Jules Bianchi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Jules Bianchi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Kasım 2013 Perşembe

Bundan Sonra Ne Olacak 2 - Genjler

Bugünkü yazıda Kevin Magnussen, Daniel Ricciardo, Daniil Kyvat gibi pilotların geleceği ve orta ile alt sıradaki takımları tercihleriyle ilgili bir şeyler karalayalım dedik.


2010 Spa-Francorchamps



Her şeyden önce gridin çoğunun geleceği sponsorlara bağlı. Son yıllarda artış gösteren bu trend 2014'deki artan maliyetlerle pik yaptı. Şu an en çok konuşulan konu Lotus'un Quantum'la anlaşma yapıp yapamayacağı. Ona göre pilot alacaklar çünkü. 30 Milyon Euro'luk desteğiyle Maldonado sırada bekliyor, yine belki ondan daha fazla parasıyla Perez Telmex'iyle ortalığı karıştırabilir.

Lotus'a değinmeden Hulkenberg'e geçelim. Aslında ona da pek değinmeye gerek yok, yaptıkları ortada. Bugünkü haberlere göre son 2 yarışta Lotus'a geçmeyi istememiş. Lotus gelecek sene için koltuk garantisi veremiyorken çok yerinde bir karar olmuş. Sauber'e geçmekle aceleci davrandı sanki, çünkü Sauber 2012'de iyi bir performans gösterse de onun için yatay bir geçiş oldu, dikey değil. Hem de Force India'nın Sauber'e göre daha az sponsorlara bağlılığı olan bir takım. Şimdi atıp tutmak kolay tabii, belki de Sauber Ferrari'ye geçmek için bir araçtı.







Ferrari demişken Kırmızıların diğer pilotu Bianchi de Marussia'da kalmaya devam ediyor. Bianchi'nin de hayalinde muhtemelen Ferrari koltuğu vardır fakat Ferrari bu konuda biraz acımasız. Raikkonen fırsatı çıkınca Hulkenberg'i elemekten çekinmediler. 1-2 yıl sonra Bianchi bu koltuğa oturmaya hazır olunca eğer pazarda Vettel veya Hamilton fırsatı olursa Bianchi'nin yüzüne bakmayabilirler, kimse de şaşırmaz. Özetle Ferrari kendi pilotlarına karşı McLaren veya Red Bull gibi yumuşak değil, aslında Bianchi için Lotus'u düşünmüştük ama bizi pek kaale almadılar.

2013 için hem Button'la takım arkadaşlığı hem de sezonu en hızlı bitiren araca oturmasıyla Perez için rüya gibi bir sezon bekleniliyordu. Şimdi ise Perez koltuk arıyor. Peki McLaren neden Magnussen'i seçti ? Öncelikle şu habere bakmanızı öneririm. Kaba bir tabirle McLaren Perez'den yeni bir Button yapmaktansa, Magnussen'den yeni bir Hamilton çıkarmayı tercih etti. McLaren'in içinden de gelen görüşlerle takım ön sıralardaki en güçsüz pilot dizilimine sahip. Button'ın da diğer şampiyonların seviyesinde olmadığına inanılıyor. Button biraz değişik bir pilot, şimdi ona hiç girişmeyelim ama bi şekilde Button'ın ufak da olsa bir farkla diğerlerinin seviyesinde olmadığını kabul ediyoruz. Yeri geliyor bunu sebebi tek tur, yeri geliyor yumuşak stili oluyor.






Perez'in sıralamalarda sadece 9-8 geride olduğunu hatırlamak gerek, daha Formula 1'de 3. yılı. Yarışlardaki agresifliği de çekici aslında. Bu seneki şanssızlığı McLaren'in artık hataya tahammülü kalmaması. Abu Dhabi'den sonra ciddi şekilde Magnussen mi Perez mi daha iyi tartışıldığı gelen haberler arasındaydı. Perez'in takımda kalmasının diğer şartı, belki de asıl şartı, Button'la mücadele edebilmesiydi. Birçok kişiye göre yenilmiş olsa bile ortadan net bir yenilgi durumu yok. Üstelik Perez'in asıl çıkışı ancak 2014'de mümkün olabilirdi. Kararın doğruluğu veya yanlışlığı bir kenara acımasız olduğu bir gerçek, Perez ilk başta yeni bir Coulthard veya Kovalainen olarak görülebilir fakat ikisinin yapamadığı katkıyı takıma yapabilirdi. Kararın bu kadar geç verilmesi de hem onun adına hem de pazardaki diğer sürücüler için kötü oldu, Gutierrez'in şansı da hemen hemen hiç kalmadı.

Perez konusunu kapatmadan birkaç şey daha eklemek gerekiyor. Perez'in takıma alınmasında Hamilton'a misilleme amacı vardı. Hatırlarsanız Perez açıklaması Hamilton'ın Mercedes açıklamasından önce gelmişti. Bunun yanında Ferrari Akademisi'nden birini transfer etmek de rakip takıma ayrı bir çalım oluyordu. McLaren misilleme yapmak uğruna pazar günkü Singapur Gp'den sonra 4 gün içinde Perez'le tamamen anlaşıp imzayı attırmıştı. Ki, daha o günlerde Massa da Ferrari ile anlaşma imzalamamıştı. Takım birkaç yarış daha beklese muhtemelen Hulkenberg'le sözleşme imzalar ve bu sene Button'a yol görünebilirdi veya Magnussen için bu kadar zorlamazlardı. Kader işte.

Ricciardo'ya geçelim. Avustralyalı pilotun geleceği çok açık. Birçok kişi onun yeni bir Webber olacağı görüşüne sahip olsa da durum daha pozitif. Tabii Red Bull'un onu nasıl bir pilot olarak gördüğüne bağlı. Vettel gizli lider olarak devam mı edecek yoksa McLaren tipi bir savaş mı olacak. Yine de 2010 İngiltere veya 2013 Malezya gibi takımın alenen Vettel'e tutmayacağını söyleyebiliriz. Önceden de dediğimiz gibi Ricciardo'nun 4 şampiyonluğu bulunan pilota karşı savaşması ona diğer bütün koltukları açabilir, özetle Red Bull'a muhtaç olmayabilir. Mark kariyerinin sonundaydı, Daniel ise başında. Hem de Vettel'in ayrılık ihtimaline karşı Red Bull'un da geleceği. Yendiği takım arkadaşı da hiç fena kariyeri olmayan birisi. Özetle Ricciardo Webber'in devam filmi olmayacak sanki.


Sahi bu kadar gülecek ne vardı ? 


Red Bull'un diğer genç yeteneği Daniil Kyvat'a gelirsek. Hem Red Bull hem de Rus sponsorları sayesinde onun da geleceği çok açık. Sirotkin koltuğa oturamazsa gridin de en genç pilotu olacak 94'lü elemanımız. Vergne de onun için iyi bir kıyas noktası olacak. Vergne'in de son şansı olabilir, alttan gelecek sürücülere de bağlı olarak. Şu an Akademi'de ses seda yok, Felix da Costa'nın son bir şansı daha olacaktır.

95'li Sirotkin ise yaşına göre fena iş çıkartmadı bu sene. Şampiyonluğa oynayan McLaren elemanlarından 3 yaş daha küçüktü. Tam gerçek bir pilota dönüşecekken kurtlar sofrasına atmak istiyorlar onu. Biraz Raikkonen havası var, gerçekten soğuk duruyor. Eğer gerçekten Raikkonen gibiyse 1 sene er ya da geç fark etmeyecektir onun için. Şu an için takım arkadaşı belli değil ama gelecek pilota göre onun da gerçek hızını görebiliriz. Aday çok, ne desek boş şimdi.

90'lardan bahsetmişken Magnussen'e de değinelim. 2014 onun için hazırlık senesi olacak öncelikle, Hamilton efekti beklememek gerek, onunla karşılaştırmamak da. Button'ın seviyesine ulaşması bakalım kaç yarış alacak ya da ulaşabilecek mi ? Özellikle cumartesi günlerine bakmak gerekecek, Button'a birçok kişi burun kıvırsa da pazar günü ne yapıp edip aracın potansiyelinin üzerine çıkabiliyor. Hamilton'la 3 yıllık puan karşılaştırması ortadayken birinin Button'ı net şekilde geçmesini beklemek saflık olur. Hamilton'ın 2007 Avustralya'da Q3'de Alonso'nun 0.25 sn gerisindeydi, Magnussen ne yapabilecek..




















95'li Sirotkin, 94'lü Kyvat, 92'lü Magnussen, 89'lu Ricciardo, Bottas ve Bianchi. Perez'in 90'lı
olduğunu unuttuk bak. 91'li Chilton da var. Şimdi baktım da Pic de 90'lı. Kusura bakmayın Chilton + Caterham'ı pek kaale alamıyor insanlar. Bugün varlar, yarın yoklar. Gerçi Van der Garde ve Chilton'ın arkasında sağlam sponsorlar var deniyor. Caterham'ın da eğer birini değiştirecekse bu Pic olabilir. Pic'in Fransızlığı yetmeyebilir takıma, Hollandalıya karşı net bir üstünlük de sağlayamadı. Van der Garde'yi sorduğunuzu duyar gibi oluyorum, o Hamilton'la yaşıt.

Sanırım bu grid birçoğumuzu yaşlı hissettirecek cinsten. F1'e 2000 yılında giren Button ve 2001'de giren Alonso ve Raikkonen artık gridin en yaşlıları. Geçen akşam bir F1 gazetecisinin bir tweeti vardı Magnussen'in Nigel Mansell'in şampiyonluğundan sonra doğduğuyla ilgili. Hamilton, Rosberg, Vettel, Hulkenberg gibi isimler de artık orta yaşlı olacak. 2014 yukarıda saydığımız genç pilotların hepsi için çok kritik bir sene olacak, çoğunun gerçekten kıyaslamak için önemli takım arkadaşları olacak.



12 Ekim 2013 Cumartesi

2013'de Takım İçi Rekabetler

İşlerin fazlasıyla sıkıcı hale geldiği 2013 sezonunda biz de başka şeyleri kafaya takmaya başladık. Aslında pilotların sıralama performansları hep kafaya takmışızdır. f1fanatic.com.uk'un şu haberindeki muhteşem verilerinden sonra bize de yazmak kaldı. Bakalım bu sene kim neler yapmış cumartesi günleri.
























Bu yıl rakiplerini bütün sıralama turlarında geçen bir tek Vettel var. Ama yazıda pek Vettel'e
odaklanmayacaz. Vettel'in bu seneki başarısı ve Webber'e karşı üstünlüğü hakkında çok şey yazıldı ve çok iyi bir örnek değil artık takım arkadaşlarını kıyaslamak için. Vettel'den sonra takım arkadaşlarını 13'e 1 geçen Hulkenberg ve Bianchi var. Ardından Vergne'i 10'a 4 geçen D. Ricciardo var.



























Zaten bu yılın sıralama kahramanları da Hulkenberg ve Ricciardo gibi duruyor. Sürekli orta grupta hem takım arkadaşlarına göre hem de kendilerinden daha hızlı araçlara göre çok iyi iş çıkartıyorlar. Zaten Ricciardo RBR'a gideceği gündeme geldiğinde bile Vergne'den daha az puana sahipti. Avustralyalı iki yılda çıktıkları toplam 34 yarışın 27'sinde Vergne'den önde başladı. Hulkenberg ve Bianchi'ye denilecek çok bir şey yok cidden, rakiplerine net üstünlük sağladılar. Yine de çok rekabetçi takım arkadaşlarına sahip olmadıklarını söylemek gerek. Özellikle Chilton Bianchi'ye yakın turlar atmaya başladı ama bir türlü Fransız pilotu geçemedi. 

Net şekilde önde olan pilotlardan sonra takım içinde 9-5 önde olan Hamilton, Alonso, Raikkonen ve C. Pic var. Bunların içinde de Hamilton'ın yeni geldiği takımda Rosberg'e üstünlük kurması çok değerli. Raikkonen de ikinci yılında net üstünlük kurmuşken Grosjean son yarışlarda Fin pilotu geçmeye başladı. Sezon sonuna kadar aralarındaki rekabet önemli olacak. Ferrari'nin lider pilotu Alonso Massa'yı geçse de eleştiriler bu sene baya bi arttı. Üstelik takım İspanyol'un başarısına odaklanmışken. Pic'in de F1'de ikinci yılında çaylak takım arkadaşına karşı üstünlüğü de çok manalı değil. Belki 10 falan olsaydı...



























En önemli rakiplerini 8-6 geçen ise üç isim var ; Button, Sutil ve Bottas. Formula 1'in en tecrübeli ismi ve dünya şampiyonu Button'ın takımda 4. yılını geçiriyorken daha F1'de 3. yılını geçiren Perez'i sadece 2 yarış farkla geçmesi de onun adına hiç iyi işaret değil. Tam tersi Meksikalı için de iyiye işaret. Her ne kadar pazar günleri işler çok yolunda gitmese de. Sutil ve Bottas'ın sıralama hızları ise takdire şayan. Sutil tecrübeli bir pilot olsa da takımdan bir yıl uzak kaldı ve o süreçte muhtemelen Di Resta takımla daha fazla kaynaştı. İskoç pilot 2011 ve 2012 yılında olduğu gibi sezona çok iyi girip ikinci yarıda takım arkadaşlarının net bir şekilde gerisinde kalıyor. Şu anda da dip noktasında. Bakalım burdan çıkabilecek mi ? Neyse, Bottas'a gelirsek sık sık motivasyon eksikliği yaşadığını söyleyen Maldonado'ya karşı oldukça iyi bir sene çıkarıyor. Üstelik Kanada'da 3. cebin sahibiydi. Williams'ın onunla uzun bir sözleşme imzalaması çok iyi olabilir.





Sanırım cumartesileri daha iyilerden bahsederken daha kötülerden de arada bahsetmiş olduk. Galiptir bu yolda mağlup diyebileceğimiz isimler ise Perez, Massa ve belki Van Dar Garde. Sadece sayılara değil de genel tabloya bakarsak en kötü iş çıkaranlar ; Di Resta, Maldonado ve Chilton. Özellikle F1'de en 'yeri yok' diyebileceğimiz isim muhtemelen Max Chilton'dır. Yıllardır GP2'de elle tutulur bir başarısı yokken geldiği Marussia'da kendisi gibi çaylak Bianchi'ye karşı resmen ezildi. Daha yeni gelecek sene için endişelenmiyorum dedi. Hulkenberg, Massa gibi isimlerin koltuğu garanti değilken Chilton pek endişelenmiyor.

Tur derecelerine bakarsak Ricciardo takım arkadaşına göre en hızlı isim. Tam ortalama 1.3 sn daha hızlı Vergne'den. Ardından 0.844 sn ile Hulkenberg geliyor. Hulk'tan sonra Bianchi, Sutil, Vettel ve Button geliyor. Tur dereceleri arasında ise seans farkı yok, yani takım arkadaşı Q2'de elenen bir pilotun da Q2 derecesi baz alınıyor. Özellikle Ricciardo'nun farkı çok yüksek geldi, umarım bir hata yapmamışlardır.

Serhan Acar'ın yayınlarda sık sık bahsettiği lastik konusu da bu tabloya baya etki etti. Özellikle Raikkonen ve Pic yeni lastiklerden sonra sarsıldılar. Kimi yeni lastiklerden şikayetçi, onun tarzı olmadığını söyleniyor. Zaten fin pilot döndüğünden beri müthiş istikrarı ve yarışlarda tuttuğunu kopartması bir yana cumartesileri 2005-2007'deki ölümcül hızı yok. Aynı şekilde Alonso'da da. Takım arkadaşlarından hızlı olabilirler fakat Hamilton veya Hulkenberg gibi kendilerininkinden daha hızlı araçları geçti diyemiyorsunuz. Gelecek seneki mücadele bu yönden de önemli olacak, kim daha hızlı görebiliriz. Button da keza öyle. Bazen şampiyon gibi sürüyor, bazen de araç neyse o. Ahh şu RB9'u Trulli'ye vereceklerdi ki..

Lastiklerin değişmesi aslında sezonu da tam anlamıyla değiştirdi. Her ne kadar Red Bull lastikleri anlamaya başladıysa da son yarışlarda bu kadar baskın olamayabilirlerdi. Anladık ki lastikler yüzünden yavaşız dedikleri doğruymuş. Hatırlayalım, Vettel Çin'de hızlı tur bile atamamıştı Q3'de. Lastikler 2012'ye dönünde aradaki aero farkları da ortaya çıktı. Pat Fry geçen yıl aerodinamik olarak 3-6 ay gerideyiz demişti. Muhtemelen RBR bu farkı korudu 2013'de de. Aero olarak Red Bull'a yakın tek takım, belki daha önde olan McLaren de girdiği farklı yollarda kaybolunca Red Bull'u durduracak takım kalmadı.




























2013'ün bitmesine 5 yarış kala tablo böyle. Her zamanki gibi takım içi rekabetler önemli, belki şampiyonadaki durumunuzdan bile. F1'in belki de ilk kuralı, önce takım arkadaşını yeneceksin. Bu yüzden her zaman ölümüne mücadeleler olur. Mesela Vergne. Belki Ricciardo karşındaki mağlubiyeti bütün kariyerinde önüne çıkacak, belki de kariyerinin erkenden bitmesine yol açacak. Biz de artık sene sonunda yazının devamı şekilde ikinci bir yazı yazabiliriz. Son yarışlarda önerimiz Force India ve Williams'daki takım içi rekabete dikkat etmeniz, zaten ön taraftakiler gözden kaçmıyor..


14 Yarışlık Pek Subjektif Sıralama Top 5'i

1. Daniel Ricciardo
2. Sebastian Vettel
3. Jules Bianchi
4. Lewis Hamilton
5. Nico Hulkenberg


Not : Yazıda Japonya GP'den önceki yarışlar dikkate alınmıştır.

13 Eylül 2013 Cuma

Taht Oyunları

Geçen yıl Hamilton'ın McLaren'den Mercedes'e geçişi, bu yıl da Webber'in emeklilik kararı bütün gridi birbirini katacağı düşünülüyordu. Nispeten de öyle oldu. Fakat özellikle Webber'in emekliliği domino etkisi yapmadı, onun yerine Ricciardo geldi, Toro Rosso'dan boşalan koltuğa da yine Red Bull'un programdan bi eleman gelecek. Madem önce Red Bull dedik, buradan başlayalım isterseniz.

Ricciardo RBR'ye gelince onlarca 2. pilot esprisi yapıldı. Bi tane de biz yapmayacağız. Yani insanların zihninde oldukça kötü bir Red Bull algısı var. Red Bull'un iki zıt uçtaki Ferrari ile McLaren arasında kalan politikası 2010'dan beri çok konuşuluyor. İstanbulparkt'tan beri aslında. RBR ne tam anlamıyla birinci pilot uyguluyor ne de tam anlamıyla eşitlik politikası. Bunda Webber'in kendine has yapısı çok önemli. Webber Red Bull ailesi içinde yetişmedi. Vettel de bildiğiniz gibi has eleman. Red Bull'un Ferrari gibi ölümcül olmayan lider pilot uygulaması onlara 2010 ve 2012'de şampiyonluklar getirdi. Çok ince bir denge var aslında. Webber özellikle bu iki yılda Vettel'le sonuna kadar savaşmış, bi yerden sonra da mağlup olmuştu. Zaten takım içindeki yalnızlığı ve 2010'da son yarışta kaybedilen şampiyonluk takım arkadaşına göre feci bir 2011 sezonu geçirmesine neden oldu. Fakat Ferrari'deki gibi sert olmayan politikası sayesinde Webber ezilmemiş ve 2012'de yine önemli bir çıkış yakalamıştır. Bu sezon da yine kötü olmasa da 2011'i hatırlatıyor. Red Bull'un Webber'e yaptıklarını diğer Avustralya'lıya neden yapamayacağını veya neden yapmayacağına gelelim.


Ricciardo ve Vergne 2008 Yılında Renault Dünya Serisi'nde



Öncelikle Ricciardo Webber gibi üvey evlat değil. O da Vettel gibi bu ailede yetişti. Vur ensesine al lokmayı yok. Aslında Webber de RBR'den çekip giderdi ama kariyerinin sonuna gelmişti ve orta sıra takımı bulmak yerine kazanan bir araçta olmak çok daha cazip gelmiş olmalı, yoksa Webber'i hepimiz biliyoruz. Ayrıca Ricciardo bir kanadının Vettel'e takılması veya Multi21 olayı yaşadığında takımı ona haksızlık ederse çekip gidebileceği yerler olabilir. Kendisini Vettel'e karşı kanıtlamış biri olarak gridde birçok takım ona kancayı atabilir, yani RBR'ye muhtaç değil tam anlamıyla. Vettel'in 2015'de bitecek anlaşmasıyla Ricciardo göstereceği performansla yeni Vettel olabilir. Takım birçok yönden Ricciardo'ya daha iyi davranmalı, yoksa Ricciardo vakası birçok açıdan Webber vakasına benzemeyebilir. Kardeş takımdaki boşluğa gelirsek, Vergne'in koltuğu sağlam gibi gözüküyor. Yanına gelmesi en muhtemel isim Felix Da Costa ise hem iyi görünmüyor hem de McLaren'in elemanlarının (Magnussen, Vandoorne) gerisinde görünüyor. Dr. Helmut Marko Felipe Nasr'ı da eledi, Daniil Kyvat için de F1 erken. Aynı şekilde Carlos Sainz Jr. için de, yine de sezonun geri kalanında Formula Renault'da da göstereceği performansla koltuğa göz kırpabilir genç İspanyol. Keşke Frijns'ı düşünse Red Bull kampı ama Marko'nun o malum sözlerden sonra Hollandalı'yı düşünür mü, çok zor.

Sezon boyunca Lotus ve Red Bull arasında gidip gelen Raikkonen sonunda Ferrari ile anlaştı. Ferrari 50 yıl sonra yine iki şampiyon pilotla yarışacak. Normalde bir çok hızlı pilotunun yanına, bırak şampiyonu onun ayarında bir pilot dahi almayan Ferrari herkesi şaşırttı. Herkeste aynı soru ; şimdi ne olacak ? Sorunun cevabını Alonso'da aramak gerekiyor ? Takıma ne kadar kızgın veya yaptığından pişman mı ? Dediği laflardan. Çünkü Raikkonen'in takıma alınması Alonso'dan bağımsız değil. Daha geçen sene 2. pilot için Alonso'ya danışıyoruz denmişti, bu sene Raikkonen'i aldılar. Alonso'ya danışılmadığı kesin. Üstelik Raikkonen'in anlaşması 2 yıllık. Belki de anlaşmanın yapılmasından bile önemli. Bilindiği gibi Alonso'nun sözleşmesi 2016 sonu, Vettel'in ve Raikkonen'in de 2015 sonu bitiyor. Yani artık istediği gibi takımda lider pilot olmayabilir. İlk başta danışılan pilot olmayabilir. Bu da Alonso'nun 2016 öncesinde takımdan ayrılmak isteyebileceği ihtimalini doğurabilir. Evet çok kolay bir ihtimal değil, zor da değil. Eddie Jordan McLaren'le Alonso'nun görüştüğünü yazdı 2015 için, Button da çıtlattı basına, arada kaynadı. McLaren ve Alonso yanyana eğri durabilir fakat McLaren'in şu anki kadrodan memnuniyetsizliği ve Alonso'nun huzursuzluğu çok şiddetli boşanan iki tarafı birbirine yakınlaştırmışa benziyor. Formula 1'de asla asla demeyeceksiniz. (Kimi Ferrari dedikoduları yayılmaya başladıkça Alonso'nun 2015 için McLaren'i düşünebileceğini Eddie'den önce söylemişliğimiz vardır, ehem ehem).





McLaren'de Button'ın sözleşmesi daha uzatılmadı. Muhtemelen uzatılacaktır, böylesine zor bir senede Button hemen hemen her yarışta bir şeyler deneyerek daha çok puan almaya çalıştı, fena da iş çıkartmadı. Perez keza öyle. Her ne kadar McLaren'in pilot kadrosuna burun kıvrılsa da kötü değillerdi kesinlikle. Perez şu an sadece 18 puan toplamış olsa da sıralamalarda sadece 7-5 geride. Ve kesinlikle kolay lokma değil, zamanında Coulthard'ın Hakkinen'e, Kovalainen'in Hamilton'a yapamadığı yardımı Perez Button'a yapabilirdi. Üstelik daha 23 yaşında. Genç yetenek Ricciardo ise 24. Sponsor desteğiyle de 2-3 sene daha McLaren'de yarışabilir. McLaren de muhtemelen 2014 sonunda Button'la yolları ayırabilir. Button'ın son zamanlardaki sözleşme şikayeti, hatta McLaren Alonso ile ilgileniyor demesi boşuna değil. Özetle McLaren'in aracı en büyük sorun olsa da özellikle Ferrari ve Mercedes'in yanında pilot kadrosu da çok güçlü durmuyor.


S. Vandoorne ve K. Magnussen



Madem taht oyunlarından bahsediyoruz McLaren'in genç yeteneklerine de gelelim. Şu an Formula Renault 3.5'da şampiyonluğa oynayan iki pilot da McLaren Genç Sürücü Programı'nda, Kevin Magnussen ve Stoffel Vandoorne. Eski F1 pilot Jan Magnussen'in oğlu Kevin'e McLaren koltuk da arıyor. En uygun koltuk da Marussia gibi görünüyor. McLaren ve Marussia'nın ortaklığı Magnussen için bir avantaj. Ayrıca Magnussen'in Jack&Jones'u da var. Muhtemelen Chilton'ı ekarte etmeye çalışacaklardır. 2014'de koltuk bulabilecek başka bir genç de Felipe Nasr. Brezilyalı'nın sağlam sponsorları var. O da herhangi bir boşlukta en büyük adaylardan. McLaren'in 2014'de de aynı dizilişe sahip olması yüksek ihtimal. 2015 ve sonrası için Vettel veya Hulkenberg'e yönelebilirler.

Lotus ise daha bugün Di Resta, Massa ve Hulkenberg gibi bir pilot havuzuyla ilgilendiklerini açıkladılar. Lotus'un hiç düşünmeden Hulkenberg ile en az 2 yıllık bir anlaşma yapması herhalde en mantıklı seçim. Nico da bu teklifi reddetmeyecektir çünkü diğer dört takımın kadrosu bir süre boşalmayacak gibi. Lotus da yarış kazanabilen bir takım. Grosjean ve Hulkenberg de kulağa fena gelmiyor. Ferrari'den ayrılan Massa içinse Force India ve Sauber seçenekleri göze çarpıyor. Brezilyalı muhtemelen bulabileceği sponsorlarla bu iki takımdan birisine geçebilir. Sauber'de Sirotkin'in yanında Gutierrez'in geleceği soru işareti. Performansı hiç yeterli değil, Telmex'in vereceği paraya bağlı olarak koltuğunu koruyabilir. Force India da halinden memnun gibi. Zaten onlar eğer kadroyu değiştirirse geleneksel biçimde üçüncü pilotlarını getiriyorlar, James Calado yani. Massa'nın geleceği şu an çok açık, ne desek boş kıvamında.



Force India yine son dakikaya kadar bekler pilotlarını açıklamak için, Sauber paraya bakar, Toro Rosso malum, beklemede. Caterham iki sponsorlu pilotuyla devam eder, Marussia'yı da söyledik. Eğer Chilton giderse muhtemel bir Bianchi-Magnussen çekişmesi de güzel olabilir, biri Ferrari'li bir McLaren'li. Yine de Bianchi 89, Magnussen 92'li, 3 yaş genç pilotlar için çok önemli, hele de alt serilerde. Ferrari genç sürücü programı için de çok naz yapıyor, Bianchi Chilton'ı ezdi geçti bu sezon, en azından daha üst bir takıma geçmesi için zorlamalılar. Son dört senenin şampiyonu Red Bull Ricciardo'yu getirdiyse Ferrari neden getirmesin. Aynı şekilde Hamilton Ferrari programında yetişseydi ne olurdu acaba diye de düşünmekten edemiyor.

Her sene olduğu gibi 2014'de de büyük bir merakla izleyeceğimiz mücadeleler şimdiden hazır ; Alonso-Raikkonen, Vettel-Ricciardo. Daha yenileri de eklenecektir bu listeye. Bakalım sene sonunda tahta kim çıkacak..






24 Mart 2013 Pazar

This is Ridiculous* - 2013 Malezya GP

- Felipe Massa 3 yıl sonra ilk defa Alonso'yu puan klasmanında geçmiş oldu. 2010'da yine      Malezya'dan sonra şampiyona liderliğini ele geçirmişti bir yarışlık.
- McLaren 2010 Bahreyn'den bu yana 60. yarış üst üste puan almayı başardı.
- Hulkenberg Sauber'le ilk yarışından puan aldı.
- Sergio Perez McLaren'deki ilk puanlarını deftere yazdı.

Birkaç gereksiz istatistik verdikten sonra ilk iki yarışın analizine gelelim. Yazı Malezya odaklı olacak, arada Albert Park'tan da bukleler göreceğiz. Sezonun lastikler açısından bugün hem pist ve iklim şartlarından hem de sezonun başlayalı daha bir hafta olduğundan en zorlu sınavını gördük muhtemelen. Avrupa yarışları öncesi sezonun karambollere yüksek eğilimi devam ediyor. Sepang Albert Park'dan daha derli toplu olsa da akıllardaki soru işaretlerini yine azaltmadı. Artık takımların ellerinde daha çok veri var, bizim de daha çok sorumuz.

Avustralya'da Lotus ve Ferrari'nin öne çıkan lastik kullanımından sonra bugün de Red Bull ve Mercedes'in ayrı dünyalarda olduğunu gördük.  2011 ve 2012'de sezon karışık başlamış, sonrasında üç büyüklerin ağırlığını koyduğunu görmüştük. Sezonun ikinci yarışı ''Aa, evet ya Malezya'da RBR ve Mercedes çekişmişti'' gibi tepki vermemiz zor değil. Yine de 2013 2014'deki kural değişikleriyle geçmiş sezonlara benzemeyebilir.

Biraz gülün ama, çekiyorum...


Cuma günkü Lotus ve Red Bull üstünlüğünden sonra cumartesi günü Mercedes'in de hızlandığını gördük. Ferrari çok ortalarda gözükmese de Q3'de ortaya çıkarak 2 ve 3. cebi aldı. Malezya'da da Q2'nin ortasında yağmur gelmesi yine Avustralya gibi kafaları karıştırdı. Avustralya'da 1 sn farkla polü alan Red Bull burda Q3'e zor kaldı. Q3'de ise herkesten çok daha hızlılardı, Webber son turunu atabilseydi yine ilk çizgiyi alacak gibiydiler. Hem yağmur hem lastikler tabloyu görmemize engel oldular. Yükseğe yakın downforce isteyen bu pistte Red Bull Q1'de çok zorlanmış, Q2'de de Vettel Q1'de kullandığı lastiği kullanmaya devam etmişti. Red Bull'un sıralama turlarından taviz verdiği kesin gibi ki bugün lastik aşınmasının ne kadar ciddi olduğunu gördük. Ferrari ve Lotus ise Avustralya'daki hızlarına sahip değildiler. McLaren'in ise griddeki altıncı hatta Hulkenberg'i de sayarsak altı buçukuncu takım olduğunu söyleyebiliriz. Mercedes ise en büyük soru işareti hala; ne kadar hızlılar, gelişime ayak uydurabilecekler mi, hızlarının kaynakları yine sadece bir buluşa mı dayanıyor göreceğiz.


Bu kadar uzun girişten sonra, işleri ciddileştirelim. Öndeki takımların 4 pit yaptığı yarışta öyle bir an geldi ki artık pitleri saymaz olduk, sağolsunlar 10 turda bir pit yaparak bize yardımcı oldu öndeki dörtlü. Alonso'nun takım tarafından yargılanması zor ama illa yargıla derseniz hatalı kararı sonucunda yarışa veda etmesi Red Bull ve Mercedes'i yalnız bıraktı. Yarış sonrası konuşmak kolay olsa da kanat bu denli hasar aldığında ve birkaç tur sonra herkesin slicklere geçeceği kolaylıkla görülebildiği bir ortamda pit daha doğru bir karardı sanki. Neyse, Alonso eğer yarışta olsaydı bile muhtemelen Button'la beşincilik mücadelesi verecekti, hele ki geçen haftadan sonra Ferrari'nin yarış performansı hiç iyi değildi. Üstelik Massa'nın yarış boyunca genellikle önü açıktı Lotus'ların aksine. Button da bu yarıştaki formuyla 2012 Alonso'yu hatırlattı. McLaren yarışın başlarında en hızlı üçüncü takım, sonlarında ise Mercedes'e yakın bir formdaydı. Bunda Button'ın önün açması ve istikrarı da etkili oldu. Perez'e oranla bu yarış daha iyiydi. Grosjean toparlanmış gözükürken Maldonado yine saçmaladı.

Hayır, dondurma değil

Pilotlar 9. tura girerken Web-Vet-Ham-Ros-But-Hulk-Mas-Per-Gro-Rai sıralaması oluştu. Webber'in sert lastiği hariç öndekiler orta sertlikteki lastiği tercih ettiler. Web, Vet'den 3, Ham'dan 8.3, Ros'dan 12.6 ve But'dan 17.2 sn öndeydi an itibariyle. İlk pitlerden sonra RBR ve Mercedes ayrı dünyalarda, Hulkenberg de geçen yılki Sauber'i andırırcasına Button'ı zorladı. Sonra nefesi yetmedi. İkinci stintte Mercedes'lerin RBR'ye göre biraz daha iyi olduğu görüldü. 18. tura girerken Web 2.1, 5, 7.5 ve 17 sn öndeydi arkasındaki dörtlüye oranla. Öndekilerden Webber'in en yavaş olduğunu gören Horner ve arkadaşları önce davranarak pilotlarını içeri aldı. 2-3 tur içinde gridin geri kalanı da pit yapınca sıralama tekrar eski haline geldi. Bu sefer de Vettel sert lastikleri takmıştı.

Üçüncü stintin başında yeterli hızı olmayan Webber birkaç tur tökezlese de toparladı. Vettel'in önümü açın dediği an da bu zamandı. Pitlerden sonra Web, Vet 2.6, Ham 4.7, Ros 8.1, But 15.8, Mas 25.0, Gro 26.1, Hulk 26.8, Per 27.6 ve Rai 33.8 sn sıralaması oluştu. Massa pitlerde Hulk'u geçerek önü açtı ve Button'la benzer turlar atmaya başladı. 3. pitleri ise başlatan 30. turda Hamilton oldu. Lastikleri ısıtmanın hiç mesele olmadığı bu pistlerde erken pite girmek genellikle büyük avantaj oluyor. Burda da aynısı oldu. Lewis'in arkasından aynı turda Rosberg ve Webber, diğer turda da Vettel içeri girdi. Üçüncü pitini yapan Button'ın sağ ön lastiği düzgün takılamayınca İngilizin 10 puanı heba oldu. McLaren'in hataya tahammülü olmadığı bir zamanda böyle bir hata kesinlikle kabul edilemez. Button'ın 2. pitinden sonraki 1.42'li serilere de yazık olmuş. Button da bunu demeye çalıştı yarıştan sonra. Geçen yıl Kanada'da ilk pitlerin ardından Lotus ekibi yarış galibiyetine göre taktik yapıp öndeki üçlüye (Vet, Ham, Alo) daha fazla zaman kaybettirseydi yarışı kazanabilirdi. Bugün de Mercedes tamamen RBR'ye göre taktiğini ayarladı, arkadaki Button'ı tamamen göz ardı etti. Bunda lastik bilinmezinin de etkisini göz ardı edilemez. Kanada'daki durum da öyle, yarış kazanmak isterken 7-8. sırada dolanan birine göre taktiğinizi ayarlamanız çok uçuk bir düşünce. Öndeki dörtlünün dördüncü ve son pitinden sonra ise lastikler değil takım emirleri konuştu.



Geçişin kolay olduğu pistlerde bir fazla pit genellikle daha işlevsel, Malezya'da da öyle oldu. Fia da yan yana on tane F1 aracının sığabileceği bu pistte neden iki tane DRS alanı koymuş, anlamak zor. Öndeki pilot bu kadar çaresiz bırakılmamalı. Lastiklere dönersek ; Hulkenberg yarışın sonunda Perez'le 22 sn'lik farkı eritti ve 8.'liği aldı. Perez Hulkenberg'in 4 sn önündeyken McLaren boşu boşuna riske girip pite almadı Meksikalıyı, 2 puan daha gitti. McLaren'in umut ışığı Avustralya'da Perez'in özellikle son stinti ve burda Button'ın performansı olabilir ancak. Lastikleri korumada temiz hava etkili olsa da geçen haftanın yıldızları Ferrari ve Lotus'un hız olarak yeterli olmadığı netti. Lastikler konusunda son olarak fena halde 2012 kokuları gelmeye başladı sanki.

Yarışa damga vuran asıl mesele takım emirleri oldu. Geçen yılki Amerika Gp'den sonra Ferrari'nin Massa'ya bilerek beş sıra ceza aldırmasına dair ''Yapıyoruz ama en azından göstere göstere yapıyoruz'' açıklamasını şımarıkça bulmuştum. Bugün ise Ferrari'ye haksızlık ettiğimi anladım. İki takım da dalga geçer gibi takım emirleri uyguladılar. Vettel ve Hamilton takım arkadaşlarından özür diledi! Hadi Red Bull'un geçmişinde bir şeyler oldu, Vettel'in takımın has adamı diyelim. Mercedes'e ne oluyor daha ikinci yarıştan takım emri uyguluyor. Mercedes'in bu yaptığı Ferrari'nin 2002'deki yaptığından da anlamsız ; tarihin en anlamsız takım emri. Başka zaman olsa, Hamilton zorlamaz, ödeşirlermiş. Başka zaman olacak mı, başka zaman olduğunda Hamilton'ın şampiyonluk için puana lazım olursa gibi gibi milyon tane ihtimal akla geliyor. Takım emirlerini ucundan kıyısından hep gördük, göreceğiz de yarışın podyumunun bu kadar suni olduğuna ilk defa şahit oldum, olmuşuzdur galiba. Formula 1 takımları kadar kraldan çok kralcı takım yok galiba. Ya da Rosberg yap bi delikanlılık, milyonların gönlünü fethet. Takımdan mı kovacaklar, sana takım mı yok. Bunun tek bir özrü olabilir, o da şu birkaç yarış içinde böyle bir durum tekrar yaşandığında ödeşmeleri! Suçluya da bir şans daha verelim. Red Bull'a neden değinmediğime gelirsek; orda hem Vettel bariz suçlu hem de RBR'nin birçok sebebi var takım emirleri uygulamak için. Webber emekli olduktan sonra yüzde 99 kitap yazacaktır, bugünkü açıklamalarından sonra daha bir merak eder oldum bu kitabı. Malezya takım emirlerinin miladı oldu sanki. Allah aşkına bugün Team Sky bile bugün takım emirleri uygulamadı.



Vergne yine ne yapıp edip puan aldı. Bottas Vergne'in hemen ensesindeydi. Gutierrez yine pek iyi gözükmedi. Tek pilotla lansman yapıp, geçen seneki iyi araçlarının üzerine kaşınan McLaren, Sauber ve Williams'ın araçlarından yararlanarak kendini bir anda en hızlı 5. takım olarak bulan Force India ise çok iyi gözüktüğü hafta sonunu bijon tabancasıyla yerle bir etti. Bize çok tarihi pit-stoplar izlettiler. Sıralama kuru zeminde olsaydı ne yaparlardı sorusu da cumartesi günü akılları baya meşgul etti. Ve Jules Bianchi. Hamilton ve Vettel'den bu yana içimiz ferahlaya ferahlaya ilk defa bu kadar iyi bir genç pilot izliyoruz. Yanında bir de Glock olsaydı Marussia için efsane olabilirdi, Caterham Kovalainen'i mi çağıracak Jarno Trulli'yi mi çağıracak, bir an önce getirsin birini. Ama işte çok ah aldılar, çok. Schumi'yi de getirseler kar etmez artıkın..




* ''Bu saçmalık'' Alonso'nun Almanya 2010'da Massa ile yaşadığı mücadelede telsizden sözlediği sözler.