Pastor Maldonado etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pastor Maldonado etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ocak 2013 Salı

Glock ve Pic'in 2012 Sezonu Karşılaştırması

Charles Pic 2012'de Marussia'ya geldiğinde birçok kişi için 1 senelik Formula 1'e giriş yapan bir pilottu. Pic ise Di Grassi ve D'Ambrosio'ya göre daha dişli çıktı ve sponsor desteğiyle Caterham koltuğunu kaptı. İlginçtir ki, sponsorsuz Glock'un Singapur'daki başarısı Caterham'ın sponsporsuz Kovalainen'i koltuğundan etti ve paralı takım arkadaşı Pic'e bir yer açtı. Gridin ortasında ve sonlarındaki gün geçtikçe azalan parasız yatılı pilotların son örneklerinden Timo Glock. Aynı zamanda Formula 1'de koltuğunu kaybettikten sonra (2004 sezonunda az biraz yarıştı) dönebilen nadir pilotlardan Glock. Hemen akla gelen diğer isimler de Heidfeld ve Hulkenberg. 2013'de Sutil de yapabilirse Alamanların ilginç bir istatistiği olacak.

Tüm sporlarda olduğu gibi Formula 1'de de genç bir sporcu her zaman yaşlı kurta tercih ediliyor. Öncelikle bu tarz bir yanlış algılamaya engel olmak gerek. 'Aman zaten yaşlandı o da' demek biraz haksızlık olabiliyor. Marussia, Caterham gibi gridin arka tarafında olan takımlar için sıralama performansı biraz daha net bilgi verebiliyor, çünkü sürekli tur bindiren pilotlara yer vermek, öndekilere göre daha fazla mekanik sorunla uğraşmak gibi problemler yarış sonuçlarını doğru bir karşılaştırma aracı yapmaktan çıkarıyor.



Glock hastalığı dolayısıyla katılamadığı Avrupa Gp'yi çıkarırsak, sıralamalarda Pic'e karşı 13-6'a üstünlüğü var. Pic tecrübeli takım arkadaşını Bahreyn, İspanya, Almanya, Macaristan, Kore ve Abu Dhabi'de geçmiş. Glock'un yağmurlu yarışları saymazsak Pic'e attığı en fazla fark ise Spa'da 1.157 sn,  ayrıca 2 yarışta 1 sn'den fazla, 6 yarışta yarım saniyeden fazla fark atmış Pic'e. Pic'in en fazla attığı fark 0.450 sn ile Katalunya Gp olmuş.

Glock 2012 sezonunun sıralamalarda toplam 7.623 sn fark atmış Pic'e, yani yarış başına Pic'den 0.4 sn hızlıymış. Bunda yağmurlu Britanya Gp'nin etkisi var biraz da, çünkü Glock o yarışta 2.5 sn fark atmış Pic'e. İki yağmurlu sıralamayı çıkartırsak yarış başına 0.3 sn daha hızlı Glock. 0.3 sn bile oldukça yüksek sayılır. Ortalama bir fark çünkü. Üstelik Pic bazı yarışlarda HRT pilotları tarafından da geçilmiş. Her şey bir kenara, Pic'in çaylak olduğu da unutulmamalı.

Bizim de çalışma kağıtlarımız var.


Pic'in Glock'u geçtiği yarışlara bakarsak, çok düzenli dağılmadığını görürüz. Eğer Pic Glock'u sezonun ilk yarısında bir yarış, diğer yarısında beş yarış geçseydi, evet takıma alıştı ve kalitesini gösterdi diyebilirdik, oysaki Pic sezonun ilk yarısındaki 9 yarıştan 3'ünde öndeyken, ikinci yarıdaki 10 yarışın 3'ünde takım arkadaşını geçebilmiş. Pic Hulkenberg örneğinden ayrılıyor bu noktada, Hulk alıştıktan sonra düzenli olarak geçmeye başlamıştı Di Resta'yı. Sezonın son iki yarışında örneğin Glock 0.6 sn daha hızlıymış Pic'den. Bir ara Belçika'da Glock'un Pic'den şikayet etmesi Marussia'nın haber olmasını sağlamıştı. Fakat işler göründüğü gibi değildi, temiz lastikleriyle Pic'den hızlı olan Glock genç Fransız'ı bir an önce geçmek istemiş, Pic de az olsa direnebilmişti, yine de takım emirleri olmaması güzel, Pic'in hanesine de artı olarak yazıldı ayrıca bu direniş.



Paralı yatılıların spora tutunması da güzel bir şey F1 ve taraflar adına. Son birkaç yılda Perez, Maldonado, Grosjean ve Pic'in sadece parayla yarışmadıklarını kanıtlamaları deyim yerindeyse gönüllere su serpri. Zira hem paralı olup hem de yeteneksiz olmaları çekilmiyor. Glock ve Pic benzerine çok rastlanan genç-yaşlı pilot durumuna karşı bir örnek olay incelemesi olarak da görülebilir. Yazıyı yazmadan önce Glock'un 2009'da Renault'un teklifini reddettim demesi aklıma gelmişti, insan ister istemez kızıyor, Glock da kendince haklı, kimse 2010'da neler olacağını bilmiyordu, herkes F1'den çekilmeye bakıyordu. Sanırım koskoca gridde seneye nerede yarışacağını bilen bir tek Lewis Hamilton vardı. Abu Dhabi'de ise sadece 6 pilotun geleceği belliydi 2010 için. Umarım Glock, Kovalainen gibi maaş alarak yarışan pilotlar hak ettikleri değeri bulurlar, bir taraftar olarak sponsorsuz pilotlara her zaman pozitif ayrımcılık yaparak bakıyorum. O değil de gridde niye hiç İtalyan pilot yok ?...

21 Ekim 2012 Pazar

Renault Motorlarının İlkleri

Mark Webber geçen hafta Kore'de Renault motorlarına 200. polünü kazandırdı. Böylece haftasonu boyunca Q3'in son turu hariç yavaş kaldığı Vettel'i geçerek tarihe geçti. Bugüne kadar birçok ünlü pilot ilk pollerini Renault ile kazandı. Kaderin cilvesi 34 pol kazanan Vettel de ilk polünü Ferrari motoru ile geri kalan 33 polünü Red Bull ile kazanmış. Aynı şekilde kariyerlerine Renault motorlarıyla başlayan  Schumacher (94 sezonunu saymazsak) ve Alonso sonradan Ferrari'ye geçmiş. Toplam 11 şampiyonluk kazanmış bu üç ismin kariyerleri birbirlerine fena halde benziyor. Renaultculara karşı Mercedesciler cehpesinde ise Hamilton yalnız. Kariyerindeki bütün başarıları Mercedes motorları ile kazanan Hamilton ilginçtir ki Mercedes'in asıl takımında bu başaraları yakalamamayası kimseyi şaşırtmayabilir. Neyse konumuz Renault, bu arada yazı hemen hemen Renault'un facebook sayfasında gördüğüm resimleri toparlamaktan ibaret, yani fikir tamamen onlara ait. İşte Renault motorlarıyla ilk pollerini kazanan pilotlar :

Jean-Pierre Jabouille / 1979 Güney Afrika GP

77'nin sonlarında F1'e katılan Renault çalışmalarının meyvelerini 79'un üçüncü yarışında, Afrika'nın ucu Güney Afrika'da almış, bu aynı zamanda hem Jabouille'nin ve turboşarjlı motorların ilk polü olmuştu.








Alain Prost / 1981 Almanya GP

Prost Renault'a geçerek Arnoux-Prost-Renault Fransız milli takımını oluşturuyor, ilk polünü de 81 yılında Hockenheim'da alıyordu. İçimde ukde kalan başka bir birliktelik. Mutlu başlayan hikaye 83'ün tartışmalı son yarışında Prost'un Piquet'e kaybedişiyle bitiyordu. Hikaye 2010'da Alman milli takımını oluşturan Mercedes'i ne kadar da hatırlatıyor..




Nigel Mansell / 1984 USA GP

Mansell Team Lotus'la ilk polünü Detroit sokaklarında kazanıyor. Yarış dışı kalan İngiliz aracını itmeye çalışırken fazla zorlayınca bayılıyor.











Ayrton Senna / 1985 Portekiz GP

Senna da ilklerini Renault'la yaşadı. Çıktığı son yarışta da Renault motoru kullanıyordu...Aynı zamanda yağmurlu geçen Portekiz yarışı Senna'nın ilk galibiyeti oluyordu.









Damon Hill / 1993 Fransa GP

Hill Williams'a geldiği ilk yılda takım arkadaşı Prost'un evinde ilk pol pozisyonunu kazanıyor.












David Coulthard / 1995 Arjantin GP

Yağmurlu geçen sıralama turlarında İskoç pilot ilk polünü kazanıyor.












Jacques Villeneuve / 1996 Avustralya GP

Jacques daha ilk yarışında polü kazanmayı başarıyor, tarihte bunu yapan Carlos Reutemann ve Mario Andretti'den sonra üçüncü isim oluyor.










Heinz-Herald Frentzen / 1997 Monaco GP

Hill'in ayrılmasından sonra takıma katılan Frentzen ilk polünü Monte Carlo caddelerinde kazanıyor. Sezon boyunca Villeneuve'nin gerisinde kalan Frentzen ilk galibiyetini ise 99'da Jordan'da kazanıyor.










Fernando Alonso / 2003 Malezya GP

Renault'a geçtikten sonra ikinci yarışında polü kazanan genç İspanyol, ilk podyumunu da burada kazanıyor. Alonso yarışı üçüncü bitirirken Raikkonen ilk galibiyetini alıyordu.









Jarno Trulli / 2004 Monaco GP

2004'ün en ilginç yarışında Renault ilk çizgiyi kapatırken, yarışta Alonso yarış dışı kalıyor, Trulli ilk polünü ve tek galibiyetini yılın en prestijli yarışında alıyor.










Red Bull Renault / 2009 Çin Gp

Vettel kendisinin olmasa da Red Bull'un ilk polünü Çin'de kazanıyor.













Mark Webber / 2009 Almanya GP

Avustralyalı bütün pollerini ve galibiyetlerini Renault motorlu Red Bull ile kazandı, ilklerini de Nürburgring'de yaşadı.










Pastor Maldonado / 2012 İspanya GP

2012'nin olay adamlarından Maldonado harika bir performans gösterdiği İspanya'da Hamilton'a gelen ceza ardından polü kazandı ve ilk galibiyetini de almayı bildi.










Renault F1'i seven markalardan biri. 2009 yılında krizle bebaber patlak veren Singapur faciasıyla F1'den çıkmak için diğerlerinden daha iyi bahanesi olmasına rağmen F1'e destek vermeye devam etti. Şimdi Renault F1 Team olarak olmasa da tam 4 takıma motor sağlayarak F1'in içinde etkinliğini devam ettiriyor. Ayrıca Enstone'un geçmişi de hayli başarılı. Mercedes'in başaramadığı bir ortamları var. Eğer Enstone'un Woking ve Maranello kadar bütçesi olabilse her yıl onlarla savaşabilecek bir gelenekleri var. Bu yılki Lotus'un başarısının altında da biraz bu gelenek yatıyor. F1 parayla dönen bir spor olmasına rağmen paranın başarıyı garanti etmediği nadir sporlardan biri. Ayrıca Renault F1'deki rakipleri Ferrari, McLaren ve Mercedes'e göre daha geniş bir tüketici kitlesine hitap ediyor, daha bir orta sınıf yani. Asıl rakipleri Honda, Toyota, Volkswagen F1'de yokken onlar hala var. Turbo motorlarda iyi geçmişi olan Renault eğer dayanıklılık sorunları yaşamazsa Ferrari motorunu yenebilir. Tabii ki elde hiçbir veri yokken bu sadece basit bir tahmin, 2014'de neler yaşanacak, Mercedes veya başka markalar neler yapabilecek bilmiyoruz. Yine de Renault motorlarının yarışın içinde olacağı kesin. Diğerlerinin de gelmesi dileğiyle, fırsat bulurlarsa özellikle Toyota ve Honda'nın bir şekilde F1'e döneceğini düşünüyorum, umut ediyorum...

17 Ekim 2012 Çarşamba

Uzak Doğu Seferi : 2012 Japonya ve Kore GP'leri

Belçika   : 0.819 sn
İtalya      : 0.792 sn
Singapur : 0.543 sn
Japonya  : -0.451 sn
Kore       : -0.227 sn

Formula 1'in ilginç sezonu devam ediyor. Red Bull iki aracıyla birden Q3'e kalmakta zorlanırken şu an ilk çizgiyi zorlanmadan ele geçiriyor. Yukarıdaki farklar polle RBR'nin sıralamalada daha öndeki pilotla olan farkı. Kendilerine has D-DRS kullanmalarından bu yana grafik direkt olarak yön değiştiriyor. Singapur'daki fark da Hamilton'ın muhteşem turu ve Vettel'in kötü turu yüzünden fazla gözüküyor, yoksa orda da fark 0.2-0.3 sn. dolaylarındaydı. Vettel'in Kore'de S2'de 0.2 sn kaybettiğini düşünürsek yine Japonya'dakine benzer bir fark oluştuğunu görürüz. En azından 0.7 sn kazandırdığı 'gözüken' D-DRS'nin RBR, McLaren ve diğerleri tarafından çok büyük bir fark yaratmadığı söylenen bir sistem. Nerden geldi bu kadar fark, sanırım bu sezonda kimin nasıl öne geçtiği veya geride kaldığı pek fazla sorgulanmıyor, en azından ben çıkamadım bu işin içinden, sağa sola bakıyorum yok.

Koymazsam ölürüm...


İlk dört virajı harika geçen Kore'de yarışın diğer %99.9'lık kısmı yavan geçti. Yine de ilk turda uzun düzlükte mücadeleleri izlemek büyük keyifti. Kobayashi Button ve Rosberg'i biçerek ikisinin de yarış dışı kalmasına sebep oldu. Bu seneki kazalar gerçekten bazen taraftarlara komik bile geliyordur. Rahatlıkla önlenebilecek, basit frenaj hatalarıyla başkalarının yarışları mahvoluyor. Bu seviyede böyle hatalar, garip. Son birkaç yarıştır temiz olan Maldonado'ya insan hak vermeye başlıyor, en azından onun kazaları pozisyon savaşında oluyor.

Hulkenberg'in ve Massa'nın artan formu ise başka göze çarpan yanlardı Uzak Doğu'nun. Massa 2013 koltuğunu garantilerken 2014 için ikilinin performansları kritik olacak. McLaren'in düşen formu da yine gözlerden kaçmadı. Uzun düzlüklü, hızlı virajlı, yavaş virajlı kombinasyonlarıyla benzer Tilke pistleri Japonya gibi pistlere nazaran takımları birbirine biraz daha yaklaştırıyor. Kalan 4 yarışın heyecanlı geçmesi için ufak bir umut sadece. Kalan yarışlarda herhangi bir takım yine ön plana çıkabilir, McLaren bunun için yine en büyük aday sanki, bu yıl bunu başarabilecek kapasiteleri olan Red Bull'la beraber tek takım gibiler araçları itibariyle. Diğer duyum da Hindistan'a Ferrari'nin büyük bir paket getireceği. Artık cumartesiler pazarlardan daha önemli olduğu bir zaman dilimine giriyoruz sanki. Bir de şampiyona gerilim yeterli düzeyde değil, en azından 2010'a göre.



29 Eylül 2012 Cumartesi

Lewis Hamilton Transfer Sözlüğü


Button, Jenson : Takımda artık liderliği ele geçiren Button kuralların pek değişmeyeceği 2013 yılında da en hızlı araca sahip olabilir. Üstelik 2013 yılı aracı da çoğunlukla ona göre tasarlanacaktır. McLaren’in Button-Perez ikilisi tek turda çok iyi bir görüntü sunmasa da İngiliz Hamilton gibi tek tur ustası bir pilotun baskısından kurtulacağı için bir nebze performans bulabilir. Kariyeri 2009 yılına kadar hep ‘yanlış zaman yanlış insan’ modunda giden Button Hamilton’ın gidişinden en karlı çıkan isim muhtemelen.

Doyurucu : İlkin yazıyı ‘doyurucu’ sıfatı çerçevesinde yazmak istiyordum, vazgeçtim. Hamilton’ın takımda mutlu olmaması, takımdan orjinal kupaları istemesi, Mercedes’de daha fazla kazanacak olması, 2014 kural değişiklikleri, geçen sene yaşananlar …Bunların hiçbirisi tek istediği daha fazla şampiyonluk olan bir pilotun daha güçsüz bir takıma gitmesi için ‘doyurucu’ nedenler değil. 2013 yılında Mercedes’in en büyük numarası D-DRS’nin de çöpe gittiğini hesap edersek seneye Hamilton’un şampiyon olma ihtimali yok gibi. Üstelik en büyük iki rakibi 2012 ve 2013’de birer şampiyonluk alsa Alo 3, Vet 3, Ham 1 olacak, onun için daha kötü senaryoda Alo veya Vet 4 Ham 1 olacak..2012 için de takım ve Hamilton’ın eski konsantrasyonunu toplaması zor olacaktır, büyük sürpriz olmazsa.2015 içinse Mercedes kısmını bekleyelim.

Luca ne düşünüyor acaba..


Ferrrari : Aslında her şey Ferrari’nin tek pilot üzerine odaklanmayı bırakıp bırakmayacağı üzerinde duruyor. Massa en fazla bir sene daha yarışabilir, 2014 için takım gerçekten Vettel’le anlaştı mı veya anlaşmaya çalışacak mı ? Hatta daha ileri gitmek istiyorum, takım 2016 aralık ayında Alonso ile devam etmek isteyecek mi ?  Eğer Ferrari iki güçlü pilotla yarışırsa 2017 yılı için Ferrari-Hamilton birlikteliği uzak değil, bu fikrin diğer parçaları diğer harflerde olacak.

Grid : Hamilton transferi öyle bir hareket getirdi ki gride, HRT hariç bütün takımların pilot dizilimini değiştirebilir iki yılda. Halihazırda üç takımın dizilimi değişti, Ferrari’nin kararına bağlı olarak hem kendileri hem RBR, muhtemel Kimi boşluğu için Lotus, RBR koltuğu için bir STR pilotu, orta sıralarda boşluk için Kovalainen ya da Marussia ikilisinden biri….Bu işten tamamen karlı çıkacak basın olabilir.

Force India İkilisi : Her ikisi de McLaren koltuğunu kapamamış olsalar da şu an belki de hayatlarının savaşını veriyorlar. Kim kaybederse geleceğini de kaybetmiş olacaktır. Kazanan taraf büyük ihtimal daha iyi bir koltukta şampiyonluk veya yarış kazanmak için yarışacak diğeri ise puan mücadelesine devam edecektir.

Haug Amca

Haug, Norbert : Haug ile Schumacher ilişkisi bir türlü olmayan bir ilişki. Haug tarihin akışını değiştirmeyi istiyorsa bunu 90’ların sonunda yapacaktı. Sanırım zamanında Schumi’yi McLaren’e transfer etmek isteyen Haug 2010’da bu emeline ulaştı fakat beklenileni veremedi. Daimler Hamilton transferin daha çılgın bir şey yapmak isterlerse CEO’su sayın Dieter Zetsche Haug’u gönderir, BMW’den emekli olan Mario Theissen’ı alabilir.Akıllarında bulunsun yani...

HRT : Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok

Kobayashi, Kamui : Geçen seneki etkileyici performansından sonra tek turda da hızını geliştiren Japon pilot, ilginç şekilde takım arkadaşının gerisinde kaldı. Şu an kimse ondan bahsetmiyor, belki de aracın yumuşak yapısı ona hiç uygun değil. Bunu demek de pek ‘doyurucu’ değil çünkü kimi zaman o da iyi performanslar gösterdi benzer taktiklerle, tam olarak belli bir neden de olmayabilir. Daha hiçbir şey bitmedi onun için..

Lost – Lost : McLaren Hamilton birlikteliğinin bitmesi iki taraf için lost-lost oldu. Hani bir anlaşmada iki taraf da ne kadar kaybedebilirse o kadar kaybettiler. Hangi tarafın daha az zararla kapatacağını zaman gösterecek. Zaten bu birlikteliğin bitmesine insanlar iki taraf da zararlı kapatacağı için inanmıyordu ama bitti…

McLaren : Hamilton çocukluğundan beri içinde bulunduğu takımını bıraktı. Adrian Newey varken bir takıma en iyi teknik kadroya sahip demek kolay değil ama Newey’i Lotus James Allison’u veya Ferrari’nin Pat Fry’ı gibi bir seviyede kabul edersek en iyi teknik kadro McLaren’de diyebiliriz. 2013 için de çok iyi bir temele sahipler. Perez anlaşmasıyla Vodafone konusunda elleri güçlenecek. Perez hamlesini Mercedes’den bir saat önce duyurarak bir nevi çalım attılar, oldukça politik bir hamleydi. Hem de Ferrari’nin yeteneğini kaptılar. McLaren motor konusunda ise sanıldığı kadar dezavantajlı olmayacaktır. Eğer Mercedes’le anlaşamazlarsa yeni bir partner arayabilirler ya da kendileri üretebilir. Sonuçta Mercedes hala kendi kazanamasa da McLaren’le kazanmaya devam ediyor ve McLaren motor için Force India ile aynı ücreti ödemek istemeyecektir. ‘Maliyeti çıkarma’ adına 2-3 yıl bir geçiş dönemi olabilir sonrasında seçeneklere bakılabilir. Motor konusuna Mercedes’le devam edelim..

Mercedes : Herkesin beklentisi 2014’deki kural değişiklerinin 2009 gibi bir fark yaratması. Fakat unutulmaması gereken önemli olan noktanın motor gelişimine izin verip vermeyecekleri veya ne kadar izin verecekleri. Motor gelişimi yasak olduğu takdirde beklentileri pek fazla büyütmeye gerek yok sanki. 2014 yılı için oluşacak muhtemel dayanıklılık sorunlarıyla geçiş yılı olabilir. Ayrıca motor çok ön plana çıkacaksa bundan avantaj takım dayanıklı motorlarıyla Ferrari veya dayanıklılık konusunda şu aralar sıkıntı da olsa sürekli zorlayan Renault olması daha kuvvetli bir ihtimal. Üstelik Mercedes’in bu konuda pek de iyi bir şöhreti yok. Yine 2014’de Mercedes son yarışa kadar şampiyonluk için savaştı, peki ya 2015’de bunun devam edebileceğinin garantisi var mı ? Brawn’ın kurduğu Aldo Costa, Geoff Wills gibi önemli isimlerle kurduğu kadronun performansı motorlardan da önemli olabilir. Mercedes Hamilton transferiyle bir anlamda günü kurtardı, hem devam ediyoruz mesajı verdi hem de tekrardan takımın üzerindeki beklentileri ve ışıkları artırdı. Yine de seneye aynı noktada başladığı takımlarla oluşan fark şampiyonluk isteyen bir takım için hiç iyi gözükmüyor. Üstelik tek galibiyetleri de biraz lastik ve McLaren’in hataları kokarken..

Maldonado, Pastor : Pastor Maldonado 2013’de McLaren’de. Bu sene iyi performansıyla göz dolduran Venezüellalı pilot Lewis Hamilton’un Mercedes’e geçmesiyle McLaren’e transfer oldu. Güçlü sponsporu PDVSA’yı da yanında İngiliz takıma götüren Maldonado 2013’de şampiyon olmak istiyorum dedi… Şimdi şaka gibi gelen şu haber eğer Maldonado yarışlardaki saçma hataları olmazsa hiç de uzak değildi. Williams ile 2013 için sözleşmesi var galiba ama biz fanteziyi bozmayalım. Venezüellalı olası seçenekler içerisinde McLaren’in 2013 koltuğu için en içe sinecek seçenek olabilirdi. Çünkü takım arkadaşına bu denli üstünlük kuran bir pilot yok olası adı geçen isimler arasında. Doğru zamanda doğru yerde olmak çok önemli, nasıl  Button zamanını beklediyse her zaman elinizden gelenin en iyisini yapmalısınız Formula 1’de. Size de bir gün şansın geleceğini bilerek, isteyerek..

Perez, Sergio : Şu anda dünyanın en mutlu insanı. Elinde müthiş bir fırsat var, artık son 6 yarışta bile göz önünde olacak. Daha çok genç, öğreneceği çok şey var ve şampiyonluk kazanabileceği bir araçta olabilecek en iyi takım arkadaşına sahip. Söylenebilecek çok bir şey yok…


Raikkonen, Kimi : Bu seneki performansıyla göz dolduran Kimi eğer yeniden bırakmazsa onu kapmak için 2013 sonrasında McLaren – Red Bull – Lotus savaşı yaşanabilir. Eğer Lotus ona düzgün araç verirse büyük takımla uğraşmamak için tercihinin Lotus olması küçük bir ihtimal değil. Pilot pazarının gözdesi olacak  gibi duruyor.


Red Bull : 2014 için büyük soru işaretleri oluşan takımda boş durmayacaktır. Eğer Vettel’i kaptırırlarsa Raikkonen için sıkı bir savaşa girebilirler. Toro Rosso sürücüleri seneye daha iyi olacaktır ayrıca. 2008’deki STR aracı hiç fena bir araç değildi, 2012’de STR pilotlarının Vettel gibi bir patlama yapmaları kolay değil. Ricciardo bu formunu devam ettirebilirse Webber’in koltuğunu devralabilir. Yine de takım bir yıldıza ihtiyaç duyacaktır. Şu anki denklemde Red Bull zayıf görünse de kesinlikle boş durmayacaklardır…

Dostluklarını devam ettirmeleri zor olacak.

Rosberg, Nico : Oluşan durumdan mutsuz olan isimlerden biri, belki de en mutsuzu. Üç yılda özellikle Schumacher taraftarlarına antipatik gelen birçok açıklamaları olsa da pistteki başarısızlığı ‘ben de Schumacher’i geçtim ne yapayım’ diyerek savuşturmaya çalıştı. Ne olursa olsun Schumacher’le yarışmak insanı yıpratır, hadi Schumacher geçici bir projeydi Mercedes için. Bu takım Rosberg’in etrafında kuruldu, peki Hamilton nereden çıktı şimdi diye düşünecektir. Yine bir yıpranma dönemi Rosberg için..O muhtemelen Di Resta’yı beklerken karşısında bu takıma oldukça şaşaalı şekilde ve şampiyon olmak için gelen bir Hamilton var. Şu an çok onun işi zor..

Sarı Kask : Artık sarı kaskla özdeşleşmiş Hamilton'ın sarı kaskına devam edip etmeyeceği başka bir soru. Bildiğiniz gibi Rosberg de daha açık olsa da sarı kask kullanıyor. İkisi de aynı renkte kask takar mı bilinmez. Son yarışa beyaz kaskla çıkan Hamilton acaba gece yarışı bahanesiyle taraftarlarını bu kaska mı alıştırmaya çalışıyor ? Evet, kasklar yarış kazandırmaz ama Hamilton'un sarı kaskı onun agresif yapısı kadar Hamilton'u Hamilton yapan özelliklerden biri.

Sauber : Formula 1’in Porto’su, eskinin Ajax’ı… Raikkonen, Massa, şimdi de Perez. Yetiştirdiği bir başka yetenek de büyük takıma gidiyor. Keşke F1’de bonservis olsa diyesi geliyor insanın Sauber’i görünce. Şimdi de Perez’in koltuğunu kimle dolduracak, Ferrari’den sonra en çok konuşulan konu olacaktır. Eğer Schumacher olmazsa Kovalainen güzel bir seçenek olabilir.

Sauber düşünceli..

Schumacher, Micheal : Schumacher’in karar verememesi olayların başlangıcı oldu. Veya Hamilton gibi bir ismin gelecek sene boşta gözükmesi Mercedes’in iştahını kabartmış olabilir. Rosberg gibi tek turda iyi pilotu sıralamalarda geçiyorsa Schumi bırakması için hiçbir neden yok. Onu Sauber’de görürsek çok mutlu olacağım şahsen, 2010’da bıraksaydı bir şey diyemezdik fakat şu performansa yazık olur gerçekten. Gitmemesi şu an tek dileğim..

Vettel, Sebastian : Pilot pazarının artık yeni gözdesi, kilit ismi. Acaba 2014 için ön sözleşmesi var mı ? Yoksa zamanında Raikkonen’i, Montoya’yı, Alonso’yu ve en sonunda Perez’i kapan McLaren   pilotlarının olası düşük performansa karşı Vettel’e yönelebilir. Vettel için yine Ferrari – McLaren – Red Bull savaşı görebiliriz. Tabii Perez’in anlaşması için multi-year dendi, 1+1 olduğunu varsayıyoruz. Eğer Vettel RBR’den ayrılmak isterse Ferrari’de Alonso ile kapışmak yerine McLaren’i tercih edebilir. Red Bull’un ne teklif edeceği de şimdilik muamma.







14 Eylül 2012 Cuma

Avrupa'ya Gri Veda : Spa ve Monza GP'leri

İlk tur, son sektör

Macaristan : McLaren - Lotus
Belçika : McLaren - Red Bull
Monza  : McLaren - Ferrari
McLaren son üç yıldır klasikleşen 'Valencia-İngiltere-Almanya Performans Kaybetme Şenlikleri'nden sonra sazı eline aldı. Hatta üç yarışta kazanırken hepsinde farklı takımlarla mücadele etti. Spa ve Monza'da kazanarak iki şampiyonluğu da daha heyecanlı hale getirdi. Her ne kadar Spa'da Button rahatça kazandıysa da Vettel'in performansı gözlerden kaçmadı. Bu yarışa dair anlatacak pek bir şey yok Grosjean'ın sebep olduğu kaza haricinde. Grosjean'ın cezasını hemen hemen herkes haklı buldu da hukuki olarak tamamen skandal. Şampiyonanın önde giden adaylarını saf dışı bıraktı açıklaması bazı pilotların daha fazla adalete sahip olduğunu gösteriyor. Lotus bu noktaya itiraz edebilirdi, en azından basın önünde dile getirebilirdi. Button'un McLaren'le ilk podyumu ve Hamilton'ın twitter skandalı ise unutulmayacak başka şeylerdi.

Spa ve Monza yüksek hızlı pistler olsa da F1'in en teknik pistlerinden. Özellikle de Monza'da takımın doğru ayarları bulması gerçekten zor iş. Düşük df, yüksek düzlük hızı gibi bir basit bir denklem yok işin içinde, evet pist sizden bunu istiyor ama aracınız buna ne kadar uygun ? Monza için dersine iyi çalışmak önemli, pistin istedikleriyle aracınızın özelliklerinizi örtüştürmeniz lazım. 2010'da herkes McLaren galibiyeti beklerken Ferrari kazanmış, 2011'de ise dersine iyi çalışan Red Bull herkesi şaşırtarak adeta uçmuştu. 2012'de ise Ferrari dersine daha iyi çalışmış gibi gözüktü. Son iki yarışta McLaren'in 0.7 sn civarında geri kalan takım Monza'da pol mücadelesine girişti. Belki McLaren de dersine iyi çalışmamış olabilir çünkü yüksek df ve fena olmayan bir düzlük hızıyla daha rahat ayar yapma şansına sahiptiler.

Patroınlar konuşuyor.


Q3'de sorun yaşayan Alonso'nun yarışta kazanacak bir hıza sahip olması şampiyona için kritik olabilir çünkü kağıt üstünde McLaren'in en zorlanacağı yarıştı Monza. Tabii bu yıl neyin ne olduğu belli olmadığı için her yarış farklı bir tablo görebiliyoruz. Yine de son yarışlarda lastiklerden eskiye nazaran çok daha az bahsedildiğinden de takımların lastikleri anladığının varsayabiliriz. McLaren'i bir kenara koyarsak Lotus, Red Bull ve Ferrari'nin sürekli değişen sıralaması kilit olacaktır. Lotus'un son iki yarışta lastik koruma konusunda kendi performanslarının gerisinde kaldığını gördük, aksine McLaren'in de lastiklerini hemen harcamadığını, Red Bull ve Ferrari'nin de sırasıyla Belçika ve İtalya'da McLaren'le boy ölçüştüğü ise gözlerden kaçmadı. Peki Sauber'in Belçika gibi ön sıralardan kalktığı yarışlarda ön grup onların lastik korumasıyla boy ölçübilecek mi ? Şampiyona açısından yine önemli olabilecek bir mücadele. Sauber'in ön sıralardan kalktığı bir yarışı kazanabilir demek de kolay değil, Spa bunun için önemli bir ölçüt olacaktı, orada acaba yarış performansından fedakarlık ettiler mi, ettilerse ne kadar ettiler bilemiyoruz.

Uçtu uçtu Vergne uçtu..


Button, Vettel ve Webber'in yarış dışı kaldığı günde Perez günün tartışmasız en çok konuşulan ismi oldu. Yarışa 8. sıradan başlayan Kobayashi 6.turda Perez'e geçiliyor -muhtemelen çok sorun çıkarmamıştır. - ve her tur yaklaşık yarım saniye geride kalıyordu Meksikalıya göre. Perez'in performansından gözlerden kaçan bu fark çok normal gelmedi açıkçası. Kobayashi ilk 10'a girmenin cezasını mı çekti ? Taktikleri belirlerken Pirelli'nin lastik hamurları arasında bazen hiç fark olmuyor, böyle durumlarda sert lastikler daha bir avantajlı oluyor. Kobayashi 20.tur pite girerken Perez 29.tur içeri girdi. Checo Alonso'dan  9 tur, Hamilton'dan 5 tur temiz lastikleriyle 8.sıradan başlayarak önündekilere teker teker geçmeyi başladı. Ancak 36.turda Raikkonen'den kurtularak önünü açabildi. Önü açılan Perez ön gruptan 1.5 sn çalarak geliyordu. İki Ferrari'yi geçince McLaren tempoyu yarım saniyeye yakın artırdı ve Hamilton Monza'da ilk defa kazandı. Açıkçası tur derecelerini incelemek de pek işe yarar bir şey değil mücadele olmadıkça. Özellikle de McLaren'in son iki yarışta rahatça lider gitmesinden dolayı. Üstelik Monza ve Spa biraz kendine has pistler, önümüzdeki yüksek df pistler için tam bir gösterge sayılmaz. Ne yazık ki F1 takviminde pistler gittikçe birbirine benziyor, acaba neden ?

Lotus'un kendi geliştirdiği D-DRS'si yarışta kullanamaması ve Red Bull'un bir türlü beklenen güncellemeyi yapamaması gelişim yarışının belirleyicileri oldu Uzak Doğu öncesi. Red Bull'un sezon arası öncesi aldığı yasaklar sanki bünyede yavaş yavaş kendini hissettiriyor. Hızlanmanın önemli olduğu pistlerde sene başındaki gibi güçlü olamayan Red Bull var. Yine de derli toplu değerlendirmek için Singapur'u beklemeliyiz, çünkü Macaristan'dan yaklaşık 2 ay ve 3 yarış sonra daha sıkıcı ve karanlık başka bir Macaristan GP'si izleyeceğiz. Bu arada yavaş yavaş yaklaşan bir Sauber galibiyeti ve ilginç şekilde hala galibiyeti olmayan bir Lotus var.

Görünmeyen Rekabetler

Grosjean renk vermedi..
Arka ve orta sıralardaki rekabete başlamadan önce Raikkonen'in ve Schumacher'in son yarışlardaki muazzam performansı da gözlerden kaçmıyor. Schumacher en büyük eksisi sıralama turlarını düzelttikten sonra Rosberg'in önünde yer almaya başladı, Raikkonen hem kendi gelişimi hem de Grosjean'ın hatalarıyla takımın lider pilotu oldu. Grosjean ve Maldonado sürekli kazalara karışsa da grid için önemli pilotlar çünkü ikisi de tek turda iyi. Pilotlar tecrübeyle tek turdaki hızını -yani yeteneğini- pek fazla geliştiremeseler de yarışlarda daha akıllı davranmayı öğreneceklerdir. En azından hızlı bir şekilde öğrenmelerini umalım.

Podyuma çıkamayan takımlardan Force India'da son yarışlarda Hulkenberg göz kamaştırmaya başladı. Hem cumartesi günü İskoç takım arkadaşını geçiyor hem de Belçika, Valensiya gibi olaylara karışmadan iyi yerlerde bitiriyor. Di Resta sanki medyanın biraz abartısı mı diye de düşünmeden edemiyor insan. Yine de erken. Toro Rosso'da ise Ricciardo 10-3 yaptı sıralamalarda. Vergne Monza'dan önce iki yarış Avustralyalıyı geçince acaba demiştik. İlginçtir Vergne'in 8 puanına karşılık Ricciardo'nun 4 puanı var. Diğer mücadele ise Marussia'da. Sıralamalarda 8-4 önde olsa da Glock, Pic diğer takım arkadaşlarından daha dişli çıktı. Belçika'daki mücadele ve Glock'un açıklamalarıyla kendi çaplarında gündem oldular. İkilinin mücadelesine de arada bakmak gerekiyor. Gridin sonundaki HRT ise Caterham ve Marussia gibi 3 yıldır bir tane 'iş bilen' bir tane paralı pilotları olsaydı şimdi daha güçlü olabilirlerdi. Ayrıca Marussia Glock'la Belçika'da Petrov'a 0.4, İtalya'da 0.150 sn uzaklıktaydı, kim bilir yakında Marussia garajında da bir kutlama görebiliriz..






10 Temmuz 2012 Salı

2012 Britanya GP : Yağmurlu Sıralamanın Yağmursuz Yarışı

Geçen sene (2011) testlerde en fazla turu atıp lastikleri anlayamayan Ferrari büyül hayal kırıklığıydı; kötü bir araç yapabilirsiniz fakat herkesten fazla tur atıp lastikleri anlayamamanın bir açıklaması yoktu benim açımdan. Bu sene de o ödül McLaren'e gidebilir. Çünkü takım ne lastikleri anlayabilmiş durumda ne de önemli bir gelişim kaydetti sene başından bu yana. İkisinden birini yapabilmeliydi düzgün olarak, yine de erken bir teşhiste bulunmayalım. Cuma günü ajanslara bir haber düştü, Ross Brawn'un aerodinamiden çok lastikleri anlamaya odaklandıklarını, bunun getirisinin daha fazla olduğunu söyledi. Evet sıralama nispeten oturdu ama yarışın galibi yine lastikler tarafından belirlendi. Elbette sürücüler her şeyi belirlemiyor, belirleyemez ama bu işin tadının ne zaman kaçacağını merak ediyorum, bu başlı başına ayrı bir yazı konusu, o yüzden bırakalım şimdilik.

Wimbledon'u da kaçırmıyorlar...
2011'in aksine bu sene trend yumuşaklardan hemen kurtulmak. Geçen sene bazen 1.5 sn'ye yakın farklar oluyordu iki hamur arasında. Bu yüzden daha sert olan lastikler yarışın son bölümlerinde kullanılıyordu genelde. Bu sene farkların azalmasıyla yumuşak lastiği kullanmanın hiçbir manası kalmadı. Zaten belirgin bir dayanıklılık farkı varken bu iki hamur arasında, bu sene pratikte 0.5 sn olan iki hamur arasında bazen fark mark kalmıyor. Kalsa bile birkaç tur 0.2 sn hızlı gitmek için kimse yumuşakları takmıyor. Tabii Sauber ya da Lotus değilseniz. Yarışı internetten izlediğim için çok bir şey anlamadım, sonradan ordan burdan izleyenlerdin yorumlarıyla az buçuk bir şeyler çıkarabildim. Bizi bu duruma düşürenlere ateş püskürten bir yazı yazacam, haber sitelerinde dolaşmayacak bu yazı ama ben yine de yazacam. Bir ara yeniden izleyeceğim yarışı, en azından Serhan Acar'ı dinlemek insana mutluluk veriyor, aynı Caner Eler gibi. Allahtan pek inceleyecek bir şey yok yarışa dair. Olay yumuşak-sert lastikleri doğru yerde doğru zamanda kullanmaktan ibaretti dün(anladığım kadarıyla).




İngiltere'nin beşiği olduğu şüpheli ama Formula 1'in beşiği olduğu kesin. O yağmurda 80 bin kişi antrenmanları izlemeye geldi, üzerine diyecek bir şey yok. Üstelik büyük çoğunluğu Hamilton ve Button için gelen fanların haftasonları buruk bitti. McLaren İngiltere ile bütünleşmeye çalışması -bilmiyorum belki ben böyle yorumluyorum- önemli bir hamle. Birçok takımın merkezi orada ama İngiltere biraz McLaren ile anılır oldu. McLaren'in, Mercedes'in sürücü seçimi gibi planlı olmasa da iki tane Britanyalı şampiyonun takımda olması onları bu yola itmiş olabilir, her ne olursa olsun İngiltere'de var olmak F1 için çok önemli, belki de bu konuda Williams geç kalmıştır. Üzerine Lewis Hamilton yarıştan sonra olimpiyat meşalesini taşıdı. Bu gelişmeleri de not edip başka yazıya saklayalım. İngiltere'nin yayın haklarına sahip SKY Sport taraftarlardan gelen birkaç resmi de paylaşacağız bu arada. Sözde İngiltere yerine Britanya'yı kullanacaktım, olmadı, alışmışız bir kere. Yine pist dışı bir haber olarak McLaren pilotlarının kendilerini seslendirdiği bir animasyon yapmış, Sky Sport'da yayınlandı, Ron yine iyi çalışıyor. Silverstone her sene şovun önemli bir parçası olmayı sürdürüyor, daha iki sene önce pistin takvimden düşme ihtimali olduğunu hatırlamak bile insanın tüylerini ürpertiyor. Takvime doluşan ruhsuz pistlerden sonra eskiden hiç sevmediğim bu piste şimdilerde aşık olmuş durumdayım.





Büyük resmin bir kenarında da Romain Grosjean ve Lotus gerçeği var. Yine yarış kazanacak bir hıza sahiptiler, yine olmadı. Soğuk havada iyi olmaları da ayriyeten şaşırttı. Ben Raikkonen'den bahsetmek istiyorum, sanırım bu sene kafasında sadece yarışıp tekrar forma girmek var. Kendisinden beklenenden çok daha sakin, etliye sütlüye karışmadan devam ediyor. Buz Adam'ın kafasında muhtemelen başka şeyler var ya da hala araçla sorun yaşıyor. Yine de şu ana kadar oldukça iyi iş çıkarıyor, bu sene olmasa bile seneye patlama yapma ihtimali yüksek. Onun değerini gittikten sonra anladım, şu anki grid tadından yenmiyor zaten. Sauber'in hızı da bu yarış fena değildi, belki de Lotus'dan sonra 4.takımlar. Sene başı ilk 4 yarıştaki antrenmanların hepsinde Mercedes motorları kazanırken ben de çetelesini tutuyordum, sanırım 12'de 12 yapmışlardı. İngiltere'de de ilk 7 takım içinde Williams'la beraber Mercedes ve McLaren grubun son kısmını oluşturuyorlardı. Orta grubun yalnız kovboyu Toro Rosso'da da Ricciardo yine Vergne'in önünde tamamlamayı başardı yarışı, 3.Antrenmanlarda fena gözükmeyen Marussia ve HRT'nin de gerçek hızlarını göremedik yağmurdan, yine de Marussia büyük güncellemeleriyle HRT'nin önüne geçmiş gibi, HRT 2 tur yerken onlar 1 tur yedi. Sıralama turlarında da Alonso, Hamilton ve De La Rosa'nın 9-0 üstünlüğü devam ederken, Webber Vettel'e karşı 5-4 yaptı. Yine ceza yiyen Maldonado'ya da yeteri kadar laf söylendi ama bir pilot ne kadar agresif olursa olsun bir yere kadar sorun olmayabilir, hatta bu fazlasıyla taraftar da toplar size, Maldonado'nun yaptığı ise çok farklı, Belçika 2011 ve Monaco 2012. Kasıtlı olarak rakibinin üzerine sürdü bu iki olayda, iyimser bir yaklaşımla olayı açıklamaya çalışanlar oldu lakin açıklayacak pek bir şey yoktu. Ne yapmaya çalıştığı konusunda bir fikrim yok, yakında Fia onun yüzünden cezalarda yeni yaptırımlara gidebilir, aklıma ilk gelen yılda 5 defadan fazla ceza alan pilotun puanlarının silinmesi gibi birsürü ceza türetilebilir. Ne olursa olsun sorun Maldonado'nun iyi niyetli olmayan sürüşleriydi, F1'in en agresif sürücüleri bile böyle kötü niyetli değillerdi hiç bir zaman.

Bu da en sanatsalı..
Yarışın sonucu ; 1.Webber 2.Alonso 3.Vettel 4.Massa 5.Raikkonen 6.Grosjean 7.Schumacher 8.Hamilton 9.Senna 10.Button. Pilotlarda Alonso liderliğini korurken, takımlarda da Red Bull önde bulunuyor (tarihe not).





15 Mayıs 2012 Salı

3'ü 1 Arada : Çin, Bahreyn, İspanya GP'leri

F1'de arkadan yakalanan karelerin tadı bir başka oluyor.
Çin ve Bahreyn GP'lerinin üstüste gelmesiyle ben de onları karıştırıp bir yazı yazayım demiştim ama tembelliğimden ve sınav yoğunluğundan dolayı yazıyı İspanya sonrasına bırakmaya karar verdim. Geçen sene yarışlardan sonra Fia'nın sitesinden indirirdim dökümanları, tur derecelerini falan incelerdim. Bu sene ise elim kolum bağlı hissediyorum çünkü malum lastikler her şeyin önüne geçti. Bu bakımdan biraz sezgisel yazacağım gibi. İspanya'da sıralamayı kafamda oturturum diye düşünürken çorba daha da karıştı. Çık çıkabilirsen işin içinden.

Çin'deki Mercedes galibiyetini lastiklerin çalışma aralığına bağladık, nispeten Lotus ve RBR'nin de Bahreyn'deki hızlarını da. Fakat İspanya da bu yönde pek bir açıklama gelmedi, zaten takımlar burayı avuçlarının içi gibi biliyor. Buraya gelmeden Q3 hesapları yapan Williams nasıl oldu da yarışı kazandı, Ferrari birden nasıl bu kademe atladı falan filan. Hem Williams hem Ferrari bu hıza şaşırdıklarını söyledi aynı Bahreyn'deki Lotus ve RBR'nin şaşırdıkları gibi. Yazıya başlamadan sıralama turlarını yeniden izledim, laf burda dönüp dolaşıp McLaren'e geliyor. 3.antrenmanları izleyenler bilir, Hamilton hızlı turunda iki en iyi sektör zamanıyla geliyordu fakat son sektörde trafiğe yakalanmıştı. Button ise cuma günü iyi iken cumartesiden itibaren sorunlarla uğraştı aynı Çin'de olduğu gibi. Button'un araçtan memnun olmadığı zamanlarda da maksimumu çıkarabilmesi onun için hayati olacaktır keza bu sene grid çok yakın ve Hamilton alışıldığı üzere cumartesileri çok iyi. En sıkı Lewis Hamilton fanlarının bile bu sene Button'un önde olması muhtemel dediği sezonun başından bu yana geldiğimizde McLaren'de ibre Hamilton'a kaymış durumda. Ön gruptaki McLaren-RBR-Lotus-Mercedes-Ferrari-Sauber-Williams oluşan 7 takımın hepsinin güçlü ve güçsüz yanlarını analiz etmek bile yeterince zorken lastiklerin hayati olmasıyla araçların aerosu bile bir anlam ifade etmiyor. 2010'dan bu yana takımların hızlarını karşılaştırmak için sıralama turlarına özen gösteriyorum baya, nedense izlemesi de ayrı bir zevk benim için. İspanya'da da öne çıkan Lewis Hamilton'du. Basit bir mantıkla MP4-27 griddeki en hızlı araç gibi duruyor. Bu zaten bilinen bir şey, Serhan Acar'ın dediği gibi bütün pistlerde lastikleri çalıştıran tek takım ise Lotus. Williams ve Ferrari bu performansı başka yarışlarda gösterselerdi geçici diyebilirdik ama burası Katalunya GP. Üstüne üç tane cadde yarışı bizi bekliyor, Monaco, Kanada ve Valensiya. Araçlar hakkında yine net fikir vermeyen pistler, peki ya Silverstone, o yarışa kadar da lastikleri anlayamazsa takımlar, zor bir sezon kesinlikle ve biraz da loto gibi bir sezon, can sıkıcı olmaya başladı yavaştan bu durum.

Çin'deki trafiği daha iyi anlatan bir resim bulmak zor.

Çin'e dönersek Rosberg ilk turlardan sonra farkı açarak önemli bir avantaj elde etmişti, yarışta da McLaren'lerin pitlerde ve trafikte boğuşmasıyla rahat bir galibiyet kazandı. Tur zamanlarını incelemeye kalktığımızda, hiç uğraşmayalım çünkü inanılmaz trenler oluşmuştu o yarışta ve hızlı olan araç öndekini geçinceye kadar lastiklerini normalden fazla aşındırmıştı yani incelemeye çok değmez. Bahreyn'de de gördük ki lastikleri en iyi çalıştıran Lotus. Eğer Vettel önden başlamasaydı tipik bir Vettel galibiyeti izleme şansımız çok azdı. Konu Vettel'e gelmişken bu yıl Webber'e karşı önde olmasına ve takımda tamamen ipleri almasına rağmen Webber'e karşı daha baskın olmasını beklerdim. Webber'in bu yılkı sürüşü bence bir başkaldırı. İspanya'da ise ön grup Williams-Ferrari ve Lotus diğerlerinden hızlıydı. İlk turlar Alonso'nun farkı açamamasıyla Williams'ın yarış hızında Ferrari'den bir nebze hızlı olduğunu varsayabiliriz. Tabii bu bir varsayım, geçen seneden bu yana gördüklerimizden çıkardığımız bir tahmin. Yine ilk pite geç giren Maldonado pitten sonra farkı 3.5 sn'den düzenli olarak 1.5'ye kadar düşürdü. Pirelli'den bu yana önce giren kazanır kuralı geldiğinden 2. pitlere Maldonado doğru bir zamanlamayla önce yaparak liderliği kaptı. Pirelli'yle beraber 1 tur geç girmek size 2 sn civarında avantaj sağlarken sadece stint sonunda 0.1-0.2 sn kazandırıyor rakibinize. Yine aynı düşünceyle 2 tur geç girmek ise çok daja fazla avantaj sağlıyor. Alonso ilk pitlere erken girerek 2.3 kazanmış, Maldonado ise 2 tur erken girerek 1.5 gerideyken 6.2 önde çıkarak 7.7 sn kazanmış. Pitlerden sonra 6.2 sn olan fark 4 tur içinde 7.4'e çıkmış. Bir tur sonra 32.turda ise fark 7 sn'ye inip düzenli olarak azalmaya başlıyor, bu turda ise Raikkonen zirveden 20 sn. uzakta. Alonso 40.tura kadar farkı düzenli olarak 4.2'ye kadar indiriyor. Maldonado 41. pite giriyor, Alonso ise 3 tur sonra. Raikkonen bu isimlerden biraz daha geç girerek hem onları yavaşlattı hem de son stintte 4 tur daha temiz lastiği kalmıştı, güzel bir taktik tabii öndekilerden bu kadar gerideyseniz. Raikkonen neden bu kadar geride kaldığını incelediğimizde ise 2.pitlerden hemen önce Williams'dan 9 sn. geride olan Raikkonen pitlerden sonra 17.9 sn geride, ardına lastik ısıtamadığından diğer turda 19.3 sn geride kalıyor liderden. 34.turda liderden 21.1 sn gerideyken, Maldonado'nun pite girmeden önceki turda 18.6 sn'ye iniyor fark. Bu kadar sayısal veri fazla oldu, bundan sonra son stintte Alonso ve Maldonado mücadelesini izledik. Bir ara fark 0.3 sn'ye inse de Alonso o noktadan sonra bir daha farkı kapatamadı yani geçemedi, fark ufak ufak açılmaya başladı. Raikkonen ise Maldonado'dan 7, Alonso'dan ise 4 tur pite geç girerek son stintte uçtu adeta. Grosjean'ın da uçtuğuna bakarak Lotus'un bu performansını pek adlandıramadım. Uzun sürüşlerde iyi olduklarını biliyoruz ama bu çok daha farklıydı sanki. Bütün bunların yanında Maldonado'nun hatasız sürüşünü de unutmamak gerek. Burdan bir lafım da Peter Sauber ve takımına. Malezya'da çok daha avantajlı bir durumdayken pozisyonunu korumaya çalışan Sauber nasıl bir hata yaptığının belki şimdi farkındadır. Çünkü Williams daha motive bir Alonso ve daha güçlü bir Ferrari'yi daha zor şartlarda geçmeyi bildi. Sauber belki griddeki en sempatik takım ama pilotlarına çok müdahele etmesi (Bknz. Heidfeld ve Raikkonen'in açıklamarı) benim pek sevmediğim bir yönü İsviçreli takımın.

Sayısal bilgilere son vermeden önce Lewis Hamilton'un son stintte tam 25 tur boyunca 1.29'larda dönmesi oldukça etkileyiciydi. McLaren yarışta çok hızlı gözükmedi ama bu istatistik de hiç fena değil yarış adına. Muhtemel bir yarış galibiyeti gitti McLaren'in. Özellikle son sektör olmak üzere Hamilton bütün sektörlerde en iyi dereceleri elde etti cumartesi günü. Ayrıca Pirelli bu yarışa en sert lastiğini getirdi, gözden kaçırılmaması gereken önemli bir nokta, bu yüzden ön gruptakiler Q3'e gelmeden bütün yumuşakları bitirmişti. Q3'de Hamilton, Lotus'lar, Maldonado ve Alonso'nun (emin değilim) temiz lastikleri vardı. Bu isimler ilk beşi tamamladı zaten.

Raikkonen pite girmeden önce rakiplerine zaman kaybettirmeye çalışıyor.

Daha çok İspanya Gp ağırlıklı bir yazı oldu, bu yarıştan incelenebilecek dereceleri biraz gözden geçirdim. Rosberg'in lastiklerini neden bu kadar yediği Mercedes tarafından inceleneceği, İki RBR'nin de ön kanatlarını değiştirmesi kayda değer başka gelişmelerdi. Hulkenberg'in son turlarda Webber'e direnmesini ara sıra görebildik, Button 2 puan alabildi yarıştan, Vettel ise son turlardaki ataklarıyla 6, Rosberg 7. Hamilton ise 8.oldu. Kobayashi güzel ataklarıyla 5. olarak Perez'le farkı 3'e düşürdü genel klasmanda. Senna Q3'de elendi, takım arkadaşı ise yarış kazandı. Sezon onun için iyi başlamıştı fakat bir anda kabusa dönüşmüş olabilir aracının da yanmasıyla. Yine takımlarda herhangi bir pilotun öne çıktığını söylemek yanlış olur Ferrari dışında. Pic'in de Glock'un geçmesiyle Alonso ve Hamilton'dan başka sıralamalarda takım arkadaşına 5-0 yapan pilot yok herhalde galiba sanırsam. Bundan sonra üç cadde pistinde aklımızın daha da karışması muhtemel. Lotus ve Hamilton'un da yarış kazanacağını varsayarsak şimdiden 6 takımdan 7 farklı pilotun yarış kazandığı bir sezonun efsane olmaması için hiçbir sebep yok. 2010'da istikrarlı bir şekilde 2. ve 3. olan şampiyona lideri olabiliyordu, bu sene de neredeyse düzenli 4. ve 5.'lik sizi şampiyona lideri yapabilir, neredeyse. Lotus'lu Raikkonen'in de artık şampiyonluk adaylarından saymamak da yanlış olur, Schumacher'in ise başı dertten kurtulmuyor. İş artık kim haklı kim haksız tartışmasını geçti, Schumi de geçen sene Lewis'e olduğu gibi haklı olsun veya olmasın bir yerden sonra ağır eleştiriler almaya başlayacaktır. Oysaki sezona şanssız olsa da Rosberg'den daha iyi başlar gibi olmuştu. Muhtemel podyum ve galibiyetler hala önünde duruyor efsanenin fakat bir an önce düzenli puan almaya başlayamazsa sezonun ilerleyen zamanlarında Rosberg şampiyonluk yarışına girerse ona yardım etmek zorunda kalabilir ki bu ihtimal bile fanları için yeterince moral bozucu. Şu anda konumuz değil ama Mercedes F1'den ayrılırsa Schumacher'in ne yapacağı da şimdi aklıma gelen ilginç bir soru oluverdi. İki güzel yarıştan sonra Valencia'ya gidecek olan F1 için belki bu yarış sıkıcı da olsa bir net bir görüntü verebilir bize. Daha heyecanlı ama daha az şansa dayalı yarışlar izlemek dileğiyle...

25 Ocak 2012 Çarşamba

2011'den Kısa Kısa -2-


Jarno Trulli

Eski tüfekleri kaybettiğimiz şu zamanda Trulli'nin akibeti hala değil. Umarım Lotus da diğer takımlar gibi paralı pilottan yana tercihini kullanmaz. Trulli'nin bu seneki performansına değinirsek, büyük oranda Heikki Kovalainen'in
gölgesinde kaldı. Her şeyden öte tam bir tek tur ustası olan ( hatta bu yeteneği ona kötü bir ün de getirmiştir ) İtalyanın Kovailenen'e cumartesi günleri bu denli net yenilmesi herkeste soru işareti oluşturmuştur. Hidrolik direksiyondan şikayet etti Trulli bu sene hatırladığımız kadarıyla, onun için bu sene daha bir merakla izleyeceğim onu. Ne olursa olsun Trulli'nin cumartesi rakibine geçilmemesi lazım, eğer geçiliyorsa bırakması lazım demektir. O benim Cumartesi günleri kahramanım, açıkçası pazar günleri pek umrumda değil. O uzun bir yazıyı hak ediyor, şimdilik bu kadarla yetinelim.


Pastor Maldonado

Bütün F1 camiası sanırım gıcık bu adama. Yüzünü kime benzettiğimi unuttum şimdi ama istatistikleri o kadar da kötü değil. Hulkenberg Barrichello'nun 47 puanına karşılık 22 puanla sezonu bitirmişti, bu sene Barrichello 4, Maldonado 1. Tabii ki bu senenin puanlarını karşılaştırmak doğru olmaz ama Barrichello'nun 4 puannın 1'i de Maldonado'nun Monaco'da 6. iken Hamilton'la yaşadığı kaza var. İki pilotun da benzer bir kariyerleri oldu, GP2 şampiyonluğu ve ardından gelen Williams koltuğu. En azından bu rakamların gösterdiği kadarıyla Maldonado o kadar da kötü bir pilot değil. Tek tur performansı da Rubens'e göre hiç fena değildi. Yine de paralı pilotların bu denli öne çıkması taraftarlar açısından hiç hoş olduğunu söylemeye gerek yok galiba.