Argos Shimano etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Argos Shimano etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Eylül 2013 Çarşamba

Fransa Bisiklet Turu - Kim Kazandı, Kim Kaybetti ?

Evet ilk yazının ardından neredeyse 1 ay geçti, Vuelta'nın son haftasına girerken ben Fransa Bisiklet Turu'nun ikinci yazısını yazmaya oturdum. O yüzden sadece kazananlar ve kaybedenler şeklinde ufak bi karalama olacak, hoşgörün. Bu formatı ayrıdan düşünüyordum ama artık sadece bu formattan ibaret bi yazı olacak.

Kazananlar 

Chris Froome : Anlatmaya gerek yok sanırım. Yaşı 28.



Nairo Quintana : Takım lideri olarak gelmediği turda podyumun ikinci basamağındaydı. Belki ondan da önemlisi uzun yıllar onu Fransa topraklarında görcez. Yaşı 23.

Joaquim Rodriguez : Rodriguez için bu podyum çok değerli. Çünkü El Purito Tour'a katılmak için hem Giro'ya katılmadı hem de Vuelta'yı riske attı. Tour'un 100. yılında da değdi.

Jakob Fuglsang : Astana'nın takım lideri olacak dendiğinde ''Kim lan bu!'' tepkisi vermeme neden olmuştu. Neredeyse bütün turu domestiksiz bitirdi. Daniel Martin'le kaçtıkları etapta inişte İrlandalı'yı da çekmişti. Bi etap galibiyeti hak etti. GK'da 7.'lik hiç fena değil.

Dan Martin : Bir klasiğin yanına bir de Tour'da etap ekledi. Artık vitesi daha yükseltme zamanı.

Michal Kwiatkowski : Zaten bütün klasiklerde ön plandaydı, klasikçi, zamana karşıcı, tırmanışçı. Hepsinden biraz biraz var. Bi karar verirse geleceği daha aydınlık olabilir. Tour boyunca onla Quintana'nın uzun yıllar boyunca efsanevi bir mücadeleye girişeceğini hayal ettim.

Jan Bakelants : Yakıştı etap ve sarı mayo.

Orica-Green Edge : İlk etaptaki otobüs zaferi, sonra Simon Gerrans'ın sarı mayosu ve takım zamana karşıda alınan galibiyet. İki farklı isimle sarı mayo.

Argos Shimano : Kittel'in aldığı galibiyetlerde sadece onun değil, takımının becerisini de unutmamak gerek. Argos sprint finişlerinde en derli toplu takımdı.

Marcel Kittel : Neredeyse N.Ş.A'da geçmesi imkansız denilen Cavendish'i mağlup etti. Paris etabı tuzu biberi oldu. Bu Kittel bir harika dostum.

Daniel Navarro : İlk 15-20 civarında dolaşan Daniel Navarro son günlerdeki formuyla Tour'u 9. kapattı. Tabloya bakmasak kimsenin fark edeceği yok.

Roman Kreuziger : Contador'u beklemese podyuma çıkabilirdi. Baş domestik olarak çok iyiydi. Sky'ın baş domestiği Porte'u geçtiğini de unutmayalım.

Belkinli'ler : Bu sefer Gesink değil de Mollema'yı lider seçen Belkin yanılmadı. 2. Bireysel Zamana Karşı'ya kadar da 2 ve 4. sıradaydılar. Yine de Mollema 6. bitirerek kendini gösterdi. Ten Dam da gayet iyiydi. Gesink kara kara düşünsün.

Andy Schleck gibi bazı isimleri kazananlar listesine veya ne kazanan ne kaybeden listeleri de oluşturmak mümkün.

Kaybedenler

Alberto Contador : Tartışmasız en büyük kaybeden. Formundan çok uzaktaydı. Bir şeyi netleştirelim, meşhur doping davasıdır 2010 Tour'dur falan filan sevilmeyebilir ama bu form düzeyi çok başka bir şey. Yani 2012 Vuelta'dan bile çok uzaktı. Orada bile yeterince iyi değil deniyordu. Zaten Fransa öncesi sinyaller de vermişti. 2012 Vuelta kadar formu olsa bile yine yenemezdi Froome'u. Hiçbir dağlık etapta atak yapamadı, hep geride kaldı. Son hafta biraz toparlanır gibi oldu fakar Purito ve Quintana çok daha iyi durumdaydı. O da form düzeyini anlamış olacak ki Vuelta'yı hiç düşünmedi bile. Contador kaybetse de en ufak bi yerde zaman kazanmaya çalıştı, inişlerde zorladı. Bir şampiyon gibi kaybetti. O zaman bir şampiyonun kalbini asla küçümsememek lazım, seneye çok çok daha güçlü döneceğine eminim.



BMC Tayfası : Tejay Van Garderen başta olmak üzere BMC kabus gibi bir tur geçirdi. Ne GK'da bir şey yapabildiler ne de Gilbert'e yardım ettiler. Aslında hayal kırıklığına Gilbert'i beklemek yanlış olabilir. Hem Eneco'da hem Vuelta'da sürekli etapları kokladı, üstelik yine takımdan yardım almadan. Hadi Cadel bu yaşta Giro'nun yorgunluğunu çekiyor, Tejay bütün tırmanışlarda geride kaldı. Birçok kişinin sürpriz adayıydı. Cadel de yorgundu falan filan da hiçbir varlık gösteremedi. BMC büyük bir hayal kırıklığıydı. İlginçtir Tour'dan sonra üst üste etaplar kazanmaya başladılar.

Europcar Tayfası : Hem Rolland hem Voeckler beklenenin altında kaldı. Rolland mayo sevdasına kaçtı durdu etaplarda, GK'da da bir şey yapamadı. Voeckler önceki iki senenin çok uzağındaydı.

Daha çok kaybeden ve kazanan çıkartabilirsiniz ama bunlarla idare edin artıkın, özür dileyerek diğer bisiklet yazılarında görüşmek üzere diyelim.


11 Eylül 2012 Salı

Vuelta a Espana 2012

Evvet, ilk günden son güne birkaç etap hariç hepsini izlediğim ve daha önemlisi izlerken büyük keyif aldığım 2012 İspanya Bisiklet Turu, yani Vuelta. Contador'un dönüşüyle mi, Joaquin Rodriguez'in performansıyla mı hatırlanacak bilinmez ama çok da dramatik oldu. Tur öncesine gelirsek 4 Ağustos'da Eneco Tour'la geri dönen Contador bir hafta ısındıktan sonra az biraz İspanya Bisiklet Turu'na hazır hale gelmişti, olağan şüphelilerden diğerleri de Katusha'dan Rodriguez, Sky'dan Froome ve azıcık Movistar'dan Valverde. Asıl mücadelenin daha çok Froome ve Contador arasında geçmesi bekleniyordu.

Vuelta 2012'yi kafanızda toparlamanız o kadar zor ki; şu an hangi etapta ne oldu diye düşünürken bütün hafızam birbirine girmiş durumda. Bütün dağlık etaplarda ataklar vardı, ataklara karşı cevaplar ve hepsinin ayrı bir hikayesi. 11.etaptaki bireysel zamana karşıya kadar El Purito (Rodriguez) çalabildiği kadar zaman çalmış, Froome'un 53 sn, Contador'un 1 dk, Valverde'den de 1 dk 7 sn önüne geçmişti. İçinde tırmanış da olan etapta herkes Froome'un kırmızı mayoyu alacağını zannederken Contador dörtlünün içinden öne çıkan olup sadece 1 sn farkla genel klasmanda ikinciliğe yerleşmişti.  Tabii ilk 10 etabı böyle geçiştirmek ayıp olur, birçok etapta Contador'un ataklarını gördük, hemen hepsinde Rodriguez, Froome ya da Valverde'nin birinden cevap geldi, dörtlü içinden patlayıcı gücü en yüksek olan isim Rodriguez de etap sonlarında verilen bonifikasyonlarla liderliği almayı bildi. Aslında turun başında Froome'a odaklanan Contador ve ekibininin tur bittikten sonra atıp tutmak kolay olsa da yanlış bir taktik izlediğini söyleyebiliriz, en azından medya bu rekabete odaklanmıştı, doğal olarak biz de.

2012 Vuelta'nın özeti

Çok şey var; El Purito'nun müthiş performansının yanında etapların sonundaki sert eğimler, üstüne verilen bonifikasyonlar hep onun lehineydi. Contador da birçok kez denemesine rağmen düşüremeyince Purito bonifikasyonları kaptı. Contador bir etabın sonunda su içmediği için atağa cevap veremediğini söylerken, birkaç kez de tam etabı kazandım derken ya Valverde ya da Purito tarafından yakalanıp geçildi. 1 sn'lik fark da ikinci haftanın üst üste üç dağlık etabında onca atağa rağmen azalmadı ve Purito'nun etap sonlarındaki ataklarıyla 28 sn'e çıktı. Valverde de çoğu kez ikiliye karşı cevap verebildi, Froome'un ise artık düştüğünü gördük. İkinci haftanın sonunda Purito Contador'un 28 sn, Valverde'nin 2 dk 4 sn, Froome'un 4 dk 52 sn ise önündeydi. Birçok kişi Purito'nun artık bu noktadan sonra bırakmayacağını üstelik moral olarak da Contador'dan çok daha iyi olduğunu düşünüyordu. Söylemeden geçmeyelim ilk hafta domestikleri iyi gözüken Sky'ın yerini ikinci hafta Saxo Bank kurmayları aldı, üç dağlık etapta da iyi çalıştılar ama olmadı.

3 günlük tırmanış etaplarında böyle kardeş kardeş tırmandılar

Genel klasmana en heyecanlı yerinde ara verip tam 5 etap kazanan Degenkolb'u de unutmamak lazım, hatta bir etapta peloton'un kaçış grubu ile olan farkını 30 sn'ye indirmişken cıvımasaydı 6 etap bile olabilirdi. Takımı Argos-Shimano da finishlere çok iyi getirdi Degenkolb'ü. Şimdi düşünüyorum da büyük tur da harbiden büyük tur, ilk iki hafta yaşananlar ne kadar da uzak geliyor, ilk etaplar, Aragon pistinde finish, hatta ITT(Bireysel Zamana Karşı) bile hayal meyal geliyor şu an. Büyük tur tecrübesi bu olsa gerek. Unutmadan Movistar'dan Quintana Valverde'yi dağlık etaplarda taşıması da aklıma kazandı, Kolombiyalı sempatik birine benziyor. İlk 10'da ise Moreno Gesink'den 5.liği alırken, Talansky 7, Ten Dam 8, Anton 9, Intxausti 10 sıralaması oluştu. Rabobank'dan Gesink ise başka sevdiğim bir isim oldu, umarım bir büyük tur kazanabilir. Moreno da domestik olarak geldiği turda 5. olarak iyi bir performans sergiledi. Rabobank da ne kadar Hollanda Milli Takımı'na benziyor..Bu saydıklarım turun sonundaki klasman, yanlış olmasın.

Bir paragraflık dinlenme gününden sonra aklımda sprint etabı olarak kalan 17.etapta Eurosport'un yayına geç girmesiyle bir şey anlayamadım ilk başlarda. İlk gördüğüm Contador'un kaçışıydı, etabın daha iyi bir değerlendirmesi için şuraya bakabilirsiniz. Contador'un kaçışı efsaneydi de takımın taktikleri hiç yabana atılır mı. Contador ilk başta 10 kişilik bir grupla kaçmış sonra tempoyu beğenmeyerek geçen sene etap zaferi hediye ettiği Tirolongo ile beraber çalışarak ayrı bir kaçış gurubu oluşturmuştu. Her açıdan özel bir etaptı. Saxo Bank suluklardan bir tanesini Tirolongo'ya vermesi. Benim izlediğim en efsane etaptı sanırım. Peloton'dan da Valverde Rodriguez'den kurtulmayı başarmıştı. Şu an etabın başını seyredemediğim için oldukça karışık geliyor ama Saxo Bank kurmayları müthiş bir iş çıkardılar. Dağılan peloton ise işin en güzel tarafıydı. Böylelikle Contador'u yakalama şansı çok azaldı Rodriguez'in. Güzellik dediysem atağın güzelliği. Yaklaşık 10 kişilik Rodriguez grubundan Katusha'nın son domestiği Losada da düşünce Purito için her şey daha kötü oldu, bundan sonrası üçlü için bir TT etabına dönmüştü. Contador son 15. km'de Tirolongo'dan da kurtulup solo kaçışa başladı, Valverde 4 kişilik grubu kendi taşırken Rodriguez de 3 kişilik grubu kendi taşımak zorunda kaldı. Hatta Rodriguez ironik bir biçimde Saxo Bank'dan Herhandez'i neredeyse son 20 km. taşıdı. Diğer isimse Movistar'dan Quintana'ydı. Aslında Saxo Bank bir elemanını da Valverde'ye göz kulak olsun diye gönderdi ama Valverde onu silkelemeyi başardı. Contador Valverde'nin grubundan 6 sn, Purito'nun 2 dk 38 sn önünde lider bitirerek kırmızı mayoyu kaptı ve bir daha hiç çıkarmadı.

Turun en anlamlı sırıtışı


Belki de asıl kraliçe etabı olan Bola Del Mundo ise insanüstü bir tırmanış etabıydı. Ben böyle sert bir etap görmedim, bildiğin tepeye bisikletle tırmanıyorlar, başka bir şey değil. 2012 Vuelta'nın da şanına yakışır bir son buldu, Rodriguez atağını yaptı ve Contador cevap veremedi. Hatta bir ara helikopter kamerasından fark olağanüstü gözüküyordu fakat fark 35 sn olarak ekranlara yansıdı. Her ne kadar sürekli yarışın içinde olsa turun popüler olmayan adamı Valverde ise ilk başta atağa cevap veremese de sonradan yine kendine gelip en azından Contador'u geçmeyi başardı. Rodriguez'e ikincilik şansı bırakmadı. Oldukça heyecanlı biten finişten sonra bisikletçilerin adım atacak hali yoktu, vay ki sprinterlerin haline...

Ahanda burası Bola Del Mundo

Purito'nun 17. etap öncesi : ''Çok sakin gözüktüğümü biliyorum. Çünkü Contador’un hâlâ beni geçebileceğini düşünüyorum. Contador’un arkasından ikinci olmak normal biri insanın arkasından ikinci olmak gibi değildir. Bu büyük bir başarıdır. '' demesi ise sanki geleceği gördüğüne inandırıyor insanı. Ve El Pistolero kazandı. Doping davasıyla ona karşı iyi duygular beslemeyen insanlar artmış olsa da yani klişe deyimle seven ya da sevmeyen herkes onu izleyince heyecanlanıyordur, hele ölü gibi geçen bir Fransa Bisiklet Turu'ndan sonra ilaç gibi geldi Contador ve İspanyol arkadaşları. Çok güzel bir turdu, yıllar sonra da hep aklımda kalacak bir tur olacağına eminim. Artık gözümüz Dünya Şampiyonası'nda olacak. Ve her zamanki gibi teşekkürler Eurosport...

                                   Orica GreenEdge'den süper bi Call Me Maybe klibi