Kevin Magnussen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kevin Magnussen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ekim 2014 Pazartesi

Rusya'dan Sevgilerle

2014'ün en sıkıcı yarışını geride bıraktık. Biz de hem üç hafta ara olmasınını fırsat bilerek hem de Rusya'da ilk yarışın şerefine bir yazı döşeyelim dedik.

Birçok transfer dedikodusunun gölgesinde de geçti ilk Rusya Grand Prix'i. Hala birçok netleşmemiş transfer var, Vettel'in Ferrari'ye gideceğine kesin gözle bakılırken, artık Alonso ve McLaren arasında görüşmelerin sert geçtiği herkes tarafından biliniyor.

Soçi'de (Sochi) hafta böyle başladı. Cuma günü antrenmanlar da diğer yarışlara göre farklıydı. Mercedes'e en yakın takım McLaren gözüküyordu ve Toro Rosso hem Ferrari'den hem de Red Bull'dan hızlıydı. Williams inişli çıkışlı olsa da en hızlı ikinci araç ünvanını cumartesi koruması şaşırtmayacaktı. Hermann Tilke'nin son eseri Soçi pisti bu sene yapılan Kış Olimpiyatları tesislerinin yanına yapıldı. İlk başta Kore, Abu Dhabi veya Valencia'ya benzetilse de aslında çok 'karaktersiz' bir pist. Ne olduğunu hala anlayamadık fakat motor gücünün biraz daha ön plana çıktığı bir pist olduğunu biliyoruz. Diğer yandan yarışın sonlarına doğru Putin'in ziyaretinin ekranlara gelmesi eleştirildi fakat taraftalar bu anların yarışın en heyecanlı anı olduğu fikrinde hemfikirdi.






































Sıralamalar beklendiği gibi Mercedes pilotları arasında geçti. Bottas da Q3'te ikiliyi baya zorladı. Bottas ile beraber sıralamanın diğer yıldızı Kyvat oldu. Rus pilot RBR koltuğunu kaptıktan bir hafta sonra kariyerinin en iyi sıralama turlarını geçirerek 5. cebi, yani Alonso'nun yerini kaptı. Diğer yandan Q1 ve Q2'de oldukça güçlü gözüken Magnussen Q3'de istediği turu atamayarak 6. sırada bitirdi cumartesi günü. Q3'te birçok pilot lastikleri ısıtmak zor olduğu için amaçsızca döndü durdu, lastikleri ideal ısıya getirmek kolay olmadı. Zaten Soçi'nin bu yapısı da yarışa damga vurdu, Allah bilir Bridgestone lastikleri olsaydı pilotlar Q1'de taktıkları lastiklerle yarışı bitirebilirlerdi.

Pazar günü yarış ise ilk virajda belli oldu. Rosberg normalden daha iyi kalkarak bu sefer Hamilton'ı zorlamayı başardı, biz öyle sanmışız. Alman çok geç fren yaparak daha ilk turda lastikleri yaktı. 2. tura yeni lastiklere başlayan Rosberg yumuşak lastikten kurtulmuştu. Bundan sonrası pilotların birbirleriyle yavaş yavaş farkları açmalarına şahit olduk ve Rosberg ile Massa'nın geçişleri dışında pek aksiyon olmadı. Bottas ilk bölümde Hamilton'a yakın bir tempo tuttururken, McLaren de Ferrari'den bir nebze hızlıydı. İlk başta Button için muhtemel gözüken podyum Rosberg'in bir daha pite girmemesiyle gerçekleşmedi. Alonso iyi kalkarak 4. sıraya kadar çıkarken, Magnussen startta çok iyi iş çıkardı ve ilerleyen birkaç turda da Vergne'i geçerek İspanyol'u izledi ilk pitlere kadar. Diğer yandan Toro Rosso göründüğü kadar hızlı olmadığı anlaşılırken iki pilotuyla sürekli yer kaybettiler. RBR de cumartesiye göre daha iyiydi.

Pitlerin başlamasının ardından gözler Rosberg'in pozisyonuna çevrildi. Böyle giderse Rosberg podyuma çıkacaktı. Öyle de oldu, Button Rosberg'in arkasında çıktı. Herkes Rosberg'in ne zaman tekrar pite gireceğini hesaplarken o daha eski lastiklerle Bottas'ı bile geçti. Evet arada 20 turluk lastik farkı vardı ama bu pistte lastiğin ömrü çok uzun olduğu için fark 2-3 turluk gibiydi. Mercedes'in aracı da oldukça güçlü olduğu için lastik dezavantajı neredeyse görünmez oldu ve Bottas Rosberg'i zorlayamadı. Alman pilot herkes gibi tek pitle yarışı bitirerek hasarı minimuma indirdi.

Rosberg demişken Almanya GP'den beri yarış kazanamadığı hatırlatalım. Hamilton gibi birini şampiyonada geçmek için pazar günleri daha az hata yapmak gerekiyor. Macaristan, Belçika, İtalya, Japonya ve en son da Rusya GP Rosberg için pek iyi geçmedi, kendi standartlarına göre de kötü yarışlardı aslında. Hamilton'ı sıralamalarda bu kadar zorlayabiliyorken puan olarak geride olması hiç iyiye işaret değil. Şayet Button veya Alonso cumartesi günleri Rosberg kadar güçlü olabilse Hamilton'a bu kadar puan vermezlerdi.

Önümüzde 3, puan olarak 4 yarış var. İkili arasındaki fark 17, Amerika'daki yarışları birerleş alsalar Hamilton'a bu fark son yarışta yetebilir. Rosberg'in şampiyon olması için iki yarışta da Hamilton'ın önünde olmasa gerekiyor. Hamilton ise iki yarışta da Rosberg'in önünde bitirirse son yarış oldukça kolay olabilir. Önümüzdeki üç yarış artık Williams'ın Monza veya Soçi gibi öne çıkabileceği pistler de değil. Yani herhangi bir sorun olsa bile son yarışta olduğu gibi Hamilton veya Rosberg'in yarışları ikinci bitirmesi pek zor değil.





Yarışın %99'u.





Bu mücadele dışında, Ricciardo'nun sene sonunda ödülü garanti gibi. Alonso 141 puanla uzun zaman sonra şampiyonada 6. sırada. 2009'dan bu yana en kötü sırası fakat 4. Bottas'ın 145, 5. Vettel'in de 143 puanı var. Diğer yandan takımlarda en yakın McLaren ve Force India. Aralarında 20 puan fark var ama McLaren uzun süredir Force India'dan belirgin şekilde iyi. Button Rusya GP sonrası Ferrari ile 43 puan fark kapanabilir dedi lakin McLaren gelişti gelişmesine de de kalan üç pistte bu kadar rahat olamayabilirler. Mercedes'in takımlar şampiyonluğu kazandığı yarış itibariyle şampiyonalarda durumlar böyle. Temennimiz pilotlarda şampiyonluğun son yarışa kalması, çünkü onun tadı hiçbir şeyde yok. Ve biz 2006, 2008, 2010, 2012 yıllarında olduğu gibi çift yıllarda şampiyonluğun son yarışa taşınmasına alıştık.

21 Haziran 2014 Cumartesi

Cumartesi Savaşları - 1

  • Williams'ın 2, McLaren'in 1,5 ve Ferrari'nin 1 yıldır galibiyeti yok.
  • Williams'ın 2, McLaren'in 1,5 ve Ferrari'nin 2 yıldır polü yok.
  • Üç takımın da en son ne zaman duble yaptığını ise zaten hatırlayan yok.


Red Bull'un 2009'u da sayarsak 5 yıllık hakimiyeti ve bu sene de Mercedes dominasyonuyla Ferrari ve McLaren istatistiksel olarak da kötü duruma düştü. Bugün Williams en azından pol konusundaki istatistiğini düzeltti, umarım bugünkü ilk çizgi yarın podyum ve podyumlar olarak döner. Yazımızın konusu bu değildi ya, söylemek istedik.

Rosberg 4-4 Hamilton

Rosberg Monaco'da pek hoş şekilde olmasa da Hamilton rüzgarını kırdı ve iki yarıştır da Hamilton'ı geçmeyi başarıyor. Bugünkü 3.'lük pol kadar değerli ve sıralamalarda durumu 4-4'e getirdi. Rosberg'in Hamilton'i yenmesi için 19 yarışlık takvimde en az 8'i bulması gerekiyor. Evet çok garip bir tahmin oldu fakat Hamilton'ı toplamda geçmesi zor görünüyor. Hamilton polde başlayıp yarışı bitirdiği 3 yarışı da kazandı. İlk virajı önde döndüğü 4 yarışı da kazandı. İlginç bir ayrıntı da normalde ne iyi ne kötü kalkan Hamilton'ın kirli taraftan bile Rosberg'i zorlaması. Rosberg'in bu sorunu hala çözülmemiş gözüküyor. Sezon ilerledikçe yarışlardaki bilinmezlik azaldıkça polün önemi daha da artabilir. Unutmadan son pol, deplasmanda atılan gol gibi iki gol değerinde.

Ricciardo 6-2 Vettel

Herhalde en şaşırtıcı sonuç bu olsa gerek. İki pilot için eşit şartlarda bile bu skorun çıkması şaşırtacakken, daha tecrübesiz, takımda yeni birinin 4 şampiyonluğa ulaşmış birini net şekilde geçmesi açıkçası birçok soruyu beraberinde getiriyor. Ricciardo'nun alt serilerdeki hızı da iyi olsa da Hamilton gibi muhteşem bir geçmişe sahip değil. Vettel Hamilton'la beraber gridin en hızlı tek tur pilotu olarak da biliniyordu. Webber'le geçirilen 5 seneden sonra insanların Vettel'e karşı yeterince ön yargısı varken, bu sene acaba'lar iyice arttı. Ricciardo ilk 8 yarışta 2 kere bile Vettel'i geçmiş olsaydı gerçekten önemli bir başarı sayılabilirdi. Artık Ricciardo'nun başarısına bizler kelime bulamıyoruz.

Alonso 6-2 Raikkonen 

Raikkonen Schumacher'i bir kenara koyarsak 2000'lerin en yetenekli pilotuydu muhtemelen. Ta ki Hamilton'ın gelmesine kadar. Ardından Vettel falan...Raikkonen uzun bir süredir gridin en yetenekli adamı değil ve şu anki geldiği ortamda en ufak detayların bile pilotlara önemli avantajlar kazandırabiliyor. Raikkonen'in her ne kadar eski takımı olsa da burada yeni pilot konumunda ve karşısında belki de en istemeyeceği adam var. Alonso hepimizin bildiği gibi ekmeğini taştan çıkarıyor, bu sene de değişen bir şey yok. Raikkonen'in 2014 performansını ikiye ayırmak gerekiyor, sezonun ikinci yarısı gözle görülür şekilde iyileştirmeli performansını. Raikkonen'in iddia edildiği gibi motivasyon sorunu yok, belki hiçbir zaman 2007 kadar hırslı değil ama 2008 kadar dağınık da değil. Eskiye oranla sorunlara çözüm bulması zaman alıyor ve herhangi bir zayıflık gösterdiğinizde bunu kendi lehine çevirecek pilot sayısı çok. Geçen sezon ilk yarıda duman ettiği Grosjean bile Kimi'nin pek konsantre olamadığı ikinci yarıda neler yaptı. Tabi bunda Fransız'ın kendini iyileştirmesi de etkili oldu. Hep Raikkonen'den bahsettik diye kızmayın, Alonso yine araçtan fazlasıyla performans buluyor. Onun hakkında en büyük şüphe tek turdu, acaba şimdi yine Hamilton'la aynı takımda yarışsalar cumartesi günü İngiliz pilotu ne kadar zorlar, en büyük meraklarımızdan biri bu artık.

Magnussen 4-4 Button


Magnussen Avustralya'da şanssız şekilde elenen Button'ı geçerken, Button da onu İspanya da şanslı şekilde geçmişti. İkisi de birer sorun yaşadı. Magnussen Avustralya, Monaco ve Avusturya'da kendinden beklenileni yaptı yani sadece Button'ı değil kendinden hızlı başka araçları da geçti. Önümüzdeki yarışlar; Silverstone, Hockenheim, Hungaroring, Spa ve İtalya bildiği pistler. Biraz da Abu Dhabi. 19 yarışta Button'ı 9-10 kere geçmesi yeterli olacaktır. Neden bildiği pistler önemli diyoruz çünkü aralarında devasa bir tecrübe farkı var. Mesela Button Suzuka ve Interlagos'ta 15. kez yarışacakken Magnussen bu pistlere daha izlemeye bile gitmedi. Yarışlarda Button'ın öne çıkması çok sürpriz olmaz. Şu durumda McLaren Alonso'yu ayartamazsa Button ve Magnussen'le devam edecektir. Seneye Magnussen'in performansına bağlı olarak ya ikisi ya da Button takımdan gönderilebilir.

Massa 4-4 Bottas

Ön grupta birbirine en yakın takım içi mücadele Williams'ta. Açıkçası yarıştan önce hangi Williams pilotu önde başlar diye sorsanız %55 Bottas derim. Bugün de önce polü alan o oldu fakat Massa tecrübesiyle polü Bottas'ın elinden almayı başardı. Zaten Massa'nın Fin pilota karşı en büyük avantajı da tecrübesi. Bottas'ın takımı tanıması da kendi adına küçük bir avantaj elbette. Avusturya sıralamaları hariç Bottas'ın Massa'ya attığı ortalama fark sadece 0.052 sn. İkili arasındaki mücadele sezon boyunca çok yakın geçeceği benziyor, Bottas'ın ikinci sezonu olduğunu da unutmamak gerek. Aynı McLaren'deki gibi önemli bir tecrübe farkı var. Bottas'ın geleceği için de Massa ile yapılacak kıyas çok önemli olacak. Bu rekabet iki pilotun da kariyerini belirleyecek, Massa'nın geçen sezon emekli olmayı düşündüğünü hatırlayalım hemen.

Yazının ikinci bölümüne geçmeden yarınki yarışta Williams'a şans dileyelim. İnşallah galibiyet, en azından podyum yapabilirler. Williams sene başından beri özellikle operasyonel hataları sık sık yapıyor. Yarın podyuma çıkmamak için özel çaba göstermeleri gerekir. Genel olarak Mercedes'in yarış hızı daha iyi ama Williams'ın şansı Massa'nın çok iyi start alması ve Rosberg'in polden bile iyi kalkamaması. Bottas, ciddi manada Rosberg'i arkasında tutabilecek en büyük aday. Williams Malezya'daki saçma sapan takım emirlerinden sonra Kanada'da uygulaması gereken yerde uygulanmadı. Yarın galibiyet şansı için her türlü emri uygulamalılar, umarım sakin kalırlar. Çünkü bu galibiyete ihtiyaçları var. Gördüğünüz gibi biz bile şimdiden onlardan daha heyecanlıyız. Umarım güzel bir yarış olur, en kısa zamanda tekrar görüşmek üzere..

26 Mart 2014 Çarşamba

Sonunda Başladık : 2014 Avustralya GP

Normalde bir sezonu kasımda sezon bittikten sonra beklemeye başlar, martta da hevesimizi alırdık. Lakin 2014 sezonunu neredeyse 2-3 yıldır bekliyoruz. Üç yıl önce Turbo V6’ların olacağı kesinleştiğinde başlayan merak Hamilton’ın 1 sezonu çöpe atmayı göze alarak 2012 sonbaharında Mercedes’e imza atmasıyla başlamıştı aslında. 2013’ün sıkıcı geçmesiyle gözler zaten bu sezona dikilmişti. 2014 hoş mu geldi boş mu geldi bu yazıda biraz ona bakacağız fakat vizyonumuz çok dar olacak, elde sadece Avustralya GP var.



Eğer yarış bu kadar beklenildiği gibi heyecanlı geçseydi üçe bölüp yazmayı planlıyorduk fakat beklentilerin altında kaldığı için ancak bunu yazabiliyoruz. Melbourne öncesi tablodan çok çok farklı bir tablo göremedik hafta sonu.

Mercedes antrenmanlarda gösterdiği hızını yarışta da bol bol gösterdi. Antrenmanlarda ve sıralamalarda yavaş gözüken Williams için yine sezon hayal kırıklığı şeklinde geçecek diye düşünürken pazar günü de onlar şaşırttı. Oraya gelecez. Cumartesi yağmurlu geçtiği geçtiği için tek tur sıralaması yaparken ancak 2. ve 3. antrenmanlardan yararlanacağız.

Mercedes tek turda rahat şekilde önde görünüyor. Bouiller’in dediği gibi 0.5-0.75 sn fark var gibi. Hemen arkasından gelen takımlar ise Red Bull, McLaren ve Ferrari. Bu üçlüden hangisi daha güçlü belirsiz fakat Red Bull’un yağmurdaki hızı da iyiye işaret. Ricciardo Mercedes’lerle mücadele edebiliyordu. Yani tek turda Mercedes – Red Bull, McLaren, Ferrari – Williams, Force India sıralaması var gibi.

Yeni sezon öncesi çok yerine pilotlarla basın toplantısı


Yakıt ikmalinin yasaklandığı 2010’dan beri tek turda hızlı olan takımlar yarışta bu hızını kaybediyordu, en azından hız farkı yarışta azalıyordu. Bu sezon ise ilk yarışta farklı bir tablo gördük. Tabloda en şaşırtıcı takım ise şüphesiz Williams. Cumartesi günü Q3 mücadelesi veren takım Pazar günü adeta uçuyordu. Mercedes hariç herkesten hızlılardı, belki onlar kadar da hızları vardı. Cumartesi günü Ferrari’nin yavaş kalıp Pazar günü toparladığını son yıllarda çok gördük ama Williams’taki olay daha farklı gibi. Yağmura bahane bulmak istiyoruz fakat Mercedes’in yağmurda da ne kadar hızlı olduğunu gördük. Burada büyük bir soru işareti var, Malezya’da göreceğiz artık. Yarış hızına gelirsek ; Mercedes – Williams – Red Bull –McLaren – Ferrari – Force India. Kesme işaretlerine dikkat. Red Bull’un diskalifiyesi de buraya bir şerh koymamıza neden olacak. Takımın yakıt akışı ihlalinden ne kadar hız kazandığı önemli bir soru bizim için.

Red Bull dedik madem onlarla devam edelim. Bu diskalifiye çok büyük bir sorun olmayabilir, sonuçta takım bir yarış mesafesi bile kat edememişti testlerde. Onun etkisi olabilir. Önlerde programın en gerisinde olan takım yine Red Bull. Takım agresif şekilde gelişebilir, göründüğü kadarıyla güçlü bir temele de sahip. Birçoklarının beklediği gibi resmin dışında değiller kesinlikle. Programlarının gerisinde olan diğer takım da McLaren. Sürücüler bütün testler boyunca aynı araçla yarıştıklarını söylemişlerdi ve son testlerde biraz geride görünüyorlardı. Yavaş yavaş takım patronu gibi davranmaya başlayan Boullier de öncelikle dayanıklılığa önem verdiklerini söyledi. Malezya’ya önemli bir paketle gelecekleri söyleniyor. Melbourne’de Mercedes’leri bir kenara bırakırsak fena gözükmediler. Yağmurda o kadar güçlü değilken Pazar günü ne Mercedes kadar hızlı ne de diğerleri gibi yavaştılar.

McLaren’de takım içi mücedele de çetin geçecek gibi. 50. podyumuna çıkan Button hafta sonu oldukça güçlü gözüküyordu. Antrenmanlarda sürekli Magnussen’in önündeyken ve Q2’de de fena gitmiyorken Raikkonen’in neden olduğu sarı bayraklar ona patladı. Zaten pistte sarı bayrak sallanırsa ilk etkilenen Button oluyor nedense. Sarı bayraklar Button’ı vururken Magnussen’e yaradı. Button genelde daha hızlı gözüktüğü hafta sonunda Magnussen’in gerisinde başladı. Bu noktaya kadar Genç Danimarkalı pek ışık saçmadı, Q3’e zar zor geçti. İlginçtir, Q3’e kendini zor atan Magnussen başka dünyadaki Mercedes ve Ricciardo hariç herkesi geçmeyi başardı. Yani yapabileceğinin en iyisini yaptı Q3’te. Özetle Button’ın karşısında hızlı öğrenen bir genç olacak. Yine de İspanya’ya kadar Button’ın genel olarak daha önde olmasını bekliyoruz. Avrupa sezonuyla beraber Magnussen hem araca biraz daha alışmış olacak hem de bildiği pistlerde sürmeye başlayacak. Button’ın Formula 1’deki 15. sezonu olduğunu unutmayalım. Bahreyn’de 250. Yarışına çıkacak.





Takım içi mücadeleler derken Ferrari’ye değinmek olmaz galiba. 50 yıl sonra iki şampiyon pilotla yarışıyor Kırmızılar. Merakla beklenen mücadeleyi muhtemelen günlük performanslarla detaylar belirleyecek. Alonso’nun takımda 5. yılını geçirdiğini de unutmayalım. Detay sayılmayacak kadar önemli bir avantaj. Biraz es geçiliyor maalesef. Raikkonen takmaz bunları denilebilir ama işler böyle yürümüyor. Zaten Fin pilot ilk hafta sorunlarla boğuştu. Raikkonen dışında herhangi bir pilot, Alonso’ya karşı üstelik böyle sorunlarla boğuşsa psikolojik olarak çökmesi çok da zor değil. İşte konu Raikkonen olunca medyada ve internette yazılanların hiçbirisini takmayacağı için sorunlarını çözmesi çok zaman almayacaktır. Zaten kötü hafta sonunu rakibine göre en az kayıpla atlattı diyebiliriz.

Diğer çetin mücadele de Ricciardo ve Vettel arasında olacak gibi. Vettel’in sorun yaşayıp Ricciardo’nun önde olmasından anlamıyoruz bunu, Ricciardo’nun Q3 performansı son derece iyiydi. Zaten Webber ve Vettel arasındaki temel fark da tek tur hızıydı. Ricciardo muhtemelen Webber’den tek turda hızlı pilottur, ne kadar hızlı olduğunu bu sezon göreceğiz. Vettel’in aksine taraftarlar tarafından en sevilen pilot da olabilir. Red Bull’un Ricciardo’nun yalan olan podyumuyla ilgili ısrarcı ama sonuç çıkması zor gibi. Kendi evinde ve yeni takımıyla ilk yarışta alınan podyuma çok yazık oldu.

Merakla beklenen diğer konu da yeni motorların sesleriydi. Hiç kimse bu kadar kötü bir sesin çıkacağını tahmin etmedi sanırım. V10’lardan V8’e geçişteki ses kaybına alışıldı ama bu ses falan değil. Startta bile çığlıkları duyamadık. İnsanları yarışları pistten izlemek için en büyük etken belki de ses, yoksa iyi bir izleyici için yarışı takip etmek gerçekten zor oluyor pistlerde. İlk yarıştan sonra Lauda hariç hemen hemen herkes sesten şikayetçiydi, bu da biraz olsun umutları artırıyor. Formula 1’in şu anki sesi WRC’nin onboard kameradaki sesinden daha fazla değil.




Kural değişiklikleri motor sporlarında rekabeti artırmak için bol bol kullanılır. 2014’deki temelde bundan farksız değildi lakin bu çok geçici bir çözüm. Eğer Mercedes bu farkını korursa veya fark azalsa bile azalıncaya kadar önemli bir puan farkı oluşturursa yeni kurallar elde patlayabilir. Ayrıca Mercedes şu an için gridin en güçlü ikilisiyle 0.2-0.3 sn hızlı bir araçla bile sezonu domine edebilir. O zaman da 2016’da V4’lere mi geçeceğiz. Pirelli de motorlara güvenerek sert lastikler yaptı. 
Muhtemelen önceki yılları arayacak gibiyiz. Bernie –eğer kovulmazsa- Hembery’ye birkaç yarış sonra 2015’in lastiklerini yumuşak yap diyebilir. Avustralya’da görünen tablo pek iç açıcı değildi.

Malezya kendine özel iklim koşulları yüzünden net bir tablo ortaya koymayabilir. Zaten 4-5 yılda mutlaka bir şeyler oluyor ve karambol bir yarış oluyor açıkçası. Sezon biraz Bahreyn’de, asıl olarak da Katalunya’da başlayacaktır. Şimdilik Kuala Lumpur’da görüşmek üzere..


14 Kasım 2013 Perşembe

Bundan Sonra Ne Olacak 2 - Genjler

Bugünkü yazıda Kevin Magnussen, Daniel Ricciardo, Daniil Kyvat gibi pilotların geleceği ve orta ile alt sıradaki takımları tercihleriyle ilgili bir şeyler karalayalım dedik.


2010 Spa-Francorchamps



Her şeyden önce gridin çoğunun geleceği sponsorlara bağlı. Son yıllarda artış gösteren bu trend 2014'deki artan maliyetlerle pik yaptı. Şu an en çok konuşulan konu Lotus'un Quantum'la anlaşma yapıp yapamayacağı. Ona göre pilot alacaklar çünkü. 30 Milyon Euro'luk desteğiyle Maldonado sırada bekliyor, yine belki ondan daha fazla parasıyla Perez Telmex'iyle ortalığı karıştırabilir.

Lotus'a değinmeden Hulkenberg'e geçelim. Aslında ona da pek değinmeye gerek yok, yaptıkları ortada. Bugünkü haberlere göre son 2 yarışta Lotus'a geçmeyi istememiş. Lotus gelecek sene için koltuk garantisi veremiyorken çok yerinde bir karar olmuş. Sauber'e geçmekle aceleci davrandı sanki, çünkü Sauber 2012'de iyi bir performans gösterse de onun için yatay bir geçiş oldu, dikey değil. Hem de Force India'nın Sauber'e göre daha az sponsorlara bağlılığı olan bir takım. Şimdi atıp tutmak kolay tabii, belki de Sauber Ferrari'ye geçmek için bir araçtı.







Ferrari demişken Kırmızıların diğer pilotu Bianchi de Marussia'da kalmaya devam ediyor. Bianchi'nin de hayalinde muhtemelen Ferrari koltuğu vardır fakat Ferrari bu konuda biraz acımasız. Raikkonen fırsatı çıkınca Hulkenberg'i elemekten çekinmediler. 1-2 yıl sonra Bianchi bu koltuğa oturmaya hazır olunca eğer pazarda Vettel veya Hamilton fırsatı olursa Bianchi'nin yüzüne bakmayabilirler, kimse de şaşırmaz. Özetle Ferrari kendi pilotlarına karşı McLaren veya Red Bull gibi yumuşak değil, aslında Bianchi için Lotus'u düşünmüştük ama bizi pek kaale almadılar.

2013 için hem Button'la takım arkadaşlığı hem de sezonu en hızlı bitiren araca oturmasıyla Perez için rüya gibi bir sezon bekleniliyordu. Şimdi ise Perez koltuk arıyor. Peki McLaren neden Magnussen'i seçti ? Öncelikle şu habere bakmanızı öneririm. Kaba bir tabirle McLaren Perez'den yeni bir Button yapmaktansa, Magnussen'den yeni bir Hamilton çıkarmayı tercih etti. McLaren'in içinden de gelen görüşlerle takım ön sıralardaki en güçsüz pilot dizilimine sahip. Button'ın da diğer şampiyonların seviyesinde olmadığına inanılıyor. Button biraz değişik bir pilot, şimdi ona hiç girişmeyelim ama bi şekilde Button'ın ufak da olsa bir farkla diğerlerinin seviyesinde olmadığını kabul ediyoruz. Yeri geliyor bunu sebebi tek tur, yeri geliyor yumuşak stili oluyor.






Perez'in sıralamalarda sadece 9-8 geride olduğunu hatırlamak gerek, daha Formula 1'de 3. yılı. Yarışlardaki agresifliği de çekici aslında. Bu seneki şanssızlığı McLaren'in artık hataya tahammülü kalmaması. Abu Dhabi'den sonra ciddi şekilde Magnussen mi Perez mi daha iyi tartışıldığı gelen haberler arasındaydı. Perez'in takımda kalmasının diğer şartı, belki de asıl şartı, Button'la mücadele edebilmesiydi. Birçok kişiye göre yenilmiş olsa bile ortadan net bir yenilgi durumu yok. Üstelik Perez'in asıl çıkışı ancak 2014'de mümkün olabilirdi. Kararın doğruluğu veya yanlışlığı bir kenara acımasız olduğu bir gerçek, Perez ilk başta yeni bir Coulthard veya Kovalainen olarak görülebilir fakat ikisinin yapamadığı katkıyı takıma yapabilirdi. Kararın bu kadar geç verilmesi de hem onun adına hem de pazardaki diğer sürücüler için kötü oldu, Gutierrez'in şansı da hemen hemen hiç kalmadı.

Perez konusunu kapatmadan birkaç şey daha eklemek gerekiyor. Perez'in takıma alınmasında Hamilton'a misilleme amacı vardı. Hatırlarsanız Perez açıklaması Hamilton'ın Mercedes açıklamasından önce gelmişti. Bunun yanında Ferrari Akademisi'nden birini transfer etmek de rakip takıma ayrı bir çalım oluyordu. McLaren misilleme yapmak uğruna pazar günkü Singapur Gp'den sonra 4 gün içinde Perez'le tamamen anlaşıp imzayı attırmıştı. Ki, daha o günlerde Massa da Ferrari ile anlaşma imzalamamıştı. Takım birkaç yarış daha beklese muhtemelen Hulkenberg'le sözleşme imzalar ve bu sene Button'a yol görünebilirdi veya Magnussen için bu kadar zorlamazlardı. Kader işte.

Ricciardo'ya geçelim. Avustralyalı pilotun geleceği çok açık. Birçok kişi onun yeni bir Webber olacağı görüşüne sahip olsa da durum daha pozitif. Tabii Red Bull'un onu nasıl bir pilot olarak gördüğüne bağlı. Vettel gizli lider olarak devam mı edecek yoksa McLaren tipi bir savaş mı olacak. Yine de 2010 İngiltere veya 2013 Malezya gibi takımın alenen Vettel'e tutmayacağını söyleyebiliriz. Önceden de dediğimiz gibi Ricciardo'nun 4 şampiyonluğu bulunan pilota karşı savaşması ona diğer bütün koltukları açabilir, özetle Red Bull'a muhtaç olmayabilir. Mark kariyerinin sonundaydı, Daniel ise başında. Hem de Vettel'in ayrılık ihtimaline karşı Red Bull'un da geleceği. Yendiği takım arkadaşı da hiç fena kariyeri olmayan birisi. Özetle Ricciardo Webber'in devam filmi olmayacak sanki.


Sahi bu kadar gülecek ne vardı ? 


Red Bull'un diğer genç yeteneği Daniil Kyvat'a gelirsek. Hem Red Bull hem de Rus sponsorları sayesinde onun da geleceği çok açık. Sirotkin koltuğa oturamazsa gridin de en genç pilotu olacak 94'lü elemanımız. Vergne de onun için iyi bir kıyas noktası olacak. Vergne'in de son şansı olabilir, alttan gelecek sürücülere de bağlı olarak. Şu an Akademi'de ses seda yok, Felix da Costa'nın son bir şansı daha olacaktır.

95'li Sirotkin ise yaşına göre fena iş çıkartmadı bu sene. Şampiyonluğa oynayan McLaren elemanlarından 3 yaş daha küçüktü. Tam gerçek bir pilota dönüşecekken kurtlar sofrasına atmak istiyorlar onu. Biraz Raikkonen havası var, gerçekten soğuk duruyor. Eğer gerçekten Raikkonen gibiyse 1 sene er ya da geç fark etmeyecektir onun için. Şu an için takım arkadaşı belli değil ama gelecek pilota göre onun da gerçek hızını görebiliriz. Aday çok, ne desek boş şimdi.

90'lardan bahsetmişken Magnussen'e de değinelim. 2014 onun için hazırlık senesi olacak öncelikle, Hamilton efekti beklememek gerek, onunla karşılaştırmamak da. Button'ın seviyesine ulaşması bakalım kaç yarış alacak ya da ulaşabilecek mi ? Özellikle cumartesi günlerine bakmak gerekecek, Button'a birçok kişi burun kıvırsa da pazar günü ne yapıp edip aracın potansiyelinin üzerine çıkabiliyor. Hamilton'la 3 yıllık puan karşılaştırması ortadayken birinin Button'ı net şekilde geçmesini beklemek saflık olur. Hamilton'ın 2007 Avustralya'da Q3'de Alonso'nun 0.25 sn gerisindeydi, Magnussen ne yapabilecek..




















95'li Sirotkin, 94'lü Kyvat, 92'lü Magnussen, 89'lu Ricciardo, Bottas ve Bianchi. Perez'in 90'lı
olduğunu unuttuk bak. 91'li Chilton da var. Şimdi baktım da Pic de 90'lı. Kusura bakmayın Chilton + Caterham'ı pek kaale alamıyor insanlar. Bugün varlar, yarın yoklar. Gerçi Van der Garde ve Chilton'ın arkasında sağlam sponsorlar var deniyor. Caterham'ın da eğer birini değiştirecekse bu Pic olabilir. Pic'in Fransızlığı yetmeyebilir takıma, Hollandalıya karşı net bir üstünlük de sağlayamadı. Van der Garde'yi sorduğunuzu duyar gibi oluyorum, o Hamilton'la yaşıt.

Sanırım bu grid birçoğumuzu yaşlı hissettirecek cinsten. F1'e 2000 yılında giren Button ve 2001'de giren Alonso ve Raikkonen artık gridin en yaşlıları. Geçen akşam bir F1 gazetecisinin bir tweeti vardı Magnussen'in Nigel Mansell'in şampiyonluğundan sonra doğduğuyla ilgili. Hamilton, Rosberg, Vettel, Hulkenberg gibi isimler de artık orta yaşlı olacak. 2014 yukarıda saydığımız genç pilotların hepsi için çok kritik bir sene olacak, çoğunun gerçekten kıyaslamak için önemli takım arkadaşları olacak.



23 Ekim 2013 Çarşamba

Dr. Helmut Marko Neden Haklı ?

Daniil Kyvat'ın Toro Rosso'nun ikinci koltuğuna oturmasıyla Red Bull yine herkesi şaşırtmaya başardı. Da Costa veya Carlos Sainz Jr. konuşulurken Rus pilot Daniil Kyvat'ın koltuğu kapmasını sanırım kimse beklemiyordu. Peki Toro Rosso neden bu kararı aldı, biz de buna bakalım.







Öncelikle Toro Rosso takımının varlık sebebine değinelim. Herkesin bildiği gibi Toro Rosso Red Bull'a genç pilot yetiştirmek için kurulan bir takım. Lükse gel. Aslında Toro Rosso'nun varlık sebebi bile Red Bull'un F1'deki başarısını açıklıyor. Toro Rosso iki yıl önce de Algersuari ve Buemi'yi takımdan aniden kovarak Ricciardo ve Vergne'i koltuğa oturtmuştu. Şaşkınlığın bir nedeni de Algersuari ve Buemi'nin devam edeceği şeklinde haberlerin olmasıydı. Açıkçası Kyvat'ın şoku öncekini geçti.

Algersuari ve Buemi, biri 2009'un başından biri de ortasından beridir takımdaydı ve 2.5 yıldır birbirlerine net üstünlük sağlayamadı. Yani ikisinden de yeni bir Vettel olmayacağı belli olmuştu. Toro Rosso da yeni Vettel'ler yetiştirmek için kurulan bir takım olarak diğer adaylar Ricciardo ve Vergne'e bakmayı tercih etti. O gün herkesi şoke etse de bugün birçok kişi o radikal kararın ne kadar doğru anlamıştır sanırım. Ricciardo yeni Vettel adayı olarak üst takıma transfer oldu.

Toro Rosso'nun 2014'deki ikinci koltuğu için düşünürken aslında bu takımın gridde takımın olmasının o kadar da gerekli olmadığını düşünmedik değil. Birçok pilot harıl harıl koltuk ararken Helmut Marko koltuğa oturtacak adam bulamadı.

Antonio Felix da Costa geçen yıl Formula Renault 3.5'a geç katıldı. İlk yarışlarda gerilerde kalarak pek iyi başlayamasa da son 7 yarışta 6 podyum, 4 galibiyet bir de 4.'lüğü vardı. Abu Dhabi testlerine katıldıktan sonra Toro Rosso'nun yeni adayı olmasına kesin gözle bakıyorlardı. Aslında bu yıla da fena başlamadı. Monza bir 3.'lük ve galibiyetle başladı sezona. Aslında sene başı da en büyük şampiyon adayıydı. Monza'daki sonuçlar Da Costa'nın en büyük rakibinin McLaren programındaki Magnussen ve Vandoorne olacağını gösterdi.



Da Costa, Magnussen ve Vandoorne




Da Costa'nın şampiyon olamasa bile gerçekçi bir üçüncülüğü bile Toro Rosso koltuğuna yetebilirdi. İlk yarıştan sonra çok fazla gelgit yaşayan Portekizli iki birincilik daha alsa bile şampiyonayı 172 puanla üçüncü bitirdi. Yani Magnussen'in 102 puan gerisinde. Üstelik Danimarkalının ihracı sonucu bir galibiyet de fazladan aldı Da Costa. 17 yarışlık bir şampiyonada Magnussen'in bir ihracına rağmen 4 yarışlık farkla geride kalmak büyük bir soru işareti oldu Doktor Marko için. Sonuçta Da Costa Magnussen'leri yenmek için yetiştiriliyor.

FR 3.5'un son yarışı hafta sonu Katalunya'da yapıldı. McLaren'in Magnussen'i Japonya'ya kadar götürmesi, hafta içi sürekli onun hakkında haberler çıkması Danimarkalı'yı gevşetir mi diye düşünürken o tam tersi bir şekilde antrenmanlar, sıralamalar, yarışların hepsinde birinci olarak şampiyonayı rahat şekilde kazandı. Bir anlamda Magnussen'in baskınlığı da Da Costa'nın sonunu getirdi. Da Costa Hungaroring ve Fransa'nın ilk yarışında galibiyet ve ikinci yarışında da podyumda olmasıyla umutlanmıştı. Geçen hafta bu saatte Da Costa muhtemelen bir adım öndeydi fakat son iki performansı soru işaretlerini tekrar çoğaltmaya yetti muhtemelen Toro Rosso kampında.

Da Costa Torro Rosso koltuğuna otursaydı ne olacaktı peki ? Bunun aslında başka bir anlamı da var Red Bull akademisi için. Da Costa'nın o koltuğa oturması hak edenin değil de sırası gelenin Toro Rosso'ya geçeceği gibi bir algı oluşturabilirdi. Da Costa başarılı olduğu için değil de akademideki en yüksek seviyede yarışan genç pilot olarak o koltuğa oturacaktı.

Peki Carlos Sainz Jr. niye olmadı diye soranlar olabilir. Ünlü ralli pilotunun oğlu Alonso-Red Bull dedikodularında gündeme gelse de aslında o kadar ciddi bir aday değildi koltuk için. Bu seneki sonuçlarıyla koltuğa oturması çok zordu. 2013'de GP3 ve FR 3.5'da mücadele etti, iki seride de elle tutulur sonuçları yok, dediğimiz gibi ciddi bir aday değildi, sadece popüler bir isim şu an. Seneye FR3.5 ya da GP2'de tam sezon yarışsa daha iyi olur, çünkü bu serilere sene ortasında girip uyum sağlamak ve başarı kazanmak daha zor.



Da Costa ve Carlos Sainz Jr. iyi arkadaş




Daniil Kyvat'a gelirsek. Rus pilotun kariyerine bakınca bu çocuktan adam olabilir diyorsunuz. Geçen yıl Eurocup FR 2.0'da Vandoorne ile güzel bir çekişmeye girmiş ve şampiyonluğu Belçikalı'ya kaptırmış. 2013'de şu an GP3'de ikinci sırada ve Ferrari Akademisi'nden Marciello ve Rosenqvist'in domine ettiği F3'e ise misafir sürücü olarak katıldı. F3'de 21 yarışa katılmış, 1 galibiyeti ama 5 polü var. Son iki yarışı kalan GP3'de ise lider Facu Regalia'nın 7 puan gerisinde. 94 doğumlu bir pilot olarak başarılı bir kariyeri var. Genellikle kendinden büyük ve daha tecrübeli isimlerle mücadele etmiş, Vandoorne 92, Regalia 91 doğumlu. Üstelik Regalia'nın seride üçüncü yılı. Kyvat'ın özetle GP3/FR 2.0/F3 seviyesinde yaptığı işler önemli. Rus pilotun 2014'deki Sochi yarışı için de takıma katıldığını söyleyenler de var bu arada. Hem Rusya Gp'nin hem de Rus patronların karar verme sürecinde asıl etkenler değil de yan etkenlerden biri olması muhtemel. Yani sırf bunlar için Kyvat koltuğu kaptı demek biraz acımasızlık olur.

Marko'nun da kabul ettiği gibi Kyvat bir risk. Çünkü kendini FR 3.5 veya GP2'de kanıtlamamış bir pilot. Rus sponsorlar, 2014'de Sochi yarışı falan filan derken Toro Rosso koltuğunun satılık olduğuna kadar geldi eleştiriler. Belirttiğimiz gibi millet koltuk ararken Marko gerçekten F1'e geçecek birini bulamadı akademiden. Bi ara acaba akademi dışına çıkarlar mı diye düşündük. Zaten Vandoorne'a getirilen teklif bunun apaçık kanıtıydı. Da Costa'yı yeterli görmediklerinin de. O teklif de aslında çok ilginç ama şimdilik konumuz değil.

2014'de Felix da Costa ve Carlos Sainz Jr'ın FR 3.5'da yarışması muhtemel. Özellikle Da Costa'nın son şansı olabilir. Şöyle bir baktığımızda Vergne'in de. Sonuçta Ricciardo'ya yenilmiş bir pilot. Takım onu puan olarak net bir şekilde yenilmediği için takımda tuttu sanki. Pazar günleri biraz kurnaz pilotlardan. Yoksa tek turda Avustralyalı'nın çok gerisinde kaldı. Kendisinde Vettel'in tek tur yeteneği yok gibi görünüyor ama Button veya Alonso kumaşı olabilir. Bunun olduğunu kanıtlamak zorunda. Seneye hatasız sürmesi gerekiyor yani. Çünkü en ufak hatasında akademiden birine yerini bırakabilir.





Toro Rosso'nun 2014 sürücülerine bakarsak iki pilotun da tam anlamıyla orada olmayı hak etmediklerini söyleyebiliriz. En azından Red Bull kanunlarına göre. İşte bu yüzden acaba Toro Rosso gereksiz mi diye sorduk. Sauber gibi Ferrari ile iyi ilişkileri olan takımı tercih ederdik. Ya da en iyisi Force India.

Seneye daha çok Red Bull'a benzeyecek Toro Rosso hızlanabilir. 2008 gibi olmasa da bir kıpırdanma görebiliriz. İki Red Bull takımında da daha genç pilotlara zaman tanınacak. Ricciardo ve Kyvat bekleneni verirse belki 2016'da Red Bull'da beraber bile yarışabilirler..



1 Ekim 2013 Salı

Alt Seriler ve Kevın Magnısın

2013 yılı McLaren için felaket ötesi başladı, öyle de devam etti. Formula 1'e Lewis Hamilton'u armağan eden takımın genç sürücü programı ise takım pistte zor anlar yaşarken adeta şaha kalktı. Geçen sene de dikkatleri üzerine çeken ve Abu Dhabi'deki genç sürücü testlerine katılan Kevin Magnussen ile geçen yılın Eurocup Formula Renault 2.0'u kazanan Stoffel Vandoorne Formula Renault 3.5'a bu yıl damga vurdular. Biz de bu vesileyle hem bu iki sürücüyü hem de genç sürücülerle, alt ve destek serileriyle ilgili konuşalım dedik.





Kevin Magnussen'den başlayalım öncelikle. Danimarkalı eski F1 pilotu Jan Magnussen'in oğlu. Jan Magnussen birçoklarına göre F1'in kaybolup giden önemli yeteneklerinden. Kevin de Formula Ford Danimarka'yı kazanarak kariyerine başlamış. Ülke dışına çıktıktan sonra şampiyonalar kazanamasa da hep ilk üçte yer alabilmiş. Daha da önemlisi bir seride ikinci yıl kalmamış, sürekli diğer serilere atlamış. 2009'da Eurocup 2.0'da ikincilik, 2010'da Almanya F3'de üçüncülük, 2011'de British F3'de ikincilik ve son iki yıldır Formula Renault 3.5'da. Bu bilgileri unutmayın, birazdan işe yarayacak.


Magnussen'lerin büyüğü


Stoffel Vandoorne da Magnussen gibi 92 doğumlu. 2010'da F4 Eurocup 1.6 kazanarak Eurocup 2'ye geçmiş, ilk sezon 5. olmuş, geçen yılda şampiyonayı kazanarak Reno 3.5'a transfer olmuş. Zaten bu şubatta McLaren programına katıldı. Eurocup Formula Renault 2.0 da Formula Renault 3.5 gibi aynı pistlerde dolanıyor Renault Dünya Serisi takviminde. Yani aynı havayı soluyorlar. Bir bakıma bu serinin GP3'ü. Belirtmeden geçmeyelim, Renault'un alt serilere inanılmaz bir desteği var, Fia dua etsin de Renault desteğini çekmesin. Renault Dünya Serisi içinde Eurocup Megane Trophy ve Eurocup Clio serileri de var, bir hafta sonunda dört serinin ikişer yarışları oluyor. Oldukça yoğun bir program ve aralarda da Red Bull F1 araçlarından biriyle ve Renault araçlarıyla gösteriler de oluyor. Unutmadan biletler bedava, belki yolunuz düşer. Belki Türkiye'ye gelir.

Stoffel Vandoorne / Hungaroring


Şimdi, alt serilerle ilgili 2013'den önce çok fazla ilgilenmediğimizi şerhini koyup önemli noktalara gelelim. Öncelikle bir pilotun kaç yaşında hangi seride yarıştığı çok önemli. Kendinden 2 veya 3 yaş büyüklerle kapışan bir gençten şampiyonluk beklemememiz lazım. Diğer önemli faktör de seride kaçıncı yılını geçirdiği. İlk senesinde pek ortalarda görünmeyen bir genç pilot ikinci yıl aynı serinin tozunu attırabilir. Bu iki faktörün etkisini Lewis Hamilton'ın kariyeri üzerinden çok güzel bir örnekle anlatabiliriz. 85'li Hamilton 2004'de F3 serisini beşinci bitirmiş, ilk iki sıradaki isimler 82'li Jamie Green ve Alexandre Premat. Üstelik Green domine etmiş seriyi. O yılın 4.'sü de 85'li Rosberg. Yalnız Rosberg'in de serideki ikinci yılıymış. Hamilton'un başarısı daha net anlaşılıyor. Zaten Hamilton 2005 yılında seriyi 20 yarışta 13 pol, 15 galibiyet alıyor ve bize de diyecek bir şey kalmıyor. 2005'in ikincisi Sutil, Di Grassi 3, Vettel 5, Van der Garde 9, Di Resta 10. Şu an anlamsız görünebilir ama Hamilton Vettel'den 2 yaş büyük.





Lewis Hamilton'ın kariyeri



Bütün bu seriler, yapılan onlarca yarış şu an bizim için sadece istatistik. Bilmediğimiz birçok faktör olabilir. Pilotların çoğu sırf yarışmak için başka ülkelere gidiyorlar. Yeni bir ortam, yeni arkadaşlar, yeni takımlar. 18-19 yaşında hayallerinin peşinde giden bir pilot ister istemez mental olarak çok da güçlü olmuyor. Yanlarında onları zor durumda destek olacak birileri bile olmayabilir. Bazen sayılar yeterli olmayabilir alt serilerdeki pilotların başarısını ölçmek için.


Nico Hulkenberg'in kariyeri



Avrupa F3 serisine geri dönersek, 2006'da Di Resta'nın şu meşhur Vettel'i geçtiğim diye anlattığı sezondu. Vettel'in Formula 1'e girerken ne Hamilton ne de Hulkenberg kadar kariyeri vardı. Hatta kendi ülkesinde düzenlenen Formula BMW dışında şampiyonluğu yok. Bugün ise 4. F1 şampiyonluğuna ulaşmak üzere. Genç pilotları değerlendirmek için bu seriler hayati fakat Vettel gibi örnekler de olabiliyor. Vettel'in Red Bull Akademisi'nde olması da önemli bir avantajıydı. Büyük takımların genç sürücü programlarına girmek pilotları en azından kafaca daha hızlı gelişmelerini sağlayabilir.



Sebastian Vettel'in kariyeri



McLaren programı da Hamilton sonucunu verdikten sonra boş durmamış. Genç sürücü programının iki elemanı Red Bull'un Portekizli'si Antonio Felix Da Costa'yı mağlup etmeyi başardı. Da Costa da sezon genelinde bekleneni veremese de son yarışlarda toparlanmayı başardı, muhtemelen seneye Toro Rosso'da olacaktır. McLaren de 2006'da Hamilton'ın GP2 zaferinden sonra şampiyonu direk F1'e süperlisans kazandıran diğer seri FR 3.5'da bir pilotu şampiyon olacak. Zaten Magnussen Silverstone testlerinden sonra süperlisansa yetecek kadar km. yapmıştı. Süperlisans denince akla gelen diğer isim de 18 yaşındaki Sergey Sirotkin. Rus pilot yaşına göre fena iş çıkartmıyor, aslında bir sene daha seride kalsa hem biraz daha olgun olabilir hem de yetenekleri hakkında daha fazla fikir sahibi olabilirdik. Rus patronları ve babası sırf Sochi için koltuğu zorluyorlar fakat pilotun kariyeri için bu hamle hiç iyi olmayabilir. F1'e yanlış veya erken zamanda girip kaybolan birçok yetenek var, kendileri bilirler, Sirotkin ileride kaybolup giderse üzülenlerin sayısı bir elin parmağını geçmez. Eğer Sirotkin beklentileri karşılarsa duruşuyla yeni Raikkonen de olabilir. Tavırları, hareketleri falan çok soğuktu Hungaroring podyumunda.

FR 3.5'da şu ana kadar 15 yarış yapıldı. Artık son iki yarış Katalunya'da. Geçen sene büyük bir heyecan vardı Sam Bird, Jules Bianchi ve Robin Frijns arasında. Frijns çok tartışmalı bir şekilde şampiyonayı kazandı. Son yarışta Bianchi'ye geçilen Hollandalı Magnussen'e de geçilmemek için savunma yaparken ilginç bir şekilde Bianchi'yi biçti, kendi de yarış dışı kaldı. Hemen akıllara Senna ve Schumacher'in yaşadıkları gelmiştir. 91'li Frijns'ın kendinden daha tecrübeli 89'lu Bianchi ve 87'li Bird'e karşı şampiyonluğu çok değerliydi. O da yarıştığı bütün serilerde Hamilton ve Hulkenberg gibi şampiyon olmuş bi pilot ; 2010 Formula BMW Europe, 20111 Eurocup Formula Renault 2.0, 2012 Formula Renault 3.5. 2012'in üçüncüsü, bu yılın GP2'de şampiyonluk adayı Sam Bird'ün başarısı da biraz da yaşından dolayı anlamsız. 26 yaş bu seriler için fazla.

Bianchi, Frijns, Bird


Magnussen de 2012'de yukarıdakilerin ilk üçte bitirdiği seriyi 7. tamamlamış. Frijns'ın 4 polü varken, Magnussen 3 pol almış. Yarış dışı kalmadığı yarışlarda baya iyi sonuçlar almış. Bu sene ise 15 yarışta 6 polü var. İki yarışta da yağmurdan dolayı zaman turu yapamadı. Seriyi tam anlamıyla domine etti Kevin Magnussen. Üstelik hem geçen yıl geçildiği pilotları geçti, hem de kendisi gibi birçok pilot seride ikinci yılını geçiriyor. Bir ara şampiyonada Vandoorne'un 3 puan gerisine düşse de -tam da Silverstone testlerinden önceydi fakat McLaren acele bir karar vermedi- toparlanmasını bildi. Çoğu yarışı podyumda bitirdi, şu ana kadar 11 podyum. Bir yarışta diskalifiye, iki yarışta çok gerilerden başladı; biri ceza, biri yağmur, bir de Monaco'da 4.'lüğü var. Yalnız en güzel yarışı Hungaroring'deki ilk yarışta 16.'lıktan 2.'liğe yükselişiydi. Tamamen yağmur altındaki yarışta yetişebildiği herkesi geçti, bunların arasında en büyük rakibi Vandoorne ve Sirotkin de vardı. O yarışın yazısına şuradan bakabilirsiniz. Magnussen birçok açıdan Hamilton'ı andırıyor, yağmurda agresif sürüş, tek turdaki saf hız, McLaren altyapısı derken...Vandoorne de ister istemez Alonso'yu.



Magnussen ve Vandoorne



Hem McLaren hem de Red Bull kampı için Hamilton ve Vettel iyi birer örnek olduğu kadar kötü yanları da var. Her genç sürücüden bu iki isme yaklaşmasını beklemek bazen çok ağır gelebilir. Sonuçta Hamilton gibi pilotlar 15-20 yılda bir gelen yetenekler. Algersuari ve Buemi kötü pilotlar değildi mesela fakat Vettel olmak için takım arkadaşını yenmek de yetmiyor, net bir şekilde mağlup edeceksiniz. Akademiden Red Bull koltuğuna yükselen ikinci isim Ricciardo oldu. Vettel'den 5 yıl sonra. Magnussen veya Vandoorne da 5 yıl sonra F1 şampiyonu da olabilirler DTM'de mücadele edebilirler. Serdar Ortaç'ın dediği gibi yüzlerde örnek var. Yine de F1'e bir kala anlamındaki bir şampiyonanın en iyi iki pilotu aynı programdan çıkıyorsa o program tartışmasız başarılıdır. Zaten McLaren ve Red Bull programları diğer takımların baya bir önünde. Hamilton ve Vettel çıkarmak rastgele olacak işler değil.

Denebilecek çok şey daha var belki ama genç sürücülerin işinin her zamankinden daha zor olduğu bir dönemdeyiz. Test yasakları asıl onları vurdu. Uzatılan ilk antrenmanlarında takımların çoğu genç pilotu tercih etmeyebilir deniliyor. Fazladan tek set için genç sürücüler kullanmak zorunda şartı getirilmeli veya başka önlemler. Bu şartlarda yeni Hamiltonlar çıkartmak çok zor. Yakında grid biraz sponsoru olan biraz yeteneği olan orta sınıf pilotlarla dolacak. Hamilton ve Vettel test yasağının olmadığı zamanın ürünleriydi. Vettel'le aynı yaşta ve onunla alt serilerde mücadele eden Hulkenberg ise test yasağının olduğu şimdiki zamanların ürünü. Hulk'un kariyerinde başka faktörler etkili olsa da koltuğa ilk oturduğunda Barrichello'ya mağlup olmuştu. Şimdiki seviyeye gelmesi 4 yılı buldu. Testler olsa belki 2010'da Barrichello'yu mağlup edebilir, daha erken olgunlaşabilirdi.

Velhasıl kelam, bekleyip göreceğiz...

14 Eylül 2013 Cumartesi

Formula Renault 3.5 Hungaroring 1. Yarış - Magnussen Yağmurda Hamilton'laştı

Formula Renault 3.5'da 6 haftalık çok uzun bir aradan sonra yapılan bir sıralamada her şey birbirine girdi. İkide bir kalkan kırmızı bayraklardan dolayı bazı pilotlar temiz tur atamadı. Sonunda Negrao ilk polünü alırken, aynı takımdan Nico Müller ikinci oldu. Aleshin 3, Da Costa 4, Stevens 5, Sirotkin 6, Vandoorne 11, Magnussen 16, Carlos Saniz Jr. da 25. sıradan yarışa başladı.

1Andre NegraoInternational Draco Racing2:04.49211
2Nico MullerInternational Draco Racing2:05.8251.33312
3Mikhail AleshinTech 1 Racing2:06.0591.56713
4Antonio Felix da CostaArden Caterham2:07.1642.67213
5Will StevensP1 by Strakka Racing2:07.1642.67212
6Sergey SirotkinISR2:07.3652.87311
7Marlon StockingerLotus2:07.9703.47810
8Pietro FantinArden Caterham2:08.6034.11113
9Nigel MelkerTech 1 Racing2:09.6565.16413
10Matias LaineP1 by Strakka Racing2:10.6696.17712
11Stoffel VandoorneFortec Motorsports2:10.7166.22413
12Oliver WebbFortec Motorsports2:10.9016.40912
13Daniil MoveSMP Racing by Comtec2:10.9046.41210
14Christopher ZanellaISR2:10.9926.5009
15Yann CunhaAV Formula2:11.3356.84312
Kevin MagnussenDAMS2:13.4858.99312
Carlos HuertasCarlin2:14.2639.77112
Nikolay MartsenkoPons Racing2:14.74110.24911
Lucas ForestiSMP Racing by Comtec2:17.49913.00710
Marco SorensenLotus2:25.76021.26812
Jazeman JaafarCarlinNo time12
Norman NatoDAMSNo time12
William BullerZeta CorseNo time12
Carlos SainzZeta CorseNo time12
Zoel AmbergPons RacingNo time12
Arthur PicAV FormulaNo time12

Güvenlik aracının arkasında başlayan yarış birkaç tur sonra Megan'ın içeri girmesiyle çok hızlı başladı. Önde Negrao ve Muller rahat giderken ilk turda Aleshin ve Da Costa temasından sonra Da Costa yarışı bırakmak zorunda kaldı. Ardı ardına birçok hatadan sonra sıralama çok hızlı değişti. Magnussen'in güvenlik aracının ilk ya da ikinci turun ardından 9. sırada görmek müthişti. Vandoorne da 7. idi o sırada. Magnussen hızlı yükselişini sürdürdü ve Vandoorne'un arkasına kolayca geldi. Yarışın son kısımları hariç sıralama çok çabuk değişiyordu. 

Soldan sağa : Magnussen ve Vandoorne





Öndeki ikili arkadakilerle farkı artırırken orta sıralar fena karışmıştı. Sürekli spinler, geçişler. Magnussen Vandoorne'u da zorlanmadan geçerek N. Melker'in arkasına kadar geldi. Onun arkasında 3-4 tur önemli bir baskı uyguladı ama Melker kolay lokma değildi. Yine de son sektörde uyguladığı baskıyla Melker'i de geçti. Magnussen'in yerini tekrar kaptırmamak için sert savunma yapması Vandoorne'a yaradı, o da Melker'i geçti. O noktadan sonra ikili yükselişlerine devam etti. F1'de de sık gördüğümüz gibi geçilen pilot momentumunu kaybedince bazen birden fazla yer kaybetti. Vandoorne da biraz bundan yararlandı. Magnussen tam anlamıyla Hamilton gibi sürdü yağmurda. 16. sıradan 2. sıraya kadar yükseldi, tartışmasız gridin en agresif ismiydi, şampiyonadaki rakipleri dahil herkesi geçmeyi başardı. Vandoorne'a karşı psikolojik üstünlüğü de ele geçirmiş oldu. Belçikalı rakibine puan kaybetmese de 11. sıradan 4.'lüğe kadar yükseldi, hata yapmadı.



Magnussen ve Müller dışında yarışın yıldızı Carlos Sainz Jr.'dı. Son sıradan yükseldi, çok agresifti. Bu noktadan sonra Da Costa'nın bir adım önünde gibi. Daha bir yarış oldu ama Da Costa bu yıl çok hata yaptı. Sainz Jr. sene sonuna kadar Formula Renault'da olacaktır, yarış da kazanabilir. Sirotkin de  fena bir yarış çıkartmayarak 3. oldu ve podyuma çıktı. Vandoorne'u son turlarda arkasında tuttu, yaşına göre hiç fena iş çıkartmıyor. Podyumdaki soğuk duruşu da ister istemez Raikkonen'i hatırlatıyor. 

Nico Muller








Muller de Monaco'dan sonra 2. zaferi kazandı. Farkı zaten açmışlardı Negrao ile, Muller Brezilyalı'yı 
geçtikten sonra da durmadı. Magnussen 2.'liğe yükseldikten sonra fark zaten 27 sn. idi. Yarış da öyle bitti zaten. Bu arada alt serileri ve oralardaki genç yetenekleri takip etmek için şu site birebir. 


1Nico MullerInternational Draco Racing22 laps in 47:59.721
2Kevin MagnussenDAMS+26.200
3Sergey SirotkinISR+30.078
4Stoffel VandoorneFortec Motorsports+31.265
5Mikhail AleshinTech 1 Racing+34.482
6Nigel MelkerTech 1 Racing+37.447
7Carlos SainzZeta Corse+38.828
8Will StevensP1 by Strakka Racing+50.125
9Arthur PicAV Formula+51.440
10Matias LaineP1 by Strakka Racing+58.962

Şampiyonada Son Durum

1. K. Magnussen 181 
2. S. Vandoorne 148 
3. N. Melker 108
4. W. Stevens 105
5. N. Muller 102
6. Felix Da Costa 95