Avustralya'da Mercedes'in baskın sonucuyla beraber birçoğumuzu acaba yine sıkıcı bir sezon mu izleyeceğiz korkusu sarmıştı. McLaren'in Honda ile beraber sorunlar yaşaması, RBR'in artan şikayetleri yaraya tuz basıyordu. Lakin bu endişelerin hepsi Malezya'daki yağmurla beraber kaybolup gidiverdi.
Alonso'nun 2013'te Barcelona'daki galibiyetinden sonra Vettel Ferrari ile çıktığı ikinci yarışta kırmızıların ilk galibiyetini kazandı. Ferrari'nin son galibiyetinde de yine lastik kullanımının büyük bir etkisi vardı. Yine de Ferrari'nin bu galibiyetinde farklı olan bir şeyler vardı. Biraz buna bakalım, sonra da tur derecelerini Çin'e yoğunlaşarak değerlendirelim.
İtalyan takımda yeniden yapılanmanın verdiği bir huzur ve güven ortamı var. Belki de ondan da önemlisi, Alonso'nun takımdan ayrılması sanki Maranello'ya büyük rahatlık getirmiş, bu her hallerinden anlaşılıyor. Bu Alonso'nun kötü karakterli bir pilot olduğuna gelmiyor, aksine büyük beklentileri olan ve takımı bu yönde itekleyen bir karaktere işaret ediyor. Alonso'nun Ferrari'den ayrılarak tam da böyle bir pilota ihtiyacı olan McLaren'e geçmesi iki takım açısından da en hayırlısı oldu galiba.
Ferrari'nin Brawn'ın ayrılmasından bu yana yarış stratejilerinde hem rakiplerinin gerisinde kaldığına hem de çok tutucu davrandığına tanık olmuştuk. Arrivabene döneminde ise daha 2. yarışından risk alarak Malezya'da SC varken çoğunluğun aksine yeni lastikleri takmadılar. SC çıktıktan sonra Vettel lider, Hamilton 6. idi. Hamilton öndekileri geçene kadar fark 3,6 sn'den 9.995 sn'ye çıkmıştı bile. İngiliz, Vettel'in arkasına geldiği 10. turdan finişe kadar tam anlamıyla strateji savaşı yaşandı. İki takım farklı zarlar atsa da Vettel son tura girerken Hamilton'ın 10.094 sn önündeydi. Yani yaklaşık 45 turda fark sadece 0.099 sn değişmişti. Bazen verilerin içinde boğulmaya gerek yok, Ferrari Malezya'da Mercedes'in hızına yetişti ama asıl fark Vettel'in SC çıktıktan 5 tur içinde önü boşken attığı turlardan kaynaklandı. Alman pilotun galibiyeti Ricciardo'nun geçen seneki 3 galibiyetinden ise oldukça farklıydı, geçen seneki Mercedes için 10 sn çok önemli değildi, 10 tur içinde rahatlıkla kapatabilirdi bu farkı ama Sepang'da bütün yarış boyunca Ferrari'ye yaklaşamadılar bile.
Diğer önemli ayrıntı ise Mercedes motoru kullanan Williams'ta gözlendi. Sepang'da Ferrari
Melbourne'e göre sadece Mercedes'e değil, Williams'a karşı da belirgin şekilde hızlandı. Williams'lar önlerindeki trafikten 15. tur civarında kurtulduğunda lider Vettel'in 25 sn gerisindeydi. Yarış bittiğinde ise 70 sn. gerideydi. Tur başına 1 sn'den fazla yavaş kalmış Williams. Massa'nın Melbourne'de Vettel'in sadece 4 sn geride bitirdiğini unutmayalım. Bu tablo sadece Mercedes'in fabrika takımının değil Mercedes motorunun kullanan takımların lastikleri hızlı tükettiği sonucunu ortaya çıkarıyor. Sadece 2013'ün ilk yarısında değil, 2012'de de McLaren ve Mercedes'in diğer takımlardan daha hızlı lastik tükettiğini hatırlıyoruz. İsterseniz Çin verilerine bakıp daha net bir karar verelim.
Şangay'daki yarış birçok açıdan daha sağlıklıydı. Her şeyden önce iki yarıştan gelen önemli miktarda veri vardı ve Çin'deki sıcaklıklar Malezya'göre daha makul, pist de Albert Park'a göre daha net bir görüntü veriyordu. Ayrıca yarışın başındaki Ham-Ros-Vet-Rai-Mas-Bot sıralaması baştan sona pitler dışında hiç değişmedi. 3. tura girerken farklar Ros 1, Vet 2.3, Rai 3.3, Mas 4.4, Bot 5.1 sn idi. Öndeki sıralama 13. turda Vettel ve Massa'nın pite girmesine kadar bozulmadı, pitlerden bir önceki turdaki farklar 1.6, 6.1, 7.7, 14.5 ve 17.0 sn şeklindeydi. Hamilton ilk stintte yumuşak lastiklerle tur başına ortalama 0.4 sn'ye yakın hızlıydı Vettel'den. 18. tura girerken sıralama tekrar oturmuştu, farklar ise Ros 2.1, Vet 4.7, Rai 9.8, Mas 18.1, Bot 23.1 sn olmuştu. Bundan sonra ilk dörtlünün farklarına odaklanacağız.
Bu stintte iki takım da gıcır gıcır yumuşakları takmıştı ve Ferrari Mercedes'e darbe vuracaksa burada vurmalıydı. Kırmızılar darbe vuramadıysa da geride kalmadılar ikinci stintte. Vettel pite girmeden lider Hamilton'ın 4.9 sn gerisindeydi, hatta bu farkın 1.3 sn'si de pite girmeden önceki iki turda oluşmuştu. Stintin ilk turlarında Vettel'in farkı 3.5 sn civarına indirmesinden sonra farklar sabit kaldı ve Rosberg'in arada patates olma tehlikesini hissettiği ve takıma şikayette bulunduğu zaman da tam bu turlardı. Raikkonen'in lider Hamilton'la olan farkı ise çok daha oynaktı ve stintin sonlarına doğru iyice açılmaya başladı. 32. turda fark 13.7 sn olmuştu. Raikkonen iki stintte de ikişer tur fazla atması lider Mercedes'lere göre bir şey kazandırmadı ama yarışın sonunda 4 tur daha temiz lastikleriyle Vettel'i geçmesi içten bile değildi. Yine de büyük resim Raikkonen'in lastikleri bitmişken içeri girmemesinin çok doğru bir hamle olmadığını anlatıyor.
2. pitlerin ardından 35. turda farklar 6.2, 10.1 ve 14.9 sn şeklinde oluştu. Ferrari bu son stintte gözle görülür şekilde yavaş kaldı. Çünkü takımlar artık orta sert lastiği takmak zorunda kalmıştı. 35'den Verstappen'in kaldığı 53. tura kadar farklar 8 ve 20 sn civarındaydı. Hamilton bu stintte de Vettel'den yarım saniyeden fazla hızlıydı. Yarış normal koşullarda bitseydi 20-25 sn arasında bir farkla Hamilton rahat bir şekilde önde bitirecekti yarışı. Büyük resimde 56 turluk bir yarışta ortalama 0.4 sn daha yavaş bir Ferrari var, hatta 0.43-44 sn de denilebilir. Burada vurgulamak gerekirse, iki takım arasındaki farka bakmak için Hamilton-Vettel farklarını baz aldık. Sıralama turlarındaki 0.9 sn'lik fark yarıya inmiş gibi. Avustralya'daki yarış temposu da bundan çok farklı değildi. Diğer yandan Hamilton ikinci stintte temkinli mi sürdü yoksa gerçek temposu bu muydu ancak ilerleyen yarışlara göreceğiz. Williams'tan Massa ise Ferrari'den yarış sonunda 40 sn geriden gelerek 3.'lüğü tescillenmiş oldu. İngiliz takım bu sefer de Ferrari'den 0.7 sn'den fazla yavaş gözüküyor. Malezya'ya göre iyileşme var ama Williams bu sene gerçekten gelişememiş gibi. Bottas SC'dan önce liderden 75 sn. geride geliyordu. Geçen sene Mercedes'i zorlayabilen takım olduğunu düşünürsek durum pek iç açıcı değil.
Biraz da McLaren'e bakalım. Takımın gözle görülür iyileşmesi Çin'de de devam etti. Şampiyon pilotları Q2'ye biraz yakınlaşsa da 17. ve 18. sırada kaldı. Açıkçası McLaren'i kime karşı kıyaslayacağımızı kestiremedik. Avustralya'da sorun yaşamayan en yavaş aracı baz almıştık ve Button Sainz'dan tur başına 1.25 sn gibi devasa farkla yavaş kaldığı tespit etmiştik. Button o yarışta Hamilton'dan 2 tur yemişti. Malezya'da ise durum daha iyiydi kesinlikle. Çin'de ise Hamilton Button'a 39. turda tur bindirdi. O tura kadar Button Hamilton'dan ortalama 2.65 sn daha yavaştı. Ricciardo'dan 0.4 sn, temiz bir yarış geçiren Grosjean'dan 0.9 sn yavaş kalmıştı. Sorun yaşamayan en yavaş araç Perez ise Button'dan ortalama neredeyse 0.8 sn hızlı olduğunu gördük. Button Malezya'da yine aynı turlarda liderin yine aynı farkla arkasındaydı. Avustralya'ya göre iyileşme zaten görünüyor da muhtemelen yeterli seviyede değil. Diğer yandan en hızlı turlarda önemli gelişmeler var. Melbourne'de Button'ın en hızlı turu Hamilton'dan 3.35 sn yavaşken, İngiliz pilot Malezya'da 16. olarak 4 sn geride kaldı en hızlı turdan. Çin'de ise yeni difüzöre sahip olmayan Alonso'nun en hızlı 13. sıradaydı ve sadece 1.5 sn gerideydi. Üstelik hızlı turu 40. turda gelmiş İspanyol'un.
Bahreyn GP'ye birkaç gün kaldı. Mercedes'te gerilen ilişkilerle beraber Rosberg'in atak yapma zamanı kaldı, geçen seneki sıralama formundan uzak. Aynı şekilde Raikkonen'in de. Çin'de net şekilde hızlı oldukları iki Williams'a da sıralamalarda geçildi. Massa bu sene oldukça formda gözükürken Button da klasını göstermeye devam ediyor. Bu seneki yazıların sonunda seçilmiş bazı istatistikler olacak, onları da bırakıp veda edelim.
Sıralama Turları
Hamilton 3-0 Rosberg
Vettel 3-0 Raikkonen
Massa 3-0 Bottas
Button 2-0 Alonso
Çin GP Hafta Sonunun En İyisi
Felipe Massa - Williams
2014'e Göre En İyi - En Kötü Pilot
Sebastian Vettel - Nico Rosberg
Mercedes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mercedes etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
15 Nisan 2015 Çarşamba
Şahlanan Atın Dönüşü : 2015 Malezya ve Çin GP
Etiketler:
Avustralya GP,
Çin Gp,
F1 2015 Sezonu,
Felipe Massa,
Fernando Alonso,
Ferrari,
Jenson Button,
M. Arrivabene,
Malezya GP,
McLaren,
Melbourne,
Mercedes,
Sepang,
Şangay,
Williams
30 Mart 2015 Pazartesi
2015 Avustralya GP
O kadar büyük bir merakla beklemediğimiz 2015 sezonununda iki yarışı geride bıraktık bile. Neden böyle dedim, çünkü sene başında Mercedes çok güçlü görünüyordu ve sıralama turlarına bir gün kala, hala Türkiye'de Formula 1'i yayınlayacak bir tv kanalı ortada yoktu. Neyseki şu an durum hem pistteki rekabet hem de yayın hakları bakımından daha iyi.
Mercedes'in Avustralya'da 3.'ye 1.4 sn fark atarak sıralama turlarınında yine ilk çizgiyi kapattığında herkes umutsuzluğa kapılmıştı. Ayrıca Marussia ve Bottas'ın yarışamaması, Kyvat ve Magnussen'in de start alamamasıyla Melbourne'de sadece 15 pilot vardı. Yarış dışılar da olunca neredeyse yarışı bitiren herkes puan aldı. Button hariç.
Bu yazıda Avustralya derecelerini inceleyelim. Öncelikle Hamilton-Vettel farkında odaklanacağız. Hamilton ile Vettel'in 2. tura girerken aralarındaki fark 2.6 saniye (sn) idi. Önemli bir ayrıntı, Vettel 4. sıradaydı ve Mercedes'lerle arasında Massa vardı. Bu dörtlü grup 21. turda Vettel'in pite girmesiyle bozuldu, 20. turdaki farklar Ros 2.4, Mas 14.7, Vet 16.3 sn şeklindeydi. Ferrari'nin Williams'tan daha hızlı olduğu görünüyordu fakat Vettel pist üstünde Brezilyalı'yı pek zorlamadı. Pitten Massa'nın önünde dönen Vettel'in önü açılmıştı. Vettel ilk stintte yaklaşık 20 turda Hamilton 14 sn yemişti ve bu da tur başına neredeyse 0.7 sn demek.
26. turda Rosberg'in pit yapmasıyla yeni sıralama da şekillenmiş oldu. 27. tura Hamilton önde girerken Ros 4.7, Vettel 15.1 ve Massa 17.2 sn gerideydi. İki Mercedes arasındaki fark ise pitlerin hemen öncesinde ve sonrasında biraz zikzak çizse de genelde 2 saniyeydi. 38. turda Ham Vet'in 20.4 sn önündeydi. 48. turda ise fark 30.3 sn olmuştu. 51. turda fark 32 sn olduktan sonra bir süre stabil kaldı ve 57. tur biterken yine 32. 7 sn idi. İkinci stintte Vettel ortalama 0.6 sn geride kalmış lider Hamilton'dan. İkinci stintte Hamilton'ın farkı azaltmış görünmesinin farklı nedenleri olabilir. Lider olduğunuzda temiz havanın avantajı ilk stintte daha çok hissediliyor, tur bindirmeler başlayınca ortalık karışıyor. Ayrıca Hamilton pitten sonraki birkaç tur yavaş kalmış, Vettel de 50. turlarda garip şekilde hızlanış öndekilere göre. Massa da Vettel'in 3.5 sn gerisinde yarışı dördüncü bitiriyor. İlk yarışa dair diğer önemli not, Rosberg'in Hamilton'a karşı 2014'e göre pazar günü daha dirençli gözükmeseydi. Alman pilotun performansı sezonun geri kalanı için kritik önemde.
Biraz da McLaren'e yani Button'ın derecelerine bakalım. İngiliz pilot yarıştan sonra son iki turdaki derecelerinden memnun olduğunu söylemişti. Button ikinci stintte 1.34-36 aralığında gezindikten sonra 1.35'le dönmeye başlıyor. MP4-30'un son üç turu 1.35.344, 1.34.240 ve 1.33.338. Button iki turda 1'er sn hızlı tur atabilmiş, muhtemelen takım burada bir deneme yaptı. Button'ın 58. turda attığı bu turu da yarışı bitirebilen diğer pilotların en yavaşı Sainz'ın en hızlı turundan 0.5 sn daha yavaş. Sorunlar yaşayan Perez'i bir kenara bırakıp Button'ın turlarını Sainz Jr ile karşılaştırdık biz de. İkinci stinti baz aldık ve dışadüşen turları yani ortalamadan çok fazla sapan tur derecelerini dikkate almadık. Çıkan sonuca göre Sainz Jr.'ın Button'dan ortalama 1.25 sn farkla hızlı olduğunu gördük.
Sayısal verilerden sonra yarışa bir de dışarıdan bakalım. Mercedes geçen seneki hızını sürdürürken belki de McLaren'den bile şaşırtıcı performansa sahip Red Bull idi. Mercedes'lerden tur yiyen takım yarıştan sonra Renault'a hafif tabirle saydırmaya başladı. Daha ilk yarışın ardından Renault ile kanlı bıçaklı oldular. Bir yarış geçmişken hikayeleri Williams ve BMW'yi geçti. Hatta Avusturyalı takım F1'den ayrılmayı tehdidini bile savurdu.
15 aracın start aldığı yarış biraz da Sauber'e yaradı. Gelişen motorla beraber Nasr arkasındaki önemli isimlere direnebildi ve ilk yarışından 5. olarak tarihteki yerini aldı. Gerçi 11 pilotun bitirdiği yarışta test yapan Button dışında herkes puan aldığı için aman aman bir olayı yok bu istatistiğin. Sainz Jr. da ilk yarışında puan alan diğer isim oldu, Verstappen de yarışı bitirse çok büyük ihtimal o da puan alacaktı. Özellikle Felipe Nasr GP2'ye hızlı geldikten sonra bir türlü beklentileri karşılayamadı. Klasman anlamında fena değildi ama Hamilton veya Rosberg'deki bir ışık göremedik. Aynı şekilde Sainz Jr. Magnussen ve Vandoorne'a karşı FR3.5'da pek varlık gösteremedikten sonra bu ikili seriden mezun olunca zorlanmadan şampiyon oldu. Bakalım çaylaklar performanslarıyla bizi utandıracaklar mı ?
Herhalde bu sezona dair en net gelişme Ferrari'nin gelişimi oldu. Geçen sene en hızlı 4. takım olan, bazen McLaren'in de arkasına düşerek 5. takım olan İtalyanlar özellikle motorda önemli gelişme kat ederek en hızlı 2. takım olmayı başarmış görünüyor. Avustralya bize en hızlı aracı gösterse de bazen gerçekleri çarpıtabilen bir pist, bu yüzden önümüzdeki yarışlarda takımların durumları hakkında daha net yorumlar yapacağız. şimdilik görüşmek üzereç
Mercedes'in Avustralya'da 3.'ye 1.4 sn fark atarak sıralama turlarınında yine ilk çizgiyi kapattığında herkes umutsuzluğa kapılmıştı. Ayrıca Marussia ve Bottas'ın yarışamaması, Kyvat ve Magnussen'in de start alamamasıyla Melbourne'de sadece 15 pilot vardı. Yarış dışılar da olunca neredeyse yarışı bitiren herkes puan aldı. Button hariç.
Bu yazıda Avustralya derecelerini inceleyelim. Öncelikle Hamilton-Vettel farkında odaklanacağız. Hamilton ile Vettel'in 2. tura girerken aralarındaki fark 2.6 saniye (sn) idi. Önemli bir ayrıntı, Vettel 4. sıradaydı ve Mercedes'lerle arasında Massa vardı. Bu dörtlü grup 21. turda Vettel'in pite girmesiyle bozuldu, 20. turdaki farklar Ros 2.4, Mas 14.7, Vet 16.3 sn şeklindeydi. Ferrari'nin Williams'tan daha hızlı olduğu görünüyordu fakat Vettel pist üstünde Brezilyalı'yı pek zorlamadı. Pitten Massa'nın önünde dönen Vettel'in önü açılmıştı. Vettel ilk stintte yaklaşık 20 turda Hamilton 14 sn yemişti ve bu da tur başına neredeyse 0.7 sn demek.
26. turda Rosberg'in pit yapmasıyla yeni sıralama da şekillenmiş oldu. 27. tura Hamilton önde girerken Ros 4.7, Vettel 15.1 ve Massa 17.2 sn gerideydi. İki Mercedes arasındaki fark ise pitlerin hemen öncesinde ve sonrasında biraz zikzak çizse de genelde 2 saniyeydi. 38. turda Ham Vet'in 20.4 sn önündeydi. 48. turda ise fark 30.3 sn olmuştu. 51. turda fark 32 sn olduktan sonra bir süre stabil kaldı ve 57. tur biterken yine 32. 7 sn idi. İkinci stintte Vettel ortalama 0.6 sn geride kalmış lider Hamilton'dan. İkinci stintte Hamilton'ın farkı azaltmış görünmesinin farklı nedenleri olabilir. Lider olduğunuzda temiz havanın avantajı ilk stintte daha çok hissediliyor, tur bindirmeler başlayınca ortalık karışıyor. Ayrıca Hamilton pitten sonraki birkaç tur yavaş kalmış, Vettel de 50. turlarda garip şekilde hızlanış öndekilere göre. Massa da Vettel'in 3.5 sn gerisinde yarışı dördüncü bitiriyor. İlk yarışa dair diğer önemli not, Rosberg'in Hamilton'a karşı 2014'e göre pazar günü daha dirençli gözükmeseydi. Alman pilotun performansı sezonun geri kalanı için kritik önemde.
Biraz da McLaren'e yani Button'ın derecelerine bakalım. İngiliz pilot yarıştan sonra son iki turdaki derecelerinden memnun olduğunu söylemişti. Button ikinci stintte 1.34-36 aralığında gezindikten sonra 1.35'le dönmeye başlıyor. MP4-30'un son üç turu 1.35.344, 1.34.240 ve 1.33.338. Button iki turda 1'er sn hızlı tur atabilmiş, muhtemelen takım burada bir deneme yaptı. Button'ın 58. turda attığı bu turu da yarışı bitirebilen diğer pilotların en yavaşı Sainz'ın en hızlı turundan 0.5 sn daha yavaş. Sorunlar yaşayan Perez'i bir kenara bırakıp Button'ın turlarını Sainz Jr ile karşılaştırdık biz de. İkinci stinti baz aldık ve dışadüşen turları yani ortalamadan çok fazla sapan tur derecelerini dikkate almadık. Çıkan sonuca göre Sainz Jr.'ın Button'dan ortalama 1.25 sn farkla hızlı olduğunu gördük.
Sayısal verilerden sonra yarışa bir de dışarıdan bakalım. Mercedes geçen seneki hızını sürdürürken belki de McLaren'den bile şaşırtıcı performansa sahip Red Bull idi. Mercedes'lerden tur yiyen takım yarıştan sonra Renault'a hafif tabirle saydırmaya başladı. Daha ilk yarışın ardından Renault ile kanlı bıçaklı oldular. Bir yarış geçmişken hikayeleri Williams ve BMW'yi geçti. Hatta Avusturyalı takım F1'den ayrılmayı tehdidini bile savurdu.
![]() |
| McLaren yarışta bu kadar hızlı değildi. |
15 aracın start aldığı yarış biraz da Sauber'e yaradı. Gelişen motorla beraber Nasr arkasındaki önemli isimlere direnebildi ve ilk yarışından 5. olarak tarihteki yerini aldı. Gerçi 11 pilotun bitirdiği yarışta test yapan Button dışında herkes puan aldığı için aman aman bir olayı yok bu istatistiğin. Sainz Jr. da ilk yarışında puan alan diğer isim oldu, Verstappen de yarışı bitirse çok büyük ihtimal o da puan alacaktı. Özellikle Felipe Nasr GP2'ye hızlı geldikten sonra bir türlü beklentileri karşılayamadı. Klasman anlamında fena değildi ama Hamilton veya Rosberg'deki bir ışık göremedik. Aynı şekilde Sainz Jr. Magnussen ve Vandoorne'a karşı FR3.5'da pek varlık gösteremedikten sonra bu ikili seriden mezun olunca zorlanmadan şampiyon oldu. Bakalım çaylaklar performanslarıyla bizi utandıracaklar mı ?
![]() |
| Yazıda Maldonado geçiyor mu ? |
Herhalde bu sezona dair en net gelişme Ferrari'nin gelişimi oldu. Geçen sene en hızlı 4. takım olan, bazen McLaren'in de arkasına düşerek 5. takım olan İtalyanlar özellikle motorda önemli gelişme kat ederek en hızlı 2. takım olmayı başarmış görünüyor. Avustralya bize en hızlı aracı gösterse de bazen gerçekleri çarpıtabilen bir pist, bu yüzden önümüzdeki yarışlarda takımların durumları hakkında daha net yorumlar yapacağız. şimdilik görüşmek üzereç
9 Şubat 2015 Pazartesi
2015'e Bismillah - Jerez Testleri
Bir Jerez testlerini daha geride bıraktık. Aslında elimizde çok fazla bir şey yok. Yine de tuttuğumuz kısa notlara bakalım.
- Jerez'de en çok dikkat çeken takım Ferrari'ydi. Takım oldukça hızlı turlar attı. Kimileri boş depoyla atıldı dedi, kimileri araç çok iyi. Raikkonen'in de açıklamalarından bu sene aracın daha sürülebilir olduğunu rahatlıkla çıkartabiliriz. Fakat Ferrari'deki yeni yapılanmadan çok iyi sonuçlar beklemek için erken.
- Mercedes de en çok tur atan takım olarak yine dikkatleri üzerine topladı. Turlardan ve açıklamalardan anlaşılacağı üzere takım çok fazla zorlamadı ve yine en büyük favoriler.
- Red Bull ise McLaren ile beraber muhtemelen bu senenin en agresif aracını üretmiş. Takım testleri çeşitli sorunlar yaşayarak geçirdi ve doğal olarak çok da verimli bir test olmadı. Renault'un daha güçlü olduğu ve daha dar bir paket hazırladığı şeklinde haberleri de gördük. Ayrıca Fransız şirketin müşteri sayısı 2'ye düştü ve bu iki takım da Red Bull. Toro Rosso'nun her geçen sene RBR'ye daha fazla benzeyeceğini tahmin etmek zor olmasa gerek, anti parantez olsun dedik.
- McLaren de Red Bull gibi sorunlarla boğuştu İspanya'da fakat bu yaşananlar pek çok kimse için şaşırtıcı değildi. McLaren de RB11 gibi çok dar bir arka tarafa sahip ve bunda motorun da katkısı var. Bakalım planlanan sonuca ulaşabilecekler mi ? Takım tasarım felsefesini değiştirdiğini söylese de yine zor bir araç üretmiş. Bir yandan da takımın açıklamaları garip şekilde çok iddialı.
- Williams ise sessiz sedasız bir testi geride bıraktı. Dayanıklılık konusunda ise takım sınıfı geçti. Geçen seneyi Mercedes'in arkasından en hızlı araç olarak bitiren takımın bu sene neler yapacağı daha kritik. Takım son yıllarda bir sezonu iyi geçirip ertesi sezonu kötü bitiriyor. Bu sezon motorların arasındaki performans farkının azalacağını düşünürsek işleri daha zor olacaktır. Ayrıca bu sene takım daha az hata yapmalı, yine ellerinde hızlı bir araç olursa Ricciardo-Kyvat ikilisini geçmeliler.
- Sauber ise testlerin hızlı takımlarındandı. Ferrari'den liderlik tahtını 3. gün sadece Felipe Nasr alabildi. Takım hem yetenek olarak hem de tecrübe olarak kısıtlı bir kadroyla mücadele edecek. Tur zamanlarını reklam amaçlı olduğu da akla geliyor maalesef. Umarız hem motorun hem de aracın gelişmesinden kaynaklanan bir durumdur bu.
- Jerez'e zar zor yetişebilen Lotus'ta moraller iyi fakat Grosjean'ın açıklamaları da kafa karıştırmadı değil. Takım 2014'te sürekli yapılan tasarım hatalarından ders çıkardığını söylüyordu. Lotus güç kaybetse de önemli bir geleneğe sahip, bu sene Mercedes'in de katkısıyla öne yaklaşacaklardır.
- Toro Rosso genç ikilisiyle önemli turlar attı. Takımın en azından dayanıklı bir aracı olduğunu söyleyebiliriz. Şu an hem maddi hem manevi gridin en rahat takımı. Verstappen de ilk ciddi testinde yeterince tur attı. Genç pilot yetenekli olsa da üzerinde önemli bir baskı var çünkü Hamilton'ın bile F1'e girerken üzerinde bu kadar büyük bir beklenti yoktu. Diğer baskıyı hissedecek pilot ise Sainz. Daha ilk senesinden Verstappen'e yenilirse kariyeri zora girebilir çünkü çok genç olmasına rağmen Verstappen'e göre önemli alt seriler tecrübesi var ve son FR3.5 şampiyonu olarak geldi buraya.
- Ne kadar saklasalar da Force India maddi olarak zor durumda. Bu yüzden testleri kaçırıyorlar. Umarız Hulkenberg'in WEC anlaşmasının bununla bir ilgisi yoktur. Çünkü son yıllarda pek örneğine rastlamıyoruz bunun, F1 takımları çok müsaade etmezler böyle bir duruma. Aslında Force India'nın durumu F1'de ekonomik koşulların ne kadar sakat olduğunun göstergesi. Takım son 6 altı yıldır puan savaşı yapıyordu ve son 2 yıldır da takımlarda 6. oluyordu. Belki çok önemli başarılar değil ama böylesine istikrarlı bir takımın da durumu Caterham ve Marussia'dan farklı olsun bir zahmet değil mi ?
Evet, sizlerle çok fazla yeni şey paylaşamadık, kusura bakmayın. Jerez de karakteristiği itibariyle buna katkı sağladı. En azından motorlar konusunda farkların biraz azaldığını söyleyebiliriz, daha doğrusu tahmin ediyoruz. Daha düzgün bir ifadeyle, güç ünitesi. Sadece güç ünitelerinin performansı değil, bunların şasi ile uyumu da çok önemli. Bu, geçen seneki Mercedes'in başarısındaki en önemli noktalardan biri aynı zamanda. 2014 boyunca güç üniteleri geliştirmek mümkün olmadığı için 2015'te birden takımlara önemli bir kapı açıldı. Bu açıdan da bir ilki yaşayacağız. Normalde Mercedes'in güç farkı çok fazla olduğu için daha rahat konuşabilirdik fakat bu sefer durum farklı. Yine de en büyük favori Mercedes. Asıl soru, farkın ne kadar kapanacağı, eğer geçen seneye göre fark belirgin olarak azalmazsa motor dondurma, geliştirme, 2017'deki yeni kurallar vs. tartışmaları hız kazanabilir. Barcelona'da görüşmek üzere.
- Jerez'de en çok dikkat çeken takım Ferrari'ydi. Takım oldukça hızlı turlar attı. Kimileri boş depoyla atıldı dedi, kimileri araç çok iyi. Raikkonen'in de açıklamalarından bu sene aracın daha sürülebilir olduğunu rahatlıkla çıkartabiliriz. Fakat Ferrari'deki yeni yapılanmadan çok iyi sonuçlar beklemek için erken.
- Mercedes de en çok tur atan takım olarak yine dikkatleri üzerine topladı. Turlardan ve açıklamalardan anlaşılacağı üzere takım çok fazla zorlamadı ve yine en büyük favoriler.
- Red Bull ise McLaren ile beraber muhtemelen bu senenin en agresif aracını üretmiş. Takım testleri çeşitli sorunlar yaşayarak geçirdi ve doğal olarak çok da verimli bir test olmadı. Renault'un daha güçlü olduğu ve daha dar bir paket hazırladığı şeklinde haberleri de gördük. Ayrıca Fransız şirketin müşteri sayısı 2'ye düştü ve bu iki takım da Red Bull. Toro Rosso'nun her geçen sene RBR'ye daha fazla benzeyeceğini tahmin etmek zor olmasa gerek, anti parantez olsun dedik.
- McLaren de Red Bull gibi sorunlarla boğuştu İspanya'da fakat bu yaşananlar pek çok kimse için şaşırtıcı değildi. McLaren de RB11 gibi çok dar bir arka tarafa sahip ve bunda motorun da katkısı var. Bakalım planlanan sonuca ulaşabilecekler mi ? Takım tasarım felsefesini değiştirdiğini söylese de yine zor bir araç üretmiş. Bir yandan da takımın açıklamaları garip şekilde çok iddialı.
- Williams ise sessiz sedasız bir testi geride bıraktı. Dayanıklılık konusunda ise takım sınıfı geçti. Geçen seneyi Mercedes'in arkasından en hızlı araç olarak bitiren takımın bu sene neler yapacağı daha kritik. Takım son yıllarda bir sezonu iyi geçirip ertesi sezonu kötü bitiriyor. Bu sezon motorların arasındaki performans farkının azalacağını düşünürsek işleri daha zor olacaktır. Ayrıca bu sene takım daha az hata yapmalı, yine ellerinde hızlı bir araç olursa Ricciardo-Kyvat ikilisini geçmeliler.
- Sauber ise testlerin hızlı takımlarındandı. Ferrari'den liderlik tahtını 3. gün sadece Felipe Nasr alabildi. Takım hem yetenek olarak hem de tecrübe olarak kısıtlı bir kadroyla mücadele edecek. Tur zamanlarını reklam amaçlı olduğu da akla geliyor maalesef. Umarız hem motorun hem de aracın gelişmesinden kaynaklanan bir durumdur bu.
- Jerez'e zar zor yetişebilen Lotus'ta moraller iyi fakat Grosjean'ın açıklamaları da kafa karıştırmadı değil. Takım 2014'te sürekli yapılan tasarım hatalarından ders çıkardığını söylüyordu. Lotus güç kaybetse de önemli bir geleneğe sahip, bu sene Mercedes'in de katkısıyla öne yaklaşacaklardır.
- Toro Rosso genç ikilisiyle önemli turlar attı. Takımın en azından dayanıklı bir aracı olduğunu söyleyebiliriz. Şu an hem maddi hem manevi gridin en rahat takımı. Verstappen de ilk ciddi testinde yeterince tur attı. Genç pilot yetenekli olsa da üzerinde önemli bir baskı var çünkü Hamilton'ın bile F1'e girerken üzerinde bu kadar büyük bir beklenti yoktu. Diğer baskıyı hissedecek pilot ise Sainz. Daha ilk senesinden Verstappen'e yenilirse kariyeri zora girebilir çünkü çok genç olmasına rağmen Verstappen'e göre önemli alt seriler tecrübesi var ve son FR3.5 şampiyonu olarak geldi buraya.
- Ne kadar saklasalar da Force India maddi olarak zor durumda. Bu yüzden testleri kaçırıyorlar. Umarız Hulkenberg'in WEC anlaşmasının bununla bir ilgisi yoktur. Çünkü son yıllarda pek örneğine rastlamıyoruz bunun, F1 takımları çok müsaade etmezler böyle bir duruma. Aslında Force India'nın durumu F1'de ekonomik koşulların ne kadar sakat olduğunun göstergesi. Takım son 6 altı yıldır puan savaşı yapıyordu ve son 2 yıldır da takımlarda 6. oluyordu. Belki çok önemli başarılar değil ama böylesine istikrarlı bir takımın da durumu Caterham ve Marussia'dan farklı olsun bir zahmet değil mi ?
Evet, sizlerle çok fazla yeni şey paylaşamadık, kusura bakmayın. Jerez de karakteristiği itibariyle buna katkı sağladı. En azından motorlar konusunda farkların biraz azaldığını söyleyebiliriz, daha doğrusu tahmin ediyoruz. Daha düzgün bir ifadeyle, güç ünitesi. Sadece güç ünitelerinin performansı değil, bunların şasi ile uyumu da çok önemli. Bu, geçen seneki Mercedes'in başarısındaki en önemli noktalardan biri aynı zamanda. 2014 boyunca güç üniteleri geliştirmek mümkün olmadığı için 2015'te birden takımlara önemli bir kapı açıldı. Bu açıdan da bir ilki yaşayacağız. Normalde Mercedes'in güç farkı çok fazla olduğu için daha rahat konuşabilirdik fakat bu sefer durum farklı. Yine de en büyük favori Mercedes. Asıl soru, farkın ne kadar kapanacağı, eğer geçen seneye göre fark belirgin olarak azalmazsa motor dondurma, geliştirme, 2017'deki yeni kurallar vs. tartışmaları hız kazanabilir. Barcelona'da görüşmek üzere.
20 Aralık 2014 Cumartesi
Bir Garip Şampiyonluk Hikayesi
2014 sezonu Rosberg ile Hamilton arasında ateşi düşük bir Prost-Senna sezonu oldu. Her şeyden önce Mercedes'in bu mücadeleye izin vermesi takdire şayandı. Belki de Formula 1 tarihinin en şeffaf mücadelesini izledik.
Derinlemesine baktığımızda Mercedes de şütten çıkmış ak kaşık değil ama Formula 1'in yıllardır süregelen takım içi rekabetleri ortamında oldukça temiz iş çıkardı takım. Önce Mercedes'in bu tutumunundan başlayarak Rosberg ve Hamilton çekişmesini inceleyim dedik.
2 sene önce Mercedes'in Yönetim Kurulu'nda ayrılalım sesleri yükselirken Hamilton için Alman takım o kadar da ciddi bir aday değildi. Hele o zaman Sauber'le mücadele eden, hatta Sauber'den de yavaş kalıp İsviçreli takımın beceriksizlikleriyle şampiyonada beşinci olabilen takımdan bahsediyoruz. Lauda'nın da sık sık söylediği gibi 2012 Singapur GP'de yaşananların Hamilton gibi duygusal bir pilotun aklını çelmekte önemli etkisi oldu. Hamilton muhtemelen F1'in en çok kazananı ünvanıyla Mercedes'e 3 yıllık imza atmıştı. Takım 2014'teki kural değişikliklerine önemli mesai ve para harcıyor, ayrıca projeye gridin en hızlı pilotunu katarak ne kadar ciddi olduklarını gösteriyordu.
2014'te beklenen olup Mercedes en hızlı araçla sezona başladı.
Takımın diğer pilotu Rosberg ise 2013'te Hamilton'ı beklenenden fazla zorlasa da tahminler Hamilton'ın 2014'te takıma ve araca daha fazla alışmasıyla Rosberg'i daha rahat şekilde mağlup edeceği yönündeydi. İlk beş yarışta da tahminler yanılmadı, Hamilton Avustralya'da yarış dışı kalsa da diğer 4 yarışın hepsini kazanarak en güçlüyüm mesajını vermişti, zaten altıncı yarış Monaco'dan önce de hızlıysam belirgin şekilde hızlı olmalıyım diyordu.
Monaco'daki meşhur olaydan önce Hamilton'ın sıralamalardaki üstünlüğü 4-1'di. İngiliz pilot 2013'te de daha ilk yılı olmasına rağmen Rosberg'i sıralamarda mağlup etmeyi başarmıştı. Rosberg Monaco'daki şaibeli hareketinden sonra cumartesi günleri uçuşa geçti. Çok gergin geçen Monta Carlo yarışından sonra Kanada'da Hamilton'ın Rosberg'i öyle bir mağlup edecek ki, Rosberg Monaco'da yaptığı hareketten pişman olacak olacak diye düşünüyorduk. Çünkü burası Hamilton'ın en güçlü olduğu ve her zaman takım arkadaşlarını geçtiği bir pistti. Üstelik Lewis çok sinirliydi ve doğal olarak hırslıydı.
Finlandiya Almanya ortak yapımı Rosberg sakin kalmak için daha iyi genlere sahip olamazdı herhalde. Gilles Villeneuve pistinde herkesi şaşırtarak Hamilton'ı sıralamada geçerek pazar günü de önde olmanın avantajıyla fren problemiyle daha kolay baş edebildi ve 18 puan alarak şampiyonada önemli puan farkı açtı.
Mercedes'in Hamilton'a onca para verdikten sonra İngiliz pilota odaklanmamasının bir nedeni de Rosberg'in iki sene de Hamilton'a oldukça yakın olmasıydı. Tabi Alman olması da önemli bir avantajdı. Zaten yüksek performansından sonra daha iyi paraya sözleşmesini uzattı.
Alman takım sezon boyunca yüksek gerilimde geçen takım içi rekabetle beraber önemli bir marketing fırsatı da buldu. Son günlerde VW grubunun F1 ile ilgili haberlerinin artmasında Mercedes'in 2014'te sürekli gündemde olmasının etkisi konuşuluyor. 2014 sezonu boyunca Mercedes ve Mercedes motoru konuşuldu. Takım çok güçlü bir motor yapmış olsa da sezonun çoğunda takım içi rekabet konuşuldu. Zaten güçlü bir motorın teknik ayrıntılarından ziyade birbirlerine girmiş iki takım arkadaşının haberi medya için de çok daha çekici. Ayrıca takım iki pilottan birine odaklansa hem F1 hem de Mercedes prestij kaybına uğrayabilirdi. Zaten motor sesinden dolayı taraftar kaybeden F1, Mercedes böyle bir şeyi tercih etseydi bu kaybı daha da artabilirdi. O yüzden büyük bir teşekkür borçluyuz Mercedes yönetimine.
Piste dönersek bugüne kadar nedense kimsenin dikkat etmediği bir noktaya değinmek istiyoruz; Rosberg'in startları. Alman pilot ilk polü Bahreyn'den son polü Abu Dhabi'ye kadar startlarda çok zorlandı. Rosberg'in 1, Hamilton'ın 2 kalktığı yarışların 8 yarıştan üçünde Hamilton daha startta geçmeyi başardı Rosberg'i. Diğer 2'si start finiş düzlüğü kısa olan Monaco ve Kanadaydı, diğeri de yağmurda başlayan Japonya. Yani Rosberg 8 yarıştan sadece 2'sinde Hamilton'ı gerçek manada arkasında tutabilmiş, o da Amerika ve Brezilya. Üstelik Hamilton da kariyerinin başından beri kendi yapısına ters olarak startlarda biraz tutucu davranmış pilot, en azından bir Massa değil. Rosberg'in Webber kadar olmasa da start sorunu olduğu kesin.
Hamilton'ın Rosberg'i mağlup ederken en büyük kozu şaşırtıcı şekilde yarış hızı oldu bu yıl. İngiliz pilotun özellikle Japonya ve Brezilya'daki performansı çok şaşırtıcıydı. İki yarışta da bariz şekilde hızlıydı. Japonya'daki yağmurdan kaynaklandı desek bile Brezilya'da 7 sn geriye düşüp farkı kapatıp Rosberg'i zorlaması etkileyiciydi. Aynı araçla, aynı lastiklerle modern F1'de bu denli farkı doğal hızınızla kapatmanız çok ama çok zor. Belki de nedeni Hamilton'ın bazen konuşulan yakıt konusunda bir farklılık oluşturmasıydı. Veya başka bir şey. Öyle ya da böyle Hamilton'ın pazar günleri belirgin şekilde daha hızlı olması şampiyonluğu getirdiği kesin.
Prost-Senna, Alonso-Hamilton ve en son da Rosberg-Hamilton hikayelerinin en bilindik ve en ortak yani birinin doğal olarak hızlı, diğerinin de doğal olarak çalışkan olmasıydı. Biri doğal yeteneğiyle cumartesi günleri daha hızlı olur, diğeri de pazar günü zekasıyla veya kurnazlığıyla bu farkı kapatırdı. 2014'e de öyle başladık. Lakin Rosberg'in sıralama performansı, Hamilton'ın da yarış performansı bütün ezberleri bozdu. 2014'ün pilotlar bazında en önemli gelişmesi buydu.
Peki bu sezona daha geniş bir açıdan bakarsak ne olur. Açıkçası ilk yarıştan sonra eğer Rosberg ve Hamilton arasında çekişme olmazsa izlenmesi zor bir sezon olacağını kestirmek zor değildi. Bu yüzden artan her gerginlikte için için değil, göstere göstere sevindim. Yine de Rosberg-Hamilton'dan 1976, 1989 veya 2007'de çıktığı gibi bir hikaye çıkmadı. Hele de o kadar gerginlikten sonra şampiyon olan takım arkadaşını tebrik eden Rosberg bütün sezonun gerginliğine gölge düşürdü. Şaka bir yana F1'in bu kadar tanınmasında yukarıda saydığımız rekabetlerin katkısı büyük. Arşiv meraklıları daha iyi bilir, F1'in tv arşivleri 1977'den itibaren başlar.
Formula 1'in güzelliği de biraz da burada yatıyor. Her sporda önemli karşılaşmalar öncesi gerginlik vardır fakat Formula 1'deki gerginliğin ayrı bir tadı var, belki de her yarışta rakiplerinizle mücadele etmenizin de bunda payı var. 2007, 2008 veya 2010'da son yarıştan önceki gerginliği düşünün mesela.
Mercedes'teki gerginlik Hamilton'ın haklı şampiyonluğundan sonra biraz azalsa da gelecek sene artması muhtemel. Eğer Mercedes ikisini 4-5 sezon yarıştırabilirse gerçekten büyük başarı olacak. Şu an zirvede yalnızlar, diğer takımların onlar yaklaşmasıyla ortaya farklı bir hikaye de çıkabilir. Şu şartlarda, F1'in en konuşkan ve kurt ikilisine sahip McLaren, Mercedes'e yaklaşabilirse çok değişik akıl oyunları görebiliriz. Red Bull, Ferrari veya Williams pistte zorlasalar bile pist dışında çok konuşkan pilotlara sahip değil. Neyse.
Yazıda hep Rosberg'den bahsediyorsun kardeşim diyebilirsiniz. Haklısınız da. Bunun temel nedeni, 2012'de takıma 'asıl' pilot olarak getirilen Hamilton'a karşı Rosberg'in beklenenden çok daha fazla direnç göstermesi oldu. Hamilton gibi tek tur pilotunu sıralamalarda mağlup etmek gerçekten büyük bir olay. Zaten sezon başı anket yapsaydık insanlar %80 gibi bir oranla Hamilton'ın Rosberg'i geçeceğini tahmin ederdi. İngiliz pilot Japonya, Rusya, ABD ve Brezilya'daki yarışlarda şampiyonluğu ne kadar hak ettiğini dost düşman herkese gösterdi. Gözüken o ki 2015 de bu ikili arasında geçecek. Evet Rosberg Barrichello-Coulthard-Massa-Webber gibi yarış kazanabilen ama şampiyon olamayan jenerasyondakilerden daha iyi duruyor lakin 2015'te şampiyon olamazsa bu 'loser' sıfatı üzerine yapışabilir. Şahsi görüşümüz Rosberg'in bu saydığımız pilotlardan bir şekilde ayrışacağı yönünde. Hamilton da Vettel'in aldığı şampiyonluklardan sonra üzerindeki artan baskıyı hafifletti ve Formula 1'in efsanevi pilotları arasına girmek için büyük bir adım attı. Zaman yine en doğruyu söyleyecek bize. 2014 Sezon Değerlendirmesi'nde görüşmek üzere.
![]() |
| Şeffaflık mı dediniz ?... |
Derinlemesine baktığımızda Mercedes de şütten çıkmış ak kaşık değil ama Formula 1'in yıllardır süregelen takım içi rekabetleri ortamında oldukça temiz iş çıkardı takım. Önce Mercedes'in bu tutumunundan başlayarak Rosberg ve Hamilton çekişmesini inceleyim dedik.
2 sene önce Mercedes'in Yönetim Kurulu'nda ayrılalım sesleri yükselirken Hamilton için Alman takım o kadar da ciddi bir aday değildi. Hele o zaman Sauber'le mücadele eden, hatta Sauber'den de yavaş kalıp İsviçreli takımın beceriksizlikleriyle şampiyonada beşinci olabilen takımdan bahsediyoruz. Lauda'nın da sık sık söylediği gibi 2012 Singapur GP'de yaşananların Hamilton gibi duygusal bir pilotun aklını çelmekte önemli etkisi oldu. Hamilton muhtemelen F1'in en çok kazananı ünvanıyla Mercedes'e 3 yıllık imza atmıştı. Takım 2014'teki kural değişikliklerine önemli mesai ve para harcıyor, ayrıca projeye gridin en hızlı pilotunu katarak ne kadar ciddi olduklarını gösteriyordu.
2014'te beklenen olup Mercedes en hızlı araçla sezona başladı.
Takımın diğer pilotu Rosberg ise 2013'te Hamilton'ı beklenenden fazla zorlasa da tahminler Hamilton'ın 2014'te takıma ve araca daha fazla alışmasıyla Rosberg'i daha rahat şekilde mağlup edeceği yönündeydi. İlk beş yarışta da tahminler yanılmadı, Hamilton Avustralya'da yarış dışı kalsa da diğer 4 yarışın hepsini kazanarak en güçlüyüm mesajını vermişti, zaten altıncı yarış Monaco'dan önce de hızlıysam belirgin şekilde hızlı olmalıyım diyordu.
![]() |
| Her şeyin başladığı yarış |
Monaco'daki meşhur olaydan önce Hamilton'ın sıralamalardaki üstünlüğü 4-1'di. İngiliz pilot 2013'te de daha ilk yılı olmasına rağmen Rosberg'i sıralamarda mağlup etmeyi başarmıştı. Rosberg Monaco'daki şaibeli hareketinden sonra cumartesi günleri uçuşa geçti. Çok gergin geçen Monta Carlo yarışından sonra Kanada'da Hamilton'ın Rosberg'i öyle bir mağlup edecek ki, Rosberg Monaco'da yaptığı hareketten pişman olacak olacak diye düşünüyorduk. Çünkü burası Hamilton'ın en güçlü olduğu ve her zaman takım arkadaşlarını geçtiği bir pistti. Üstelik Lewis çok sinirliydi ve doğal olarak hırslıydı.
Finlandiya Almanya ortak yapımı Rosberg sakin kalmak için daha iyi genlere sahip olamazdı herhalde. Gilles Villeneuve pistinde herkesi şaşırtarak Hamilton'ı sıralamada geçerek pazar günü de önde olmanın avantajıyla fren problemiyle daha kolay baş edebildi ve 18 puan alarak şampiyonada önemli puan farkı açtı.
Mercedes'in Hamilton'a onca para verdikten sonra İngiliz pilota odaklanmamasının bir nedeni de Rosberg'in iki sene de Hamilton'a oldukça yakın olmasıydı. Tabi Alman olması da önemli bir avantajdı. Zaten yüksek performansından sonra daha iyi paraya sözleşmesini uzattı.
Alman takım sezon boyunca yüksek gerilimde geçen takım içi rekabetle beraber önemli bir marketing fırsatı da buldu. Son günlerde VW grubunun F1 ile ilgili haberlerinin artmasında Mercedes'in 2014'te sürekli gündemde olmasının etkisi konuşuluyor. 2014 sezonu boyunca Mercedes ve Mercedes motoru konuşuldu. Takım çok güçlü bir motor yapmış olsa da sezonun çoğunda takım içi rekabet konuşuldu. Zaten güçlü bir motorın teknik ayrıntılarından ziyade birbirlerine girmiş iki takım arkadaşının haberi medya için de çok daha çekici. Ayrıca takım iki pilottan birine odaklansa hem F1 hem de Mercedes prestij kaybına uğrayabilirdi. Zaten motor sesinden dolayı taraftar kaybeden F1, Mercedes böyle bir şeyi tercih etseydi bu kaybı daha da artabilirdi. O yüzden büyük bir teşekkür borçluyuz Mercedes yönetimine.
Piste dönersek bugüne kadar nedense kimsenin dikkat etmediği bir noktaya değinmek istiyoruz; Rosberg'in startları. Alman pilot ilk polü Bahreyn'den son polü Abu Dhabi'ye kadar startlarda çok zorlandı. Rosberg'in 1, Hamilton'ın 2 kalktığı yarışların 8 yarıştan üçünde Hamilton daha startta geçmeyi başardı Rosberg'i. Diğer 2'si start finiş düzlüğü kısa olan Monaco ve Kanadaydı, diğeri de yağmurda başlayan Japonya. Yani Rosberg 8 yarıştan sadece 2'sinde Hamilton'ı gerçek manada arkasında tutabilmiş, o da Amerika ve Brezilya. Üstelik Hamilton da kariyerinin başından beri kendi yapısına ters olarak startlarda biraz tutucu davranmış pilot, en azından bir Massa değil. Rosberg'in Webber kadar olmasa da start sorunu olduğu kesin.
Hamilton'ın Rosberg'i mağlup ederken en büyük kozu şaşırtıcı şekilde yarış hızı oldu bu yıl. İngiliz pilotun özellikle Japonya ve Brezilya'daki performansı çok şaşırtıcıydı. İki yarışta da bariz şekilde hızlıydı. Japonya'daki yağmurdan kaynaklandı desek bile Brezilya'da 7 sn geriye düşüp farkı kapatıp Rosberg'i zorlaması etkileyiciydi. Aynı araçla, aynı lastiklerle modern F1'de bu denli farkı doğal hızınızla kapatmanız çok ama çok zor. Belki de nedeni Hamilton'ın bazen konuşulan yakıt konusunda bir farklılık oluşturmasıydı. Veya başka bir şey. Öyle ya da böyle Hamilton'ın pazar günleri belirgin şekilde daha hızlı olması şampiyonluğu getirdiği kesin.
Prost-Senna, Alonso-Hamilton ve en son da Rosberg-Hamilton hikayelerinin en bilindik ve en ortak yani birinin doğal olarak hızlı, diğerinin de doğal olarak çalışkan olmasıydı. Biri doğal yeteneğiyle cumartesi günleri daha hızlı olur, diğeri de pazar günü zekasıyla veya kurnazlığıyla bu farkı kapatırdı. 2014'e de öyle başladık. Lakin Rosberg'in sıralama performansı, Hamilton'ın da yarış performansı bütün ezberleri bozdu. 2014'ün pilotlar bazında en önemli gelişmesi buydu.
Peki bu sezona daha geniş bir açıdan bakarsak ne olur. Açıkçası ilk yarıştan sonra eğer Rosberg ve Hamilton arasında çekişme olmazsa izlenmesi zor bir sezon olacağını kestirmek zor değildi. Bu yüzden artan her gerginlikte için için değil, göstere göstere sevindim. Yine de Rosberg-Hamilton'dan 1976, 1989 veya 2007'de çıktığı gibi bir hikaye çıkmadı. Hele de o kadar gerginlikten sonra şampiyon olan takım arkadaşını tebrik eden Rosberg bütün sezonun gerginliğine gölge düşürdü. Şaka bir yana F1'in bu kadar tanınmasında yukarıda saydığımız rekabetlerin katkısı büyük. Arşiv meraklıları daha iyi bilir, F1'in tv arşivleri 1977'den itibaren başlar.
Formula 1'in güzelliği de biraz da burada yatıyor. Her sporda önemli karşılaşmalar öncesi gerginlik vardır fakat Formula 1'deki gerginliğin ayrı bir tadı var, belki de her yarışta rakiplerinizle mücadele etmenizin de bunda payı var. 2007, 2008 veya 2010'da son yarıştan önceki gerginliği düşünün mesela.
![]() |
| Gerginliğin zirve yaptığı yer |
Mercedes'teki gerginlik Hamilton'ın haklı şampiyonluğundan sonra biraz azalsa da gelecek sene artması muhtemel. Eğer Mercedes ikisini 4-5 sezon yarıştırabilirse gerçekten büyük başarı olacak. Şu an zirvede yalnızlar, diğer takımların onlar yaklaşmasıyla ortaya farklı bir hikaye de çıkabilir. Şu şartlarda, F1'in en konuşkan ve kurt ikilisine sahip McLaren, Mercedes'e yaklaşabilirse çok değişik akıl oyunları görebiliriz. Red Bull, Ferrari veya Williams pistte zorlasalar bile pist dışında çok konuşkan pilotlara sahip değil. Neyse.
Yazıda hep Rosberg'den bahsediyorsun kardeşim diyebilirsiniz. Haklısınız da. Bunun temel nedeni, 2012'de takıma 'asıl' pilot olarak getirilen Hamilton'a karşı Rosberg'in beklenenden çok daha fazla direnç göstermesi oldu. Hamilton gibi tek tur pilotunu sıralamalarda mağlup etmek gerçekten büyük bir olay. Zaten sezon başı anket yapsaydık insanlar %80 gibi bir oranla Hamilton'ın Rosberg'i geçeceğini tahmin ederdi. İngiliz pilot Japonya, Rusya, ABD ve Brezilya'daki yarışlarda şampiyonluğu ne kadar hak ettiğini dost düşman herkese gösterdi. Gözüken o ki 2015 de bu ikili arasında geçecek. Evet Rosberg Barrichello-Coulthard-Massa-Webber gibi yarış kazanabilen ama şampiyon olamayan jenerasyondakilerden daha iyi duruyor lakin 2015'te şampiyon olamazsa bu 'loser' sıfatı üzerine yapışabilir. Şahsi görüşümüz Rosberg'in bu saydığımız pilotlardan bir şekilde ayrışacağı yönünde. Hamilton da Vettel'in aldığı şampiyonluklardan sonra üzerindeki artan baskıyı hafifletti ve Formula 1'in efsanevi pilotları arasına girmek için büyük bir adım attı. Zaman yine en doğruyu söyleyecek bize. 2014 Sezon Değerlendirmesi'nde görüşmek üzere.
Etiketler:
Brezilya GP,
F1 2014 Sezonu,
F1 Ekonomisi,
Japonya GP,
Kanada GP,
Lewis Hamilton,
Mercedes,
Monaco GP,
Nico Rosberg,
Sauber,
Singapur GP,
Takım Emirleri,
Takım İçi Rekabet,
Volkswagen
17 Eylül 2014 Çarşamba
Sosyal Medyada Formula 1 - Facebook 2014
100. yazımız sosyal medyaya kısmetmiş. Evet, sosyal medya önemini korur ve büyürken, hatta dallanıp budaklanırken Formula 1'in hala resmi bir facebook hesabı yok. Biz bu araştırmaya 2 yıl öncesinde başlamıştık ve o günden bugüne bile takımların, pilotların fan sayılarında kayda değer artışlar oldu. Bu artışların bazıları da oldukça şaşırtıcıydı, birazdan göreceksiniz zaten.
Biz Formula 1'in bu konudaki eksikliklerini konuşalım az daha. Mercedes imparatorluğunun başındaki Dieter Zetsche ve Mallya gibi önemli isimler F1'in pazarlama ve sosyal medyadaki eksikliğinden bahsettiler. Belki zamanla daha fazla konuşulur bunlar ama 2014'ün son çeyreğine gelmişken ve mahallemizdeki bakkalın bile fan sayfası varken sürekli marka değeri diye yırtınan F1'in bu konudaki pasifliği kelimelerle anlatılmaz. Nacizane fikrimiz F1'in hala adam akıllı yönetilememesi, yani tek bir adamın böylesine önemli bir organizasyonu yönetme çabası. Üstelik bu sene mobil modaya uyacağız derken live timing'i mahvettiler. Biz Türkler olarak böyle saçma sapan işlere alışığız da Avrupalı'lar bunlara nasıl dayanıyor bilemiyoruz, gerçi azalan reytingler pek dayanmadıklarının göstergesi.
Facebook'ta Formula 1 hesaplarını izlerken takımların fan sayılarını izlemek nispeten daha kolay oluyor. Hepsinin geçen sene orijinal sayfası zaten vardı, sadece Ferrari adam akıllı bir sayfa sayfa açıp inanılmaz bir yükseliş gerçekleşti. Yine de bazı anormallikler var, önce sayılara bir bakalım :
Takımların hemen hepsinde önemli artışlar kolaylıkla göze çarpıyor. Hepsi de %100'ün üzerinde artış sağlamış durumda. Artışların sebeplerini az çok tahmin etsek de özellikle Mercedes'in artışında bir gariplik mevcut. Sanmayın ki Mercedes liderliği bu sene pistteki üstün performansıyla kazandı. 2013'ün sonuna doğru Mercedes inanılmaz bir yükselişle fan sayısını artırdı. Buradaki garipliği çok uğraşsak da çözemedik. Bu arada Mercedes'le en çok etkileşim gösteren (facebook bunu kullanıyor, ne demek istiyorsa) şehir Kahire. Red Bull'un Melbourne, Ferrari'nin Meksiko City, McLaren'in Londra. Mercedes'in bu noktada da bir garipliği söz konusu.
Takımların bu yükselişi Formula 1'in Facebook'taki yükselişinin de işareti olabilir. 2013'ün ortalaması 290 binken takımların 2014'teki beğeni alma ortalaması 2 milyon. Yani %600'den fazla bir yükseliş var. Listedeki diğer ilginç nokta da hiçbir takımın geçen seneki sırasında olmaması. Mercedes ve Ferrari'nin yükselişi de hemen göze çarpıyor.
Pilotlar konusu ise biraz karışık. Kiminin hesabı orijinal, kimisi fake, kiminin ne olduğu belli değil. Normalde yıldan yıla az da olsa artış mutlaka olur fakat aşağıdaki tabloda azalmalar da var. Tabloya bakıp sonra açıklayalım durumu.
Öncelikle geçen senelerin aksine bu sefer sadece orijinal hesapları dikkate aldık yoksa işin cıvığı çıkıyor. Bu yüzden Sebastian Vettel, Felipe Massa gibi pilotların hesabı yok. Ayrıca geçen sezon yarışıp bu sezon koltuk bulamayanları da listeye ekledik. Geçen sene çaylakları ayrı bir listeye almıştık, bu sene onları da ana tabloya aldık. Evet 80'lerin gridine döndü 27 kişilik liste ama olsun. Belki bu rakamlar Caterham'ın yeni bir girişimiyle artabilir. Bütün pilotların adam akıllı hesabı olsa F1'in gerçek anlamda sosyal medya ve internet gücünü daha rahat test edebilirdik.
İlk iki sıradaki isimler bizi şaşırtmasa da sonraki sıralama biraz yadırgatabilir sizleri. Schumi'yi bir kenara koyarsak Hamilton, Alonso, Vettel ve Raikkonen'in en büyük taraftar kitlesine sahip olduğu hepimizin kabulüdür galiba. Vettel'in geçen seneler fake hesabı 1,5 milyona yakındı, bu sene o sayfayı bulamadık mesela. Ayrıca gridin ortalarından birçok pilot orijinal sayfalarını açmış galiba. Sayfaları yönetmek de bir hesaba sahip olmak kadar önemli. Max Chilton'un 93 bin 'like'ı varken Bianchi'nin sadece 7 binde kalması bunun en önemli işareti galiba. Tabi İngilizlerin bu spordaki etkisini unutmayalım bunu söylerken. Geçen senelerde f1fanatic sitesi, üyelerinden en çok Jenson Button taraftarı olduğu ilan etmişti.
Diğer önemli nokta ise Formula 1 taraftarlarının sadece hayran olduğu takımı ve pilotu değil, birçok sayfayı beraber takip etmesi. Futbolun aksine sadece kendi takımını değil, rakip takımı bile takip edebiliyor. Emin olmak isteyen F1 ve futbolu takip eden arkadaşlarının takip ettikleri sayfaları karşılaştırabilir. Velhasıl kelam, Formula 1 yönetiminin sosyal medya konusunda alması gereken önemli bir yol var ve daha kötüsü bunun pek farkında değillermiş gibi görünüyor.
Not : Sayılar 16.09.2014 saat 23 civarında alınmıştır, geçmiş senelerdeki sayılar ise 2012 ve 2013 Temmuz aylarının istatistikleridir. Geçen seneki araştırmaya bakmak isteyenler bu linkten ulaşabilir.
Biz Formula 1'in bu konudaki eksikliklerini konuşalım az daha. Mercedes imparatorluğunun başındaki Dieter Zetsche ve Mallya gibi önemli isimler F1'in pazarlama ve sosyal medyadaki eksikliğinden bahsettiler. Belki zamanla daha fazla konuşulur bunlar ama 2014'ün son çeyreğine gelmişken ve mahallemizdeki bakkalın bile fan sayfası varken sürekli marka değeri diye yırtınan F1'in bu konudaki pasifliği kelimelerle anlatılmaz. Nacizane fikrimiz F1'in hala adam akıllı yönetilememesi, yani tek bir adamın böylesine önemli bir organizasyonu yönetme çabası. Üstelik bu sene mobil modaya uyacağız derken live timing'i mahvettiler. Biz Türkler olarak böyle saçma sapan işlere alışığız da Avrupalı'lar bunlara nasıl dayanıyor bilemiyoruz, gerçi azalan reytingler pek dayanmadıklarının göstergesi.
Facebook'ta Formula 1 hesaplarını izlerken takımların fan sayılarını izlemek nispeten daha kolay oluyor. Hepsinin geçen sene orijinal sayfası zaten vardı, sadece Ferrari adam akıllı bir sayfa sayfa açıp inanılmaz bir yükseliş gerçekleşti. Yine de bazı anormallikler var, önce sayılara bir bakalım :
![]() |
| Devasa artışlar hemen göze çarpıyor değil mi ? |
Takımların hemen hepsinde önemli artışlar kolaylıkla göze çarpıyor. Hepsi de %100'ün üzerinde artış sağlamış durumda. Artışların sebeplerini az çok tahmin etsek de özellikle Mercedes'in artışında bir gariplik mevcut. Sanmayın ki Mercedes liderliği bu sene pistteki üstün performansıyla kazandı. 2013'ün sonuna doğru Mercedes inanılmaz bir yükselişle fan sayısını artırdı. Buradaki garipliği çok uğraşsak da çözemedik. Bu arada Mercedes'le en çok etkileşim gösteren (facebook bunu kullanıyor, ne demek istiyorsa) şehir Kahire. Red Bull'un Melbourne, Ferrari'nin Meksiko City, McLaren'in Londra. Mercedes'in bu noktada da bir garipliği söz konusu.
Takımların bu yükselişi Formula 1'in Facebook'taki yükselişinin de işareti olabilir. 2013'ün ortalaması 290 binken takımların 2014'teki beğeni alma ortalaması 2 milyon. Yani %600'den fazla bir yükseliş var. Listedeki diğer ilginç nokta da hiçbir takımın geçen seneki sırasında olmaması. Mercedes ve Ferrari'nin yükselişi de hemen göze çarpıyor.
Pilotlar konusu ise biraz karışık. Kiminin hesabı orijinal, kimisi fake, kiminin ne olduğu belli değil. Normalde yıldan yıla az da olsa artış mutlaka olur fakat aşağıdaki tabloda azalmalar da var. Tabloya bakıp sonra açıklayalım durumu.
Öncelikle geçen senelerin aksine bu sefer sadece orijinal hesapları dikkate aldık yoksa işin cıvığı çıkıyor. Bu yüzden Sebastian Vettel, Felipe Massa gibi pilotların hesabı yok. Ayrıca geçen sezon yarışıp bu sezon koltuk bulamayanları da listeye ekledik. Geçen sene çaylakları ayrı bir listeye almıştık, bu sene onları da ana tabloya aldık. Evet 80'lerin gridine döndü 27 kişilik liste ama olsun. Belki bu rakamlar Caterham'ın yeni bir girişimiyle artabilir. Bütün pilotların adam akıllı hesabı olsa F1'in gerçek anlamda sosyal medya ve internet gücünü daha rahat test edebilirdik.
İlk iki sıradaki isimler bizi şaşırtmasa da sonraki sıralama biraz yadırgatabilir sizleri. Schumi'yi bir kenara koyarsak Hamilton, Alonso, Vettel ve Raikkonen'in en büyük taraftar kitlesine sahip olduğu hepimizin kabulüdür galiba. Vettel'in geçen seneler fake hesabı 1,5 milyona yakındı, bu sene o sayfayı bulamadık mesela. Ayrıca gridin ortalarından birçok pilot orijinal sayfalarını açmış galiba. Sayfaları yönetmek de bir hesaba sahip olmak kadar önemli. Max Chilton'un 93 bin 'like'ı varken Bianchi'nin sadece 7 binde kalması bunun en önemli işareti galiba. Tabi İngilizlerin bu spordaki etkisini unutmayalım bunu söylerken. Geçen senelerde f1fanatic sitesi, üyelerinden en çok Jenson Button taraftarı olduğu ilan etmişti.
![]() |
| Hamilton bu sene #TEAMLH'i kullanıyor. |
Diğer önemli nokta ise Formula 1 taraftarlarının sadece hayran olduğu takımı ve pilotu değil, birçok sayfayı beraber takip etmesi. Futbolun aksine sadece kendi takımını değil, rakip takımı bile takip edebiliyor. Emin olmak isteyen F1 ve futbolu takip eden arkadaşlarının takip ettikleri sayfaları karşılaştırabilir. Velhasıl kelam, Formula 1 yönetiminin sosyal medya konusunda alması gereken önemli bir yol var ve daha kötüsü bunun pek farkında değillermiş gibi görünüyor.
Not : Sayılar 16.09.2014 saat 23 civarında alınmıştır, geçmiş senelerdeki sayılar ise 2012 ve 2013 Temmuz aylarının istatistikleridir. Geçen seneki araştırmaya bakmak isteyenler bu linkten ulaşabilir.
1 Ağustos 2014 Cuma
2014 Sezon Ortası Analizi : 1
Formula 1'in en çok beklenen kural değişikliği ile beraber 2014 sezonu için kollar neredeyse 3 yıl önce
sıvanmaya başlanmıştı. Belki de fazla edebiyat yapmadan dağ fare doğurdu diyelim. 4 yıldır şikayet edilen Red Bull üstünlüğünden bile daha baskın bir araçla karşımıza çıktı Mercedes. Dağ bayır, düzlük viraj her anlamda en iyiler. Bu noktada F1'in, özellikle kuralları değiştirenlerin Mercedes'e büyük bir borcu var. Bu baskın araç Red Bull'da hele de Ferrari'de olsaydı şampiyon şimdiden belli, motor sesinden rahatsız olan taraftarlarla beraber spor iyice dibe çökebilirdi. Mercedes'in de Macaristan'daki gibi sıkıntıları olsa da sağlamaya çalıştıkları rekabet Formula 1'i bu sene ayakta tutan şey oldu, umarım son yarışa kadar devam eder.
Sezon bundan sonra genelde olduğu gibi daha gerilimli olacaktır, hele de son yarış. Şampiyonluk yarışı kızışmaya devam ederse diğer şeyleri pek önemsememeye devam edebiliriz. Şampiyonluk dışında pilotlarda Ricciardo 3.'lük için şanslı duruyor, Alonso istikrarı ve Bottas Williams'ın artan hızıyla beraber diğer büyük adaylar. Bunun yanında takımlarda Red Bull ikincilik koltuğu için şanslı olsa da 3.'lük için Williams, Ferrari hatta Force India ve McLaren'in şansları var. Diğer merak edilen ise Marussia'nın takımlarda 9.'luğu kurtarma şansı. Sauber'in 3 puan alması Marussia'yı geçmesi yeterli olacaktır. Sezonun ikinci yarısı dayanıklılık da önemli olacak. Renault hızda sorun yaşadığı gibi dayanıklılıkta da sorunları var. Şimdiden bazı parçalarda limitteler. Bakalım fazla motor ve parça kullanımından verilmesi muhtemel cezalar şampiyonayı nasıl etkileyecek. Şimdi takımları sırayla ele alalım.
Mercedes
2014'ün en iyi takımı Mercedes şampiyonaya da büyük anlamda yön veriyor. Bazı aksilikler olmazsa 11 pol ve galibiyetin hepsini kazanabilirlerdi. Avusturya, Kanada ve Macaristan'da birer fireleri oldu. Bu anlamda da MP4/4'ün rekorunu da kaçırmış oldular. Hamilton sene boyunca daha çok sorunlarla boğuşurken Rosberg daha sakin bir sezon geçirdi. Ayrıca geçen sezon Malezya'da Rosberg'e yaptığını bu sezon da Hamilton'a yapabilir takım. Her ne kadar Mercedes'i sürücüleri yarıştırma konusunda övsek de Rosberg'le yapılan yüksek meblağlı sözleşme takımdaki rüzgarın biraz değiştiğini gösteriyor. Hamilton 2011'de yaşanılanlardan sonra öz evlat olmasına rağmen McLaren'deki gücünü kaybetmişti, şimdi de üvey evlat olmasa da Mercedes'in daha bir öz evladına karşı savaşıyor. Neyse, işin spekülasyon kısmını çok konuştuk.
Hamilton'ın ilk yarışta yarış dışı kalmasından sonra üst üste 4 defa kazanması rüzgarı onun yönüne çevirmişti. Monaco'ya tam bir Hollywood starı gibi giden Hamilton Rosberg'in cumartesi günü yaptığı şikeli hareketten sonra kontrolü kaybetmiş ve rüzgarını kaybetmişti, aslına bakarsanız halen o olayın etkisinde diyebiliriz. İkili arasındaki rekabette Bahreyn, Kanada ve İngiltere kritik yarışlardı. Bahreyn'de polü alan Rosberg ilk virajda yerini kaybetmiş, yarışta da sürekli zorlamasına rağmen Hamilton yer vermemişti. Rosberg'in ilk 5 yarışta en formda olduğu yarışta bile Hamilton'ı geçememesi onu adına önemli bir dezavantajdı. İkinci dönüm noktamız Hamilton'ın en güçlü olduğu iki pistten biriydi. Monaco'dan sonra herkesin Hamilton'ın favori pistinde Rosberg'i paramparça edeceğini düşünüyordu, biz de. Rosberg hakkında düşüncelerimizin değişmesinde en önemli yarış Kanada oldu belki de. Yarışta önde olmasının avantajıyla fren sorunundan daha az etkilendi, yani Kanada'da kazanılan 18 puan sadece şansla gelmedi. Kanada'dan sonra Avusturya ve İngiltere'de Hamilton kendi hatalarıyla, Almanya ve Macaristan'da ise dayanıklılık sorunları yüzünden tam anlamıyla bir savaş olmadı ikili arasında. Bu yüzden Rosberg'in cumartesi günleri 7-4'lük üstünlüğü bir anlam taşımıyor pek fazla. Belki son iki yarışı çıkarırsak 5-4'lük bir Rosberg üstünlüğü var diyebiliriz.
İngiltere'de Rosberg'in galibiyete giderken yarış dışı kalmasıyla iki pilot da muhtemel 25 puandan olarak durum eşitlenmişti lakin Hamilton'ın yaşadıklarıyla Rosberg yine avantaj kazandı. Son iki yarıştaki olaylar olmasa Hamilton 3-4 puan önde veya geride olabilirdi. Rosberg geçen sene de sezonun ikinci yarısı Hamilton'a göre toparlanmıştı. Yine de Hamilton'ı geçmesi için ya cumartesi ya da pazar günü olağandışı şeylere ihtiyacı var. Son yarışı bir kenara koyarsak diğer 7 yarışta Rosberg'in 3 kere Hamilton'ı geçmesi gerek. Macaristan'da Hamilton'ın önünde biterse 7 yarışın 3'ü ona yetebilirdi. Rosberg'e son yarış öncesi 15 puan gerekli. Diğer türlü tek turda hala en hızlı Hamilton'a karşı işi zor. Sanırım bu kadar Mercedes yeter değil mi ?
Red Bull
Aslında en ilginç takım içi rekabet burada. Son dört senenin şampiyonu takıma yeni katılan Ricciardo karşısında çok zorlandı. Şu an Ricciardo hem cumartesi hem pazar hem de galibiyet ve podyum sayısında son şampiyondan daha iyi konumda. Açıkçası bu başarının sırrı son yarışlarda daha sık ifade edildiği gibi Vettel ve Ricciardo'nun yaklaşımında yatıyor. Vettel'in başarılı olması için daha fazla faktörün bir araya gelmesi gerek. Ricciardo ise daha çok büyük pilotlar gibi her türlü şartta araçtan maksimumu almaya çalışıyor. Vettel son yarışlarda biraz daha toparladı gibi, sezonun ikinci yarısı Ricciardo'yu daha fazla geçebilir ama sonuçta ortada son şampiyon için gerçekten vahim bir durum var. Üstelik Vettel'in Ricciardo'yu sıralamalarda geçtiği Kanada ve Macaristan'da takım arkadaşı yarış kazandı, İngiltere'de de Ricciardo podyuma çıkarken Vettel podyum dışı kaldı.
Takımın genel performansına bakarsak, sezon içi testlerde sıkıntı yaşasalar da ilk yarıştan itibaren en hızlı ikinci takım konumunu korudular. Avusturya'da Williams'ın hızı tek yarışlık mı diye düşünürken İngiliz takım formunu korudu ve Red Bull'u geçmiş gibi görünüyor. Üstelik Ferrari de var artık. Red Bull rakiplerinin aksine iki pilotuyla da daha düzenli puan alabiliyor. Ferrari ve Williams'la yaklaşık 80 puanlık farkı onlara yetebilir. Bu konuda onları en zorlayabilecek şey Renault motorları ve diğer aksamlar. Herhangi bir cezada 10 sıra geri düşebilecek RBR pilotları griddeki Mercedes motorlu takımların sayısını da düşünürsek önemli puanlar kaybedebilir. Red Bull'un Avusturya'dan itibaren sarsılan ikinciliği de pek normal değil. Acaba Newey yine büyük bir şeyin peşinde mi ?
Ferrari
Ferrari yine bildiğimiz gibi. Bir şeyler eksik. Yıllardır Formula 1 aero şampiyonasına döndü deyip şikayet edip motorların öne çıktığı sezonda bocalıyorlar. Burada basit bir başarısızlıktan ötesi var. Üstelik takım aero anlamında Mercedes veya RBR seviyesinde olmasa da önceki sezonlara göre iyileşmiş gibi. Ferrari'nin RBR gibi müşterisi olmadığı için aslında motorlarının ne kadar kötü olduğu konusunda fikrimiz pek yok. Yani Sauber ve Marussia Ferrari motorundan pek şikayet edecek halleri yok, Ferrari de bu konuda pek dürüst değil. Sanmayin ki sadece Renault motoru kötü. Bazı pistlerde zorlansalar da Williams ve RBR ile aralarında büyük bir fark yok.
Takım içi rekabet ise bu sene en çok konuşulan konu neredeyse Ferrari için. Alonso'nun inanılmaz üstünlüğü Raikkonen hakkında birçok dedikoduya neden oluyor. Takım pilotumuzun arkasındayız dese de her an her şey olabilir. Üstelik Bianchi'nin Macaristan'da Raikkonen'i geçerek Q2'ye kalması da basit bir tesadüf olmayabilir. Sıralamalarda Alonso'yu 2 kere geçen Raikkonen yarışların hepsinde Alonso'nun arkasında kaldı. %99 sezonun ikinci yarısı onun için daha iyi olacaktır, boş konuşmayı sevmeyen Fin pilotun açıklamalarından da bunu anlıyoruz. Kalan yarışlarda Alonso'yu yeterli derecede geçmesiyle 2015'te sürpriz görmeyebiliriz. Raikkonen'in performansı ilginç bir şekilde Alonso'nun kariyerini de belirleyebilir.
Hazır bu konuya girmişken dalalım isterseniz. Alonso McLaren söylentileri ayyuka çıkmış durumda, McLaren bu konuda çok istekliyken Alonso'nun tereddütleri olduğu açık. Adam zaten yavaş araçlardan yeterince çekti, bir hataya daha tahammülü yok. Alonso'nun geleceğini, Raikkonen'in performansı, Williams'ın hızı ve McLaren'in gelişmesi belirleyecektir. Raikkonen'in ve Williams'ın hızı takımlarda üçüncülük savaşı için dolayısıyla Alonso'nun sözleşmesinin fesh etmesi için, McLaren'in de gelişmesi İspanyol pilotu ikna etmek için önemli olacak.
Williams
Son yıllarda zikzaklı bir performans çizen Williams 2010 ve 2012'den sonra yine çift sayılı bir sezonda iyi iş çıkarıyor. Başarılarının sırrı sadece motor da değil üstelik. Takım aerodinamik anlamda da oldukça iyi ve bu güçleri sayesinde son yarışlarda en hızlı ikinci takım olmayı başardılar. Monaco, Macaristan gibi düşük hızdaki pistlerde zorlanıyorlar, sezonun geri kalanında Singapur hariç hızlarını koruyabilirler. Lakin hızlı araçla küçük takım gibi yarışıyorlar. Çok fazla hata ve kazaya karıştılar. Son yarıştaki çifte puanları sayarsak önümüzde 9 yarış var ve takım için ikincilik de mümkün, dördüncülük de. Podyum ve olası bir galibiyet takımın yeni sponsorlar bulmasını ve mevcut isim sponsorunu tutmasında yardımcı olacaktır.
İngiliz takımın elinde 2005'ten beri en iyi ikili var. İngiltere'ye kadar çok yakın geçen mücadelede Bottas son yarışlarda büyük üstünlük sağlamaya başladı. Sadece Massa'nın kazaları değil Bottas'ın da artan performansı bunda etkili oldu. Williams'ın performansı sadece kendilerini değil şampiyonayı da yakında etkileyecek. Mercedes'in şu anki hızıyla pistte tek geçemediği takım Williams. Almanya'da olduğu gibi Rosberg veya Hamilton Williams'ın arkasına düşerse puan farkı 7'den fazla artabilir herhangi bir yarışta. Sorun yaşayan bir Mercedes gerilere düştüğünde iki Williams'ın da arkasında bitirip kaybı 13 puana kadar da çıkabilir. Massa'nın performansı sadece takımını değil şampiyonanın genelini de etkileyecek.
Force India
Bu kısımda McLaren'i inceliyor olabilirdik. İki takım arasında 2 puanlık fark Macaristan'da Button'ın aldığı 1 puanla 1'e indi sadece. Force India takım olarak Macaristan'da kötü olsalar da sezonun genelinde büyük takım gibi yarıştılar. Hızlı olmasalar da iyi puanlar almayı başardılar. Bunda Hulkenberg gibi komple bir pilotun ve Perez gibi lastiklere iyi davranabilen pilota sahip olmaları etkili oldu. Bu anlamda Williams'ın tam zıddı bir noktadalar.
Sezon ortasına kadar iyi iş çıkarsalar da sezonun ikinci yarısı McLaren'e geçilmeleri muhtemel. Çünkü takım McLaren dahil öndekilerle aynı hıza sahip değil. Son yarışlarda, özellikle sıralama turlarında net şekilde geride kalmaya başladılar. Takım 2011 ve 2013'te şampiyonada beşinciliği alamamıştı, bakalım bu yıl alabilecek mi ? Bu kez daha tecrübeli ve daha iyi pilotlarla sahipler.
Takım içi rekabette ise Hulkenberg'in üstünlüğü bulunuyor. Alman pilot sıralamalarda 9-2 önde olsa da Perez Buttonvari şekilde yarışlarda durumu toparlamayı başarıyor. Bahreyn'de takımın tek podyumunu elde ederken, Kanada'da neredeyse yarış galibiyetine gidiyordu. Avusturya'da araç yavaşken herkesten farklı bir taktikle iyi puanlar almıştı. Perez bunun gibi iyi yarışlar çıkarsa da Hulkenberg'in üstünlüğü çok açık. Üstelik sıralamalarda 9 kere Perez gibi iyi bir pilotu geçmek azımsanacak bir başarı değil. Bakalım Hulkenberg de seneye artan minimum ağırlıklarla beraber daha iyi bir takıma geçebilecek mi ?
Aslında en ilginç takım içi rekabet burada. Son dört senenin şampiyonu takıma yeni katılan Ricciardo karşısında çok zorlandı. Şu an Ricciardo hem cumartesi hem pazar hem de galibiyet ve podyum sayısında son şampiyondan daha iyi konumda. Açıkçası bu başarının sırrı son yarışlarda daha sık ifade edildiği gibi Vettel ve Ricciardo'nun yaklaşımında yatıyor. Vettel'in başarılı olması için daha fazla faktörün bir araya gelmesi gerek. Ricciardo ise daha çok büyük pilotlar gibi her türlü şartta araçtan maksimumu almaya çalışıyor. Vettel son yarışlarda biraz daha toparladı gibi, sezonun ikinci yarısı Ricciardo'yu daha fazla geçebilir ama sonuçta ortada son şampiyon için gerçekten vahim bir durum var. Üstelik Vettel'in Ricciardo'yu sıralamalarda geçtiği Kanada ve Macaristan'da takım arkadaşı yarış kazandı, İngiltere'de de Ricciardo podyuma çıkarken Vettel podyum dışı kaldı.
Takımın genel performansına bakarsak, sezon içi testlerde sıkıntı yaşasalar da ilk yarıştan itibaren en hızlı ikinci takım konumunu korudular. Avusturya'da Williams'ın hızı tek yarışlık mı diye düşünürken İngiliz takım formunu korudu ve Red Bull'u geçmiş gibi görünüyor. Üstelik Ferrari de var artık. Red Bull rakiplerinin aksine iki pilotuyla da daha düzenli puan alabiliyor. Ferrari ve Williams'la yaklaşık 80 puanlık farkı onlara yetebilir. Bu konuda onları en zorlayabilecek şey Renault motorları ve diğer aksamlar. Herhangi bir cezada 10 sıra geri düşebilecek RBR pilotları griddeki Mercedes motorlu takımların sayısını da düşünürsek önemli puanlar kaybedebilir. Red Bull'un Avusturya'dan itibaren sarsılan ikinciliği de pek normal değil. Acaba Newey yine büyük bir şeyin peşinde mi ?
Ferrari
Ferrari yine bildiğimiz gibi. Bir şeyler eksik. Yıllardır Formula 1 aero şampiyonasına döndü deyip şikayet edip motorların öne çıktığı sezonda bocalıyorlar. Burada basit bir başarısızlıktan ötesi var. Üstelik takım aero anlamında Mercedes veya RBR seviyesinde olmasa da önceki sezonlara göre iyileşmiş gibi. Ferrari'nin RBR gibi müşterisi olmadığı için aslında motorlarının ne kadar kötü olduğu konusunda fikrimiz pek yok. Yani Sauber ve Marussia Ferrari motorundan pek şikayet edecek halleri yok, Ferrari de bu konuda pek dürüst değil. Sanmayin ki sadece Renault motoru kötü. Bazı pistlerde zorlansalar da Williams ve RBR ile aralarında büyük bir fark yok.
Takım içi rekabet ise bu sene en çok konuşulan konu neredeyse Ferrari için. Alonso'nun inanılmaz üstünlüğü Raikkonen hakkında birçok dedikoduya neden oluyor. Takım pilotumuzun arkasındayız dese de her an her şey olabilir. Üstelik Bianchi'nin Macaristan'da Raikkonen'i geçerek Q2'ye kalması da basit bir tesadüf olmayabilir. Sıralamalarda Alonso'yu 2 kere geçen Raikkonen yarışların hepsinde Alonso'nun arkasında kaldı. %99 sezonun ikinci yarısı onun için daha iyi olacaktır, boş konuşmayı sevmeyen Fin pilotun açıklamalarından da bunu anlıyoruz. Kalan yarışlarda Alonso'yu yeterli derecede geçmesiyle 2015'te sürpriz görmeyebiliriz. Raikkonen'in performansı ilginç bir şekilde Alonso'nun kariyerini de belirleyebilir.
Hazır bu konuya girmişken dalalım isterseniz. Alonso McLaren söylentileri ayyuka çıkmış durumda, McLaren bu konuda çok istekliyken Alonso'nun tereddütleri olduğu açık. Adam zaten yavaş araçlardan yeterince çekti, bir hataya daha tahammülü yok. Alonso'nun geleceğini, Raikkonen'in performansı, Williams'ın hızı ve McLaren'in gelişmesi belirleyecektir. Raikkonen'in ve Williams'ın hızı takımlarda üçüncülük savaşı için dolayısıyla Alonso'nun sözleşmesinin fesh etmesi için, McLaren'in de gelişmesi İspanyol pilotu ikna etmek için önemli olacak.
Williams
Son yıllarda zikzaklı bir performans çizen Williams 2010 ve 2012'den sonra yine çift sayılı bir sezonda iyi iş çıkarıyor. Başarılarının sırrı sadece motor da değil üstelik. Takım aerodinamik anlamda da oldukça iyi ve bu güçleri sayesinde son yarışlarda en hızlı ikinci takım olmayı başardılar. Monaco, Macaristan gibi düşük hızdaki pistlerde zorlanıyorlar, sezonun geri kalanında Singapur hariç hızlarını koruyabilirler. Lakin hızlı araçla küçük takım gibi yarışıyorlar. Çok fazla hata ve kazaya karıştılar. Son yarıştaki çifte puanları sayarsak önümüzde 9 yarış var ve takım için ikincilik de mümkün, dördüncülük de. Podyum ve olası bir galibiyet takımın yeni sponsorlar bulmasını ve mevcut isim sponsorunu tutmasında yardımcı olacaktır.
İngiliz takımın elinde 2005'ten beri en iyi ikili var. İngiltere'ye kadar çok yakın geçen mücadelede Bottas son yarışlarda büyük üstünlük sağlamaya başladı. Sadece Massa'nın kazaları değil Bottas'ın da artan performansı bunda etkili oldu. Williams'ın performansı sadece kendilerini değil şampiyonayı da yakında etkileyecek. Mercedes'in şu anki hızıyla pistte tek geçemediği takım Williams. Almanya'da olduğu gibi Rosberg veya Hamilton Williams'ın arkasına düşerse puan farkı 7'den fazla artabilir herhangi bir yarışta. Sorun yaşayan bir Mercedes gerilere düştüğünde iki Williams'ın da arkasında bitirip kaybı 13 puana kadar da çıkabilir. Massa'nın performansı sadece takımını değil şampiyonanın genelini de etkileyecek.
Force India
Bu kısımda McLaren'i inceliyor olabilirdik. İki takım arasında 2 puanlık fark Macaristan'da Button'ın aldığı 1 puanla 1'e indi sadece. Force India takım olarak Macaristan'da kötü olsalar da sezonun genelinde büyük takım gibi yarıştılar. Hızlı olmasalar da iyi puanlar almayı başardılar. Bunda Hulkenberg gibi komple bir pilotun ve Perez gibi lastiklere iyi davranabilen pilota sahip olmaları etkili oldu. Bu anlamda Williams'ın tam zıddı bir noktadalar.
Sezon ortasına kadar iyi iş çıkarsalar da sezonun ikinci yarısı McLaren'e geçilmeleri muhtemel. Çünkü takım McLaren dahil öndekilerle aynı hıza sahip değil. Son yarışlarda, özellikle sıralama turlarında net şekilde geride kalmaya başladılar. Takım 2011 ve 2013'te şampiyonada beşinciliği alamamıştı, bakalım bu yıl alabilecek mi ? Bu kez daha tecrübeli ve daha iyi pilotlarla sahipler.
Takım içi rekabette ise Hulkenberg'in üstünlüğü bulunuyor. Alman pilot sıralamalarda 9-2 önde olsa da Perez Buttonvari şekilde yarışlarda durumu toparlamayı başarıyor. Bahreyn'de takımın tek podyumunu elde ederken, Kanada'da neredeyse yarış galibiyetine gidiyordu. Avusturya'da araç yavaşken herkesten farklı bir taktikle iyi puanlar almıştı. Perez bunun gibi iyi yarışlar çıkarsa da Hulkenberg'in üstünlüğü çok açık. Üstelik sıralamalarda 9 kere Perez gibi iyi bir pilotu geçmek azımsanacak bir başarı değil. Bakalım Hulkenberg de seneye artan minimum ağırlıklarla beraber daha iyi bir takıma geçebilecek mi ?
Etiketler:
Avusturya GP,
F1 2014 Sezonu,
Ferrari,
Force India,
Kanada GP,
Kimi Raikkonen,
Lewis Hamilton,
Macaristan GP,
Mercedes,
Motor,
Nico Rosberg,
Red Bull,
Takım İçi Rekabet,
Valtteri Bottas,
Williams
21 Haziran 2014 Cumartesi
Cumartesi Savaşları - 1
- Williams'ın 2, McLaren'in 1,5 ve Ferrari'nin 1 yıldır galibiyeti yok.
- Williams'ın 2, McLaren'in 1,5 ve Ferrari'nin 2 yıldır polü yok.
- Üç takımın da en son ne zaman duble yaptığını ise zaten hatırlayan yok.
Red Bull'un 2009'u da sayarsak 5 yıllık hakimiyeti ve bu sene de Mercedes dominasyonuyla Ferrari ve McLaren istatistiksel olarak da kötü duruma düştü. Bugün Williams en azından pol konusundaki istatistiğini düzeltti, umarım bugünkü ilk çizgi yarın podyum ve podyumlar olarak döner. Yazımızın konusu bu değildi ya, söylemek istedik.
Rosberg 4-4 Hamilton
Rosberg Monaco'da pek hoş şekilde olmasa da Hamilton rüzgarını kırdı ve iki yarıştır da Hamilton'ı geçmeyi başarıyor. Bugünkü 3.'lük pol kadar değerli ve sıralamalarda durumu 4-4'e getirdi. Rosberg'in Hamilton'i yenmesi için 19 yarışlık takvimde en az 8'i bulması gerekiyor. Evet çok garip bir tahmin oldu fakat Hamilton'ı toplamda geçmesi zor görünüyor. Hamilton polde başlayıp yarışı bitirdiği 3 yarışı da kazandı. İlk virajı önde döndüğü 4 yarışı da kazandı. İlginç bir ayrıntı da normalde ne iyi ne kötü kalkan Hamilton'ın kirli taraftan bile Rosberg'i zorlaması. Rosberg'in bu sorunu hala çözülmemiş gözüküyor. Sezon ilerledikçe yarışlardaki bilinmezlik azaldıkça polün önemi daha da artabilir. Unutmadan son pol, deplasmanda atılan gol gibi iki gol değerinde.
Ricciardo 6-2 Vettel
Herhalde en şaşırtıcı sonuç bu olsa gerek. İki pilot için eşit şartlarda bile bu skorun çıkması şaşırtacakken, daha tecrübesiz, takımda yeni birinin 4 şampiyonluğa ulaşmış birini net şekilde geçmesi açıkçası birçok soruyu beraberinde getiriyor. Ricciardo'nun alt serilerdeki hızı da iyi olsa da Hamilton gibi muhteşem bir geçmişe sahip değil. Vettel Hamilton'la beraber gridin en hızlı tek tur pilotu olarak da biliniyordu. Webber'le geçirilen 5 seneden sonra insanların Vettel'e karşı yeterince ön yargısı varken, bu sene acaba'lar iyice arttı. Ricciardo ilk 8 yarışta 2 kere bile Vettel'i geçmiş olsaydı gerçekten önemli bir başarı sayılabilirdi. Artık Ricciardo'nun başarısına bizler kelime bulamıyoruz.
Alonso 6-2 Raikkonen
Raikkonen Schumacher'i bir kenara koyarsak 2000'lerin en yetenekli pilotuydu muhtemelen. Ta ki Hamilton'ın gelmesine kadar. Ardından Vettel falan...Raikkonen uzun bir süredir gridin en yetenekli adamı değil ve şu anki geldiği ortamda en ufak detayların bile pilotlara önemli avantajlar kazandırabiliyor. Raikkonen'in her ne kadar eski takımı olsa da burada yeni pilot konumunda ve karşısında belki de en istemeyeceği adam var. Alonso hepimizin bildiği gibi ekmeğini taştan çıkarıyor, bu sene de değişen bir şey yok. Raikkonen'in 2014 performansını ikiye ayırmak gerekiyor, sezonun ikinci yarısı gözle görülür şekilde iyileştirmeli performansını. Raikkonen'in iddia edildiği gibi motivasyon sorunu yok, belki hiçbir zaman 2007 kadar hırslı değil ama 2008 kadar dağınık da değil. Eskiye oranla sorunlara çözüm bulması zaman alıyor ve herhangi bir zayıflık gösterdiğinizde bunu kendi lehine çevirecek pilot sayısı çok. Geçen sezon ilk yarıda duman ettiği Grosjean bile Kimi'nin pek konsantre olamadığı ikinci yarıda neler yaptı. Tabi bunda Fransız'ın kendini iyileştirmesi de etkili oldu. Hep Raikkonen'den bahsettik diye kızmayın, Alonso yine araçtan fazlasıyla performans buluyor. Onun hakkında en büyük şüphe tek turdu, acaba şimdi yine Hamilton'la aynı takımda yarışsalar cumartesi günü İngiliz pilotu ne kadar zorlar, en büyük meraklarımızdan biri bu artık.
Magnussen 4-4 Button
Magnussen Avustralya'da şanssız şekilde elenen Button'ı geçerken, Button da onu İspanya da şanslı şekilde geçmişti. İkisi de birer sorun yaşadı. Magnussen Avustralya, Monaco ve Avusturya'da kendinden beklenileni yaptı yani sadece Button'ı değil kendinden hızlı başka araçları da geçti. Önümüzdeki yarışlar; Silverstone, Hockenheim, Hungaroring, Spa ve İtalya bildiği pistler. Biraz da Abu Dhabi. 19 yarışta Button'ı 9-10 kere geçmesi yeterli olacaktır. Neden bildiği pistler önemli diyoruz çünkü aralarında devasa bir tecrübe farkı var. Mesela Button Suzuka ve Interlagos'ta 15. kez yarışacakken Magnussen bu pistlere daha izlemeye bile gitmedi. Yarışlarda Button'ın öne çıkması çok sürpriz olmaz. Şu durumda McLaren Alonso'yu ayartamazsa Button ve Magnussen'le devam edecektir. Seneye Magnussen'in performansına bağlı olarak ya ikisi ya da Button takımdan gönderilebilir.
Massa 4-4 Bottas
Magnussen 4-4 Button
Magnussen Avustralya'da şanssız şekilde elenen Button'ı geçerken, Button da onu İspanya da şanslı şekilde geçmişti. İkisi de birer sorun yaşadı. Magnussen Avustralya, Monaco ve Avusturya'da kendinden beklenileni yaptı yani sadece Button'ı değil kendinden hızlı başka araçları da geçti. Önümüzdeki yarışlar; Silverstone, Hockenheim, Hungaroring, Spa ve İtalya bildiği pistler. Biraz da Abu Dhabi. 19 yarışta Button'ı 9-10 kere geçmesi yeterli olacaktır. Neden bildiği pistler önemli diyoruz çünkü aralarında devasa bir tecrübe farkı var. Mesela Button Suzuka ve Interlagos'ta 15. kez yarışacakken Magnussen bu pistlere daha izlemeye bile gitmedi. Yarışlarda Button'ın öne çıkması çok sürpriz olmaz. Şu durumda McLaren Alonso'yu ayartamazsa Button ve Magnussen'le devam edecektir. Seneye Magnussen'in performansına bağlı olarak ya ikisi ya da Button takımdan gönderilebilir.
Massa 4-4 Bottas
Ön grupta birbirine en yakın takım içi mücadele Williams'ta. Açıkçası yarıştan önce hangi Williams pilotu önde başlar diye sorsanız %55 Bottas derim. Bugün de önce polü alan o oldu fakat Massa tecrübesiyle polü Bottas'ın elinden almayı başardı. Zaten Massa'nın Fin pilota karşı en büyük avantajı da tecrübesi. Bottas'ın takımı tanıması da kendi adına küçük bir avantaj elbette. Avusturya sıralamaları hariç Bottas'ın Massa'ya attığı ortalama fark sadece 0.052 sn. İkili arasındaki mücadele sezon boyunca çok yakın geçeceği benziyor, Bottas'ın ikinci sezonu olduğunu da unutmamak gerek. Aynı McLaren'deki gibi önemli bir tecrübe farkı var. Bottas'ın geleceği için de Massa ile yapılacak kıyas çok önemli olacak. Bu rekabet iki pilotun da kariyerini belirleyecek, Massa'nın geçen sezon emekli olmayı düşündüğünü hatırlayalım hemen.
Yazının ikinci bölümüne geçmeden yarınki yarışta Williams'a şans dileyelim. İnşallah galibiyet, en azından podyum yapabilirler. Williams sene başından beri özellikle operasyonel hataları sık sık yapıyor. Yarın podyuma çıkmamak için özel çaba göstermeleri gerekir. Genel olarak Mercedes'in yarış hızı daha iyi ama Williams'ın şansı Massa'nın çok iyi start alması ve Rosberg'in polden bile iyi kalkamaması. Bottas, ciddi manada Rosberg'i arkasında tutabilecek en büyük aday. Williams Malezya'daki saçma sapan takım emirlerinden sonra Kanada'da uygulaması gereken yerde uygulanmadı. Yarın galibiyet şansı için her türlü emri uygulamalılar, umarım sakin kalırlar. Çünkü bu galibiyete ihtiyaçları var. Gördüğünüz gibi biz bile şimdiden onlardan daha heyecanlıyız. Umarım güzel bir yarış olur, en kısa zamanda tekrar görüşmek üzere..
Etiketler:
Avusturya GP,
F1 2014 Sezonu,
Felipe Massa,
Ferrari,
Kevin Magnussen,
McLaren,
Mercedes,
Red Bull,
Ricciardo,
Sıralama Turları,
Takım Emirleri,
Takım İçi Rekabet,
Valtteri Bottas,
Williams
7 Haziran 2014 Cumartesi
Modern Zamanlar
Normalde kural değişiklikleri büyük bir rekabet ve sürprizleri beraberinde getirir. 2014'de Mercedes'in her alanda müthiş iş çıkarması daha ilk yarıştan yeni bir sıkıcı sezonun habercisi gibiydi. Art arda gelen galibiyetler sonunda açıkçası birçok kişinin hevesi kaçmıştı. Özellikle de Hamilton'ın 4 galibiyetinden sonra.
2014'e en benzer sezon muhtemelen 88 sezonudur. Çok güçlü bir takım, güçlü bir araç, güçlü bir motor ve en önemlisi de çok sert bir takım içi rekabet. Açıkçası bu sezonun eğlenceli geçmesi için tek şart bu ikilinin rekabeti olacak, siz bakmayın Red Bull'un mırın kırınlarına Mercedes her açıdan en güçlü araç ve durdurulması nerdeyse imkansız. Üstelik hata da yapmıyorlar.
Hamilton'ın dörtlemesinden sonra ve tam da Monaco GP öncesinde F1'in en pazarlanabilir sporcusu olduğu ve İngiltere'nin en çok kazanan sporcusu olduğu şeklinde haberleri çıkmıştı. Her şey çok güzel giderken cumartesi günkü Rosberg'in şaibeli hareketi geldi. Tekrar gördük ki Hamilton yine bu durumlarla çok iyi mücadele edemedi. Rosberg'in Alaman ve Fin genleri sakin kalması için zaten biçilmiş kaftan onun için.
F1 camiasının hemfikir olduğu konu sanırım Hamilton'ın kendisini pazarlayabileceği bir menajer değil de böylesi zor zamanlarda ona yardımcı olabilecek birisi. Hamilton'ın McLaren'den Mercedes'e geçmesi de onun içgüdüleriyle olmuştu. Lauda'dan da öğrendiğimiz gibi Singapur GP'sinden sonra Hamilton ani bir karar vermişti. Belki de rakiplerinin hiçbirisinin yapmayacağı bir hareketti. Ama Hamilton böyle işte, bazen aklıyla değil duygularıyla hareket ediyor.
Hamilton'ın 2014'deki şansı Rosberg'le başbaşa kalması. Yani onu hataya zorlayabilecek başka bir pilot yok. Hamilton'ın 2007'deki başarısının bir sırrı da buydu. Ferrari ve McLaren'den başka yarış kazananın olmadığı ve ilk 4'ün çoğu zaman belli olduğu bir sezondu. Yoksa Hamilton'ın 2008'de daha tecrübeliyken çaylak sezonuna göre daha fazla hata yapması zor açıklanır.
Peki bundan sonra ne olacak ? Daha 13 yarış var ve aralarında sadece 3 puan var. Diğer takımların Mercedes'i zorlama şansı da yok gibi. Hamilton eğer sakinliğini koruyabilirse Rosberg'e göre daha avantajlı. Hamilton'ın her şartta cumartesi günleri hızlı olması en büyük avantajı. Cumartesi günleri düzenli olarak Hamilton'ı geçmek çok zor. Gridde bunu yapabilecek bir pilot da yok. Bu durumda Rosberg'in ne yapıp edip pazar günü ekstra bir şeyler bulup İngiliz pilotu geçmesi lazım.
Monaco'dan sonra Kanada GP'sinin yapılacak olması da Hamilton'ın lehine olacak. İngiliz pilot bu pistte her zaman hızlı olmuştur, özellikle 2010 ve 2012'de cumartesi ve pazar günü aracın suyunu çıkartarak yarışı kazanmıştı. Gilles Villeneuve'ü 4. kez kazanması kimseyi şaşırtmayacaktır. Burası Macaristan'la birlikte Hamilton'ın en hızlı olduğu pist.
Daha konuşmak için erken ama Hamilton'ın 2015 sonunda sözleşmesi bitiyor. Rosberg'in ise sözleşmesi yenilenerek 2016 sonuna kadar uzatıldı. Hamilton'ın şu an düşünce yapısı çok açık değil ama takımı sorguladığını tahmin edebiliyoruz. Mercedes öyle bir güçlü araç yapmış ki bu avantajını seneye de koruyabilir. En azından yine şampiyonluğa oynayacaktır. Yine 88 sezonundan örnek verecek olursak, McLaren 88 sezonunda çok güçlü bir araca sahipken 89'da yenilmez kimliği biraz sarsılmış, Senna 90 ve 91 sezonunda şampiyonluğu kazansa da çok kolay olmamıştı. Yani eğer ilişkiler koparsa Hamilton Mercedes'ten alacağını alıp eyvallah diyebilir. Şimdilik aklımızın bir köşesinde kalsın.
Takım içi mücadelelerle hatırlanan 1988 ve 2007 sezonu tarihte efsane sezonlar olarak yerini almıştır. Aslına bakarsanız, en azından 2007 için, çok heyecanlı yarışlar olmamıştı. Keza 2010'da da öyle. Hem takım içi rekabetlerin olması hem de 5 pilotun şampiyonluk için çekiştiği senede gerilim her daim yüksekti lakin yarış içi heyecanlar o kadar yüksek değildi. Zaten 2011'de Pirelli'nin agresif lastikleri de bu yarış içi heyecana kavuşmak için yapılmıştı. 2014 de bu sezonlara benzeyebilir. Yoksa iki pilotun 'adil' mücadelesi o kadar da zevkli olamayacaktır.
Galiba Formula 1 seyircilerini de acımasız yapıyor. 4 yıllık Red Bull dominasyonundan sonra kimse yeni bir dominasyon izlemek istemiyor. Şahsen vurgulamak gerekirse, yukarıdaki yazdıklarımda ciddiyim. Eğer takım içi rekabet olmazsa 2013'ün üzerine 2014 hiç çekilmeyecek gibi. Artık Hamilton'la Rosberg birbirini mi biçer, medya önünde laf mı sokar, takımı kendi tarafına mı çekmeye çalışır, bilemeyiz. Tek isteğimiz sezonunun biraz daha heyecanlı geçmesi, aksi taktirde Doktor Helmut Marko'nun bütün sezon boyunca Renault'a attığı laflarla yetinmek zorunda kalabiliriz. Umarım bugün ve yarın heyecanlı bir yarış izleriz. Sağlıcakla..
2014'e en benzer sezon muhtemelen 88 sezonudur. Çok güçlü bir takım, güçlü bir araç, güçlü bir motor ve en önemlisi de çok sert bir takım içi rekabet. Açıkçası bu sezonun eğlenceli geçmesi için tek şart bu ikilinin rekabeti olacak, siz bakmayın Red Bull'un mırın kırınlarına Mercedes her açıdan en güçlü araç ve durdurulması nerdeyse imkansız. Üstelik hata da yapmıyorlar.
![]() |
| Beleştepe |
Hamilton'ın dörtlemesinden sonra ve tam da Monaco GP öncesinde F1'in en pazarlanabilir sporcusu olduğu ve İngiltere'nin en çok kazanan sporcusu olduğu şeklinde haberleri çıkmıştı. Her şey çok güzel giderken cumartesi günkü Rosberg'in şaibeli hareketi geldi. Tekrar gördük ki Hamilton yine bu durumlarla çok iyi mücadele edemedi. Rosberg'in Alaman ve Fin genleri sakin kalması için zaten biçilmiş kaftan onun için.
F1 camiasının hemfikir olduğu konu sanırım Hamilton'ın kendisini pazarlayabileceği bir menajer değil de böylesi zor zamanlarda ona yardımcı olabilecek birisi. Hamilton'ın McLaren'den Mercedes'e geçmesi de onun içgüdüleriyle olmuştu. Lauda'dan da öğrendiğimiz gibi Singapur GP'sinden sonra Hamilton ani bir karar vermişti. Belki de rakiplerinin hiçbirisinin yapmayacağı bir hareketti. Ama Hamilton böyle işte, bazen aklıyla değil duygularıyla hareket ediyor.
Hamilton'ın 2014'deki şansı Rosberg'le başbaşa kalması. Yani onu hataya zorlayabilecek başka bir pilot yok. Hamilton'ın 2007'deki başarısının bir sırrı da buydu. Ferrari ve McLaren'den başka yarış kazananın olmadığı ve ilk 4'ün çoğu zaman belli olduğu bir sezondu. Yoksa Hamilton'ın 2008'de daha tecrübeliyken çaylak sezonuna göre daha fazla hata yapması zor açıklanır.
Peki bundan sonra ne olacak ? Daha 13 yarış var ve aralarında sadece 3 puan var. Diğer takımların Mercedes'i zorlama şansı da yok gibi. Hamilton eğer sakinliğini koruyabilirse Rosberg'e göre daha avantajlı. Hamilton'ın her şartta cumartesi günleri hızlı olması en büyük avantajı. Cumartesi günleri düzenli olarak Hamilton'ı geçmek çok zor. Gridde bunu yapabilecek bir pilot da yok. Bu durumda Rosberg'in ne yapıp edip pazar günü ekstra bir şeyler bulup İngiliz pilotu geçmesi lazım.
Monaco'dan sonra Kanada GP'sinin yapılacak olması da Hamilton'ın lehine olacak. İngiliz pilot bu pistte her zaman hızlı olmuştur, özellikle 2010 ve 2012'de cumartesi ve pazar günü aracın suyunu çıkartarak yarışı kazanmıştı. Gilles Villeneuve'ü 4. kez kazanması kimseyi şaşırtmayacaktır. Burası Macaristan'la birlikte Hamilton'ın en hızlı olduğu pist.
Daha konuşmak için erken ama Hamilton'ın 2015 sonunda sözleşmesi bitiyor. Rosberg'in ise sözleşmesi yenilenerek 2016 sonuna kadar uzatıldı. Hamilton'ın şu an düşünce yapısı çok açık değil ama takımı sorguladığını tahmin edebiliyoruz. Mercedes öyle bir güçlü araç yapmış ki bu avantajını seneye de koruyabilir. En azından yine şampiyonluğa oynayacaktır. Yine 88 sezonundan örnek verecek olursak, McLaren 88 sezonunda çok güçlü bir araca sahipken 89'da yenilmez kimliği biraz sarsılmış, Senna 90 ve 91 sezonunda şampiyonluğu kazansa da çok kolay olmamıştı. Yani eğer ilişkiler koparsa Hamilton Mercedes'ten alacağını alıp eyvallah diyebilir. Şimdilik aklımızın bir köşesinde kalsın.
Takım içi mücadelelerle hatırlanan 1988 ve 2007 sezonu tarihte efsane sezonlar olarak yerini almıştır. Aslına bakarsanız, en azından 2007 için, çok heyecanlı yarışlar olmamıştı. Keza 2010'da da öyle. Hem takım içi rekabetlerin olması hem de 5 pilotun şampiyonluk için çekiştiği senede gerilim her daim yüksekti lakin yarış içi heyecanlar o kadar yüksek değildi. Zaten 2011'de Pirelli'nin agresif lastikleri de bu yarış içi heyecana kavuşmak için yapılmıştı. 2014 de bu sezonlara benzeyebilir. Yoksa iki pilotun 'adil' mücadelesi o kadar da zevkli olamayacaktır.
Galiba Formula 1 seyircilerini de acımasız yapıyor. 4 yıllık Red Bull dominasyonundan sonra kimse yeni bir dominasyon izlemek istemiyor. Şahsen vurgulamak gerekirse, yukarıdaki yazdıklarımda ciddiyim. Eğer takım içi rekabet olmazsa 2013'ün üzerine 2014 hiç çekilmeyecek gibi. Artık Hamilton'la Rosberg birbirini mi biçer, medya önünde laf mı sokar, takımı kendi tarafına mı çekmeye çalışır, bilemeyiz. Tek isteğimiz sezonunun biraz daha heyecanlı geçmesi, aksi taktirde Doktor Helmut Marko'nun bütün sezon boyunca Renault'a attığı laflarla yetinmek zorunda kalabiliriz. Umarım bugün ve yarın heyecanlı bir yarış izleriz. Sağlıcakla..
21 Şubat 2014 Cuma
2. 2014 Kış Testleri - Bahreyn
Bahreyn 3. Gün
Testlerde yavaş yavaş sanki bir
antrenman turları izlercesine heyecan duymaya başladık. Artık son testler de
sıralama havası yaşatır belki.
Büyük kural değişiklikleri
sayesinde büyük değişimler beraberinde büyük bir hareketlenme getirdi. Normalden
çok daha fazla bilgi akışı var, özellikle de motorlarla ilgili.
Motorlara gelmeden önce, genel
kanının Mercedes’in önde olduğu şeklinde ama bu yorum da genellikle sezon
öncesi tahminlerden nitelik olarak pek farklı değil.
Geçen sezon sonu da Mercedes’in
100 beygir üstünlüğü olduğu şeklinde haberler çıkmıştı. Motorlardan biri ön
plana çıkabilir fakat 100 beygir fark oluşturmak da hayalden ötesi şu zamanda.
Motorların çalıştığı devirler hakkında çok şey söyleniyor, muhtemelen bu
testlerde de limitlerde gitmeyecekler.
Özellikle McLaren ve
Mercedes’in, sonrasında diğer Mercedes motorlu takımların öne çıkması bu kadarı
da tesadüf olmayabilir dedirtiyor. Ayrıca önceki yazıda bahsettiğimiz gibi
Mercedes 4 takımla ve 4 ciddi takımla genelde sorun yaşamadan ilerlerken
rakipleri Alman motoru kadar mesafe kat edemedi.
Ferrari’nin 3 kg daha hafif
motor kapağı ile yarıştığı ve rakiplerinin İtalyan takımı protesto edebileceği
haberi de çıktı. Ferrari’nin ilk testlerden bu yana motorda performans olarak
olmasa da diğerlerine göre farklı ve avantajlı parçalar bulduğu söyleniyordu. 3
kg yine de büyük bir ölçü F1’de, akla Ferrari’nin pahalı parçalar mı kullandığı
sorusunu getiriyor, takım onay aldığını da ekliyor bu arada.
Sanırım motor konusu şimdilik
bu kadar, belirtmek isterim ki motor konusunda birçok Formula 1 izleyicisi
kadar bilgili olmadığımızı ve özellikle bu konuda sık sık yanlışlar
yapabililiriz. Newey’le beraber 2014 en çok bizim için zor olacak, sonuçta
motur denen şey karışık bir icat.
Tur derecelerine bakarsak Mercedes motorlu takımlar ön sıraları kaptı. McLaren yine hızını gösterdi, bu sefer Mercedes de boş durmadı. Hamilton dün Magnussen’in turunu 0.3 sn geliştirdi. Danimarkalı’nın turu süper yumuşaklarla gelmişti. Özellikle McLaren testlerde hiç olmadığı kadar hızlı, onları testlerde pek agresif görmezdik. Geçen seneden iyi olacakları kesin.
2013’de Mercedes de
Barcelona’da yaptıkları hızlı turların ardından sinyali vermiş ve iyi bir araç
olduğunu sezon içinde kanıtlamıştı.
McLaren, Marussia ve Sauber
haricinde diğer takımlar açısından çalışkan bir gün olmadı. McLaren programının
önündeyken, Lotus ve Red Bull geriden geliyor. Mor menekşeler bugün mekanik
sorunlar yaşadı. Bu arada Renault motorunun da KERS’de sorun yaşadıklarını
söylediler, belki Renault hakkında en ciddi ipucu olabilir. Bunlara rağmen
Renault ve Red Bull da yavaştan gelişiyorlar.
Lotus’un günü de sorunlu geçti,
yarın da geç başlayacaklarmış.
Sakhir’den bugünlük de bu
kadar. Yarın görüşmek üzere.
Son Gün ve Genel Değerlendirme
Son Gün ve Genel Değerlendirme
1. N.Rosberg 1.32.330 (2013)
2. N. Rosberg 1.33.283 (2014)
3. Lewis Hamilton 1.34.263 (2014)
4. Kevin Magnussen 1.34.910 (2014) - 1.33.914 (2013-Q2-S.Perez)
5. Jenson Button 1.34.954 (2014) -
1.33.702 (2013-Q2)
Bir
testleri daha geride bıraktık. Son senelerin aksine Barcelona yerine Bahreyn’de
konuşlandı Formula 1 kabilesi. Çöl, kum, fırtına derken derecelerin
sağlamlığından şüphe de edildi fakat ilk günden sonra gerçekçi ve heyecan
verici dereceler gördük.
İlk
günü Hulkenberg, ikinci günü Magnussen, üçüncü ve dördüncü günü Mercedes
pilotları önde kapadılar. Genel olarak da ilk 3-4 Mercedes motorlu takımların
hakimiyetinde geçti.
McLaren
ve Mercedes en hazır takım gibi göründüler. İki takım da hızlı tur attılar.
İkisinin de diğerlerinden program olarak önde oldukları açık. Yine de bu önde
olma daha hızlı oldukları anlamına gelmeyebilir. Anlaşıldı ki Turbo V6 motorlar V8’lerden yavaş
değil. Daha ikinci testlerden 2013’ün pol derecesine 0.9 sn kaldı. McLaren son
üç gün de 1.34.9’lü dereceler yaparken, Mercedes Hamilton’la Cuma günü 34,2 ve
cumartesi günü de Rosberg’le 33,2 yaptı. Rosberg’in derecesi testlerde atılan
turlar içerisinde en sıralama formatındaki turdu büyük ihtimalle, tek tur ve
düşük yakıt.
İki takımdan Mercedes pek hız saklamaz ve McLaren de pek göstermez
genellikle yani diğer takımlar endişelenmekte haklı.
Ferrari
bu iki takımı rahatsız edebilecek konumdaki takım gibi gözüküyor. Daha hızlı
tur atmadılar ve Alonso’nun Perşembe günü tamamladığı turu hiç fena değildi
aslında. Son testlerde daha net olarak göreceğiz onların durumunu.
Geçen
sene Rosberg Vettel’e 2. sektörde 0.15 ve 3. sektörde 0.1 sn atarak çeyrek sn
farkla polü almıştı. Bilindiği üzere orta sektör Bahreyn’in en çok downforce
isteyen sektörü, buradaki dereceler –ki elde edebilirsek- sezonun bütünü için
daha net bilgi verebilir. Sakhir’in aman aman df isteyen bir pist olmadığını da
biliyoruz.
3.
Testler sadece 6 gün sonra. Bu kadar az zaman diliminde normalde pek yeni parça
olmaz ama bu sefer durum farklı. Analiz edilecek veri çok fazla ve gelişim
potansiyeli de oldukça yüksek. Tabii 6 gün 6 gündür, uzun bir zaman dilimi
değil, birçok açıdan çok farklı bir sezon öncesi testleri izliyoruz.
Renault
cephesine gelirsek, kendilerinin de itiraf ettiği gibi gerideler. Muhtemelen
son testlerde en fazla gelişme kaydedecek motor da onlar olabilir. Ne kadar
geride oldukları ve Avustralya’ya nasıl bir farkla gidecekleri artık önemli
olan soru. Renault motoru kullanan takımlar motordan ayrıca kendileri de çok
sık problem yaşıyorlar. Lotus paketlerinin iyi olduğunu sık sık vurgulamaya
başladı, RBR’yi söylemeye gerek yok. Sezon ilerledikçe veya başlarında bile
bizi şaşırtabilir. İki takımın da teknik kapasitesi yüksek ve kolayca kenara
atmak hiç akıllıca olmayabilir.
Aynı
şekilde Mercedes hakkında yapılan olumlu eleştirilere de ihtiyatlı yaklaşmak
lazım. Kural değişikliklerinin fazla olduğu bir ortamda hem hızlı hem dayanıklı
olmak kolay değil, akla soru işaretleri getiriyor.
Diğer
Mercedes motorlu takımlar Williams ve Force India da şu ana kadar testlerde öne
çıkan ‘orta sıra’ takımları oldular. Mercedes motorunun Ferrari’ye göre böyle bir
avantajı da var ; daha serbestler. Ferrari müşterileri Sauber ve Marussia biraz
Ferrari ile fazla bağlantıları var ve diğer müşteri takımları kadar rahat
değillerdir muhtemelen. Renault’daki durum da iki motorun ortası gibi. Mercedes
4 güçlü ve sadece kendisini düşünen takımla –bakış açısına ve duruma göre de
değişir aslında- bu yönüyle de rakiplerine göre avantajlı bir motor.
2014’den
beklenen büyük bir kaos ortamıydı fakat daha 2. Testlerin ardından birçoklarına
göre Mercedes motorlu araçların ilk çizgiyi kapatacağı yüksek ihtimal gibi.
Madem bu dereceleri önemsiyoruz, son testleri bekleyelim. Sadece McLaren ve
Mercedes’ten hızlı turlar gördük, Ferrari dahil diğerleri elini göstermedi,
muhakkak biraz olsun son testlerde göstereceklerdir. Haftaya görüşmek üzere...
Etiketler:
F1 2014 Sezonu,
Ferrari,
Kış testleri,
McLaren,
Mercedes,
Motor,
Renault,
Sakhir,
Turbo V6,
V8
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






































.jpg)