. Bugün şampiyonluğa oynayamadığı sezonlarda üç büyüklerin stadlarını görüyoruz, satılan kombine sayısından bile düşük sayılar çıkabiliyor. (Futbol sevgimiz hakkında Zeki Çol'un şöyle güzel bir yazısı vardı). Bahsettiğimiz sayı üstelik doğru dürüst tanıtım olmadan ulaşılmıştı. Futbolla yatıp kalktığımız halde doluluk oranlarının %50'ye bile ulaşmadığını düşünürsek 42 bine az diyemeyiz. Sorun motorsporları kültüründe değil, bu ülkenin spor kültüründe. Bu sorunu ne çözer bilmiyoruz ama 18 Bin devirlik makinelerde sorun olmadığını biliyoruz. Üstelik ilk iki seneki devasa seyirci de ortada.


İstanbulpark'a gelen seyirci sayısını futbolla karşılaştırmak yanlış olsa da hep futbol üzerinden örnekler verildiği için -belki de bize böyle anlatması daha kolaydır- böyle devam ediyoruz. Halep ordaysa arşın da burada. O seyircilerin içinde turistler de var diyenler olacaktır, eh Formula 1'in de o kadar fiyakası olsun değil mi! Hatta İstanbulpark'ın bilmem kaç futbol sahası büyüklüğünde olduğu falan da söylenirse hiç fena olmaz. Ya da olmadı, en son çare olarak Seda Sayan'dan yardım istemek olabilir, ne de olsa Türkiye'nin en güvenilir kişisi.

Geçen yıl Türkiye için tablo kötü iken iyi de bir isim sponsoru bulmuştuk; DHL. DHL aynı zamanda F1'in ulaşım partneri, önemli de işbirlikleri var. Bu yıl da Vural Ak'lı Intercity Istanbulpark'ın işletme hakkını kazanınca oldukça olumlu bir atmosfer oluştu Formula 1'i tekrardan Türkiye'ye getirmek için. FIA galasının Türkiye'de olması, Bernie'nin anlaşma için gelmesi, hatta ve hatta F1 takviminde bir Avrupa yarışı için yer açılması. Vural Ak'ın hazırlayıp, al da attığı topu hükümet gole çeviremezse hepimiz saçımızı başımızı yolacağız. Çünkü kaçan pozisyon büyük olacak, bir daha böyle bir pozisyonu bulamayabiliriz kapalı defans arasında. Spor Bakanı, dünyanın en liberal ve büyük ekonomisinde bile devletin desteklediği F1 yarışlarını özel sektöre havale etti son açıklamasında. Yani geçen seneki verilen parayı bile kabul etmiyor Suat Kılıç. Açıkçası bu istemiyoruz demenin resmi hali. O yüzden yorumlamaya bile gerek yok aslında. Yine de Başbakan'ın son sözünü beklemek gerekiyor, Erdoğan'ın da FIA galasına gelmemesi umutları büyük ölçüde söndürdü ama bekleyelim. Bugüne kadar hem siyasetin kendine has tarafgirliği hem de sıkı bir F1 izleyicisi olarak objektif olamama endişesiyle pek yorum yapmamaya çalıştım. Özellikle bakanın açıklamasından sonra benim kayışlar koptu, geçen sene verileceği taahhüt edilen miktarı vermemek de neyin nesi. Ayrıca Serhan Acar'ın dediği gibi sözleşme uzatma işi neden Türk refleksiyle son seneye bırakıldı. Formula 1 gibi bir platforma, hadi onu geçtik Bernie gibi bir adama küstüm oynamıyorum tavrı fazlasıyla anlamsız. Yeterli paraya vermedikten sonra her ilde bir tane araba otomobil fabrikası olsa da bir işe yaramaz, üstelik Bernie'nin nasıl bir insan olduğu gayet iyi biliniyor, bu işlerin de para ile döndüğü de. F1 Amerika'yı bile gözden çıkardı zamanında.
Kimi Raikkonen

Oldukça geniş konulara daldık. Bu yazı ancak bir başlangıç olabilir, spor medyasının içinden birilerinin spor kültürümüz hakkında daha kapsamlı yazılarına ihtiyacımız var açıkçası. Gittikçe derinleşen bir konu zira. Hazır taraftarlık konuları açılmışken Türkiye'deki F1 fanlığının (taraftardan daha iyi bir kelime sanki) en zor yılı olan 2012'den bahsedelim. Pisti kaybetmenin üzerine belki de daha önemlisi F1 Yayın Hakları bir paralı platforma geçti. Bu olay İngiltere'deki gibi olsaydı yani D-Smart para kazanmak için F1'i alsaydı gerçekten sevinilecek bir durumdu. Her koşulda yarışların açık bir kanaldan yayınlanması paralı bir platformdan daha fazla seyirci çeker. Zaten F1'in yeterli seyirciye ve ilgiye sahip olmadığını konuşurken insanların F1'e en kolay ulaşabileceği mecrayı kaybettik. Bu da doğal olarak insanların ilgisini ve yarış izleme konforunu azalttı veya kaybettirdi. Şu ortamda bir F1 fanı kolaylıkla aman ben yarış izlemiyorum diyebilir. Cidden kolay değil yarışları takip etmek. O yüzden Serhan Acar'a bile reklam yapıyorsun diyenlerin çıktığı bir ortamda ben de imkanı ve şartlara sahip olanlara D-Smart almalarını tavsiye ediyorum. Artık ne olursa olsun modundayım, devletin, özel sektörün, TRT'nin, NTV'nin burun kıvırdığı F1'i yayınlamaları çok önenmli. Yarın birgün Flash Tv de yayınlarsa gider Yalçın Abi'yi tebrik ederim. Yine başından beri NTV'nin almasını istemiştim yayın haklarının, sabah akşam her yerde NTV Spor açık, insanlar bu şekilde daha fazla ilgi gösterebilirlerdi Formula 1'e ülkemizde. Böylelikle 'Abi yarışları en son NTV gösteriyordu di mi' diyen geyikçi tayfadan da kurtulmuş olurduk...

Evet 2012 çok zordu ama tablo o kadar kötü değil aslında. Bi kerem, bundan daha kötüsü olamaz. D-Smart'a öyle böyle alıştık, yarışları çoğu kez internetten takip ettik, twitterdan canlı tartışmalar yapıldı(tekrar büyük teşekkürler Metin Mete'ye ve diğer arkadaşlara). 2013 ve ilerleyen yıllarda daha kolay olacaktır, umarım ileride 2011 ve 2012'yi Türkiye'deki F1 macerasının fetret devri olarak anarız. Bütün bu zorluklara rağmen F1 ve motorsporları ilgili siteler işlerini yapmaya devam etti, çekirdek ama çok güçlü bir kitle de F1'i takip etmeye devam etti. Twitter'daki son TT çalışmaları da bunu gösteriyor, Türkiye'de F1'den daha fazla basketbol veya tenis meraklısı var mesela, yine de hiçbirinin bu kadar organize ve ateşli olabileceğini zannetmiyorum, daha doğrusu hissetmiyorum. Sadece TT çalışmaları değil, geçen sene ülkemize Senna filmini de getirmişti sosyal medyadaki örgütlenme. Herkesin sadece bir iş için birleşmesi pek görülen şeylerden biri değil Türkiye'de. Aman nazar değmesin.

Doğu Avrupa Pist şampiyonası - Haziran 2012

Özellikle Vurak Ak'ın sahip olduğu Intercity'nin pistin işletmesini aldıktan sonra insanlar pistin geleceğine daha olumlu bakmaya başladı. Formula 1 gelmese bile belki başka seriler gelebilir, hem şu meşhur motorsporları kültürü açısından, hem de ileride F1'in tekrar gelmesi açısından Vural Ak'ın çıktığı yolda destek vermek gerekir motorsporları severleri olarak. Ak'ın eski lisanslı sürücü olması da ayrı bir sevindirici haber. Bu işlerin içinden gelmesi motorsporları tecrübesinin yanında normal bir iş adamından daha tutkulu olmasını sağlayacaktır. Köprünün altından daha çok sular akacak gibi...Şimdilik son olarak pistin uzak olması bahanesiyle bitirelim. Evet pist merkeze uzak ama yarışlar da pazar günü yapılıyor. İnsanlar bütün hafta sonunu ayıramasa da pazar günü rahatlıkla yarışa gelebilirler. Yani pistin uzak olması yarışı izlemeye engel değil. Bir futbol maçına gitseniz bile yine gününüzün çoğunu vermeniz gerekebiliyor. Belki biz F1 fazla haşır neşiriz ama uzak diye böyle bir organizasyona burun kıvırmak samimi gelmiyor. Benim için F1 önemli değil demek daha dürüstçe. Avrupa Yakası'nın diğer ucundaki Autoshow veya Kitap fuarına gitmekten de çok farklı değil hani. Mesela bu seneki Autuoshow'u yarım milyon insan ziyaret etmiş ve muhtemelen ziyaretlerin çoğu da haftasonu olmuştur. Yani istenince uzaklık da pek dert olmuyormuş. Daha Formula 1'in pahalı bir spor olmadığı mevzusu vardı, zaten o da motorsporları kültürüyle ilgili...

#F1Discuss
#Formula1TürkiyeyeDonmeli
#Formula1TürkiyeyeYakışır
















4 Eylül 2012 Salı

TV'de Motorsporları Ekranı

NTV'nin eski motorsporları programı

Formula 1'den Nascar'a birçok motorsporları serisi, kanalların motorsporları programı özetle motorsporlarını konu edinen ve Türkiye'de herhangi bir platformdan yayınlanan programları ve canlı veya banttan yayınlanan yarışları bir derleyelim dedik. Biraz karışık bir derleme olacağı için şimdiden uyarımızı yapalım.

Formula 1 ve Moto GP

TV'nin dünya çapında en çok izlenen bu iki motorsporları organizasyonunun Türkiye'deki yayın haklarını üç yıllığına D-Smart aldı.2012, 2013 ve 2014 sezonlarını D-Smart'dan izleyebilirsiniz. Ayrıca Teledünya'daki RTL'den de Formula 1 yarışları izlenebiliyor.

Eurosport 1-2 (D-Smart, Digitürk, Teledünya)
Spor deyince ilk akla gelen kanal birçok motorsporları programı da yayınlıyor :

Dünya Superbike Şampiyonası
Dünya Supersport Şampiyonası  ( Kenan Sofuoğlu bu seride yarışıyor)
WTCC
Auto GP
GP3
Britanya Superbike Şampiyonası
World Series By Renault ( Formula Renault 3.5, Eurocup Formula Renault 2.0, Eurocap Megane Trophy, Eurocup Clio)
World Endurance Championship
Motor Sports Weekend ( Motorsporları programı )
Porsche Supercup
IRC ( Intercontinental Rally Challenge )
Blancpain Lamborghini Cup
ETCC ( Aytaç Biter de yarışıyor bu seride )

Fox Sport : Nascar, The Mobil 1 Grid (D-Smart, Digitürk)

Espn : Nascar (D-Smart, Digitürk)

Espn Classic : F1 70'li yıllar, Moto GP 2008 sezonu benim gördüğüm programlarıydı. Bazen sizi güzel anılara götürebiliyor, bu kanalı takipte olmakta fayda var. (Digiturk)

Sports Tv : Formula 3 Euro Series, Scirocco R Cup, International GT Open, Avrupa Ralli Şampiyonası (D-Smart, Digiturk, Teledünya)

Trt Spor : Superspor adlı Motorsporları Programı

Ntv Spor : Maalesef Türkiye'ye Motorsporları dahil birçok değişik sporu sevdiren kanalın sadece Mobil 1 Grid adlı programdan başka görebildiğim Motorsporları yayını yok.

TV 8 : Yılların programı 8. Etap hem alışılagelmiş yeni çıkan araçların tanıtımını, hem de Motorsporları dünyasından son haberleri veriyor.

AB Moteurs : 2012 Pist Yarışları Programı, Nascar Bahar Kupası. İsmi duyunca heyecanlansanız da yeteri kadar ilgili çekecek motorsporları yok. Yine de ara ara bu tür programlara denk gelebilirsiniz. (D-Smart, Teledünya)

Konu geniş çaplı da en azından başlamak istedim. Televizyonda denk geldiğim ve biraz da TV kanallarının internet sitelerine bakarak yazmaya çalıştığım bu yazıyı insanlar okudukça kolektif bir yazı hale gelmesini isterim. Benim gözden kaçırdığım bazı programlar olabilir. Mesela Eurosport başka serileri de yayınlıyor ama benim aklıma gelenler bunlar. Belki günün birinde birileri bu yazıya bakar da yararlanırsa çok mutlu olurum, belki de medyadan birileri okuduğunda ufak da olsa kendilerini eleştirme gereği duyarlar.

Vurgulamak gerekirse; özellikle Eurosport, Sports Tv, AB Moteurs ve ESPN kanallarında gözden kaçırdığım programlar olduğunu tahmin ediyorum. Geç de olsa 2012 yılı için TV'de Motorsporları Ekranı olarak bir rehber görevi görebilir. Ayrıca ele aldığım platformlar Türksat uydusundaki kanallar, Karasal yayın, D-Smart, Digiturk ve Teledünya. Diğer uydulardan ve internetten bütün serileri izlemek mümkün evet fakat yukarıda saydığımız platformlarla sınırladık olayı. Geri dönüşler bekliyorum...Emeği geçen herkese teşekkürler.