Hulkenberg etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hulkenberg etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Aralık 2013 Perşembe

2013'ün Teknik Özeti

2013'ü bir kelimeyle özetleyecek olursak birçok açıdan 'garip' bir sezondu. Sanki birçok şey 'mış' gibi yapıldı. 2013'ün teknik incelemesine girerken üç tane ana başlığımız olacak, Mercedes'in başarılı projesi, McLaren'in başarısız projesi ve Red Bull'un sezonun ikinci yarısını domine etmesi. Sırasıyla nedenlerine bakmaya çalışalım.

Mercedes'in Hamilton dahil herkesin şaşırtan hızı nereden geldi. Gümüş grilerin 2012'den 2013'e bu kadar ivmelenmeleri en çok BMW'nin 2007'den sonra 2008'de ön gruba daha çok yaklaşmalarına benziyor. İkisinde de öndeki takımlar sezonun son virajına kadar (2007, 2012) şampiyonluk için mücadele ettiler, ikisinde de önemli kural değişiklikleri yoktu. İlk faktör Mercedes için eksiyken, ikincisi artı. Hangisinin etkisi daha fazla bilmek mümkün değil fakat Mercedes'i değerlendirirken bunları kesinlikle unutmamak gerekiyor.



























Mercedes'in artan hızına rağmen lastikleri kontrol etmede hala büyük sıkıntıları olduğunu gördük. Lastikler değişmeden önce Red Bull'la beraber en hızlı lastik ısıtan takımdılar. İlk iki yarışta pist ıslakken fena değildiler. Şu var ki, lastiklerin değişmesi Mercedes'e o kadar yaramadı. Evet, lastikleri pazar günleri erken bitmedi ama bu sefer de en ön çizgide değildiler.

Burada paragraf açalım. Lastiklerin değişmesi 2013'ün belki de en önemli 'teknik' olayıydı. Red Bull haklı çıktı, diğerlerinden fersah fersah uzaktalarmış. Peki bu değişiklik neyi ifade ediyor ? Red Bull kampının aero olarak diğerlerinin çok önünde olduklarını. Bir takım hariç, ona birazdan geleceğiz. Bu şu açıdan dehşet verici, 2012'nin başında EBD'siz RB8 diğerleriyle yakın noktadaydı, kazanan bir araç değildi. En azından böyle kazanamıyordu. İki sene sonunda aradaki fark inanılmaz. Özellikle de Ferrari ile. Hadi Lotus'un imkanlar kısıtlı, Mercedes zaten gerideydi. 2014 her ne kadar motorlarla gündeme gelse de RBR'nin bu aero gücünü hiçbir şey durduramayabilir. Hele de 2014'de Red Bull istediği gibi bir araç üretemezse Newey ve adamları 2015'i ilk yarışından bile bitirebilirler. Belki uçtuk ama Red Bull çok güçlü, bu işin şakası yok.

Mercedes'in 2013'deki hızı lastik ısıtma ve gelişen paketten oluşan bir karışımdan geldiği muhakkak. Sezonun ilk yarısı lastik tartışmalarıyla geçtiği için Mercedes'in çıkışı biraz güme gitti. Dolayısıyla nedenleri de. Her ne kadar bazı soru işaretleri olsa da bu çıkış sıradan bir çıkış değil. Takımın üzerinden 'loser' gömleğini atmasını da sağladı. Artık 2014 için daha mutlu ve umutlular. Hamilton'ın seneye daha iyi olacağı da kesin. Muhtemelen griddeki en iyi ikileye de sahipler, en azından en oturmuş. Seneye neler yapabilecekleri de başka yazıya artık.

2013'de tarihin en kötü McLaren aracını da gördük sanırım. McLaren açıklamalarıyla, özellikle de Whitmarsh'ın, biraz kapalı bir takım. Peki ne oldu da böylesine berbat bir sezon geçirdiler. Cevabı Whitmarsh'ın bir açıklamasında gizli. Dominant bir araç üretmek için yapılan radikal hamleler -muhtemelen bizim göremediğimiz- ellerinde patladı ve ortaya saçma bir araç çıktı. Yoksa MP4-27'i Marussia'a verseydiniz 2013'de bu McLaren'den daha fazla puan toplayabilirdi. Özetle McLaren'in yaşadığı şey Williams'ın yıllardır içinde bulunduğu durumdan çok farklı, merak edenler için söylüyoruz.

































Eğer McLaren herkesin gittiği yoldan gitseydi özellikle sezonun ikinci yarısı çok güzel mücadeleler izleyebilirdik, daha kötümser -aslında iyi- ifadeyle bu kadar sıkılmazdık. Belki de Button'ın gerçek şampiyonluk yarışında yetersiz olduğu düşünülüp, onun yerine Hulkenberg veya Magnussen gelebilirdi. Perez de koltuğunu koruyabilirdi. Çünkü şu an Red Bull'la aero olarak gerçekten mücadele edebilecek tek takım McLaren.

2012'de Mercedes'in iki polü ve Alonso'nun yağmurlu polleri dışında zaten bütün poller McLaren ve Red Bull arasında dağılmıştı. 2011'in ikinci yarısı yine RB7 ve MP4-26 arasında geçmişti. Tabii burda saf hız/saf aero'dan bahsediyoruz. Pirelli geldiğinden beri yarış hızı kavramı daha bi önem kazandı ki Ferrari üç yıldır biraz bundan ve Alonso'dan kurtarıyor. Keza Lotus'un son iki yıldır bu noktada olmasının sebebi de yarışta lastiklerine iyi davranması. Yetenekten başarıya giden yolda McLaren kaybediyor, Ferrari kazanıyor.

Button'ın sene boyunca berbat bir araç sayesinde hiç bakmadıkları noktalara baktıklarını söyledi. Muhtemelen daha fazla öğrendikleri şeyler vardır. Yine de kaçırdıkları şeylerin yanında bunlar Pollyanna'nın bile güleceği şeyler. Özellikle lastiklerin değişmesinden sonra takımlarda ve pilotlarda 2.'liği güle oynaya kazanabilirlerdi. 2013'ün sıkıcı olmasının asıl sebebi McLaren'dir, kesin bilgi yayalım.

Üstüne basarak söylersek MP4-28 F1 tarihinin en saçma aracı olabilir. Bunun yanında biraz da McLaren'in neden podyuma çıkamadığına gelelim. 2002, 2004 veya 2006'da da McLaren pek iyi araçlar üretmemesine rağmen galibiyetler ve podyumlar kazanmıştı. 2013'de bunları başarıamasının asıl sebebi ise önlerinde 4 takım olmasıydı, yani N.Ş.A.'da McLaren'in podyuma çıkması için 8 araçtan 6'sına anormal bir şeyler olması gerekiyordu. 2006'da ise Raikkonen'in Massa ve Fisichella'yı geçmesi için podyum yeterliydi, dayanıklılık seviyesi de bu kadar yüksek değildi. İlginçtir McLaren BMW'nin en çok turu tamamlama oranında geçerek tarihin en yüksek dayanıklılık seviyesine çıktı, yüzde 98 küsur.

Hatırlarsak birçok yarışta Button bir az pitle bazen Massa'yı bazen Grosjean'ı bazen de Mercedes'leri geçtiği yarışlar oluyordu. Ne tek tur, ne de yarış hızında öndekilerle güreşmek zordu. Dayanıklılıkta son yılların zirvesine çıkınca podyum imkansız hale geldi. Peki Hamilton olsaydı işler değişir miydi ? Belki Hindistan'da podyuma çıkabilirdi, zaten McLaren o yarış biraz daha cesur davransaydı Perez de podyuma çıkacaktı. Q3'e daha fazla kalabilirdi takım ve dolayısıyla 20-25 puan daha gelebilirdi toplamda. Q3 yarışının nasıl geçtiğini öğrenmek için Hulkenberg ve Ricciardo'nun yaptıklarına bakın.

İki Mercedes motorlu takımdan sonra Renault motorlu Red Bull'a dönelim. Aslında biraz biraz bahsettik Red Bull'dan. Newey'in de birçok kez dediği gibi değişen lastikler onları yenilgisiz yaptı. Biz de ufak bir iddia ortaya atalım madem işler bu denli sıkıcıyken. Red Bull 2014'de değişen kurallarla beraber son rahat yılını yaşıyordu ve elindeki şansı riske atmak istemedi diye düşünüyoruz. Nasıl mı oldu, yaz arasından önce çıkışta olan bir Mercedes vardı ve değişen lastikler eğer onların da işine gelseydi sezonun son kısmında önemli mücadeleler görebilirdik. Red Bull'da elindeki şampiyonluğu kaçırmamak için 2013'e daha fazla odaklandı. Diğer takımlara göre. Bunu da Newey'in sürekli geç kaldık demeçlerinden anlıyoruz. Yani ikinci yarıdaki devasa farkın ufak veya boyutu bilinmez bir kısmı da 2014 çalışmalarını biraz ötelemekten kaynaklanıyor olabilir. Gecikmelerin Newey için pek bir anlam ifade etmediği ayrı bir mevzu.





''Ferrari veya Lotus'u niye yazmıyorsuınuz lan'' diyenler olabiltir. İki takım da 2012'deki lastik koruma meziyetlerini koruyarak sezona başladı, işe de yaradı. Lastikler değişince de 3. ve 4. olarak sıralandılar. Bunun yanında görebildiğimiz büyük teknik değişikler olmadı. Lotus'un zaten parası yok. Ellerindeki paraya göre yine en iyi işi çıkartan takım oldular.

McLaren'in yanında 2013'de hayal kırıklığı yaşayan diğer takımlar Sauber ve Williams oldu. İki takım da 2012 araçlarını özlettirdi. Özellikle Sauber'in 2 yıldır lastiklerini en iyi koruyan özelliklerini kaybetmesi garip oldu, muhtemelen farklı bir yola saptılar, olmadı. Onların aksine kurnazlık edip sezonun ilk yarısında lastiklerini koruyan Force India takımlarda 6.'lığı kaptı. 2012'den 2013'e geçişte bu değişimi başarabilmiş olmaları aslında önemli başarı Hint takımının.





Toro Rosso, Marussia ve Caterham hakkında iki kelam etmek için açıkçası pek bilgi yok elimizde. Toro Rosso'nun orta grupla mücadele edemediğini gördük genellikle, Ricciardo'nun Monza'da düzlük hızıyla kazandığı puanları saymazsak. Zaten Avustralyalı genellikle ilk 10'da başlayıp 12 veya 13. bitirdi yarışları, Vergne'nin yarışlarda daha iyi olduğu imajı da biraz da burdan geliyor açıkçası. Ricciardo altındaki araçla yarışlarda direnemiyordu doğal olarak. Marussia ve Caterham da bildiğiniz gibi, yine yaklaşamadılar ön tarafa. Marussia sene başındaki hızını iyi pilotla birleştirince 10. olmayı başardı, en azından iyi pilotun hala değerli olduğunu gösterdi.

2014'de neler olabilir sorusu başka bir yazıya kalacak. 2013 parçalarının bir kısmının 2014'de de kullanılacağını düşünürsek ve Red Bull'un sezonu erkenden bitirmesi, McLaren'in çok önceden çalışmaya başlamasını da göz ardı etmemek lazım. Orta sıradakileri de. Şimdilik bizden bu kadar, diğer yazıda görüşmek üzere.





12 Ekim 2013 Cumartesi

2013'de Takım İçi Rekabetler

İşlerin fazlasıyla sıkıcı hale geldiği 2013 sezonunda biz de başka şeyleri kafaya takmaya başladık. Aslında pilotların sıralama performansları hep kafaya takmışızdır. f1fanatic.com.uk'un şu haberindeki muhteşem verilerinden sonra bize de yazmak kaldı. Bakalım bu sene kim neler yapmış cumartesi günleri.
























Bu yıl rakiplerini bütün sıralama turlarında geçen bir tek Vettel var. Ama yazıda pek Vettel'e
odaklanmayacaz. Vettel'in bu seneki başarısı ve Webber'e karşı üstünlüğü hakkında çok şey yazıldı ve çok iyi bir örnek değil artık takım arkadaşlarını kıyaslamak için. Vettel'den sonra takım arkadaşlarını 13'e 1 geçen Hulkenberg ve Bianchi var. Ardından Vergne'i 10'a 4 geçen D. Ricciardo var.



























Zaten bu yılın sıralama kahramanları da Hulkenberg ve Ricciardo gibi duruyor. Sürekli orta grupta hem takım arkadaşlarına göre hem de kendilerinden daha hızlı araçlara göre çok iyi iş çıkartıyorlar. Zaten Ricciardo RBR'a gideceği gündeme geldiğinde bile Vergne'den daha az puana sahipti. Avustralyalı iki yılda çıktıkları toplam 34 yarışın 27'sinde Vergne'den önde başladı. Hulkenberg ve Bianchi'ye denilecek çok bir şey yok cidden, rakiplerine net üstünlük sağladılar. Yine de çok rekabetçi takım arkadaşlarına sahip olmadıklarını söylemek gerek. Özellikle Chilton Bianchi'ye yakın turlar atmaya başladı ama bir türlü Fransız pilotu geçemedi. 

Net şekilde önde olan pilotlardan sonra takım içinde 9-5 önde olan Hamilton, Alonso, Raikkonen ve C. Pic var. Bunların içinde de Hamilton'ın yeni geldiği takımda Rosberg'e üstünlük kurması çok değerli. Raikkonen de ikinci yılında net üstünlük kurmuşken Grosjean son yarışlarda Fin pilotu geçmeye başladı. Sezon sonuna kadar aralarındaki rekabet önemli olacak. Ferrari'nin lider pilotu Alonso Massa'yı geçse de eleştiriler bu sene baya bi arttı. Üstelik takım İspanyol'un başarısına odaklanmışken. Pic'in de F1'de ikinci yılında çaylak takım arkadaşına karşı üstünlüğü de çok manalı değil. Belki 10 falan olsaydı...



























En önemli rakiplerini 8-6 geçen ise üç isim var ; Button, Sutil ve Bottas. Formula 1'in en tecrübeli ismi ve dünya şampiyonu Button'ın takımda 4. yılını geçiriyorken daha F1'de 3. yılını geçiren Perez'i sadece 2 yarış farkla geçmesi de onun adına hiç iyi işaret değil. Tam tersi Meksikalı için de iyiye işaret. Her ne kadar pazar günleri işler çok yolunda gitmese de. Sutil ve Bottas'ın sıralama hızları ise takdire şayan. Sutil tecrübeli bir pilot olsa da takımdan bir yıl uzak kaldı ve o süreçte muhtemelen Di Resta takımla daha fazla kaynaştı. İskoç pilot 2011 ve 2012 yılında olduğu gibi sezona çok iyi girip ikinci yarıda takım arkadaşlarının net bir şekilde gerisinde kalıyor. Şu anda da dip noktasında. Bakalım burdan çıkabilecek mi ? Neyse, Bottas'a gelirsek sık sık motivasyon eksikliği yaşadığını söyleyen Maldonado'ya karşı oldukça iyi bir sene çıkarıyor. Üstelik Kanada'da 3. cebin sahibiydi. Williams'ın onunla uzun bir sözleşme imzalaması çok iyi olabilir.





Sanırım cumartesileri daha iyilerden bahsederken daha kötülerden de arada bahsetmiş olduk. Galiptir bu yolda mağlup diyebileceğimiz isimler ise Perez, Massa ve belki Van Dar Garde. Sadece sayılara değil de genel tabloya bakarsak en kötü iş çıkaranlar ; Di Resta, Maldonado ve Chilton. Özellikle F1'de en 'yeri yok' diyebileceğimiz isim muhtemelen Max Chilton'dır. Yıllardır GP2'de elle tutulur bir başarısı yokken geldiği Marussia'da kendisi gibi çaylak Bianchi'ye karşı resmen ezildi. Daha yeni gelecek sene için endişelenmiyorum dedi. Hulkenberg, Massa gibi isimlerin koltuğu garanti değilken Chilton pek endişelenmiyor.

Tur derecelerine bakarsak Ricciardo takım arkadaşına göre en hızlı isim. Tam ortalama 1.3 sn daha hızlı Vergne'den. Ardından 0.844 sn ile Hulkenberg geliyor. Hulk'tan sonra Bianchi, Sutil, Vettel ve Button geliyor. Tur dereceleri arasında ise seans farkı yok, yani takım arkadaşı Q2'de elenen bir pilotun da Q2 derecesi baz alınıyor. Özellikle Ricciardo'nun farkı çok yüksek geldi, umarım bir hata yapmamışlardır.

Serhan Acar'ın yayınlarda sık sık bahsettiği lastik konusu da bu tabloya baya etki etti. Özellikle Raikkonen ve Pic yeni lastiklerden sonra sarsıldılar. Kimi yeni lastiklerden şikayetçi, onun tarzı olmadığını söyleniyor. Zaten fin pilot döndüğünden beri müthiş istikrarı ve yarışlarda tuttuğunu kopartması bir yana cumartesileri 2005-2007'deki ölümcül hızı yok. Aynı şekilde Alonso'da da. Takım arkadaşlarından hızlı olabilirler fakat Hamilton veya Hulkenberg gibi kendilerininkinden daha hızlı araçları geçti diyemiyorsunuz. Gelecek seneki mücadele bu yönden de önemli olacak, kim daha hızlı görebiliriz. Button da keza öyle. Bazen şampiyon gibi sürüyor, bazen de araç neyse o. Ahh şu RB9'u Trulli'ye vereceklerdi ki..

Lastiklerin değişmesi aslında sezonu da tam anlamıyla değiştirdi. Her ne kadar Red Bull lastikleri anlamaya başladıysa da son yarışlarda bu kadar baskın olamayabilirlerdi. Anladık ki lastikler yüzünden yavaşız dedikleri doğruymuş. Hatırlayalım, Vettel Çin'de hızlı tur bile atamamıştı Q3'de. Lastikler 2012'ye dönünde aradaki aero farkları da ortaya çıktı. Pat Fry geçen yıl aerodinamik olarak 3-6 ay gerideyiz demişti. Muhtemelen RBR bu farkı korudu 2013'de de. Aero olarak Red Bull'a yakın tek takım, belki daha önde olan McLaren de girdiği farklı yollarda kaybolunca Red Bull'u durduracak takım kalmadı.




























2013'ün bitmesine 5 yarış kala tablo böyle. Her zamanki gibi takım içi rekabetler önemli, belki şampiyonadaki durumunuzdan bile. F1'in belki de ilk kuralı, önce takım arkadaşını yeneceksin. Bu yüzden her zaman ölümüne mücadeleler olur. Mesela Vergne. Belki Ricciardo karşındaki mağlubiyeti bütün kariyerinde önüne çıkacak, belki de kariyerinin erkenden bitmesine yol açacak. Biz de artık sene sonunda yazının devamı şekilde ikinci bir yazı yazabiliriz. Son yarışlarda önerimiz Force India ve Williams'daki takım içi rekabete dikkat etmeniz, zaten ön taraftakiler gözden kaçmıyor..


14 Yarışlık Pek Subjektif Sıralama Top 5'i

1. Daniel Ricciardo
2. Sebastian Vettel
3. Jules Bianchi
4. Lewis Hamilton
5. Nico Hulkenberg


Not : Yazıda Japonya GP'den önceki yarışlar dikkate alınmıştır.

13 Eylül 2013 Cuma

Taht Oyunları

Geçen yıl Hamilton'ın McLaren'den Mercedes'e geçişi, bu yıl da Webber'in emeklilik kararı bütün gridi birbirini katacağı düşünülüyordu. Nispeten de öyle oldu. Fakat özellikle Webber'in emekliliği domino etkisi yapmadı, onun yerine Ricciardo geldi, Toro Rosso'dan boşalan koltuğa da yine Red Bull'un programdan bi eleman gelecek. Madem önce Red Bull dedik, buradan başlayalım isterseniz.

Ricciardo RBR'ye gelince onlarca 2. pilot esprisi yapıldı. Bi tane de biz yapmayacağız. Yani insanların zihninde oldukça kötü bir Red Bull algısı var. Red Bull'un iki zıt uçtaki Ferrari ile McLaren arasında kalan politikası 2010'dan beri çok konuşuluyor. İstanbulparkt'tan beri aslında. RBR ne tam anlamıyla birinci pilot uyguluyor ne de tam anlamıyla eşitlik politikası. Bunda Webber'in kendine has yapısı çok önemli. Webber Red Bull ailesi içinde yetişmedi. Vettel de bildiğiniz gibi has eleman. Red Bull'un Ferrari gibi ölümcül olmayan lider pilot uygulaması onlara 2010 ve 2012'de şampiyonluklar getirdi. Çok ince bir denge var aslında. Webber özellikle bu iki yılda Vettel'le sonuna kadar savaşmış, bi yerden sonra da mağlup olmuştu. Zaten takım içindeki yalnızlığı ve 2010'da son yarışta kaybedilen şampiyonluk takım arkadaşına göre feci bir 2011 sezonu geçirmesine neden oldu. Fakat Ferrari'deki gibi sert olmayan politikası sayesinde Webber ezilmemiş ve 2012'de yine önemli bir çıkış yakalamıştır. Bu sezon da yine kötü olmasa da 2011'i hatırlatıyor. Red Bull'un Webber'e yaptıklarını diğer Avustralya'lıya neden yapamayacağını veya neden yapmayacağına gelelim.


Ricciardo ve Vergne 2008 Yılında Renault Dünya Serisi'nde



Öncelikle Ricciardo Webber gibi üvey evlat değil. O da Vettel gibi bu ailede yetişti. Vur ensesine al lokmayı yok. Aslında Webber de RBR'den çekip giderdi ama kariyerinin sonuna gelmişti ve orta sıra takımı bulmak yerine kazanan bir araçta olmak çok daha cazip gelmiş olmalı, yoksa Webber'i hepimiz biliyoruz. Ayrıca Ricciardo bir kanadının Vettel'e takılması veya Multi21 olayı yaşadığında takımı ona haksızlık ederse çekip gidebileceği yerler olabilir. Kendisini Vettel'e karşı kanıtlamış biri olarak gridde birçok takım ona kancayı atabilir, yani RBR'ye muhtaç değil tam anlamıyla. Vettel'in 2015'de bitecek anlaşmasıyla Ricciardo göstereceği performansla yeni Vettel olabilir. Takım birçok yönden Ricciardo'ya daha iyi davranmalı, yoksa Ricciardo vakası birçok açıdan Webber vakasına benzemeyebilir. Kardeş takımdaki boşluğa gelirsek, Vergne'in koltuğu sağlam gibi gözüküyor. Yanına gelmesi en muhtemel isim Felix Da Costa ise hem iyi görünmüyor hem de McLaren'in elemanlarının (Magnussen, Vandoorne) gerisinde görünüyor. Dr. Helmut Marko Felipe Nasr'ı da eledi, Daniil Kyvat için de F1 erken. Aynı şekilde Carlos Sainz Jr. için de, yine de sezonun geri kalanında Formula Renault'da da göstereceği performansla koltuğa göz kırpabilir genç İspanyol. Keşke Frijns'ı düşünse Red Bull kampı ama Marko'nun o malum sözlerden sonra Hollandalı'yı düşünür mü, çok zor.

Sezon boyunca Lotus ve Red Bull arasında gidip gelen Raikkonen sonunda Ferrari ile anlaştı. Ferrari 50 yıl sonra yine iki şampiyon pilotla yarışacak. Normalde bir çok hızlı pilotunun yanına, bırak şampiyonu onun ayarında bir pilot dahi almayan Ferrari herkesi şaşırttı. Herkeste aynı soru ; şimdi ne olacak ? Sorunun cevabını Alonso'da aramak gerekiyor ? Takıma ne kadar kızgın veya yaptığından pişman mı ? Dediği laflardan. Çünkü Raikkonen'in takıma alınması Alonso'dan bağımsız değil. Daha geçen sene 2. pilot için Alonso'ya danışıyoruz denmişti, bu sene Raikkonen'i aldılar. Alonso'ya danışılmadığı kesin. Üstelik Raikkonen'in anlaşması 2 yıllık. Belki de anlaşmanın yapılmasından bile önemli. Bilindiği gibi Alonso'nun sözleşmesi 2016 sonu, Vettel'in ve Raikkonen'in de 2015 sonu bitiyor. Yani artık istediği gibi takımda lider pilot olmayabilir. İlk başta danışılan pilot olmayabilir. Bu da Alonso'nun 2016 öncesinde takımdan ayrılmak isteyebileceği ihtimalini doğurabilir. Evet çok kolay bir ihtimal değil, zor da değil. Eddie Jordan McLaren'le Alonso'nun görüştüğünü yazdı 2015 için, Button da çıtlattı basına, arada kaynadı. McLaren ve Alonso yanyana eğri durabilir fakat McLaren'in şu anki kadrodan memnuniyetsizliği ve Alonso'nun huzursuzluğu çok şiddetli boşanan iki tarafı birbirine yakınlaştırmışa benziyor. Formula 1'de asla asla demeyeceksiniz. (Kimi Ferrari dedikoduları yayılmaya başladıkça Alonso'nun 2015 için McLaren'i düşünebileceğini Eddie'den önce söylemişliğimiz vardır, ehem ehem).





McLaren'de Button'ın sözleşmesi daha uzatılmadı. Muhtemelen uzatılacaktır, böylesine zor bir senede Button hemen hemen her yarışta bir şeyler deneyerek daha çok puan almaya çalıştı, fena da iş çıkartmadı. Perez keza öyle. Her ne kadar McLaren'in pilot kadrosuna burun kıvrılsa da kötü değillerdi kesinlikle. Perez şu an sadece 18 puan toplamış olsa da sıralamalarda sadece 7-5 geride. Ve kesinlikle kolay lokma değil, zamanında Coulthard'ın Hakkinen'e, Kovalainen'in Hamilton'a yapamadığı yardımı Perez Button'a yapabilirdi. Üstelik daha 23 yaşında. Genç yetenek Ricciardo ise 24. Sponsor desteğiyle de 2-3 sene daha McLaren'de yarışabilir. McLaren de muhtemelen 2014 sonunda Button'la yolları ayırabilir. Button'ın son zamanlardaki sözleşme şikayeti, hatta McLaren Alonso ile ilgileniyor demesi boşuna değil. Özetle McLaren'in aracı en büyük sorun olsa da özellikle Ferrari ve Mercedes'in yanında pilot kadrosu da çok güçlü durmuyor.


S. Vandoorne ve K. Magnussen



Madem taht oyunlarından bahsediyoruz McLaren'in genç yeteneklerine de gelelim. Şu an Formula Renault 3.5'da şampiyonluğa oynayan iki pilot da McLaren Genç Sürücü Programı'nda, Kevin Magnussen ve Stoffel Vandoorne. Eski F1 pilot Jan Magnussen'in oğlu Kevin'e McLaren koltuk da arıyor. En uygun koltuk da Marussia gibi görünüyor. McLaren ve Marussia'nın ortaklığı Magnussen için bir avantaj. Ayrıca Magnussen'in Jack&Jones'u da var. Muhtemelen Chilton'ı ekarte etmeye çalışacaklardır. 2014'de koltuk bulabilecek başka bir genç de Felipe Nasr. Brezilyalı'nın sağlam sponsorları var. O da herhangi bir boşlukta en büyük adaylardan. McLaren'in 2014'de de aynı dizilişe sahip olması yüksek ihtimal. 2015 ve sonrası için Vettel veya Hulkenberg'e yönelebilirler.

Lotus ise daha bugün Di Resta, Massa ve Hulkenberg gibi bir pilot havuzuyla ilgilendiklerini açıkladılar. Lotus'un hiç düşünmeden Hulkenberg ile en az 2 yıllık bir anlaşma yapması herhalde en mantıklı seçim. Nico da bu teklifi reddetmeyecektir çünkü diğer dört takımın kadrosu bir süre boşalmayacak gibi. Lotus da yarış kazanabilen bir takım. Grosjean ve Hulkenberg de kulağa fena gelmiyor. Ferrari'den ayrılan Massa içinse Force India ve Sauber seçenekleri göze çarpıyor. Brezilyalı muhtemelen bulabileceği sponsorlarla bu iki takımdan birisine geçebilir. Sauber'de Sirotkin'in yanında Gutierrez'in geleceği soru işareti. Performansı hiç yeterli değil, Telmex'in vereceği paraya bağlı olarak koltuğunu koruyabilir. Force India da halinden memnun gibi. Zaten onlar eğer kadroyu değiştirirse geleneksel biçimde üçüncü pilotlarını getiriyorlar, James Calado yani. Massa'nın geleceği şu an çok açık, ne desek boş kıvamında.



Force India yine son dakikaya kadar bekler pilotlarını açıklamak için, Sauber paraya bakar, Toro Rosso malum, beklemede. Caterham iki sponsorlu pilotuyla devam eder, Marussia'yı da söyledik. Eğer Chilton giderse muhtemel bir Bianchi-Magnussen çekişmesi de güzel olabilir, biri Ferrari'li bir McLaren'li. Yine de Bianchi 89, Magnussen 92'li, 3 yaş genç pilotlar için çok önemli, hele de alt serilerde. Ferrari genç sürücü programı için de çok naz yapıyor, Bianchi Chilton'ı ezdi geçti bu sezon, en azından daha üst bir takıma geçmesi için zorlamalılar. Son dört senenin şampiyonu Red Bull Ricciardo'yu getirdiyse Ferrari neden getirmesin. Aynı şekilde Hamilton Ferrari programında yetişseydi ne olurdu acaba diye de düşünmekten edemiyor.

Her sene olduğu gibi 2014'de de büyük bir merakla izleyeceğimiz mücadeleler şimdiden hazır ; Alonso-Raikkonen, Vettel-Ricciardo. Daha yenileri de eklenecektir bu listeye. Bakalım sene sonunda tahta kim çıkacak..






20 Ocak 2013 Pazar

Hızlı Alamanlar

1994 sezonunda Formula 1 45. yılına girerken hiçbir bir Alman pilotun şampiyonluğu görülmemişti. Yakın zamanda parlayan veya şampiyonluğu zorlayan bir pilot yoktu (Piquet-Senna-Prost-Mansell nesli). Schumacher 1991 yılında F1'e giriş yaptıktan sonra birçok şey değişti. Ardından diğer önemli yetenek Sebastian Vettel. F1'in son 20 yılındaki şampiyonlukların yarısı 7 Schumacher ve 3 Vettel olmak üzere Alamanlardan geldi. Fakat bu yazıda ikisinin adı bir daha anılmayacak. 2010 ve 2011 yılında bi ara 7'ye ulaşan Alamanların sayısı dikkatleri çekince acaba Alamanların bu nesli 'altın nesil' olarak adlandıralabilecek mi ? Yoksa Vettel'in şampiyonlukları bu isimleri gölgeleyecek mi. İtalyanların gridde pilotu yokken Alamanlar 2013'de 4 isimle yer bulacaklar hatta F1 bu kadar sponsorlara bağımlı olmasa Heidfeld ve Sutil de rahatça koltuk bulabilirdi. Bu listeye Frentzen ve Ralf Schumacher'i de ekleyerek son 10 yılda biraz da gözden kaçan Alaman pilotların listesini yapalım dedik. Bu isimlerin ortak noktası iyi kötü kendini ispat edebilmiş, iyi bir araçla şampiyon olabilecek isimler. Bu kalitede bir jenerasyon çıkarmak akla futboldaki bir altyapı mı var dedirtiyor, belki de bir numaraları vardır.

1. Heinz-Harald Frentzen


99 Monza

Frentzen birçok kişi için 1999 sezonundaki muhteşem performansıyla anılır. 3 galibiyeti vardır, biri Williams'la diğer ikisi 99'da Jordan'ladır. O sezon klasmanda üçüncü olmuştur. 97'de elindeki tek şampiyonluk şansı varken Jacques Villeneuve'in net bir şekilde arkasında kalmıştır. Eğer Formula 1'de doping olsaydı insanlar Villeneuve'ın bu iki seneki performansını dopinge bağlayabilirdi, her ne kadar aracı çok olsa da. Alaman, Schumacher'in şampiyonadan ihraç edilmesiyle sezonu ikinci tamamlamıştır. Frentzen'in 1994 sezonunda başladığı Sauber'de başladığı kariyeri 2003 yılında yine Sauber'de sonlanmıştır. 2002 yılındaki nispeten kötü performansının dışında aracın potansiyeline göre iyi iş çıkarmıştır.

2. Ralf Schumacher



Abisinden 6 yaş küçük olan Ralf'in Formula 1'e girişi 1997 yılında oluyor. Jordan'da kariyerine başlayan Ralf 1999 yılında Williams'a geçiyor ve efsane takımda asıl performansına kavuşuyor. İlk yılında takımın topladığı 35 puandan 25 puanı Schumacher kazanıyor. 2000 yılından itibaren başlayan BMW-Williams ortaklığı gelecek umutlarını artırıyordu Ralf'in. 2000'de çaylak Button'a, 2001'de diğer çaylak Montoya'ya üstünlük kuran Alaman pilot ilk galibiyetini de bu sezon aldı. Imola'da Williams'a 97'den sonra ilk galibiyetini getirdi. O sezon 3 galibiyet alırken şampiyonayı 3. bitirdi. 2002'de tek galibiyetini alırken Montoya'nın gerisinde kalıyordu. (2001-2004 yılları F1'in üç büyük takımı Ferrari, McLaren ve Williams'ın tarihteki en yakın oldukları dönem de olabilir. Özellikle de 2001 ve 2003.) 2003 yılında da Montoya'ya galibiyetlerde 2-1 üstünlük kurmasına rağmen abisi, Raikkonen ve Montoya arasında geçen şampiyonluk yarışından uzakta kaldı. 2004'de Montoya'nın ezici üstünlüğünden sonra yeniden yapılanan Toyota'ya geçti. Toyota'da Trulli ile denk geçen yıllardan sonra 2007 yılı sonunda takımdan ayrılmak isteyen Ralf istediği gibi bir takım bulamayınca 2008 sezonunda yarışmadı ve bir daha F1'e dönmedi. Belki de dönemedi. Ralf oldukça iyi bir pilottu ama F1'de sahip olabilecek en kötü abiye sahipti. Bütün grid Michael'in gölgesi altında kalırken onun kalmaması mümkün değildi. 2003 yılında F1'in en lanetli yarışların yapıldığı Imola'daki yarıştan önce Schumacher kardeşler annelerinin ölüm haberlerini almıştı, o yarışı abi Schumacher kazanırken kardeşi de 4. olmuşu. Ralf arkasında 6 pol, 6 galibiyet ve 27 podyum bıraktı. F1'den ayrılırken tam olarak neler yaşandı hatırlamak zor ama 2007 yılında Raikkonen'den sonra en çok kazanan pilotun ertesi sene koltuk bulması o kadar zor olmayabilirdi.

3. Nick Heidfeld


Yazı biraz nostaljiye kaydı ister istemez ama günümüze geldik sayılır. İstikrarın göbek adı, Quick Nick, Heidfeld'de sıra. Formula 1'in en underrated -bu kelimenin havası başka- pilotların listesi yapılsa hemen hemen herkesin ilk 3'ne girebilir Heidfeld. F1'e giriş yapmadan Formula Ford 1600, 1800, Almanya F3, F3000 serilerinde şampiyonluk yaşayan ve McLaren test pilotluğu da yapan Alaman pilot 2000'de Prost Gp'le F1'e giriş yapmış. Tecrübeli Alesi ile beraber Prost GP o sezon hiç puan alamamış. Heidfeld 2001 yılında çaylak Kimi'yi geçmesine ve McLaren geçmişi olmasına rağmen Ron Dennis'in Kimi'yi seçmesiyle -muhtemelen büyük- hayal kırıklığına uğradı. Nick Raikkonen, Massa, Webber, Kubica gibi pilotlara başabaş olmasına ve hatta onları geçmesine rağmen rakipleri gibi hiçbir zaman kazanacak bir araca sahip olamadı. 2004 yılında Jordan'da F1'in kaybolup giden başka bir yeteneği Pantano'ya üstünlük kurdu, Eddie başka bir Alman pilot Glock'a Kanada'da koltuk vermiş, Glock da ilk yarışında Heidfeld 8. olurken onu geçmeyi başarıp 7. olmuştu. 2006 yılında spora giren BMW'nin çağırdığı ilk isim de hem Alman olması hem de Sauber'le olan bağlantığı nedeniyle Heidfeld olmuştu. Villeneuve'ü geçmesi zor olmayan Nick için Kubica çetin ceviz çıkmıştı. Yine de çaylak pilotu 2007 yılında geçmeyi bilen 2008 yılında Polonyalı'nın gerisinde kalıyordu. 2009 sezonunda Kubica'nın bir puan önünde tamamlayan Heidfeld 2010 sezonunda koltuk bulamamıştır. Formula 1'de menajerlerin önemi çok fazla olmasa da Heidfeld ve Hulkenberg örnekleri birer menajer başarısızlığı ve başarısıdır. 2009 sezonundaki puslu havada Heidfeld McLaren ve Mercedes'le de görüşmüş, nedendir bilinmez koltuk bulamamıştır. 2010'Nun sezon ortasında Sauber'le dönse de gelecek garantisi yoktur. Eski takım arkadaşı Kubica'nın kazasından sonra Lotus'un koltuğuna geçen Heidfeld fena başlamasa da hem Lotus'un düşen performansı hem şanssızlıklar sonucunda koltuğunu Senna'ya kaybetmiştir. Kaybetme dediysek, Lotus sene sonunda daha fazla para kazanmak derdiyle Senna'ya koltuk vermişti. 2012'de koltuk bulamayan Heidfeld dayanıklılık serileri ve başka serilere el attı. Heidfeld'in şampiyonluğu geçtim en azından yarış kazanabilseydi. 13 podyumla yarış kazanamamış en çok podyuma çıkan isim oldu. Heidfeld istikrarlı biri olarak etliye sütlüye bulaşmayan biri de değildi. Di Resta örneğin, istikrarlı ama kendi halinde sürüyor. Şu linkten Heidfeld'in 2008 Silverstone'da yaptığı iki tane duble geçişi izleyebilirsiniz. (Youtube'da vardı ama bulamadım, link veren olursa süper olur.) Yağmurda da fena performansları yoktu. Üst üste klasmana girme rekoru başka bir Alman Sutil'le yaşadığı temas yüzünden 2009 Singapur'da sonlandı. Son olarak Formula 1'de en iyi sakala sahip insandı..


4. Nico Rosberg
Rosberg fazlasıyla moda girmiş

GP2'nin ilk şampiyonu 2006'da Williams'da spora giriş yaptı. İlk yarışında puan alanlar listesine de girdi. Çaylak sezonunu atlaktıktan sonraki üç yılda tecrübeli Wurz'u ve Nakajimayı geçmiş, bi anlamda Williams'ın liderliğini üstlenmiştir. Mercedes'de şampiyonluk kazanacağı inanılan Rosberg üç sezonda sadece 5 podyum, 1 pol ve 1 galibiyet kazanmıştır. Rosberg'in elinden gelen çok şey olmasa da Alaman pilot 2 sene öncesine göre üst düzey bir pilot olarak anılmıyor, F1 böyledir, adil olmadığı gibi acımasızdır da. 2013 hayatının en önemli sınavı olacaktır, ne kadar yazılırsa yazılsın Schumi ile onu karşılaştırmak bir yerde anlamsızdır artık. İskandinav kanı taşıyan Nico Rosberg Alaman vatandaşlığına sahiptir. Finli demek de yanlış olmayacaktır. 7 yıldır hep yanlış yerde olan Rosberg bakalım bundan sonra neler yapacak.

5. Timo Glock


2004'de çıktığı ilk yarışa 7. olan Glock sezonun son üç yarışında da koltuğa oturmuştu. Sonra koltuk bulamayıp GP2'de yarışan Alaman 2007 yılında şampiyon olup 2008'de kendine Toyota'da yer bulmuştu. Şu an F1'de koltuğunu bir şekilde kaybedip geri dönebilen nadir pilotlardan (Bkz. Hulk ve Heidfeld). Çaylak sezonunda Veteran Trulli'ye karşı iyi bir performans göstermiş ve 25 puan almış, 2009'da son üç yarışa katılamamış, rahatsızlanmadan önce de Trulli'nin puan olarak önündeymiş. 2010, 2011 ve 2012'de çaylaklara karşı oldukça iyi performans göstermiş fakat Marussia'nın kapasitesi oldukça sınırlı olduğu için en iyi derecesi 12. olarak kalmıştır (Önceki yazıda Glock-Pic'in 2012 sezonun karşılaştırması var). Glock yine birçok kişi için 2008'in son yarışında, son turunun son virajında Hamilton'a geçilerek akıllara kazınmıştır. Belki de Motorsporları tarihinin değil spor tarihinin en dramatik anına sebep olmuştur. Glock 2009'un ikinci yarışı Malezya'da boş durmamış yine risk alıp pite girmeyerek herkesten 2 az pit yaparak podyuma çıkmıştır. Herhalde Button ve Glock'dan oluşan takımı yağmurda kimse durduramaz! Glock'un 2009 yılında Renault'un teklifine hayır demesi ise ondan çok benim hayıflandığım bir konu olarak hep bir kenarda durur. 30 yaşındaki Glock'un geleceği ne yazık ki pek parlak gözükmüyor, Wikipedia'dan kariyerine, takım arkadaşlarına göre yaptıklarına bakınca gayet iyi bir CV fakat artık Formula 1'de sponsoru olmayanların durumu ortada. Üstelik Glock arka sıralarda Heikki'nin de gitmesinden sonra maaş alan tek pilot olarak kaldı. Alaman'ın 2013 ve 14 için de Marussia ile sözleşmesi var. Her şeye rağmen F1 pilotları her zaman ellerinden geleni yapıp, fırsatları kollamalı. Heidfeld'e nasıl koltuk açıldı -yöntemi farklı olmak dileğiyle-. Üstelik Marussia yükseliş aşamasında, testlere katılıp 2013 veya 2014'de puan alacak düzeye gelirlerse bu başarıda herkes Glock'un hakkını verecektir. Daha güçlü takımlarda boşluklar oluşunca patronlar kadrajına girebilir. Geçen sene yapılan bir ankette Schumi Mercedes'den ayrılırsa takıma kim gelsin sorusuna -Hamilton seçenekler arasında yoktu- Alaman halkı Glock demişti.

6. Adrian Sutil


Taraftarlara bir takımla bütünleşmiş sporcular hangi sporda olursa olsun her zaman daha sevimli gelmiştir . Sutil de Jordan, Midland, Spyker ve Force India evrimini geçirmiş takımda 2006 yılından beri takımın temel taşlarından biri oldu. Belki de 2011 Çin Gp sonrası yaşadığı olaylar sonrası hemen takımdan gönderilmemesinin sebebi buydu. 2012'de yarışsaydı eğer gridde Massa ve Hamilton ile beraber aynı takımda en uzun süre yarışan pilot olacaktı. Şu anda da koltuk bulabilirse yine Force India ile olacak. Sutil 2007 sezonunda tek puan almış, 2008'de yağmurlu Monaco'da 4. giderken Raikkonen tünel çıkışı Sutil'e arkadan çarpmış, hemen hemen herkesin içi cız etmişti. 2009 sezonu Fisichella'nın parladığı Belçika'da varlık gösteremese de Monza'da sıralamada ikinci, yarışta dördüncü olup en hızlı turu elde etmiş, en iyi hafta sonunu geçirmiştir. 2010'a gelindiğinde Force India artık daha iyi bir takım, seviye atlayarak orta sıra takımı olmuştur. Sutil de olgunluk çağında iki takım arkadaşı Liuzzi ve Di Resta'yı geçmekte çok zorlanmamıştır. Özellikle Di Resta sezon başı Alaman pilotu sarssa da sezonun ikinci yarısı üstünlüğü ele geçirmiş son yarışlarda Mercedes pilotlarını da geçmeyi başarmıştır. Sezon sonu ilk 4 takımın pilotlarından sonra klasmanda dokuzuncu olarak Lotus ve Sauber pilotlarını geçmeyi başarmıştır. Sutil'in kariyerinin böyle bitmesi yazık olur, kesinlikle bir şansa daha ihtiyacı var. Merakla bekliyoruz.

7. Nico Hulkenberg

Başka bir GP2 şampiyonu daha. 2010'da F1'e giriş yaptıktan sonra Brezilya'da aldığı polle gönüllere taht kurdu. Maldonado'ya koltuğunu kaybetmesiyle paralı-yenetekli sürücü ayrımında adeta bir simge oldu. Belki de yeni dönemin başlangıcının simgesi. Menajeri Willi Weber onu Force India test sürücüsü yaparak çok iyi iş çıkarttı ve Hulk sürekli F1 medyasının gözü önünde bulundu. 2012'de koltuk bularak elindeki belki de son fırsatı iyi değerlendirdi, seviye atlayarak Sauber'e geçti. Bunu da gridin gözde pilotu Di Resta'yı yenerek yapması ayrı bir artı oldu. Birçoklarına göre -kimse artık bu birçokları- McLaren'in Perez yerine tercih etmesi gereken isimdi. Hamilton'ın domino taşı gibi yıktığı gridde Hulk'un da 2013 performansı da geleceğini belirleyecek. Hulk hakkında yazacak çok bir şey yok, kariyerini kendi yazacak, bizim yazmamamız dileğiyle..


2008 Hockenheim






15 Ocak 2013 Salı

Glock ve Pic'in 2012 Sezonu Karşılaştırması

Charles Pic 2012'de Marussia'ya geldiğinde birçok kişi için 1 senelik Formula 1'e giriş yapan bir pilottu. Pic ise Di Grassi ve D'Ambrosio'ya göre daha dişli çıktı ve sponsor desteğiyle Caterham koltuğunu kaptı. İlginçtir ki, sponsorsuz Glock'un Singapur'daki başarısı Caterham'ın sponsporsuz Kovalainen'i koltuğundan etti ve paralı takım arkadaşı Pic'e bir yer açtı. Gridin ortasında ve sonlarındaki gün geçtikçe azalan parasız yatılı pilotların son örneklerinden Timo Glock. Aynı zamanda Formula 1'de koltuğunu kaybettikten sonra (2004 sezonunda az biraz yarıştı) dönebilen nadir pilotlardan Glock. Hemen akla gelen diğer isimler de Heidfeld ve Hulkenberg. 2013'de Sutil de yapabilirse Alamanların ilginç bir istatistiği olacak.

Tüm sporlarda olduğu gibi Formula 1'de de genç bir sporcu her zaman yaşlı kurta tercih ediliyor. Öncelikle bu tarz bir yanlış algılamaya engel olmak gerek. 'Aman zaten yaşlandı o da' demek biraz haksızlık olabiliyor. Marussia, Caterham gibi gridin arka tarafında olan takımlar için sıralama performansı biraz daha net bilgi verebiliyor, çünkü sürekli tur bindiren pilotlara yer vermek, öndekilere göre daha fazla mekanik sorunla uğraşmak gibi problemler yarış sonuçlarını doğru bir karşılaştırma aracı yapmaktan çıkarıyor.



Glock hastalığı dolayısıyla katılamadığı Avrupa Gp'yi çıkarırsak, sıralamalarda Pic'e karşı 13-6'a üstünlüğü var. Pic tecrübeli takım arkadaşını Bahreyn, İspanya, Almanya, Macaristan, Kore ve Abu Dhabi'de geçmiş. Glock'un yağmurlu yarışları saymazsak Pic'e attığı en fazla fark ise Spa'da 1.157 sn,  ayrıca 2 yarışta 1 sn'den fazla, 6 yarışta yarım saniyeden fazla fark atmış Pic'e. Pic'in en fazla attığı fark 0.450 sn ile Katalunya Gp olmuş.

Glock 2012 sezonunun sıralamalarda toplam 7.623 sn fark atmış Pic'e, yani yarış başına Pic'den 0.4 sn hızlıymış. Bunda yağmurlu Britanya Gp'nin etkisi var biraz da, çünkü Glock o yarışta 2.5 sn fark atmış Pic'e. İki yağmurlu sıralamayı çıkartırsak yarış başına 0.3 sn daha hızlı Glock. 0.3 sn bile oldukça yüksek sayılır. Ortalama bir fark çünkü. Üstelik Pic bazı yarışlarda HRT pilotları tarafından da geçilmiş. Her şey bir kenara, Pic'in çaylak olduğu da unutulmamalı.

Bizim de çalışma kağıtlarımız var.


Pic'in Glock'u geçtiği yarışlara bakarsak, çok düzenli dağılmadığını görürüz. Eğer Pic Glock'u sezonun ilk yarısında bir yarış, diğer yarısında beş yarış geçseydi, evet takıma alıştı ve kalitesini gösterdi diyebilirdik, oysaki Pic sezonun ilk yarısındaki 9 yarıştan 3'ünde öndeyken, ikinci yarıdaki 10 yarışın 3'ünde takım arkadaşını geçebilmiş. Pic Hulkenberg örneğinden ayrılıyor bu noktada, Hulk alıştıktan sonra düzenli olarak geçmeye başlamıştı Di Resta'yı. Sezonın son iki yarışında örneğin Glock 0.6 sn daha hızlıymış Pic'den. Bir ara Belçika'da Glock'un Pic'den şikayet etmesi Marussia'nın haber olmasını sağlamıştı. Fakat işler göründüğü gibi değildi, temiz lastikleriyle Pic'den hızlı olan Glock genç Fransız'ı bir an önce geçmek istemiş, Pic de az olsa direnebilmişti, yine de takım emirleri olmaması güzel, Pic'in hanesine de artı olarak yazıldı ayrıca bu direniş.



Paralı yatılıların spora tutunması da güzel bir şey F1 ve taraflar adına. Son birkaç yılda Perez, Maldonado, Grosjean ve Pic'in sadece parayla yarışmadıklarını kanıtlamaları deyim yerindeyse gönüllere su serpri. Zira hem paralı olup hem de yeteneksiz olmaları çekilmiyor. Glock ve Pic benzerine çok rastlanan genç-yaşlı pilot durumuna karşı bir örnek olay incelemesi olarak da görülebilir. Yazıyı yazmadan önce Glock'un 2009'da Renault'un teklifini reddettim demesi aklıma gelmişti, insan ister istemez kızıyor, Glock da kendince haklı, kimse 2010'da neler olacağını bilmiyordu, herkes F1'den çekilmeye bakıyordu. Sanırım koskoca gridde seneye nerede yarışacağını bilen bir tek Lewis Hamilton vardı. Abu Dhabi'de ise sadece 6 pilotun geleceği belliydi 2010 için. Umarım Glock, Kovalainen gibi maaş alarak yarışan pilotlar hak ettikleri değeri bulurlar, bir taraftar olarak sponsorsuz pilotlara her zaman pozitif ayrımcılık yaparak bakıyorum. O değil de gridde niye hiç İtalyan pilot yok ?...

27 Kasım 2012 Salı

Tur Tur 2012'nin Efsanevi Son Yarışı Brezilya GP

Sezonun şanına yakışır bir son yarış oldu Interlagos'da. Şampiyonluk iki pilot arasında gitti geldi gitti geldi. Yarış 2007 finali gibi başladı, 2008 finali gibi bitti. Bu işin kolay olmayacağı Austin'den belliydi.. Artık FIA veya FOM her kimse Interlagos'un elinden sezonun son yarışı ünvanını almaya kalkışmasın lütfen..Buranın ayrı bir ambiyansı var sezon finalleri için..Son yarışın şerefine farklı bir konseptimiz var, tur tur ne olduğuna bakacağız..İki tane, biri onboard olmak üzere bütün yarışın videosu olacak, onlara da takıldığınız yerde bakabilirsiniz.



Önce Grid : Ham, But, Web, Vet, Mas, Hul, Alo, Rai, Ros, Dir, Sen, Per, Msc, Kob, Ric, Mal, Ver, Gro, Pet, Kov, Glo, Pic, Kar, Dlr

1. Tur : İlk viraj sonrası Ham-Mas-But-Web-Alo-Hul-Vet-Dir-Rai-Sen sıralaması oluşuyor. Asıl kıyamet ise 4. virajda kopuyor, Button yerini geri alıyor, virajı dışarıdan alan Vettel'in arkasında Raikkonen çok çok sert bir frenle son anda Vettel'e çarpmaktan kurtuluyor -belki başka yarış olsa Fin pilot bu kadar kibar olmayabilirdi- içeriden alan Senna ise Vettel'e çarpıyor, Vettel ters dönüyor, o bölge yokuş aşağı olduğu için RB8 geriye giderken Senna'ya, Senna da Perez'e çarpıp yarış dışı kalıyorlar -Oynat Uğurcum-. Vettel son sıraya kadar düşüyor, 2007'de Hamilton da ilk tur o virajda dışarı çıkmış 8-9. sıralara düşmüştü..Aksiyon durmuyor 3. sektördeki düzlük öncesi  Massa momentumunu kaybedince...

Vettel'in ters döndüğü an


2. Tur : Hem Webber hem Alonso arkasına yapışıyorlar Brezilya'lının. İkisi birden Massa'yı geçiyor, Alonso hem Massa'nın yardımı hem Webber'in kötü atağı sayesinde ikiliyi geçmeyi başarıyor. Hamilton tura 0.7 sn farkla önde giriyor Button'dan. Vet çizgiyi son sırada geçiyor. Turun içinde Kar'ı geçiyor ayrıca. Bu arada Hulk da Massa'yı geçmeyi başarıyor. Vet yola devam ediyor..Hulkenberg turun sonunda Webber'in de arkasında..

3. Tur : Ve geçiyor..Ham-But-Alo-Hul-Web-Mas-Dir-Rai-Kob-Ros sıralamasıyla tura giriliyor . Charlie DRS'yi açıyor. Vet Pic 4.virajda geçip 19. yükseliyor, 2 tur içinde konvoyu yakalıyor bile. Yarışın tekrarlarında küçük bir şey göze çarpıyor, Vet'in spin attığı bölge eğimli olmasaymış, o karambolden kaçması mümkün olmayabilirmiş, Liuzzi'nin Schumi'nin üzerine çıktığı gibi başka biri de Vettel'in şampiyonluğunu bitirebilirdi o anda.

4. Tur : Ham-But-Alo-Hul-Web-Mas-Dir-Rai-Kob-Ros. Vet çizgiyi 18. geçiyor. DRS kapatılıyor, ilk turlarda SC'nin girmemesi çok şaşırtıcıydı, etrafta birçok parça vardı. Vet tur içinde Glo'yu da geçiyor.

5. Tur : Rai ve Msc pitte. Vet tura 16. başlıyor. Ön sıralar değişmezken Alo ilk virajda dışarı çıkıp yerini Hulk'a kaybediyor, arkadan Web'in baskısına iyi dayanıyor Alo, Mas ise hemen pusuda. Hemen Alo'dan Dir'e kadar bir konvoy oluşuyor, DRS tekrar açılıyor..

6. Tur : Yağmur damlaları artıyor, Vet tura Pet'in arkasında 13. başlayıp Rus pilotu geçmeyi başarıyor, 2. sektörün sonunda Gro adeta lastik bariyerlere uçuyor. But Ham'ın hatasından faydalanıp liderliği alıyor. İşler gittikçe karmaşık hale geliyor. Alonso bariz şekilde yavaş, 7-8 araçlık bir konvoy oluşturdu arkasında - Massa daha ne yapsın- . Ve inanılmaz Vet bu konvoyun sadece 3-4 sn arkasında, tv kamerasından görünebiliyor.

7. Tur : Ham ilk virajda But'a cevap veriyor. Web Mas'ı geçmeye çalışırken Koba arkadan Web'e dokunduruyor, Web'in spini, artık ilk virajda da parçalar var.

İkilinin bu mücadeleleri özlenecek..


8. Tur : Hulk McLaren'lere yaklaşıyor, Vet bu sefer de Ros'in arkasında -Ric'i ne ara geçti- ve geçiyor ilk virajda Alman'ı. Dir pist dışına kayıyor ve Vet bir sıra daha kazandı, hemen Koba'nın arkasında, büyük baskı uyguluyor ona da. Button ise tekrardan yerini geri aldı.

9. Tur : But-Ham-Hulk-Alo-Mas ve Vet. Geçiş lastiklerini takanlar artıyor. Bu arada Jenson'ın aklında ne tilkiler dolaşıyor..

10. Tur : Klasman birbirine girmiş durumda. Vet'den sonraki grup birbirine çok yakın, aralarında Glo da var. Senna S'nin ortasında kocaman bir kanat parçası var, bugün Charlie ve arkadaşları son yarış stresini kaldırabilmiş gözükmüyorlar..17. sıraya kadar düşen Web pite dalıyor..

11. Tur : Ham, Alo ve Vet de pitte. But ve Hulk yola devam ediyor, sanırım Hulk da But ne yaparsa onu yaparım düşüncesinde. Mas da pite girmiyor. Vet Web'in hemen arkasında ama zorluk çıkarmıyor Web. Hemen arkalarında ise Raikkonen var, Vet pitten 16. çıktı ama klasman sürekli değişiyor.

12. Tur : Ham Mas'ı geçiyor, pist üzerindeki birçok mücadele oluyor, bunları ancak 'replay'lerden görebiliyoruz.

13. Tur : But-Hulk-Ham-Mas-Ver-Kov-Glo-Pet-Alo-Kob sıralaması var. Pic'i geçen Vet Ros'a saldırıyor. But ve Ham arasında 17 sn fark var. Vet tur bitmeden Ros'u da avlıyor.

14. Tur : But-Hulk-Ham-Mas-Ver-Kov-Alo-Glo-Pet-Kob. But ilk 5 içerisinde en yavaş pilot. Hulk gittikçe yaklaşıyor. Pistteki en hızlı isimler Ham ve Vet. Alo yağmurda iyi denilen Ferrari ile hasarlı RB8'den de yavaş. Gerçi trafikle de çok uğraştı İspanyol. Yine de Ferrari aracı artık yağmurda da en hızlı değil gibi..

Tabii ki yarıştan önceki bir görüntü..


15. Tur : But-Hulk-Ham-Alo-Mas-Ver-Kob-Vet-Web-Ros. Hulk 0.9, Ham 16.4 sn geride liderden. Mas kimseye direnemiyor, hem Koba'ya hem Vet'e geçildi, Web de Ver'i geçiyor.

16. Tur : But-Hulk-Ham-Alo-Kob-Vet-Web-Ros-Dir. Massa da pitte. Hulk 0.6 sn, Ham 14.6, Alo 31.4 sn geride liderden, Vet Koba'yı geçiyor. Hulk But'a yapışıyor. Alo'nun tur derecesi 1.29.467, Vet'in 29.481.

17. Tur : But Hulk'a direniyor. Ham 15.3, Alo 32.1 Vet 35.6 sn geride liderden. Anlaşılan o ki artık eski olmasına rağmen slick lastikler daha hızlı geçiş lastiklerinden. Bu turda ise Vet tam 1 sn daha hızlı Alo'dan.

18. Tur : But yine direniyor. But-Hulk-Ham-Alo-Vet-Kob-Web-Ros-Dir-Ric. Ham ise 18.7 sn liderden geride. Bu arada Charlie'nin günahını almış olabiliriz çünkü yarışın başındaki yoğunluk ve yağmurun ne kadar şiddetli yağacağını beklemiş olabilirler. Oluklu lastiklere geçenler neredeyse 4 sn. yavaşlar artıkın, yine But ve Hulk kazandı galiba.

19. Tur : Ve Hulk sefer başarıyor, kariyerindeki ilk kez lider gitmeye hazır durumda. Ham, Alo ve Koba pite geliyor, akıllara hemen Malezya 2009 ve Çin 2010 GP'leri geliyor.

20. Tur : Bu sefer Vet ve Web içeride.

21. Tur : Ros'un lastiği patlıyor, But Hulk'un hemen arkasında. Ham 45.5, Alo 64.8, Vet 67.4 sn geride.

22 Tur : Hulk 1.3 sn önünde İngiliz'in. Ham 45, Alo 65, Vet 67 sn geride liderden. Arkalarında Kob 6. ve Web-Dir-Ric-Rai sıralaması var. Bu arada Rai ve Msc en erken geçiş lastiklerini taksalar da pek işe yaramadı onlar adına. Alo'nun şikayeti gözüküyor ekranlarda. Arka tarafta da sıkı bir politik savaş var.

23. Tur : Ve Güvenlik aracı. Pite girmeyen Hulk ve But da pite girecekler şimdi. Her şey yeniden başlıyor.

Reksan Reklam sunar...



25. Tur : Maylander liderliğini sürdürüyor.

27. Tur : Tur yiyen araçlar turlarını geri alıyorlar.

Artık sahne onların..


28. Tur : FOM İtalyancayı söküyor.

29. Tur : Güvenlik aracı bu turun sonunda içeri girecek.

30. Tur : İkinci start veriliyor. Koba Vet'i sıkıştırırken Web de diğer yandan takım arkadaşını sıkıştırıyor. Web'in kendi yarışıma odaklanacam demesi doğru olsa da işi abartıyor, hele Mas'ın yaptıklarının yanında. Web pist dışına çıkıp birçok sıra kaybediyor bir yandan. Koba Alo'yu da sıkıştırmaya çalışıyor.



31. Tur : Hulk-But-Ham-Alo-Kob-Vet-Dir-Mas-Ric-Rai-Glo-Msc-Pet-Web-Kov-Pic-Dlr-Ros-Kar-Ver sıralaması oluştu. Ham But'ı geçiyor 4. virajda. DRS hemen açıldı.

32. Tur : Koba Alo'yu da geçiyor. Akıllara bu sefer Juan Pablo Montoya mı geliyor acaba. Alo ve Vet arka arkaya. Dir üç sıra birden kaybediyor.

33. Tur : Alo yerini geri alıyor. Rai ilk virajda dışarı çıkıyor ve grubun arkasına düşüyor. Vet'in hemen arkasında Mas, onun arkasında ise Ric var.

34. Tur : Mas da Vet'i geçiyor.

35. Tur : Hulk-Ham-But-Alo-Kob-Mas-Vet-Ric-Dir-Web-Msc-Rai-Pet. Rai Msc'nin hemen arkasında.

36. Tur : Yarışın durağanlaşmaya başlıyor sanki. Bu arada 2010'da da son yarışta hızlanan McLaren'in Vettel'in şampiyonluğunda payı vardı. Bu yıl da şampiyonanın kaderini değiştirdiler. Fakat McLaren için bundan daha fazlası lazım.

37. Tur : Ham 2.2, But 4, Alo 6.1 sn geride liderden. Rai zorlamaya devam ediyor. Mas'dan şık bir geçiş daha.

38. Tur : Dir spin atıyor son sektörün başında ve oldukça geriye düşüyor.

39. Tur : Rai Msc'yi geçiyor.



40. Tur : Hulk-Ham-But-Alo-Kob-Vet-Ric-Web-Rai-Msc-Dir. Ham 2, But 4, Alo 7.4, Mas 11.9 sn geride liderden. Dir de geçiyor Msc'yi.

41. Tur : Web Ric'i geçiyor. Gidişat 2008'e benzemeye başladı.

42. Tur : Hulk-Ham-But-Alo-Mas-Kob-Vet-Web-Ric-Rai-Dir-Msc-Pet-Pic-Ros-Dlr-Ver-Kar-Kov-Glo sıralaması oluştu şu an için.

43. Tur : Ham 1.9, But 4.2, Alo 8.9, Mas 13.6, Koba 16, Vet 16.4 sn geride liderden. Web RB8'nin arkasını kaybediyor ama toparlamasını biliyor. Hulk'un performansı düşmeye başlıyor, ortalama yarım saniye yavaş arkadakilerden bu turda.

44. Tur : Vet Koba'ya yapıştı. Hulk biraz toparladı durumu.

45. Tur : Klasman iyice oturmaya başladı. Pistin hiçbir noktasında şu an kayda değer bir aksiyon yok.

46. Tur : İlk 3 3.5 sn içerisinde. Alo liderden 9.2 sn geride. Vet baskıya devam ediyor. Pet'in spini ve iki sıra kaybediyor. Pic kritik bir pozisyon kazandı.

Petrov önemli bir işi başardı


47. Tur : Sıralama aynen devam ediyor, Vet ve Koba ikilisi Hulk ve Ham'a göre neredeyse 2 sn yavaş.

48. Tur : Hulk pist dışına çıkınca yerini Ham'a kaybediyor. Vet bu tur Ham'dan 2.2 sn yavaş. Koba'ya da 0.7 sn kaybediyor.

49. Tur : Ham-Hulk-But-Alo-Mas-Koba-Vet-Web-Ric-Rai-Dir-Msc-Pic sıralaması devam ediyor. Vet bu turda da 0.5 sn kaybediyor Koba'ya.

50. Tur : Hulk 2.4,  But 4.6, Alo 10.5, Mas 16.4, Kob 22.5, Vet 24.4, Web 30.5 sn geride liderden. Hulk bu turdan itibaren farkı azaltmaya başlıyor 0.4 sn ortalamayla.

51. Tur : Ver Pet'e çok yakın durumda. Tur dereceleri hafiften düşmeye başladı. Pitler de başlamak üzere.

52. Tur : Ham-Hulk-But-Alo-Mas-Kob-Vet-Web-Rai-Dir-Msc. Ric Pitte. Hulk ve Ham pistteki en hızlı isimler. 1.21'in altındaki üç isimden Hulk 20.1, Ham 20.4, But 20.6 ile turladı.

53. Tur : Vet de pitte. RBR yönetimi acaba araçtaki hasarın etkisini acaba temiz lastikle mi azaltmaya çalışıyor. Vet pite girmeden önceki turda Koba'dan 3.8 sn gerideydi ve 1.3 sn fark yemişti sadece bir turda. Öndeki üç isim 1.21'lerle dönerken geri kalan herkes 1.24'le dönüyor.

54. Tur : Tur bindirmeler de yağmurla beraber başladı. 2008 finali yine akıllarda. Vet 10. sırada ve önündeki Ver'den 5 sn geride.

55. Tur : Rai, Koba, Msc pitte. Vet ise 2 turun ardından tekrardan pitte. Takımla telsizden irtibat kuramayan Vet için yağmur lastikleri düşünülüyor ama lastikler hazır değil. Zaten fazladan bir pit yapan Vet için büyük şok. Bu arada Hulk'la Ham çarpışıyor ve Ham yarış dışı kalırken Hulk devam ediyor. But liderliği ele geçirdi. İşler bir anda değişiverdi, şu anki durumda Alonso şampiyon oluyor.

Vettel lastik bekliyor


56. Tur : Mas ve Web de pitte. Klasman iyice karışmaya başladı.

57. Tur : Alo da pite geliyor, Ferrari önce Mas'ı pite alsa da riske girip Alo'yu içeri alabilirdi. İspanyol'un da dediği gibi kaybedecek bir şeyleri olmayan taraf Ferrari. Mas'da denedikten sonra pek bir anlamı kalmıyor çünkü yağmuru gören herkes bir tur sonra içeri geliyor zaten. Hulk'a da ceza verildi. But-Hulk-Mas-Alo-Dir-Web-Msc-Vet-Kob-Ver. Vet bu sefer Koba'ya karşı daha agresif ve onu geçti. But yine beklemede.

58. Tur : But ve Hulk içeride. But-Mas-Alo-Hulk-Web-Dir-Msc-Vet-Kob-Ver sıralaması oluştu. Msc Dir'i geçti. Vet'in aracından bir parça uçtu sanki ya da Alman bir parçanın üzerinden geçti.

59. Tur : Hulk cezasını çekiyor, takım elemanlarından biri el kol hareketi yapıyor. Web bir sıra yükseldi. Rai'nin tur derecesi gözükmüyor FIA'nın dökümanlarında.



60. Tur : But-Mas-Alo-Web-Hulk-Msc-Vet-Kob-Ver-Dir-Rai-Pic-Ric-Pet-Ros-Kov-Glo-Dlr-Kar sıralaması oluştu.

61. Tur : Alo ve Vet önündeki pilotlara yaklaşıyor.

62. Tur : Alo Mas'ı geçiyor. Vet'e bu pozisyonun yeterli olduğu söyleniyor. Eğer Alo lider olursa Vet'in en az 5. olması gerekecek. Akla temiz lastik bahanesiyle Web'i içeri almak da gelmiyor değil. Eğer But'a bir şey olursa  tek yapılacak şey Web'in yavaşlatılıp Hulk'a zaman kaybettirmek, Vet'in onlara yetişmesini sağlamak. Web bunu kabul eder mi, direnebilir mi, Vet yetişebilir mi onlara ? Yetişmesi çok zor olur çünkü 25 sn. civarında fark var. 2008'de Vet ortalığı birbirine katmıştı, bugün de Hulk.

63. Tur : Hulk da Web'e baya yaklaştı. But rahat olmasına rağmen pistteki en hızlı isim.

64. Tur : Vet Msc'ye çok yakın. Son Turda 1.8 sn daha hızlı çifte şampiyon. Msc'nin direnmesi çok zor, o da pek fazla zorluk çıkarmadı Vet'e.

65. Tur : But-Alo-Mas-Web-Hulk-Vet-Msc-Kob-Ver-Dir-Rai-Pic-Vet-Ric-Ros-Glo-Kov-Dlr-Kar

66. Tur : Pet Pic'in 1 sn arkasında. Pic şu an 12. Şu an için pist çok ıslak değil, Ric yoğun yağmur yerine slick'lere geçse daha çok işe yarayabilirdi. Alo But'dan 20 sn geride. 4. viraja gelmeden Pet Pic'i geçiyor.

67. Tur : But-Alo-Mas-Web-Hulk-Vet-Msc-Kob-Ver-Dir-Rai-Pet-Pic sıralamasıyla çizgiyi geçerken Dir Ver'i avlamayı başarıyor. 1.27 ile dönen Vet ve Alo var sadece.

68. Tur : Şu ana kadar Gro dışında yağmurda göze batan bir hata olmadı. Koba son 4 turuna giren Msc'nin hemen arkasında.

69. Tur : Web Mas'ın 1.7, Hulk Web'in 1.8 sn arkasında. Koba spin atmış durumda. Koba sanki fren noktasını ayarlayamamış, MSC ile birbirlerine dokunuyorlar. Koba toparlasa da 10.'luğa düşüyor.

70. Tur : Lider sondan önceki turuna giriyor. But biraz temkinli bu turlar. Son tura girmek üzereyken Dir'in kazasını görüyoruz. Son sektördeki uzun düzlüğün sonunda görüyoruz Britanya'lıyı. Ve güvenlik aracı içeride. Çok tehlikeli bir nokta çünkü. Sürekli başka yılları düşünen aklımıza bu sefer de 2003 geliyor.



71. Tur : But-Alo-Mas-Web-Hulk-Vet-Msc-Ver-Kob-Rai-Pet-Pic sıralaması oluştu. Caterham 11. olmak üzere hem en iyi finishleri hem de takımlarda 10.'luk demek bu. SC içeri giriyor - adet yerini bulsun- konvoy mıyıl mıyıl finişe geliyor. Vettel 6. olarak şampiyonluğa ulaşıyor. Ferrari takımlarda 2.'liğini koruyor. Horner'la Vettel konuşurken, 2012 sezonu efsanevi bir şekilde sona eriyor. Button 3. McLaren 7. galibiyetini alıyor. Massa ise bu yıl ikinci podyumuna ulaşıyor, eğer 2. Massa dönemi başlayacaksa bu yarış onun başlangıcı olabilir. Vettel aracını parka getirirken basın adeta üzerine çuvallanıyor şampiyonun. Kahraman bir Fia -Fom da olabilir- görevlisi ise tek başına muhabir ordusuna göğüs geriyor. Schumi emekli olurken, Hamilton da McLaren'e veda ediyor. Bu yarış da böyle arkasında birçok hikaye bırakarak bitiyor..


Kahraman görevli



Not : Yazıyı okurken imkanınız varsa bir yandan yarış açıkta dursun. Gerçi yarışı tekrardan izliyorsanız bu yazıyı okumaya ne gerek var, orası da ayrı bir mevzu..


31 Temmuz 2012 Salı

Tatsız tuzsuz bir yarış : 2012 Macaristan GP


MP4-27 Avustralya, Malezya, İspanya ve Macaristan'da polü aldı. Bütün bunların ortak yanı farkların önemli ölçüde olmalarıydı, Hamilton Avustralya ve Malezya'da Q3'de ikinci turu atmaya gerek görmedi (bu yüzden fark daha az gözüküyor). Peki McLaren'in son iki yarıştaki gelişiminde lastikler ne kadar etkiliydi, sezonun geri kalanında ne olacağını tahmin etmek için çok önemli bir soru. Yine onlara benzer bir takım Mercedes'de ise takım Monaco'da neredeyse en iyi araca sahipken Macaristan'da döküldüler. Araç 180 dereceli virajları sevmiyormuş, ilk defa duyuyorum böyle bir sorunu da. Yine de Mercedes'in lastikleri daha iyi anladıklarında büyük bir adım atacağını düşünüyorum, burada beklenenden çok yavaş kaldılar.

Cuma günü McLaren'in üstünlüğüyle geçerken, Lotus da sinyalleri vermişti. Lotus alışıldığının aksine bu sefer tek tur üzerine de çalıştı, normalde cuma günlerini listenin sonlarında bitirirlerdi. Unutmadan Lotus'un D-DRS'si şampiyonluğu değiştiren hamle olabilir, akıllara hemen Lotus'un F-Kanalı geliyor, Lotus'un iyi bir teknik kadroya sahip olduğu belliydi 2010 ve 2011 yılından, geride kalmalarının nedeni geliştirilemeyen önden çıkışlı egzozdu. Lotus'un bu sene tecrübe kazanmalarını ve asıl patlamayı 2013'de yapacakları gibi bir tahminde bulunulabilir, aynı Red Bull'un 2010 ve 2011 performanslarının belirgin farklılığı gibi. Sıralamalarda daha Q1'de belliydi kimin polü alacağı. Q3'deki ilk turunda Hamilton'un hata yapması planları aksatsa da zorlanmadı. Hamilton S1 ve S3'de en yakın rakibinden 0.2 sn daha hızlıydı, daha temiz bir turla fark 0.5-0.6 sn bile olabilirdi. Cumartesi başka iyi iş çıkaran Grosjean ve Vettel olurken, Ferrari'nin yavaşlığı dikkat çekti. Gary Anderson'un Almanya'da kuru zeminde sıralamalar yapılsaydı eğer Ferrari üçüncü çizgide olabilirdi demesi doğruymuş meğer, araç Almanya'da yarış hızında fena değilken Hungaroring'de geride kaldı, iki yıldır Ferrari araçlarının en büyük kozu yarış hızı, onlar için üzerinde durulması gereken asıl nokta bu yarışla ilgili yarış hızıydı sanki. Pirelli'den itibaren aslında yakıt ikmalinin yasaklanmasından itibaren sıralama hızıyla yarış hızı birbirinden çok farklı olabiliyor, özellikle bu sene de bunun örneğini çok gördük. Vergne, Hulkenberg ve Pic'in takım arkadaşlarını geçmesi ise gözden kaçırılmaması gereken olaylardı cumartesi için.

Lotus bunu yarışta yapamadı...

Yarışın başında Hamilton ve Grosjean farkı açarak galibiyetin tek adayı görüntüsü verdiler. Jenson Button aracın ayarlarda bir türlü istediği noktayı bulamaması yüzünden lastiklerini koruyamıyor, böylece rakiplerine göre en büyük avantajı ortadan kalkıyor. Bu yarışta da lastiklerini Hamilton'a göre erken bitirdi, sorunu devam ediyor, bu sefer aracın hızıyla sorun gizlendi biraz. İlk piti yapan 16. turda Button oldu, sonra 18. Vettel ve Alonso, 19. Hamilton, 20. Grosjean, 21.turda Webber ve Raikkonen pite girdiler. Pit çıkışı Ham-Gro-But-Vet-Rai-Alo-Web sıralaması oluştu, asıl macera da bundan sonra başlıyordu çünkü Lotus'lar ve Vettel yumuşak lastikleri takmıştı. Evet, Hamilton ilk turunda 1.27.857 yaparken Grosjean tam 1.26.725 yapıyordu. Sene başından beri birçok kez iki hamur arasında pek fark olmazken ilk defa yumuşaklar sertlerden bu kadar hızlıydı. Lotus galibiyeti için tüm şartlar hazırdı aslında. Yumuşak-sert-sert sıralaması yumuşaklar belirgin şekilde hızlıyken yumuşak-yumuşak-sert'e mi dönecek yoksa bunu sadece Lotus mu yapabilir, takımların üzerinde duracağı kritik bilgiler olabilir. Lotus yumuşaklarla adeta uçuyordu, bunu Grosjean'dan değil ama Raikkonen'den görebiliriz, Fin pilot ilk pitlerden sonra Alonso'nun önünde çıktıktan sonra Ferrari'den daha hızlı turlar atmaya başladı. Hamilton'la olan farkı 28.tura kadar 13 sn civarında gezindi, o turdan itibaren fark erimeye başlayıp 38.turda 6.5 sn'ye kadar düştü. Diğer tur ise Raikkonen tam 1.5 sn aldı Hamilton'dan. 40.tur Grosjean pite girerken, 41.tur Hamilton pite girdi (Fia Hamilyon 40.tur pite girdi diye gösteriyor yani bitirdiği turu göre kayıtlara geçiriyor, benim de başladığı tur yani 41.turu söylemek daha kolayıma gidiyor). 3.lük savaşındaysa Vettel, Button'ın arkasında kalmışken üstelik sürekli radyodan takıma bir şeyler deneyin diye baskı kurarken McLaren İngiliz'i pite çağırdı. Turlar 34.turdan 35.tura geçişi gösteriyordu. F1 gibi belki de dünyanın en teknik sporunda takımları eleştirmek için 10 kere düşünmek gerekir ama McLaren'in bu hamlesi bana çok manasız geldi, Vettel'in ekmeğine yağı sürmeyi bırakın direk tereyağlı ekmeği yedirdiler. Vettel de önü açıldıktan sonra hem Button'dan hızlı turlar atmayı başardı hem de öndekilere yaklaşmaya başladı. 3 tur içinde 2.1 sn farkı azaltan Vettel'in dramatik düşüşü başladıüı anda ve bir tur içinde 1.3 sn kaybedince Grosjean'dan bir tur önce pite girdi.

Jenson Button'un 2.8 sn'lik pitine rağmen Senna'nın arkasında çıkmasının bir nedeni olabilir, Senna'nın Button'dan daha hızlı turlar atmaya başlaması; Button'un son üç turu; 27.3, 27.4, 28.0 iken Senna'nın 27.3, 27.5, 27.6. Her şeye rağmen Button'ın 3 pite dönmesi çok mantıklı değil gibiydi, bir de sanki ondan da mantıksız duran Webber'in 3 pit stratejisi vardı. Stratejileri değerlendirirken Senna'yı da anmamak yanlış olur, rakibim değil diyerek rakiplerinin geçmelerine izin vermedi ve onları rakibi yaptı. Webber ve Massa'nın önünde bitirmesi Senna adına gelecek için bir umut olsa gerek. Yarıştaki diğer güzel mücadelelerden biri de iki Lotus'un pit çıkışında birbirleriyle pozisyon savaşına girmeleriydi. Özellikle Serhan Acar'ın dediği gibi Lotus'un telsizinden gelen mesajlar çok güzeldi. McLaren'in 2.piti de bu sene yarışlar nasıl kaybedilir'i öğrendikten sonra nasıl kazanılır'ı da öğrenmeye başladıklarını gösterdi, Hamilton'un piti Grosjean'dan 1.2 sn daha hızlıydı bu da onu Alonso'nun önüne çıkartarak Grosjean tehlikesinden kurtardı. Raikkonen ise sessiz sedasız çok iyi turlar atarak hem pitlerde iki pilotu birden geçmeye başardı hem de yarış galibiyetine aday oldu. Pit çıkışıında da 6 tur içinde Hamilton'la farkı 4.4 sn'den 0.9 sn'ye düşürdü. Gerisi bilindik hikaye..Bir de Grosjean'ın tur zamanlarına bakınca bazı turlar ciddi dengesizlikler göze çarpıyor, bazı turlar 1 sn'ye yakın kayıplar var, önemli hatalar da yapmadı Grosjean, sebebini kestiremedim. Pit savaşları şeklinde geçen Macaristan aslında pek tatsız tutsuzdu.



Sıralama turlarında takım arkadaşlarını geçen Hulkenberg ve Pic yarışta da takım arkadaşlarına geçilmediler, Ricciardo ise Vergne'ni yarışta geçmeyi başardı. Schumi içinse felaket dolu bir haftasonu geçti, Rosberg yine sadece bir puan alabildi, Mercedes Monaco'dan beri ön sıralardan uzak kalıyor, lastikleri anlayamadıkları gibi gelişim yarışında da geri kalmış gibiler. Artık 2010'a benzer 5 şampiyonluk adaylı bir şampiyonluk yarışına giriyoruz. 3 ay içinde 9 yarış var, üst üste birçok yarış izleyeceğiz. Spa'ya her takım önemli güncellemeler getirecektir, Lotus'un çifte DRS'si şampiyonluk yarışını etkileyen bir gelişim olabilir, en azından Lotus için biçilmiş kaftan. Artık taraftarlar ve takımlar sezonun ilk yarısını muhasebesine girmeye çalışıyorlar, yine de tutalım kendimizi. Heyecanlı bir sezonun son kısmını izlemek dileğiyle, sahi Williams'da Barrichello ya da Heidfeld olsaydı şu an kaç puanları olurdu ?..

23 Temmuz 2012 Pazartesi

Kopya Yarış : 2012 Almanya GP

Yağmurun vurduğu cumartesi gününden sonra yine kuru bir yarış izledik. Yağmurda yine Alonso öne çıkarak polü aldığı sıralamalarda Vettel ikinci, Webber üçüncü oldu. McLaren yine yağmurda lastikleri çalıştıramazken Mercedes'den Schumacher kendi çabasıyla yine üçüncü olmayı başardı. Sanırım yağmurda öne çıkan Red Bull ve Ferrari'nin lastikleri en iyi anlayan takımlar olduğu konusunda önemli bir başka kanıt. Lotus ise yağmurda lastikleri çalıştıramayan bir başka takım. Ayrıca Alonso'nun Q3'ün ortasında yeni lastikleri takması da güzel bir taktikti. Ricciardo'nun 11.olduğu sıralamalarda Vergne 18. olarak rakibine yine geçiliyor, Maldonado-Senna cehpesinde de değişen bir şey yoktu. Button ve Pic'in takım arkadaşlarını geçmesi diğer kaydadeğer gelişmelerdi. Ayrıca Lewis Hamilton ve Kovalainen 100.yarışına çıkarken Webber de RBR'da 100.yarışına çıkıyordu.

Hockenheimring'in stadyum bölümü, harbiden stadyum..


İlk turda hasar gören araçlarıyla Senna, Massa ve Grosjean'ın yarışları hemen hemen biterken, Hamilton'ın 2.tur lastiği patladı. Maldonado'nun da 12.tura aracına bir hasar aldığı Williams tarafından açıklandı yarıştan sonra. Pirelli ile beraber liderler artık devasa farklar açamasa da dünkü gibi kısır liderlik mücadeleleri yaşanıyor. Tamamen lastik kullanımı ve doğru zamanda geçiş ve savunma hamleleri size yarışlar kazandırıyor. 11.turda Button önündekilerden kurtulduktan sonra öndeki ikiliyi 7.5 sn civarında takip etmeye başlamıştı. Alonso ne yarışın başında ne de pitlerden hemen sonraki bölümlerde rakiplerine yeterli farkı atamadı, bu yine Ferrari'nin lastikleri rakipleri kadar ısıtamadığından mı yoksa az da olsa Alonso'nun dediği gibi en hızlı araç olmadıklarından mı. BBC'den Gary Anderson da kuru bir sıralama olsaydı Alonso beşinci olabilirdi demiş, Ferrari'nin tek tur hızını merakla beklediğim şeylerden biri olacak Macaristan için, yarış hızları ise zaten iyi her zaman. Yarışın ilk 7-8 turu DRS bölgesinde geçen mücadelede 8.tur fark 1. sn iken Alonso pite girmeden 2.1 sn olmuştu. Önce Alonso 18.tur, ardında Button ve Vettel birer tur aralıklarla pite girdiler. Pit çıkışında 21.turda Alonso Vettel'in 3.3 sn önünde, Button'un ise 6.7 sn önünde. Alonso erken girmesiyle Vettel'e karşı farkı açmış ama Button'la azalmış. Pit-stop derecelerine baktığımızda
Vettel ve Alonso 17.5, Button 17.8. 27.tur içinde Vettel Alonso ile farkı 1 sn'ye düşürürken Button 4.9 sn'ye düşürüyor. Tam Alonso ve Vettel'in tur zamanları eşitlenmişken Hamilton üçlünün ortasına düşüp birkaç tur içinde de Vettel'i geçiyor. Vettel burda kabaca 0.7 sn kaybediyor ve ondan sonra nispeten tur zamanları daha yavaş kalıyor Alonso ve Button'a göre. Button da pite girmeden son turda(39.tur) Vettel'in 2, Alonso 4.1 sn gerisinde. 40.tur Button pite girerken diğer ikili de 41.tur ona cevap veriyorlar.

Şimdi 2.pitin değerlendirmesine bakalım; Button'ın pite giriş turu 1.23.077, çıkış turu 1.31.690, (normalde 1.20'lerde) ikisinin toplamı da 2.54.767. Alonso'nun da 1.22.863 ve 1.33.711; toplamı 2.55.574. İşte bu 1 sn.lik fark pitlerden kaynaklanıyor, benim amacım pilotların pitten çıktıkları turdaki farkları bulmaktı ama Button Vettel'e savunma yaptığı için zaman kaybetti (Bu teori üzerinde biraz çalışmam lazım). Button da iki tur içinde 1.6 sn'den farkı 0.8 sn'ye indirdi. Vettel de bir iki tur 0.5 sn civarında sert düşüşler yaşasa da öndekileri 3-3.5 sn civarında takip etti 55.tura kadar. Vettel bu turdan sonra hızlanarak hem Button'a hem Alonso'ya yavaş yavaş yaklaştı, 59.turdan itibaren de Button'ın gardı düştü. Yarış Sonunda Vettel'e verilen ceza ağır gibi gözükse de Whiting'in yapacak başka bir şeylerinin olmadığı konusunda haklı. Eğer Button Vettel'i dışarı net bir şekilde atsaydı sorun olmazdı lakin Vettel'in pistin dışından geçişi çok bariz, yine de pit yolunun uzunluğuna bağlı olarak cezalar azaltılabilir belki.

Sanırım iki takım arasındaki çekişmeyi kimse takip edemedi..


İki dakikada yarış özeti yaparsak; Hulkenberg'in artan performansı da dikkat çekici. Kuru zeminde de bakalım Di Resta'ya karşı neler yapacak, Webber çok sönük bir yarış geçirdi, belki de sezonun en kötü yarışını çıkardı, RBR düzlük hızında yetersiz kalsa da bu doyurucu bir cevap değil kesinlikle. Kimi de döndüğünden bu yana en iyi yarışı çıkardı sanki, Lotus'un neden üç pitle yarıştığını da pek anlayamadım. 2012'nin Lotus'u 2010'nun Red Bull'unu andırıyor biraz, Red Bull da o sezon hızlıydı fakat birçok hata yaparak neredeyse şampiyonlukları kaybediyordu. Bu sene hem Lotus hem Raikkonen öğrenme sürecindeler lakin D-DRS ile tek zayıf yönleri sıralama turlarını da halledebilirlerse bu sene için de şampiyonluk adayları olabilirler. Ama zaman geçiyor, Alonso son üç yarışta tamı tamına 68 puan topladı. Schumacher de yağmurda yine uçuyor, Macaristan da Force India ve Mercedes'in takımiçi rekabetleri bakmayı unutmayın, özellikle de cumartesi. Aslına bakarsanız biraz tatsız tutsuz bir yarıştı, unutmadan Mercedes'in 3 pit stratejisi güzel bir denemeydi sanki, aynı stratejiyle lastiklerine bebek gibi bakan Sauber'lere direnmesi çok zordu zaten Mercedes'in, en azından denemiş oldular ve bir şeyler öğrendiler. Dönüp dolaşıp aynı yere geliyoruz ama bir pilota sorsanız temiz lastikleriyle gelen Grosjean veya Perez'i mi yoksa Ayrton Senna'yı mı arkanda kolay tutmak deseler sanırım birçok pilot Senna derdi. Bu sene iki skala tutmak gerekiyor, bir gelişim iki de lastikleri anlama. Merak ettiğim ön gruptakiler tamamen lastikleri anladığında sıralama nasıl olacak, özellikle de McLaren ve Mercedes'in bu konuda elde edecekleri daha fazla olabilir. MP4-27 ile ilgili ayrıntıları sıradaki yazıya saklıyorum -her ne kadar Serhan Acar güzelce anlatmışsa da-. Kuru bir Macaristan dileğiyle..