Marussia etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Marussia etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Şubat 2014 Perşembe

2014'ün Son Kış Testleri - 2. Bahreyn Vakası


1. Gün 

Daha 2. Testleri hazmedemeden 5 gün sonra son testlere başladık. Perşembeden pazara 4 günlük testlerin ardından sadece 12 gün sonra Melbourne’de antrenmanlarda olacağız.

Ahım şahım şeyler olmasa da testlerin ilk günü hareketli geçti. Üç takım 100 turu devirdi, RBR’nin sorunları yine devam etti, Mercedes motorlular yine en fazla turu atarken Renault da en az tur atan motor oldu.






Günü Perez 1 sn’ye yakın farkla 1.35.290’la lider kapattı. Geçen haftaki 33 ve 34’lü turların ardından yavaş gözükse de fena bir tur değil. Bu sefer Rosberg 4, ve Magnussen 6. oldular. Sanırım yarın daha ciddi turlar gelecek.

Günün dedikodularından Ferrari motorunun Mercedes motoruna göre 75 hp (beygir) daha güçsüz olduğu şeklindeydi. BBC Ferrari’nin içinden naklediyor. Yarın motorların gelişimi durduluyor. Motorların performansa etkisini görmek de çok ilginç olacak, eğer gerçekten böyle bir fark varsa diğer iki motoru kullanan takımlar bununla nasıl baş edecek büyük bir soru işareti. Bugün Renault için yine çok iyi bir gün değildi.

Pist kenarından gelen yorumlara göre vites değiştirirken ilk ve ikinci virajda Ferrari’den garip sesler geldiği, Mercedes’in ise daha normal olduğu, ayrıca McLaren ve özellikle Mercedes’in kabaca en hızlı araç olduğu yönünde yorumlar vardı.







Rosberg bugün 89 tur atmasına rağmen mutsuz görünüyordu, programda sınırda olduklarını da ekledi. Aslında Mercedes’in ufak tefek dayanıklılık problemleri yaşaması iyiye işaret. Ayrıca Rosberg biraz şükretmeyi öğrenmeli, Renault motorlu takımlara bakması yeterli.

Günün sonlarına doğru uzun bir süre Magnussen ve Bottas aynı tur sayısında dönüyordu. Magnussen 109’a kadar devam ederken, Bottas durmadı 128’e çıktı.

Sauber bugün biraz daha iyi gözüktü. Sutil bugün hem daha çalışkandı hem de daha göz önündeydi, şimdi sıra geri kalan günlerde atılacak ciddi turlarda.

RBR 39, Lotus 31 tur attı. Lotus tam 120 parça denediklerini söylemişti güne başlarken. Takımdan düzenli aralıkla olumlu açıklamalar geliyor, beklenildiği kadar kötü olmayabilirler. Karşılaştırmak hiç sağlıklı değil ama Ricciardo da pistte olduğu vakitler fena turlar atmıyordu.









Ferrari yine telemetre yüzünden fazla tur atamadı. Açıkçası son testlerde en çok onların hızlı tur zamanını merak ediyoruz. İtalyan takım için genel hissiyat yine dayanıklı ve yine rakiplerinden daha yavaş bir araç, özellikle tek turda.

Günün son dikkat çeken olayı ise Chilton’un Toro Rosso, Lotus ve Caterham’ın önünde bitirmesi ve lider Perez’den 3.3 sn geride olmasıydı. Eğer Renault kullanan takımlar gerçekten denildiği kadar kötü ve kırılganlığın fazla olduğu bir yarışta Marussia puan veya puanlar alabilir.



2. Gün

2014’ün 10. test günü geride kaldı. Perez bugünü de lider kapattı. Arkasından az farkla Alonso ve Ricciardo geldi. Perez günü 1.35.570’lik turu hala Rosberg’in geçen hafta attığı turdan 2.3 sn yavaş. Bundan mütevellit dereceler birbirine yakındı.

Ricciardo son test gününde Red Bull’un en iyi günü yaşadığını belirtti, zaten attığı tur sayısı ve derecesi de bunu gösteriyor. Şu an şampiyon takımın motor dezavantajı bulunsa da kimse aero olarak nerede olduğunu bilmiyor.

Günün negatif açıklamaları Button ve Alonso’dan geldi. Button ilk testen bu yana hala aynı aracı kullandıklarını belirtti. Biraz da muallak konuştu. Sanırım takıma bir gönderme vardı, Alonso da Button kadar olmasa da takıma gönderme yapmayı ihmal etmedi.

Marussia bugün de fena gözükmedi. Günü altıncı tamamladılar, testlerin yanıltıcılığı çok bariz olsa da takımın ilerleme kaydetmiş olma olasılığı yüzde yüz.







Renault motorlu takımlar bugün de 50-60 civarı tur attılar. En fazla 66 turla Red Bull’du. Maldonado bugün de az çalışarak sadece 31 tur tamamlayabildi.

Force India’nın dereceleri tesadüf değil sanki artıkın. Şu ana kadar üç günü lider tamamladılar. Son iki gün daha ciddi dereceler gördüğümüzde bakalım pozisyonları ne olacak. Mercedes ve McLaren’in ardından en hızlı 3. takım olabilecekleri de söyleniyor.

Günün önemli gelişmesi ise motorların durdurulması oldu. Renault’un yaptığı itiraz sonuç vermedi. Red Bull’a göre takım Mercedes’e oranla 165 beygir geride. Renault kullanan takımların düzlükte diğerleri kadar hız kazanamadığını görüyoruz. Herhalde takımların sıralaması anlamında olmasa da büyük belirsizliklerin olduğu bir sezona doğru gidiyoruz.

Cumartesi hızlı olmak yetmeyecek, pazar günü hem dayanıklılık hem de yakıt tüketimi açısından çok zorlu olacak, şu an hız konusunda belli başlı düşünceler olsa da tabloya bu faktörler girince ne olacağını kestirmek neredeyse imkansız.

2. günden bu kadar, yarın görüşmek üzere.




3. Gün

Testlerde artık sona yaklaşıyoruz, Bahreyn’de son iki günden ilkini geride bıraktık ve değişen pek bir şey yok. Mercedes güçlü, Renault sorunlu ve Ferrari orta kıvamda gidiyor.

Bugün günün sonlarına doğru, yani –muhtemelen- tutunmanın en fazla olduğu zaman diliminde Massa ve Rosberg kapışmasından 1.33’lü turlar görebildik. İki turun da süper yumuşaklarla atıldığını biliyoruz. Williams’ınki sıralama formatındaydı, Mercedes de ona benzer fakat Rosberg net konuşmadı. En azından şunu söyleyebiliriz 2014’de en sıralamaya benzer turlar bunlardı.

Peki ya Ferrari ve McLaren ? Ferrari bir türlü gerçekten hızlı bir tur atmayı denemedi, birçok yorum var İtalyanlarla ilgili. Yine de genel görüş takımın tek tur problemlerinin devam ettiği ve dayanıklılığa her zamanki gibi önem verdiği yönünde. McLaren’de Magnussen de bugün Button gibi hızlı değiliz ama daha fazlası var dedi. İki günkü söylemlerden yola çıkarsak ve genel görüşe sığınırsak McLaren elini daha fazla açtığında en azından Mercedes’in arkasına yerleşebilir.



Günü iki Alman pilot derecesiz kapattı ; Sutil ve Vettel. Sauber de beklenenin aksine şu ana kadar iyi bir test dönemi geçiremedi. Değişen kuralların ilk yarayacağı orta sıra takımı beklentisi vardı fakat Mercedes’li Force India ve Williams’ın gerisinde gibiler.

Lotus ve Red Bull için sorunlar devam etti. Grosjean da çok umutlu konuşmadı zaten ilk iki yarış için. Renault kullanan bu iki güçlü takımın zayıf olduğu biliniyor ama ne kadar zayıf, artık onu ilk yarışta göreceğiz.


Yarın ciddi dereceler görür müyüz, emin değilim. Eğer birileri bir şeyler saklıyorsa son gün gösterir mi, mantıklı gelmiyor. Diğer yandan da o bir şeyleri test etmek için de son gün. Büyük konuşmayalım, yarın akşam görüşelim. Son gün ve genel değerlendirme yazımız daha uzun olabilir. Formula 1’le kalın.. 

4. Gün ve Genel Değerlendirme 


Bir test döneminin de sonuna geldik. Eksik gedik bilgilerle neredeyse 10 gün kalmış Avustralya Gp’sini bekliyoruz. Testlerin de en güzel yanı belki de bu. Hem bir şeyler anlatıyor hem de anlatmıyor. Geçmişte testler yüzünden ne kadar yanıldığımızı söylemeye gerek yok sanırım.






Genel değerlendirmeye girmeden önce son gün neler yaşandı kışça anlatalım. Bottas ve Hamilton düellosundan Hamilton galip çıktı. Son testler boyunca Massa, Hamilton ve Rosberg’in en hızlı turları arasında sadece 0.025 sn var.

Ferrari bu sefer elini gösterdi ve 1.34.2 yaparak en hızlı turların 1 sn arkasında kaldı, zaten hem İspanyol hem de İtalyan yavaş kaldıklarını kabul etti, Alonso yine cumartesi kaybettiğini pazar günü aramak aramak zorunda kalacak gibi.

McLaren sorunlu bir gün geçirerek sadece 20 tur atarken Vettel 77 tur atmayı başardı. Bunların dışında son gün sakin geçti.

Son testlerle ilgili ilginç nokta Mercedes’in geçen sene haftaki derecelerini geç(e)memesiydi. Hamilton da daha fazlası gelebilirdi minvalinde konuştu. Diğer açıdan düşünürsek belki de ellerindeki oydu, potansiyellerinin sonuna kadar gösterdiler. Hamilton’ın dün pürüzsüz tur atamadığını biliyoruz, Rosberg’in ise geçen hafta tam bir sıralama formatında tur attığını da. Yine de eğer Williams’la ikisinin tam anlamıyla zorladığını düşünsek bile muhtemelen Mercedes’in bi 0.2 sn’si daha vardır.

Ferrari’den bahsettik biraz, takım yine tek turda sıkıntı yaşıyor sanki. Motor konusunda da şimdilik görünen çok iyi iş çıkaramadıkları. Onlardan beklenene kıyasla. 12 gün geçse de Ferrari motoru halen bilinmez olarak duruyor. İlk testlerden sonra çıkan Ferrari’nin motorda avantajlı noktalar bulduğunu bir daha göremedik, üstelik 75 beygir dezavantaj gibi şeyler duyduk. Ferrari sürekli aerodan şikayet ediyordu ama..



McLaren için son testler pek güzel geçmedi. Hızlı tur da denemediler. Button hala lansman aracını kullandığını belirtti, iki pilot da daha fazlasını geleceğini söyledi. Takım geçen hafta attığı turlarla bile zaman tablosunda 6. ve 7. olabiliyor. Güncellemeler yetişmemiş olabilir, bir ihtimal sakladıkları şeyler olabilir. Büyük ihtimalle şu an görünenden daha iyi durumda takım.

İki gündür Hamilton ve Button’dan RBR aracı için övgü dolu sözler duyuyoruz. Önceden de söylediğimiz gibi RBR’un aerodinamik olarak nerede olduğu bilinmiyor. Tekrar ortalıkta dönen beygir sayılarına dönersek, eğer gerçekse nasıl bir otomobil bu farkı kapatabilir ?

Testlerin parıldayan takımları Williams ve Force India ise podyum ve yarışlar kazanmak için çok iyi bir noktada. Gözler yine Williams’ta biraz tabii. Üstelik muhtemel dayanıklılık problemleri de kapıda birçok takım için. Normal bir kural değişikliğinden fazlası bu sezon. Sanırım herkesin dileği iki takımın da yarış kazanması, hatta şampiyonluk için yarışması. İlk yarışlar çok önemli olacak, bu noktada Massa ve sakin Bottas takıma avantaj getirebilir. 2012’de Barrichello olsaydı neler olurdu diye sormadan edemiyor insan. İki takımda 4 tane iyi pilot var, onların mücadelelerini izlemek de ayrı bir güzellik olacak.

Ufak detaylara gelirsek, ilginçtir geçen senelerdeki zirvedeki 5 takımdan 4’ünde önemli yönetim değişiklikleri var. Mercedes’de Brawn dönemi sona erip, Paddy Lowe dönemi başladı. Böylesine önemli bir yılda ilk defa takım patronu olacak, Lowe hep disiplinli McLaren sistemi içinde önemli bir parçaydı fakat takım yönetmek onun işi mi bu yıl göreceğiz. McLaren geçen sene teknik patronundan sonra bu sene takım patronunu da değiştirdi, aslında şu an bir takım patronu yok, birçok general var ama başları yok. En büyük baş ise Woking’den işleri yönetecek. Dikkat ettik, testlerin başında bu yana takımın yönetim kadrosundan performansa dair açıklama bile gelmedi, sadece pilotlar konuşuyor. Acaba içeride neler oluyor ?..

Üst tarafta önemli değişiklik yapmak zorunda kalan diğer takım da Lotus. Hem asıl patron hem de teknik patron yok. Belki Avustralya’ya kadar yeni patronlarını açıklarlar. Ferrari de boş durmadı, Allison’ı almıştı takım. Pat Fry’la yenilenmeye giden takım Allison geldikten sonra yetki paylaşımına gitti. Maranello’da karışık bir durum var, belki birkaç sene Fry gidebilir, belki büyük kelleler de. Yönetimde değişiklik yapmayan tek takım Red Bull. Burada anlattıklarımız etkileri sınırlı ve etkilerini kolay kolay hissedemediğimiz ve belki de asla öğrenemeyeceğimiz noktalar. Toparlarsak böylesine işlerin zor olduğu bir sezonda bu faktör RBR için ufak bir avantaj.

Toro Rosso ve Sauber orta sıralardaki hayal kırıklıkları oldu. Toro Rosso abisine benzer sıkıntılar yaşarken, Sauber de şaşırttı. Pek güçlü turları yoktu. İki takım da şimdilik kaybeden gibi duruyor.

Son 4 senede küme düşmemek için oynayan Caterham ve Marussia’dan kırmızı olanı şimdilik önde gibi. Hatta Marussia sorun yaşayan Lotus ve Toro Rosso’nun da önünde olabilir. İlk yarışlarda puan kovalayabilirler.



2014’de hem motor hem aerodinamik konuşuyoruz. İlk defa bu kadar iki için de optimum noktayı bulacak takım en önde olacak. Zaten Mercedes’in önde olma şansı da burdan geliyor. Geçen sene aerodinamik olarak da iyi işler yapabileceklerini gösterdiler, motorda da şu an en iyi gibiler. McLaren’in aracı tasarlarken Mercedes kadar rahat olmadığını biliyoruz.

Klasik bir test yazısı gibi noktalayalım. Evet tur zamanlarının anlamı pek yok ve her an her şey olabilir. Üstelik böyle bir sezonda. Fazla sıralama yapma hevesine kapıldık sanki. Öyle anlar gelecek ki hızların da anlamı kalmayacak. Motorlar dondurulmuşken nasıl bir savaş olacağını kestiremiyoruz. Doğal olarak öğrenme hızı normalden fazla olacak, geçen hafta çıkan haberde 2014 araçlarında hasarın giderilmesi normale oranla 2 kat uzun sürüyor denmişti. Gördük ki takımlar sorunlarla çok fazla uğraştılar. Bu da özellikle FP3’de takımların ihtiyatlı davranmasına sebep olabilir, hatta FP1’de bile.

Noktayı koymadan son uyarı da Albert Park ile ilgili. Pist hem cadde pisti hem çok yüksek df istemiyor. Bu sene getirilen 100 kg yakıt sınırını test etmek için ideal yer de değil-miş. Malezya hem yüksek df hem de yüksek sıcaklıkla birçok açıdan daha iyi bir belirleyici olacaktır. O yüzden Avustralya’da devasa farklar görmediğimiz taktirde çok fazla kafaya takmamak bile gerekebilir. Bugüne kadar üç yazı yazdık, hepsi de boş çıkabilir önümüzdeki hafta sonu. Şimdi 10 günlük bir sancılı süreç başlıyor. Tam şimdi saat 00.00’ı gösteriyor, FP1 için 10 gün 4 saat kaldı. Sadece 244 saatçik. Pazar günü öğlen ya da pazartesi günü buralarda oluruz inşallah, yeni sezon hayırlı uğurlu olsun.








13 Eylül 2013 Cuma

Taht Oyunları

Geçen yıl Hamilton'ın McLaren'den Mercedes'e geçişi, bu yıl da Webber'in emeklilik kararı bütün gridi birbirini katacağı düşünülüyordu. Nispeten de öyle oldu. Fakat özellikle Webber'in emekliliği domino etkisi yapmadı, onun yerine Ricciardo geldi, Toro Rosso'dan boşalan koltuğa da yine Red Bull'un programdan bi eleman gelecek. Madem önce Red Bull dedik, buradan başlayalım isterseniz.

Ricciardo RBR'ye gelince onlarca 2. pilot esprisi yapıldı. Bi tane de biz yapmayacağız. Yani insanların zihninde oldukça kötü bir Red Bull algısı var. Red Bull'un iki zıt uçtaki Ferrari ile McLaren arasında kalan politikası 2010'dan beri çok konuşuluyor. İstanbulparkt'tan beri aslında. RBR ne tam anlamıyla birinci pilot uyguluyor ne de tam anlamıyla eşitlik politikası. Bunda Webber'in kendine has yapısı çok önemli. Webber Red Bull ailesi içinde yetişmedi. Vettel de bildiğiniz gibi has eleman. Red Bull'un Ferrari gibi ölümcül olmayan lider pilot uygulaması onlara 2010 ve 2012'de şampiyonluklar getirdi. Çok ince bir denge var aslında. Webber özellikle bu iki yılda Vettel'le sonuna kadar savaşmış, bi yerden sonra da mağlup olmuştu. Zaten takım içindeki yalnızlığı ve 2010'da son yarışta kaybedilen şampiyonluk takım arkadaşına göre feci bir 2011 sezonu geçirmesine neden oldu. Fakat Ferrari'deki gibi sert olmayan politikası sayesinde Webber ezilmemiş ve 2012'de yine önemli bir çıkış yakalamıştır. Bu sezon da yine kötü olmasa da 2011'i hatırlatıyor. Red Bull'un Webber'e yaptıklarını diğer Avustralya'lıya neden yapamayacağını veya neden yapmayacağına gelelim.


Ricciardo ve Vergne 2008 Yılında Renault Dünya Serisi'nde



Öncelikle Ricciardo Webber gibi üvey evlat değil. O da Vettel gibi bu ailede yetişti. Vur ensesine al lokmayı yok. Aslında Webber de RBR'den çekip giderdi ama kariyerinin sonuna gelmişti ve orta sıra takımı bulmak yerine kazanan bir araçta olmak çok daha cazip gelmiş olmalı, yoksa Webber'i hepimiz biliyoruz. Ayrıca Ricciardo bir kanadının Vettel'e takılması veya Multi21 olayı yaşadığında takımı ona haksızlık ederse çekip gidebileceği yerler olabilir. Kendisini Vettel'e karşı kanıtlamış biri olarak gridde birçok takım ona kancayı atabilir, yani RBR'ye muhtaç değil tam anlamıyla. Vettel'in 2015'de bitecek anlaşmasıyla Ricciardo göstereceği performansla yeni Vettel olabilir. Takım birçok yönden Ricciardo'ya daha iyi davranmalı, yoksa Ricciardo vakası birçok açıdan Webber vakasına benzemeyebilir. Kardeş takımdaki boşluğa gelirsek, Vergne'in koltuğu sağlam gibi gözüküyor. Yanına gelmesi en muhtemel isim Felix Da Costa ise hem iyi görünmüyor hem de McLaren'in elemanlarının (Magnussen, Vandoorne) gerisinde görünüyor. Dr. Helmut Marko Felipe Nasr'ı da eledi, Daniil Kyvat için de F1 erken. Aynı şekilde Carlos Sainz Jr. için de, yine de sezonun geri kalanında Formula Renault'da da göstereceği performansla koltuğa göz kırpabilir genç İspanyol. Keşke Frijns'ı düşünse Red Bull kampı ama Marko'nun o malum sözlerden sonra Hollandalı'yı düşünür mü, çok zor.

Sezon boyunca Lotus ve Red Bull arasında gidip gelen Raikkonen sonunda Ferrari ile anlaştı. Ferrari 50 yıl sonra yine iki şampiyon pilotla yarışacak. Normalde bir çok hızlı pilotunun yanına, bırak şampiyonu onun ayarında bir pilot dahi almayan Ferrari herkesi şaşırttı. Herkeste aynı soru ; şimdi ne olacak ? Sorunun cevabını Alonso'da aramak gerekiyor ? Takıma ne kadar kızgın veya yaptığından pişman mı ? Dediği laflardan. Çünkü Raikkonen'in takıma alınması Alonso'dan bağımsız değil. Daha geçen sene 2. pilot için Alonso'ya danışıyoruz denmişti, bu sene Raikkonen'i aldılar. Alonso'ya danışılmadığı kesin. Üstelik Raikkonen'in anlaşması 2 yıllık. Belki de anlaşmanın yapılmasından bile önemli. Bilindiği gibi Alonso'nun sözleşmesi 2016 sonu, Vettel'in ve Raikkonen'in de 2015 sonu bitiyor. Yani artık istediği gibi takımda lider pilot olmayabilir. İlk başta danışılan pilot olmayabilir. Bu da Alonso'nun 2016 öncesinde takımdan ayrılmak isteyebileceği ihtimalini doğurabilir. Evet çok kolay bir ihtimal değil, zor da değil. Eddie Jordan McLaren'le Alonso'nun görüştüğünü yazdı 2015 için, Button da çıtlattı basına, arada kaynadı. McLaren ve Alonso yanyana eğri durabilir fakat McLaren'in şu anki kadrodan memnuniyetsizliği ve Alonso'nun huzursuzluğu çok şiddetli boşanan iki tarafı birbirine yakınlaştırmışa benziyor. Formula 1'de asla asla demeyeceksiniz. (Kimi Ferrari dedikoduları yayılmaya başladıkça Alonso'nun 2015 için McLaren'i düşünebileceğini Eddie'den önce söylemişliğimiz vardır, ehem ehem).





McLaren'de Button'ın sözleşmesi daha uzatılmadı. Muhtemelen uzatılacaktır, böylesine zor bir senede Button hemen hemen her yarışta bir şeyler deneyerek daha çok puan almaya çalıştı, fena da iş çıkartmadı. Perez keza öyle. Her ne kadar McLaren'in pilot kadrosuna burun kıvrılsa da kötü değillerdi kesinlikle. Perez şu an sadece 18 puan toplamış olsa da sıralamalarda sadece 7-5 geride. Ve kesinlikle kolay lokma değil, zamanında Coulthard'ın Hakkinen'e, Kovalainen'in Hamilton'a yapamadığı yardımı Perez Button'a yapabilirdi. Üstelik daha 23 yaşında. Genç yetenek Ricciardo ise 24. Sponsor desteğiyle de 2-3 sene daha McLaren'de yarışabilir. McLaren de muhtemelen 2014 sonunda Button'la yolları ayırabilir. Button'ın son zamanlardaki sözleşme şikayeti, hatta McLaren Alonso ile ilgileniyor demesi boşuna değil. Özetle McLaren'in aracı en büyük sorun olsa da özellikle Ferrari ve Mercedes'in yanında pilot kadrosu da çok güçlü durmuyor.


S. Vandoorne ve K. Magnussen



Madem taht oyunlarından bahsediyoruz McLaren'in genç yeteneklerine de gelelim. Şu an Formula Renault 3.5'da şampiyonluğa oynayan iki pilot da McLaren Genç Sürücü Programı'nda, Kevin Magnussen ve Stoffel Vandoorne. Eski F1 pilot Jan Magnussen'in oğlu Kevin'e McLaren koltuk da arıyor. En uygun koltuk da Marussia gibi görünüyor. McLaren ve Marussia'nın ortaklığı Magnussen için bir avantaj. Ayrıca Magnussen'in Jack&Jones'u da var. Muhtemelen Chilton'ı ekarte etmeye çalışacaklardır. 2014'de koltuk bulabilecek başka bir genç de Felipe Nasr. Brezilyalı'nın sağlam sponsorları var. O da herhangi bir boşlukta en büyük adaylardan. McLaren'in 2014'de de aynı dizilişe sahip olması yüksek ihtimal. 2015 ve sonrası için Vettel veya Hulkenberg'e yönelebilirler.

Lotus ise daha bugün Di Resta, Massa ve Hulkenberg gibi bir pilot havuzuyla ilgilendiklerini açıkladılar. Lotus'un hiç düşünmeden Hulkenberg ile en az 2 yıllık bir anlaşma yapması herhalde en mantıklı seçim. Nico da bu teklifi reddetmeyecektir çünkü diğer dört takımın kadrosu bir süre boşalmayacak gibi. Lotus da yarış kazanabilen bir takım. Grosjean ve Hulkenberg de kulağa fena gelmiyor. Ferrari'den ayrılan Massa içinse Force India ve Sauber seçenekleri göze çarpıyor. Brezilyalı muhtemelen bulabileceği sponsorlarla bu iki takımdan birisine geçebilir. Sauber'de Sirotkin'in yanında Gutierrez'in geleceği soru işareti. Performansı hiç yeterli değil, Telmex'in vereceği paraya bağlı olarak koltuğunu koruyabilir. Force India da halinden memnun gibi. Zaten onlar eğer kadroyu değiştirirse geleneksel biçimde üçüncü pilotlarını getiriyorlar, James Calado yani. Massa'nın geleceği şu an çok açık, ne desek boş kıvamında.



Force India yine son dakikaya kadar bekler pilotlarını açıklamak için, Sauber paraya bakar, Toro Rosso malum, beklemede. Caterham iki sponsorlu pilotuyla devam eder, Marussia'yı da söyledik. Eğer Chilton giderse muhtemel bir Bianchi-Magnussen çekişmesi de güzel olabilir, biri Ferrari'li bir McLaren'li. Yine de Bianchi 89, Magnussen 92'li, 3 yaş genç pilotlar için çok önemli, hele de alt serilerde. Ferrari genç sürücü programı için de çok naz yapıyor, Bianchi Chilton'ı ezdi geçti bu sezon, en azından daha üst bir takıma geçmesi için zorlamalılar. Son dört senenin şampiyonu Red Bull Ricciardo'yu getirdiyse Ferrari neden getirmesin. Aynı şekilde Hamilton Ferrari programında yetişseydi ne olurdu acaba diye de düşünmekten edemiyor.

Her sene olduğu gibi 2014'de de büyük bir merakla izleyeceğimiz mücadeleler şimdiden hazır ; Alonso-Raikkonen, Vettel-Ricciardo. Daha yenileri de eklenecektir bu listeye. Bakalım sene sonunda tahta kim çıkacak..






15 Ocak 2013 Salı

Glock ve Pic'in 2012 Sezonu Karşılaştırması

Charles Pic 2012'de Marussia'ya geldiğinde birçok kişi için 1 senelik Formula 1'e giriş yapan bir pilottu. Pic ise Di Grassi ve D'Ambrosio'ya göre daha dişli çıktı ve sponsor desteğiyle Caterham koltuğunu kaptı. İlginçtir ki, sponsorsuz Glock'un Singapur'daki başarısı Caterham'ın sponsporsuz Kovalainen'i koltuğundan etti ve paralı takım arkadaşı Pic'e bir yer açtı. Gridin ortasında ve sonlarındaki gün geçtikçe azalan parasız yatılı pilotların son örneklerinden Timo Glock. Aynı zamanda Formula 1'de koltuğunu kaybettikten sonra (2004 sezonunda az biraz yarıştı) dönebilen nadir pilotlardan Glock. Hemen akla gelen diğer isimler de Heidfeld ve Hulkenberg. 2013'de Sutil de yapabilirse Alamanların ilginç bir istatistiği olacak.

Tüm sporlarda olduğu gibi Formula 1'de de genç bir sporcu her zaman yaşlı kurta tercih ediliyor. Öncelikle bu tarz bir yanlış algılamaya engel olmak gerek. 'Aman zaten yaşlandı o da' demek biraz haksızlık olabiliyor. Marussia, Caterham gibi gridin arka tarafında olan takımlar için sıralama performansı biraz daha net bilgi verebiliyor, çünkü sürekli tur bindiren pilotlara yer vermek, öndekilere göre daha fazla mekanik sorunla uğraşmak gibi problemler yarış sonuçlarını doğru bir karşılaştırma aracı yapmaktan çıkarıyor.



Glock hastalığı dolayısıyla katılamadığı Avrupa Gp'yi çıkarırsak, sıralamalarda Pic'e karşı 13-6'a üstünlüğü var. Pic tecrübeli takım arkadaşını Bahreyn, İspanya, Almanya, Macaristan, Kore ve Abu Dhabi'de geçmiş. Glock'un yağmurlu yarışları saymazsak Pic'e attığı en fazla fark ise Spa'da 1.157 sn,  ayrıca 2 yarışta 1 sn'den fazla, 6 yarışta yarım saniyeden fazla fark atmış Pic'e. Pic'in en fazla attığı fark 0.450 sn ile Katalunya Gp olmuş.

Glock 2012 sezonunun sıralamalarda toplam 7.623 sn fark atmış Pic'e, yani yarış başına Pic'den 0.4 sn hızlıymış. Bunda yağmurlu Britanya Gp'nin etkisi var biraz da, çünkü Glock o yarışta 2.5 sn fark atmış Pic'e. İki yağmurlu sıralamayı çıkartırsak yarış başına 0.3 sn daha hızlı Glock. 0.3 sn bile oldukça yüksek sayılır. Ortalama bir fark çünkü. Üstelik Pic bazı yarışlarda HRT pilotları tarafından da geçilmiş. Her şey bir kenara, Pic'in çaylak olduğu da unutulmamalı.

Bizim de çalışma kağıtlarımız var.


Pic'in Glock'u geçtiği yarışlara bakarsak, çok düzenli dağılmadığını görürüz. Eğer Pic Glock'u sezonun ilk yarısında bir yarış, diğer yarısında beş yarış geçseydi, evet takıma alıştı ve kalitesini gösterdi diyebilirdik, oysaki Pic sezonun ilk yarısındaki 9 yarıştan 3'ünde öndeyken, ikinci yarıdaki 10 yarışın 3'ünde takım arkadaşını geçebilmiş. Pic Hulkenberg örneğinden ayrılıyor bu noktada, Hulk alıştıktan sonra düzenli olarak geçmeye başlamıştı Di Resta'yı. Sezonın son iki yarışında örneğin Glock 0.6 sn daha hızlıymış Pic'den. Bir ara Belçika'da Glock'un Pic'den şikayet etmesi Marussia'nın haber olmasını sağlamıştı. Fakat işler göründüğü gibi değildi, temiz lastikleriyle Pic'den hızlı olan Glock genç Fransız'ı bir an önce geçmek istemiş, Pic de az olsa direnebilmişti, yine de takım emirleri olmaması güzel, Pic'in hanesine de artı olarak yazıldı ayrıca bu direniş.



Paralı yatılıların spora tutunması da güzel bir şey F1 ve taraflar adına. Son birkaç yılda Perez, Maldonado, Grosjean ve Pic'in sadece parayla yarışmadıklarını kanıtlamaları deyim yerindeyse gönüllere su serpri. Zira hem paralı olup hem de yeteneksiz olmaları çekilmiyor. Glock ve Pic benzerine çok rastlanan genç-yaşlı pilot durumuna karşı bir örnek olay incelemesi olarak da görülebilir. Yazıyı yazmadan önce Glock'un 2009'da Renault'un teklifini reddettim demesi aklıma gelmişti, insan ister istemez kızıyor, Glock da kendince haklı, kimse 2010'da neler olacağını bilmiyordu, herkes F1'den çekilmeye bakıyordu. Sanırım koskoca gridde seneye nerede yarışacağını bilen bir tek Lewis Hamilton vardı. Abu Dhabi'de ise sadece 6 pilotun geleceği belliydi 2010 için. Umarım Glock, Kovalainen gibi maaş alarak yarışan pilotlar hak ettikleri değeri bulurlar, bir taraftar olarak sponsorsuz pilotlara her zaman pozitif ayrımcılık yaparak bakıyorum. O değil de gridde niye hiç İtalyan pilot yok ?...

14 Eylül 2012 Cuma

Avrupa'ya Gri Veda : Spa ve Monza GP'leri

İlk tur, son sektör

Macaristan : McLaren - Lotus
Belçika : McLaren - Red Bull
Monza  : McLaren - Ferrari
McLaren son üç yıldır klasikleşen 'Valencia-İngiltere-Almanya Performans Kaybetme Şenlikleri'nden sonra sazı eline aldı. Hatta üç yarışta kazanırken hepsinde farklı takımlarla mücadele etti. Spa ve Monza'da kazanarak iki şampiyonluğu da daha heyecanlı hale getirdi. Her ne kadar Spa'da Button rahatça kazandıysa da Vettel'in performansı gözlerden kaçmadı. Bu yarışa dair anlatacak pek bir şey yok Grosjean'ın sebep olduğu kaza haricinde. Grosjean'ın cezasını hemen hemen herkes haklı buldu da hukuki olarak tamamen skandal. Şampiyonanın önde giden adaylarını saf dışı bıraktı açıklaması bazı pilotların daha fazla adalete sahip olduğunu gösteriyor. Lotus bu noktaya itiraz edebilirdi, en azından basın önünde dile getirebilirdi. Button'un McLaren'le ilk podyumu ve Hamilton'ın twitter skandalı ise unutulmayacak başka şeylerdi.

Spa ve Monza yüksek hızlı pistler olsa da F1'in en teknik pistlerinden. Özellikle de Monza'da takımın doğru ayarları bulması gerçekten zor iş. Düşük df, yüksek düzlük hızı gibi bir basit bir denklem yok işin içinde, evet pist sizden bunu istiyor ama aracınız buna ne kadar uygun ? Monza için dersine iyi çalışmak önemli, pistin istedikleriyle aracınızın özelliklerinizi örtüştürmeniz lazım. 2010'da herkes McLaren galibiyeti beklerken Ferrari kazanmış, 2011'de ise dersine iyi çalışan Red Bull herkesi şaşırtarak adeta uçmuştu. 2012'de ise Ferrari dersine daha iyi çalışmış gibi gözüktü. Son iki yarışta McLaren'in 0.7 sn civarında geri kalan takım Monza'da pol mücadelesine girişti. Belki McLaren de dersine iyi çalışmamış olabilir çünkü yüksek df ve fena olmayan bir düzlük hızıyla daha rahat ayar yapma şansına sahiptiler.

Patroınlar konuşuyor.


Q3'de sorun yaşayan Alonso'nun yarışta kazanacak bir hıza sahip olması şampiyona için kritik olabilir çünkü kağıt üstünde McLaren'in en zorlanacağı yarıştı Monza. Tabii bu yıl neyin ne olduğu belli olmadığı için her yarış farklı bir tablo görebiliyoruz. Yine de son yarışlarda lastiklerden eskiye nazaran çok daha az bahsedildiğinden de takımların lastikleri anladığının varsayabiliriz. McLaren'i bir kenara koyarsak Lotus, Red Bull ve Ferrari'nin sürekli değişen sıralaması kilit olacaktır. Lotus'un son iki yarışta lastik koruma konusunda kendi performanslarının gerisinde kaldığını gördük, aksine McLaren'in de lastiklerini hemen harcamadığını, Red Bull ve Ferrari'nin de sırasıyla Belçika ve İtalya'da McLaren'le boy ölçüştüğü ise gözlerden kaçmadı. Peki Sauber'in Belçika gibi ön sıralardan kalktığı yarışlarda ön grup onların lastik korumasıyla boy ölçübilecek mi ? Şampiyona açısından yine önemli olabilecek bir mücadele. Sauber'in ön sıralardan kalktığı bir yarışı kazanabilir demek de kolay değil, Spa bunun için önemli bir ölçüt olacaktı, orada acaba yarış performansından fedakarlık ettiler mi, ettilerse ne kadar ettiler bilemiyoruz.

Uçtu uçtu Vergne uçtu..


Button, Vettel ve Webber'in yarış dışı kaldığı günde Perez günün tartışmasız en çok konuşulan ismi oldu. Yarışa 8. sıradan başlayan Kobayashi 6.turda Perez'e geçiliyor -muhtemelen çok sorun çıkarmamıştır. - ve her tur yaklaşık yarım saniye geride kalıyordu Meksikalıya göre. Perez'in performansından gözlerden kaçan bu fark çok normal gelmedi açıkçası. Kobayashi ilk 10'a girmenin cezasını mı çekti ? Taktikleri belirlerken Pirelli'nin lastik hamurları arasında bazen hiç fark olmuyor, böyle durumlarda sert lastikler daha bir avantajlı oluyor. Kobayashi 20.tur pite girerken Perez 29.tur içeri girdi. Checo Alonso'dan  9 tur, Hamilton'dan 5 tur temiz lastikleriyle 8.sıradan başlayarak önündekilere teker teker geçmeyi başladı. Ancak 36.turda Raikkonen'den kurtularak önünü açabildi. Önü açılan Perez ön gruptan 1.5 sn çalarak geliyordu. İki Ferrari'yi geçince McLaren tempoyu yarım saniyeye yakın artırdı ve Hamilton Monza'da ilk defa kazandı. Açıkçası tur derecelerini incelemek de pek işe yarar bir şey değil mücadele olmadıkça. Özellikle de McLaren'in son iki yarışta rahatça lider gitmesinden dolayı. Üstelik Monza ve Spa biraz kendine has pistler, önümüzdeki yüksek df pistler için tam bir gösterge sayılmaz. Ne yazık ki F1 takviminde pistler gittikçe birbirine benziyor, acaba neden ?

Lotus'un kendi geliştirdiği D-DRS'si yarışta kullanamaması ve Red Bull'un bir türlü beklenen güncellemeyi yapamaması gelişim yarışının belirleyicileri oldu Uzak Doğu öncesi. Red Bull'un sezon arası öncesi aldığı yasaklar sanki bünyede yavaş yavaş kendini hissettiriyor. Hızlanmanın önemli olduğu pistlerde sene başındaki gibi güçlü olamayan Red Bull var. Yine de derli toplu değerlendirmek için Singapur'u beklemeliyiz, çünkü Macaristan'dan yaklaşık 2 ay ve 3 yarış sonra daha sıkıcı ve karanlık başka bir Macaristan GP'si izleyeceğiz. Bu arada yavaş yavaş yaklaşan bir Sauber galibiyeti ve ilginç şekilde hala galibiyeti olmayan bir Lotus var.

Görünmeyen Rekabetler

Grosjean renk vermedi..
Arka ve orta sıralardaki rekabete başlamadan önce Raikkonen'in ve Schumacher'in son yarışlardaki muazzam performansı da gözlerden kaçmıyor. Schumacher en büyük eksisi sıralama turlarını düzelttikten sonra Rosberg'in önünde yer almaya başladı, Raikkonen hem kendi gelişimi hem de Grosjean'ın hatalarıyla takımın lider pilotu oldu. Grosjean ve Maldonado sürekli kazalara karışsa da grid için önemli pilotlar çünkü ikisi de tek turda iyi. Pilotlar tecrübeyle tek turdaki hızını -yani yeteneğini- pek fazla geliştiremeseler de yarışlarda daha akıllı davranmayı öğreneceklerdir. En azından hızlı bir şekilde öğrenmelerini umalım.

Podyuma çıkamayan takımlardan Force India'da son yarışlarda Hulkenberg göz kamaştırmaya başladı. Hem cumartesi günü İskoç takım arkadaşını geçiyor hem de Belçika, Valensiya gibi olaylara karışmadan iyi yerlerde bitiriyor. Di Resta sanki medyanın biraz abartısı mı diye de düşünmeden edemiyor insan. Yine de erken. Toro Rosso'da ise Ricciardo 10-3 yaptı sıralamalarda. Vergne Monza'dan önce iki yarış Avustralyalıyı geçince acaba demiştik. İlginçtir Vergne'in 8 puanına karşılık Ricciardo'nun 4 puanı var. Diğer mücadele ise Marussia'da. Sıralamalarda 8-4 önde olsa da Glock, Pic diğer takım arkadaşlarından daha dişli çıktı. Belçika'daki mücadele ve Glock'un açıklamalarıyla kendi çaplarında gündem oldular. İkilinin mücadelesine de arada bakmak gerekiyor. Gridin sonundaki HRT ise Caterham ve Marussia gibi 3 yıldır bir tane 'iş bilen' bir tane paralı pilotları olsaydı şimdi daha güçlü olabilirlerdi. Ayrıca Marussia Glock'la Belçika'da Petrov'a 0.4, İtalya'da 0.150 sn uzaklıktaydı, kim bilir yakında Marussia garajında da bir kutlama görebiliriz..






26 Haziran 2012 Salı

Boullier Korkak * : 2012 Avrupa GP


Böyle bir başlık atmak için sebep üretmeye çok uğraştım ama sonunda dayanamadım. Neden böyle bir başlık attığımı aşağıda anlattım.
Bu başlıktan önce daha absürd bir başlık olarak McLaren'in en hızlı pitleri yapması konusu da güzel olabilirdi, yarışta 20 sn'nin altındak pit yapan üç isim vardı ; Hamilton 19.3 sn, Button 19.6 ve Alonso 19.7, şaka gibi ama gerçek.

Türkiye'de yaşayan F1 fanları için yaz dedin mi akla iki büyük çile gelir; birisi Valencia GP, diğeri de Serdar Ortaç ya da Demet Akalın'ın albüm çıkarmasıdır, Allah'a şükür ilkini güzel atlattık atlamasına da ikinci ve daha büyük çileyle bütün yaz nasıl uğraşacağız bilmiyorum. Valencia GP de aslında SC girmeden önce eski yıllardan çok da farklı değildi. Sezonun başa güreşen 7 takımı arasına bu sefer Force India katılarak Q2'ye kalmanın bile zor olduğu bir Valencia GP bizi bekliyordu.

Monaco ve Kanada'dan daha çok downforce ayarının seçildiği Valencia'da çekişin yine önceki iki yarış gibi önemli bir bileşen olduğu kesindi. Amma lakin Vettel'in Q3'deki hızının sadece çekişle açıklamak pek mümkün gözükmüyor. Diğer seçenek olarak da hızın ayarlardan mı olduğu sorusunu akıllara getirdi getirmesine de Vettel'in yarıştaki hızı bu konuda şüphe bırakmadı. Yaşadığı maddi zorluklara rağmen hala F1 gridinde olan HRT'den De La Rosa Q1'de liderden sadece 3.3 sn gerideydi, Kanada'daki hızları da dikkatimi çekmişti, burdaki fark daha sevindirici, Glock'un yokluğunda Marussia'yı da geçmekte zorlanmadılar. Gerçek bir pist olan Silverstone'da bir gözümüz de onların formunda olacak, üstelik pist kısa değil. Birçok F1 izleyicisi özellikle bu iki takıma pek sevgi beslemese de Honda, BMW gibi markaların F1'den öyle ya da böyle uzaklaştığını düşünürsek saygıyı hak ediyorlar demek yanlış olmaz sanırım. Jenson Button Q3'e kadar Hamilton'la başa çıksa da Q3'de yavaş kaldı, yine de çok önemli bir adım attığını söylenebilir, Silverstone için kesinlikle gözden kaçırılmamalı.

Vettel'in hızında Hamilton'ın anormal yavaşlığının, önünün açık olması da etkili oldu, bunların yanında Vettel'in hızının tam olarak ne kadarının gerçek olduğunu tespit etmek önemli. Grosjean Hamilton'ı geçtiğinde lastikleri muhtemelen Vettel'den daha çok yıpranmıştı, Vettel 9.turda Hamilton ile farkı 10.1 iken, bu turda Hamilton'u geçen Grosjeanla farkı 10.turda 11.4, 15.turda da 15.2 sn idi, yani tur başına 0.8 sn. Lotus'un iyi lastik sakladığını da hesaba kattığımızda Vettel gerçekten hızlıymış demek zor olmaz. Grosjean'ın Hamilton'ı geçişi DRS ve Pirelli yardımı olsa da izlemesi güzeldi unutmadan, Grosjean yarış dışı kalmadığı her yarış kendini geliştiriyor. İlk pitlerden sonra 15.8 sn olan ikilinin farkı Grosjean'ın trafiğe de takılmasıyla 24.turda 20.8 sn'yi buldu. Grosjean bu turdan sonra vitesi artırıp SC girmeden önceki turda (27.tur) farkı 19.2 sn'ye indirmişti. Lotus'un lastiklerini bu kadar iyi saklamasının nedenlerinden ve dezavantajlarından olan lastiği ısıtamama problemi hem ilk pitlerden sonra farkın açılmasına hem de SC çıktıktan sonra iki Lotus'un da rakiplerine geçilmesine sebebiyet verdi. Pirelli geldiğinden bu yana yarış sonlarında devasa farkların olmaması en fazla df (downforce) üreten aracın aynı zamanda en fazla lastik harcayan takım olmasından kaynaklanıyor. Lider pilotunun önünün açık olması ise muhtemelen sadece bunu azaltan bir faktör. Serhan Acar'ın dediği gibi cadde pisti olması da Vettel'e önde uçup gitmesine katkısı olmuştur. Unutmadan Grosjean Hamilton'u geçtikten sonra 2.5 tur içinde İngilize 2.7 sn fark açıyor.

Sam'in işi zor...
SC ile baştan aşağı değişen yarış, pitlerdeki aksiyonunu da beraberinde getirdi. Ondan önce Raikkonen'in ilk piti 21.8, Kobayashi tam 23 sn sürerken, Alonso'nun piti 19.7 sn sürmesiyle bu ikiliyi de geçmeyi başarmıştı. Alonso startta 3 yer kazanırken, sonrasında Di Resta ve Maldonado'yu pistte, Raikkonen ve Kobayashi'yi pitte, sonra diğer pitlerde Hamilton'u, SC'den sonra Grosjean'ı geçip, Vettel'in de yolda kalmasıyla liderliğe kadar yükseldi. Alonso çok agresif ve müthiş bir geçiş pilotu olmasa da bazen öyle anlarda atak yapıyor ki, önündeki gafil avlıyor ve ona hareket imkanı bırakmıyor. Alonso'nun liderliği alışı akıllara Kore'deki ilk yarışı hatırlattı. Yarışın son bölümünde Alo-Gro-Ham-Rai sıralaması varken, Alonso ve Hamilton'ın Lotus'lara direnemeyeceği seziliyordu, özellikle de Hamilton'ın. Grosjean'ın yarış dışı kalmasıyla rahatlayan Alonso'dan sonra DRS bölgesinde gezinen Hamilton ve Raikkonen ikilisi de yarışın sonuna kadar beraber gittiler. 47. turda 6.6 sn gerideki 4. Maldonado ile aynı dereceyi yapan Hamilton, o andan itibaren arkasındaki ikiliye zaman kaybetmeye başladı. Maldonado önü açık Alonso'dan da hızlıydı, burdan yakınca kazanın kaybedenin Maldonado olduğu çıkarımı da yapılabilir. Öyle ki 50.turda Maldonado liderden 0.7 sn, arkasındaki Hulkenberg de aynı şekilde 0.6 sn daha hızlı. Muhtemelen Raikkonen de Lewis'e takılmasa bu ikili kadar hızlı olabilirdi. Alonso'nun yarışın sonundaki yavaşlığı mazur görebilir çünkü araç yarışta oldukça iyiydi fakat Hamilton bütün yarış boyunca neredeyse savunma pozisyonunda geçirmesi McLaren'in berbat bir yarış geçirdiğinin göstergesi. Hem yavaş bir araç, hem de lastikleri daha erken bitiren bir araçtan felaketi olamaz Pirelli'li Formula 1'de. O sıralar yeni pite giren Rosberg'in tur zamanı da 50.turda tam 1.42.614. Ona karşı Alonso 1.45.3, Ham 1.44.7, Mal 1.44.6, Hulkenberg 1.44,7. Gerçi Alonso'nun o turda anormal bir yavaşlığı var,51.turda da Hamilton'un derecesi düşmeye başlıyor iyice, 1.45.2, Rosberg yine uçarak 1.42.7, Mal 1.44.6, Hul 1.45.0, Per 1.45.5. Ve sonunda malum kaza, Hamilton yarış dışı kalırken, Maldonado da devam etmesime rağmen aldığı cezayla 1 puandan oluyor, efsane podyuma geri dönüyor, bir ara yine mi Webber geçecek derken, Schumi direnip hiç beklemediği bir yarışta 155. podyumunu kazanıyor.

McLaren'in rakiplerinin güncellemelerine cevap verememesinin bir nedeni de Button'ın anormal yavaşlığı üzerine gitmeleri olduğu söyleniyor. Hamilton'ın cumartesi günü yine olağanüstü bir iş çıkararak 2.olması bir şeylerin üstünü örtse de pazar günü gerçek bütün çıplaklığıyla ortayadaydı. Geçen sene de McLaren burda anormal bir yavaşlık göstermişti. Red Bull'un sadece çekişle bu hıza ulaşmadığı, takımın Valencia'ya adeta B versiyonu getirdiği başka konuşulan konulardan biriydi. Haftanın en iyisi Alonso olmasına rağmen, en hızlısı kesinlikle RB8 ve Vettel'di. Son zamanlardaki en agresif yarış olan Valencia'da kazalar, sürtünmeler, parçalar adeta havada uçuştu. Kobayashi, Vergne ve Maldonado cezaları kesinlikle hak ettiler, özellikle Kobayashi ve Vergne kazalarına çok açık şekilde sebebiyet  verirken, Mal-Ham kazasında da Maldonado daha sakin kalmalıydı. Whitmarsh Lewis'in daha sakin olması gerektiğini söylerken haklı olsa da, bu noktadan sonra yapılan Lewis gibi birine zulümdür galiba. Lastikleri bitti diye arkasındaki sürücüye nazik davranmak da neymiş, F1'i anlamak zor oluyor bazen, kazanmanın her şey olmadığını birileri bazen söylemeli. -başka sporlarda da- Yarışta önemli puanlar kazanan Alonso, Raikkonen veya Schumacher değil Hamilton da kazandı bir şeyler bence. Sadece Hamilton değil, agresiflik mevzuunda pilotlara sürekli baskı yaparak yakında sadece DRS ve pitlerde birbirini geçen pilotlar izlememiz uzak değil galiba. Konu taştı, lastikler anlaşıldı mı anlaşılmadı mı asıl Silverstone'da göreceğiz. Soğuk havayla beraber Lotus'un şansının azaldığını, pistin en çok FW34'e  ve MP4-27'e uyduğu söylenebilir, Lotus'un soğuk havada performansını, Mercedes'in soğuk havadaki avantajının ne boyutta olduğu önemli sorular olacak, RB8'nin büyük güncellemeleri de şu sitede ayrıntılı bir şekilde anlatılmış. Bir çok şeyi İngiltere'de göreceğiz diyoruz da, bu sene neyi biliyoruz ki, senenin ortası gelmiş ve aero pistine giderken kimin en hızlı olacağı konusunda kimsenin bir fikri yok.

* Hıncal Uluç'un herhangi bir maçtan sonra takımlardan birinin hocasına Korkak demesi meşhurdur, başlıkta da basketbol spikeri ve yorumcusu Orkun Çolakoğlu'nun Hıncal Uluç'a gönderme yaparak Popovich Korkak (San Antonio Spurs koçu) demesinden esinlendim, Allah'dan Hıncal Uluç F1 izlemiyor, yoksa Domenicali'yi takımda hala tutan Monte'yi, sonra Sam Micheal'ı hala göndermeyen Whitmarsh'ı yerden yere vuracağı, en çok eleştiriyi de Boullier ve Ross Brown'a yapacağı kesindi.