Kobayashi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kobayashi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ekim 2012 Çarşamba

Uzak Doğu Seferi : 2012 Japonya ve Kore GP'leri

Belçika   : 0.819 sn
İtalya      : 0.792 sn
Singapur : 0.543 sn
Japonya  : -0.451 sn
Kore       : -0.227 sn

Formula 1'in ilginç sezonu devam ediyor. Red Bull iki aracıyla birden Q3'e kalmakta zorlanırken şu an ilk çizgiyi zorlanmadan ele geçiriyor. Yukarıdaki farklar polle RBR'nin sıralamalada daha öndeki pilotla olan farkı. Kendilerine has D-DRS kullanmalarından bu yana grafik direkt olarak yön değiştiriyor. Singapur'daki fark da Hamilton'ın muhteşem turu ve Vettel'in kötü turu yüzünden fazla gözüküyor, yoksa orda da fark 0.2-0.3 sn. dolaylarındaydı. Vettel'in Kore'de S2'de 0.2 sn kaybettiğini düşünürsek yine Japonya'dakine benzer bir fark oluştuğunu görürüz. En azından 0.7 sn kazandırdığı 'gözüken' D-DRS'nin RBR, McLaren ve diğerleri tarafından çok büyük bir fark yaratmadığı söylenen bir sistem. Nerden geldi bu kadar fark, sanırım bu sezonda kimin nasıl öne geçtiği veya geride kaldığı pek fazla sorgulanmıyor, en azından ben çıkamadım bu işin içinden, sağa sola bakıyorum yok.

Koymazsam ölürüm...


İlk dört virajı harika geçen Kore'de yarışın diğer %99.9'lık kısmı yavan geçti. Yine de ilk turda uzun düzlükte mücadeleleri izlemek büyük keyifti. Kobayashi Button ve Rosberg'i biçerek ikisinin de yarış dışı kalmasına sebep oldu. Bu seneki kazalar gerçekten bazen taraftarlara komik bile geliyordur. Rahatlıkla önlenebilecek, basit frenaj hatalarıyla başkalarının yarışları mahvoluyor. Bu seviyede böyle hatalar, garip. Son birkaç yarıştır temiz olan Maldonado'ya insan hak vermeye başlıyor, en azından onun kazaları pozisyon savaşında oluyor.

Hulkenberg'in ve Massa'nın artan formu ise başka göze çarpan yanlardı Uzak Doğu'nun. Massa 2013 koltuğunu garantilerken 2014 için ikilinin performansları kritik olacak. McLaren'in düşen formu da yine gözlerden kaçmadı. Uzun düzlüklü, hızlı virajlı, yavaş virajlı kombinasyonlarıyla benzer Tilke pistleri Japonya gibi pistlere nazaran takımları birbirine biraz daha yaklaştırıyor. Kalan 4 yarışın heyecanlı geçmesi için ufak bir umut sadece. Kalan yarışlarda herhangi bir takım yine ön plana çıkabilir, McLaren bunun için yine en büyük aday sanki, bu yıl bunu başarabilecek kapasiteleri olan Red Bull'la beraber tek takım gibiler araçları itibariyle. Diğer duyum da Hindistan'a Ferrari'nin büyük bir paket getireceği. Artık cumartesiler pazarlardan daha önemli olduğu bir zaman dilimine giriyoruz sanki. Bir de şampiyona gerilim yeterli düzeyde değil, en azından 2010'a göre.



29 Eylül 2012 Cumartesi

Lewis Hamilton Transfer Sözlüğü


Button, Jenson : Takımda artık liderliği ele geçiren Button kuralların pek değişmeyeceği 2013 yılında da en hızlı araca sahip olabilir. Üstelik 2013 yılı aracı da çoğunlukla ona göre tasarlanacaktır. McLaren’in Button-Perez ikilisi tek turda çok iyi bir görüntü sunmasa da İngiliz Hamilton gibi tek tur ustası bir pilotun baskısından kurtulacağı için bir nebze performans bulabilir. Kariyeri 2009 yılına kadar hep ‘yanlış zaman yanlış insan’ modunda giden Button Hamilton’ın gidişinden en karlı çıkan isim muhtemelen.

Doyurucu : İlkin yazıyı ‘doyurucu’ sıfatı çerçevesinde yazmak istiyordum, vazgeçtim. Hamilton’ın takımda mutlu olmaması, takımdan orjinal kupaları istemesi, Mercedes’de daha fazla kazanacak olması, 2014 kural değişiklikleri, geçen sene yaşananlar …Bunların hiçbirisi tek istediği daha fazla şampiyonluk olan bir pilotun daha güçsüz bir takıma gitmesi için ‘doyurucu’ nedenler değil. 2013 yılında Mercedes’in en büyük numarası D-DRS’nin de çöpe gittiğini hesap edersek seneye Hamilton’un şampiyon olma ihtimali yok gibi. Üstelik en büyük iki rakibi 2012 ve 2013’de birer şampiyonluk alsa Alo 3, Vet 3, Ham 1 olacak, onun için daha kötü senaryoda Alo veya Vet 4 Ham 1 olacak..2012 için de takım ve Hamilton’ın eski konsantrasyonunu toplaması zor olacaktır, büyük sürpriz olmazsa.2015 içinse Mercedes kısmını bekleyelim.

Luca ne düşünüyor acaba..


Ferrrari : Aslında her şey Ferrari’nin tek pilot üzerine odaklanmayı bırakıp bırakmayacağı üzerinde duruyor. Massa en fazla bir sene daha yarışabilir, 2014 için takım gerçekten Vettel’le anlaştı mı veya anlaşmaya çalışacak mı ? Hatta daha ileri gitmek istiyorum, takım 2016 aralık ayında Alonso ile devam etmek isteyecek mi ?  Eğer Ferrari iki güçlü pilotla yarışırsa 2017 yılı için Ferrari-Hamilton birlikteliği uzak değil, bu fikrin diğer parçaları diğer harflerde olacak.

Grid : Hamilton transferi öyle bir hareket getirdi ki gride, HRT hariç bütün takımların pilot dizilimini değiştirebilir iki yılda. Halihazırda üç takımın dizilimi değişti, Ferrari’nin kararına bağlı olarak hem kendileri hem RBR, muhtemel Kimi boşluğu için Lotus, RBR koltuğu için bir STR pilotu, orta sıralarda boşluk için Kovalainen ya da Marussia ikilisinden biri….Bu işten tamamen karlı çıkacak basın olabilir.

Force India İkilisi : Her ikisi de McLaren koltuğunu kapamamış olsalar da şu an belki de hayatlarının savaşını veriyorlar. Kim kaybederse geleceğini de kaybetmiş olacaktır. Kazanan taraf büyük ihtimal daha iyi bir koltukta şampiyonluk veya yarış kazanmak için yarışacak diğeri ise puan mücadelesine devam edecektir.

Haug Amca

Haug, Norbert : Haug ile Schumacher ilişkisi bir türlü olmayan bir ilişki. Haug tarihin akışını değiştirmeyi istiyorsa bunu 90’ların sonunda yapacaktı. Sanırım zamanında Schumi’yi McLaren’e transfer etmek isteyen Haug 2010’da bu emeline ulaştı fakat beklenileni veremedi. Daimler Hamilton transferin daha çılgın bir şey yapmak isterlerse CEO’su sayın Dieter Zetsche Haug’u gönderir, BMW’den emekli olan Mario Theissen’ı alabilir.Akıllarında bulunsun yani...

HRT : Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok

Kobayashi, Kamui : Geçen seneki etkileyici performansından sonra tek turda da hızını geliştiren Japon pilot, ilginç şekilde takım arkadaşının gerisinde kaldı. Şu an kimse ondan bahsetmiyor, belki de aracın yumuşak yapısı ona hiç uygun değil. Bunu demek de pek ‘doyurucu’ değil çünkü kimi zaman o da iyi performanslar gösterdi benzer taktiklerle, tam olarak belli bir neden de olmayabilir. Daha hiçbir şey bitmedi onun için..

Lost – Lost : McLaren Hamilton birlikteliğinin bitmesi iki taraf için lost-lost oldu. Hani bir anlaşmada iki taraf da ne kadar kaybedebilirse o kadar kaybettiler. Hangi tarafın daha az zararla kapatacağını zaman gösterecek. Zaten bu birlikteliğin bitmesine insanlar iki taraf da zararlı kapatacağı için inanmıyordu ama bitti…

McLaren : Hamilton çocukluğundan beri içinde bulunduğu takımını bıraktı. Adrian Newey varken bir takıma en iyi teknik kadroya sahip demek kolay değil ama Newey’i Lotus James Allison’u veya Ferrari’nin Pat Fry’ı gibi bir seviyede kabul edersek en iyi teknik kadro McLaren’de diyebiliriz. 2013 için de çok iyi bir temele sahipler. Perez anlaşmasıyla Vodafone konusunda elleri güçlenecek. Perez hamlesini Mercedes’den bir saat önce duyurarak bir nevi çalım attılar, oldukça politik bir hamleydi. Hem de Ferrari’nin yeteneğini kaptılar. McLaren motor konusunda ise sanıldığı kadar dezavantajlı olmayacaktır. Eğer Mercedes’le anlaşamazlarsa yeni bir partner arayabilirler ya da kendileri üretebilir. Sonuçta Mercedes hala kendi kazanamasa da McLaren’le kazanmaya devam ediyor ve McLaren motor için Force India ile aynı ücreti ödemek istemeyecektir. ‘Maliyeti çıkarma’ adına 2-3 yıl bir geçiş dönemi olabilir sonrasında seçeneklere bakılabilir. Motor konusuna Mercedes’le devam edelim..

Mercedes : Herkesin beklentisi 2014’deki kural değişiklerinin 2009 gibi bir fark yaratması. Fakat unutulmaması gereken önemli olan noktanın motor gelişimine izin verip vermeyecekleri veya ne kadar izin verecekleri. Motor gelişimi yasak olduğu takdirde beklentileri pek fazla büyütmeye gerek yok sanki. 2014 yılı için oluşacak muhtemel dayanıklılık sorunlarıyla geçiş yılı olabilir. Ayrıca motor çok ön plana çıkacaksa bundan avantaj takım dayanıklı motorlarıyla Ferrari veya dayanıklılık konusunda şu aralar sıkıntı da olsa sürekli zorlayan Renault olması daha kuvvetli bir ihtimal. Üstelik Mercedes’in bu konuda pek de iyi bir şöhreti yok. Yine 2014’de Mercedes son yarışa kadar şampiyonluk için savaştı, peki ya 2015’de bunun devam edebileceğinin garantisi var mı ? Brawn’ın kurduğu Aldo Costa, Geoff Wills gibi önemli isimlerle kurduğu kadronun performansı motorlardan da önemli olabilir. Mercedes Hamilton transferiyle bir anlamda günü kurtardı, hem devam ediyoruz mesajı verdi hem de tekrardan takımın üzerindeki beklentileri ve ışıkları artırdı. Yine de seneye aynı noktada başladığı takımlarla oluşan fark şampiyonluk isteyen bir takım için hiç iyi gözükmüyor. Üstelik tek galibiyetleri de biraz lastik ve McLaren’in hataları kokarken..

Maldonado, Pastor : Pastor Maldonado 2013’de McLaren’de. Bu sene iyi performansıyla göz dolduran Venezüellalı pilot Lewis Hamilton’un Mercedes’e geçmesiyle McLaren’e transfer oldu. Güçlü sponsporu PDVSA’yı da yanında İngiliz takıma götüren Maldonado 2013’de şampiyon olmak istiyorum dedi… Şimdi şaka gibi gelen şu haber eğer Maldonado yarışlardaki saçma hataları olmazsa hiç de uzak değildi. Williams ile 2013 için sözleşmesi var galiba ama biz fanteziyi bozmayalım. Venezüellalı olası seçenekler içerisinde McLaren’in 2013 koltuğu için en içe sinecek seçenek olabilirdi. Çünkü takım arkadaşına bu denli üstünlük kuran bir pilot yok olası adı geçen isimler arasında. Doğru zamanda doğru yerde olmak çok önemli, nasıl  Button zamanını beklediyse her zaman elinizden gelenin en iyisini yapmalısınız Formula 1’de. Size de bir gün şansın geleceğini bilerek, isteyerek..

Perez, Sergio : Şu anda dünyanın en mutlu insanı. Elinde müthiş bir fırsat var, artık son 6 yarışta bile göz önünde olacak. Daha çok genç, öğreneceği çok şey var ve şampiyonluk kazanabileceği bir araçta olabilecek en iyi takım arkadaşına sahip. Söylenebilecek çok bir şey yok…


Raikkonen, Kimi : Bu seneki performansıyla göz dolduran Kimi eğer yeniden bırakmazsa onu kapmak için 2013 sonrasında McLaren – Red Bull – Lotus savaşı yaşanabilir. Eğer Lotus ona düzgün araç verirse büyük takımla uğraşmamak için tercihinin Lotus olması küçük bir ihtimal değil. Pilot pazarının gözdesi olacak  gibi duruyor.


Red Bull : 2014 için büyük soru işaretleri oluşan takımda boş durmayacaktır. Eğer Vettel’i kaptırırlarsa Raikkonen için sıkı bir savaşa girebilirler. Toro Rosso sürücüleri seneye daha iyi olacaktır ayrıca. 2008’deki STR aracı hiç fena bir araç değildi, 2012’de STR pilotlarının Vettel gibi bir patlama yapmaları kolay değil. Ricciardo bu formunu devam ettirebilirse Webber’in koltuğunu devralabilir. Yine de takım bir yıldıza ihtiyaç duyacaktır. Şu anki denklemde Red Bull zayıf görünse de kesinlikle boş durmayacaklardır…

Dostluklarını devam ettirmeleri zor olacak.

Rosberg, Nico : Oluşan durumdan mutsuz olan isimlerden biri, belki de en mutsuzu. Üç yılda özellikle Schumacher taraftarlarına antipatik gelen birçok açıklamaları olsa da pistteki başarısızlığı ‘ben de Schumacher’i geçtim ne yapayım’ diyerek savuşturmaya çalıştı. Ne olursa olsun Schumacher’le yarışmak insanı yıpratır, hadi Schumacher geçici bir projeydi Mercedes için. Bu takım Rosberg’in etrafında kuruldu, peki Hamilton nereden çıktı şimdi diye düşünecektir. Yine bir yıpranma dönemi Rosberg için..O muhtemelen Di Resta’yı beklerken karşısında bu takıma oldukça şaşaalı şekilde ve şampiyon olmak için gelen bir Hamilton var. Şu an çok onun işi zor..

Sarı Kask : Artık sarı kaskla özdeşleşmiş Hamilton'ın sarı kaskına devam edip etmeyeceği başka bir soru. Bildiğiniz gibi Rosberg de daha açık olsa da sarı kask kullanıyor. İkisi de aynı renkte kask takar mı bilinmez. Son yarışa beyaz kaskla çıkan Hamilton acaba gece yarışı bahanesiyle taraftarlarını bu kaska mı alıştırmaya çalışıyor ? Evet, kasklar yarış kazandırmaz ama Hamilton'un sarı kaskı onun agresif yapısı kadar Hamilton'u Hamilton yapan özelliklerden biri.

Sauber : Formula 1’in Porto’su, eskinin Ajax’ı… Raikkonen, Massa, şimdi de Perez. Yetiştirdiği bir başka yetenek de büyük takıma gidiyor. Keşke F1’de bonservis olsa diyesi geliyor insanın Sauber’i görünce. Şimdi de Perez’in koltuğunu kimle dolduracak, Ferrari’den sonra en çok konuşulan konu olacaktır. Eğer Schumacher olmazsa Kovalainen güzel bir seçenek olabilir.

Sauber düşünceli..

Schumacher, Micheal : Schumacher’in karar verememesi olayların başlangıcı oldu. Veya Hamilton gibi bir ismin gelecek sene boşta gözükmesi Mercedes’in iştahını kabartmış olabilir. Rosberg gibi tek turda iyi pilotu sıralamalarda geçiyorsa Schumi bırakması için hiçbir neden yok. Onu Sauber’de görürsek çok mutlu olacağım şahsen, 2010’da bıraksaydı bir şey diyemezdik fakat şu performansa yazık olur gerçekten. Gitmemesi şu an tek dileğim..

Vettel, Sebastian : Pilot pazarının artık yeni gözdesi, kilit ismi. Acaba 2014 için ön sözleşmesi var mı ? Yoksa zamanında Raikkonen’i, Montoya’yı, Alonso’yu ve en sonunda Perez’i kapan McLaren   pilotlarının olası düşük performansa karşı Vettel’e yönelebilir. Vettel için yine Ferrari – McLaren – Red Bull savaşı görebiliriz. Tabii Perez’in anlaşması için multi-year dendi, 1+1 olduğunu varsayıyoruz. Eğer Vettel RBR’den ayrılmak isterse Ferrari’de Alonso ile kapışmak yerine McLaren’i tercih edebilir. Red Bull’un ne teklif edeceği de şimdilik muamma.







14 Eylül 2012 Cuma

Avrupa'ya Gri Veda : Spa ve Monza GP'leri

İlk tur, son sektör

Macaristan : McLaren - Lotus
Belçika : McLaren - Red Bull
Monza  : McLaren - Ferrari
McLaren son üç yıldır klasikleşen 'Valencia-İngiltere-Almanya Performans Kaybetme Şenlikleri'nden sonra sazı eline aldı. Hatta üç yarışta kazanırken hepsinde farklı takımlarla mücadele etti. Spa ve Monza'da kazanarak iki şampiyonluğu da daha heyecanlı hale getirdi. Her ne kadar Spa'da Button rahatça kazandıysa da Vettel'in performansı gözlerden kaçmadı. Bu yarışa dair anlatacak pek bir şey yok Grosjean'ın sebep olduğu kaza haricinde. Grosjean'ın cezasını hemen hemen herkes haklı buldu da hukuki olarak tamamen skandal. Şampiyonanın önde giden adaylarını saf dışı bıraktı açıklaması bazı pilotların daha fazla adalete sahip olduğunu gösteriyor. Lotus bu noktaya itiraz edebilirdi, en azından basın önünde dile getirebilirdi. Button'un McLaren'le ilk podyumu ve Hamilton'ın twitter skandalı ise unutulmayacak başka şeylerdi.

Spa ve Monza yüksek hızlı pistler olsa da F1'in en teknik pistlerinden. Özellikle de Monza'da takımın doğru ayarları bulması gerçekten zor iş. Düşük df, yüksek düzlük hızı gibi bir basit bir denklem yok işin içinde, evet pist sizden bunu istiyor ama aracınız buna ne kadar uygun ? Monza için dersine iyi çalışmak önemli, pistin istedikleriyle aracınızın özelliklerinizi örtüştürmeniz lazım. 2010'da herkes McLaren galibiyeti beklerken Ferrari kazanmış, 2011'de ise dersine iyi çalışan Red Bull herkesi şaşırtarak adeta uçmuştu. 2012'de ise Ferrari dersine daha iyi çalışmış gibi gözüktü. Son iki yarışta McLaren'in 0.7 sn civarında geri kalan takım Monza'da pol mücadelesine girişti. Belki McLaren de dersine iyi çalışmamış olabilir çünkü yüksek df ve fena olmayan bir düzlük hızıyla daha rahat ayar yapma şansına sahiptiler.

Patroınlar konuşuyor.


Q3'de sorun yaşayan Alonso'nun yarışta kazanacak bir hıza sahip olması şampiyona için kritik olabilir çünkü kağıt üstünde McLaren'in en zorlanacağı yarıştı Monza. Tabii bu yıl neyin ne olduğu belli olmadığı için her yarış farklı bir tablo görebiliyoruz. Yine de son yarışlarda lastiklerden eskiye nazaran çok daha az bahsedildiğinden de takımların lastikleri anladığının varsayabiliriz. McLaren'i bir kenara koyarsak Lotus, Red Bull ve Ferrari'nin sürekli değişen sıralaması kilit olacaktır. Lotus'un son iki yarışta lastik koruma konusunda kendi performanslarının gerisinde kaldığını gördük, aksine McLaren'in de lastiklerini hemen harcamadığını, Red Bull ve Ferrari'nin de sırasıyla Belçika ve İtalya'da McLaren'le boy ölçüştüğü ise gözlerden kaçmadı. Peki Sauber'in Belçika gibi ön sıralardan kalktığı yarışlarda ön grup onların lastik korumasıyla boy ölçübilecek mi ? Şampiyona açısından yine önemli olabilecek bir mücadele. Sauber'in ön sıralardan kalktığı bir yarışı kazanabilir demek de kolay değil, Spa bunun için önemli bir ölçüt olacaktı, orada acaba yarış performansından fedakarlık ettiler mi, ettilerse ne kadar ettiler bilemiyoruz.

Uçtu uçtu Vergne uçtu..


Button, Vettel ve Webber'in yarış dışı kaldığı günde Perez günün tartışmasız en çok konuşulan ismi oldu. Yarışa 8. sıradan başlayan Kobayashi 6.turda Perez'e geçiliyor -muhtemelen çok sorun çıkarmamıştır. - ve her tur yaklaşık yarım saniye geride kalıyordu Meksikalıya göre. Perez'in performansından gözlerden kaçan bu fark çok normal gelmedi açıkçası. Kobayashi ilk 10'a girmenin cezasını mı çekti ? Taktikleri belirlerken Pirelli'nin lastik hamurları arasında bazen hiç fark olmuyor, böyle durumlarda sert lastikler daha bir avantajlı oluyor. Kobayashi 20.tur pite girerken Perez 29.tur içeri girdi. Checo Alonso'dan  9 tur, Hamilton'dan 5 tur temiz lastikleriyle 8.sıradan başlayarak önündekilere teker teker geçmeyi başladı. Ancak 36.turda Raikkonen'den kurtularak önünü açabildi. Önü açılan Perez ön gruptan 1.5 sn çalarak geliyordu. İki Ferrari'yi geçince McLaren tempoyu yarım saniyeye yakın artırdı ve Hamilton Monza'da ilk defa kazandı. Açıkçası tur derecelerini incelemek de pek işe yarar bir şey değil mücadele olmadıkça. Özellikle de McLaren'in son iki yarışta rahatça lider gitmesinden dolayı. Üstelik Monza ve Spa biraz kendine has pistler, önümüzdeki yüksek df pistler için tam bir gösterge sayılmaz. Ne yazık ki F1 takviminde pistler gittikçe birbirine benziyor, acaba neden ?

Lotus'un kendi geliştirdiği D-DRS'si yarışta kullanamaması ve Red Bull'un bir türlü beklenen güncellemeyi yapamaması gelişim yarışının belirleyicileri oldu Uzak Doğu öncesi. Red Bull'un sezon arası öncesi aldığı yasaklar sanki bünyede yavaş yavaş kendini hissettiriyor. Hızlanmanın önemli olduğu pistlerde sene başındaki gibi güçlü olamayan Red Bull var. Yine de derli toplu değerlendirmek için Singapur'u beklemeliyiz, çünkü Macaristan'dan yaklaşık 2 ay ve 3 yarış sonra daha sıkıcı ve karanlık başka bir Macaristan GP'si izleyeceğiz. Bu arada yavaş yavaş yaklaşan bir Sauber galibiyeti ve ilginç şekilde hala galibiyeti olmayan bir Lotus var.

Görünmeyen Rekabetler

Grosjean renk vermedi..
Arka ve orta sıralardaki rekabete başlamadan önce Raikkonen'in ve Schumacher'in son yarışlardaki muazzam performansı da gözlerden kaçmıyor. Schumacher en büyük eksisi sıralama turlarını düzelttikten sonra Rosberg'in önünde yer almaya başladı, Raikkonen hem kendi gelişimi hem de Grosjean'ın hatalarıyla takımın lider pilotu oldu. Grosjean ve Maldonado sürekli kazalara karışsa da grid için önemli pilotlar çünkü ikisi de tek turda iyi. Pilotlar tecrübeyle tek turdaki hızını -yani yeteneğini- pek fazla geliştiremeseler de yarışlarda daha akıllı davranmayı öğreneceklerdir. En azından hızlı bir şekilde öğrenmelerini umalım.

Podyuma çıkamayan takımlardan Force India'da son yarışlarda Hulkenberg göz kamaştırmaya başladı. Hem cumartesi günü İskoç takım arkadaşını geçiyor hem de Belçika, Valensiya gibi olaylara karışmadan iyi yerlerde bitiriyor. Di Resta sanki medyanın biraz abartısı mı diye de düşünmeden edemiyor insan. Yine de erken. Toro Rosso'da ise Ricciardo 10-3 yaptı sıralamalarda. Vergne Monza'dan önce iki yarış Avustralyalıyı geçince acaba demiştik. İlginçtir Vergne'in 8 puanına karşılık Ricciardo'nun 4 puanı var. Diğer mücadele ise Marussia'da. Sıralamalarda 8-4 önde olsa da Glock, Pic diğer takım arkadaşlarından daha dişli çıktı. Belçika'daki mücadele ve Glock'un açıklamalarıyla kendi çaplarında gündem oldular. İkilinin mücadelesine de arada bakmak gerekiyor. Gridin sonundaki HRT ise Caterham ve Marussia gibi 3 yıldır bir tane 'iş bilen' bir tane paralı pilotları olsaydı şimdi daha güçlü olabilirlerdi. Ayrıca Marussia Glock'la Belçika'da Petrov'a 0.4, İtalya'da 0.150 sn uzaklıktaydı, kim bilir yakında Marussia garajında da bir kutlama görebiliriz..






19 Ekim 2010 Salı

Öncesi sonrası ve içiyle dışıyla Suzuka GP

Hava nasıl olursa olsun hüzünlü bir pazar günü. Allahtan ortamı Green Day'in popüler şarkısı Holiday ile dağıttım sayılır. Direkt ve net söylemek gerekirse iki araçla finiş görmek ve ilk iki sıra için yapacak pek bir şeyin olmaması diğer yarışlardan sonra olduğu gibi bir üzüntüye kapılmamı engelledi. Hafta sonu cuma günkü Hamilton'un kazası ve vites kutusu değişimi ile kabus gibi başladı. Bunlara bir de yeni parçaları test edememek de eklenince 'şaka mı bunlar' tepkisini vermemize neden oldu. Cumartesi sabahı da yağmur yüzünden test edemedik, daha da kötüsü sıralama turları yapılamadı. Sabah kalktıktan sonra izleyememek kötü oldu hem de yağmurda iki çok iyi pilota sahipken hayal kırıklığı daha fazla oluyor. Red Bull'un çok iyi olduğu bir pistte yağmurlu bir sıralama turları hem avantajlı hem de zevkli olabilirdi. Neyse, cumartesi gecesi hem Mclaren hem benim açımdan bir çok şeyin kötü gitmesinin ardından yine de umutluydum. O kadar yağmurdan sonra pist kurumaz ve biraz da şans bizim yanımızda olur diye düşündüm. Sabah sıralamayı öğrendiğimde pistin kuruduğundan çok iyi pozisyonlarımıza sevindim özellikle bu kadar dezavantaja rağmen Hamilton'un üçüncülüğüne. Güncellemeler işe yaramıştı sanırım, Hamilton 3, Alonso 5, Button 6 olmuştu, RedBull'u saymıyorum bile, Ferrari'yi geçmek önemliydi, bu saatten sonra bu pistte RedBull'u zaten geçemezsiniz. Vettel de öyle Webber'i açıkça mağlup edememiş sadece 0.078 saniye sn farkla polü almıştı. Fena değildi durum beş kırmızı ışık yanana kadar..

Hangi tarafın temiz olduğunu bilmiyordum ama gözüken tek sayıların yine temiz olduğuydu. Kubica'dan hiç bahsetmedik biliyorum çünkü ona ayrı bir yazı gerekiyor kesinlikle. Hamilton 8, Button 5. sıradan kalkıyor, bir iyi bir kötü. Startta Kubica Webber'i geçmiş, Alonso son anda yerini korumuş, bunlar yeterince açıklayıcıydı temiz tarafın neresi olduğunu. Hamilton Rosberg'in de kötü kalkışından yararlanarak iki sıra yükseldi. Güvenlik aracı Liuzzi, Massa, Petrov ve Hulkenberg'in kazaları yüzünden girdiğinde bu olayın Button'un sert lastik stratejisine nasıl yansıyacağını düşündüm ama pek bir sonuca varamadım işin doğrusu. Kubica yarış dışı kalmasaydı sanırım Vettel çok daha hızlı ve rakipsiz olabilirdi ama bu Kubica'nın arkasında bir tren olacağı manasına gelmezdi. Kubica'nın yarış dışı kalması Vettel hariç herkesin işine geldi, bütün rakipleri, ikişer üçer daha fazla puan kazandılar. Renault için feci bir hafta sonu, üstelik Petrov iyi bir kalkış yapmışa benziyordu, yayıncı kuruluş pek tekrarını izlettirmedi. Hulkenberg, Liuzzi, Petrov ve Massa yarış dışı daha ilk virajdan. Di Grassi de formasyon turunda ilginç bir kaza yapmış, Kubica'nın da kenara çekmesiyle daha yarışın başında altı araç yarış dışı kaldı. Kırıcı yarışları severim.

Güvenlik aracı çıktığında RedBull farkı açıyor, Alonso da hafif hafif Button'dan uzaklaşıyordu. Hamilton önde olsaydı belki tur zamanlarına bakarak Ferrari-Mclaren kıyaslaması yapabilirdik. Her şeye rağmen Mclaren biraz daha Ferrari'ye yaklaşmış gözüküyordu, sıralama turlarında ne oldu bilmiyorum ama Massa'nın 12. cepte başlaması da biraz da bunu kanıtlar gibiydi (Massa'nın şampiyonaya etkisini sonraya bırakalım). Herkes kabul eder ki, en hızlı üçüncü araca sahip olmaktansa en hızlı ikinci olmak kesinlikle daha iyidir. İşte bundan dolayı bu kritik noktanın üzerinde duruyoruz. Pit-stoplara kadar iş yine rutine bağlamıştı, Kobayashi hariç tabii. Beni sevindirse de, Kamui'nin atakları fazlaca tehlikeliydi, insanlara 11. mücadelesi hoş gelebilir ama bu tehlikeli atakları şu anki en hızlı üç takımdan birine yapsaydı olaylar çıkabilirdi. Yine de Kamui'nin atakları bazen fazlasıyla rutine bağlamış yarışları sorgulamamız gerektiğini gösteriyor da, şimdi söylemeyelim, bu da bambaşka bir konu. Algersuari'nin ikinci geçilişinde Kamui'ye yaptığı hareket nasıl cezasız kalır onu da anlamak gerçekten mümkün değil. Gözde pilotlarımdan Sutil'i geçişinde ise ne yalan söyleyim üzüldüm biraz. Mclaren acaba Hamilton'u Kobayashi'nin önünde çıkarabilir miydi, aynı soruyu Singapur için Webber olayında da sorabilirz. Button'a neden sert lastik taktiği uygulandı anlamış değilim belki de bu taktik muhtemel sıralar kaybettirdi ona, yumuşaklarla en iyi üçüncü zamanı alıp startta yer kazanmaya çalışabilirdi. Sene başlarındaki RedBull ve Mclaren takım ekipleri yer değiştirmiş sanki şu son yarışlarda. Son birkaç satırdaki yazdığımız eleştiriler tamamen fos da çıkabilir çünkü çoğu zaman Formula 1 futbol gibi basit bir spor olmayabiliyor, değişkenleri ve imkanlarınızı net görebilmemiz izleyeci olarak gerçekten çok zor.

Pitlerden sonra ne oldu, Button'un birinciliğinin dışında önde değişen bir şey olmadı. Hamilton Kobayashi'nin arkasına düşmüş ve belki de pistin en çılgın iki pilotu karşı karşıya gelmişti ki birkaç tur sonra Hamilton'un çok zorlanmadan galip geldiği bu çekişmede eminim birçok kişinin yüreği ağzına gelmiştir. Sert lastikli Kobayashi ve Button devam ederken Rosberg pit-stopların ardından kılpayı Schumi'yi geçmiş, (yarışın başlarındaki Schumi'nin Barrichello'yu geçişini unuttuk) arkada Rubens, Heidfeld, Sutil, Algersuari sıralaması devam ediyordu. İlk pit-stoplara kadar Yamamoto-Trulli-Glock üçlüsünün sık sık ekrana gelmesi de sponsorlarını baya sevindirmiş olsa gerek. Tabii bu üçlü pitlerden önceydi, sonra Trulli geçti.

Yavaş yavaş eriyen lastikleriyle Button'un, yeni lastikleriyle RedBull'a direnebileceği zaten pek mümkün gözükmüyordu. Button sayesinde ilk beş otomobil birbirine iyice yaklaşmışken pite girmesi biraz şaşırttı. Button'un MP4-25 ile beraber düşen perfomansının bir nedeni de artık yumuşak sürüş stilinin eski avantajını kaybetmiş olması. Pitten sonra zaten Hamilton ile farkı 10 sn'ye düşmüş farkı Button'u 5.düşürdü, bundan sonra da Alonso ile Hamilton'un karşılıklı en iyi tur zamanları geldi. Domenicalli'nin dediği gibi sert lastiklerle Ferrari-RedBulllar ile aynı tur zamanları yapmaya başlamış Hamilton da onlardan geride kalmamıştı. Bunca olaydan sonra Hamilton Alonso'ya yaklaşırken, geçisin oldukça zor olduğu bu pistte atak yapmaya çalışır mı diye düşünürken Hamilton'da vites kutusu sorunu baş gösterdi. O sıralar yoksa her şey bitti mi derken, Hamilton'un yarışa devam etmesi biraz olsun rahatlattı, yine de Button'a geçilme gerçeğini değiştirmedi bu. Arkadaki Rosberg-Schumi ikilisi çok çok arkadaydılar ve iki çılgından birinde yaşanan sorun nedeniyle meydan gıcır gıcır lastikleriyle Kobayashi'ye kaldı. Geçen yarıştaki Kubica olayından sonra biz seyirciler iyice pekiştirdik ki, yakıt ikmalinin yasaklanmasından sonra lastik artık çok önemli bir bileşen Formula 1'de. Kubica'nın geçişin zor olduğu bu pistte yeni lastikleriyle beş-altı kişi geçmiş, belki o pist Marina Bay değil de Monza olsaydı Hamilton da Webber'i geçebilirdi. Demek istediğim yarışın başında güvenlik aracıyla sert lastiklere geçmek artık çok çekici durmuyor. Kobayashi pitten sonra tekrar Algersuari'yi geçmiş fakat bu sefer Jaime'nin yaptıkları kesinlikle cezalık bir hareketti. Sutil ise bu sefer geçilmedi, yarış dışı kaldı, arkasından Rubens ve Heidfeld'i de geçen Kobayashi Rosberg'in de kazasıyla yarışı yedinci bitirdi ve sporun şov tarafına Japonya'da çok büyük katkısı oldu. Rosberg'in kazasından sonra ise gerçekten yüreğim ağzıma geldi güvenlik aracı girer korkusundan. İşte o zaman Hamilton için birçok şey bitebilirdi, konvoya dizilmiş güvenlik aracı çıkar çıkmaz Hamilton'u geçmek için gözlerini bürümüş pilotları hayal bile edemiyorum.

Vettel işini güzelce yapıp, Webber'i geçip birinci olmuş, Alonso, Button, Hamilton ve Schumacher ilk altıda, ardından Kobayashi, Heidfeld, Barrichello ve Buemi de diğer puanları aldılar. Scumi'nin toplamda Sutil'i geçmesi, Williams ve Sauber'in artık her yarışta puan almaları veya puana aday olmaları, Kubica'nın şanssızlığı, Massa'nın kazası ve biraz da motivasyon kaybı, pek dikkat çekmeyen Lotus'un 12. ve 13. olmaları diğer göze çarpan olaylardı Suzuka'dan. Böylelikle Lotus 10.'luklarını daha da pekiştirdiler. Yeni takımlar da formasyon turundaki Di Grassi'nin ilginç kazası dışında 6'da 5 yaparak önemli bir iş yaptılar. Liuzzi ve Massa'nın kazası da iki tane takım arkadaşına geçilmiş kısmi depresyondaki pilot için manidar oldu. Bir şey biliyorsak o da Massa'nın bu olmadığıdır, neyse bu konuyu da sonraya atalım. Mclaren'in uzun zaman sonra Ferrari'den iyi bir sıralama turu geçilmesi not edilmeli, Kore'de Red Bullların baskın olarak güçlü olmadığı bir pistte önemli bir ayrıntı olabilir. Yarıştan sonra Webber ve Alonso'dan iki güzel açıklama geldi. Webber artık kazanması gerektiğini, Alonso ise RedBull'lara uyan 16 pistten 15'inde sadece üçünde duble yapabildiklerini, sürekli olaylar olduğunu ve olaylardan yararlanabileceklerini söyleyerek bence tecrübesini konuşturdu.

Son olarak da, Hakkinen'in şampiyon olduğu 99 yılından sezonundan sonra, bir iki yıl Suzuka'yı izledikten sonra sanırım ilk defa bir Suzuka GP izledim. Arada 2003'de umut yok diyerek kalkmadığım ve 2007'deki Fuji GP'si olmak üzere iki yarış var. Trt'de Formula 1 Klubü'nde bir seyircinin dediği gibi klasik pistler gerçekten başka. İnsan bu pistlerin değerini onları yavaş yavaş kaybettikçe anlıyor. Normalde bu yazıyı yarış günü bitirecektim ve birkaç gün içerisinde bloga koymuş olacaktım, tembelliğim yüzümden bir hafta sonraki pazar günü bitirdim ve rezalet biçimde çok sonra koyabiliyorum. Herkese nacizane tavsiyem hiçbir işi ertelemeyin, zamanında yapın. Kore'de görüşmek üzere..