Felix Da Costa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Felix Da Costa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ekim 2013 Çarşamba

Dr. Helmut Marko Neden Haklı ?

Daniil Kyvat'ın Toro Rosso'nun ikinci koltuğuna oturmasıyla Red Bull yine herkesi şaşırtmaya başardı. Da Costa veya Carlos Sainz Jr. konuşulurken Rus pilot Daniil Kyvat'ın koltuğu kapmasını sanırım kimse beklemiyordu. Peki Toro Rosso neden bu kararı aldı, biz de buna bakalım.







Öncelikle Toro Rosso takımının varlık sebebine değinelim. Herkesin bildiği gibi Toro Rosso Red Bull'a genç pilot yetiştirmek için kurulan bir takım. Lükse gel. Aslında Toro Rosso'nun varlık sebebi bile Red Bull'un F1'deki başarısını açıklıyor. Toro Rosso iki yıl önce de Algersuari ve Buemi'yi takımdan aniden kovarak Ricciardo ve Vergne'i koltuğa oturtmuştu. Şaşkınlığın bir nedeni de Algersuari ve Buemi'nin devam edeceği şeklinde haberlerin olmasıydı. Açıkçası Kyvat'ın şoku öncekini geçti.

Algersuari ve Buemi, biri 2009'un başından biri de ortasından beridir takımdaydı ve 2.5 yıldır birbirlerine net üstünlük sağlayamadı. Yani ikisinden de yeni bir Vettel olmayacağı belli olmuştu. Toro Rosso da yeni Vettel'ler yetiştirmek için kurulan bir takım olarak diğer adaylar Ricciardo ve Vergne'e bakmayı tercih etti. O gün herkesi şoke etse de bugün birçok kişi o radikal kararın ne kadar doğru anlamıştır sanırım. Ricciardo yeni Vettel adayı olarak üst takıma transfer oldu.

Toro Rosso'nun 2014'deki ikinci koltuğu için düşünürken aslında bu takımın gridde takımın olmasının o kadar da gerekli olmadığını düşünmedik değil. Birçok pilot harıl harıl koltuk ararken Helmut Marko koltuğa oturtacak adam bulamadı.

Antonio Felix da Costa geçen yıl Formula Renault 3.5'a geç katıldı. İlk yarışlarda gerilerde kalarak pek iyi başlayamasa da son 7 yarışta 6 podyum, 4 galibiyet bir de 4.'lüğü vardı. Abu Dhabi testlerine katıldıktan sonra Toro Rosso'nun yeni adayı olmasına kesin gözle bakıyorlardı. Aslında bu yıla da fena başlamadı. Monza bir 3.'lük ve galibiyetle başladı sezona. Aslında sene başı da en büyük şampiyon adayıydı. Monza'daki sonuçlar Da Costa'nın en büyük rakibinin McLaren programındaki Magnussen ve Vandoorne olacağını gösterdi.



Da Costa, Magnussen ve Vandoorne




Da Costa'nın şampiyon olamasa bile gerçekçi bir üçüncülüğü bile Toro Rosso koltuğuna yetebilirdi. İlk yarıştan sonra çok fazla gelgit yaşayan Portekizli iki birincilik daha alsa bile şampiyonayı 172 puanla üçüncü bitirdi. Yani Magnussen'in 102 puan gerisinde. Üstelik Danimarkalının ihracı sonucu bir galibiyet de fazladan aldı Da Costa. 17 yarışlık bir şampiyonada Magnussen'in bir ihracına rağmen 4 yarışlık farkla geride kalmak büyük bir soru işareti oldu Doktor Marko için. Sonuçta Da Costa Magnussen'leri yenmek için yetiştiriliyor.

FR 3.5'un son yarışı hafta sonu Katalunya'da yapıldı. McLaren'in Magnussen'i Japonya'ya kadar götürmesi, hafta içi sürekli onun hakkında haberler çıkması Danimarkalı'yı gevşetir mi diye düşünürken o tam tersi bir şekilde antrenmanlar, sıralamalar, yarışların hepsinde birinci olarak şampiyonayı rahat şekilde kazandı. Bir anlamda Magnussen'in baskınlığı da Da Costa'nın sonunu getirdi. Da Costa Hungaroring ve Fransa'nın ilk yarışında galibiyet ve ikinci yarışında da podyumda olmasıyla umutlanmıştı. Geçen hafta bu saatte Da Costa muhtemelen bir adım öndeydi fakat son iki performansı soru işaretlerini tekrar çoğaltmaya yetti muhtemelen Toro Rosso kampında.

Da Costa Torro Rosso koltuğuna otursaydı ne olacaktı peki ? Bunun aslında başka bir anlamı da var Red Bull akademisi için. Da Costa'nın o koltuğa oturması hak edenin değil de sırası gelenin Toro Rosso'ya geçeceği gibi bir algı oluşturabilirdi. Da Costa başarılı olduğu için değil de akademideki en yüksek seviyede yarışan genç pilot olarak o koltuğa oturacaktı.

Peki Carlos Sainz Jr. niye olmadı diye soranlar olabilir. Ünlü ralli pilotunun oğlu Alonso-Red Bull dedikodularında gündeme gelse de aslında o kadar ciddi bir aday değildi koltuk için. Bu seneki sonuçlarıyla koltuğa oturması çok zordu. 2013'de GP3 ve FR 3.5'da mücadele etti, iki seride de elle tutulur sonuçları yok, dediğimiz gibi ciddi bir aday değildi, sadece popüler bir isim şu an. Seneye FR3.5 ya da GP2'de tam sezon yarışsa daha iyi olur, çünkü bu serilere sene ortasında girip uyum sağlamak ve başarı kazanmak daha zor.



Da Costa ve Carlos Sainz Jr. iyi arkadaş




Daniil Kyvat'a gelirsek. Rus pilotun kariyerine bakınca bu çocuktan adam olabilir diyorsunuz. Geçen yıl Eurocup FR 2.0'da Vandoorne ile güzel bir çekişmeye girmiş ve şampiyonluğu Belçikalı'ya kaptırmış. 2013'de şu an GP3'de ikinci sırada ve Ferrari Akademisi'nden Marciello ve Rosenqvist'in domine ettiği F3'e ise misafir sürücü olarak katıldı. F3'de 21 yarışa katılmış, 1 galibiyeti ama 5 polü var. Son iki yarışı kalan GP3'de ise lider Facu Regalia'nın 7 puan gerisinde. 94 doğumlu bir pilot olarak başarılı bir kariyeri var. Genellikle kendinden büyük ve daha tecrübeli isimlerle mücadele etmiş, Vandoorne 92, Regalia 91 doğumlu. Üstelik Regalia'nın seride üçüncü yılı. Kyvat'ın özetle GP3/FR 2.0/F3 seviyesinde yaptığı işler önemli. Rus pilotun 2014'deki Sochi yarışı için de takıma katıldığını söyleyenler de var bu arada. Hem Rusya Gp'nin hem de Rus patronların karar verme sürecinde asıl etkenler değil de yan etkenlerden biri olması muhtemel. Yani sırf bunlar için Kyvat koltuğu kaptı demek biraz acımasızlık olur.

Marko'nun da kabul ettiği gibi Kyvat bir risk. Çünkü kendini FR 3.5 veya GP2'de kanıtlamamış bir pilot. Rus sponsorlar, 2014'de Sochi yarışı falan filan derken Toro Rosso koltuğunun satılık olduğuna kadar geldi eleştiriler. Belirttiğimiz gibi millet koltuk ararken Marko gerçekten F1'e geçecek birini bulamadı akademiden. Bi ara acaba akademi dışına çıkarlar mı diye düşündük. Zaten Vandoorne'a getirilen teklif bunun apaçık kanıtıydı. Da Costa'yı yeterli görmediklerinin de. O teklif de aslında çok ilginç ama şimdilik konumuz değil.

2014'de Felix da Costa ve Carlos Sainz Jr'ın FR 3.5'da yarışması muhtemel. Özellikle Da Costa'nın son şansı olabilir. Şöyle bir baktığımızda Vergne'in de. Sonuçta Ricciardo'ya yenilmiş bir pilot. Takım onu puan olarak net bir şekilde yenilmediği için takımda tuttu sanki. Pazar günleri biraz kurnaz pilotlardan. Yoksa tek turda Avustralyalı'nın çok gerisinde kaldı. Kendisinde Vettel'in tek tur yeteneği yok gibi görünüyor ama Button veya Alonso kumaşı olabilir. Bunun olduğunu kanıtlamak zorunda. Seneye hatasız sürmesi gerekiyor yani. Çünkü en ufak hatasında akademiden birine yerini bırakabilir.





Toro Rosso'nun 2014 sürücülerine bakarsak iki pilotun da tam anlamıyla orada olmayı hak etmediklerini söyleyebiliriz. En azından Red Bull kanunlarına göre. İşte bu yüzden acaba Toro Rosso gereksiz mi diye sorduk. Sauber gibi Ferrari ile iyi ilişkileri olan takımı tercih ederdik. Ya da en iyisi Force India.

Seneye daha çok Red Bull'a benzeyecek Toro Rosso hızlanabilir. 2008 gibi olmasa da bir kıpırdanma görebiliriz. İki Red Bull takımında da daha genç pilotlara zaman tanınacak. Ricciardo ve Kyvat bekleneni verirse belki 2016'da Red Bull'da beraber bile yarışabilirler..



1 Ekim 2013 Salı

Alt Seriler ve Kevın Magnısın

2013 yılı McLaren için felaket ötesi başladı, öyle de devam etti. Formula 1'e Lewis Hamilton'u armağan eden takımın genç sürücü programı ise takım pistte zor anlar yaşarken adeta şaha kalktı. Geçen sene de dikkatleri üzerine çeken ve Abu Dhabi'deki genç sürücü testlerine katılan Kevin Magnussen ile geçen yılın Eurocup Formula Renault 2.0'u kazanan Stoffel Vandoorne Formula Renault 3.5'a bu yıl damga vurdular. Biz de bu vesileyle hem bu iki sürücüyü hem de genç sürücülerle, alt ve destek serileriyle ilgili konuşalım dedik.





Kevin Magnussen'den başlayalım öncelikle. Danimarkalı eski F1 pilotu Jan Magnussen'in oğlu. Jan Magnussen birçoklarına göre F1'in kaybolup giden önemli yeteneklerinden. Kevin de Formula Ford Danimarka'yı kazanarak kariyerine başlamış. Ülke dışına çıktıktan sonra şampiyonalar kazanamasa da hep ilk üçte yer alabilmiş. Daha da önemlisi bir seride ikinci yıl kalmamış, sürekli diğer serilere atlamış. 2009'da Eurocup 2.0'da ikincilik, 2010'da Almanya F3'de üçüncülük, 2011'de British F3'de ikincilik ve son iki yıldır Formula Renault 3.5'da. Bu bilgileri unutmayın, birazdan işe yarayacak.


Magnussen'lerin büyüğü


Stoffel Vandoorne da Magnussen gibi 92 doğumlu. 2010'da F4 Eurocup 1.6 kazanarak Eurocup 2'ye geçmiş, ilk sezon 5. olmuş, geçen yılda şampiyonayı kazanarak Reno 3.5'a transfer olmuş. Zaten bu şubatta McLaren programına katıldı. Eurocup Formula Renault 2.0 da Formula Renault 3.5 gibi aynı pistlerde dolanıyor Renault Dünya Serisi takviminde. Yani aynı havayı soluyorlar. Bir bakıma bu serinin GP3'ü. Belirtmeden geçmeyelim, Renault'un alt serilere inanılmaz bir desteği var, Fia dua etsin de Renault desteğini çekmesin. Renault Dünya Serisi içinde Eurocup Megane Trophy ve Eurocup Clio serileri de var, bir hafta sonunda dört serinin ikişer yarışları oluyor. Oldukça yoğun bir program ve aralarda da Red Bull F1 araçlarından biriyle ve Renault araçlarıyla gösteriler de oluyor. Unutmadan biletler bedava, belki yolunuz düşer. Belki Türkiye'ye gelir.

Stoffel Vandoorne / Hungaroring


Şimdi, alt serilerle ilgili 2013'den önce çok fazla ilgilenmediğimizi şerhini koyup önemli noktalara gelelim. Öncelikle bir pilotun kaç yaşında hangi seride yarıştığı çok önemli. Kendinden 2 veya 3 yaş büyüklerle kapışan bir gençten şampiyonluk beklemememiz lazım. Diğer önemli faktör de seride kaçıncı yılını geçirdiği. İlk senesinde pek ortalarda görünmeyen bir genç pilot ikinci yıl aynı serinin tozunu attırabilir. Bu iki faktörün etkisini Lewis Hamilton'ın kariyeri üzerinden çok güzel bir örnekle anlatabiliriz. 85'li Hamilton 2004'de F3 serisini beşinci bitirmiş, ilk iki sıradaki isimler 82'li Jamie Green ve Alexandre Premat. Üstelik Green domine etmiş seriyi. O yılın 4.'sü de 85'li Rosberg. Yalnız Rosberg'in de serideki ikinci yılıymış. Hamilton'un başarısı daha net anlaşılıyor. Zaten Hamilton 2005 yılında seriyi 20 yarışta 13 pol, 15 galibiyet alıyor ve bize de diyecek bir şey kalmıyor. 2005'in ikincisi Sutil, Di Grassi 3, Vettel 5, Van der Garde 9, Di Resta 10. Şu an anlamsız görünebilir ama Hamilton Vettel'den 2 yaş büyük.





Lewis Hamilton'ın kariyeri



Bütün bu seriler, yapılan onlarca yarış şu an bizim için sadece istatistik. Bilmediğimiz birçok faktör olabilir. Pilotların çoğu sırf yarışmak için başka ülkelere gidiyorlar. Yeni bir ortam, yeni arkadaşlar, yeni takımlar. 18-19 yaşında hayallerinin peşinde giden bir pilot ister istemez mental olarak çok da güçlü olmuyor. Yanlarında onları zor durumda destek olacak birileri bile olmayabilir. Bazen sayılar yeterli olmayabilir alt serilerdeki pilotların başarısını ölçmek için.


Nico Hulkenberg'in kariyeri



Avrupa F3 serisine geri dönersek, 2006'da Di Resta'nın şu meşhur Vettel'i geçtiğim diye anlattığı sezondu. Vettel'in Formula 1'e girerken ne Hamilton ne de Hulkenberg kadar kariyeri vardı. Hatta kendi ülkesinde düzenlenen Formula BMW dışında şampiyonluğu yok. Bugün ise 4. F1 şampiyonluğuna ulaşmak üzere. Genç pilotları değerlendirmek için bu seriler hayati fakat Vettel gibi örnekler de olabiliyor. Vettel'in Red Bull Akademisi'nde olması da önemli bir avantajıydı. Büyük takımların genç sürücü programlarına girmek pilotları en azından kafaca daha hızlı gelişmelerini sağlayabilir.



Sebastian Vettel'in kariyeri



McLaren programı da Hamilton sonucunu verdikten sonra boş durmamış. Genç sürücü programının iki elemanı Red Bull'un Portekizli'si Antonio Felix Da Costa'yı mağlup etmeyi başardı. Da Costa da sezon genelinde bekleneni veremese de son yarışlarda toparlanmayı başardı, muhtemelen seneye Toro Rosso'da olacaktır. McLaren de 2006'da Hamilton'ın GP2 zaferinden sonra şampiyonu direk F1'e süperlisans kazandıran diğer seri FR 3.5'da bir pilotu şampiyon olacak. Zaten Magnussen Silverstone testlerinden sonra süperlisansa yetecek kadar km. yapmıştı. Süperlisans denince akla gelen diğer isim de 18 yaşındaki Sergey Sirotkin. Rus pilot yaşına göre fena iş çıkartmıyor, aslında bir sene daha seride kalsa hem biraz daha olgun olabilir hem de yetenekleri hakkında daha fazla fikir sahibi olabilirdik. Rus patronları ve babası sırf Sochi için koltuğu zorluyorlar fakat pilotun kariyeri için bu hamle hiç iyi olmayabilir. F1'e yanlış veya erken zamanda girip kaybolan birçok yetenek var, kendileri bilirler, Sirotkin ileride kaybolup giderse üzülenlerin sayısı bir elin parmağını geçmez. Eğer Sirotkin beklentileri karşılarsa duruşuyla yeni Raikkonen de olabilir. Tavırları, hareketleri falan çok soğuktu Hungaroring podyumunda.

FR 3.5'da şu ana kadar 15 yarış yapıldı. Artık son iki yarış Katalunya'da. Geçen sene büyük bir heyecan vardı Sam Bird, Jules Bianchi ve Robin Frijns arasında. Frijns çok tartışmalı bir şekilde şampiyonayı kazandı. Son yarışta Bianchi'ye geçilen Hollandalı Magnussen'e de geçilmemek için savunma yaparken ilginç bir şekilde Bianchi'yi biçti, kendi de yarış dışı kaldı. Hemen akıllara Senna ve Schumacher'in yaşadıkları gelmiştir. 91'li Frijns'ın kendinden daha tecrübeli 89'lu Bianchi ve 87'li Bird'e karşı şampiyonluğu çok değerliydi. O da yarıştığı bütün serilerde Hamilton ve Hulkenberg gibi şampiyon olmuş bi pilot ; 2010 Formula BMW Europe, 20111 Eurocup Formula Renault 2.0, 2012 Formula Renault 3.5. 2012'in üçüncüsü, bu yılın GP2'de şampiyonluk adayı Sam Bird'ün başarısı da biraz da yaşından dolayı anlamsız. 26 yaş bu seriler için fazla.

Bianchi, Frijns, Bird


Magnussen de 2012'de yukarıdakilerin ilk üçte bitirdiği seriyi 7. tamamlamış. Frijns'ın 4 polü varken, Magnussen 3 pol almış. Yarış dışı kalmadığı yarışlarda baya iyi sonuçlar almış. Bu sene ise 15 yarışta 6 polü var. İki yarışta da yağmurdan dolayı zaman turu yapamadı. Seriyi tam anlamıyla domine etti Kevin Magnussen. Üstelik hem geçen yıl geçildiği pilotları geçti, hem de kendisi gibi birçok pilot seride ikinci yılını geçiriyor. Bir ara şampiyonada Vandoorne'un 3 puan gerisine düşse de -tam da Silverstone testlerinden önceydi fakat McLaren acele bir karar vermedi- toparlanmasını bildi. Çoğu yarışı podyumda bitirdi, şu ana kadar 11 podyum. Bir yarışta diskalifiye, iki yarışta çok gerilerden başladı; biri ceza, biri yağmur, bir de Monaco'da 4.'lüğü var. Yalnız en güzel yarışı Hungaroring'deki ilk yarışta 16.'lıktan 2.'liğe yükselişiydi. Tamamen yağmur altındaki yarışta yetişebildiği herkesi geçti, bunların arasında en büyük rakibi Vandoorne ve Sirotkin de vardı. O yarışın yazısına şuradan bakabilirsiniz. Magnussen birçok açıdan Hamilton'ı andırıyor, yağmurda agresif sürüş, tek turdaki saf hız, McLaren altyapısı derken...Vandoorne de ister istemez Alonso'yu.



Magnussen ve Vandoorne



Hem McLaren hem de Red Bull kampı için Hamilton ve Vettel iyi birer örnek olduğu kadar kötü yanları da var. Her genç sürücüden bu iki isme yaklaşmasını beklemek bazen çok ağır gelebilir. Sonuçta Hamilton gibi pilotlar 15-20 yılda bir gelen yetenekler. Algersuari ve Buemi kötü pilotlar değildi mesela fakat Vettel olmak için takım arkadaşını yenmek de yetmiyor, net bir şekilde mağlup edeceksiniz. Akademiden Red Bull koltuğuna yükselen ikinci isim Ricciardo oldu. Vettel'den 5 yıl sonra. Magnussen veya Vandoorne da 5 yıl sonra F1 şampiyonu da olabilirler DTM'de mücadele edebilirler. Serdar Ortaç'ın dediği gibi yüzlerde örnek var. Yine de F1'e bir kala anlamındaki bir şampiyonanın en iyi iki pilotu aynı programdan çıkıyorsa o program tartışmasız başarılıdır. Zaten McLaren ve Red Bull programları diğer takımların baya bir önünde. Hamilton ve Vettel çıkarmak rastgele olacak işler değil.

Denebilecek çok şey daha var belki ama genç sürücülerin işinin her zamankinden daha zor olduğu bir dönemdeyiz. Test yasakları asıl onları vurdu. Uzatılan ilk antrenmanlarında takımların çoğu genç pilotu tercih etmeyebilir deniliyor. Fazladan tek set için genç sürücüler kullanmak zorunda şartı getirilmeli veya başka önlemler. Bu şartlarda yeni Hamiltonlar çıkartmak çok zor. Yakında grid biraz sponsoru olan biraz yeteneği olan orta sınıf pilotlarla dolacak. Hamilton ve Vettel test yasağının olmadığı zamanın ürünleriydi. Vettel'le aynı yaşta ve onunla alt serilerde mücadele eden Hulkenberg ise test yasağının olduğu şimdiki zamanların ürünü. Hulk'un kariyerinde başka faktörler etkili olsa da koltuğa ilk oturduğunda Barrichello'ya mağlup olmuştu. Şimdiki seviyeye gelmesi 4 yılı buldu. Testler olsa belki 2010'da Barrichello'yu mağlup edebilir, daha erken olgunlaşabilirdi.

Velhasıl kelam, bekleyip göreceğiz...

14 Eylül 2013 Cumartesi

Formula Renault 3.5 Hungaroring 1. Yarış - Magnussen Yağmurda Hamilton'laştı

Formula Renault 3.5'da 6 haftalık çok uzun bir aradan sonra yapılan bir sıralamada her şey birbirine girdi. İkide bir kalkan kırmızı bayraklardan dolayı bazı pilotlar temiz tur atamadı. Sonunda Negrao ilk polünü alırken, aynı takımdan Nico Müller ikinci oldu. Aleshin 3, Da Costa 4, Stevens 5, Sirotkin 6, Vandoorne 11, Magnussen 16, Carlos Saniz Jr. da 25. sıradan yarışa başladı.

1Andre NegraoInternational Draco Racing2:04.49211
2Nico MullerInternational Draco Racing2:05.8251.33312
3Mikhail AleshinTech 1 Racing2:06.0591.56713
4Antonio Felix da CostaArden Caterham2:07.1642.67213
5Will StevensP1 by Strakka Racing2:07.1642.67212
6Sergey SirotkinISR2:07.3652.87311
7Marlon StockingerLotus2:07.9703.47810
8Pietro FantinArden Caterham2:08.6034.11113
9Nigel MelkerTech 1 Racing2:09.6565.16413
10Matias LaineP1 by Strakka Racing2:10.6696.17712
11Stoffel VandoorneFortec Motorsports2:10.7166.22413
12Oliver WebbFortec Motorsports2:10.9016.40912
13Daniil MoveSMP Racing by Comtec2:10.9046.41210
14Christopher ZanellaISR2:10.9926.5009
15Yann CunhaAV Formula2:11.3356.84312
Kevin MagnussenDAMS2:13.4858.99312
Carlos HuertasCarlin2:14.2639.77112
Nikolay MartsenkoPons Racing2:14.74110.24911
Lucas ForestiSMP Racing by Comtec2:17.49913.00710
Marco SorensenLotus2:25.76021.26812
Jazeman JaafarCarlinNo time12
Norman NatoDAMSNo time12
William BullerZeta CorseNo time12
Carlos SainzZeta CorseNo time12
Zoel AmbergPons RacingNo time12
Arthur PicAV FormulaNo time12

Güvenlik aracının arkasında başlayan yarış birkaç tur sonra Megan'ın içeri girmesiyle çok hızlı başladı. Önde Negrao ve Muller rahat giderken ilk turda Aleshin ve Da Costa temasından sonra Da Costa yarışı bırakmak zorunda kaldı. Ardı ardına birçok hatadan sonra sıralama çok hızlı değişti. Magnussen'in güvenlik aracının ilk ya da ikinci turun ardından 9. sırada görmek müthişti. Vandoorne da 7. idi o sırada. Magnussen hızlı yükselişini sürdürdü ve Vandoorne'un arkasına kolayca geldi. Yarışın son kısımları hariç sıralama çok çabuk değişiyordu. 

Soldan sağa : Magnussen ve Vandoorne





Öndeki ikili arkadakilerle farkı artırırken orta sıralar fena karışmıştı. Sürekli spinler, geçişler. Magnussen Vandoorne'u da zorlanmadan geçerek N. Melker'in arkasına kadar geldi. Onun arkasında 3-4 tur önemli bir baskı uyguladı ama Melker kolay lokma değildi. Yine de son sektörde uyguladığı baskıyla Melker'i de geçti. Magnussen'in yerini tekrar kaptırmamak için sert savunma yapması Vandoorne'a yaradı, o da Melker'i geçti. O noktadan sonra ikili yükselişlerine devam etti. F1'de de sık gördüğümüz gibi geçilen pilot momentumunu kaybedince bazen birden fazla yer kaybetti. Vandoorne da biraz bundan yararlandı. Magnussen tam anlamıyla Hamilton gibi sürdü yağmurda. 16. sıradan 2. sıraya kadar yükseldi, tartışmasız gridin en agresif ismiydi, şampiyonadaki rakipleri dahil herkesi geçmeyi başardı. Vandoorne'a karşı psikolojik üstünlüğü de ele geçirmiş oldu. Belçikalı rakibine puan kaybetmese de 11. sıradan 4.'lüğe kadar yükseldi, hata yapmadı.



Magnussen ve Müller dışında yarışın yıldızı Carlos Sainz Jr.'dı. Son sıradan yükseldi, çok agresifti. Bu noktadan sonra Da Costa'nın bir adım önünde gibi. Daha bir yarış oldu ama Da Costa bu yıl çok hata yaptı. Sainz Jr. sene sonuna kadar Formula Renault'da olacaktır, yarış da kazanabilir. Sirotkin de  fena bir yarış çıkartmayarak 3. oldu ve podyuma çıktı. Vandoorne'u son turlarda arkasında tuttu, yaşına göre hiç fena iş çıkartmıyor. Podyumdaki soğuk duruşu da ister istemez Raikkonen'i hatırlatıyor. 

Nico Muller








Muller de Monaco'dan sonra 2. zaferi kazandı. Farkı zaten açmışlardı Negrao ile, Muller Brezilyalı'yı 
geçtikten sonra da durmadı. Magnussen 2.'liğe yükseldikten sonra fark zaten 27 sn. idi. Yarış da öyle bitti zaten. Bu arada alt serileri ve oralardaki genç yetenekleri takip etmek için şu site birebir. 


1Nico MullerInternational Draco Racing22 laps in 47:59.721
2Kevin MagnussenDAMS+26.200
3Sergey SirotkinISR+30.078
4Stoffel VandoorneFortec Motorsports+31.265
5Mikhail AleshinTech 1 Racing+34.482
6Nigel MelkerTech 1 Racing+37.447
7Carlos SainzZeta Corse+38.828
8Will StevensP1 by Strakka Racing+50.125
9Arthur PicAV Formula+51.440
10Matias LaineP1 by Strakka Racing+58.962

Şampiyonada Son Durum

1. K. Magnussen 181 
2. S. Vandoorne 148 
3. N. Melker 108
4. W. Stevens 105
5. N. Muller 102
6. Felix Da Costa 95

23 Haziran 2013 Pazar

Formula Renault 3.5 Spa ve Moskova

Formula Renault 3.5 hem Eurosport'dan kolayca izlenmesinden dolayı hem de bu seneki McLaren programındaki sürücülerle beraber ilgimi çekmeye başladı. Yazıda son iki yarışta olan biten şeyleri kısaca yazacam, hem kaydı tutulsun, hem de arayanlar için Türkçe kaynak olsun. İki hafta önceki yarış Spa'daydı, bu hafta da Moskova'daydı seri.

Renault Dünya Serisi ismi altında yapılan seride diğer serilerde olduğu gibi her hafta iki yarış oluyor, Monaco hariç. Fakat ikinci yarışa tersten başlanmıyor, onun için de sıralama turları oluyor. Seride GP2 veya GP3 gibi çılgın geçişler olmuyor, bir nevi F1'in Pirelli ve DRS'den önceki hali gibi. 2013'de Bianchi, Frijns, Rossi ve Sam Bird'den sonra meydan Antonio Felix da Costa, Kevin Magnussen ve Stoffel Vandoorne'a kaldı. Da Costa Red Bull, Magnussen ve Vandoorne da McLaren programındalar. Kevin, 90'larda Formula 1 yarışmış Jan Magnussen'in oğlu. Jan da bugün Le Mans'daydı.




Yarışlara gelirsek, Spa'da 2012'den sonra 2013'de de polü alan Kevin Magnussen oldu. Magnussen'in geçen seneki en iyi yarışı Spa olması, 2 yılda 4 pol alması Raikkonen taraftarlarını endişelendirebilir. Ne bileyim, ben gönlümü Magnussen'den yana koydum, Vandoorne'a mesefeliyim. Bu arada ikisi de 92'li. Magnussen Danirmarkalı, Vandoorne Belçika'lı, Da Costa Portekizli. Yarışlara yine gelemedik.

İlk yarışta Magnussen birinciliği kaptırmadı. Da Costa ise ikinci oldu. İlk yarış itibariyle şampiyonada da fark iyice açılmıştı. Vandoorne'a kendi evinde iyi bir sonuç lazımdı. Sıralamada ikinci olsa da startta Magnussen'i geçerek, liderliği kaptı ve yarışı da kazandı. Magnussen de yarışın sonlarında ikinciliği Will Stevens'a kaptırdı ve üçüncü oldu.

McLaren'in elemanları, Arthur Pic, Da Costa, Sorensen gibi seriye tecrübeli pilotlar olmasına rağmen şu an en iyi iki pilot gibi gözüküyor. Da Costa da Red Bull'un elemanı. Mercedes'in Malezyalı genç pilotu Jazeman Jaafar ise şampiyonada onuncu sırada.

Moskova, 1. yarış


Moskova'daki yarışlar ise oldukça sıkıcı geçti. Vandoorne ilk yarışta polü aldı ve yarışı zorlanmadan kazandı. Magnussen ise rakiplerini engellediği için en iyi iki turu silindi ve yarışa 17. sıradan başladı. Bu noktada Eurosport spikerini eleştirmek istiyorum, ilk defa bu kadar anlattığı bir yarışa hakim olamayan bir spiker gördüm, şaşırtıcıydı. Magnussen yarışta yükselerek 11. bitirebildi ancak, uzun süre Pic'in arkasında takılı kaldı. İkinci yarışta yine polü alan Vandoorne'du, Stevens 2 ve Magnussen 3. oldu. Magnussen startta ikinciliği aldı ama Vandoorne hiç aldırmadan yarışına devam ederek muhteşem bir hafta sonu geçirerek Danimarkalı'ya 12 sn fark atarak yine kazandı, tam anlamıyla hafta sonunu domine etti. Açıkçası Magnussen için pek iyi bir hafta sonu olmadı, diğer yarışlarda telafi edeceğini düşünüyorum. Da Costa da klasik tabirle en iyi hafta sonunda değildi, en sonunda yarış dışı kaldı.

Moskova, 2. yarış
Sezonun geri kalanındaki mücadele artık ikisi için gelecekteki daha önemli sınavlar için de iyi birer sınav olacak. Aynı takımda yarışıyor gibiler. Silverstona'da yapılacak genç sürücü testi için daha aracı kullanacak isimler açıklanmadı ama McLaren için zor geçen sezonda sanırım Turvey ve Paffett koltukta olurlar. Geçen sene Magnussen de Abu Dhabi'de koltuktaydı. Son olarak zorunlu pit kuralının ilk yarışta da olması daha iyi olur gibi, aksi taktirde çok durağan yarışlar olabiliyor.



Son puan durumu :

1. Stoffel Vandoorne     136
2. Kevin Magnussen      133
3. Felix Da Costa            89
4. Will Stevens               81
5. Nico Müller                73



29 Mayıs 2013 Çarşamba

Şehir İçinde Yarış - 2013 Monaco GP


  • Monaco'da Ferrari 2001, Williams 2003 ve McLaren 2008 yılından beri yarış kazanamıyorlar.
  • Nico Rosberg yarışı kazanarak Monaco'yu kazanan ilk baba-oğul olma ünvanını kazandırdı Rosberg ailesine. Nico sevgilisiyle mutlu olsa da şu an bir bebek düşünmüyor.


" İki gümüş ok bekliyorsunuz ama seyahat halindeki iki otobüstüler "

Her sene biraz da zenginlere gıcık olarak izlediğimiz Monaco bu sene hem ilginç geçti hem de o kadar da ilginç geçmedi. Yukarıda Vettel bizim yerimize yarışın özetini yapıverdi aslında. Ona gelmeden önce Rosberg'in müthiş hafta sonuna değinmezsek büyük ayıp olur. Üç Antrenman turunda da lider olup, pol, yarış ve bütün turlarda lider gitmeyi başaran bir pilot olmuş mudur diye düşündüğüm zamanlar olmuştu, yapsa yapsa Vettel yapmış olabilir yakın zamanda. Gerçi Rosberg yarışta en hızlı turu atamadı, en hızlı turla beraber yukarıda saydıklarımızı aynı yarışta başaran pilot olmuş mudur veya buna bir isim veriliyor mu bilemiyorum.



Yarış ayarlarının minimuma, sıralama ayarların maksimuma çıktığı Monte Carlo caddelerinde beklendiği gibi griler ve lacivertler öne çıktı. İlk iki yarışta olduğu gibi değişken hava şartları da bu iki takıma yardım etmiş olabilir. Gridin gayrıresmi en hızlı lastik ısıtan takımları bunlar. Webber ile Raikkonen'in arasındaki 0.6 sn'lik devasa farkın nedeni de lastik ısıtma olabilir. Yine de yarış hızları iyi olan Lotus ve Ferrari daha rahat sıralama ayarı yapabilirlerdi kağıt üstünde. Asıl şaşırtıcı yarış hızlarıydı. Oraya geleceğiz. McLaren'in iki pilotla Q3'e kaldığı sıralama turlarına Massa ilginç! kazasından ötürü katılamadı. Button'ı yine geçen Perez'in yükselişi devam etti. Sutil ve Vergne'in takım arkadaşlarını geçmesi ise diğer ayrıntılar olarak kaldı Monaco sokaklarında.



Yarışa gelirsek ; aşağıdaki tabloda gördüğümüz gibi Mercedes'in gridin en hızlısı olması gerekirken, toplu bir tren oluşturdu. Mercedes'in taktik yaptığı de ileri sürülebilir. Önü açık olan Rosberg, önü açık olan 16 kapı numaralı Maldonado'dan 1 sn'den fazla yavaşsa durup düşünmek gerek, hele 021 numara Van der Garde'den yavaş turlar atıyorsa diyecek pek bir şey kalmıyor. Mercedes'in bu yarış hızıyla ve kaynaklarını 2014 aracına aktardığını düşündüğümüzde bu seneki tek galibiyetleri Monaco olabilir, eh beklentilerin çok düşük olduğu bir sezon için Mercedes şimdiden yeterli başarıyı kazandı. W04'ü Travego'ya benzeten Vettel ise Rosberg'e pek yaklaşamadı. Mercedes için güvenlik aracı periyotları, kırmızı bayrak vs. her şey yolunda gitti. Red Bull 2-3 olarak cepleri dolu olarak Montreal'e doğru yol aldı.



Baktı kimse kimseyi geçemeyecek, herkes öndeki ile mesafe koymaya başladı. O andan itibaren oldukça sıkıcı bir taktik savaşı başladı. Monaco'nun ihtişamı, ıvırı zıvırı pazar günü İngiltere saatiyle 13.10'a kadar sürüyor, sonra sıkıcı yarışın eğlenceli hale gelmesi için için dua etmeye başlıyorsunuz ve dualarınız maalesef kazalarla cevap buluyor. Pitlerden önce Kimi ve Alonso'nun yavaşlamasını taktiksel zannetmiştik ki, kazın ayın ayağı pek öyle değilmiş. Lotus ve Ferrari oldukça enterasan bir şekilde yarışta yavaş kaldılar. Muhtemelen yarış hızında en hızlı olan Force India, Sutil'in muhteşem ataklarıyla coştu. Nostaljinin keyfi başkadır, bilirim ama Sutil ve Perez'in yaptıkları DRS katkılı olsa da son 10-15 yılın en güzel Monaco ataklarıydı. 2006 da baya hareketli geçmişti yanlış hatırlamıyorsam. Üstelik gridin birbirine yakın olmasından dolayı DRS'nin de pek bir etkisi olmadı bu güzel ataklara. Perez Raikkonen'i de geçseydi Monaco'da üç dünya şampiyonunu geçme gibi enterasan bir rekora sahip olabilirdi. Ya da Loews'de -hani şu ünlü U viraj- gridin en çakal -yani kurt- iki pilotunu geçmek muhtemelen bir daha yaşanmayacak. Alonso zon zamanların en kötü yarışını geçirdi kendi adına. Arkadan çarpmasına rağmen 8'de 5 kusurla olan Perez'e Raikkonen'in sert cevabı da pek yakışık almadı, Raikkonen'in bu kadar sinirlenmesi normal değil, gerçekten şampiyonluğu istiyor olmalı. Bu yarışa dair Sutil, Perez ve Raikkonen'in geçişleri uzun yıllar boyunca unutulmayacak.



Belki de yarıştan daha önemli olan yeni gate'imiz tyre-gate ile bir şeyler söylemek gerekirse, Pirelli'nin arka lastiklerinin sıcaklığını düşürecek düzeltmeler yapacağız demesi belki de Mercedes'le yaptığı testten bile büyük skandal. Mercedes'in sorununun ya da sorunlarından birinin bu fazla ısınma olduğu düşünülüyor zaten. Kanada'ya kadar muhtemelen bu konu konuşulacak ve Mercedes'in bu testlerden ne kadar yararlandığı daha net belli olacak. Monaco hızlarına bakılırsa taraftar gözüyle görülebilecek bir değişikliğin olmadığı. Yine de insana bu test hala şaka gibi geliyor.

Normalde blogda bu kadar hareket olmaz, Monaco'ya özel.


Monaco'ya özel olarak bu ihtişamlı yarış için diğer serilerle ilgili bir şeyler karalayalım dedik. Her Monaco perşembesinde sorulan antrenmanların niye cuma yapılmadığı sorusunun cevabı trafik değil sanırım. Çünkü cuma günü GP2'nin ilk yarışı vardı. Formula Renault 3.5 da Monaco'ya özel Formula 1'in peşine takıldı, bu hafta sonu farklı olarak GP3 serisi yapılmadı.






GP2


Monaco'da alt serilerde yoğunluktan dolayı iki grup halinde yapılıyor, grid de Grup A-1, Grup B-1, Grup A-2, Grup B-2.. diye diziliyor. Arden iki pilotuyla da iki grupta da lider olmayı başardı sıralamalarda. Cuma günkü ilk yarışta kaza ise haftaya damgasını vurdu, birden fazla noktadan alevlenen kaza yarışı durdurdu. Sam Bird ilk yarışı kazanırken, ikinci yarışı S. Coletti kazandı. Seride en merak isim olan Frijns grubunda 13 kişiden 5. oldu, yarışlarda puan alamadı. Bu arada ilk yarıştaki kazadan sonra J. Cecotto hafta sonundan ihraç edildi. Verdiğimiz ansiklopedik bilgilerin yanında alt serilerle ilgili gerçekten bilgi sahibi olmak isteyenler şu bloga baksınlar mutlaka.





Formula Renault 3.5

Açıkçası çıkardığı pilotlar ve şuanki kadrosuyla beni GP2'den daha fazla heyecanlandıran bir Formula Renault 3.5 var. İlk akla gelen pilotlar McLaren programındaki Kevin Magnussen, Stoffel Vandoorne ve Red Bull'un himayesinde Antonio Felix Da Costa. Magnussesn kendi grubunda ikinci, Vandoorne ve Da Costa gruplarında üçüncü ve dördüncü oldular. Hemen arkalarından ise gelecek senelerde Sochi'de görebileceğimiz Mikhail Aleshin geliyor beşinci olarak. Polü alan Nico Muller yarışı da kazandı, ardından Sorensen, Jaafar, Magnussen, Da Costa, Carlos Sainz Jr, Stevens ve Aleshin geldi. Formula Renault 3.5 her yarış hafta sonu 1 yarış düzenliyor Renault Dünya Serisi kapsamında. Ahanda sitesi burada. Sıradaki yarış Spa'da, Vandoorne evinde kendini göstermeli, McLaren programında da Red Bull gibi sert bir savaş devam ediyor.




Porsche Supercup

Burun kıvırdığımız Porsche Supercup serisini de Sebastian'lar sayesinde öğrendik. S. Ogier Loeb'den 0.2 sn daha hızlı bir tur atarak 14. cepten kalktı ve yarışı da 13. bitirdi. Loeb ise başladı yerde bitirdi ; 16. Sean Edwards hem polü hem yarışı kazanarak şampiyona liderliğini sürdürdü, serinin sayfası da bu.