Olimpiyatlarla dolu bir hafta sonunu 2020 Olimpiyat Oyunlarını Tokyo'ya kaptırarak büyük bir hayal kırıklığıyla bitirdik. Kimileri üzüldü, kimileri sevindi. Ben de arada kaldım açıkçası. Yazıda da oyunları neden alamadığımız değil, benim açımdan 2020 Olimpiyatı ve biraz da ülkedeki atmosferden bahsedeceğim. Adam akıllı Olimpiyat sürecini takip eden ve konuya oldukça hakim olan birinden ne oldu, ne bitti öğrenmek istiyorsanız şu ve bu adrese mutlaka bakın.
Önce ''ben neden istemiyorum''a gelmek istiyorum. Türkiye'de maalesef spor, biraz tesis inşaatı haline gelmeye başladı. Ak Parti geldiğinden beri birçok önemli organizasyon yaptık, hepsi de çok iyi organizasyonlardı. Sadece organizasyonlar değil, Şampiyonlar Ligi, Formula 1, Moto GP gibi her sene yapılan organizasyonlar da düzenledik. Özellikle 2013'de yapılan Akdeniz Oyunları ve FIFA U-20 Dünya Kupası'nda gördüğümüz gibi organizasyonları süper yaptık ta seyirci olarak çok geride kaldık. Özetle iyi bir spor ülkesi olmaktan çok uzağız, sporu sadece futboldan ibaret görüyoruz, maalesef ki görmeye de devam edeceğiz gibi. Bu konuda Olimpiyatları diğer iki şehir kadar hak ettiğimizi düşünmüyorum.
İyi bir spor ülkesi olmak için de en iyi ilaç Olimpiyatlar. Yani sporu ülkesi değiliz ama Olimpiyat bunun için en büyük fırsat diyenler de haklı. Benim de son zamanlardaki görüşümü biraz bu değiştirdi. Evet çevresel endişelerim var ama Olimpiyat da olmasa nasıl o hayalini kurduğumuz spor ülkesi olacağız. Çevresel demişken çevreye gelelim. Benim de karşı çıktığım asıl konu da buydu. Son yıllarda çılgınlaşan inşaat hareketimiz malum. 3. Köprüye karşı olalım veya olmayalım İstanbul'un kuzeyinden geçecek otobanın o bölgede bir imarlaşma hareketine imkan sağlayacağını hepimiz biliyoruz. Olimpiyatları da alsaydık İstanbul'un son kalan bakir alanları ve ormanları da iyice tehlikeye düşecekti. Gerçi 3. havaalanı ile beraber bu bölgenin durumu Olimpiyatlar olmasa da garanti değil. Evet biliyorum Gezi'den başlayarak 3. köprü veya havaalanı dahil birçok konuda herkesin mevzisi sağlam, siperler alınmış durumda. Sürekli ülkedeki spor ortamının yavanlığından şikayet etmiş, hatta yeterince futbol yazısı var diye kaç kere bloga futbol yazısı yazmamak için kendini tutmuş biri olarak neden olimpiyatları istemediğimi anlatmak zorunda hissettim. Benim için temel konular inşaat ve çevreydi. Olimpiyatları alsaydık çevre için her geçen gün daha tehlikeli olmaya başlayan inşaat projelerine itirazlar hiç dinlenmemeye başlanabilirdi, gerçi durum şimdi de iyi değil ama..
Spora siyaset bulaştırmaya devam edelim. Türkiye ve Brezilya'daki hareketler Olimpiyat Komitesi'ni düşündürdüğü kesin. Burda bir şeyleri netleştirelim, Gezi Parkı Hareketi'nden çok Brezilya'daki halk hareketinin bize büyük etkisi oldu. Gezi eninde sonunda bir çevre hareketiydi, İstanbul'un göbeğinde son kalan yeşil alanlardan biriydi Gezi Parkı. Her ne kadar olaylar diğer illerde başladıysa da Gezi'yi böyle anlatmak mümkün. Fakat Brezilya'da olan şey ''bizim paramızı sen neden Dünya Kupası ve Olimpiyat'a harcıyorsun''du. Bu OIC için normal protestolardan daha tehlikeli. Bunun üzerine Brezilya gibi ekonomisi gelişmekte olan Türkiye'nin yüksek bütçe ile organizasyona talip olması soru işaretlerini beraberinde getirdi. Ya Türkiye'de de olursa ? Böylelikle Tokyo hazır projeleri ile bir adım öne geçti. 3-4 ay öncesine gidelim, yani hem Gezi hem de Brezilya'daki olayların öncesine.
Olimpiyat Komitesi Türkiye'yi gezdiği zaman, ortam Türkiye'nin lehineydi, Madrid ilk elenecek aday gibi duruyordu ve Tokyo da heyecan vermiyordu. Rio'ya 2016'nın verilmesi boşuna değildi. Dünya genelinde düzenlenen spor organizasyonlarında Türkiye, Rusya, Brezilya, Güney Kore gibi gelişen ülkelerin ne kadar öne çıkmaya başladığını görüyüruz. Bu da dünyada değişen ekonomik ve siyasal tablodan bağımsız değil. İstanbul'un adaylığı da bu rüzgarın bir parçasıydı. 2018 ve 2022 Dünya Kupası da Rusya ve Katar'da olacağını hatırlatalım. Tokyo ve Madrid İstanbul'un yanında pek eski duruyordu. Peki hükümet bunu tersine çevirebilir miydi ? Aslında Gezi'de polis şiddeti olmasa ve olaylar yumuşak şekilde devam etseydi protestoları lehimize bile çevirebilirdik. Onlara '' dünyanın her tarafında bu tür protestolar olabilir ama biz gördüğünüz gibi hiçbir sorun yaşamadan medenice protestolara yaklaştık, Rio'da olanların bizde olma ihtimali yok. '' falan filan diyerek işin içinden çok iyi çıkabilirdik. Biliyorum hayal bile değil bunlar, bi diyeyim dedim. Ayrıca Başbakan'ın ve Türkiye'nin son aylardaki bozulan imajının oyunları kaybetmemizdeki etkisi yadısanamaz.
Yine bu hükümet zamanında Olimpiyatlara bu kadar yaklaştık. Eleştiriyi de övgüyü de doğru yerden ve olabildiğince ideolojik olmayanından yapmak lazım. Ne hükümetin başarısını ne de son aylardaki yapılan hataları görmezden gelelim. Türkiye'de 2002'den beri hükümet be yapsa karşı çıkan bir kitle var, eyvallah. Fakat insanların bu denli Olimpiyat'a karşı çıkmasında Erdoğan'ın her geçen gün sertleşen dilini unutmamak gerek. Gezi'den beri neredeyse her konuştuğunda 'bunlar' diye sesleniyor. Günlerce biber gazı yemiş, hatta şiddet görmüş, her gün 'bunlardan iyi biliriz' diye nitelenen biri elbette ki Olimpiyatlara karşı çıkacak.
Bunların dışında İstanbul tanıtımında kullanılan şu Asya ve Avrupa'yı birbirine bağlamak sloganı da epeyce sıktı. Biraz da kolaya kaçmak oluyor. Üstelik spora dair net bir vurgu da yok. Zaten tanıtım videosu da öyle, ne Madrid ne İstanbul Tokyo kadar spor vurgulu bir video çekememiş. Şehir yapısı ne kadar önemli olsa da sonuçta bir spor organizasyonuna talipsiniz. Cepten yiyoruz, yani İstanbul'un tarihi ve coğrafyasından gelen güzelliği var, üzerine bir şey koyamamışız hatta her geçen gün mahvediyoruz. Ayrıca vitrine çıkaracağımız bir sporcumuz olsaydı da işler biraz değişebilirdi. Bi Fabian Cancellara (niye onu örnek verdim bilmiyorum), bi Andy Murray falan Türk olsaydı biraz daha kolay ikna edebilirdik üyeleri. Paylaştığım yazıdaki şeyi çalarak söylüyorum, Türkiye'ninki biraz eski tip bi adaylıktı, paramız var ve tesisleri yapabiliriz diyordu. Şu anda hiç kimsenin bu tesisleri yapacağımızından şüphesi yok fakat her şeyin değiştiği gibi spordaki algılar ve trendler de değişiyor. Dev stadlar yerine her noktasında spor yapılabilen şehirler yapmak daha güzel ve kabul gören bir durum artık. Mesela şehirlerdeki bisiklet yolları ile buna başlayabiliriz, hemen de kendimize pay çıkartalım.
Klişe laflarla bitirecem mazur görün ; Evet, Ak Parti hükümetinin spor tesisleri ve organizasyonu yapmakta çok iyi ama Olimpiyat ruhu bundan çok daha fazlasını gerektiriyor. Sadece hükümet değil, özellikle medya olarak spor ülkesi olmaktan çok uzağız. Hayatında üç büyükler dışında spor konuşmamış 'spor yazarları' bütün hafta boyunca bize Olimpiyat ruhundan bahsettiler. Olimpiyatlar olmasa bile, Atletizm, Yüzme, Bisiklet gibi dallarda dünya şampiyonaları almak için uğraşmalıyız. Atletizm'in Olimpiyatlar için ne kadar önemli olduğunu söylemeye gerek yok sanırım. Bisiklet'i de kendim için istiyorum, o kadar olsun. Formula 1'i de unutmayak. Çook derin bir konu ama spor algımızda çook büyük sorunlar var, spor ülkesi olmak istiyorsak önce bunu halletmeliyiz. Hadi bana güle güle..
Yüzme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yüzme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Eylül 2013 Salı
13 Ağustos 2013 Salı
Formula 1'in Yaz Arasında Yapılacak En İyi 10 Şey
Malum Formula 1'in yaz arası son 5-6 yılda artık zulüm olmaya başladı, 3 haftalık yaz araları son senelerde 4 haftaya çıktı. Hatta geçen sene 5 hafta beklemiştik Spa'yı. Bu sene yine 4 hafta olsa da takvimdeki 3 haftalık birçok aradan sonra yaz tatili hiç iyi olmadı. Sanırım neredeyse 1 aylık aranın tek iyi yanı Formula 1'in en güzel pisti Spa-Francorchamps'ın reytinglerini artırması. 4 haftalık yaz arasının yarısı geçti ama biz de kalan 2 haftada 'Formula 1 ihtiyacını nasıl gideririz'e bir çare aradık ve 10 maddelik bir reçete hazırladık, inşallah işe yarar.
10. Fotomaç Okumak
Evet, bizim Fotomaç bu. O kadar sıkıldınız ve tatile de gitmediniz. Elinizin altında Formula 1 haberlerine bakacak internet de yok. Ne yapacağınızı şaşırmış durumdasınız. Her Türk gibi futboldan da uzak kalamıyorsunuz. Biraz moral lazım önümüzdeki sezon için. Aklınıza gelen en son çare olarak bir gazete bayiine gidip Fotomaç istiyorsunuz, yalnız geç kalmayın spor gazeteleri en çok transfer dönemlerinde satar. Bu kadar heyecana benim kalbim kaldırmaz diyorsanız, biraz daha üsturuplu sallayan Fanatik'i de öneririz. Bu arada Cardozo Fener'le anlaşamadı.
9. İnternette Gezinmek
İnternette Türkçe Formula 1 ve Motor Sporları haber sitelerinin ve blogların sayısı çok az olmamakla beraber, yetersiz olduğu aşikar. Biraz ingilizceniz varsa yabancı forum ve sitelerde gezinerek hem F1 bilginizi hem de ingilizcenizi ilerletebilirsiniz. Ayrıca arkadaşlıklar da edinebilirsiniz. Özellikle kişisel bloglarda çıkan iyi yazılar haber sitelerindeki tekdüze ve bürokratik dilin sıkıcılığından sonra ferahlatır. Başlangıç olarak autosport'un forumu iyi bir adres olabilir.
8. Başka Sporlarla İlgilenmek
Yaz arasını değerlendirmek için en favori seçeneklerimden. Biraz ilgi başka bir spor dallarını takip ettiğinizde yeni bir ilgi alanı kazanmak çok zor değil. Bu sene mesela Dünya Yüzme Şampiyonası vardı, bugünlerde de Dünya Atletizm Şampiyonası var (10-18 Temmuz). En uygun sporlar Atletizm, bisiklet ve tenis gibi duruyor ama kişiye göre değişir tabii ki.
7. Arşiv Yapmak
Kafanıza estiğinde yarış izlemek istiyorsunuz. Bunun için de en uygun yöntem arşiv yapmak. Arşiv yaparken en zor kısım ise en eski yarışları bulmak. Mesela 2013'de bütün yarışları izlemek istiyorsunuz, perşembe günü yapılan basın toplantıları dahil o yarışa dair ne varsa bulmak hiç de zor değil. Daha eski yıllardaki çok popüler yarışları bulmak Rapidshare ve torrent gibi paylaşım sitelerinin kısıtlanması gibi nedenlerle işkence olabiliyor. Onun için gördüğünüz anda bu yarışları hemen indirmek, sonrası garanti değil çünkü. Formula 1 severlerin de bu konuda 'arşiv kardeşliği' yapması çok yerinde olur aslında. Fom ve Bernie varken istediğiniz zaman internette yarışları bulmanın veya izlemenin garantisi yok. Arşiv deyince aklınıza hemen eski yıllar de gelmesine gerek yok. Dediğimiz gibi 2013'e dair yarış kayıtları varken bir an önce arşive başlamak iyidir.
6. Sezon Ortası Analizleri
Formula 1'in olmazsa olmazlarından biri sezon sonu değerlendirmesi ise diğeri de sezon ortası analizleri. Yaz arasında bol bol istatistik de içeren yazı görmemeniz mümkün değil. Bu yazıların bir özelliği de takım içi rekabetlere odaklanmasıdır. Sezon içinde gözden kaçabilen birçok noktayı da gözümüze sokarlar. Okumakta fayda var.
5. Wikipedia'da Oyalanmak
Wikipedia'nın içeriğini 9. maddeye sığdırmak büyük ayıp olurdu. Bazen youtube'dan bile daha çok oyalanıyor insanı. Örneğin ''2000 sezonunda ne olmuş lan'' diyerek açıyorum wiki'yi, sonra Heidfeld'le Alesi'nin aynı takımda sürmesine şaşırıyor, Alesi'nin hangi sezon emekli olduğuna bakarken Hakkinen'le aynı anda veda etmesine daha bi şaşırıyorum. ''Peki Spa'da feci kazan yapan kimdi ? '' diye soruyorum. Zonta mı Diniz miydi ? Galiba Zonta'ydı, ikisi de Brezilyalı. Sonra Bus-stop şikanını kaldıran zihniyete kızıyorum... Buna benzer birçok hikaye çıkabilir wiki'den. Wikinin gücünü küçümsemeyin. Kendinizi bir anda 1977 sezonundaki yarışlara bakarken bulabilirsiniz.
4. Alt Serileri Takip Etmek
Yarış seyrederek Formula 1 hasretini gidermek için en uygun yöntemlerden biri. Alt serileri izlemenin birçok faydası var. Öncelikle geleceğin yıldız adaylarını F1'den önce izleme şansına sahip oluyorsunuz. Diğer faydası ise özellikle GP2 olmak üzere heyecan yarışlar izlemeniz. Alt veya destek serilerinin en güzel yanlarından biri de youtube üzerinde kolayca bulunmaları. Eğer bir yarışın tamamı siteye yüklendiyse ne yayın hakkı sahibi ne de yarışları düzenleyen kuruluş (Fom gibi) videoları sildirtmeyle falan uğraşmıyor. GP2 ve Formula Renault 3.5 başta olmak üzere izlenecek seri çok. Tavsiyem youtube üzerinden yarışları yükleyen kanallara üye olmak, bunla ilgili çok kanal var, ilk başta şu kanaldan başlayabilirsiniz.
3. Diğer Serileri Takip Etmek
Birçok Formula 1 izleyicisi aynı zamanda iyi birer Motor Sporları izleyicisidir. Formula 1 yaz arasına girdi diye diğer seriler de yan gelip yatmıyor. Başta Moto Gp olmak üzere izleyecek birçok seri var. Fia Gt yarışlarını ve DTM'i internetten takip etmek mümkün, Eurosport yine Superbike ve WTCC gibi serileri veriyor. Ayrıca bu serilerdeki yarışların tekrarlarını da internetten izlemek mümkün, en azından F1'le kıyaslarsak çok kolay. Formula 1 izleyicisinin yaz arasını değerlendirebileceği en kolay yol belki de.
2. Eski Yarışları İzlemek
Aslında 'eski yarışları izlemenin' yeri ilk sıraydı, neden ikinci sıraya koyduğumuzu altta açıklayacağız. Bol bol nostalji yaptığımız şu günlerde belki de ilk yapılacak şey eski yarışları izlemek. Özellikle de 2009'dan öncesi, yani meşhur kural değişikliklerinden önceki yıllar. Bu yarışları izlemenin de en iyi adresi youtube. Yalnız, youtube'un arama seçenekleri berbat. Çok istediğiniz bir yarışı aratıp bulamıyorsunuz ama rastgele F1 videoları arasında gezinirken sağdan çıkıveriyor, bu yüzden diğer maddelerde olduğu gibi yarışları paylaşan kanallara abone olmak ve video indirme programları kullanarak hemen bu yarışları ölümsüzleştirmek en güzli. Aslında efsane yarışlar kategorisine girmiyor ama 2005 San Marino GP de baya sevilen bir yarış.
1. Aptal Sezon
Bu sene zirve noktasına varan aptal sezon'u takip etmek çok eğlenceli bir hal almaya başladı. Öyle ki Schumacher'i bile Red Bull'a yazdılar. Normalde 'silly season'ın yeri ikinci sıraydı ama bu zirve noktası onu liderliğe taşıdı. Özellikle de Alonso'nun Ferrari ile artan gerginliği işleri çok pek bir ilginç hale getirdi. İşin daha ilginci ise kimin neye karar verebileceği, yani anlaşmalarda koz kimin elinde belli değil. Red Bull avantajlı gibi gözükse de Raikkonen Red Bull'a gitmek istiyorum diye net konuşmuyor. Alonso Ferrari ilişkisi de garip, ikisi de birbirine muhtaç sanki. Geçen sene Hamilton takım içi dengeleri bozar diye istemeyen RBR neden Raikkonen veya Alonso'yu istiyor peki ? 2014'deki değişikliklerin ne getireceği çok muallakta olduğu için takımlar olabilecek en güçlü pilot ikilisini istiyorlar galiba. Belki de bu yüzden Ferrari ve RBR lider pilot politikasını gevşetmek zorunda kalabilirler. Diğer yandan büyük takımlara geçebilecek en nitelikli pilot olan Hulkenberg'in geleceği de belirsiz. Falan filan işte. 2013'ün aptal sezonu kaçmaz, umarım daha çılgın haberler okumaya devam ederiz. Spa'da görüşmek üzere..
10. Fotomaç Okumak
Evet, bizim Fotomaç bu. O kadar sıkıldınız ve tatile de gitmediniz. Elinizin altında Formula 1 haberlerine bakacak internet de yok. Ne yapacağınızı şaşırmış durumdasınız. Her Türk gibi futboldan da uzak kalamıyorsunuz. Biraz moral lazım önümüzdeki sezon için. Aklınıza gelen en son çare olarak bir gazete bayiine gidip Fotomaç istiyorsunuz, yalnız geç kalmayın spor gazeteleri en çok transfer dönemlerinde satar. Bu kadar heyecana benim kalbim kaldırmaz diyorsanız, biraz daha üsturuplu sallayan Fanatik'i de öneririz. Bu arada Cardozo Fener'le anlaşamadı.9. İnternette Gezinmek
İnternette Türkçe Formula 1 ve Motor Sporları haber sitelerinin ve blogların sayısı çok az olmamakla beraber, yetersiz olduğu aşikar. Biraz ingilizceniz varsa yabancı forum ve sitelerde gezinerek hem F1 bilginizi hem de ingilizcenizi ilerletebilirsiniz. Ayrıca arkadaşlıklar da edinebilirsiniz. Özellikle kişisel bloglarda çıkan iyi yazılar haber sitelerindeki tekdüze ve bürokratik dilin sıkıcılığından sonra ferahlatır. Başlangıç olarak autosport'un forumu iyi bir adres olabilir.
8. Başka Sporlarla İlgilenmek
Yaz arasını değerlendirmek için en favori seçeneklerimden. Biraz ilgi başka bir spor dallarını takip ettiğinizde yeni bir ilgi alanı kazanmak çok zor değil. Bu sene mesela Dünya Yüzme Şampiyonası vardı, bugünlerde de Dünya Atletizm Şampiyonası var (10-18 Temmuz). En uygun sporlar Atletizm, bisiklet ve tenis gibi duruyor ama kişiye göre değişir tabii ki.
7. Arşiv Yapmak
Kafanıza estiğinde yarış izlemek istiyorsunuz. Bunun için de en uygun yöntem arşiv yapmak. Arşiv yaparken en zor kısım ise en eski yarışları bulmak. Mesela 2013'de bütün yarışları izlemek istiyorsunuz, perşembe günü yapılan basın toplantıları dahil o yarışa dair ne varsa bulmak hiç de zor değil. Daha eski yıllardaki çok popüler yarışları bulmak Rapidshare ve torrent gibi paylaşım sitelerinin kısıtlanması gibi nedenlerle işkence olabiliyor. Onun için gördüğünüz anda bu yarışları hemen indirmek, sonrası garanti değil çünkü. Formula 1 severlerin de bu konuda 'arşiv kardeşliği' yapması çok yerinde olur aslında. Fom ve Bernie varken istediğiniz zaman internette yarışları bulmanın veya izlemenin garantisi yok. Arşiv deyince aklınıza hemen eski yıllar de gelmesine gerek yok. Dediğimiz gibi 2013'e dair yarış kayıtları varken bir an önce arşive başlamak iyidir.
6. Sezon Ortası Analizleri
Formula 1'in olmazsa olmazlarından biri sezon sonu değerlendirmesi ise diğeri de sezon ortası analizleri. Yaz arasında bol bol istatistik de içeren yazı görmemeniz mümkün değil. Bu yazıların bir özelliği de takım içi rekabetlere odaklanmasıdır. Sezon içinde gözden kaçabilen birçok noktayı da gözümüze sokarlar. Okumakta fayda var.5. Wikipedia'da Oyalanmak
Wikipedia'nın içeriğini 9. maddeye sığdırmak büyük ayıp olurdu. Bazen youtube'dan bile daha çok oyalanıyor insanı. Örneğin ''2000 sezonunda ne olmuş lan'' diyerek açıyorum wiki'yi, sonra Heidfeld'le Alesi'nin aynı takımda sürmesine şaşırıyor, Alesi'nin hangi sezon emekli olduğuna bakarken Hakkinen'le aynı anda veda etmesine daha bi şaşırıyorum. ''Peki Spa'da feci kazan yapan kimdi ? '' diye soruyorum. Zonta mı Diniz miydi ? Galiba Zonta'ydı, ikisi de Brezilyalı. Sonra Bus-stop şikanını kaldıran zihniyete kızıyorum... Buna benzer birçok hikaye çıkabilir wiki'den. Wikinin gücünü küçümsemeyin. Kendinizi bir anda 1977 sezonundaki yarışlara bakarken bulabilirsiniz.
4. Alt Serileri Takip Etmek
![]() |
| Formula Renault 3.5 Spa-Francorchamps |
Birçok Formula 1 izleyicisi aynı zamanda iyi birer Motor Sporları izleyicisidir. Formula 1 yaz arasına girdi diye diğer seriler de yan gelip yatmıyor. Başta Moto Gp olmak üzere izleyecek birçok seri var. Fia Gt yarışlarını ve DTM'i internetten takip etmek mümkün, Eurosport yine Superbike ve WTCC gibi serileri veriyor. Ayrıca bu serilerdeki yarışların tekrarlarını da internetten izlemek mümkün, en azından F1'le kıyaslarsak çok kolay. Formula 1 izleyicisinin yaz arasını değerlendirebileceği en kolay yol belki de.
2. Eski Yarışları İzlemek
Aslında 'eski yarışları izlemenin' yeri ilk sıraydı, neden ikinci sıraya koyduğumuzu altta açıklayacağız. Bol bol nostalji yaptığımız şu günlerde belki de ilk yapılacak şey eski yarışları izlemek. Özellikle de 2009'dan öncesi, yani meşhur kural değişikliklerinden önceki yıllar. Bu yarışları izlemenin de en iyi adresi youtube. Yalnız, youtube'un arama seçenekleri berbat. Çok istediğiniz bir yarışı aratıp bulamıyorsunuz ama rastgele F1 videoları arasında gezinirken sağdan çıkıveriyor, bu yüzden diğer maddelerde olduğu gibi yarışları paylaşan kanallara abone olmak ve video indirme programları kullanarak hemen bu yarışları ölümsüzleştirmek en güzli. Aslında efsane yarışlar kategorisine girmiyor ama 2005 San Marino GP de baya sevilen bir yarış.1. Aptal Sezon
Bu sene zirve noktasına varan aptal sezon'u takip etmek çok eğlenceli bir hal almaya başladı. Öyle ki Schumacher'i bile Red Bull'a yazdılar. Normalde 'silly season'ın yeri ikinci sıraydı ama bu zirve noktası onu liderliğe taşıdı. Özellikle de Alonso'nun Ferrari ile artan gerginliği işleri çok pek bir ilginç hale getirdi. İşin daha ilginci ise kimin neye karar verebileceği, yani anlaşmalarda koz kimin elinde belli değil. Red Bull avantajlı gibi gözükse de Raikkonen Red Bull'a gitmek istiyorum diye net konuşmuyor. Alonso Ferrari ilişkisi de garip, ikisi de birbirine muhtaç sanki. Geçen sene Hamilton takım içi dengeleri bozar diye istemeyen RBR neden Raikkonen veya Alonso'yu istiyor peki ? 2014'deki değişikliklerin ne getireceği çok muallakta olduğu için takımlar olabilecek en güçlü pilot ikilisini istiyorlar galiba. Belki de bu yüzden Ferrari ve RBR lider pilot politikasını gevşetmek zorunda kalabilirler. Diğer yandan büyük takımlara geçebilecek en nitelikli pilot olan Hulkenberg'in geleceği de belirsiz. Falan filan işte. 2013'ün aptal sezonu kaçmaz, umarım daha çılgın haberler okumaya devam ederiz. Spa'da görüşmek üzere..
Etiketler:
Atletizm,
Bisiklet,
DTM,
F1 2013 Sezonu,
Formula Renault 3.5,
GP2,
Moto GP,
Motor,
Motor Sporları,
Spa-Francorchamps,
Superbike,
Transfer,
TV'de Motorsporları Ekranı,
WTCC,
Youtube,
Yüzme
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




