HRT etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
HRT etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ocak 2013 Salı

Glock ve Pic'in 2012 Sezonu Karşılaştırması

Charles Pic 2012'de Marussia'ya geldiğinde birçok kişi için 1 senelik Formula 1'e giriş yapan bir pilottu. Pic ise Di Grassi ve D'Ambrosio'ya göre daha dişli çıktı ve sponsor desteğiyle Caterham koltuğunu kaptı. İlginçtir ki, sponsorsuz Glock'un Singapur'daki başarısı Caterham'ın sponsporsuz Kovalainen'i koltuğundan etti ve paralı takım arkadaşı Pic'e bir yer açtı. Gridin ortasında ve sonlarındaki gün geçtikçe azalan parasız yatılı pilotların son örneklerinden Timo Glock. Aynı zamanda Formula 1'de koltuğunu kaybettikten sonra (2004 sezonunda az biraz yarıştı) dönebilen nadir pilotlardan Glock. Hemen akla gelen diğer isimler de Heidfeld ve Hulkenberg. 2013'de Sutil de yapabilirse Alamanların ilginç bir istatistiği olacak.

Tüm sporlarda olduğu gibi Formula 1'de de genç bir sporcu her zaman yaşlı kurta tercih ediliyor. Öncelikle bu tarz bir yanlış algılamaya engel olmak gerek. 'Aman zaten yaşlandı o da' demek biraz haksızlık olabiliyor. Marussia, Caterham gibi gridin arka tarafında olan takımlar için sıralama performansı biraz daha net bilgi verebiliyor, çünkü sürekli tur bindiren pilotlara yer vermek, öndekilere göre daha fazla mekanik sorunla uğraşmak gibi problemler yarış sonuçlarını doğru bir karşılaştırma aracı yapmaktan çıkarıyor.



Glock hastalığı dolayısıyla katılamadığı Avrupa Gp'yi çıkarırsak, sıralamalarda Pic'e karşı 13-6'a üstünlüğü var. Pic tecrübeli takım arkadaşını Bahreyn, İspanya, Almanya, Macaristan, Kore ve Abu Dhabi'de geçmiş. Glock'un yağmurlu yarışları saymazsak Pic'e attığı en fazla fark ise Spa'da 1.157 sn,  ayrıca 2 yarışta 1 sn'den fazla, 6 yarışta yarım saniyeden fazla fark atmış Pic'e. Pic'in en fazla attığı fark 0.450 sn ile Katalunya Gp olmuş.

Glock 2012 sezonunun sıralamalarda toplam 7.623 sn fark atmış Pic'e, yani yarış başına Pic'den 0.4 sn hızlıymış. Bunda yağmurlu Britanya Gp'nin etkisi var biraz da, çünkü Glock o yarışta 2.5 sn fark atmış Pic'e. İki yağmurlu sıralamayı çıkartırsak yarış başına 0.3 sn daha hızlı Glock. 0.3 sn bile oldukça yüksek sayılır. Ortalama bir fark çünkü. Üstelik Pic bazı yarışlarda HRT pilotları tarafından da geçilmiş. Her şey bir kenara, Pic'in çaylak olduğu da unutulmamalı.

Bizim de çalışma kağıtlarımız var.


Pic'in Glock'u geçtiği yarışlara bakarsak, çok düzenli dağılmadığını görürüz. Eğer Pic Glock'u sezonun ilk yarısında bir yarış, diğer yarısında beş yarış geçseydi, evet takıma alıştı ve kalitesini gösterdi diyebilirdik, oysaki Pic sezonun ilk yarısındaki 9 yarıştan 3'ünde öndeyken, ikinci yarıdaki 10 yarışın 3'ünde takım arkadaşını geçebilmiş. Pic Hulkenberg örneğinden ayrılıyor bu noktada, Hulk alıştıktan sonra düzenli olarak geçmeye başlamıştı Di Resta'yı. Sezonın son iki yarışında örneğin Glock 0.6 sn daha hızlıymış Pic'den. Bir ara Belçika'da Glock'un Pic'den şikayet etmesi Marussia'nın haber olmasını sağlamıştı. Fakat işler göründüğü gibi değildi, temiz lastikleriyle Pic'den hızlı olan Glock genç Fransız'ı bir an önce geçmek istemiş, Pic de az olsa direnebilmişti, yine de takım emirleri olmaması güzel, Pic'in hanesine de artı olarak yazıldı ayrıca bu direniş.



Paralı yatılıların spora tutunması da güzel bir şey F1 ve taraflar adına. Son birkaç yılda Perez, Maldonado, Grosjean ve Pic'in sadece parayla yarışmadıklarını kanıtlamaları deyim yerindeyse gönüllere su serpri. Zira hem paralı olup hem de yeteneksiz olmaları çekilmiyor. Glock ve Pic benzerine çok rastlanan genç-yaşlı pilot durumuna karşı bir örnek olay incelemesi olarak da görülebilir. Yazıyı yazmadan önce Glock'un 2009'da Renault'un teklifini reddettim demesi aklıma gelmişti, insan ister istemez kızıyor, Glock da kendince haklı, kimse 2010'da neler olacağını bilmiyordu, herkes F1'den çekilmeye bakıyordu. Sanırım koskoca gridde seneye nerede yarışacağını bilen bir tek Lewis Hamilton vardı. Abu Dhabi'de ise sadece 6 pilotun geleceği belliydi 2010 için. Umarım Glock, Kovalainen gibi maaş alarak yarışan pilotlar hak ettikleri değeri bulurlar, bir taraftar olarak sponsorsuz pilotlara her zaman pozitif ayrımcılık yaparak bakıyorum. O değil de gridde niye hiç İtalyan pilot yok ?...

14 Eylül 2012 Cuma

Avrupa'ya Gri Veda : Spa ve Monza GP'leri

İlk tur, son sektör

Macaristan : McLaren - Lotus
Belçika : McLaren - Red Bull
Monza  : McLaren - Ferrari
McLaren son üç yıldır klasikleşen 'Valencia-İngiltere-Almanya Performans Kaybetme Şenlikleri'nden sonra sazı eline aldı. Hatta üç yarışta kazanırken hepsinde farklı takımlarla mücadele etti. Spa ve Monza'da kazanarak iki şampiyonluğu da daha heyecanlı hale getirdi. Her ne kadar Spa'da Button rahatça kazandıysa da Vettel'in performansı gözlerden kaçmadı. Bu yarışa dair anlatacak pek bir şey yok Grosjean'ın sebep olduğu kaza haricinde. Grosjean'ın cezasını hemen hemen herkes haklı buldu da hukuki olarak tamamen skandal. Şampiyonanın önde giden adaylarını saf dışı bıraktı açıklaması bazı pilotların daha fazla adalete sahip olduğunu gösteriyor. Lotus bu noktaya itiraz edebilirdi, en azından basın önünde dile getirebilirdi. Button'un McLaren'le ilk podyumu ve Hamilton'ın twitter skandalı ise unutulmayacak başka şeylerdi.

Spa ve Monza yüksek hızlı pistler olsa da F1'in en teknik pistlerinden. Özellikle de Monza'da takımın doğru ayarları bulması gerçekten zor iş. Düşük df, yüksek düzlük hızı gibi bir basit bir denklem yok işin içinde, evet pist sizden bunu istiyor ama aracınız buna ne kadar uygun ? Monza için dersine iyi çalışmak önemli, pistin istedikleriyle aracınızın özelliklerinizi örtüştürmeniz lazım. 2010'da herkes McLaren galibiyeti beklerken Ferrari kazanmış, 2011'de ise dersine iyi çalışan Red Bull herkesi şaşırtarak adeta uçmuştu. 2012'de ise Ferrari dersine daha iyi çalışmış gibi gözüktü. Son iki yarışta McLaren'in 0.7 sn civarında geri kalan takım Monza'da pol mücadelesine girişti. Belki McLaren de dersine iyi çalışmamış olabilir çünkü yüksek df ve fena olmayan bir düzlük hızıyla daha rahat ayar yapma şansına sahiptiler.

Patroınlar konuşuyor.


Q3'de sorun yaşayan Alonso'nun yarışta kazanacak bir hıza sahip olması şampiyona için kritik olabilir çünkü kağıt üstünde McLaren'in en zorlanacağı yarıştı Monza. Tabii bu yıl neyin ne olduğu belli olmadığı için her yarış farklı bir tablo görebiliyoruz. Yine de son yarışlarda lastiklerden eskiye nazaran çok daha az bahsedildiğinden de takımların lastikleri anladığının varsayabiliriz. McLaren'i bir kenara koyarsak Lotus, Red Bull ve Ferrari'nin sürekli değişen sıralaması kilit olacaktır. Lotus'un son iki yarışta lastik koruma konusunda kendi performanslarının gerisinde kaldığını gördük, aksine McLaren'in de lastiklerini hemen harcamadığını, Red Bull ve Ferrari'nin de sırasıyla Belçika ve İtalya'da McLaren'le boy ölçüştüğü ise gözlerden kaçmadı. Peki Sauber'in Belçika gibi ön sıralardan kalktığı yarışlarda ön grup onların lastik korumasıyla boy ölçübilecek mi ? Şampiyona açısından yine önemli olabilecek bir mücadele. Sauber'in ön sıralardan kalktığı bir yarışı kazanabilir demek de kolay değil, Spa bunun için önemli bir ölçüt olacaktı, orada acaba yarış performansından fedakarlık ettiler mi, ettilerse ne kadar ettiler bilemiyoruz.

Uçtu uçtu Vergne uçtu..


Button, Vettel ve Webber'in yarış dışı kaldığı günde Perez günün tartışmasız en çok konuşulan ismi oldu. Yarışa 8. sıradan başlayan Kobayashi 6.turda Perez'e geçiliyor -muhtemelen çok sorun çıkarmamıştır. - ve her tur yaklaşık yarım saniye geride kalıyordu Meksikalıya göre. Perez'in performansından gözlerden kaçan bu fark çok normal gelmedi açıkçası. Kobayashi ilk 10'a girmenin cezasını mı çekti ? Taktikleri belirlerken Pirelli'nin lastik hamurları arasında bazen hiç fark olmuyor, böyle durumlarda sert lastikler daha bir avantajlı oluyor. Kobayashi 20.tur pite girerken Perez 29.tur içeri girdi. Checo Alonso'dan  9 tur, Hamilton'dan 5 tur temiz lastikleriyle 8.sıradan başlayarak önündekilere teker teker geçmeyi başladı. Ancak 36.turda Raikkonen'den kurtularak önünü açabildi. Önü açılan Perez ön gruptan 1.5 sn çalarak geliyordu. İki Ferrari'yi geçince McLaren tempoyu yarım saniyeye yakın artırdı ve Hamilton Monza'da ilk defa kazandı. Açıkçası tur derecelerini incelemek de pek işe yarar bir şey değil mücadele olmadıkça. Özellikle de McLaren'in son iki yarışta rahatça lider gitmesinden dolayı. Üstelik Monza ve Spa biraz kendine has pistler, önümüzdeki yüksek df pistler için tam bir gösterge sayılmaz. Ne yazık ki F1 takviminde pistler gittikçe birbirine benziyor, acaba neden ?

Lotus'un kendi geliştirdiği D-DRS'si yarışta kullanamaması ve Red Bull'un bir türlü beklenen güncellemeyi yapamaması gelişim yarışının belirleyicileri oldu Uzak Doğu öncesi. Red Bull'un sezon arası öncesi aldığı yasaklar sanki bünyede yavaş yavaş kendini hissettiriyor. Hızlanmanın önemli olduğu pistlerde sene başındaki gibi güçlü olamayan Red Bull var. Yine de derli toplu değerlendirmek için Singapur'u beklemeliyiz, çünkü Macaristan'dan yaklaşık 2 ay ve 3 yarış sonra daha sıkıcı ve karanlık başka bir Macaristan GP'si izleyeceğiz. Bu arada yavaş yavaş yaklaşan bir Sauber galibiyeti ve ilginç şekilde hala galibiyeti olmayan bir Lotus var.

Görünmeyen Rekabetler

Grosjean renk vermedi..
Arka ve orta sıralardaki rekabete başlamadan önce Raikkonen'in ve Schumacher'in son yarışlardaki muazzam performansı da gözlerden kaçmıyor. Schumacher en büyük eksisi sıralama turlarını düzelttikten sonra Rosberg'in önünde yer almaya başladı, Raikkonen hem kendi gelişimi hem de Grosjean'ın hatalarıyla takımın lider pilotu oldu. Grosjean ve Maldonado sürekli kazalara karışsa da grid için önemli pilotlar çünkü ikisi de tek turda iyi. Pilotlar tecrübeyle tek turdaki hızını -yani yeteneğini- pek fazla geliştiremeseler de yarışlarda daha akıllı davranmayı öğreneceklerdir. En azından hızlı bir şekilde öğrenmelerini umalım.

Podyuma çıkamayan takımlardan Force India'da son yarışlarda Hulkenberg göz kamaştırmaya başladı. Hem cumartesi günü İskoç takım arkadaşını geçiyor hem de Belçika, Valensiya gibi olaylara karışmadan iyi yerlerde bitiriyor. Di Resta sanki medyanın biraz abartısı mı diye de düşünmeden edemiyor insan. Yine de erken. Toro Rosso'da ise Ricciardo 10-3 yaptı sıralamalarda. Vergne Monza'dan önce iki yarış Avustralyalıyı geçince acaba demiştik. İlginçtir Vergne'in 8 puanına karşılık Ricciardo'nun 4 puanı var. Diğer mücadele ise Marussia'da. Sıralamalarda 8-4 önde olsa da Glock, Pic diğer takım arkadaşlarından daha dişli çıktı. Belçika'daki mücadele ve Glock'un açıklamalarıyla kendi çaplarında gündem oldular. İkilinin mücadelesine de arada bakmak gerekiyor. Gridin sonundaki HRT ise Caterham ve Marussia gibi 3 yıldır bir tane 'iş bilen' bir tane paralı pilotları olsaydı şimdi daha güçlü olabilirlerdi. Ayrıca Marussia Glock'la Belçika'da Petrov'a 0.4, İtalya'da 0.150 sn uzaklıktaydı, kim bilir yakında Marussia garajında da bir kutlama görebiliriz..






26 Haziran 2012 Salı

Boullier Korkak * : 2012 Avrupa GP


Böyle bir başlık atmak için sebep üretmeye çok uğraştım ama sonunda dayanamadım. Neden böyle bir başlık attığımı aşağıda anlattım.
Bu başlıktan önce daha absürd bir başlık olarak McLaren'in en hızlı pitleri yapması konusu da güzel olabilirdi, yarışta 20 sn'nin altındak pit yapan üç isim vardı ; Hamilton 19.3 sn, Button 19.6 ve Alonso 19.7, şaka gibi ama gerçek.

Türkiye'de yaşayan F1 fanları için yaz dedin mi akla iki büyük çile gelir; birisi Valencia GP, diğeri de Serdar Ortaç ya da Demet Akalın'ın albüm çıkarmasıdır, Allah'a şükür ilkini güzel atlattık atlamasına da ikinci ve daha büyük çileyle bütün yaz nasıl uğraşacağız bilmiyorum. Valencia GP de aslında SC girmeden önce eski yıllardan çok da farklı değildi. Sezonun başa güreşen 7 takımı arasına bu sefer Force India katılarak Q2'ye kalmanın bile zor olduğu bir Valencia GP bizi bekliyordu.

Monaco ve Kanada'dan daha çok downforce ayarının seçildiği Valencia'da çekişin yine önceki iki yarış gibi önemli bir bileşen olduğu kesindi. Amma lakin Vettel'in Q3'deki hızının sadece çekişle açıklamak pek mümkün gözükmüyor. Diğer seçenek olarak da hızın ayarlardan mı olduğu sorusunu akıllara getirdi getirmesine de Vettel'in yarıştaki hızı bu konuda şüphe bırakmadı. Yaşadığı maddi zorluklara rağmen hala F1 gridinde olan HRT'den De La Rosa Q1'de liderden sadece 3.3 sn gerideydi, Kanada'daki hızları da dikkatimi çekmişti, burdaki fark daha sevindirici, Glock'un yokluğunda Marussia'yı da geçmekte zorlanmadılar. Gerçek bir pist olan Silverstone'da bir gözümüz de onların formunda olacak, üstelik pist kısa değil. Birçok F1 izleyicisi özellikle bu iki takıma pek sevgi beslemese de Honda, BMW gibi markaların F1'den öyle ya da böyle uzaklaştığını düşünürsek saygıyı hak ediyorlar demek yanlış olmaz sanırım. Jenson Button Q3'e kadar Hamilton'la başa çıksa da Q3'de yavaş kaldı, yine de çok önemli bir adım attığını söylenebilir, Silverstone için kesinlikle gözden kaçırılmamalı.

Vettel'in hızında Hamilton'ın anormal yavaşlığının, önünün açık olması da etkili oldu, bunların yanında Vettel'in hızının tam olarak ne kadarının gerçek olduğunu tespit etmek önemli. Grosjean Hamilton'ı geçtiğinde lastikleri muhtemelen Vettel'den daha çok yıpranmıştı, Vettel 9.turda Hamilton ile farkı 10.1 iken, bu turda Hamilton'u geçen Grosjeanla farkı 10.turda 11.4, 15.turda da 15.2 sn idi, yani tur başına 0.8 sn. Lotus'un iyi lastik sakladığını da hesaba kattığımızda Vettel gerçekten hızlıymış demek zor olmaz. Grosjean'ın Hamilton'ı geçişi DRS ve Pirelli yardımı olsa da izlemesi güzeldi unutmadan, Grosjean yarış dışı kalmadığı her yarış kendini geliştiriyor. İlk pitlerden sonra 15.8 sn olan ikilinin farkı Grosjean'ın trafiğe de takılmasıyla 24.turda 20.8 sn'yi buldu. Grosjean bu turdan sonra vitesi artırıp SC girmeden önceki turda (27.tur) farkı 19.2 sn'ye indirmişti. Lotus'un lastiklerini bu kadar iyi saklamasının nedenlerinden ve dezavantajlarından olan lastiği ısıtamama problemi hem ilk pitlerden sonra farkın açılmasına hem de SC çıktıktan sonra iki Lotus'un da rakiplerine geçilmesine sebebiyet verdi. Pirelli geldiğinden bu yana yarış sonlarında devasa farkların olmaması en fazla df (downforce) üreten aracın aynı zamanda en fazla lastik harcayan takım olmasından kaynaklanıyor. Lider pilotunun önünün açık olması ise muhtemelen sadece bunu azaltan bir faktör. Serhan Acar'ın dediği gibi cadde pisti olması da Vettel'e önde uçup gitmesine katkısı olmuştur. Unutmadan Grosjean Hamilton'u geçtikten sonra 2.5 tur içinde İngilize 2.7 sn fark açıyor.

Sam'in işi zor...
SC ile baştan aşağı değişen yarış, pitlerdeki aksiyonunu da beraberinde getirdi. Ondan önce Raikkonen'in ilk piti 21.8, Kobayashi tam 23 sn sürerken, Alonso'nun piti 19.7 sn sürmesiyle bu ikiliyi de geçmeyi başarmıştı. Alonso startta 3 yer kazanırken, sonrasında Di Resta ve Maldonado'yu pistte, Raikkonen ve Kobayashi'yi pitte, sonra diğer pitlerde Hamilton'u, SC'den sonra Grosjean'ı geçip, Vettel'in de yolda kalmasıyla liderliğe kadar yükseldi. Alonso çok agresif ve müthiş bir geçiş pilotu olmasa da bazen öyle anlarda atak yapıyor ki, önündeki gafil avlıyor ve ona hareket imkanı bırakmıyor. Alonso'nun liderliği alışı akıllara Kore'deki ilk yarışı hatırlattı. Yarışın son bölümünde Alo-Gro-Ham-Rai sıralaması varken, Alonso ve Hamilton'ın Lotus'lara direnemeyeceği seziliyordu, özellikle de Hamilton'ın. Grosjean'ın yarış dışı kalmasıyla rahatlayan Alonso'dan sonra DRS bölgesinde gezinen Hamilton ve Raikkonen ikilisi de yarışın sonuna kadar beraber gittiler. 47. turda 6.6 sn gerideki 4. Maldonado ile aynı dereceyi yapan Hamilton, o andan itibaren arkasındaki ikiliye zaman kaybetmeye başladı. Maldonado önü açık Alonso'dan da hızlıydı, burdan yakınca kazanın kaybedenin Maldonado olduğu çıkarımı da yapılabilir. Öyle ki 50.turda Maldonado liderden 0.7 sn, arkasındaki Hulkenberg de aynı şekilde 0.6 sn daha hızlı. Muhtemelen Raikkonen de Lewis'e takılmasa bu ikili kadar hızlı olabilirdi. Alonso'nun yarışın sonundaki yavaşlığı mazur görebilir çünkü araç yarışta oldukça iyiydi fakat Hamilton bütün yarış boyunca neredeyse savunma pozisyonunda geçirmesi McLaren'in berbat bir yarış geçirdiğinin göstergesi. Hem yavaş bir araç, hem de lastikleri daha erken bitiren bir araçtan felaketi olamaz Pirelli'li Formula 1'de. O sıralar yeni pite giren Rosberg'in tur zamanı da 50.turda tam 1.42.614. Ona karşı Alonso 1.45.3, Ham 1.44.7, Mal 1.44.6, Hulkenberg 1.44,7. Gerçi Alonso'nun o turda anormal bir yavaşlığı var,51.turda da Hamilton'un derecesi düşmeye başlıyor iyice, 1.45.2, Rosberg yine uçarak 1.42.7, Mal 1.44.6, Hul 1.45.0, Per 1.45.5. Ve sonunda malum kaza, Hamilton yarış dışı kalırken, Maldonado da devam etmesime rağmen aldığı cezayla 1 puandan oluyor, efsane podyuma geri dönüyor, bir ara yine mi Webber geçecek derken, Schumi direnip hiç beklemediği bir yarışta 155. podyumunu kazanıyor.

McLaren'in rakiplerinin güncellemelerine cevap verememesinin bir nedeni de Button'ın anormal yavaşlığı üzerine gitmeleri olduğu söyleniyor. Hamilton'ın cumartesi günü yine olağanüstü bir iş çıkararak 2.olması bir şeylerin üstünü örtse de pazar günü gerçek bütün çıplaklığıyla ortayadaydı. Geçen sene de McLaren burda anormal bir yavaşlık göstermişti. Red Bull'un sadece çekişle bu hıza ulaşmadığı, takımın Valencia'ya adeta B versiyonu getirdiği başka konuşulan konulardan biriydi. Haftanın en iyisi Alonso olmasına rağmen, en hızlısı kesinlikle RB8 ve Vettel'di. Son zamanlardaki en agresif yarış olan Valencia'da kazalar, sürtünmeler, parçalar adeta havada uçuştu. Kobayashi, Vergne ve Maldonado cezaları kesinlikle hak ettiler, özellikle Kobayashi ve Vergne kazalarına çok açık şekilde sebebiyet  verirken, Mal-Ham kazasında da Maldonado daha sakin kalmalıydı. Whitmarsh Lewis'in daha sakin olması gerektiğini söylerken haklı olsa da, bu noktadan sonra yapılan Lewis gibi birine zulümdür galiba. Lastikleri bitti diye arkasındaki sürücüye nazik davranmak da neymiş, F1'i anlamak zor oluyor bazen, kazanmanın her şey olmadığını birileri bazen söylemeli. -başka sporlarda da- Yarışta önemli puanlar kazanan Alonso, Raikkonen veya Schumacher değil Hamilton da kazandı bir şeyler bence. Sadece Hamilton değil, agresiflik mevzuunda pilotlara sürekli baskı yaparak yakında sadece DRS ve pitlerde birbirini geçen pilotlar izlememiz uzak değil galiba. Konu taştı, lastikler anlaşıldı mı anlaşılmadı mı asıl Silverstone'da göreceğiz. Soğuk havayla beraber Lotus'un şansının azaldığını, pistin en çok FW34'e  ve MP4-27'e uyduğu söylenebilir, Lotus'un soğuk havada performansını, Mercedes'in soğuk havadaki avantajının ne boyutta olduğu önemli sorular olacak, RB8'nin büyük güncellemeleri de şu sitede ayrıntılı bir şekilde anlatılmış. Bir çok şeyi İngiltere'de göreceğiz diyoruz da, bu sene neyi biliyoruz ki, senenin ortası gelmiş ve aero pistine giderken kimin en hızlı olacağı konusunda kimsenin bir fikri yok.

* Hıncal Uluç'un herhangi bir maçtan sonra takımlardan birinin hocasına Korkak demesi meşhurdur, başlıkta da basketbol spikeri ve yorumcusu Orkun Çolakoğlu'nun Hıncal Uluç'a gönderme yaparak Popovich Korkak (San Antonio Spurs koçu) demesinden esinlendim, Allah'dan Hıncal Uluç F1 izlemiyor, yoksa Domenicali'yi takımda hala tutan Monte'yi, sonra Sam Micheal'ı hala göndermeyen Whitmarsh'ı yerden yere vuracağı, en çok eleştiriyi de Boullier ve Ross Brown'a yapacağı kesindi.