Force India etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Force India etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Şubat 2015 Pazartesi

2015'e Bismillah - Jerez Testleri

Bir Jerez testlerini daha geride bıraktık. Aslında elimizde çok fazla bir şey yok. Yine de tuttuğumuz kısa notlara bakalım.







- Jerez'de en çok dikkat çeken takım Ferrari'ydi. Takım oldukça hızlı turlar attı. Kimileri boş depoyla atıldı dedi, kimileri araç çok iyi. Raikkonen'in de açıklamalarından bu sene aracın daha sürülebilir olduğunu rahatlıkla çıkartabiliriz. Fakat Ferrari'deki yeni yapılanmadan çok iyi sonuçlar beklemek için erken.

- Mercedes de en çok tur atan takım olarak yine dikkatleri üzerine topladı. Turlardan ve açıklamalardan anlaşılacağı üzere takım çok fazla zorlamadı ve yine en büyük favoriler.


























- Red Bull ise McLaren ile beraber muhtemelen bu senenin en agresif aracını üretmiş. Takım testleri çeşitli sorunlar yaşayarak geçirdi ve doğal olarak çok da verimli bir test olmadı. Renault'un daha güçlü olduğu ve daha dar bir paket hazırladığı şeklinde haberleri de gördük. Ayrıca Fransız şirketin müşteri sayısı 2'ye düştü ve bu iki takım da Red Bull. Toro Rosso'nun her geçen sene RBR'ye daha fazla benzeyeceğini tahmin etmek zor olmasa gerek, anti parantez olsun dedik.

- McLaren de Red Bull gibi sorunlarla boğuştu İspanya'da fakat bu yaşananlar pek çok kimse için şaşırtıcı değildi. McLaren de RB11 gibi çok dar bir arka tarafa sahip ve bunda motorun da katkısı var. Bakalım planlanan sonuca ulaşabilecekler mi ? Takım tasarım felsefesini değiştirdiğini söylese de yine zor bir araç üretmiş. Bir yandan da takımın açıklamaları garip şekilde çok iddialı.

- Williams ise sessiz sedasız bir testi geride bıraktı. Dayanıklılık konusunda ise takım sınıfı geçti. Geçen seneyi Mercedes'in arkasından en hızlı araç olarak bitiren takımın bu sene neler yapacağı daha kritik. Takım son yıllarda bir sezonu iyi geçirip ertesi sezonu kötü bitiriyor. Bu sezon motorların arasındaki performans farkının azalacağını düşünürsek işleri daha zor olacaktır. Ayrıca bu sene takım daha az hata yapmalı, yine ellerinde hızlı bir araç olursa Ricciardo-Kyvat ikilisini geçmeliler.

- Sauber ise testlerin hızlı takımlarındandı. Ferrari'den liderlik tahtını 3. gün sadece Felipe Nasr alabildi. Takım hem yetenek olarak hem de tecrübe olarak kısıtlı bir kadroyla mücadele edecek. Tur zamanlarını reklam amaçlı olduğu da akla geliyor maalesef. Umarız hem motorun hem de aracın gelişmesinden kaynaklanan bir durumdur bu.

- Jerez'e zar zor yetişebilen Lotus'ta moraller iyi fakat Grosjean'ın açıklamaları da kafa karıştırmadı değil. Takım 2014'te sürekli yapılan tasarım hatalarından ders çıkardığını söylüyordu. Lotus güç kaybetse  de önemli bir geleneğe sahip, bu sene Mercedes'in de katkısıyla öne yaklaşacaklardır.








- Toro Rosso genç ikilisiyle önemli turlar attı. Takımın en azından dayanıklı bir aracı olduğunu söyleyebiliriz. Şu an hem maddi hem manevi gridin en rahat takımı. Verstappen de ilk ciddi testinde yeterince tur attı. Genç pilot yetenekli olsa da üzerinde önemli bir baskı var çünkü Hamilton'ın bile F1'e girerken üzerinde bu kadar büyük bir beklenti yoktu. Diğer baskıyı hissedecek pilot ise Sainz. Daha ilk senesinden Verstappen'e yenilirse kariyeri zora girebilir çünkü çok genç olmasına rağmen Verstappen'e göre önemli alt seriler tecrübesi var ve son FR3.5 şampiyonu olarak geldi buraya.

- Ne kadar saklasalar da Force India maddi olarak zor durumda. Bu yüzden testleri kaçırıyorlar. Umarız Hulkenberg'in WEC anlaşmasının bununla bir ilgisi yoktur. Çünkü son yıllarda pek örneğine rastlamıyoruz bunun, F1 takımları çok müsaade etmezler böyle bir duruma. Aslında Force India'nın durumu F1'de ekonomik koşulların ne kadar sakat olduğunun göstergesi. Takım son 6 altı yıldır puan savaşı yapıyordu ve son 2 yıldır da takımlarda 6. oluyordu. Belki çok önemli başarılar değil ama böylesine istikrarlı bir takımın da durumu Caterham ve Marussia'dan farklı olsun bir zahmet değil mi ?





Evet, sizlerle çok fazla yeni şey paylaşamadık, kusura bakmayın. Jerez de karakteristiği itibariyle buna katkı sağladı. En azından motorlar konusunda farkların biraz azaldığını söyleyebiliriz, daha doğrusu tahmin ediyoruz. Daha düzgün bir ifadeyle, güç ünitesi. Sadece güç ünitelerinin performansı değil, bunların şasi ile uyumu da çok önemli. Bu, geçen seneki Mercedes'in başarısındaki en önemli noktalardan biri aynı zamanda. 2014 boyunca güç üniteleri geliştirmek mümkün olmadığı için 2015'te birden takımlara önemli bir kapı açıldı. Bu açıdan da bir ilki yaşayacağız. Normalde Mercedes'in güç farkı çok fazla olduğu için daha rahat konuşabilirdik fakat bu sefer durum farklı. Yine de en büyük favori Mercedes. Asıl soru, farkın ne kadar kapanacağı, eğer geçen seneye göre fark belirgin olarak azalmazsa motor dondurma, geliştirme, 2017'deki yeni kurallar vs. tartışmaları hız kazanabilir. Barcelona'da görüşmek üzere.

1 Ağustos 2014 Cuma

2014 Sezon Ortası Analizi : 1




























Formula 1'in en çok beklenen kural değişikliği ile beraber 2014 sezonu için kollar neredeyse 3 yıl önce
sıvanmaya başlanmıştı. Belki de fazla edebiyat yapmadan dağ fare doğurdu diyelim. 4 yıldır şikayet edilen Red Bull üstünlüğünden bile daha baskın bir araçla karşımıza çıktı Mercedes. Dağ bayır, düzlük viraj her anlamda en iyiler. Bu noktada F1'in, özellikle kuralları değiştirenlerin Mercedes'e büyük bir borcu var. Bu baskın araç Red Bull'da hele de Ferrari'de olsaydı şampiyon şimdiden belli, motor sesinden rahatsız olan taraftarlarla beraber spor iyice dibe çökebilirdi. Mercedes'in de Macaristan'daki gibi sıkıntıları olsa da sağlamaya çalıştıkları rekabet Formula 1'i bu sene ayakta tutan şey oldu, umarım son yarışa kadar devam eder.

Sezon bundan sonra genelde olduğu gibi daha gerilimli olacaktır, hele de son yarış. Şampiyonluk yarışı kızışmaya devam ederse diğer şeyleri pek önemsememeye devam edebiliriz. Şampiyonluk dışında pilotlarda Ricciardo 3.'lük için şanslı duruyor, Alonso istikrarı ve Bottas Williams'ın artan hızıyla beraber diğer büyük adaylar. Bunun yanında takımlarda Red Bull ikincilik koltuğu için şanslı olsa da 3.'lük için Williams, Ferrari hatta Force India ve McLaren'in şansları var. Diğer merak edilen ise Marussia'nın takımlarda 9.'luğu kurtarma şansı. Sauber'in 3 puan alması Marussia'yı geçmesi yeterli olacaktır. Sezonun ikinci yarısı dayanıklılık da önemli olacak. Renault hızda sorun yaşadığı gibi dayanıklılıkta da sorunları var. Şimdiden bazı parçalarda limitteler. Bakalım fazla motor ve parça kullanımından verilmesi muhtemel cezalar şampiyonayı nasıl etkileyecek. Şimdi takımları sırayla ele alalım.



Mercedes 

2014'ün en iyi takımı Mercedes şampiyonaya da büyük anlamda yön veriyor. Bazı aksilikler olmazsa 11 pol ve galibiyetin hepsini kazanabilirlerdi. Avusturya, Kanada ve Macaristan'da birer fireleri oldu. Bu anlamda da MP4/4'ün rekorunu da kaçırmış oldular. Hamilton sene boyunca daha çok sorunlarla boğuşurken Rosberg daha sakin bir sezon geçirdi. Ayrıca geçen sezon Malezya'da Rosberg'e yaptığını bu sezon da Hamilton'a yapabilir takım. Her ne kadar Mercedes'i sürücüleri yarıştırma konusunda övsek de Rosberg'le yapılan yüksek meblağlı sözleşme takımdaki rüzgarın biraz değiştiğini gösteriyor. Hamilton 2011'de yaşanılanlardan sonra öz evlat olmasına rağmen McLaren'deki gücünü kaybetmişti, şimdi de üvey evlat olmasa da Mercedes'in daha bir öz evladına karşı savaşıyor. Neyse, işin spekülasyon kısmını çok konuştuk.





Hamilton'ın ilk yarışta yarış dışı kalmasından sonra üst üste 4 defa kazanması rüzgarı onun yönüne çevirmişti. Monaco'ya tam bir Hollywood starı gibi giden Hamilton Rosberg'in cumartesi günü yaptığı şikeli hareketten sonra kontrolü kaybetmiş ve rüzgarını kaybetmişti, aslına bakarsanız halen o olayın etkisinde diyebiliriz. İkili arasındaki rekabette Bahreyn, Kanada ve İngiltere kritik yarışlardı. Bahreyn'de polü alan Rosberg ilk virajda yerini kaybetmiş, yarışta da sürekli zorlamasına rağmen Hamilton yer vermemişti. Rosberg'in ilk 5 yarışta en formda olduğu yarışta bile Hamilton'ı geçememesi onu adına önemli bir dezavantajdı. İkinci dönüm noktamız Hamilton'ın en güçlü olduğu iki pistten biriydi. Monaco'dan sonra herkesin Hamilton'ın favori pistinde Rosberg'i paramparça edeceğini düşünüyordu, biz de. Rosberg hakkında düşüncelerimizin değişmesinde en önemli yarış Kanada oldu belki de. Yarışta önde olmasının avantajıyla fren sorunundan daha az etkilendi, yani Kanada'da kazanılan 18 puan sadece şansla gelmedi. Kanada'dan sonra Avusturya ve İngiltere'de Hamilton kendi hatalarıyla, Almanya ve Macaristan'da ise dayanıklılık sorunları yüzünden tam anlamıyla bir savaş olmadı ikili arasında. Bu yüzden Rosberg'in cumartesi günleri 7-4'lük üstünlüğü bir anlam taşımıyor pek fazla. Belki son iki yarışı çıkarırsak 5-4'lük bir Rosberg üstünlüğü var diyebiliriz. 

İngiltere'de Rosberg'in galibiyete giderken yarış dışı kalmasıyla iki pilot da muhtemel 25 puandan olarak durum eşitlenmişti lakin Hamilton'ın yaşadıklarıyla Rosberg yine avantaj kazandı. Son iki yarıştaki olaylar olmasa Hamilton 3-4 puan önde veya geride olabilirdi. Rosberg geçen sene de sezonun ikinci yarısı Hamilton'a göre toparlanmıştı. Yine de Hamilton'ı geçmesi için ya cumartesi ya da pazar günü olağandışı şeylere ihtiyacı var. Son yarışı bir kenara koyarsak diğer 7 yarışta Rosberg'in 3 kere Hamilton'ı geçmesi gerek. Macaristan'da Hamilton'ın önünde biterse 7 yarışın 3'ü ona yetebilirdi. Rosberg'e son yarış öncesi 15 puan gerekli. Diğer türlü tek turda hala en hızlı Hamilton'a karşı işi zor. Sanırım bu kadar Mercedes yeter değil mi ?



Red Bull

Aslında en ilginç takım içi rekabet burada. Son dört senenin şampiyonu takıma yeni katılan Ricciardo karşısında çok zorlandı. Şu an Ricciardo hem cumartesi hem pazar hem de galibiyet ve podyum sayısında son şampiyondan daha iyi konumda. Açıkçası bu başarının sırrı son yarışlarda daha sık ifade edildiği gibi Vettel ve Ricciardo'nun yaklaşımında yatıyor. Vettel'in başarılı olması için daha fazla faktörün bir araya gelmesi gerek. Ricciardo ise daha çok büyük pilotlar gibi her türlü şartta araçtan maksimumu almaya çalışıyor. Vettel son yarışlarda biraz daha toparladı gibi, sezonun ikinci yarısı Ricciardo'yu daha fazla geçebilir ama sonuçta ortada son şampiyon için gerçekten vahim bir durum var. Üstelik Vettel'in Ricciardo'yu sıralamalarda geçtiği Kanada ve Macaristan'da takım arkadaşı yarış kazandı, İngiltere'de de Ricciardo podyuma çıkarken Vettel podyum dışı kaldı.






Takımın genel performansına bakarsak, sezon içi testlerde sıkıntı yaşasalar da ilk yarıştan itibaren en hızlı ikinci takım konumunu korudular. Avusturya'da Williams'ın hızı tek yarışlık mı diye düşünürken İngiliz takım formunu korudu ve Red Bull'u geçmiş gibi görünüyor. Üstelik Ferrari de var artık. Red Bull rakiplerinin aksine iki pilotuyla da daha düzenli puan alabiliyor. Ferrari ve Williams'la yaklaşık 80 puanlık farkı onlara yetebilir. Bu konuda onları en zorlayabilecek şey Renault motorları ve diğer aksamlar. Herhangi bir cezada 10 sıra geri düşebilecek RBR pilotları griddeki Mercedes motorlu takımların sayısını da düşünürsek önemli puanlar kaybedebilir. Red Bull'un Avusturya'dan itibaren sarsılan ikinciliği de pek normal değil. Acaba Newey yine büyük bir şeyin peşinde mi ?



Ferrari

Ferrari yine bildiğimiz gibi. Bir şeyler eksik. Yıllardır Formula 1 aero şampiyonasına döndü deyip şikayet edip motorların öne çıktığı sezonda bocalıyorlar. Burada basit bir başarısızlıktan ötesi var. Üstelik takım aero anlamında Mercedes veya RBR seviyesinde olmasa da önceki sezonlara göre iyileşmiş gibi. Ferrari'nin RBR gibi müşterisi olmadığı için aslında motorlarının ne kadar kötü olduğu konusunda fikrimiz pek yok. Yani Sauber ve Marussia Ferrari motorundan pek şikayet edecek halleri yok, Ferrari de bu konuda pek dürüst değil. Sanmayin ki sadece Renault motoru kötü. Bazı pistlerde zorlansalar da Williams ve RBR ile aralarında büyük bir fark yok.

Takım içi rekabet ise bu sene en çok konuşulan konu neredeyse Ferrari için. Alonso'nun inanılmaz üstünlüğü Raikkonen hakkında birçok dedikoduya neden oluyor. Takım pilotumuzun arkasındayız dese de her an her şey olabilir. Üstelik Bianchi'nin Macaristan'da Raikkonen'i geçerek Q2'ye kalması da basit bir tesadüf olmayabilir. Sıralamalarda Alonso'yu 2 kere geçen Raikkonen yarışların hepsinde Alonso'nun arkasında kaldı. %99 sezonun ikinci yarısı onun için daha iyi olacaktır, boş konuşmayı sevmeyen Fin pilotun açıklamalarından da bunu anlıyoruz. Kalan yarışlarda Alonso'yu yeterli derecede geçmesiyle 2015'te sürpriz görmeyebiliriz. Raikkonen'in performansı ilginç bir şekilde Alonso'nun kariyerini de belirleyebilir.





Hazır bu konuya girmişken dalalım isterseniz. Alonso McLaren söylentileri ayyuka çıkmış durumda, McLaren bu konuda çok istekliyken Alonso'nun tereddütleri olduğu açık. Adam zaten yavaş araçlardan yeterince çekti, bir hataya daha tahammülü yok. Alonso'nun geleceğini, Raikkonen'in performansı, Williams'ın hızı ve McLaren'in gelişmesi belirleyecektir. Raikkonen'in ve Williams'ın hızı takımlarda üçüncülük savaşı için dolayısıyla Alonso'nun sözleşmesinin fesh etmesi için, McLaren'in de gelişmesi İspanyol pilotu ikna etmek için önemli olacak.



Williams

Son yıllarda zikzaklı bir performans çizen Williams 2010 ve 2012'den sonra yine çift sayılı bir sezonda iyi iş çıkarıyor. Başarılarının sırrı sadece motor da değil üstelik. Takım aerodinamik anlamda da oldukça iyi ve bu güçleri sayesinde son yarışlarda en hızlı ikinci takım olmayı başardılar. Monaco, Macaristan gibi düşük hızdaki pistlerde zorlanıyorlar, sezonun geri kalanında Singapur hariç hızlarını koruyabilirler. Lakin hızlı araçla küçük takım gibi yarışıyorlar. Çok fazla hata ve kazaya karıştılar. Son yarıştaki çifte puanları sayarsak önümüzde 9 yarış var ve takım için ikincilik de mümkün, dördüncülük de. Podyum ve olası bir galibiyet takımın yeni sponsorlar bulmasını ve mevcut isim sponsorunu tutmasında yardımcı olacaktır.





İngiliz takımın elinde 2005'ten beri en iyi ikili var. İngiltere'ye kadar çok yakın geçen mücadelede Bottas son yarışlarda büyük üstünlük sağlamaya başladı. Sadece Massa'nın kazaları değil Bottas'ın da artan performansı bunda etkili oldu. Williams'ın performansı sadece kendilerini değil şampiyonayı da yakında etkileyecek. Mercedes'in şu anki hızıyla pistte tek geçemediği takım Williams. Almanya'da olduğu gibi Rosberg veya Hamilton Williams'ın arkasına düşerse puan farkı 7'den fazla artabilir herhangi bir yarışta. Sorun yaşayan bir Mercedes gerilere düştüğünde iki Williams'ın da arkasında bitirip kaybı 13 puana kadar da çıkabilir. Massa'nın performansı sadece takımını değil şampiyonanın genelini de etkileyecek.



Force India 

Bu kısımda McLaren'i inceliyor olabilirdik. İki takım arasında 2 puanlık fark Macaristan'da Button'ın aldığı 1 puanla 1'e indi sadece. Force India takım olarak Macaristan'da kötü olsalar da sezonun genelinde büyük takım gibi yarıştılar. Hızlı olmasalar da iyi puanlar almayı başardılar. Bunda Hulkenberg gibi komple bir pilotun ve Perez gibi lastiklere iyi davranabilen pilota sahip olmaları etkili oldu. Bu anlamda Williams'ın tam zıddı bir noktadalar.





Sezon ortasına kadar iyi iş çıkarsalar da sezonun ikinci yarısı McLaren'e geçilmeleri muhtemel. Çünkü takım McLaren dahil öndekilerle aynı hıza sahip değil. Son yarışlarda, özellikle sıralama turlarında net şekilde geride kalmaya başladılar. Takım 2011 ve 2013'te şampiyonada beşinciliği alamamıştı, bakalım bu yıl alabilecek mi ? Bu kez daha tecrübeli ve daha iyi pilotlarla sahipler.

Takım içi rekabette ise Hulkenberg'in üstünlüğü bulunuyor. Alman pilot sıralamalarda 9-2 önde olsa da Perez Buttonvari şekilde yarışlarda durumu toparlamayı başarıyor. Bahreyn'de takımın tek podyumunu elde ederken, Kanada'da neredeyse yarış galibiyetine gidiyordu. Avusturya'da araç yavaşken herkesten farklı bir taktikle iyi puanlar almıştı. Perez bunun gibi iyi yarışlar çıkarsa da Hulkenberg'in üstünlüğü çok açık. Üstelik sıralamalarda 9 kere Perez gibi iyi bir pilotu geçmek azımsanacak bir başarı değil. Bakalım Hulkenberg de seneye artan minimum ağırlıklarla beraber daha iyi bir takıma geçebilecek mi ?




 

27 Şubat 2014 Perşembe

2014'ün Son Kış Testleri - 2. Bahreyn Vakası


1. Gün 

Daha 2. Testleri hazmedemeden 5 gün sonra son testlere başladık. Perşembeden pazara 4 günlük testlerin ardından sadece 12 gün sonra Melbourne’de antrenmanlarda olacağız.

Ahım şahım şeyler olmasa da testlerin ilk günü hareketli geçti. Üç takım 100 turu devirdi, RBR’nin sorunları yine devam etti, Mercedes motorlular yine en fazla turu atarken Renault da en az tur atan motor oldu.






Günü Perez 1 sn’ye yakın farkla 1.35.290’la lider kapattı. Geçen haftaki 33 ve 34’lü turların ardından yavaş gözükse de fena bir tur değil. Bu sefer Rosberg 4, ve Magnussen 6. oldular. Sanırım yarın daha ciddi turlar gelecek.

Günün dedikodularından Ferrari motorunun Mercedes motoruna göre 75 hp (beygir) daha güçsüz olduğu şeklindeydi. BBC Ferrari’nin içinden naklediyor. Yarın motorların gelişimi durduluyor. Motorların performansa etkisini görmek de çok ilginç olacak, eğer gerçekten böyle bir fark varsa diğer iki motoru kullanan takımlar bununla nasıl baş edecek büyük bir soru işareti. Bugün Renault için yine çok iyi bir gün değildi.

Pist kenarından gelen yorumlara göre vites değiştirirken ilk ve ikinci virajda Ferrari’den garip sesler geldiği, Mercedes’in ise daha normal olduğu, ayrıca McLaren ve özellikle Mercedes’in kabaca en hızlı araç olduğu yönünde yorumlar vardı.







Rosberg bugün 89 tur atmasına rağmen mutsuz görünüyordu, programda sınırda olduklarını da ekledi. Aslında Mercedes’in ufak tefek dayanıklılık problemleri yaşaması iyiye işaret. Ayrıca Rosberg biraz şükretmeyi öğrenmeli, Renault motorlu takımlara bakması yeterli.

Günün sonlarına doğru uzun bir süre Magnussen ve Bottas aynı tur sayısında dönüyordu. Magnussen 109’a kadar devam ederken, Bottas durmadı 128’e çıktı.

Sauber bugün biraz daha iyi gözüktü. Sutil bugün hem daha çalışkandı hem de daha göz önündeydi, şimdi sıra geri kalan günlerde atılacak ciddi turlarda.

RBR 39, Lotus 31 tur attı. Lotus tam 120 parça denediklerini söylemişti güne başlarken. Takımdan düzenli aralıkla olumlu açıklamalar geliyor, beklenildiği kadar kötü olmayabilirler. Karşılaştırmak hiç sağlıklı değil ama Ricciardo da pistte olduğu vakitler fena turlar atmıyordu.









Ferrari yine telemetre yüzünden fazla tur atamadı. Açıkçası son testlerde en çok onların hızlı tur zamanını merak ediyoruz. İtalyan takım için genel hissiyat yine dayanıklı ve yine rakiplerinden daha yavaş bir araç, özellikle tek turda.

Günün son dikkat çeken olayı ise Chilton’un Toro Rosso, Lotus ve Caterham’ın önünde bitirmesi ve lider Perez’den 3.3 sn geride olmasıydı. Eğer Renault kullanan takımlar gerçekten denildiği kadar kötü ve kırılganlığın fazla olduğu bir yarışta Marussia puan veya puanlar alabilir.



2. Gün

2014’ün 10. test günü geride kaldı. Perez bugünü de lider kapattı. Arkasından az farkla Alonso ve Ricciardo geldi. Perez günü 1.35.570’lik turu hala Rosberg’in geçen hafta attığı turdan 2.3 sn yavaş. Bundan mütevellit dereceler birbirine yakındı.

Ricciardo son test gününde Red Bull’un en iyi günü yaşadığını belirtti, zaten attığı tur sayısı ve derecesi de bunu gösteriyor. Şu an şampiyon takımın motor dezavantajı bulunsa da kimse aero olarak nerede olduğunu bilmiyor.

Günün negatif açıklamaları Button ve Alonso’dan geldi. Button ilk testen bu yana hala aynı aracı kullandıklarını belirtti. Biraz da muallak konuştu. Sanırım takıma bir gönderme vardı, Alonso da Button kadar olmasa da takıma gönderme yapmayı ihmal etmedi.

Marussia bugün de fena gözükmedi. Günü altıncı tamamladılar, testlerin yanıltıcılığı çok bariz olsa da takımın ilerleme kaydetmiş olma olasılığı yüzde yüz.







Renault motorlu takımlar bugün de 50-60 civarı tur attılar. En fazla 66 turla Red Bull’du. Maldonado bugün de az çalışarak sadece 31 tur tamamlayabildi.

Force India’nın dereceleri tesadüf değil sanki artıkın. Şu ana kadar üç günü lider tamamladılar. Son iki gün daha ciddi dereceler gördüğümüzde bakalım pozisyonları ne olacak. Mercedes ve McLaren’in ardından en hızlı 3. takım olabilecekleri de söyleniyor.

Günün önemli gelişmesi ise motorların durdurulması oldu. Renault’un yaptığı itiraz sonuç vermedi. Red Bull’a göre takım Mercedes’e oranla 165 beygir geride. Renault kullanan takımların düzlükte diğerleri kadar hız kazanamadığını görüyoruz. Herhalde takımların sıralaması anlamında olmasa da büyük belirsizliklerin olduğu bir sezona doğru gidiyoruz.

Cumartesi hızlı olmak yetmeyecek, pazar günü hem dayanıklılık hem de yakıt tüketimi açısından çok zorlu olacak, şu an hız konusunda belli başlı düşünceler olsa da tabloya bu faktörler girince ne olacağını kestirmek neredeyse imkansız.

2. günden bu kadar, yarın görüşmek üzere.




3. Gün

Testlerde artık sona yaklaşıyoruz, Bahreyn’de son iki günden ilkini geride bıraktık ve değişen pek bir şey yok. Mercedes güçlü, Renault sorunlu ve Ferrari orta kıvamda gidiyor.

Bugün günün sonlarına doğru, yani –muhtemelen- tutunmanın en fazla olduğu zaman diliminde Massa ve Rosberg kapışmasından 1.33’lü turlar görebildik. İki turun da süper yumuşaklarla atıldığını biliyoruz. Williams’ınki sıralama formatındaydı, Mercedes de ona benzer fakat Rosberg net konuşmadı. En azından şunu söyleyebiliriz 2014’de en sıralamaya benzer turlar bunlardı.

Peki ya Ferrari ve McLaren ? Ferrari bir türlü gerçekten hızlı bir tur atmayı denemedi, birçok yorum var İtalyanlarla ilgili. Yine de genel görüş takımın tek tur problemlerinin devam ettiği ve dayanıklılığa her zamanki gibi önem verdiği yönünde. McLaren’de Magnussen de bugün Button gibi hızlı değiliz ama daha fazlası var dedi. İki günkü söylemlerden yola çıkarsak ve genel görüşe sığınırsak McLaren elini daha fazla açtığında en azından Mercedes’in arkasına yerleşebilir.



Günü iki Alman pilot derecesiz kapattı ; Sutil ve Vettel. Sauber de beklenenin aksine şu ana kadar iyi bir test dönemi geçiremedi. Değişen kuralların ilk yarayacağı orta sıra takımı beklentisi vardı fakat Mercedes’li Force India ve Williams’ın gerisinde gibiler.

Lotus ve Red Bull için sorunlar devam etti. Grosjean da çok umutlu konuşmadı zaten ilk iki yarış için. Renault kullanan bu iki güçlü takımın zayıf olduğu biliniyor ama ne kadar zayıf, artık onu ilk yarışta göreceğiz.


Yarın ciddi dereceler görür müyüz, emin değilim. Eğer birileri bir şeyler saklıyorsa son gün gösterir mi, mantıklı gelmiyor. Diğer yandan da o bir şeyleri test etmek için de son gün. Büyük konuşmayalım, yarın akşam görüşelim. Son gün ve genel değerlendirme yazımız daha uzun olabilir. Formula 1’le kalın.. 

4. Gün ve Genel Değerlendirme 


Bir test döneminin de sonuna geldik. Eksik gedik bilgilerle neredeyse 10 gün kalmış Avustralya Gp’sini bekliyoruz. Testlerin de en güzel yanı belki de bu. Hem bir şeyler anlatıyor hem de anlatmıyor. Geçmişte testler yüzünden ne kadar yanıldığımızı söylemeye gerek yok sanırım.






Genel değerlendirmeye girmeden önce son gün neler yaşandı kışça anlatalım. Bottas ve Hamilton düellosundan Hamilton galip çıktı. Son testler boyunca Massa, Hamilton ve Rosberg’in en hızlı turları arasında sadece 0.025 sn var.

Ferrari bu sefer elini gösterdi ve 1.34.2 yaparak en hızlı turların 1 sn arkasında kaldı, zaten hem İspanyol hem de İtalyan yavaş kaldıklarını kabul etti, Alonso yine cumartesi kaybettiğini pazar günü aramak aramak zorunda kalacak gibi.

McLaren sorunlu bir gün geçirerek sadece 20 tur atarken Vettel 77 tur atmayı başardı. Bunların dışında son gün sakin geçti.

Son testlerle ilgili ilginç nokta Mercedes’in geçen sene haftaki derecelerini geç(e)memesiydi. Hamilton da daha fazlası gelebilirdi minvalinde konuştu. Diğer açıdan düşünürsek belki de ellerindeki oydu, potansiyellerinin sonuna kadar gösterdiler. Hamilton’ın dün pürüzsüz tur atamadığını biliyoruz, Rosberg’in ise geçen hafta tam bir sıralama formatında tur attığını da. Yine de eğer Williams’la ikisinin tam anlamıyla zorladığını düşünsek bile muhtemelen Mercedes’in bi 0.2 sn’si daha vardır.

Ferrari’den bahsettik biraz, takım yine tek turda sıkıntı yaşıyor sanki. Motor konusunda da şimdilik görünen çok iyi iş çıkaramadıkları. Onlardan beklenene kıyasla. 12 gün geçse de Ferrari motoru halen bilinmez olarak duruyor. İlk testlerden sonra çıkan Ferrari’nin motorda avantajlı noktalar bulduğunu bir daha göremedik, üstelik 75 beygir dezavantaj gibi şeyler duyduk. Ferrari sürekli aerodan şikayet ediyordu ama..



McLaren için son testler pek güzel geçmedi. Hızlı tur da denemediler. Button hala lansman aracını kullandığını belirtti, iki pilot da daha fazlasını geleceğini söyledi. Takım geçen hafta attığı turlarla bile zaman tablosunda 6. ve 7. olabiliyor. Güncellemeler yetişmemiş olabilir, bir ihtimal sakladıkları şeyler olabilir. Büyük ihtimalle şu an görünenden daha iyi durumda takım.

İki gündür Hamilton ve Button’dan RBR aracı için övgü dolu sözler duyuyoruz. Önceden de söylediğimiz gibi RBR’un aerodinamik olarak nerede olduğu bilinmiyor. Tekrar ortalıkta dönen beygir sayılarına dönersek, eğer gerçekse nasıl bir otomobil bu farkı kapatabilir ?

Testlerin parıldayan takımları Williams ve Force India ise podyum ve yarışlar kazanmak için çok iyi bir noktada. Gözler yine Williams’ta biraz tabii. Üstelik muhtemel dayanıklılık problemleri de kapıda birçok takım için. Normal bir kural değişikliğinden fazlası bu sezon. Sanırım herkesin dileği iki takımın da yarış kazanması, hatta şampiyonluk için yarışması. İlk yarışlar çok önemli olacak, bu noktada Massa ve sakin Bottas takıma avantaj getirebilir. 2012’de Barrichello olsaydı neler olurdu diye sormadan edemiyor insan. İki takımda 4 tane iyi pilot var, onların mücadelelerini izlemek de ayrı bir güzellik olacak.

Ufak detaylara gelirsek, ilginçtir geçen senelerdeki zirvedeki 5 takımdan 4’ünde önemli yönetim değişiklikleri var. Mercedes’de Brawn dönemi sona erip, Paddy Lowe dönemi başladı. Böylesine önemli bir yılda ilk defa takım patronu olacak, Lowe hep disiplinli McLaren sistemi içinde önemli bir parçaydı fakat takım yönetmek onun işi mi bu yıl göreceğiz. McLaren geçen sene teknik patronundan sonra bu sene takım patronunu da değiştirdi, aslında şu an bir takım patronu yok, birçok general var ama başları yok. En büyük baş ise Woking’den işleri yönetecek. Dikkat ettik, testlerin başında bu yana takımın yönetim kadrosundan performansa dair açıklama bile gelmedi, sadece pilotlar konuşuyor. Acaba içeride neler oluyor ?..

Üst tarafta önemli değişiklik yapmak zorunda kalan diğer takım da Lotus. Hem asıl patron hem de teknik patron yok. Belki Avustralya’ya kadar yeni patronlarını açıklarlar. Ferrari de boş durmadı, Allison’ı almıştı takım. Pat Fry’la yenilenmeye giden takım Allison geldikten sonra yetki paylaşımına gitti. Maranello’da karışık bir durum var, belki birkaç sene Fry gidebilir, belki büyük kelleler de. Yönetimde değişiklik yapmayan tek takım Red Bull. Burada anlattıklarımız etkileri sınırlı ve etkilerini kolay kolay hissedemediğimiz ve belki de asla öğrenemeyeceğimiz noktalar. Toparlarsak böylesine işlerin zor olduğu bir sezonda bu faktör RBR için ufak bir avantaj.

Toro Rosso ve Sauber orta sıralardaki hayal kırıklıkları oldu. Toro Rosso abisine benzer sıkıntılar yaşarken, Sauber de şaşırttı. Pek güçlü turları yoktu. İki takım da şimdilik kaybeden gibi duruyor.

Son 4 senede küme düşmemek için oynayan Caterham ve Marussia’dan kırmızı olanı şimdilik önde gibi. Hatta Marussia sorun yaşayan Lotus ve Toro Rosso’nun da önünde olabilir. İlk yarışlarda puan kovalayabilirler.



2014’de hem motor hem aerodinamik konuşuyoruz. İlk defa bu kadar iki için de optimum noktayı bulacak takım en önde olacak. Zaten Mercedes’in önde olma şansı da burdan geliyor. Geçen sene aerodinamik olarak da iyi işler yapabileceklerini gösterdiler, motorda da şu an en iyi gibiler. McLaren’in aracı tasarlarken Mercedes kadar rahat olmadığını biliyoruz.

Klasik bir test yazısı gibi noktalayalım. Evet tur zamanlarının anlamı pek yok ve her an her şey olabilir. Üstelik böyle bir sezonda. Fazla sıralama yapma hevesine kapıldık sanki. Öyle anlar gelecek ki hızların da anlamı kalmayacak. Motorlar dondurulmuşken nasıl bir savaş olacağını kestiremiyoruz. Doğal olarak öğrenme hızı normalden fazla olacak, geçen hafta çıkan haberde 2014 araçlarında hasarın giderilmesi normale oranla 2 kat uzun sürüyor denmişti. Gördük ki takımlar sorunlarla çok fazla uğraştılar. Bu da özellikle FP3’de takımların ihtiyatlı davranmasına sebep olabilir, hatta FP1’de bile.

Noktayı koymadan son uyarı da Albert Park ile ilgili. Pist hem cadde pisti hem çok yüksek df istemiyor. Bu sene getirilen 100 kg yakıt sınırını test etmek için ideal yer de değil-miş. Malezya hem yüksek df hem de yüksek sıcaklıkla birçok açıdan daha iyi bir belirleyici olacaktır. O yüzden Avustralya’da devasa farklar görmediğimiz taktirde çok fazla kafaya takmamak bile gerekebilir. Bugüne kadar üç yazı yazdık, hepsi de boş çıkabilir önümüzdeki hafta sonu. Şimdi 10 günlük bir sancılı süreç başlıyor. Tam şimdi saat 00.00’ı gösteriyor, FP1 için 10 gün 4 saat kaldı. Sadece 244 saatçik. Pazar günü öğlen ya da pazartesi günü buralarda oluruz inşallah, yeni sezon hayırlı uğurlu olsun.








5 Aralık 2013 Perşembe

2013'ün Teknik Özeti

2013'ü bir kelimeyle özetleyecek olursak birçok açıdan 'garip' bir sezondu. Sanki birçok şey 'mış' gibi yapıldı. 2013'ün teknik incelemesine girerken üç tane ana başlığımız olacak, Mercedes'in başarılı projesi, McLaren'in başarısız projesi ve Red Bull'un sezonun ikinci yarısını domine etmesi. Sırasıyla nedenlerine bakmaya çalışalım.

Mercedes'in Hamilton dahil herkesin şaşırtan hızı nereden geldi. Gümüş grilerin 2012'den 2013'e bu kadar ivmelenmeleri en çok BMW'nin 2007'den sonra 2008'de ön gruba daha çok yaklaşmalarına benziyor. İkisinde de öndeki takımlar sezonun son virajına kadar (2007, 2012) şampiyonluk için mücadele ettiler, ikisinde de önemli kural değişiklikleri yoktu. İlk faktör Mercedes için eksiyken, ikincisi artı. Hangisinin etkisi daha fazla bilmek mümkün değil fakat Mercedes'i değerlendirirken bunları kesinlikle unutmamak gerekiyor.



























Mercedes'in artan hızına rağmen lastikleri kontrol etmede hala büyük sıkıntıları olduğunu gördük. Lastikler değişmeden önce Red Bull'la beraber en hızlı lastik ısıtan takımdılar. İlk iki yarışta pist ıslakken fena değildiler. Şu var ki, lastiklerin değişmesi Mercedes'e o kadar yaramadı. Evet, lastikleri pazar günleri erken bitmedi ama bu sefer de en ön çizgide değildiler.

Burada paragraf açalım. Lastiklerin değişmesi 2013'ün belki de en önemli 'teknik' olayıydı. Red Bull haklı çıktı, diğerlerinden fersah fersah uzaktalarmış. Peki bu değişiklik neyi ifade ediyor ? Red Bull kampının aero olarak diğerlerinin çok önünde olduklarını. Bir takım hariç, ona birazdan geleceğiz. Bu şu açıdan dehşet verici, 2012'nin başında EBD'siz RB8 diğerleriyle yakın noktadaydı, kazanan bir araç değildi. En azından böyle kazanamıyordu. İki sene sonunda aradaki fark inanılmaz. Özellikle de Ferrari ile. Hadi Lotus'un imkanlar kısıtlı, Mercedes zaten gerideydi. 2014 her ne kadar motorlarla gündeme gelse de RBR'nin bu aero gücünü hiçbir şey durduramayabilir. Hele de 2014'de Red Bull istediği gibi bir araç üretemezse Newey ve adamları 2015'i ilk yarışından bile bitirebilirler. Belki uçtuk ama Red Bull çok güçlü, bu işin şakası yok.

Mercedes'in 2013'deki hızı lastik ısıtma ve gelişen paketten oluşan bir karışımdan geldiği muhakkak. Sezonun ilk yarısı lastik tartışmalarıyla geçtiği için Mercedes'in çıkışı biraz güme gitti. Dolayısıyla nedenleri de. Her ne kadar bazı soru işaretleri olsa da bu çıkış sıradan bir çıkış değil. Takımın üzerinden 'loser' gömleğini atmasını da sağladı. Artık 2014 için daha mutlu ve umutlular. Hamilton'ın seneye daha iyi olacağı da kesin. Muhtemelen griddeki en iyi ikileye de sahipler, en azından en oturmuş. Seneye neler yapabilecekleri de başka yazıya artık.

2013'de tarihin en kötü McLaren aracını da gördük sanırım. McLaren açıklamalarıyla, özellikle de Whitmarsh'ın, biraz kapalı bir takım. Peki ne oldu da böylesine berbat bir sezon geçirdiler. Cevabı Whitmarsh'ın bir açıklamasında gizli. Dominant bir araç üretmek için yapılan radikal hamleler -muhtemelen bizim göremediğimiz- ellerinde patladı ve ortaya saçma bir araç çıktı. Yoksa MP4-27'i Marussia'a verseydiniz 2013'de bu McLaren'den daha fazla puan toplayabilirdi. Özetle McLaren'in yaşadığı şey Williams'ın yıllardır içinde bulunduğu durumdan çok farklı, merak edenler için söylüyoruz.

































Eğer McLaren herkesin gittiği yoldan gitseydi özellikle sezonun ikinci yarısı çok güzel mücadeleler izleyebilirdik, daha kötümser -aslında iyi- ifadeyle bu kadar sıkılmazdık. Belki de Button'ın gerçek şampiyonluk yarışında yetersiz olduğu düşünülüp, onun yerine Hulkenberg veya Magnussen gelebilirdi. Perez de koltuğunu koruyabilirdi. Çünkü şu an Red Bull'la aero olarak gerçekten mücadele edebilecek tek takım McLaren.

2012'de Mercedes'in iki polü ve Alonso'nun yağmurlu polleri dışında zaten bütün poller McLaren ve Red Bull arasında dağılmıştı. 2011'in ikinci yarısı yine RB7 ve MP4-26 arasında geçmişti. Tabii burda saf hız/saf aero'dan bahsediyoruz. Pirelli geldiğinden beri yarış hızı kavramı daha bi önem kazandı ki Ferrari üç yıldır biraz bundan ve Alonso'dan kurtarıyor. Keza Lotus'un son iki yıldır bu noktada olmasının sebebi de yarışta lastiklerine iyi davranması. Yetenekten başarıya giden yolda McLaren kaybediyor, Ferrari kazanıyor.

Button'ın sene boyunca berbat bir araç sayesinde hiç bakmadıkları noktalara baktıklarını söyledi. Muhtemelen daha fazla öğrendikleri şeyler vardır. Yine de kaçırdıkları şeylerin yanında bunlar Pollyanna'nın bile güleceği şeyler. Özellikle lastiklerin değişmesinden sonra takımlarda ve pilotlarda 2.'liği güle oynaya kazanabilirlerdi. 2013'ün sıkıcı olmasının asıl sebebi McLaren'dir, kesin bilgi yayalım.

Üstüne basarak söylersek MP4-28 F1 tarihinin en saçma aracı olabilir. Bunun yanında biraz da McLaren'in neden podyuma çıkamadığına gelelim. 2002, 2004 veya 2006'da da McLaren pek iyi araçlar üretmemesine rağmen galibiyetler ve podyumlar kazanmıştı. 2013'de bunları başarıamasının asıl sebebi ise önlerinde 4 takım olmasıydı, yani N.Ş.A.'da McLaren'in podyuma çıkması için 8 araçtan 6'sına anormal bir şeyler olması gerekiyordu. 2006'da ise Raikkonen'in Massa ve Fisichella'yı geçmesi için podyum yeterliydi, dayanıklılık seviyesi de bu kadar yüksek değildi. İlginçtir McLaren BMW'nin en çok turu tamamlama oranında geçerek tarihin en yüksek dayanıklılık seviyesine çıktı, yüzde 98 küsur.

Hatırlarsak birçok yarışta Button bir az pitle bazen Massa'yı bazen Grosjean'ı bazen de Mercedes'leri geçtiği yarışlar oluyordu. Ne tek tur, ne de yarış hızında öndekilerle güreşmek zordu. Dayanıklılıkta son yılların zirvesine çıkınca podyum imkansız hale geldi. Peki Hamilton olsaydı işler değişir miydi ? Belki Hindistan'da podyuma çıkabilirdi, zaten McLaren o yarış biraz daha cesur davransaydı Perez de podyuma çıkacaktı. Q3'e daha fazla kalabilirdi takım ve dolayısıyla 20-25 puan daha gelebilirdi toplamda. Q3 yarışının nasıl geçtiğini öğrenmek için Hulkenberg ve Ricciardo'nun yaptıklarına bakın.

İki Mercedes motorlu takımdan sonra Renault motorlu Red Bull'a dönelim. Aslında biraz biraz bahsettik Red Bull'dan. Newey'in de birçok kez dediği gibi değişen lastikler onları yenilgisiz yaptı. Biz de ufak bir iddia ortaya atalım madem işler bu denli sıkıcıyken. Red Bull 2014'de değişen kurallarla beraber son rahat yılını yaşıyordu ve elindeki şansı riske atmak istemedi diye düşünüyoruz. Nasıl mı oldu, yaz arasından önce çıkışta olan bir Mercedes vardı ve değişen lastikler eğer onların da işine gelseydi sezonun son kısmında önemli mücadeleler görebilirdik. Red Bull'da elindeki şampiyonluğu kaçırmamak için 2013'e daha fazla odaklandı. Diğer takımlara göre. Bunu da Newey'in sürekli geç kaldık demeçlerinden anlıyoruz. Yani ikinci yarıdaki devasa farkın ufak veya boyutu bilinmez bir kısmı da 2014 çalışmalarını biraz ötelemekten kaynaklanıyor olabilir. Gecikmelerin Newey için pek bir anlam ifade etmediği ayrı bir mevzu.





''Ferrari veya Lotus'u niye yazmıyorsuınuz lan'' diyenler olabiltir. İki takım da 2012'deki lastik koruma meziyetlerini koruyarak sezona başladı, işe de yaradı. Lastikler değişince de 3. ve 4. olarak sıralandılar. Bunun yanında görebildiğimiz büyük teknik değişikler olmadı. Lotus'un zaten parası yok. Ellerindeki paraya göre yine en iyi işi çıkartan takım oldular.

McLaren'in yanında 2013'de hayal kırıklığı yaşayan diğer takımlar Sauber ve Williams oldu. İki takım da 2012 araçlarını özlettirdi. Özellikle Sauber'in 2 yıldır lastiklerini en iyi koruyan özelliklerini kaybetmesi garip oldu, muhtemelen farklı bir yola saptılar, olmadı. Onların aksine kurnazlık edip sezonun ilk yarısında lastiklerini koruyan Force India takımlarda 6.'lığı kaptı. 2012'den 2013'e geçişte bu değişimi başarabilmiş olmaları aslında önemli başarı Hint takımının.





Toro Rosso, Marussia ve Caterham hakkında iki kelam etmek için açıkçası pek bilgi yok elimizde. Toro Rosso'nun orta grupla mücadele edemediğini gördük genellikle, Ricciardo'nun Monza'da düzlük hızıyla kazandığı puanları saymazsak. Zaten Avustralyalı genellikle ilk 10'da başlayıp 12 veya 13. bitirdi yarışları, Vergne'nin yarışlarda daha iyi olduğu imajı da biraz da burdan geliyor açıkçası. Ricciardo altındaki araçla yarışlarda direnemiyordu doğal olarak. Marussia ve Caterham da bildiğiniz gibi, yine yaklaşamadılar ön tarafa. Marussia sene başındaki hızını iyi pilotla birleştirince 10. olmayı başardı, en azından iyi pilotun hala değerli olduğunu gösterdi.

2014'de neler olabilir sorusu başka bir yazıya kalacak. 2013 parçalarının bir kısmının 2014'de de kullanılacağını düşünürsek ve Red Bull'un sezonu erkenden bitirmesi, McLaren'in çok önceden çalışmaya başlamasını da göz ardı etmemek lazım. Orta sıradakileri de. Şimdilik bizden bu kadar, diğer yazıda görüşmek üzere.





12 Ekim 2013 Cumartesi

2013'de Takım İçi Rekabetler

İşlerin fazlasıyla sıkıcı hale geldiği 2013 sezonunda biz de başka şeyleri kafaya takmaya başladık. Aslında pilotların sıralama performansları hep kafaya takmışızdır. f1fanatic.com.uk'un şu haberindeki muhteşem verilerinden sonra bize de yazmak kaldı. Bakalım bu sene kim neler yapmış cumartesi günleri.
























Bu yıl rakiplerini bütün sıralama turlarında geçen bir tek Vettel var. Ama yazıda pek Vettel'e
odaklanmayacaz. Vettel'in bu seneki başarısı ve Webber'e karşı üstünlüğü hakkında çok şey yazıldı ve çok iyi bir örnek değil artık takım arkadaşlarını kıyaslamak için. Vettel'den sonra takım arkadaşlarını 13'e 1 geçen Hulkenberg ve Bianchi var. Ardından Vergne'i 10'a 4 geçen D. Ricciardo var.



























Zaten bu yılın sıralama kahramanları da Hulkenberg ve Ricciardo gibi duruyor. Sürekli orta grupta hem takım arkadaşlarına göre hem de kendilerinden daha hızlı araçlara göre çok iyi iş çıkartıyorlar. Zaten Ricciardo RBR'a gideceği gündeme geldiğinde bile Vergne'den daha az puana sahipti. Avustralyalı iki yılda çıktıkları toplam 34 yarışın 27'sinde Vergne'den önde başladı. Hulkenberg ve Bianchi'ye denilecek çok bir şey yok cidden, rakiplerine net üstünlük sağladılar. Yine de çok rekabetçi takım arkadaşlarına sahip olmadıklarını söylemek gerek. Özellikle Chilton Bianchi'ye yakın turlar atmaya başladı ama bir türlü Fransız pilotu geçemedi. 

Net şekilde önde olan pilotlardan sonra takım içinde 9-5 önde olan Hamilton, Alonso, Raikkonen ve C. Pic var. Bunların içinde de Hamilton'ın yeni geldiği takımda Rosberg'e üstünlük kurması çok değerli. Raikkonen de ikinci yılında net üstünlük kurmuşken Grosjean son yarışlarda Fin pilotu geçmeye başladı. Sezon sonuna kadar aralarındaki rekabet önemli olacak. Ferrari'nin lider pilotu Alonso Massa'yı geçse de eleştiriler bu sene baya bi arttı. Üstelik takım İspanyol'un başarısına odaklanmışken. Pic'in de F1'de ikinci yılında çaylak takım arkadaşına karşı üstünlüğü de çok manalı değil. Belki 10 falan olsaydı...



























En önemli rakiplerini 8-6 geçen ise üç isim var ; Button, Sutil ve Bottas. Formula 1'in en tecrübeli ismi ve dünya şampiyonu Button'ın takımda 4. yılını geçiriyorken daha F1'de 3. yılını geçiren Perez'i sadece 2 yarış farkla geçmesi de onun adına hiç iyi işaret değil. Tam tersi Meksikalı için de iyiye işaret. Her ne kadar pazar günleri işler çok yolunda gitmese de. Sutil ve Bottas'ın sıralama hızları ise takdire şayan. Sutil tecrübeli bir pilot olsa da takımdan bir yıl uzak kaldı ve o süreçte muhtemelen Di Resta takımla daha fazla kaynaştı. İskoç pilot 2011 ve 2012 yılında olduğu gibi sezona çok iyi girip ikinci yarıda takım arkadaşlarının net bir şekilde gerisinde kalıyor. Şu anda da dip noktasında. Bakalım burdan çıkabilecek mi ? Neyse, Bottas'a gelirsek sık sık motivasyon eksikliği yaşadığını söyleyen Maldonado'ya karşı oldukça iyi bir sene çıkarıyor. Üstelik Kanada'da 3. cebin sahibiydi. Williams'ın onunla uzun bir sözleşme imzalaması çok iyi olabilir.





Sanırım cumartesileri daha iyilerden bahsederken daha kötülerden de arada bahsetmiş olduk. Galiptir bu yolda mağlup diyebileceğimiz isimler ise Perez, Massa ve belki Van Dar Garde. Sadece sayılara değil de genel tabloya bakarsak en kötü iş çıkaranlar ; Di Resta, Maldonado ve Chilton. Özellikle F1'de en 'yeri yok' diyebileceğimiz isim muhtemelen Max Chilton'dır. Yıllardır GP2'de elle tutulur bir başarısı yokken geldiği Marussia'da kendisi gibi çaylak Bianchi'ye karşı resmen ezildi. Daha yeni gelecek sene için endişelenmiyorum dedi. Hulkenberg, Massa gibi isimlerin koltuğu garanti değilken Chilton pek endişelenmiyor.

Tur derecelerine bakarsak Ricciardo takım arkadaşına göre en hızlı isim. Tam ortalama 1.3 sn daha hızlı Vergne'den. Ardından 0.844 sn ile Hulkenberg geliyor. Hulk'tan sonra Bianchi, Sutil, Vettel ve Button geliyor. Tur dereceleri arasında ise seans farkı yok, yani takım arkadaşı Q2'de elenen bir pilotun da Q2 derecesi baz alınıyor. Özellikle Ricciardo'nun farkı çok yüksek geldi, umarım bir hata yapmamışlardır.

Serhan Acar'ın yayınlarda sık sık bahsettiği lastik konusu da bu tabloya baya etki etti. Özellikle Raikkonen ve Pic yeni lastiklerden sonra sarsıldılar. Kimi yeni lastiklerden şikayetçi, onun tarzı olmadığını söyleniyor. Zaten fin pilot döndüğünden beri müthiş istikrarı ve yarışlarda tuttuğunu kopartması bir yana cumartesileri 2005-2007'deki ölümcül hızı yok. Aynı şekilde Alonso'da da. Takım arkadaşlarından hızlı olabilirler fakat Hamilton veya Hulkenberg gibi kendilerininkinden daha hızlı araçları geçti diyemiyorsunuz. Gelecek seneki mücadele bu yönden de önemli olacak, kim daha hızlı görebiliriz. Button da keza öyle. Bazen şampiyon gibi sürüyor, bazen de araç neyse o. Ahh şu RB9'u Trulli'ye vereceklerdi ki..

Lastiklerin değişmesi aslında sezonu da tam anlamıyla değiştirdi. Her ne kadar Red Bull lastikleri anlamaya başladıysa da son yarışlarda bu kadar baskın olamayabilirlerdi. Anladık ki lastikler yüzünden yavaşız dedikleri doğruymuş. Hatırlayalım, Vettel Çin'de hızlı tur bile atamamıştı Q3'de. Lastikler 2012'ye dönünde aradaki aero farkları da ortaya çıktı. Pat Fry geçen yıl aerodinamik olarak 3-6 ay gerideyiz demişti. Muhtemelen RBR bu farkı korudu 2013'de de. Aero olarak Red Bull'a yakın tek takım, belki daha önde olan McLaren de girdiği farklı yollarda kaybolunca Red Bull'u durduracak takım kalmadı.




























2013'ün bitmesine 5 yarış kala tablo böyle. Her zamanki gibi takım içi rekabetler önemli, belki şampiyonadaki durumunuzdan bile. F1'in belki de ilk kuralı, önce takım arkadaşını yeneceksin. Bu yüzden her zaman ölümüne mücadeleler olur. Mesela Vergne. Belki Ricciardo karşındaki mağlubiyeti bütün kariyerinde önüne çıkacak, belki de kariyerinin erkenden bitmesine yol açacak. Biz de artık sene sonunda yazının devamı şekilde ikinci bir yazı yazabiliriz. Son yarışlarda önerimiz Force India ve Williams'daki takım içi rekabete dikkat etmeniz, zaten ön taraftakiler gözden kaçmıyor..


14 Yarışlık Pek Subjektif Sıralama Top 5'i

1. Daniel Ricciardo
2. Sebastian Vettel
3. Jules Bianchi
4. Lewis Hamilton
5. Nico Hulkenberg


Not : Yazıda Japonya GP'den önceki yarışlar dikkate alınmıştır.

13 Eylül 2013 Cuma

Taht Oyunları

Geçen yıl Hamilton'ın McLaren'den Mercedes'e geçişi, bu yıl da Webber'in emeklilik kararı bütün gridi birbirini katacağı düşünülüyordu. Nispeten de öyle oldu. Fakat özellikle Webber'in emekliliği domino etkisi yapmadı, onun yerine Ricciardo geldi, Toro Rosso'dan boşalan koltuğa da yine Red Bull'un programdan bi eleman gelecek. Madem önce Red Bull dedik, buradan başlayalım isterseniz.

Ricciardo RBR'ye gelince onlarca 2. pilot esprisi yapıldı. Bi tane de biz yapmayacağız. Yani insanların zihninde oldukça kötü bir Red Bull algısı var. Red Bull'un iki zıt uçtaki Ferrari ile McLaren arasında kalan politikası 2010'dan beri çok konuşuluyor. İstanbulparkt'tan beri aslında. RBR ne tam anlamıyla birinci pilot uyguluyor ne de tam anlamıyla eşitlik politikası. Bunda Webber'in kendine has yapısı çok önemli. Webber Red Bull ailesi içinde yetişmedi. Vettel de bildiğiniz gibi has eleman. Red Bull'un Ferrari gibi ölümcül olmayan lider pilot uygulaması onlara 2010 ve 2012'de şampiyonluklar getirdi. Çok ince bir denge var aslında. Webber özellikle bu iki yılda Vettel'le sonuna kadar savaşmış, bi yerden sonra da mağlup olmuştu. Zaten takım içindeki yalnızlığı ve 2010'da son yarışta kaybedilen şampiyonluk takım arkadaşına göre feci bir 2011 sezonu geçirmesine neden oldu. Fakat Ferrari'deki gibi sert olmayan politikası sayesinde Webber ezilmemiş ve 2012'de yine önemli bir çıkış yakalamıştır. Bu sezon da yine kötü olmasa da 2011'i hatırlatıyor. Red Bull'un Webber'e yaptıklarını diğer Avustralya'lıya neden yapamayacağını veya neden yapmayacağına gelelim.


Ricciardo ve Vergne 2008 Yılında Renault Dünya Serisi'nde



Öncelikle Ricciardo Webber gibi üvey evlat değil. O da Vettel gibi bu ailede yetişti. Vur ensesine al lokmayı yok. Aslında Webber de RBR'den çekip giderdi ama kariyerinin sonuna gelmişti ve orta sıra takımı bulmak yerine kazanan bir araçta olmak çok daha cazip gelmiş olmalı, yoksa Webber'i hepimiz biliyoruz. Ayrıca Ricciardo bir kanadının Vettel'e takılması veya Multi21 olayı yaşadığında takımı ona haksızlık ederse çekip gidebileceği yerler olabilir. Kendisini Vettel'e karşı kanıtlamış biri olarak gridde birçok takım ona kancayı atabilir, yani RBR'ye muhtaç değil tam anlamıyla. Vettel'in 2015'de bitecek anlaşmasıyla Ricciardo göstereceği performansla yeni Vettel olabilir. Takım birçok yönden Ricciardo'ya daha iyi davranmalı, yoksa Ricciardo vakası birçok açıdan Webber vakasına benzemeyebilir. Kardeş takımdaki boşluğa gelirsek, Vergne'in koltuğu sağlam gibi gözüküyor. Yanına gelmesi en muhtemel isim Felix Da Costa ise hem iyi görünmüyor hem de McLaren'in elemanlarının (Magnussen, Vandoorne) gerisinde görünüyor. Dr. Helmut Marko Felipe Nasr'ı da eledi, Daniil Kyvat için de F1 erken. Aynı şekilde Carlos Sainz Jr. için de, yine de sezonun geri kalanında Formula Renault'da da göstereceği performansla koltuğa göz kırpabilir genç İspanyol. Keşke Frijns'ı düşünse Red Bull kampı ama Marko'nun o malum sözlerden sonra Hollandalı'yı düşünür mü, çok zor.

Sezon boyunca Lotus ve Red Bull arasında gidip gelen Raikkonen sonunda Ferrari ile anlaştı. Ferrari 50 yıl sonra yine iki şampiyon pilotla yarışacak. Normalde bir çok hızlı pilotunun yanına, bırak şampiyonu onun ayarında bir pilot dahi almayan Ferrari herkesi şaşırttı. Herkeste aynı soru ; şimdi ne olacak ? Sorunun cevabını Alonso'da aramak gerekiyor ? Takıma ne kadar kızgın veya yaptığından pişman mı ? Dediği laflardan. Çünkü Raikkonen'in takıma alınması Alonso'dan bağımsız değil. Daha geçen sene 2. pilot için Alonso'ya danışıyoruz denmişti, bu sene Raikkonen'i aldılar. Alonso'ya danışılmadığı kesin. Üstelik Raikkonen'in anlaşması 2 yıllık. Belki de anlaşmanın yapılmasından bile önemli. Bilindiği gibi Alonso'nun sözleşmesi 2016 sonu, Vettel'in ve Raikkonen'in de 2015 sonu bitiyor. Yani artık istediği gibi takımda lider pilot olmayabilir. İlk başta danışılan pilot olmayabilir. Bu da Alonso'nun 2016 öncesinde takımdan ayrılmak isteyebileceği ihtimalini doğurabilir. Evet çok kolay bir ihtimal değil, zor da değil. Eddie Jordan McLaren'le Alonso'nun görüştüğünü yazdı 2015 için, Button da çıtlattı basına, arada kaynadı. McLaren ve Alonso yanyana eğri durabilir fakat McLaren'in şu anki kadrodan memnuniyetsizliği ve Alonso'nun huzursuzluğu çok şiddetli boşanan iki tarafı birbirine yakınlaştırmışa benziyor. Formula 1'de asla asla demeyeceksiniz. (Kimi Ferrari dedikoduları yayılmaya başladıkça Alonso'nun 2015 için McLaren'i düşünebileceğini Eddie'den önce söylemişliğimiz vardır, ehem ehem).





McLaren'de Button'ın sözleşmesi daha uzatılmadı. Muhtemelen uzatılacaktır, böylesine zor bir senede Button hemen hemen her yarışta bir şeyler deneyerek daha çok puan almaya çalıştı, fena da iş çıkartmadı. Perez keza öyle. Her ne kadar McLaren'in pilot kadrosuna burun kıvrılsa da kötü değillerdi kesinlikle. Perez şu an sadece 18 puan toplamış olsa da sıralamalarda sadece 7-5 geride. Ve kesinlikle kolay lokma değil, zamanında Coulthard'ın Hakkinen'e, Kovalainen'in Hamilton'a yapamadığı yardımı Perez Button'a yapabilirdi. Üstelik daha 23 yaşında. Genç yetenek Ricciardo ise 24. Sponsor desteğiyle de 2-3 sene daha McLaren'de yarışabilir. McLaren de muhtemelen 2014 sonunda Button'la yolları ayırabilir. Button'ın son zamanlardaki sözleşme şikayeti, hatta McLaren Alonso ile ilgileniyor demesi boşuna değil. Özetle McLaren'in aracı en büyük sorun olsa da özellikle Ferrari ve Mercedes'in yanında pilot kadrosu da çok güçlü durmuyor.


S. Vandoorne ve K. Magnussen



Madem taht oyunlarından bahsediyoruz McLaren'in genç yeteneklerine de gelelim. Şu an Formula Renault 3.5'da şampiyonluğa oynayan iki pilot da McLaren Genç Sürücü Programı'nda, Kevin Magnussen ve Stoffel Vandoorne. Eski F1 pilot Jan Magnussen'in oğlu Kevin'e McLaren koltuk da arıyor. En uygun koltuk da Marussia gibi görünüyor. McLaren ve Marussia'nın ortaklığı Magnussen için bir avantaj. Ayrıca Magnussen'in Jack&Jones'u da var. Muhtemelen Chilton'ı ekarte etmeye çalışacaklardır. 2014'de koltuk bulabilecek başka bir genç de Felipe Nasr. Brezilyalı'nın sağlam sponsorları var. O da herhangi bir boşlukta en büyük adaylardan. McLaren'in 2014'de de aynı dizilişe sahip olması yüksek ihtimal. 2015 ve sonrası için Vettel veya Hulkenberg'e yönelebilirler.

Lotus ise daha bugün Di Resta, Massa ve Hulkenberg gibi bir pilot havuzuyla ilgilendiklerini açıkladılar. Lotus'un hiç düşünmeden Hulkenberg ile en az 2 yıllık bir anlaşma yapması herhalde en mantıklı seçim. Nico da bu teklifi reddetmeyecektir çünkü diğer dört takımın kadrosu bir süre boşalmayacak gibi. Lotus da yarış kazanabilen bir takım. Grosjean ve Hulkenberg de kulağa fena gelmiyor. Ferrari'den ayrılan Massa içinse Force India ve Sauber seçenekleri göze çarpıyor. Brezilyalı muhtemelen bulabileceği sponsorlarla bu iki takımdan birisine geçebilir. Sauber'de Sirotkin'in yanında Gutierrez'in geleceği soru işareti. Performansı hiç yeterli değil, Telmex'in vereceği paraya bağlı olarak koltuğunu koruyabilir. Force India da halinden memnun gibi. Zaten onlar eğer kadroyu değiştirirse geleneksel biçimde üçüncü pilotlarını getiriyorlar, James Calado yani. Massa'nın geleceği şu an çok açık, ne desek boş kıvamında.



Force India yine son dakikaya kadar bekler pilotlarını açıklamak için, Sauber paraya bakar, Toro Rosso malum, beklemede. Caterham iki sponsorlu pilotuyla devam eder, Marussia'yı da söyledik. Eğer Chilton giderse muhtemel bir Bianchi-Magnussen çekişmesi de güzel olabilir, biri Ferrari'li bir McLaren'li. Yine de Bianchi 89, Magnussen 92'li, 3 yaş genç pilotlar için çok önemli, hele de alt serilerde. Ferrari genç sürücü programı için de çok naz yapıyor, Bianchi Chilton'ı ezdi geçti bu sezon, en azından daha üst bir takıma geçmesi için zorlamalılar. Son dört senenin şampiyonu Red Bull Ricciardo'yu getirdiyse Ferrari neden getirmesin. Aynı şekilde Hamilton Ferrari programında yetişseydi ne olurdu acaba diye de düşünmekten edemiyor.

Her sene olduğu gibi 2014'de de büyük bir merakla izleyeceğimiz mücadeleler şimdiden hazır ; Alonso-Raikkonen, Vettel-Ricciardo. Daha yenileri de eklenecektir bu listeye. Bakalım sene sonunda tahta kim çıkacak..






15 Temmuz 2013 Pazartesi

Sezon Ortası Karalamaları

Tarihin en absürt sezonunda sezonun orta noktasına yeni geldik. Macaristan'da 35. tur biterken sezonu yarılamış olacağız. Sezonun yarısı bitti ama kimse ne olup bittiğinin farkında değil. Kim niye hızlı, kim niye yavaş, eski lastikler kime yarıyordu, Pirelli lastikleri değiştirdi mi, yeni lastikler ne olacak.. Sadece Pirelli de değil sezonu absürt yapan, 2013 sezonu takvim açısından da bir garip. Üç hafta bekliyorsunuz, sonra üst üste iki yarış sonra tekrar üç hafta. Bunun sebebi tam anlamıyla lojistik de değil, takvimdeki pistler son yıllarda hemen hemen aynı, en fazla bir iki değişiklik oluyor. En somut örneğinden, 2013'de sadece 2012'den farklı olarak Valencia Gp yok. Bu yılın tek iyi tarafı sezon arasının 5 hafta değil 4 hafta olması. Sanki New Jersey'in takvimde olmaması her şeyi mahvetmiş gibi.

2009'da değiştirilen kurallardan ağzı yanan takımlar, hele de o yılın Red Bull'un uzun yıllar sürecek hegemonyasını temelinin atılacağını bilselerdi acaba 2008 sezonunda bu kadar uğraşırlar mıydı bilinmez. 2014 öncesinde ise herkes planlamasını yapmış durumda. Şampiyonluğa oynayan takımlar da. Yine de tamamiyle 2014'e odaklanmak başka iş. Sürücüleri şampiyonluğa oynayan Red Bull, Lotus ve Ferrari 2013 sezonunu bırakmadı. Mercedes ise önce İspanya'dan sonra tamamen 2014 denmişti, sonrasında artan performansla takım bütçesinin 145 USD'den 190'a çıktığını duyduk. Şu an için tamamen 2014'e odaklanan tek büyük takım McLaren. Öndeki üçlünün diğer takımları dert etmesine gerek yok, çünkü onlar motor parası bulmak için uğraşıyorlar. 2013 sezonunun nasıl şekilleneceği 2014'ü de derinden etkileyecek. Yine de 2009 gibi bir sezon beklemek seyircileri hayal kırıklığına uğratabilir. 2014'de Red Bull veya Brawn GP'nin yaptığı gibi bir araç çıkmayacağı varsayımıyla 2013 sezonu 2014'ü direkt etkileyebilir. En azından değişikliklerin Williams'a yarayacağını umut edelim. Gelecek sezonki önemli değişikliklere bakacağız bir ara.



Macaristan için seçilen sert değil aşırı sert lastiklerden sonra Pirelli yumuşama yapsa da lastikler hala yeterli değil. Eğer bu yarışta Vettel yine farkı açarsa Pirelli biraz daha cesur davranabilir sezonun ikinci yarısında. Gerçi onların da elleri kolları bağlı. Yaşadıkları sorun Michelin'in neden olduğundan çok daha fazla işte ama..şartlar. Pirelli'nin garip lastikleri Silverstone'da beklenilen eğlenceyi vermese de Almanya'da yüzleri biraz olsun güldürdü. Nürburgring Silverstone kadar olmasa da lastikleri zorlayan bir pist. Geçen pazar gördük ki bazen pistin karakteristiğinden çok sıcaklık daha fazla etki edebiliyor lastiklere. Sıcak hava da özellikle Lotus'a yarıyor.

Ferrari'nin sertle başlamasından biraz kafa karıştırsa da Alonso yeterli hızımız yok diye konuştu. Sıcak havadan etkilenen ise yine Mercedes oldu. Diğer yandan lastikleri iyi saklayan Force India garip şekilde yavaştı. Force India'nın bu tür havalarda geçen seneki Sauber etkisi yapması gerekir, az da olsa. Kanada ve İngiltere'de daha serin havalarda lastikleri diğerleri kadar iyi çalıştıramayan McLaren sıcak havada kendine geliyor. Bu seneki en iyi sonuçları Bahreyn, İspanya ve Almanya'da aldılar, sanırım tesadüf değil. Pirelli gerçekten bütün ezberleri bozuyor, seyirci olarak gördüğümüz kadarıyla Force India gibi takımların asıl bu tür havalarda kendini belli etmesi lazım ya neyse.

Paul Di Resta

Biraz daha kafa karıştırıcı konu ise ; gelişim. Mercedes'in nasıl olur da bu derece hızlı olduğu, arkasındaki üçlünün gelişim hızı veya McLaren'in gelişip gelişmediği. Özellikle Mercedes'in hızının kaynağı, bir tane güzel bir yazı bulamadım bu konuyla ilgili, herkes lastiklere boğulmuş durumda. 2013 aracı ile yapılan testten hafif ceza ile yırtmaları, üç senenin ardından gelen üstelik kuralların pek değişmediği sezonda birden net şekilde en hızlı araca sahip olmaları ister istemez komplo teorileri uydurmaya uygun bir ortam oluşturuyor. Aslında demek istediğim, Formula 1 ve Fia'nın Mercedes'i kaybetme lüksü yok. Çünkü griler Ferrari'yi özel konumundan dolayı saymazsak griddeki tek üretici takım. Akla ister istemez 2008 sezonunun ikinci yarısında hızlanan Renault'a karşı Fia'nın bazı şeyleri görmezden geldiği dedikoduları geliyor. Tabii bu görüşün dayandığı hiçbir somut delil yok fakat yıllar sonra birileri bunu ima eden açıklama yapsa bile F1'i yakından takip edenler şaşırmayacaktır.

Sezon içi gelişime gelirsek; Mercedes sene başındaki farkını genel olarak koruyor, McLaren ise bir türlü beklenilen adımı atamadı. Son iki yarışa baktığımızda mesela, İngiltere'de sene başında neredeyse 1 sn'ye yakın fark yediği Lotus ve Ferrari'nin dibindeydi, Almanya'da işler tersine döndü veya normale. Dediğimiz gibi garip bir sezon yaşıyoruz. Son yarışlarda artan performansıyla Toro Rosso da dikkat çekmeye başladı. Özellikle Ricciardo. Avustralyalı oldukça şanssız, Vergne Kanada'da grid pozisyonunu yarıştaki şartların da yardımıyla korumaya başarırken Ricciardo aynı derecede şanslı değil. Son yarışlarda hem Toro Rosso hem de Force India yarış hızında yeterli değil. Açıkçası artık yarışlardan önce ne olacağını tahmin etmek çok daha zor, yarışın ilk 5-10 turu kimin lastikleri iyi kullandığı belli oluyor, ona göre tahminlerde bulunuyorsunuz.

Roman Grosjean

Yarın başlayacak sezon içi testler ve pit yolundaki hız limiti şampiyonayı derinden etkilemese de yansımaları olacaktır. Hız limiti çok önemli değil gibi görünse de Lotus, Button ve Hulkenberg gibi bir az pit yapmaya çalışan pilotlara pit yolunun uzunluğuna bağlı olarak 3 sn civarında bir süre kazandırabilir. Aslında şu anki şartlar en çok Vettel'i işaret etse de Lotus için de fena değil durumlar. Özellikle tek turda Ferrari'nin biraz daha önüne geçmişler gibi, Kimi'nin şampiyonluğu için Grosjean'dan daha iyi kullanmaları lazım. Almanya'da Grosjean'a yarış kazandırmak yerine Vettel'i durdurmaları öncelik olmalıydı. Macaristan için Mercedes ve RBR'nin ilk iki cebi kapmaları zor olmayacaktır. Geçen sene de gördük, Hungaroring'de geçiş zor. Vettel Alonso'dan 34, Raikkonen'den 41 puan önde, farklar 40 ve 50 puan olabilir yarış sonunda. Umalım ki sezonun heyecanı erkenden bitmez, çünkü bu 2014'ün heyecanını da etkileyebilir. Heyecanlı sezonlara..