Sauber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sauber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Mart 2015 Pazartesi

2015 Avustralya GP

O kadar büyük bir merakla beklemediğimiz 2015 sezonununda iki yarışı geride bıraktık bile. Neden böyle dedim, çünkü sene başında Mercedes çok güçlü görünüyordu ve sıralama turlarına bir gün kala, hala Türkiye'de Formula 1'i yayınlayacak bir tv kanalı ortada yoktu. Neyseki şu an durum hem pistteki rekabet hem de yayın hakları bakımından daha iyi.

Mercedes'in Avustralya'da 3.'ye 1.4 sn fark atarak sıralama turlarınında yine ilk çizgiyi kapattığında herkes umutsuzluğa kapılmıştı. Ayrıca Marussia ve Bottas'ın yarışamaması, Kyvat ve Magnussen'in de start alamamasıyla Melbourne'de sadece 15 pilot vardı. Yarış dışılar da olunca neredeyse yarışı bitiren herkes puan aldı. Button hariç.































Bu yazıda Avustralya derecelerini inceleyelim. Öncelikle Hamilton-Vettel farkında odaklanacağız. Hamilton ile Vettel'in 2. tura girerken aralarındaki fark 2.6 saniye (sn) idi. Önemli bir ayrıntı, Vettel 4. sıradaydı ve Mercedes'lerle arasında Massa vardı. Bu dörtlü grup 21. turda Vettel'in pite girmesiyle bozuldu, 20. turdaki farklar Ros 2.4, Mas 14.7, Vet 16.3 sn şeklindeydi. Ferrari'nin Williams'tan daha hızlı olduğu görünüyordu fakat Vettel pist üstünde Brezilyalı'yı pek zorlamadı. Pitten Massa'nın önünde dönen Vettel'in önü açılmıştı. Vettel ilk stintte yaklaşık 20 turda Hamilton 14 sn yemişti ve bu da tur başına neredeyse 0.7 sn demek.

26. turda Rosberg'in pit yapmasıyla yeni sıralama da şekillenmiş oldu. 27. tura Hamilton önde girerken Ros 4.7, Vettel 15.1 ve Massa 17.2 sn gerideydi. İki Mercedes arasındaki fark ise pitlerin hemen öncesinde ve sonrasında biraz zikzak çizse de genelde 2 saniyeydi. 38. turda Ham Vet'in 20.4 sn önündeydi. 48. turda ise fark 30.3 sn olmuştu. 51. turda fark 32 sn olduktan sonra bir süre stabil kaldı ve 57. tur biterken yine 32. 7 sn idi. İkinci stintte Vettel ortalama 0.6 sn geride kalmış lider Hamilton'dan. İkinci stintte Hamilton'ın farkı azaltmış görünmesinin farklı nedenleri olabilir. Lider olduğunuzda temiz havanın avantajı ilk stintte daha çok hissediliyor, tur bindirmeler başlayınca ortalık karışıyor. Ayrıca Hamilton pitten sonraki birkaç tur yavaş kalmış, Vettel de 50. turlarda garip şekilde hızlanış öndekilere göre. Massa da Vettel'in 3.5 sn gerisinde yarışı dördüncü bitiriyor. İlk yarışa dair diğer önemli not, Rosberg'in Hamilton'a karşı 2014'e göre pazar günü daha dirençli gözükmeseydi. Alman pilotun performansı sezonun geri kalanı için kritik önemde.







Biraz da McLaren'e yani Button'ın derecelerine bakalım. İngiliz pilot yarıştan sonra son iki turdaki derecelerinden memnun olduğunu söylemişti. Button ikinci stintte 1.34-36 aralığında gezindikten sonra 1.35'le dönmeye başlıyor. MP4-30'un son üç turu 1.35.344, 1.34.240 ve 1.33.338. Button iki turda 1'er sn hızlı tur atabilmiş, muhtemelen takım burada bir deneme yaptı.  Button'ın 58. turda attığı bu turu da yarışı bitirebilen diğer pilotların en yavaşı Sainz'ın en hızlı turundan 0.5 sn daha yavaş. Sorunlar yaşayan Perez'i bir kenara bırakıp Button'ın turlarını Sainz Jr ile karşılaştırdık biz de. İkinci stinti baz aldık ve dışadüşen turları yani ortalamadan çok fazla sapan tur derecelerini dikkate almadık. Çıkan sonuca göre Sainz Jr.'ın Button'dan ortalama 1.25 sn farkla hızlı olduğunu gördük.

Sayısal verilerden sonra yarışa bir de dışarıdan bakalım. Mercedes geçen seneki hızını sürdürürken belki de McLaren'den bile şaşırtıcı performansa sahip Red Bull idi. Mercedes'lerden tur yiyen takım yarıştan sonra Renault'a hafif tabirle saydırmaya başladı. Daha ilk yarışın ardından Renault ile kanlı bıçaklı oldular. Bir yarış geçmişken hikayeleri Williams ve BMW'yi geçti. Hatta Avusturyalı takım F1'den ayrılmayı tehdidini bile savurdu.




McLaren yarışta bu kadar hızlı değildi.





























15 aracın start aldığı yarış biraz da Sauber'e yaradı. Gelişen motorla beraber Nasr arkasındaki önemli isimlere direnebildi ve ilk yarışından 5. olarak tarihteki yerini aldı. Gerçi 11 pilotun bitirdiği yarışta test yapan Button dışında herkes puan aldığı için aman aman bir olayı yok bu istatistiğin. Sainz Jr. da ilk yarışında puan alan diğer isim oldu, Verstappen de yarışı bitirse çok büyük ihtimal o da puan alacaktı. Özellikle Felipe Nasr GP2'ye hızlı geldikten sonra bir türlü beklentileri karşılayamadı. Klasman anlamında fena değildi ama Hamilton veya Rosberg'deki bir ışık göremedik. Aynı şekilde Sainz Jr. Magnussen ve Vandoorne'a karşı FR3.5'da pek varlık gösteremedikten sonra bu ikili seriden mezun olunca zorlanmadan şampiyon oldu. Bakalım çaylaklar performanslarıyla bizi utandıracaklar mı ?




Yazıda Maldonado geçiyor mu ? 




Herhalde bu sezona dair en net gelişme Ferrari'nin gelişimi oldu. Geçen sene en hızlı 4. takım olan, bazen McLaren'in de arkasına düşerek 5. takım olan İtalyanlar özellikle motorda önemli gelişme kat ederek en hızlı 2. takım olmayı başarmış görünüyor. Avustralya bize en hızlı aracı gösterse de bazen gerçekleri çarpıtabilen bir pist, bu yüzden önümüzdeki yarışlarda takımların durumları hakkında daha net yorumlar yapacağız. şimdilik görüşmek üzereç







20 Aralık 2014 Cumartesi

Bir Garip Şampiyonluk Hikayesi

2014 sezonu Rosberg ile Hamilton arasında ateşi düşük bir Prost-Senna sezonu oldu. Her şeyden önce Mercedes'in bu mücadeleye izin vermesi takdire şayandı. Belki de Formula 1 tarihinin en şeffaf mücadelesini izledik.




Şeffaflık mı dediniz ?...






























Derinlemesine baktığımızda Mercedes de şütten çıkmış ak kaşık değil ama Formula 1'in yıllardır süregelen takım içi rekabetleri ortamında oldukça temiz iş çıkardı takım. Önce Mercedes'in bu tutumunundan başlayarak Rosberg ve Hamilton çekişmesini inceleyim dedik.

2 sene önce Mercedes'in Yönetim Kurulu'nda ayrılalım sesleri yükselirken Hamilton için Alman takım o kadar da ciddi bir aday değildi. Hele o zaman Sauber'le mücadele eden, hatta Sauber'den de yavaş kalıp İsviçreli takımın beceriksizlikleriyle şampiyonada beşinci olabilen takımdan bahsediyoruz. Lauda'nın da sık sık söylediği gibi 2012 Singapur GP'de yaşananların Hamilton gibi duygusal bir pilotun aklını çelmekte önemli etkisi oldu. Hamilton muhtemelen F1'in en çok kazananı ünvanıyla Mercedes'e 3 yıllık imza atmıştı. Takım 2014'teki kural değişikliklerine önemli mesai ve para harcıyor, ayrıca projeye gridin en hızlı pilotunu katarak ne kadar ciddi olduklarını gösteriyordu.
2014'te beklenen olup Mercedes en hızlı araçla sezona başladı.

Takımın diğer pilotu Rosberg ise 2013'te Hamilton'ı beklenenden fazla zorlasa da tahminler Hamilton'ın 2014'te takıma ve araca daha fazla alışmasıyla Rosberg'i daha rahat şekilde mağlup edeceği yönündeydi. İlk beş yarışta da tahminler yanılmadı, Hamilton Avustralya'da yarış dışı kalsa da diğer 4 yarışın hepsini kazanarak en güçlüyüm mesajını vermişti, zaten altıncı yarış Monaco'dan önce de hızlıysam belirgin şekilde hızlı olmalıyım diyordu.





Her şeyin başladığı yarış


























Monaco'daki meşhur olaydan önce Hamilton'ın sıralamalardaki üstünlüğü 4-1'di. İngiliz pilot 2013'te de daha ilk yılı olmasına rağmen Rosberg'i sıralamarda mağlup etmeyi başarmıştı. Rosberg Monaco'daki şaibeli hareketinden sonra cumartesi günleri uçuşa geçti. Çok gergin geçen Monta Carlo yarışından sonra Kanada'da Hamilton'ın Rosberg'i öyle bir mağlup edecek ki, Rosberg Monaco'da yaptığı hareketten pişman olacak olacak diye düşünüyorduk. Çünkü burası Hamilton'ın en güçlü olduğu ve her zaman takım arkadaşlarını geçtiği bir pistti. Üstelik Lewis çok sinirliydi ve doğal olarak hırslıydı.

Finlandiya Almanya ortak yapımı Rosberg sakin kalmak için daha iyi genlere sahip olamazdı herhalde. Gilles Villeneuve pistinde herkesi şaşırtarak Hamilton'ı sıralamada geçerek pazar günü de önde olmanın avantajıyla fren problemiyle daha kolay baş edebildi ve 18 puan alarak şampiyonada önemli puan farkı açtı.

Mercedes'in Hamilton'a onca para verdikten sonra İngiliz pilota odaklanmamasının bir nedeni de Rosberg'in iki sene de Hamilton'a oldukça yakın olmasıydı. Tabi Alman olması da önemli bir avantajdı. Zaten yüksek performansından sonra daha iyi paraya sözleşmesini uzattı.

Alman takım sezon boyunca yüksek gerilimde geçen takım içi rekabetle beraber önemli bir marketing fırsatı da buldu. Son günlerde VW grubunun F1 ile ilgili haberlerinin artmasında Mercedes'in 2014'te sürekli gündemde olmasının etkisi konuşuluyor. 2014 sezonu boyunca Mercedes ve Mercedes motoru konuşuldu. Takım çok güçlü bir motor yapmış olsa da sezonun çoğunda takım içi rekabet konuşuldu. Zaten güçlü bir motorın teknik ayrıntılarından ziyade birbirlerine girmiş iki takım arkadaşının haberi medya için de çok daha çekici. Ayrıca takım iki pilottan birine odaklansa hem F1 hem de Mercedes prestij kaybına uğrayabilirdi. Zaten motor sesinden dolayı taraftar kaybeden F1, Mercedes böyle bir şeyi tercih etseydi bu kaybı daha da artabilirdi. O yüzden büyük bir teşekkür borçluyuz Mercedes yönetimine.




























Piste dönersek bugüne kadar nedense kimsenin dikkat etmediği bir noktaya değinmek istiyoruz; Rosberg'in startları. Alman pilot ilk polü Bahreyn'den son polü Abu Dhabi'ye kadar startlarda çok zorlandı. Rosberg'in 1, Hamilton'ın 2 kalktığı yarışların 8 yarıştan üçünde Hamilton daha startta geçmeyi başardı Rosberg'i. Diğer 2'si start finiş düzlüğü kısa olan Monaco ve Kanadaydı, diğeri de yağmurda başlayan Japonya. Yani Rosberg 8 yarıştan sadece 2'sinde Hamilton'ı gerçek manada arkasında tutabilmiş, o da Amerika ve Brezilya. Üstelik Hamilton da kariyerinin başından beri kendi yapısına ters olarak startlarda biraz tutucu davranmış pilot, en azından bir Massa değil. Rosberg'in Webber kadar olmasa da start sorunu olduğu kesin.

Hamilton'ın Rosberg'i mağlup ederken en büyük kozu şaşırtıcı şekilde yarış hızı oldu bu yıl. İngiliz pilotun özellikle Japonya ve Brezilya'daki performansı çok şaşırtıcıydı. İki yarışta da bariz şekilde hızlıydı. Japonya'daki yağmurdan kaynaklandı desek bile Brezilya'da 7 sn geriye düşüp farkı kapatıp Rosberg'i zorlaması etkileyiciydi. Aynı araçla, aynı lastiklerle modern F1'de bu denli farkı doğal hızınızla kapatmanız çok ama çok zor. Belki de nedeni Hamilton'ın bazen konuşulan yakıt konusunda bir farklılık oluşturmasıydı. Veya başka bir şey. Öyle ya da böyle Hamilton'ın pazar günleri belirgin şekilde daha hızlı olması şampiyonluğu getirdiği kesin.

Prost-Senna, Alonso-Hamilton ve en son da Rosberg-Hamilton hikayelerinin en bilindik ve en ortak yani birinin doğal olarak hızlı, diğerinin de doğal olarak çalışkan olmasıydı. Biri doğal yeteneğiyle cumartesi günleri daha hızlı olur, diğeri de pazar günü zekasıyla veya kurnazlığıyla bu farkı kapatırdı. 2014'e de öyle başladık. Lakin Rosberg'in sıralama performansı, Hamilton'ın da yarış performansı bütün ezberleri bozdu. 2014'ün pilotlar bazında en önemli gelişmesi buydu.

Peki bu sezona daha geniş bir açıdan bakarsak ne olur. Açıkçası ilk yarıştan sonra eğer Rosberg ve Hamilton arasında çekişme olmazsa izlenmesi zor bir sezon olacağını kestirmek zor değildi. Bu yüzden artan her gerginlikte için için değil, göstere göstere sevindim. Yine de Rosberg-Hamilton'dan 1976, 1989 veya 2007'de çıktığı gibi bir hikaye çıkmadı. Hele de o kadar gerginlikten sonra şampiyon olan takım arkadaşını tebrik eden Rosberg bütün sezonun gerginliğine gölge düşürdü. Şaka bir yana F1'in bu kadar tanınmasında yukarıda saydığımız rekabetlerin katkısı büyük. Arşiv meraklıları daha iyi bilir, F1'in tv arşivleri 1977'den itibaren başlar.

Formula 1'in güzelliği de biraz da burada yatıyor. Her sporda önemli karşılaşmalar öncesi gerginlik vardır fakat Formula 1'deki gerginliğin ayrı bir tadı var, belki de her yarışta rakiplerinizle mücadele etmenizin de bunda payı var. 2007, 2008 veya 2010'da son yarıştan önceki gerginliği düşünün mesela.





Gerginliğin zirve yaptığı yer



























Mercedes'teki gerginlik Hamilton'ın haklı şampiyonluğundan sonra biraz azalsa da gelecek sene artması muhtemel. Eğer Mercedes ikisini 4-5 sezon yarıştırabilirse gerçekten büyük başarı olacak. Şu an zirvede yalnızlar, diğer takımların onlar yaklaşmasıyla ortaya farklı bir hikaye de çıkabilir. Şu şartlarda, F1'in en konuşkan ve kurt ikilisine sahip McLaren, Mercedes'e yaklaşabilirse çok değişik akıl oyunları görebiliriz. Red Bull, Ferrari veya Williams pistte zorlasalar bile pist dışında çok konuşkan pilotlara sahip değil. Neyse.

Yazıda hep Rosberg'den bahsediyorsun kardeşim diyebilirsiniz. Haklısınız da. Bunun temel nedeni, 2012'de takıma 'asıl' pilot olarak getirilen Hamilton'a karşı Rosberg'in beklenenden çok daha fazla direnç göstermesi oldu. Hamilton gibi tek tur pilotunu sıralamalarda mağlup etmek gerçekten büyük bir olay. Zaten sezon başı anket yapsaydık insanlar %80 gibi bir oranla Hamilton'ın Rosberg'i geçeceğini tahmin ederdi. İngiliz pilot Japonya, Rusya, ABD ve Brezilya'daki yarışlarda şampiyonluğu ne kadar hak ettiğini dost düşman herkese gösterdi. Gözüken o ki 2015 de bu ikili arasında geçecek. Evet Rosberg Barrichello-Coulthard-Massa-Webber gibi yarış kazanabilen ama şampiyon olamayan jenerasyondakilerden daha iyi duruyor lakin 2015'te şampiyon olamazsa bu 'loser' sıfatı üzerine yapışabilir. Şahsi görüşümüz Rosberg'in bu saydığımız pilotlardan bir şekilde ayrışacağı yönünde. Hamilton da Vettel'in aldığı şampiyonluklardan sonra üzerindeki artan baskıyı hafifletti ve Formula 1'in efsanevi pilotları arasına girmek için büyük bir adım attı. Zaman yine en doğruyu söyleyecek bize. 2014 Sezon Değerlendirmesi'nde görüşmek üzere.







27 Şubat 2014 Perşembe

2014'ün Son Kış Testleri - 2. Bahreyn Vakası


1. Gün 

Daha 2. Testleri hazmedemeden 5 gün sonra son testlere başladık. Perşembeden pazara 4 günlük testlerin ardından sadece 12 gün sonra Melbourne’de antrenmanlarda olacağız.

Ahım şahım şeyler olmasa da testlerin ilk günü hareketli geçti. Üç takım 100 turu devirdi, RBR’nin sorunları yine devam etti, Mercedes motorlular yine en fazla turu atarken Renault da en az tur atan motor oldu.






Günü Perez 1 sn’ye yakın farkla 1.35.290’la lider kapattı. Geçen haftaki 33 ve 34’lü turların ardından yavaş gözükse de fena bir tur değil. Bu sefer Rosberg 4, ve Magnussen 6. oldular. Sanırım yarın daha ciddi turlar gelecek.

Günün dedikodularından Ferrari motorunun Mercedes motoruna göre 75 hp (beygir) daha güçsüz olduğu şeklindeydi. BBC Ferrari’nin içinden naklediyor. Yarın motorların gelişimi durduluyor. Motorların performansa etkisini görmek de çok ilginç olacak, eğer gerçekten böyle bir fark varsa diğer iki motoru kullanan takımlar bununla nasıl baş edecek büyük bir soru işareti. Bugün Renault için yine çok iyi bir gün değildi.

Pist kenarından gelen yorumlara göre vites değiştirirken ilk ve ikinci virajda Ferrari’den garip sesler geldiği, Mercedes’in ise daha normal olduğu, ayrıca McLaren ve özellikle Mercedes’in kabaca en hızlı araç olduğu yönünde yorumlar vardı.







Rosberg bugün 89 tur atmasına rağmen mutsuz görünüyordu, programda sınırda olduklarını da ekledi. Aslında Mercedes’in ufak tefek dayanıklılık problemleri yaşaması iyiye işaret. Ayrıca Rosberg biraz şükretmeyi öğrenmeli, Renault motorlu takımlara bakması yeterli.

Günün sonlarına doğru uzun bir süre Magnussen ve Bottas aynı tur sayısında dönüyordu. Magnussen 109’a kadar devam ederken, Bottas durmadı 128’e çıktı.

Sauber bugün biraz daha iyi gözüktü. Sutil bugün hem daha çalışkandı hem de daha göz önündeydi, şimdi sıra geri kalan günlerde atılacak ciddi turlarda.

RBR 39, Lotus 31 tur attı. Lotus tam 120 parça denediklerini söylemişti güne başlarken. Takımdan düzenli aralıkla olumlu açıklamalar geliyor, beklenildiği kadar kötü olmayabilirler. Karşılaştırmak hiç sağlıklı değil ama Ricciardo da pistte olduğu vakitler fena turlar atmıyordu.









Ferrari yine telemetre yüzünden fazla tur atamadı. Açıkçası son testlerde en çok onların hızlı tur zamanını merak ediyoruz. İtalyan takım için genel hissiyat yine dayanıklı ve yine rakiplerinden daha yavaş bir araç, özellikle tek turda.

Günün son dikkat çeken olayı ise Chilton’un Toro Rosso, Lotus ve Caterham’ın önünde bitirmesi ve lider Perez’den 3.3 sn geride olmasıydı. Eğer Renault kullanan takımlar gerçekten denildiği kadar kötü ve kırılganlığın fazla olduğu bir yarışta Marussia puan veya puanlar alabilir.



2. Gün

2014’ün 10. test günü geride kaldı. Perez bugünü de lider kapattı. Arkasından az farkla Alonso ve Ricciardo geldi. Perez günü 1.35.570’lik turu hala Rosberg’in geçen hafta attığı turdan 2.3 sn yavaş. Bundan mütevellit dereceler birbirine yakındı.

Ricciardo son test gününde Red Bull’un en iyi günü yaşadığını belirtti, zaten attığı tur sayısı ve derecesi de bunu gösteriyor. Şu an şampiyon takımın motor dezavantajı bulunsa da kimse aero olarak nerede olduğunu bilmiyor.

Günün negatif açıklamaları Button ve Alonso’dan geldi. Button ilk testen bu yana hala aynı aracı kullandıklarını belirtti. Biraz da muallak konuştu. Sanırım takıma bir gönderme vardı, Alonso da Button kadar olmasa da takıma gönderme yapmayı ihmal etmedi.

Marussia bugün de fena gözükmedi. Günü altıncı tamamladılar, testlerin yanıltıcılığı çok bariz olsa da takımın ilerleme kaydetmiş olma olasılığı yüzde yüz.







Renault motorlu takımlar bugün de 50-60 civarı tur attılar. En fazla 66 turla Red Bull’du. Maldonado bugün de az çalışarak sadece 31 tur tamamlayabildi.

Force India’nın dereceleri tesadüf değil sanki artıkın. Şu ana kadar üç günü lider tamamladılar. Son iki gün daha ciddi dereceler gördüğümüzde bakalım pozisyonları ne olacak. Mercedes ve McLaren’in ardından en hızlı 3. takım olabilecekleri de söyleniyor.

Günün önemli gelişmesi ise motorların durdurulması oldu. Renault’un yaptığı itiraz sonuç vermedi. Red Bull’a göre takım Mercedes’e oranla 165 beygir geride. Renault kullanan takımların düzlükte diğerleri kadar hız kazanamadığını görüyoruz. Herhalde takımların sıralaması anlamında olmasa da büyük belirsizliklerin olduğu bir sezona doğru gidiyoruz.

Cumartesi hızlı olmak yetmeyecek, pazar günü hem dayanıklılık hem de yakıt tüketimi açısından çok zorlu olacak, şu an hız konusunda belli başlı düşünceler olsa da tabloya bu faktörler girince ne olacağını kestirmek neredeyse imkansız.

2. günden bu kadar, yarın görüşmek üzere.




3. Gün

Testlerde artık sona yaklaşıyoruz, Bahreyn’de son iki günden ilkini geride bıraktık ve değişen pek bir şey yok. Mercedes güçlü, Renault sorunlu ve Ferrari orta kıvamda gidiyor.

Bugün günün sonlarına doğru, yani –muhtemelen- tutunmanın en fazla olduğu zaman diliminde Massa ve Rosberg kapışmasından 1.33’lü turlar görebildik. İki turun da süper yumuşaklarla atıldığını biliyoruz. Williams’ınki sıralama formatındaydı, Mercedes de ona benzer fakat Rosberg net konuşmadı. En azından şunu söyleyebiliriz 2014’de en sıralamaya benzer turlar bunlardı.

Peki ya Ferrari ve McLaren ? Ferrari bir türlü gerçekten hızlı bir tur atmayı denemedi, birçok yorum var İtalyanlarla ilgili. Yine de genel görüş takımın tek tur problemlerinin devam ettiği ve dayanıklılığa her zamanki gibi önem verdiği yönünde. McLaren’de Magnussen de bugün Button gibi hızlı değiliz ama daha fazlası var dedi. İki günkü söylemlerden yola çıkarsak ve genel görüşe sığınırsak McLaren elini daha fazla açtığında en azından Mercedes’in arkasına yerleşebilir.



Günü iki Alman pilot derecesiz kapattı ; Sutil ve Vettel. Sauber de beklenenin aksine şu ana kadar iyi bir test dönemi geçiremedi. Değişen kuralların ilk yarayacağı orta sıra takımı beklentisi vardı fakat Mercedes’li Force India ve Williams’ın gerisinde gibiler.

Lotus ve Red Bull için sorunlar devam etti. Grosjean da çok umutlu konuşmadı zaten ilk iki yarış için. Renault kullanan bu iki güçlü takımın zayıf olduğu biliniyor ama ne kadar zayıf, artık onu ilk yarışta göreceğiz.


Yarın ciddi dereceler görür müyüz, emin değilim. Eğer birileri bir şeyler saklıyorsa son gün gösterir mi, mantıklı gelmiyor. Diğer yandan da o bir şeyleri test etmek için de son gün. Büyük konuşmayalım, yarın akşam görüşelim. Son gün ve genel değerlendirme yazımız daha uzun olabilir. Formula 1’le kalın.. 

4. Gün ve Genel Değerlendirme 


Bir test döneminin de sonuna geldik. Eksik gedik bilgilerle neredeyse 10 gün kalmış Avustralya Gp’sini bekliyoruz. Testlerin de en güzel yanı belki de bu. Hem bir şeyler anlatıyor hem de anlatmıyor. Geçmişte testler yüzünden ne kadar yanıldığımızı söylemeye gerek yok sanırım.






Genel değerlendirmeye girmeden önce son gün neler yaşandı kışça anlatalım. Bottas ve Hamilton düellosundan Hamilton galip çıktı. Son testler boyunca Massa, Hamilton ve Rosberg’in en hızlı turları arasında sadece 0.025 sn var.

Ferrari bu sefer elini gösterdi ve 1.34.2 yaparak en hızlı turların 1 sn arkasında kaldı, zaten hem İspanyol hem de İtalyan yavaş kaldıklarını kabul etti, Alonso yine cumartesi kaybettiğini pazar günü aramak aramak zorunda kalacak gibi.

McLaren sorunlu bir gün geçirerek sadece 20 tur atarken Vettel 77 tur atmayı başardı. Bunların dışında son gün sakin geçti.

Son testlerle ilgili ilginç nokta Mercedes’in geçen sene haftaki derecelerini geç(e)memesiydi. Hamilton da daha fazlası gelebilirdi minvalinde konuştu. Diğer açıdan düşünürsek belki de ellerindeki oydu, potansiyellerinin sonuna kadar gösterdiler. Hamilton’ın dün pürüzsüz tur atamadığını biliyoruz, Rosberg’in ise geçen hafta tam bir sıralama formatında tur attığını da. Yine de eğer Williams’la ikisinin tam anlamıyla zorladığını düşünsek bile muhtemelen Mercedes’in bi 0.2 sn’si daha vardır.

Ferrari’den bahsettik biraz, takım yine tek turda sıkıntı yaşıyor sanki. Motor konusunda da şimdilik görünen çok iyi iş çıkaramadıkları. Onlardan beklenene kıyasla. 12 gün geçse de Ferrari motoru halen bilinmez olarak duruyor. İlk testlerden sonra çıkan Ferrari’nin motorda avantajlı noktalar bulduğunu bir daha göremedik, üstelik 75 beygir dezavantaj gibi şeyler duyduk. Ferrari sürekli aerodan şikayet ediyordu ama..



McLaren için son testler pek güzel geçmedi. Hızlı tur da denemediler. Button hala lansman aracını kullandığını belirtti, iki pilot da daha fazlasını geleceğini söyledi. Takım geçen hafta attığı turlarla bile zaman tablosunda 6. ve 7. olabiliyor. Güncellemeler yetişmemiş olabilir, bir ihtimal sakladıkları şeyler olabilir. Büyük ihtimalle şu an görünenden daha iyi durumda takım.

İki gündür Hamilton ve Button’dan RBR aracı için övgü dolu sözler duyuyoruz. Önceden de söylediğimiz gibi RBR’un aerodinamik olarak nerede olduğu bilinmiyor. Tekrar ortalıkta dönen beygir sayılarına dönersek, eğer gerçekse nasıl bir otomobil bu farkı kapatabilir ?

Testlerin parıldayan takımları Williams ve Force India ise podyum ve yarışlar kazanmak için çok iyi bir noktada. Gözler yine Williams’ta biraz tabii. Üstelik muhtemel dayanıklılık problemleri de kapıda birçok takım için. Normal bir kural değişikliğinden fazlası bu sezon. Sanırım herkesin dileği iki takımın da yarış kazanması, hatta şampiyonluk için yarışması. İlk yarışlar çok önemli olacak, bu noktada Massa ve sakin Bottas takıma avantaj getirebilir. 2012’de Barrichello olsaydı neler olurdu diye sormadan edemiyor insan. İki takımda 4 tane iyi pilot var, onların mücadelelerini izlemek de ayrı bir güzellik olacak.

Ufak detaylara gelirsek, ilginçtir geçen senelerdeki zirvedeki 5 takımdan 4’ünde önemli yönetim değişiklikleri var. Mercedes’de Brawn dönemi sona erip, Paddy Lowe dönemi başladı. Böylesine önemli bir yılda ilk defa takım patronu olacak, Lowe hep disiplinli McLaren sistemi içinde önemli bir parçaydı fakat takım yönetmek onun işi mi bu yıl göreceğiz. McLaren geçen sene teknik patronundan sonra bu sene takım patronunu da değiştirdi, aslında şu an bir takım patronu yok, birçok general var ama başları yok. En büyük baş ise Woking’den işleri yönetecek. Dikkat ettik, testlerin başında bu yana takımın yönetim kadrosundan performansa dair açıklama bile gelmedi, sadece pilotlar konuşuyor. Acaba içeride neler oluyor ?..

Üst tarafta önemli değişiklik yapmak zorunda kalan diğer takım da Lotus. Hem asıl patron hem de teknik patron yok. Belki Avustralya’ya kadar yeni patronlarını açıklarlar. Ferrari de boş durmadı, Allison’ı almıştı takım. Pat Fry’la yenilenmeye giden takım Allison geldikten sonra yetki paylaşımına gitti. Maranello’da karışık bir durum var, belki birkaç sene Fry gidebilir, belki büyük kelleler de. Yönetimde değişiklik yapmayan tek takım Red Bull. Burada anlattıklarımız etkileri sınırlı ve etkilerini kolay kolay hissedemediğimiz ve belki de asla öğrenemeyeceğimiz noktalar. Toparlarsak böylesine işlerin zor olduğu bir sezonda bu faktör RBR için ufak bir avantaj.

Toro Rosso ve Sauber orta sıralardaki hayal kırıklıkları oldu. Toro Rosso abisine benzer sıkıntılar yaşarken, Sauber de şaşırttı. Pek güçlü turları yoktu. İki takım da şimdilik kaybeden gibi duruyor.

Son 4 senede küme düşmemek için oynayan Caterham ve Marussia’dan kırmızı olanı şimdilik önde gibi. Hatta Marussia sorun yaşayan Lotus ve Toro Rosso’nun da önünde olabilir. İlk yarışlarda puan kovalayabilirler.



2014’de hem motor hem aerodinamik konuşuyoruz. İlk defa bu kadar iki için de optimum noktayı bulacak takım en önde olacak. Zaten Mercedes’in önde olma şansı da burdan geliyor. Geçen sene aerodinamik olarak da iyi işler yapabileceklerini gösterdiler, motorda da şu an en iyi gibiler. McLaren’in aracı tasarlarken Mercedes kadar rahat olmadığını biliyoruz.

Klasik bir test yazısı gibi noktalayalım. Evet tur zamanlarının anlamı pek yok ve her an her şey olabilir. Üstelik böyle bir sezonda. Fazla sıralama yapma hevesine kapıldık sanki. Öyle anlar gelecek ki hızların da anlamı kalmayacak. Motorlar dondurulmuşken nasıl bir savaş olacağını kestiremiyoruz. Doğal olarak öğrenme hızı normalden fazla olacak, geçen hafta çıkan haberde 2014 araçlarında hasarın giderilmesi normale oranla 2 kat uzun sürüyor denmişti. Gördük ki takımlar sorunlarla çok fazla uğraştılar. Bu da özellikle FP3’de takımların ihtiyatlı davranmasına sebep olabilir, hatta FP1’de bile.

Noktayı koymadan son uyarı da Albert Park ile ilgili. Pist hem cadde pisti hem çok yüksek df istemiyor. Bu sene getirilen 100 kg yakıt sınırını test etmek için ideal yer de değil-miş. Malezya hem yüksek df hem de yüksek sıcaklıkla birçok açıdan daha iyi bir belirleyici olacaktır. O yüzden Avustralya’da devasa farklar görmediğimiz taktirde çok fazla kafaya takmamak bile gerekebilir. Bugüne kadar üç yazı yazdık, hepsi de boş çıkabilir önümüzdeki hafta sonu. Şimdi 10 günlük bir sancılı süreç başlıyor. Tam şimdi saat 00.00’ı gösteriyor, FP1 için 10 gün 4 saat kaldı. Sadece 244 saatçik. Pazar günü öğlen ya da pazartesi günü buralarda oluruz inşallah, yeni sezon hayırlı uğurlu olsun.








5 Aralık 2013 Perşembe

2013'ün Teknik Özeti

2013'ü bir kelimeyle özetleyecek olursak birçok açıdan 'garip' bir sezondu. Sanki birçok şey 'mış' gibi yapıldı. 2013'ün teknik incelemesine girerken üç tane ana başlığımız olacak, Mercedes'in başarılı projesi, McLaren'in başarısız projesi ve Red Bull'un sezonun ikinci yarısını domine etmesi. Sırasıyla nedenlerine bakmaya çalışalım.

Mercedes'in Hamilton dahil herkesin şaşırtan hızı nereden geldi. Gümüş grilerin 2012'den 2013'e bu kadar ivmelenmeleri en çok BMW'nin 2007'den sonra 2008'de ön gruba daha çok yaklaşmalarına benziyor. İkisinde de öndeki takımlar sezonun son virajına kadar (2007, 2012) şampiyonluk için mücadele ettiler, ikisinde de önemli kural değişiklikleri yoktu. İlk faktör Mercedes için eksiyken, ikincisi artı. Hangisinin etkisi daha fazla bilmek mümkün değil fakat Mercedes'i değerlendirirken bunları kesinlikle unutmamak gerekiyor.



























Mercedes'in artan hızına rağmen lastikleri kontrol etmede hala büyük sıkıntıları olduğunu gördük. Lastikler değişmeden önce Red Bull'la beraber en hızlı lastik ısıtan takımdılar. İlk iki yarışta pist ıslakken fena değildiler. Şu var ki, lastiklerin değişmesi Mercedes'e o kadar yaramadı. Evet, lastikleri pazar günleri erken bitmedi ama bu sefer de en ön çizgide değildiler.

Burada paragraf açalım. Lastiklerin değişmesi 2013'ün belki de en önemli 'teknik' olayıydı. Red Bull haklı çıktı, diğerlerinden fersah fersah uzaktalarmış. Peki bu değişiklik neyi ifade ediyor ? Red Bull kampının aero olarak diğerlerinin çok önünde olduklarını. Bir takım hariç, ona birazdan geleceğiz. Bu şu açıdan dehşet verici, 2012'nin başında EBD'siz RB8 diğerleriyle yakın noktadaydı, kazanan bir araç değildi. En azından böyle kazanamıyordu. İki sene sonunda aradaki fark inanılmaz. Özellikle de Ferrari ile. Hadi Lotus'un imkanlar kısıtlı, Mercedes zaten gerideydi. 2014 her ne kadar motorlarla gündeme gelse de RBR'nin bu aero gücünü hiçbir şey durduramayabilir. Hele de 2014'de Red Bull istediği gibi bir araç üretemezse Newey ve adamları 2015'i ilk yarışından bile bitirebilirler. Belki uçtuk ama Red Bull çok güçlü, bu işin şakası yok.

Mercedes'in 2013'deki hızı lastik ısıtma ve gelişen paketten oluşan bir karışımdan geldiği muhakkak. Sezonun ilk yarısı lastik tartışmalarıyla geçtiği için Mercedes'in çıkışı biraz güme gitti. Dolayısıyla nedenleri de. Her ne kadar bazı soru işaretleri olsa da bu çıkış sıradan bir çıkış değil. Takımın üzerinden 'loser' gömleğini atmasını da sağladı. Artık 2014 için daha mutlu ve umutlular. Hamilton'ın seneye daha iyi olacağı da kesin. Muhtemelen griddeki en iyi ikileye de sahipler, en azından en oturmuş. Seneye neler yapabilecekleri de başka yazıya artık.

2013'de tarihin en kötü McLaren aracını da gördük sanırım. McLaren açıklamalarıyla, özellikle de Whitmarsh'ın, biraz kapalı bir takım. Peki ne oldu da böylesine berbat bir sezon geçirdiler. Cevabı Whitmarsh'ın bir açıklamasında gizli. Dominant bir araç üretmek için yapılan radikal hamleler -muhtemelen bizim göremediğimiz- ellerinde patladı ve ortaya saçma bir araç çıktı. Yoksa MP4-27'i Marussia'a verseydiniz 2013'de bu McLaren'den daha fazla puan toplayabilirdi. Özetle McLaren'in yaşadığı şey Williams'ın yıllardır içinde bulunduğu durumdan çok farklı, merak edenler için söylüyoruz.

































Eğer McLaren herkesin gittiği yoldan gitseydi özellikle sezonun ikinci yarısı çok güzel mücadeleler izleyebilirdik, daha kötümser -aslında iyi- ifadeyle bu kadar sıkılmazdık. Belki de Button'ın gerçek şampiyonluk yarışında yetersiz olduğu düşünülüp, onun yerine Hulkenberg veya Magnussen gelebilirdi. Perez de koltuğunu koruyabilirdi. Çünkü şu an Red Bull'la aero olarak gerçekten mücadele edebilecek tek takım McLaren.

2012'de Mercedes'in iki polü ve Alonso'nun yağmurlu polleri dışında zaten bütün poller McLaren ve Red Bull arasında dağılmıştı. 2011'in ikinci yarısı yine RB7 ve MP4-26 arasında geçmişti. Tabii burda saf hız/saf aero'dan bahsediyoruz. Pirelli geldiğinden beri yarış hızı kavramı daha bi önem kazandı ki Ferrari üç yıldır biraz bundan ve Alonso'dan kurtarıyor. Keza Lotus'un son iki yıldır bu noktada olmasının sebebi de yarışta lastiklerine iyi davranması. Yetenekten başarıya giden yolda McLaren kaybediyor, Ferrari kazanıyor.

Button'ın sene boyunca berbat bir araç sayesinde hiç bakmadıkları noktalara baktıklarını söyledi. Muhtemelen daha fazla öğrendikleri şeyler vardır. Yine de kaçırdıkları şeylerin yanında bunlar Pollyanna'nın bile güleceği şeyler. Özellikle lastiklerin değişmesinden sonra takımlarda ve pilotlarda 2.'liği güle oynaya kazanabilirlerdi. 2013'ün sıkıcı olmasının asıl sebebi McLaren'dir, kesin bilgi yayalım.

Üstüne basarak söylersek MP4-28 F1 tarihinin en saçma aracı olabilir. Bunun yanında biraz da McLaren'in neden podyuma çıkamadığına gelelim. 2002, 2004 veya 2006'da da McLaren pek iyi araçlar üretmemesine rağmen galibiyetler ve podyumlar kazanmıştı. 2013'de bunları başarıamasının asıl sebebi ise önlerinde 4 takım olmasıydı, yani N.Ş.A.'da McLaren'in podyuma çıkması için 8 araçtan 6'sına anormal bir şeyler olması gerekiyordu. 2006'da ise Raikkonen'in Massa ve Fisichella'yı geçmesi için podyum yeterliydi, dayanıklılık seviyesi de bu kadar yüksek değildi. İlginçtir McLaren BMW'nin en çok turu tamamlama oranında geçerek tarihin en yüksek dayanıklılık seviyesine çıktı, yüzde 98 küsur.

Hatırlarsak birçok yarışta Button bir az pitle bazen Massa'yı bazen Grosjean'ı bazen de Mercedes'leri geçtiği yarışlar oluyordu. Ne tek tur, ne de yarış hızında öndekilerle güreşmek zordu. Dayanıklılıkta son yılların zirvesine çıkınca podyum imkansız hale geldi. Peki Hamilton olsaydı işler değişir miydi ? Belki Hindistan'da podyuma çıkabilirdi, zaten McLaren o yarış biraz daha cesur davransaydı Perez de podyuma çıkacaktı. Q3'e daha fazla kalabilirdi takım ve dolayısıyla 20-25 puan daha gelebilirdi toplamda. Q3 yarışının nasıl geçtiğini öğrenmek için Hulkenberg ve Ricciardo'nun yaptıklarına bakın.

İki Mercedes motorlu takımdan sonra Renault motorlu Red Bull'a dönelim. Aslında biraz biraz bahsettik Red Bull'dan. Newey'in de birçok kez dediği gibi değişen lastikler onları yenilgisiz yaptı. Biz de ufak bir iddia ortaya atalım madem işler bu denli sıkıcıyken. Red Bull 2014'de değişen kurallarla beraber son rahat yılını yaşıyordu ve elindeki şansı riske atmak istemedi diye düşünüyoruz. Nasıl mı oldu, yaz arasından önce çıkışta olan bir Mercedes vardı ve değişen lastikler eğer onların da işine gelseydi sezonun son kısmında önemli mücadeleler görebilirdik. Red Bull'da elindeki şampiyonluğu kaçırmamak için 2013'e daha fazla odaklandı. Diğer takımlara göre. Bunu da Newey'in sürekli geç kaldık demeçlerinden anlıyoruz. Yani ikinci yarıdaki devasa farkın ufak veya boyutu bilinmez bir kısmı da 2014 çalışmalarını biraz ötelemekten kaynaklanıyor olabilir. Gecikmelerin Newey için pek bir anlam ifade etmediği ayrı bir mevzu.





''Ferrari veya Lotus'u niye yazmıyorsuınuz lan'' diyenler olabiltir. İki takım da 2012'deki lastik koruma meziyetlerini koruyarak sezona başladı, işe de yaradı. Lastikler değişince de 3. ve 4. olarak sıralandılar. Bunun yanında görebildiğimiz büyük teknik değişikler olmadı. Lotus'un zaten parası yok. Ellerindeki paraya göre yine en iyi işi çıkartan takım oldular.

McLaren'in yanında 2013'de hayal kırıklığı yaşayan diğer takımlar Sauber ve Williams oldu. İki takım da 2012 araçlarını özlettirdi. Özellikle Sauber'in 2 yıldır lastiklerini en iyi koruyan özelliklerini kaybetmesi garip oldu, muhtemelen farklı bir yola saptılar, olmadı. Onların aksine kurnazlık edip sezonun ilk yarısında lastiklerini koruyan Force India takımlarda 6.'lığı kaptı. 2012'den 2013'e geçişte bu değişimi başarabilmiş olmaları aslında önemli başarı Hint takımının.





Toro Rosso, Marussia ve Caterham hakkında iki kelam etmek için açıkçası pek bilgi yok elimizde. Toro Rosso'nun orta grupla mücadele edemediğini gördük genellikle, Ricciardo'nun Monza'da düzlük hızıyla kazandığı puanları saymazsak. Zaten Avustralyalı genellikle ilk 10'da başlayıp 12 veya 13. bitirdi yarışları, Vergne'nin yarışlarda daha iyi olduğu imajı da biraz da burdan geliyor açıkçası. Ricciardo altındaki araçla yarışlarda direnemiyordu doğal olarak. Marussia ve Caterham da bildiğiniz gibi, yine yaklaşamadılar ön tarafa. Marussia sene başındaki hızını iyi pilotla birleştirince 10. olmayı başardı, en azından iyi pilotun hala değerli olduğunu gösterdi.

2014'de neler olabilir sorusu başka bir yazıya kalacak. 2013 parçalarının bir kısmının 2014'de de kullanılacağını düşünürsek ve Red Bull'un sezonu erkenden bitirmesi, McLaren'in çok önceden çalışmaya başlamasını da göz ardı etmemek lazım. Orta sıradakileri de. Şimdilik bizden bu kadar, diğer yazıda görüşmek üzere.





13 Eylül 2013 Cuma

Taht Oyunları

Geçen yıl Hamilton'ın McLaren'den Mercedes'e geçişi, bu yıl da Webber'in emeklilik kararı bütün gridi birbirini katacağı düşünülüyordu. Nispeten de öyle oldu. Fakat özellikle Webber'in emekliliği domino etkisi yapmadı, onun yerine Ricciardo geldi, Toro Rosso'dan boşalan koltuğa da yine Red Bull'un programdan bi eleman gelecek. Madem önce Red Bull dedik, buradan başlayalım isterseniz.

Ricciardo RBR'ye gelince onlarca 2. pilot esprisi yapıldı. Bi tane de biz yapmayacağız. Yani insanların zihninde oldukça kötü bir Red Bull algısı var. Red Bull'un iki zıt uçtaki Ferrari ile McLaren arasında kalan politikası 2010'dan beri çok konuşuluyor. İstanbulparkt'tan beri aslında. RBR ne tam anlamıyla birinci pilot uyguluyor ne de tam anlamıyla eşitlik politikası. Bunda Webber'in kendine has yapısı çok önemli. Webber Red Bull ailesi içinde yetişmedi. Vettel de bildiğiniz gibi has eleman. Red Bull'un Ferrari gibi ölümcül olmayan lider pilot uygulaması onlara 2010 ve 2012'de şampiyonluklar getirdi. Çok ince bir denge var aslında. Webber özellikle bu iki yılda Vettel'le sonuna kadar savaşmış, bi yerden sonra da mağlup olmuştu. Zaten takım içindeki yalnızlığı ve 2010'da son yarışta kaybedilen şampiyonluk takım arkadaşına göre feci bir 2011 sezonu geçirmesine neden oldu. Fakat Ferrari'deki gibi sert olmayan politikası sayesinde Webber ezilmemiş ve 2012'de yine önemli bir çıkış yakalamıştır. Bu sezon da yine kötü olmasa da 2011'i hatırlatıyor. Red Bull'un Webber'e yaptıklarını diğer Avustralya'lıya neden yapamayacağını veya neden yapmayacağına gelelim.


Ricciardo ve Vergne 2008 Yılında Renault Dünya Serisi'nde



Öncelikle Ricciardo Webber gibi üvey evlat değil. O da Vettel gibi bu ailede yetişti. Vur ensesine al lokmayı yok. Aslında Webber de RBR'den çekip giderdi ama kariyerinin sonuna gelmişti ve orta sıra takımı bulmak yerine kazanan bir araçta olmak çok daha cazip gelmiş olmalı, yoksa Webber'i hepimiz biliyoruz. Ayrıca Ricciardo bir kanadının Vettel'e takılması veya Multi21 olayı yaşadığında takımı ona haksızlık ederse çekip gidebileceği yerler olabilir. Kendisini Vettel'e karşı kanıtlamış biri olarak gridde birçok takım ona kancayı atabilir, yani RBR'ye muhtaç değil tam anlamıyla. Vettel'in 2015'de bitecek anlaşmasıyla Ricciardo göstereceği performansla yeni Vettel olabilir. Takım birçok yönden Ricciardo'ya daha iyi davranmalı, yoksa Ricciardo vakası birçok açıdan Webber vakasına benzemeyebilir. Kardeş takımdaki boşluğa gelirsek, Vergne'in koltuğu sağlam gibi gözüküyor. Yanına gelmesi en muhtemel isim Felix Da Costa ise hem iyi görünmüyor hem de McLaren'in elemanlarının (Magnussen, Vandoorne) gerisinde görünüyor. Dr. Helmut Marko Felipe Nasr'ı da eledi, Daniil Kyvat için de F1 erken. Aynı şekilde Carlos Sainz Jr. için de, yine de sezonun geri kalanında Formula Renault'da da göstereceği performansla koltuğa göz kırpabilir genç İspanyol. Keşke Frijns'ı düşünse Red Bull kampı ama Marko'nun o malum sözlerden sonra Hollandalı'yı düşünür mü, çok zor.

Sezon boyunca Lotus ve Red Bull arasında gidip gelen Raikkonen sonunda Ferrari ile anlaştı. Ferrari 50 yıl sonra yine iki şampiyon pilotla yarışacak. Normalde bir çok hızlı pilotunun yanına, bırak şampiyonu onun ayarında bir pilot dahi almayan Ferrari herkesi şaşırttı. Herkeste aynı soru ; şimdi ne olacak ? Sorunun cevabını Alonso'da aramak gerekiyor ? Takıma ne kadar kızgın veya yaptığından pişman mı ? Dediği laflardan. Çünkü Raikkonen'in takıma alınması Alonso'dan bağımsız değil. Daha geçen sene 2. pilot için Alonso'ya danışıyoruz denmişti, bu sene Raikkonen'i aldılar. Alonso'ya danışılmadığı kesin. Üstelik Raikkonen'in anlaşması 2 yıllık. Belki de anlaşmanın yapılmasından bile önemli. Bilindiği gibi Alonso'nun sözleşmesi 2016 sonu, Vettel'in ve Raikkonen'in de 2015 sonu bitiyor. Yani artık istediği gibi takımda lider pilot olmayabilir. İlk başta danışılan pilot olmayabilir. Bu da Alonso'nun 2016 öncesinde takımdan ayrılmak isteyebileceği ihtimalini doğurabilir. Evet çok kolay bir ihtimal değil, zor da değil. Eddie Jordan McLaren'le Alonso'nun görüştüğünü yazdı 2015 için, Button da çıtlattı basına, arada kaynadı. McLaren ve Alonso yanyana eğri durabilir fakat McLaren'in şu anki kadrodan memnuniyetsizliği ve Alonso'nun huzursuzluğu çok şiddetli boşanan iki tarafı birbirine yakınlaştırmışa benziyor. Formula 1'de asla asla demeyeceksiniz. (Kimi Ferrari dedikoduları yayılmaya başladıkça Alonso'nun 2015 için McLaren'i düşünebileceğini Eddie'den önce söylemişliğimiz vardır, ehem ehem).





McLaren'de Button'ın sözleşmesi daha uzatılmadı. Muhtemelen uzatılacaktır, böylesine zor bir senede Button hemen hemen her yarışta bir şeyler deneyerek daha çok puan almaya çalıştı, fena da iş çıkartmadı. Perez keza öyle. Her ne kadar McLaren'in pilot kadrosuna burun kıvrılsa da kötü değillerdi kesinlikle. Perez şu an sadece 18 puan toplamış olsa da sıralamalarda sadece 7-5 geride. Ve kesinlikle kolay lokma değil, zamanında Coulthard'ın Hakkinen'e, Kovalainen'in Hamilton'a yapamadığı yardımı Perez Button'a yapabilirdi. Üstelik daha 23 yaşında. Genç yetenek Ricciardo ise 24. Sponsor desteğiyle de 2-3 sene daha McLaren'de yarışabilir. McLaren de muhtemelen 2014 sonunda Button'la yolları ayırabilir. Button'ın son zamanlardaki sözleşme şikayeti, hatta McLaren Alonso ile ilgileniyor demesi boşuna değil. Özetle McLaren'in aracı en büyük sorun olsa da özellikle Ferrari ve Mercedes'in yanında pilot kadrosu da çok güçlü durmuyor.


S. Vandoorne ve K. Magnussen



Madem taht oyunlarından bahsediyoruz McLaren'in genç yeteneklerine de gelelim. Şu an Formula Renault 3.5'da şampiyonluğa oynayan iki pilot da McLaren Genç Sürücü Programı'nda, Kevin Magnussen ve Stoffel Vandoorne. Eski F1 pilot Jan Magnussen'in oğlu Kevin'e McLaren koltuk da arıyor. En uygun koltuk da Marussia gibi görünüyor. McLaren ve Marussia'nın ortaklığı Magnussen için bir avantaj. Ayrıca Magnussen'in Jack&Jones'u da var. Muhtemelen Chilton'ı ekarte etmeye çalışacaklardır. 2014'de koltuk bulabilecek başka bir genç de Felipe Nasr. Brezilyalı'nın sağlam sponsorları var. O da herhangi bir boşlukta en büyük adaylardan. McLaren'in 2014'de de aynı dizilişe sahip olması yüksek ihtimal. 2015 ve sonrası için Vettel veya Hulkenberg'e yönelebilirler.

Lotus ise daha bugün Di Resta, Massa ve Hulkenberg gibi bir pilot havuzuyla ilgilendiklerini açıkladılar. Lotus'un hiç düşünmeden Hulkenberg ile en az 2 yıllık bir anlaşma yapması herhalde en mantıklı seçim. Nico da bu teklifi reddetmeyecektir çünkü diğer dört takımın kadrosu bir süre boşalmayacak gibi. Lotus da yarış kazanabilen bir takım. Grosjean ve Hulkenberg de kulağa fena gelmiyor. Ferrari'den ayrılan Massa içinse Force India ve Sauber seçenekleri göze çarpıyor. Brezilyalı muhtemelen bulabileceği sponsorlarla bu iki takımdan birisine geçebilir. Sauber'de Sirotkin'in yanında Gutierrez'in geleceği soru işareti. Performansı hiç yeterli değil, Telmex'in vereceği paraya bağlı olarak koltuğunu koruyabilir. Force India da halinden memnun gibi. Zaten onlar eğer kadroyu değiştirirse geleneksel biçimde üçüncü pilotlarını getiriyorlar, James Calado yani. Massa'nın geleceği şu an çok açık, ne desek boş kıvamında.



Force India yine son dakikaya kadar bekler pilotlarını açıklamak için, Sauber paraya bakar, Toro Rosso malum, beklemede. Caterham iki sponsorlu pilotuyla devam eder, Marussia'yı da söyledik. Eğer Chilton giderse muhtemel bir Bianchi-Magnussen çekişmesi de güzel olabilir, biri Ferrari'li bir McLaren'li. Yine de Bianchi 89, Magnussen 92'li, 3 yaş genç pilotlar için çok önemli, hele de alt serilerde. Ferrari genç sürücü programı için de çok naz yapıyor, Bianchi Chilton'ı ezdi geçti bu sezon, en azından daha üst bir takıma geçmesi için zorlamalılar. Son dört senenin şampiyonu Red Bull Ricciardo'yu getirdiyse Ferrari neden getirmesin. Aynı şekilde Hamilton Ferrari programında yetişseydi ne olurdu acaba diye de düşünmekten edemiyor.

Her sene olduğu gibi 2014'de de büyük bir merakla izleyeceğimiz mücadeleler şimdiden hazır ; Alonso-Raikkonen, Vettel-Ricciardo. Daha yenileri de eklenecektir bu listeye. Bakalım sene sonunda tahta kim çıkacak..






29 Eylül 2012 Cumartesi

Lewis Hamilton Transfer Sözlüğü


Button, Jenson : Takımda artık liderliği ele geçiren Button kuralların pek değişmeyeceği 2013 yılında da en hızlı araca sahip olabilir. Üstelik 2013 yılı aracı da çoğunlukla ona göre tasarlanacaktır. McLaren’in Button-Perez ikilisi tek turda çok iyi bir görüntü sunmasa da İngiliz Hamilton gibi tek tur ustası bir pilotun baskısından kurtulacağı için bir nebze performans bulabilir. Kariyeri 2009 yılına kadar hep ‘yanlış zaman yanlış insan’ modunda giden Button Hamilton’ın gidişinden en karlı çıkan isim muhtemelen.

Doyurucu : İlkin yazıyı ‘doyurucu’ sıfatı çerçevesinde yazmak istiyordum, vazgeçtim. Hamilton’ın takımda mutlu olmaması, takımdan orjinal kupaları istemesi, Mercedes’de daha fazla kazanacak olması, 2014 kural değişiklikleri, geçen sene yaşananlar …Bunların hiçbirisi tek istediği daha fazla şampiyonluk olan bir pilotun daha güçsüz bir takıma gitmesi için ‘doyurucu’ nedenler değil. 2013 yılında Mercedes’in en büyük numarası D-DRS’nin de çöpe gittiğini hesap edersek seneye Hamilton’un şampiyon olma ihtimali yok gibi. Üstelik en büyük iki rakibi 2012 ve 2013’de birer şampiyonluk alsa Alo 3, Vet 3, Ham 1 olacak, onun için daha kötü senaryoda Alo veya Vet 4 Ham 1 olacak..2012 için de takım ve Hamilton’ın eski konsantrasyonunu toplaması zor olacaktır, büyük sürpriz olmazsa.2015 içinse Mercedes kısmını bekleyelim.

Luca ne düşünüyor acaba..


Ferrrari : Aslında her şey Ferrari’nin tek pilot üzerine odaklanmayı bırakıp bırakmayacağı üzerinde duruyor. Massa en fazla bir sene daha yarışabilir, 2014 için takım gerçekten Vettel’le anlaştı mı veya anlaşmaya çalışacak mı ? Hatta daha ileri gitmek istiyorum, takım 2016 aralık ayında Alonso ile devam etmek isteyecek mi ?  Eğer Ferrari iki güçlü pilotla yarışırsa 2017 yılı için Ferrari-Hamilton birlikteliği uzak değil, bu fikrin diğer parçaları diğer harflerde olacak.

Grid : Hamilton transferi öyle bir hareket getirdi ki gride, HRT hariç bütün takımların pilot dizilimini değiştirebilir iki yılda. Halihazırda üç takımın dizilimi değişti, Ferrari’nin kararına bağlı olarak hem kendileri hem RBR, muhtemel Kimi boşluğu için Lotus, RBR koltuğu için bir STR pilotu, orta sıralarda boşluk için Kovalainen ya da Marussia ikilisinden biri….Bu işten tamamen karlı çıkacak basın olabilir.

Force India İkilisi : Her ikisi de McLaren koltuğunu kapamamış olsalar da şu an belki de hayatlarının savaşını veriyorlar. Kim kaybederse geleceğini de kaybetmiş olacaktır. Kazanan taraf büyük ihtimal daha iyi bir koltukta şampiyonluk veya yarış kazanmak için yarışacak diğeri ise puan mücadelesine devam edecektir.

Haug Amca

Haug, Norbert : Haug ile Schumacher ilişkisi bir türlü olmayan bir ilişki. Haug tarihin akışını değiştirmeyi istiyorsa bunu 90’ların sonunda yapacaktı. Sanırım zamanında Schumi’yi McLaren’e transfer etmek isteyen Haug 2010’da bu emeline ulaştı fakat beklenileni veremedi. Daimler Hamilton transferin daha çılgın bir şey yapmak isterlerse CEO’su sayın Dieter Zetsche Haug’u gönderir, BMW’den emekli olan Mario Theissen’ı alabilir.Akıllarında bulunsun yani...

HRT : Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok

Kobayashi, Kamui : Geçen seneki etkileyici performansından sonra tek turda da hızını geliştiren Japon pilot, ilginç şekilde takım arkadaşının gerisinde kaldı. Şu an kimse ondan bahsetmiyor, belki de aracın yumuşak yapısı ona hiç uygun değil. Bunu demek de pek ‘doyurucu’ değil çünkü kimi zaman o da iyi performanslar gösterdi benzer taktiklerle, tam olarak belli bir neden de olmayabilir. Daha hiçbir şey bitmedi onun için..

Lost – Lost : McLaren Hamilton birlikteliğinin bitmesi iki taraf için lost-lost oldu. Hani bir anlaşmada iki taraf da ne kadar kaybedebilirse o kadar kaybettiler. Hangi tarafın daha az zararla kapatacağını zaman gösterecek. Zaten bu birlikteliğin bitmesine insanlar iki taraf da zararlı kapatacağı için inanmıyordu ama bitti…

McLaren : Hamilton çocukluğundan beri içinde bulunduğu takımını bıraktı. Adrian Newey varken bir takıma en iyi teknik kadroya sahip demek kolay değil ama Newey’i Lotus James Allison’u veya Ferrari’nin Pat Fry’ı gibi bir seviyede kabul edersek en iyi teknik kadro McLaren’de diyebiliriz. 2013 için de çok iyi bir temele sahipler. Perez anlaşmasıyla Vodafone konusunda elleri güçlenecek. Perez hamlesini Mercedes’den bir saat önce duyurarak bir nevi çalım attılar, oldukça politik bir hamleydi. Hem de Ferrari’nin yeteneğini kaptılar. McLaren motor konusunda ise sanıldığı kadar dezavantajlı olmayacaktır. Eğer Mercedes’le anlaşamazlarsa yeni bir partner arayabilirler ya da kendileri üretebilir. Sonuçta Mercedes hala kendi kazanamasa da McLaren’le kazanmaya devam ediyor ve McLaren motor için Force India ile aynı ücreti ödemek istemeyecektir. ‘Maliyeti çıkarma’ adına 2-3 yıl bir geçiş dönemi olabilir sonrasında seçeneklere bakılabilir. Motor konusuna Mercedes’le devam edelim..

Mercedes : Herkesin beklentisi 2014’deki kural değişiklerinin 2009 gibi bir fark yaratması. Fakat unutulmaması gereken önemli olan noktanın motor gelişimine izin verip vermeyecekleri veya ne kadar izin verecekleri. Motor gelişimi yasak olduğu takdirde beklentileri pek fazla büyütmeye gerek yok sanki. 2014 yılı için oluşacak muhtemel dayanıklılık sorunlarıyla geçiş yılı olabilir. Ayrıca motor çok ön plana çıkacaksa bundan avantaj takım dayanıklı motorlarıyla Ferrari veya dayanıklılık konusunda şu aralar sıkıntı da olsa sürekli zorlayan Renault olması daha kuvvetli bir ihtimal. Üstelik Mercedes’in bu konuda pek de iyi bir şöhreti yok. Yine 2014’de Mercedes son yarışa kadar şampiyonluk için savaştı, peki ya 2015’de bunun devam edebileceğinin garantisi var mı ? Brawn’ın kurduğu Aldo Costa, Geoff Wills gibi önemli isimlerle kurduğu kadronun performansı motorlardan da önemli olabilir. Mercedes Hamilton transferiyle bir anlamda günü kurtardı, hem devam ediyoruz mesajı verdi hem de tekrardan takımın üzerindeki beklentileri ve ışıkları artırdı. Yine de seneye aynı noktada başladığı takımlarla oluşan fark şampiyonluk isteyen bir takım için hiç iyi gözükmüyor. Üstelik tek galibiyetleri de biraz lastik ve McLaren’in hataları kokarken..

Maldonado, Pastor : Pastor Maldonado 2013’de McLaren’de. Bu sene iyi performansıyla göz dolduran Venezüellalı pilot Lewis Hamilton’un Mercedes’e geçmesiyle McLaren’e transfer oldu. Güçlü sponsporu PDVSA’yı da yanında İngiliz takıma götüren Maldonado 2013’de şampiyon olmak istiyorum dedi… Şimdi şaka gibi gelen şu haber eğer Maldonado yarışlardaki saçma hataları olmazsa hiç de uzak değildi. Williams ile 2013 için sözleşmesi var galiba ama biz fanteziyi bozmayalım. Venezüellalı olası seçenekler içerisinde McLaren’in 2013 koltuğu için en içe sinecek seçenek olabilirdi. Çünkü takım arkadaşına bu denli üstünlük kuran bir pilot yok olası adı geçen isimler arasında. Doğru zamanda doğru yerde olmak çok önemli, nasıl  Button zamanını beklediyse her zaman elinizden gelenin en iyisini yapmalısınız Formula 1’de. Size de bir gün şansın geleceğini bilerek, isteyerek..

Perez, Sergio : Şu anda dünyanın en mutlu insanı. Elinde müthiş bir fırsat var, artık son 6 yarışta bile göz önünde olacak. Daha çok genç, öğreneceği çok şey var ve şampiyonluk kazanabileceği bir araçta olabilecek en iyi takım arkadaşına sahip. Söylenebilecek çok bir şey yok…


Raikkonen, Kimi : Bu seneki performansıyla göz dolduran Kimi eğer yeniden bırakmazsa onu kapmak için 2013 sonrasında McLaren – Red Bull – Lotus savaşı yaşanabilir. Eğer Lotus ona düzgün araç verirse büyük takımla uğraşmamak için tercihinin Lotus olması küçük bir ihtimal değil. Pilot pazarının gözdesi olacak  gibi duruyor.


Red Bull : 2014 için büyük soru işaretleri oluşan takımda boş durmayacaktır. Eğer Vettel’i kaptırırlarsa Raikkonen için sıkı bir savaşa girebilirler. Toro Rosso sürücüleri seneye daha iyi olacaktır ayrıca. 2008’deki STR aracı hiç fena bir araç değildi, 2012’de STR pilotlarının Vettel gibi bir patlama yapmaları kolay değil. Ricciardo bu formunu devam ettirebilirse Webber’in koltuğunu devralabilir. Yine de takım bir yıldıza ihtiyaç duyacaktır. Şu anki denklemde Red Bull zayıf görünse de kesinlikle boş durmayacaklardır…

Dostluklarını devam ettirmeleri zor olacak.

Rosberg, Nico : Oluşan durumdan mutsuz olan isimlerden biri, belki de en mutsuzu. Üç yılda özellikle Schumacher taraftarlarına antipatik gelen birçok açıklamaları olsa da pistteki başarısızlığı ‘ben de Schumacher’i geçtim ne yapayım’ diyerek savuşturmaya çalıştı. Ne olursa olsun Schumacher’le yarışmak insanı yıpratır, hadi Schumacher geçici bir projeydi Mercedes için. Bu takım Rosberg’in etrafında kuruldu, peki Hamilton nereden çıktı şimdi diye düşünecektir. Yine bir yıpranma dönemi Rosberg için..O muhtemelen Di Resta’yı beklerken karşısında bu takıma oldukça şaşaalı şekilde ve şampiyon olmak için gelen bir Hamilton var. Şu an çok onun işi zor..

Sarı Kask : Artık sarı kaskla özdeşleşmiş Hamilton'ın sarı kaskına devam edip etmeyeceği başka bir soru. Bildiğiniz gibi Rosberg de daha açık olsa da sarı kask kullanıyor. İkisi de aynı renkte kask takar mı bilinmez. Son yarışa beyaz kaskla çıkan Hamilton acaba gece yarışı bahanesiyle taraftarlarını bu kaska mı alıştırmaya çalışıyor ? Evet, kasklar yarış kazandırmaz ama Hamilton'un sarı kaskı onun agresif yapısı kadar Hamilton'u Hamilton yapan özelliklerden biri.

Sauber : Formula 1’in Porto’su, eskinin Ajax’ı… Raikkonen, Massa, şimdi de Perez. Yetiştirdiği bir başka yetenek de büyük takıma gidiyor. Keşke F1’de bonservis olsa diyesi geliyor insanın Sauber’i görünce. Şimdi de Perez’in koltuğunu kimle dolduracak, Ferrari’den sonra en çok konuşulan konu olacaktır. Eğer Schumacher olmazsa Kovalainen güzel bir seçenek olabilir.

Sauber düşünceli..

Schumacher, Micheal : Schumacher’in karar verememesi olayların başlangıcı oldu. Veya Hamilton gibi bir ismin gelecek sene boşta gözükmesi Mercedes’in iştahını kabartmış olabilir. Rosberg gibi tek turda iyi pilotu sıralamalarda geçiyorsa Schumi bırakması için hiçbir neden yok. Onu Sauber’de görürsek çok mutlu olacağım şahsen, 2010’da bıraksaydı bir şey diyemezdik fakat şu performansa yazık olur gerçekten. Gitmemesi şu an tek dileğim..

Vettel, Sebastian : Pilot pazarının artık yeni gözdesi, kilit ismi. Acaba 2014 için ön sözleşmesi var mı ? Yoksa zamanında Raikkonen’i, Montoya’yı, Alonso’yu ve en sonunda Perez’i kapan McLaren   pilotlarının olası düşük performansa karşı Vettel’e yönelebilir. Vettel için yine Ferrari – McLaren – Red Bull savaşı görebiliriz. Tabii Perez’in anlaşması için multi-year dendi, 1+1 olduğunu varsayıyoruz. Eğer Vettel RBR’den ayrılmak isterse Ferrari’de Alonso ile kapışmak yerine McLaren’i tercih edebilir. Red Bull’un ne teklif edeceği de şimdilik muamma.







28 Eylül 2012 Cuma

Işıklı Dramaya Devam : 2012 Singapur GP


2008 : Massa pitte yaşanan sorunla şampiyonluğu bıraktı.
2010 : Hamilton Webber’le yaşadığı kaza sonunda yarış dışı kalarak şampiyonluğu bıraktı.
2012 : Hamilton vites kutusuyla yarış dışı kaldı…

Sıcaklıkların yükseldiğini ve basıncın arttığını gördük. Acı çekerek bir kaç tur sonra bunun olacağını biliyorduk. Martin Whitmarsh yarış sonrası




Her çifte yılda dramatik anlara sahip olan Singapur bu sene de boş durmadı. Çok iyi bir haftasonu geçiren Lewis Hamilton vites kutusu sorunuyla yarış dışı kaldı. 6 yarış çok olsa da grid son yarışlarda şampiyonluğu kazanmış ya da kaybetmiş isimlerle dolu ki herkes temkinli, ne kimse mücadeleyi bırakmış ne de kimse kazandım diye seviniyor. Singapur biraz olsun geçen yılı hatırlattı. Lastikleri daha hızlı ısıtan, lastiklerini daha çabuk yemeye başladı ve lastikler 2012 genelinden çok daha hızlı aşındı. Singapur’un kendine has etkisinin yanında öndeki ikilinin özellikle Button gibi lastiklerini koruyan bir pilota göre lastiklerini daha çabuk tüketmesi lastiklerde çok önemli bir mesafenin aşıldığının gösterir gibiydi. Çünkü bu sene cuma günü yapılan ayarlar o kadar önemli hale gelmişti ki, aracın performansını aştığı olmuştu. Yine Button üzerinden, İngiliz Kanada’da daha sert lastikleri bile rakiplerinden hızlı aşındırmıştı. N.Ş.A.’da bunu görmek pek mümkün değil. Bunun üzerine akla ister istemez  Lotus’un düşük performansı da bunla mı ilgili sorusu geliyor fakat Lotus’un D-DRS üzerine yoğunlaşmasıyla yanlış ata oynamış olabilir demek daha doğru olur. Japonya ve Kore’deki güncellemeleri beklemek gerekecek. 

Tam bu sırada öğrendiğimiz transfer haberleriyle yazmanın da pek bir manası kalmadı sanki. Özet geçmek gerekirse; geçen yılki gibi lastiği hızlı ısıtanın hızlı bitirdiği bir döneme girersek, sezonun geri kalanında farklı şeyler görebiliriz. Bu yıl İngiltere'deki gibi ayarlar doğru olmayınca McLaren gibi lastiklerini hızlı ısıtabilen, yağmurda oldukça iki iyi pilota sahip bir takım bile 2 sn. civarında fark yiyebiliyor, üstelik havanın soğuk ve pistin takıma uygun olmasına rağmen yarışta da lastikleri saklayamıyorlardı. Diğer önemli şey ise Lotus'un gelişimi. Şu an kabaca 3. en hızlı olan Ferrari için Lotus eski hızına dönerse 4. hızlı takım durumuna düşecek ve Alonso'nun o zaman bu farkla şampiyon olması çok zor olabilir. Üstelik kimi yarışlarda Sauber ve Williams gibi takımlarla da baş edemediğini gördük İtalyanların. Lotus hem kendi şampiyonlukları için hem de şampiyonın gidişatı için kritik öneme sahip. 2010'da F1 için küçük McLaren için büyük arka kanat güncellemesi onları şampiyon yapmadı ama bir nevi şampiyonu değiştirdi...