Heidfeld etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Heidfeld etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ocak 2013 Pazar

Hızlı Alamanlar

1994 sezonunda Formula 1 45. yılına girerken hiçbir bir Alman pilotun şampiyonluğu görülmemişti. Yakın zamanda parlayan veya şampiyonluğu zorlayan bir pilot yoktu (Piquet-Senna-Prost-Mansell nesli). Schumacher 1991 yılında F1'e giriş yaptıktan sonra birçok şey değişti. Ardından diğer önemli yetenek Sebastian Vettel. F1'in son 20 yılındaki şampiyonlukların yarısı 7 Schumacher ve 3 Vettel olmak üzere Alamanlardan geldi. Fakat bu yazıda ikisinin adı bir daha anılmayacak. 2010 ve 2011 yılında bi ara 7'ye ulaşan Alamanların sayısı dikkatleri çekince acaba Alamanların bu nesli 'altın nesil' olarak adlandıralabilecek mi ? Yoksa Vettel'in şampiyonlukları bu isimleri gölgeleyecek mi. İtalyanların gridde pilotu yokken Alamanlar 2013'de 4 isimle yer bulacaklar hatta F1 bu kadar sponsorlara bağımlı olmasa Heidfeld ve Sutil de rahatça koltuk bulabilirdi. Bu listeye Frentzen ve Ralf Schumacher'i de ekleyerek son 10 yılda biraz da gözden kaçan Alaman pilotların listesini yapalım dedik. Bu isimlerin ortak noktası iyi kötü kendini ispat edebilmiş, iyi bir araçla şampiyon olabilecek isimler. Bu kalitede bir jenerasyon çıkarmak akla futboldaki bir altyapı mı var dedirtiyor, belki de bir numaraları vardır.

1. Heinz-Harald Frentzen


99 Monza

Frentzen birçok kişi için 1999 sezonundaki muhteşem performansıyla anılır. 3 galibiyeti vardır, biri Williams'la diğer ikisi 99'da Jordan'ladır. O sezon klasmanda üçüncü olmuştur. 97'de elindeki tek şampiyonluk şansı varken Jacques Villeneuve'in net bir şekilde arkasında kalmıştır. Eğer Formula 1'de doping olsaydı insanlar Villeneuve'ın bu iki seneki performansını dopinge bağlayabilirdi, her ne kadar aracı çok olsa da. Alaman, Schumacher'in şampiyonadan ihraç edilmesiyle sezonu ikinci tamamlamıştır. Frentzen'in 1994 sezonunda başladığı Sauber'de başladığı kariyeri 2003 yılında yine Sauber'de sonlanmıştır. 2002 yılındaki nispeten kötü performansının dışında aracın potansiyeline göre iyi iş çıkarmıştır.

2. Ralf Schumacher



Abisinden 6 yaş küçük olan Ralf'in Formula 1'e girişi 1997 yılında oluyor. Jordan'da kariyerine başlayan Ralf 1999 yılında Williams'a geçiyor ve efsane takımda asıl performansına kavuşuyor. İlk yılında takımın topladığı 35 puandan 25 puanı Schumacher kazanıyor. 2000 yılından itibaren başlayan BMW-Williams ortaklığı gelecek umutlarını artırıyordu Ralf'in. 2000'de çaylak Button'a, 2001'de diğer çaylak Montoya'ya üstünlük kuran Alaman pilot ilk galibiyetini de bu sezon aldı. Imola'da Williams'a 97'den sonra ilk galibiyetini getirdi. O sezon 3 galibiyet alırken şampiyonayı 3. bitirdi. 2002'de tek galibiyetini alırken Montoya'nın gerisinde kalıyordu. (2001-2004 yılları F1'in üç büyük takımı Ferrari, McLaren ve Williams'ın tarihteki en yakın oldukları dönem de olabilir. Özellikle de 2001 ve 2003.) 2003 yılında da Montoya'ya galibiyetlerde 2-1 üstünlük kurmasına rağmen abisi, Raikkonen ve Montoya arasında geçen şampiyonluk yarışından uzakta kaldı. 2004'de Montoya'nın ezici üstünlüğünden sonra yeniden yapılanan Toyota'ya geçti. Toyota'da Trulli ile denk geçen yıllardan sonra 2007 yılı sonunda takımdan ayrılmak isteyen Ralf istediği gibi bir takım bulamayınca 2008 sezonunda yarışmadı ve bir daha F1'e dönmedi. Belki de dönemedi. Ralf oldukça iyi bir pilottu ama F1'de sahip olabilecek en kötü abiye sahipti. Bütün grid Michael'in gölgesi altında kalırken onun kalmaması mümkün değildi. 2003 yılında F1'in en lanetli yarışların yapıldığı Imola'daki yarıştan önce Schumacher kardeşler annelerinin ölüm haberlerini almıştı, o yarışı abi Schumacher kazanırken kardeşi de 4. olmuşu. Ralf arkasında 6 pol, 6 galibiyet ve 27 podyum bıraktı. F1'den ayrılırken tam olarak neler yaşandı hatırlamak zor ama 2007 yılında Raikkonen'den sonra en çok kazanan pilotun ertesi sene koltuk bulması o kadar zor olmayabilirdi.

3. Nick Heidfeld


Yazı biraz nostaljiye kaydı ister istemez ama günümüze geldik sayılır. İstikrarın göbek adı, Quick Nick, Heidfeld'de sıra. Formula 1'in en underrated -bu kelimenin havası başka- pilotların listesi yapılsa hemen hemen herkesin ilk 3'ne girebilir Heidfeld. F1'e giriş yapmadan Formula Ford 1600, 1800, Almanya F3, F3000 serilerinde şampiyonluk yaşayan ve McLaren test pilotluğu da yapan Alaman pilot 2000'de Prost Gp'le F1'e giriş yapmış. Tecrübeli Alesi ile beraber Prost GP o sezon hiç puan alamamış. Heidfeld 2001 yılında çaylak Kimi'yi geçmesine ve McLaren geçmişi olmasına rağmen Ron Dennis'in Kimi'yi seçmesiyle -muhtemelen büyük- hayal kırıklığına uğradı. Nick Raikkonen, Massa, Webber, Kubica gibi pilotlara başabaş olmasına ve hatta onları geçmesine rağmen rakipleri gibi hiçbir zaman kazanacak bir araca sahip olamadı. 2004 yılında Jordan'da F1'in kaybolup giden başka bir yeteneği Pantano'ya üstünlük kurdu, Eddie başka bir Alman pilot Glock'a Kanada'da koltuk vermiş, Glock da ilk yarışında Heidfeld 8. olurken onu geçmeyi başarıp 7. olmuştu. 2006 yılında spora giren BMW'nin çağırdığı ilk isim de hem Alman olması hem de Sauber'le olan bağlantığı nedeniyle Heidfeld olmuştu. Villeneuve'ü geçmesi zor olmayan Nick için Kubica çetin ceviz çıkmıştı. Yine de çaylak pilotu 2007 yılında geçmeyi bilen 2008 yılında Polonyalı'nın gerisinde kalıyordu. 2009 sezonunda Kubica'nın bir puan önünde tamamlayan Heidfeld 2010 sezonunda koltuk bulamamıştır. Formula 1'de menajerlerin önemi çok fazla olmasa da Heidfeld ve Hulkenberg örnekleri birer menajer başarısızlığı ve başarısıdır. 2009 sezonundaki puslu havada Heidfeld McLaren ve Mercedes'le de görüşmüş, nedendir bilinmez koltuk bulamamıştır. 2010'Nun sezon ortasında Sauber'le dönse de gelecek garantisi yoktur. Eski takım arkadaşı Kubica'nın kazasından sonra Lotus'un koltuğuna geçen Heidfeld fena başlamasa da hem Lotus'un düşen performansı hem şanssızlıklar sonucunda koltuğunu Senna'ya kaybetmiştir. Kaybetme dediysek, Lotus sene sonunda daha fazla para kazanmak derdiyle Senna'ya koltuk vermişti. 2012'de koltuk bulamayan Heidfeld dayanıklılık serileri ve başka serilere el attı. Heidfeld'in şampiyonluğu geçtim en azından yarış kazanabilseydi. 13 podyumla yarış kazanamamış en çok podyuma çıkan isim oldu. Heidfeld istikrarlı biri olarak etliye sütlüye bulaşmayan biri de değildi. Di Resta örneğin, istikrarlı ama kendi halinde sürüyor. Şu linkten Heidfeld'in 2008 Silverstone'da yaptığı iki tane duble geçişi izleyebilirsiniz. (Youtube'da vardı ama bulamadım, link veren olursa süper olur.) Yağmurda da fena performansları yoktu. Üst üste klasmana girme rekoru başka bir Alman Sutil'le yaşadığı temas yüzünden 2009 Singapur'da sonlandı. Son olarak Formula 1'de en iyi sakala sahip insandı..


4. Nico Rosberg
Rosberg fazlasıyla moda girmiş

GP2'nin ilk şampiyonu 2006'da Williams'da spora giriş yaptı. İlk yarışında puan alanlar listesine de girdi. Çaylak sezonunu atlaktıktan sonraki üç yılda tecrübeli Wurz'u ve Nakajimayı geçmiş, bi anlamda Williams'ın liderliğini üstlenmiştir. Mercedes'de şampiyonluk kazanacağı inanılan Rosberg üç sezonda sadece 5 podyum, 1 pol ve 1 galibiyet kazanmıştır. Rosberg'in elinden gelen çok şey olmasa da Alaman pilot 2 sene öncesine göre üst düzey bir pilot olarak anılmıyor, F1 böyledir, adil olmadığı gibi acımasızdır da. 2013 hayatının en önemli sınavı olacaktır, ne kadar yazılırsa yazılsın Schumi ile onu karşılaştırmak bir yerde anlamsızdır artık. İskandinav kanı taşıyan Nico Rosberg Alaman vatandaşlığına sahiptir. Finli demek de yanlış olmayacaktır. 7 yıldır hep yanlış yerde olan Rosberg bakalım bundan sonra neler yapacak.

5. Timo Glock


2004'de çıktığı ilk yarışa 7. olan Glock sezonun son üç yarışında da koltuğa oturmuştu. Sonra koltuk bulamayıp GP2'de yarışan Alaman 2007 yılında şampiyon olup 2008'de kendine Toyota'da yer bulmuştu. Şu an F1'de koltuğunu bir şekilde kaybedip geri dönebilen nadir pilotlardan (Bkz. Hulk ve Heidfeld). Çaylak sezonunda Veteran Trulli'ye karşı iyi bir performans göstermiş ve 25 puan almış, 2009'da son üç yarışa katılamamış, rahatsızlanmadan önce de Trulli'nin puan olarak önündeymiş. 2010, 2011 ve 2012'de çaylaklara karşı oldukça iyi performans göstermiş fakat Marussia'nın kapasitesi oldukça sınırlı olduğu için en iyi derecesi 12. olarak kalmıştır (Önceki yazıda Glock-Pic'in 2012 sezonun karşılaştırması var). Glock yine birçok kişi için 2008'in son yarışında, son turunun son virajında Hamilton'a geçilerek akıllara kazınmıştır. Belki de Motorsporları tarihinin değil spor tarihinin en dramatik anına sebep olmuştur. Glock 2009'un ikinci yarışı Malezya'da boş durmamış yine risk alıp pite girmeyerek herkesten 2 az pit yaparak podyuma çıkmıştır. Herhalde Button ve Glock'dan oluşan takımı yağmurda kimse durduramaz! Glock'un 2009 yılında Renault'un teklifine hayır demesi ise ondan çok benim hayıflandığım bir konu olarak hep bir kenarda durur. 30 yaşındaki Glock'un geleceği ne yazık ki pek parlak gözükmüyor, Wikipedia'dan kariyerine, takım arkadaşlarına göre yaptıklarına bakınca gayet iyi bir CV fakat artık Formula 1'de sponsoru olmayanların durumu ortada. Üstelik Glock arka sıralarda Heikki'nin de gitmesinden sonra maaş alan tek pilot olarak kaldı. Alaman'ın 2013 ve 14 için de Marussia ile sözleşmesi var. Her şeye rağmen F1 pilotları her zaman ellerinden geleni yapıp, fırsatları kollamalı. Heidfeld'e nasıl koltuk açıldı -yöntemi farklı olmak dileğiyle-. Üstelik Marussia yükseliş aşamasında, testlere katılıp 2013 veya 2014'de puan alacak düzeye gelirlerse bu başarıda herkes Glock'un hakkını verecektir. Daha güçlü takımlarda boşluklar oluşunca patronlar kadrajına girebilir. Geçen sene yapılan bir ankette Schumi Mercedes'den ayrılırsa takıma kim gelsin sorusuna -Hamilton seçenekler arasında yoktu- Alaman halkı Glock demişti.

6. Adrian Sutil


Taraftarlara bir takımla bütünleşmiş sporcular hangi sporda olursa olsun her zaman daha sevimli gelmiştir . Sutil de Jordan, Midland, Spyker ve Force India evrimini geçirmiş takımda 2006 yılından beri takımın temel taşlarından biri oldu. Belki de 2011 Çin Gp sonrası yaşadığı olaylar sonrası hemen takımdan gönderilmemesinin sebebi buydu. 2012'de yarışsaydı eğer gridde Massa ve Hamilton ile beraber aynı takımda en uzun süre yarışan pilot olacaktı. Şu anda da koltuk bulabilirse yine Force India ile olacak. Sutil 2007 sezonunda tek puan almış, 2008'de yağmurlu Monaco'da 4. giderken Raikkonen tünel çıkışı Sutil'e arkadan çarpmış, hemen hemen herkesin içi cız etmişti. 2009 sezonu Fisichella'nın parladığı Belçika'da varlık gösteremese de Monza'da sıralamada ikinci, yarışta dördüncü olup en hızlı turu elde etmiş, en iyi hafta sonunu geçirmiştir. 2010'a gelindiğinde Force India artık daha iyi bir takım, seviye atlayarak orta sıra takımı olmuştur. Sutil de olgunluk çağında iki takım arkadaşı Liuzzi ve Di Resta'yı geçmekte çok zorlanmamıştır. Özellikle Di Resta sezon başı Alaman pilotu sarssa da sezonun ikinci yarısı üstünlüğü ele geçirmiş son yarışlarda Mercedes pilotlarını da geçmeyi başarmıştır. Sezon sonu ilk 4 takımın pilotlarından sonra klasmanda dokuzuncu olarak Lotus ve Sauber pilotlarını geçmeyi başarmıştır. Sutil'in kariyerinin böyle bitmesi yazık olur, kesinlikle bir şansa daha ihtiyacı var. Merakla bekliyoruz.

7. Nico Hulkenberg

Başka bir GP2 şampiyonu daha. 2010'da F1'e giriş yaptıktan sonra Brezilya'da aldığı polle gönüllere taht kurdu. Maldonado'ya koltuğunu kaybetmesiyle paralı-yenetekli sürücü ayrımında adeta bir simge oldu. Belki de yeni dönemin başlangıcının simgesi. Menajeri Willi Weber onu Force India test sürücüsü yaparak çok iyi iş çıkarttı ve Hulk sürekli F1 medyasının gözü önünde bulundu. 2012'de koltuk bularak elindeki belki de son fırsatı iyi değerlendirdi, seviye atlayarak Sauber'e geçti. Bunu da gridin gözde pilotu Di Resta'yı yenerek yapması ayrı bir artı oldu. Birçoklarına göre -kimse artık bu birçokları- McLaren'in Perez yerine tercih etmesi gereken isimdi. Hamilton'ın domino taşı gibi yıktığı gridde Hulk'un da 2013 performansı da geleceğini belirleyecek. Hulk hakkında yazacak çok bir şey yok, kariyerini kendi yazacak, bizim yazmamamız dileğiyle..


2008 Hockenheim






28 Ocak 2012 Cumartesi

Benim Yalnız, Favori İkililerim (Takım Arkadaşları)

Formula 1'i izlediğim son 10 yılda her zaman aklımın köşesinde yer edinen, şampiyonluk yarışında izleyemediğimiz için medya tarafından sık sık gündeme getirilmeyen pilotlar ve takımlar vardı. Bugün işte bu takımlarda yarışan nispeten dengeli bulduğum takım arkadaşlarını sıralayacağım. Sıralamayı yaparken nesnel bir ölçüt kullandığım söylenemez, bir nevi kalbimdeki sıralamalar, yine de sıralamadaki takım arkadaşlarını orta veya arka grupta yarışta söylenebilir. Bu yüzden Ferrari, McLaren, Renault veya Red Bull gibi şampiyonluk yaşamış takımların ikililerine bakmadım hiç, en belirgin ölçüt bu. Zaten sıralamayı gördüğünüzde az buçuk ne dediğimi anlayacaksınız, belli başlı isimler var şimdiden söyleyeyim. Yine de benim için bir numara tartışılmaz diyebilirim.

10. T. Glock - J. Trulli | Toyota | 2008-2009


2007'de Ralf Schumacher'in emekliliğinden sonra, GP2 şampiyonu Glock Toyota'ya katıldı. 2008 ve 2009 yılında Trulli ile Glock iyi bir ikili oluş
turan takım, kimi zaman farklı taktikler denemesiyle aklımda yer etti. Trulli'nin tek turuna güvenen takım ona ve Glock'a tek pit-stop taktiği uyguladı bazı zamanlar. Glock da yağmurlu yarışlarda farklı şeyler denemeyi seven bir isimdi. Birçok kişi onu 2008 Brezilya ile hatırlasa da beni Malezya 2009 ile etkilemişti. Herkesten 2 tane az pit-stop yaparak unutulmaz yağmurlu yarışta podyuma çıkmayı başarmıştı. Takım Bahreyn 2009'da ilk iki sırayı almıştı fakat yine galibiyet gelmedi. F1'in en hüzünlü takımı bu hoş ikiliyle F1'e veda etti işte. Yine de ben geri döneceklerine eminim uzun bir zaman alsa da.


9. S. Bueami - J. Algersuari | Toro Rosso | 2009-2011


Aynı resimdeki gibi. Birbirlerine diş geçiremeyen Buemi ve Algersuari 2012 yılında artık yoklar. Takımın kararı ilk başta herkesi şok etse de sonradan birçok kişi hak verdi Toro Rosso'ya. 2009 sezonunun ortasında takıma katılan Algersuari birçok kişinin sempatisini kazanda da Buemi'ye net bir üstünlük sağlayamadı. 2008 yılındaki Vettel'i izleyenler de ikilinin misyonlarının artık sona erdiğini daha net bir biçimde anlamışlardır. Sürekli koltuklarını kaybetme korkusuyla F1'in en gerilimli takım arkadaşlarından biriydi ve araları hiç iyi olmadı. Genç ikili kendilerine koltuk bulabilirler mi bilmem ama F1'in denk ikililerinden biriydi galiba.


8. R. Barrichello - J. Herbert | Stewart Ford | 1999

Birçok kişi ikiliyi Nurburgring'de yapılan Avrupa Gp'den hatırlayacaktır. Herbert'ın 1. ve Barrichello'nun da 3. olduğu yarışta takımın duble yapmasını engelleyen kariyerinin çoğunda savunma yapmak zorunda kalan Trulli olmuştu. Pilotlarda 7. olan Barrichello biraz daha öne çıkarak 2000 yılı için Ferrari koltuğunu kapmıştı. Herbert da Benetton'daki iki galibiyetinden sonra son galibiyetini bu yarışta almıştı. İkiside Schumacher'in takım arkadaşı olmuş ve ilginçtir Schumacher bütün şampiyonluklarını bu ikiliyle yaşamış.


7. M. Webber - D. Coulthard | Red Bull | 2007-2008


Bir İskoçyalı biri Avustralyalı iki pilotun ortak noktası Güneş Batmayan İmparatorluktan mı geliyor bilmiyorum ama tam denk bir ikili gibi durdular hep gözümde. İkisi de hayatının belirli dönemlerinde güçlü takımlarda geride kalan pilot rolünde olmuş, sanırım bize hep iyi bir 'iki' numara imajı veriyorlar. Yarışlar kazanmış ama şampiyonluğa gelince olmamış iki pilot. Neyse bu ayrı bir dosya, uzun mu uzun. 2007'de Coulthard daha fazla puan toplarken, Webber 2008'de daha fazla ön plana çıkmış, 2007'nin aksine daha net bir puan farkı vardı ortada.


6. G. Fisichella - A. Sutil | Force India | 2008-2009


Midland'dan sonra Force India'ya dönüşen takım Fisichella'yı da kadrosuna katıp yavaş yavaş istikrara kavuştu. Aslında Force India'nın başarısı en geriden gelip orta sıralarda tutunup üstüne Mercedes gibi bir büyük takımı nasıl zorlarsınızın bir kanıtı. Takımın Fisichella ile bir polünün olması ve ardından Sutil ile gelen İtalya'da dördüncülük en göze çarpan sonuçları. Fisichella takım ile devam etseydi şayet şimdi çok daha etkili bir ikili olabilirlerdi. Küçük bir takım için gayet iyi bir çift Alman ve İtalyan. Şu an ikisi de gridde değil, Sutil'in olmaması ise ayrı bir trajik vaka. Sanırım bu ikili şu an Caterham'ın da doğru yolda olduğunu gösteriyor. Bana Arrows'u da hatırlatmıyor değildi bu ikili ve o takımı.


5. R. Barrichello - J. Button | Honda | 2006 -2008

Birisi Ferrari'de ikinci pilotluktan bıkıp gelmiş, birisi başarıya aç bir İngiliz. İkisinin de şansı pek yaver gitmemiş denilebilir ve diğer başarıya aç takım, Honda. 2006'yı saymazsak felaket bir üç yıl geçiren ikili her şeye rağmen bir takım patronu için ideal bir ikili sanırsam. 2009'da ise kader onlara çok iyi bir araç vermiş bunca yılın intikamını alın dercesine. J. Button o sene ölümcül darbeyi indirir artık ve iki yıl sonra geldiğimiz nokta ise acıklıdır. Birbirlerini iyi buldular açıkçası, nasıl bir ilişkileri vardı takımda, medya pek gündeme getirmedi. İkilinin toplam galibiyeti ise 20'yi geçiyor. Listedekileri gördükçe bu rakam insanı az da olsa mutlu ediyor.


4. H. Frentzen - J. Trulli | Jordan | 2000

2000 yılının Jordan'ı zihnimde sıralamalarda güzel performanslar çıkartan ve pazar günü bunu batıran bir takım olarak yer etti. Frentzen ile 99'da coşan takım için ertesi yıl hayal kırıklığıydı. Oysaki zinde bir ikiliyle hedefler yüksekti Eddie'nin takımı için. Bu yıldan sonra da Jordan bir türlü kendine gelemedi. Belki de çocuk aklımla değerlendiriyorum, öyle veya böyle takım daha iyisini hak ediyordu o sene. Frentzen ile gelen iki podyum da tek tesellileri oldu. 2001'de takımdan ayrılan Frentzen için de sonun başlangıcıydı milenyumun ilk yılı.


3. P. De La Rosa - J. Verstappen | Arrows | 2000

Arrows'un bu ikilisi Kanada'da Verstappen'in performansıyla mı, yoksa turuncu renklerin Hollandalı Verstappen'in ile uyumundan mı ukde kalmış bende, arada kaldım. 11 takım içinden 7. olan Arrows için fena bir yıl değildi takım için 2000. İtalya'daki kazada da (F1'in ölümle sonuçlanan en son kaza, bir itfaiye görevlisi ölmüştü) kendilerini göstermeleri ön sıraları iki pilotuyla zorladıklarının garip bir göstergesi. Benim orta sıralardaki tek favorimdi Arrows o seneler ve yeri geldiğinde Minardi'ye karşı da az desteklemedim. Arrows'u izlediğim yıllarda en iyi pilot dizilimi işte bu ikiliydi benim için.


2. F. Alonso - J. Trulli | Renault | 2003-2004


2003 yılında daha baskın bir sezon geçiren Alonso ve 2004 yılında karşısında daha dinç bir Trulli buldu. Takımın o sene 3 pol ve 1 galibiyet almıştı, Trulli 2 polle ve Alonso da Fransa'daki performansıyla ön plandaydı. Sanırım en fantastik ikililerdendi benim için, sezon sonunda Biatore ile de arası kötü olan Trulli yeni bir yapılanmaya giden Gascoyne'lu Toyota'ya katılmıştı. Oldukça yüksek rekabette geçen sezonda Trulli Toyota'ya geçmeden 46 puandaydı ve Alonso da 45'di, rakamlar yetiyor sanırım rekabeti anlatmaya. Gönül isterdi ki ikisi de şampiyon olsa ama burası F1, fazlasıyla acımasız. İnternette gezinirken farkettim ki Alonso'nun Minardi'den buralara gelmesi de arka sıralardaki o kadar kaybolan sürücüyü gördükten sonra ayrı bir takdir edilmesi gereken başarı.


1. N. Heidfeld - R. Kubica | BMW | 2006-2009

İşte en favori ikilim. Her yanıyla bir hikaye. Eski şampiyon J. Villeneuve'nin yerine 2006'nın ortasında takıma dahil olan Kubica o sene İtalya'daki podyumuyla hatırlanır. Heidfeld sene sonunda basının Kubica'ya olan merakından dert yanmış, evet podyuma çıktı ama beni unutuyorsunuz diye. Mario Theissen genç Vettel yerine Kubica'yı seçmişti takıma, yine de bu doğru bir kıyas değil çünkü Vettel o zaman 19 yaşındayken Kubica 22 yaşındaydı. 2007 yılında Heidfeld'in üstünlüğüyle geçen yılda, 2008 yılda takım duble yapmış ve Kubica şampiyonluk yarışında gidebildiği yere kadar gitmişti. Takım yarış kazansa da McLaren ve Ferrari ile baş edebilecek güçte değildi. 2009 ise onlar için felaket geçmiş, BMW de bu bahaneyle bavulunu alıp gitmişti F1'den. İkilinin yarış sonuçlarına bakarsak birbirlerine ne kadar yakın bir ikili olduğunu daha iyi de anlayabiliriz. İkilinin beraber yarışmaya başladıkları 2006'da İstanbulpark'daki yarıştan (Macaristan'ı saymadım çünkü Kubica o yarışta diskalifiye edilmiş) 2009'un sonuna kadar Heidfeld 147, Kubica 137 puan toplamış ki bu fark Kubica'nın sonradan takıma katıldığı ve 55 yarış düşünülürse yok denecek kadar az. Ek olarak Mario Theissen bıyıklarıyla bende ayrı bir sempati toplamış, hep eski Batı Almanya futbolcularını hatırlatmıştır, F1'de en sevdiğim patronlardandı, geçen sene emekli olmuş işinden. Heidfeld'i, Kubica'yı, o canım BMW araçlarını, bıyıklı patronlarını fazlasıyla özleyeceğim, bitmemiş bir hikaye BMW'ninki. Hayatta kalan tek BMW'li Kubica'nın dönmesi dileğiyle...