F1 Ekonomisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
F1 Ekonomisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Şubat 2016 Pazartesi

2016 F1 Kış Testleri - 1. Barcelona Testi

2016 sezonu da birçok bilinmeyenle bugün resmen başladı. Sezonun iyice uzaması ve azalan testlerle beraber lansmanlardan testlere çok hızlı geçiş yaptık. Testlere değinmeden önce lansmanlarla ilgili birkaç kelam etmek gerekiyor. Eskisi gibi araç tanıtımları olmadığı kesin, aslında F1 takımları şu anki online lansman seçeneğiyle eskisine nazaran daha güzel lansman yapabilirler. Çok değil, 10 sene önce bile iyi bir tanıtım medyada yer aldığı ölçüde başarılıydı, şu an ise takımlar aracısız taraftarlarla buluşabiliyorlar. Son yıllarda McLaren'in 2011'de Almanya'da yaptığı lansman dışında akla güzel örnekler gelmiyor. Sosyal medyanın da yaygınlaşmasıyla işi bir tweet'e indirgeyen takımlar bile oldu. Son olarak testlerin ilk gününde araç tanıtımı yapmayı Bernie'nin yerinde olsam yasaklardım, en sevmediğim lansman/test olayı.

















McLaren'in çılgın denemeleri de olmayınca 2016 araçları beklendiği gibi 2015 araçlarının devamı oldu, biraz Ferrari kendi geleneklerinin aksine daha agresif bir araç planlamış. Diğer yandan Toro Rosso'nun da birçok büyük takıma bile ilham vermesi gözden kaçmasın. Lansmanlarla beraber diğer şikayet konusu da araçların rengiydi, özellikle siyah rengin baskınlığı taraftarların içini sıkmış gibi. Ben de çoğunluğa katılmakla beraber takımlar açısından düşününce onlara da hak verdim. Ferrari hariç birçok takım araçların rengini ana sponsorlara göre belirliyor ve şu an birçok takım bu ana (isim) sponsora olmadığı için dikkat çeken renkleri tercih etmiyorlar. Örneğin durup dururken bir takım neden aracını sarı veya açık yeşile aracını boyasın ki ? Sanırım Ron Dennis haklı, isim sponsorları devri geçmiş görünüyor.

Bu arada sosyal medyada konuşurken, özellikle Twitter'da #F1KışTestleri etiketini kullanırsak güzel olur, kış testleri boyunca insanlar işte ya da okulda olduğu için akşam eve geldiklerinde gün içindeki önemli detayları bu etiketle beraber kolayca bulabilir diye düşündük. Yine çok konuştuk, biz artık testlerin ilk gününe bakalım.


1. Gün










- Sadece 2 test ve 8 gün olduğu için geçen senelerde yaşanan problemler bu sefer daha pahalıya mal olabilir. 2014'te Renault, 2015'de McLaren en güzel örnekler, çoğu zaman yaşadıkları problemlerin 4 günün hepsine yansıdığını gördük. İlk günde öyle bir sorun görmedik, Reno, STR ve Haas problemler yaşadı ama yarın daha iyi bir gün geçirebilirler.


- Ferrari geçen yıl olduğu gibi testlere hızlı başlarken, Mercedes de yine oldukça fazla tur attı. Vettel'in sert lastiklerle 1.24.939'luk derecesi geçen sene Maldonado'nun yumuşak lastiklerle attığı ilk günkü turundan 1 sn daha iyiydi. Hamilton ise günü Vettel'in yarım sn. arkasında kapattı.

- 1 sn. arkadan gelen Ricciardo ise 87 tur atarken, onu Bottas, Force India'dan Celis ve Button takip etti. Celis'in ve Button'ın turları yumuşak lastiklerle geldi. McLaren günü önemli bir sorun olmadan kapatırken, özellikle Honda'nın ERS kaynaklı sorunların çözümünde önemli yol aldığı herkes tarafından konuşuluyor. Limitleri artırdıkça daha net bir resim görebiliriz.

- Haas güne hızlı başlarken Grosjean'in yüksek hızda ön kanadı kaybetmesiyle takımın ilk test günü erken bitti.

- Palmer ise Renault ile ilk günün zorlu geçtiğini belirtti ve takım sadece 37 tur atabildi.

- STR, Sauber ve Manor da nispeten sessiz bir gün geçirdiler. Sauber üçü arasından en çalışkan takımdı. Diğer yandan Manor'un yeni logosu ve yarış tulumlarının çok güzel olduğunu söylemeden geçmeyelim.

- Sadece 8 günlük testle Melbourne gidecek olan takımlar, bu defa testlerde daha net görüntü verebilirler, ilk günkü sonuçlar bile sanki testlerin ortasındaymışız gibi hissettirdi. Sırada ikinci gün var, görüşmek üzere.



2. Gün

2. Günün Sonuçları


- İkinci gün de testlerden alışık olmadık şekilde verimli geçti, tam 8 takım 100 turun üzerine çıkarken Mercedes 172 turla yine açık ara en fazla mesafe kat eden takım oldu.

- Hızlı turlar açısından da bereketli bir gün oldu. Vettel yine günün en hızlısı olurken, onu 0,7 sn arkadan Ricciardo takip etti. İki ismin de hızlı turları Pirelli'nin yeni ultra yumuşak lastikleriyle (çok fazla yumuşak yani) geldi. Perez'in süper yumuşaklarla attığı tur da liderden sadece 0,8 sn yavaştı. Rosberg bu üçlüyü 2 sn arkadan takip etti ama lastikleri orta sert lastiklerdi, yani U-yumuşaklardan 3 hamur daha sert lastikler. Rosberg'den sonrası ise turlarını yumuşak lastiklerle attılar. Aşağıda bugünkü derecelerle geçen seneki ilk Barcelona testinin 2. gün karşılaştırması var. Çok sağlıklı bir karşılaştırma olmasa da takımlar derecelerini genelde 2 sn ve daha fazla geliştirmiş.

2015 1. Barcelona Testleri ile 2016 1. Barcelona Testlerinin 2. Gün Karşılaştırması
















- Haas'ın 2 hamur daha sert lastikle liderden 2,7 sn, Wehrlein'ın da 3,1 sn geride kalması dikkat edilmesi gereken diğer turlardı. İki takım da alıştığımız gridin arkasındaki takımlara göre oldukça derli toplu. Sanırım 2009'dan bu yana ayrı bir grup olan küçük takımlar ilk defa ön tarafa bu kadar yakın olacak.

- Günü en olumsuz geçiren ise Palmer'li Renault oldu. Turbo sorunu yaşayan takım da ikinci günü de mutlu tamamlayamadı. Griddeki diğer Renault motorunda ise şimdilik bir problem yok.

- Gün içinde iki önemli haber daha vardı; Arai'nin emekli olması ve sıralama turlarındaki format değişikliği. Bu önemli haberlerin yorumunu sonraya bırakıyoruz.

3. Gün






















- Takımlar oldukça yoğun geçen ilk iki günden sonra bugün yeni bir aşamaya geçmiş olmalılar ki daha az tur attılar. Sabah Ferrari, öğledein sonra McLaren ve Williams önemli zaman kaybettiler fakat yaşadıkları her zaman meydana gelebilecek teknik problemlerdi.

- Günün büyük çoğunluğunu lider geçiren Hulkenberg'in kullandığı Force India en hızlı tur zamanını süper yumuşakla geliştiren tek araç oldu. Hulk yumuşakla 1.24.0 yaparken, hemen 14 dk. sonra süper yumuşakla 1.23.1 yaparak günü lider tamamladı. Aradaki kısa zamanda pistteki değişimi göz ardı edersek iki lastik arasında 0,8-1 sn civarında fark var diyebiliriz, verilere ulaşmanın oldukça kısıtlı olduğu şu zaman diliminde bir kenarda dursun.

- Bugünkü verileri lastik verilerinden arındırdığımızda oldukça yakın bir grid ortaya çıkıyor. Bu kadar yakın dereceler biraz 2012'deki test derecelerini hatırlattı. Elbette gridin 4 yıl önce olduğu gibi yakın olması pek olası değil ama Honda ve Renault motorunun gelişime daha açık olması, Manor ve Haas'ın geçen senelerdeki akranlarına göre derli toplu ve güçlü motorlara sahip olması gridi birbirine yaklaştırabilir. Diğer yandan bu demek değil ki Mercedes bu sene çok zorlanacak.

- Ferrari'nin SF-16H'ın geçmişteki Scuderia araçlarına göre daha agresif olduğu söyleniyordu. İtalyan takım kabus gibi bir test geçirmese de kendi standartlarına göre daha az atıyor. Testlerde daha az tur atmak kötüye işaret değildir, yeter ki Honda'nın 2015'te yaşadıklarını yaşamayın. Zira kabus gibi test McLaren'in 2015'te yaşadıklarıdır. Ya da 2011'deki gibi. Aynı şekilde RBR de 2014'te fazla tur atamamıştı.

- Günün en çok tur atanları ise Sainz'ın STR'si ve Mercedes oldu : 161 tur. Reno da önceki iki günün acısını çıkararak bugün iyi çalıştı. Magnussen'i de yaklaşık bir yıl sonra  F1 kokpitinde gördük.

- 3. günün son notu da Endonezya hükümeti destekli Haryanto'ya ait. Müslüman pilot F1'de yarışacak ilk müslüman pilot olabilir fakat 2000'lerin başında yarışan Malezyalı Alex Yoong da vardı. Yoong Malezyalı Çinlilerden (Malaysian Chinesene) ve babası müslüman. Durum karışık yani. Belki de 70-80'li yıllarda 39 araçlı gridde müslüman olarak yarışmış başka birileri vardır.

2015 ve 2016 1. Barcelona Testlerinin 3. Gün Karşılaştırması


















4. Gün





-
















- 4 takımın 100 turun üzerine çıktığı günde Mercedes yine herkesle dalga geçercesine iki pilotuyla toplam 187 tur attı. Diğer yanda McLaren'de sorunlar bugün de devam etti ve günü pist üzerinde çalışamadan bitirdi.

- Günü lider bitiren Raikkonen en hızlı turunu Pirelli'nin yeni ultra soft lastiğiyle attı. Öğle yemeğinden önce orta sertle 1.25.3 yapan, sonradan yumuşak lastiklerle 1.24.4 yaparak derecesinin yaklaşık 0,9 sn geliştirdi. Yaklaşık 15 dk. sonra da ultra yumuşakla 1.23.4 yaparak turunu 1 sn. geliştirdi. İlk izlenimler ultra yumuşak lastiğin süper yumuşaktan belirgin şekilde hızlı olmadığı.

- Kyvat'ın turlarına odaklanırsak, süper yumuşakla attığı 1.24.764'lük turunu yine 15 dk. sonra bu sefer ultra yumuşakla 0.4 sn geliştirerek 1.24.329 yaptı. Buradan da kabaca ultra yumuşakların süperlerinden 0,4 sn hızlı olduğu sonucu çıkabilir.





- Mercedes'in yumuşak lastiği bile denemediği testlere dayanıklılığı ile damgasını vurdu. 7'den 70'e herkesi etkileyen takım, bugün de çok konuşulan ön kanadını ortaya çıkardı. Şu anki tasarımın esneme testini geçmesinin zor olması bekleniyor. Alaman takım devasa sayıda tur atsa da elini pek göstermedi. Güçlü motor ve güçlü bir şasiyle zaten ön tarafta Ferrari ile yalnızlar.

- Ferrari demişken, takım bugün 80 tur attı. Daha yeni araçlar genelde testlerde daha fazla sorun demektir. Ferrari de 4 günlük test boyunca büyük sorunlar yaşamasa da zaman kayıpları yaşadı. Tekrar vurgulamak gerekirse çok tur atmak iyiye işaret, az tur atmak da kötüye işaret değil.

- Renault ve Toro Rosso bugün de değerli veriler elde ederken, Williams ve Manor günün az tur atan diğer takımları oldu.

Genel değerlendirmeyi cuma akşamı ya da hafta sonu yaparız inşallah.



Ortak noktayı bulunuz. 2015 ve 2016 1. Barcelona Testlerinin 4. Gün Karşılaştırması


















Genel Değerlendirme

2016'nın ilk testleri bitti ama takımlar fazla dinlenemeden 2. testlere hemen geçecek. Herhalde F1'in en çabuk ve en az testin yapıldığı sezonunu yaşıyoruz. Takımlar alet edevatı toplamadan ikinci testi de yapacağı için en ucuzu da olacak.

İlk testin en önemli olayı Mercedes'in inanılmaz sayıda tur atmasıydı galiba. Takım zerre sorun yaşamadan 3000 km'nin üzerinde yol kat etti. McLaren de bize çok sıradan gözüken bir hidrolik sızıntısı yüzünden 1,5 günü kaybetti.

Mercedes yeni aracına sıradışı parçalarını eklemeden önce de önemli mesafe yaptı. Son iki gün de bıçak sırtı kanatçıkları ve yeni ön kanadını denedi. Padoktaki genel görüş Mercedes'in yine önde olacağı, özellikle testlerde durmadan çalışmaları herkesin gözünü korkutmuş gibi. Şampiyon takımın yine önde olması beklenen bir şey zaten ama çok tur atmaları aksine o kadar da iyiye işaret olmayabilir. Bu W07'nin normal evrimsel bir araç olduğunu gösterebilir ve birçok kez gördüğümüz gibi sezonu domine ederek şampiyon takımlar sahip olduğu farkı yavaş yavaş kaybeder. Gerçi F1'in buna pek sabrı yok ki 2017'de yeni bir kural değişikliği ve sınırsız motor gelişimi planlıyorlar.

Takımlar ilk testte oldukça çalışkandı, daha çok aracı anlama ve ayarlar üzerinde vakit geçirdiler. Yine de elimizde değerlendirmek için bazı tur dereceleri var. Biz de bunlara Mercedes'in dört günde attığı en hızlı turları ekleyerek bir karşılaştırma yaptık. Önce lastikler arasındaki farkı bularak, sonra da aşağıdaki tablodan lastiklerden kaynaklanan farklardan arındırarak yeni bir tablo elde ettik.



Lastik farklarını bulmak için elde çok sağlıklı veri yoktu. Öncelikle geçmiş senelerdeki farkları pek düşünmediğimizi söyleyelim. Yumuşak ile süper yumuşakların farkını Hulkenberg'in üçüncü gün attığı turdan 0,8 sn olarak belirledik. Süper yumuşak ile ultra yumuşakların farkını da Vettel ile Ricciardo'nun 2. gün attığı turlardan yine 0,8 sn civarında belirledik. Bu farkları bulmak için boş depoyla atılmış ya da uzun stintlerin içinde olmayan bir tur ve turlar arasında fazla bir zaman geçmemesi gerekiyordu. İncelediğimiz turlar arasında genellikle 15 dk vardı. Yine de bu verilerin sağlıksız olduğu bir ihtimali de hiç az değil. Diğer yandan lastikler arasındaki 1 sn'lik fark da Pirelli'nin genelde ulaştığı bir sonuçtu. Muhtemelen ikinci testlerde daha net sonuçlar elde ederiz.


Lastik farklarından arındırılmış hızlı turlar

Yine de Ferrari, Red Bull ve Force India dışında elini gösteren takım pek olmadı. Özellikle de Mercedes yumuşak lastiği bile kullanmadı. Geçen sene sert ile orta sert lastik arasında rahat 1 sn'lik bir fark vardı, eğer biz de onu baz alsak; Mercedes üstteki tabloda daha açık bir farkla önde olabilirdi. Diğer takımlar da daha çok araçlarını anlamaya çalıştılar zaten.

Son olarak düzlük hızlarına bakalım. Autosport'un 3. güne dair paylaştığı verilere göre Nasr, geçen sene Massa'nın sıralama turlarında attığı 334 km/sa'i 4 km/sa geçerek 338'e ulaşmış. Ardından Hamilton 337 ve yine Massa 334 ile geliyor. 2015'te Alonso ile 326'ya kadar çıkan McLaren bu sefer 320'de kalmış. McLaren üçüncü günün sabahı yine çeşitli alanlara odaklanmış ve öğlen de tur atamamıştı. Red Bull da sadece McLaren'i geçebilmiş sıralamada, fabrika takımı Reno da 332 ile daha iyi bir görüntü vermiş bu sefer. En yüksek süratler için de ikinci testlerde daha net bir görüntü elde ederiz.



İki gün sonra başlayacak testte başta Mercedes olmak üzere bütün takımlar da boş depoyla hızlarını görmek isteyecektir. En azından ilk testlere göre daha rahat konuşabiliriz. Testlerin güzelliği de burada, o kadar çok bilinmeyen var ki, hele de Formula 1 gibi detayların belki de en önemli spor dalında konuşmak hiç kolay değil. İkinci testlerde böyle her güne ayrı ayrı yazı planlamıyoruz ama yine sonunda genel değerlendirme olacak inşallah. Bir de yazıyı bir sürü kötü grafikle boğduğumuz için kusura bakmayın, zaman kısıtı yazıyı bu hale getirdi. Haftaya görüşmek üzere.

9 Şubat 2015 Pazartesi

2015'e Bismillah - Jerez Testleri

Bir Jerez testlerini daha geride bıraktık. Aslında elimizde çok fazla bir şey yok. Yine de tuttuğumuz kısa notlara bakalım.







- Jerez'de en çok dikkat çeken takım Ferrari'ydi. Takım oldukça hızlı turlar attı. Kimileri boş depoyla atıldı dedi, kimileri araç çok iyi. Raikkonen'in de açıklamalarından bu sene aracın daha sürülebilir olduğunu rahatlıkla çıkartabiliriz. Fakat Ferrari'deki yeni yapılanmadan çok iyi sonuçlar beklemek için erken.

- Mercedes de en çok tur atan takım olarak yine dikkatleri üzerine topladı. Turlardan ve açıklamalardan anlaşılacağı üzere takım çok fazla zorlamadı ve yine en büyük favoriler.


























- Red Bull ise McLaren ile beraber muhtemelen bu senenin en agresif aracını üretmiş. Takım testleri çeşitli sorunlar yaşayarak geçirdi ve doğal olarak çok da verimli bir test olmadı. Renault'un daha güçlü olduğu ve daha dar bir paket hazırladığı şeklinde haberleri de gördük. Ayrıca Fransız şirketin müşteri sayısı 2'ye düştü ve bu iki takım da Red Bull. Toro Rosso'nun her geçen sene RBR'ye daha fazla benzeyeceğini tahmin etmek zor olmasa gerek, anti parantez olsun dedik.

- McLaren de Red Bull gibi sorunlarla boğuştu İspanya'da fakat bu yaşananlar pek çok kimse için şaşırtıcı değildi. McLaren de RB11 gibi çok dar bir arka tarafa sahip ve bunda motorun da katkısı var. Bakalım planlanan sonuca ulaşabilecekler mi ? Takım tasarım felsefesini değiştirdiğini söylese de yine zor bir araç üretmiş. Bir yandan da takımın açıklamaları garip şekilde çok iddialı.

- Williams ise sessiz sedasız bir testi geride bıraktı. Dayanıklılık konusunda ise takım sınıfı geçti. Geçen seneyi Mercedes'in arkasından en hızlı araç olarak bitiren takımın bu sene neler yapacağı daha kritik. Takım son yıllarda bir sezonu iyi geçirip ertesi sezonu kötü bitiriyor. Bu sezon motorların arasındaki performans farkının azalacağını düşünürsek işleri daha zor olacaktır. Ayrıca bu sene takım daha az hata yapmalı, yine ellerinde hızlı bir araç olursa Ricciardo-Kyvat ikilisini geçmeliler.

- Sauber ise testlerin hızlı takımlarındandı. Ferrari'den liderlik tahtını 3. gün sadece Felipe Nasr alabildi. Takım hem yetenek olarak hem de tecrübe olarak kısıtlı bir kadroyla mücadele edecek. Tur zamanlarını reklam amaçlı olduğu da akla geliyor maalesef. Umarız hem motorun hem de aracın gelişmesinden kaynaklanan bir durumdur bu.

- Jerez'e zar zor yetişebilen Lotus'ta moraller iyi fakat Grosjean'ın açıklamaları da kafa karıştırmadı değil. Takım 2014'te sürekli yapılan tasarım hatalarından ders çıkardığını söylüyordu. Lotus güç kaybetse  de önemli bir geleneğe sahip, bu sene Mercedes'in de katkısıyla öne yaklaşacaklardır.








- Toro Rosso genç ikilisiyle önemli turlar attı. Takımın en azından dayanıklı bir aracı olduğunu söyleyebiliriz. Şu an hem maddi hem manevi gridin en rahat takımı. Verstappen de ilk ciddi testinde yeterince tur attı. Genç pilot yetenekli olsa da üzerinde önemli bir baskı var çünkü Hamilton'ın bile F1'e girerken üzerinde bu kadar büyük bir beklenti yoktu. Diğer baskıyı hissedecek pilot ise Sainz. Daha ilk senesinden Verstappen'e yenilirse kariyeri zora girebilir çünkü çok genç olmasına rağmen Verstappen'e göre önemli alt seriler tecrübesi var ve son FR3.5 şampiyonu olarak geldi buraya.

- Ne kadar saklasalar da Force India maddi olarak zor durumda. Bu yüzden testleri kaçırıyorlar. Umarız Hulkenberg'in WEC anlaşmasının bununla bir ilgisi yoktur. Çünkü son yıllarda pek örneğine rastlamıyoruz bunun, F1 takımları çok müsaade etmezler böyle bir duruma. Aslında Force India'nın durumu F1'de ekonomik koşulların ne kadar sakat olduğunun göstergesi. Takım son 6 altı yıldır puan savaşı yapıyordu ve son 2 yıldır da takımlarda 6. oluyordu. Belki çok önemli başarılar değil ama böylesine istikrarlı bir takımın da durumu Caterham ve Marussia'dan farklı olsun bir zahmet değil mi ?





Evet, sizlerle çok fazla yeni şey paylaşamadık, kusura bakmayın. Jerez de karakteristiği itibariyle buna katkı sağladı. En azından motorlar konusunda farkların biraz azaldığını söyleyebiliriz, daha doğrusu tahmin ediyoruz. Daha düzgün bir ifadeyle, güç ünitesi. Sadece güç ünitelerinin performansı değil, bunların şasi ile uyumu da çok önemli. Bu, geçen seneki Mercedes'in başarısındaki en önemli noktalardan biri aynı zamanda. 2014 boyunca güç üniteleri geliştirmek mümkün olmadığı için 2015'te birden takımlara önemli bir kapı açıldı. Bu açıdan da bir ilki yaşayacağız. Normalde Mercedes'in güç farkı çok fazla olduğu için daha rahat konuşabilirdik fakat bu sefer durum farklı. Yine de en büyük favori Mercedes. Asıl soru, farkın ne kadar kapanacağı, eğer geçen seneye göre fark belirgin olarak azalmazsa motor dondurma, geliştirme, 2017'deki yeni kurallar vs. tartışmaları hız kazanabilir. Barcelona'da görüşmek üzere.

20 Aralık 2014 Cumartesi

Bir Garip Şampiyonluk Hikayesi

2014 sezonu Rosberg ile Hamilton arasında ateşi düşük bir Prost-Senna sezonu oldu. Her şeyden önce Mercedes'in bu mücadeleye izin vermesi takdire şayandı. Belki de Formula 1 tarihinin en şeffaf mücadelesini izledik.




Şeffaflık mı dediniz ?...






























Derinlemesine baktığımızda Mercedes de şütten çıkmış ak kaşık değil ama Formula 1'in yıllardır süregelen takım içi rekabetleri ortamında oldukça temiz iş çıkardı takım. Önce Mercedes'in bu tutumunundan başlayarak Rosberg ve Hamilton çekişmesini inceleyim dedik.

2 sene önce Mercedes'in Yönetim Kurulu'nda ayrılalım sesleri yükselirken Hamilton için Alman takım o kadar da ciddi bir aday değildi. Hele o zaman Sauber'le mücadele eden, hatta Sauber'den de yavaş kalıp İsviçreli takımın beceriksizlikleriyle şampiyonada beşinci olabilen takımdan bahsediyoruz. Lauda'nın da sık sık söylediği gibi 2012 Singapur GP'de yaşananların Hamilton gibi duygusal bir pilotun aklını çelmekte önemli etkisi oldu. Hamilton muhtemelen F1'in en çok kazananı ünvanıyla Mercedes'e 3 yıllık imza atmıştı. Takım 2014'teki kural değişikliklerine önemli mesai ve para harcıyor, ayrıca projeye gridin en hızlı pilotunu katarak ne kadar ciddi olduklarını gösteriyordu.
2014'te beklenen olup Mercedes en hızlı araçla sezona başladı.

Takımın diğer pilotu Rosberg ise 2013'te Hamilton'ı beklenenden fazla zorlasa da tahminler Hamilton'ın 2014'te takıma ve araca daha fazla alışmasıyla Rosberg'i daha rahat şekilde mağlup edeceği yönündeydi. İlk beş yarışta da tahminler yanılmadı, Hamilton Avustralya'da yarış dışı kalsa da diğer 4 yarışın hepsini kazanarak en güçlüyüm mesajını vermişti, zaten altıncı yarış Monaco'dan önce de hızlıysam belirgin şekilde hızlı olmalıyım diyordu.





Her şeyin başladığı yarış


























Monaco'daki meşhur olaydan önce Hamilton'ın sıralamalardaki üstünlüğü 4-1'di. İngiliz pilot 2013'te de daha ilk yılı olmasına rağmen Rosberg'i sıralamarda mağlup etmeyi başarmıştı. Rosberg Monaco'daki şaibeli hareketinden sonra cumartesi günleri uçuşa geçti. Çok gergin geçen Monta Carlo yarışından sonra Kanada'da Hamilton'ın Rosberg'i öyle bir mağlup edecek ki, Rosberg Monaco'da yaptığı hareketten pişman olacak olacak diye düşünüyorduk. Çünkü burası Hamilton'ın en güçlü olduğu ve her zaman takım arkadaşlarını geçtiği bir pistti. Üstelik Lewis çok sinirliydi ve doğal olarak hırslıydı.

Finlandiya Almanya ortak yapımı Rosberg sakin kalmak için daha iyi genlere sahip olamazdı herhalde. Gilles Villeneuve pistinde herkesi şaşırtarak Hamilton'ı sıralamada geçerek pazar günü de önde olmanın avantajıyla fren problemiyle daha kolay baş edebildi ve 18 puan alarak şampiyonada önemli puan farkı açtı.

Mercedes'in Hamilton'a onca para verdikten sonra İngiliz pilota odaklanmamasının bir nedeni de Rosberg'in iki sene de Hamilton'a oldukça yakın olmasıydı. Tabi Alman olması da önemli bir avantajdı. Zaten yüksek performansından sonra daha iyi paraya sözleşmesini uzattı.

Alman takım sezon boyunca yüksek gerilimde geçen takım içi rekabetle beraber önemli bir marketing fırsatı da buldu. Son günlerde VW grubunun F1 ile ilgili haberlerinin artmasında Mercedes'in 2014'te sürekli gündemde olmasının etkisi konuşuluyor. 2014 sezonu boyunca Mercedes ve Mercedes motoru konuşuldu. Takım çok güçlü bir motor yapmış olsa da sezonun çoğunda takım içi rekabet konuşuldu. Zaten güçlü bir motorın teknik ayrıntılarından ziyade birbirlerine girmiş iki takım arkadaşının haberi medya için de çok daha çekici. Ayrıca takım iki pilottan birine odaklansa hem F1 hem de Mercedes prestij kaybına uğrayabilirdi. Zaten motor sesinden dolayı taraftar kaybeden F1, Mercedes böyle bir şeyi tercih etseydi bu kaybı daha da artabilirdi. O yüzden büyük bir teşekkür borçluyuz Mercedes yönetimine.




























Piste dönersek bugüne kadar nedense kimsenin dikkat etmediği bir noktaya değinmek istiyoruz; Rosberg'in startları. Alman pilot ilk polü Bahreyn'den son polü Abu Dhabi'ye kadar startlarda çok zorlandı. Rosberg'in 1, Hamilton'ın 2 kalktığı yarışların 8 yarıştan üçünde Hamilton daha startta geçmeyi başardı Rosberg'i. Diğer 2'si start finiş düzlüğü kısa olan Monaco ve Kanadaydı, diğeri de yağmurda başlayan Japonya. Yani Rosberg 8 yarıştan sadece 2'sinde Hamilton'ı gerçek manada arkasında tutabilmiş, o da Amerika ve Brezilya. Üstelik Hamilton da kariyerinin başından beri kendi yapısına ters olarak startlarda biraz tutucu davranmış pilot, en azından bir Massa değil. Rosberg'in Webber kadar olmasa da start sorunu olduğu kesin.

Hamilton'ın Rosberg'i mağlup ederken en büyük kozu şaşırtıcı şekilde yarış hızı oldu bu yıl. İngiliz pilotun özellikle Japonya ve Brezilya'daki performansı çok şaşırtıcıydı. İki yarışta da bariz şekilde hızlıydı. Japonya'daki yağmurdan kaynaklandı desek bile Brezilya'da 7 sn geriye düşüp farkı kapatıp Rosberg'i zorlaması etkileyiciydi. Aynı araçla, aynı lastiklerle modern F1'de bu denli farkı doğal hızınızla kapatmanız çok ama çok zor. Belki de nedeni Hamilton'ın bazen konuşulan yakıt konusunda bir farklılık oluşturmasıydı. Veya başka bir şey. Öyle ya da böyle Hamilton'ın pazar günleri belirgin şekilde daha hızlı olması şampiyonluğu getirdiği kesin.

Prost-Senna, Alonso-Hamilton ve en son da Rosberg-Hamilton hikayelerinin en bilindik ve en ortak yani birinin doğal olarak hızlı, diğerinin de doğal olarak çalışkan olmasıydı. Biri doğal yeteneğiyle cumartesi günleri daha hızlı olur, diğeri de pazar günü zekasıyla veya kurnazlığıyla bu farkı kapatırdı. 2014'e de öyle başladık. Lakin Rosberg'in sıralama performansı, Hamilton'ın da yarış performansı bütün ezberleri bozdu. 2014'ün pilotlar bazında en önemli gelişmesi buydu.

Peki bu sezona daha geniş bir açıdan bakarsak ne olur. Açıkçası ilk yarıştan sonra eğer Rosberg ve Hamilton arasında çekişme olmazsa izlenmesi zor bir sezon olacağını kestirmek zor değildi. Bu yüzden artan her gerginlikte için için değil, göstere göstere sevindim. Yine de Rosberg-Hamilton'dan 1976, 1989 veya 2007'de çıktığı gibi bir hikaye çıkmadı. Hele de o kadar gerginlikten sonra şampiyon olan takım arkadaşını tebrik eden Rosberg bütün sezonun gerginliğine gölge düşürdü. Şaka bir yana F1'in bu kadar tanınmasında yukarıda saydığımız rekabetlerin katkısı büyük. Arşiv meraklıları daha iyi bilir, F1'in tv arşivleri 1977'den itibaren başlar.

Formula 1'in güzelliği de biraz da burada yatıyor. Her sporda önemli karşılaşmalar öncesi gerginlik vardır fakat Formula 1'deki gerginliğin ayrı bir tadı var, belki de her yarışta rakiplerinizle mücadele etmenizin de bunda payı var. 2007, 2008 veya 2010'da son yarıştan önceki gerginliği düşünün mesela.





Gerginliğin zirve yaptığı yer



























Mercedes'teki gerginlik Hamilton'ın haklı şampiyonluğundan sonra biraz azalsa da gelecek sene artması muhtemel. Eğer Mercedes ikisini 4-5 sezon yarıştırabilirse gerçekten büyük başarı olacak. Şu an zirvede yalnızlar, diğer takımların onlar yaklaşmasıyla ortaya farklı bir hikaye de çıkabilir. Şu şartlarda, F1'in en konuşkan ve kurt ikilisine sahip McLaren, Mercedes'e yaklaşabilirse çok değişik akıl oyunları görebiliriz. Red Bull, Ferrari veya Williams pistte zorlasalar bile pist dışında çok konuşkan pilotlara sahip değil. Neyse.

Yazıda hep Rosberg'den bahsediyorsun kardeşim diyebilirsiniz. Haklısınız da. Bunun temel nedeni, 2012'de takıma 'asıl' pilot olarak getirilen Hamilton'a karşı Rosberg'in beklenenden çok daha fazla direnç göstermesi oldu. Hamilton gibi tek tur pilotunu sıralamalarda mağlup etmek gerçekten büyük bir olay. Zaten sezon başı anket yapsaydık insanlar %80 gibi bir oranla Hamilton'ın Rosberg'i geçeceğini tahmin ederdi. İngiliz pilot Japonya, Rusya, ABD ve Brezilya'daki yarışlarda şampiyonluğu ne kadar hak ettiğini dost düşman herkese gösterdi. Gözüken o ki 2015 de bu ikili arasında geçecek. Evet Rosberg Barrichello-Coulthard-Massa-Webber gibi yarış kazanabilen ama şampiyon olamayan jenerasyondakilerden daha iyi duruyor lakin 2015'te şampiyon olamazsa bu 'loser' sıfatı üzerine yapışabilir. Şahsi görüşümüz Rosberg'in bu saydığımız pilotlardan bir şekilde ayrışacağı yönünde. Hamilton da Vettel'in aldığı şampiyonluklardan sonra üzerindeki artan baskıyı hafifletti ve Formula 1'in efsanevi pilotları arasına girmek için büyük bir adım attı. Zaman yine en doğruyu söyleyecek bize. 2014 Sezon Değerlendirmesi'nde görüşmek üzere.







17 Eylül 2014 Çarşamba

Sosyal Medyada Formula 1 - Facebook 2014

100. yazımız sosyal medyaya kısmetmiş. Evet, sosyal medya önemini korur ve büyürken, hatta dallanıp budaklanırken Formula 1'in hala resmi bir facebook hesabı yok. Biz bu araştırmaya 2 yıl öncesinde başlamıştık ve o günden bugüne bile takımların, pilotların fan sayılarında kayda değer artışlar oldu. Bu artışların bazıları da oldukça şaşırtıcıydı, birazdan göreceksiniz zaten.

Biz Formula 1'in bu konudaki eksikliklerini konuşalım az daha. Mercedes imparatorluğunun başındaki Dieter Zetsche ve Mallya gibi önemli isimler F1'in pazarlama ve sosyal medyadaki eksikliğinden bahsettiler. Belki zamanla daha fazla konuşulur bunlar ama 2014'ün son çeyreğine gelmişken ve mahallemizdeki bakkalın bile fan sayfası varken sürekli marka değeri diye yırtınan F1'in bu konudaki pasifliği kelimelerle anlatılmaz. Nacizane fikrimiz F1'in hala adam akıllı yönetilememesi, yani tek bir adamın böylesine önemli bir organizasyonu yönetme çabası. Üstelik bu sene mobil modaya uyacağız derken live timing'i mahvettiler. Biz Türkler olarak böyle saçma sapan işlere alışığız da Avrupalı'lar bunlara nasıl dayanıyor bilemiyoruz, gerçi azalan reytingler pek dayanmadıklarının göstergesi.

Facebook'ta Formula 1 hesaplarını izlerken takımların fan sayılarını izlemek nispeten daha kolay oluyor. Hepsinin geçen sene orijinal sayfası zaten vardı, sadece Ferrari adam akıllı bir sayfa sayfa açıp inanılmaz bir yükseliş gerçekleşti. Yine de bazı anormallikler var, önce sayılara bir bakalım :




Devasa artışlar hemen göze çarpıyor değil mi ?



Takımların hemen hepsinde önemli artışlar kolaylıkla göze çarpıyor. Hepsi de %100'ün üzerinde artış sağlamış durumda. Artışların sebeplerini az çok tahmin etsek de özellikle Mercedes'in artışında bir gariplik mevcut. Sanmayın ki Mercedes liderliği bu sene pistteki üstün performansıyla kazandı. 2013'ün sonuna doğru Mercedes inanılmaz bir yükselişle fan sayısını artırdı. Buradaki garipliği çok uğraşsak da çözemedik. Bu arada Mercedes'le en çok etkileşim gösteren (facebook bunu kullanıyor, ne demek istiyorsa) şehir Kahire. Red Bull'un Melbourne, Ferrari'nin Meksiko City, McLaren'in Londra. Mercedes'in bu noktada da bir garipliği söz konusu.

Takımların bu yükselişi Formula 1'in Facebook'taki yükselişinin de işareti olabilir. 2013'ün ortalaması 290 binken takımların 2014'teki beğeni alma ortalaması 2 milyon. Yani %600'den fazla bir yükseliş var. Listedeki diğer ilginç nokta da hiçbir takımın geçen seneki sırasında olmaması. Mercedes ve Ferrari'nin yükselişi de hemen göze çarpıyor.








Pilotlar konusu ise biraz karışık. Kiminin hesabı orijinal, kimisi fake, kiminin ne olduğu belli değil. Normalde yıldan yıla az da olsa artış mutlaka olur fakat aşağıdaki tabloda azalmalar da var. Tabloya bakıp sonra açıklayalım durumu.








Öncelikle geçen senelerin aksine bu sefer sadece orijinal hesapları dikkate aldık yoksa işin cıvığı çıkıyor. Bu yüzden Sebastian Vettel, Felipe Massa gibi pilotların hesabı yok. Ayrıca geçen sezon yarışıp bu sezon koltuk bulamayanları da listeye ekledik. Geçen sene çaylakları ayrı bir listeye almıştık, bu sene onları da ana tabloya aldık. Evet 80'lerin gridine döndü 27 kişilik liste ama olsun. Belki bu rakamlar Caterham'ın yeni bir girişimiyle artabilir. Bütün pilotların adam akıllı hesabı olsa F1'in gerçek anlamda sosyal medya ve internet gücünü daha rahat test edebilirdik.

İlk iki sıradaki isimler bizi şaşırtmasa da sonraki sıralama biraz yadırgatabilir sizleri. Schumi'yi bir kenara koyarsak Hamilton, Alonso, Vettel ve Raikkonen'in en büyük taraftar kitlesine sahip olduğu hepimizin kabulüdür galiba. Vettel'in geçen seneler fake hesabı 1,5 milyona yakındı, bu sene o sayfayı bulamadık mesela. Ayrıca gridin ortalarından birçok pilot orijinal sayfalarını açmış galiba. Sayfaları yönetmek de bir hesaba sahip olmak kadar önemli. Max Chilton'un 93 bin 'like'ı varken Bianchi'nin sadece 7 binde kalması bunun en önemli işareti galiba. Tabi İngilizlerin bu spordaki etkisini unutmayalım bunu söylerken. Geçen senelerde f1fanatic sitesi, üyelerinden en çok Jenson Button taraftarı olduğu ilan etmişti.


Hamilton bu sene #TEAMLH'i kullanıyor.



Diğer önemli nokta ise Formula 1 taraftarlarının sadece hayran olduğu takımı ve pilotu değil, birçok sayfayı beraber takip etmesi. Futbolun aksine sadece kendi takımını değil, rakip takımı bile takip edebiliyor. Emin olmak isteyen F1 ve futbolu takip eden arkadaşlarının takip ettikleri sayfaları karşılaştırabilir. Velhasıl kelam, Formula 1 yönetiminin sosyal medya konusunda alması gereken önemli bir yol var ve daha kötüsü bunun pek farkında değillermiş gibi görünüyor.



Not : Sayılar 16.09.2014 saat 23 civarında alınmıştır, geçmiş senelerdeki sayılar ise 2012 ve 2013 Temmuz aylarının istatistikleridir. Geçen seneki araştırmaya bakmak isteyenler bu linkten ulaşabilir.
















































                                                                                                                                                                                    

29 Ağustos 2013 Perşembe

Spa, Monza ve Ana Sponsorlar

İspanya'daki Alonso galibiyetinden bu yana Mercedes ve Red Bull sırayla birer galibiyet almaya başlamıştı, bu sefer sıra Red Bull'daydı ve lacivertler sezonun 5. galibiyetini almayı başardı. Aslında pol de uzakta durmuyordu ama yağmur işleri biraz olsun değiştirdi. İşin içinde Hamilton da olunca pol yine Mercedes'e gitti. Diğer dikkat çeken ise Button'ın 6.'lığı oldu. McLaren iki Lotus ve Ferrari'yi geride bıraktı, üstelik onlardan fazla tur atmayarak. Zaten iki RBR ve Mercedes dışında diğerlerinin ekstra tur atmaya zamanı kalmamıştı. Di Resta'ya ise yazık oldu, üst sıralarda farklı isimleri görmek her zaman güzeldir. Aslında Lotus ve Ferrari de kuru havada fena gözükmüyordu fakat işte yağmurlu sıralamalarda zamanlamanın ne kadar önemli olduğu malum. Marussia'ların ve Van Der Garde'nin de Q2'ye kalması güzel sürprizler oldu.





Açıkçası Spa-Francorchamps takvimdeki bu yerini aldıktan sonra daha bi heyecanlı hale geldi, daha doğrusu insanlar yarışı daha heyecanla bekler oldu. Hatta yaz arasının son haftasında Eau Rouge'a methiyeler düzmek yakında F1 geleneği hale gelebilir. Amma velakin 2010'u bir kenara bırakırsak özellikle de üç yıldır beklentilerin yüksek olmasından dolayı biraz tatsız tutsuz yarışlar izliyoruz. 2011 ve 2013'de Vettel, 2012'de de Button oldukça kolay galibiyet elde ettiler. 2013'ün sıkıcı Belçika Gp'si de sanırım yarıştan çok Greenpeace protestosuyla anılıcak, umarım piste çok fazla ceza gelmez. Bu arada protestonun etkisi de Türk medyası hissedildi, gazeteler normalden daha çok yer ayırdılar ve normalde hiç haber yapmayan sitelerde de Greenpeace'in protestosu haberini gördük. Bu arada Greenpeace Formula 1'i değil, Antartika'da petrol arayan Shell'i protesto etti. Shell de bilmeyenler için Belçika GP'nin ana sponsoru.






Pazar günü ilk turda liderliğini kaptıran Mercedes ilk stintte yine Red Bull'a ayak uyduramadı. Hamilton'ın kazandığı Macaristan dahil Mercedes pilotları ilk turlarda lider gittiği hiçbir yarışta Vettel gibi yarışı kopartamıyor, tabii bu W04'den kaynaklanıyor sürücülerden değil. Belki Silverstone'u farklı bir yerde tutabiliriz. Ferrari de yarış kazanacak hıza sahip gibi duruyordu fakat son stintteki hız yine de soru işareti. Evet Alonso ve Ferrari galibiyet şansı kalmadığı için limitte gitmemiş olabilir ama bu tam olarak soru işaretlerini ortadan kaldırmıyor. Mercedes de çok parlak görünmeyen yarış hızlarıyla aslında iyi bir yerde bitirdiler. Webber bütün yarışı Rosberg'in arkasında bitirirken, Button da dediği gibi podyumu zorlasa da başaramadı. Diğer puan mücadelelerinde ise Grosjean ile Perez'in olayındaki ceza birçoklarına göre ağır değil, çok ağırdı. Belki kurallara uygun olabilir ama aynı mücadele ön sıralarda olsa ve ceza gelse muhtemelen şimdi onu konuşuyorduk, o zaman biz de onu bekleyelim, başka çaresi yok gibi yoksa arka ve orta gruba verilen ağır cezalar pek gündeme gelmiyor.


Alonso nereye bakıyor ? 

Spa-Francorchamps ve Monza'nın yeri Formula 1 için her zaman ayrı oldu ama son yıllarda artan Tilke pistleriyle taraftarların gözünde ayrı bir yere sahip artık. Red Bull'un dominasyonunu da unutmamak lazım. 2009'dan bu yana en yüsek df'a sahip Newey'in araçları en çok Kanada, Spa ve Monza'da zorlandılar. Spa'nın yüsek df gerektiren ikinci sektörüyle durumu kurtarsalar da Monza biraz daha güç oldu onlar için. Yine de Red Bull'un 2012 kadar zorlanmayacağı aşikar. Geçen seneki hız eksikliği her ne kadar Monza'nın karakteristiğine bağlansa da asıl problem RB8'di sanki. Çünkü RB8 Singapur'a kadar en hızlı 2,3 veya 4. en hızlı araçtı, asıl gelişimi Singapur'dan sonra gerçekleştirdiler. Önümüzde 2011 örneği de dururken..





Monza'ya takımlar en düşük df paketiyle geldiğinden işler biraz daha karmaşıklaşıyor. Üstelik yavaş ikinci sektörüyle çok komplike bir pist. Yani göründüğü gibi düzlük hızı iyi olan takımların kolayca kazanabileceği bir yarış değil. Aracın hem belli bir df seviyesi, hem de belli bir düzlük hızı gerekiyor ki Monza'da en optimum noktaya ulaşabilsin. 2010'da Ferrari'nin ve 2012'de McLaren'in en hızlı araç olması boşuna değildi. Haftaya da ibre az biraz Mercedes'i gösteriyor. Griler polü alırlarsa düzlük hızlarıyla yerlerini koruyabilirler. Monza psikolojik olarak Red Bull'a darbe vurulacak son yer gibi gözüküyor. Eğer Vettel ilk turlarda yarışı alıp gidemese düzlüklerdeki malum problemleriyle Ferrari ve Lotus tarafından büyük tehdit altında olacaktır. Hele de Lotus'un pasif DRS'si çalışırsa ortalık iyice karışabilir. Lotus'u da gözardı etmemek lazım, İtalya'da lastikler çok zorlanmasa da bu lastiklerle her zaman fark oluşturabilirsiniz. Özetle Red Bull devrilecekse burda devrilir, aksi taktirde şampiyona bitebilir. Şu an görünen takımların Singapur güncellemelerinin planları hazır ama sonrası için Monza kritik olacak. Vettel'in ilk 5 dışında kalması şampiyonayı oldukça hareketlendirecektir. Şöyle bir durum da var ki; yarışı Red Bull'un kazanması çok fazla kimseyi şaşırtmayacaktır. Bu yazıda Belçika GP'sinden çok bahsetmesek de araya yolcu alacaz.

Ana Sponsorlar

Şu an Formula 1'de sadece 4 takımın ana sponsoru var ; Red Bull, Ferrari, McLaren ve Mercedes. Bunların içinden de Marlboro Ferrari'ye ismi hiçbir yerde görünmemesine rağmen 100 milyon dolar ödüyor, İtalya gerçekten garip. Gerçek anlamda ana sponsor ise Vodafone, onun da bu yıl sözleşmesi bitiyor ve McLaren 2014 için yeni bir sponsor bulmak zorunda. Aslında sponsora en çok ihtiyaç duyanlar Lotus, Williams ve Sauber. Sauber'in ne idüğü belirsiz ama para getiren bir anlaşma yaptı Ruslarla. Lotus ve Williams ise bir türlü ana sponsor bulamadı. Tabii bir ana sponsor olmak 40 ila 100 milyon dolar arasında bir parayı gözden çıkarmak demek. Bunu ödemek için de bir şirketin en az 10 milyar dolar civarında cirosu olması lazım. O da en az. Yine de düşük miktarlarda anlaşma yapmak hiç anlaşma yapmamaktan iyi değil midir tartışılır. Takımlar parayı yeterli bulmayınca hiç sponsor almamayı tercih ediyorlar. Özellikle Lotus ve Williams'ın bir an önce ana sponsor bulmasını muhtemelen bütün F1 fanları istiyordur.


Koca Mercedes logosu hiç güzel durmuyor, belki de sponsor çağırıyor.



Lotus'un Honeywell anlaşması sezon başında yapılamadı, hala da öyle kaldı. McLaren ise Vodafone'un yerini dolduracak planımız var dedi. Önce Gillette ile Çin'de ufak bir flirt yapıldı, sonra bir gazeteciden GlaxoSmithKline'i duydum. GSK şu an zaten Lucozade ve Maximuscle ile McLaren'e sponsor. İki firmanın da McLaren'le dirsek teması var yani. Ayrıca Whitmarsh takımın 40 yılda sadece 4 ana sponsoru olduğunu vurgulaması da Telmex ihtimalini oldukça düşürüyor. Kamuoyunda böyle bir beklenti olsa da Telmex muhtemelen son kart olarak olarak çekmecede duruyordur. Red Bull'un Infiniti'si ve Mercedes'in Petronas'ı halinden memnun görünüyor. Orta sıralardan Force India Sahara'ya sahip olsa da onlar zaten takımın ortağı. Marussia ve Caterham'dan ise ses seda yok. Toparlarsak; sürekli Formula 1'in pazarlama gücünden bahsedildiği bir ortamda ciddi bir isim sponsorluğu eksikliği var. Herhangi bir Formula 1 takımına isim sponsoru olmak zor iş kabul ama görünen köy de pek kılavuz istemiyor.



24 Temmuz 2013 Çarşamba

Twitter'da Formula 1 - 2013

Sosyal medya araştırmalarında sıra Twitter'da. Twitter Formula 1 için Facebook'dan daha uygun bir platform sanki, en azından sayılar onu gösteriyor. Özellikle antrenmanlarda Formula 1 takipçilerinin zaman tüneline tamamen F1 tweetleri hakim oluyor. Sadece takımlar veya pilotlar değil, haber siteleri ve gazeteciler de sürekli tweet atıyorlar bu zamanda. Sıralama turları ve yarışlar için de bu durum geçerli ama insanlar ekrana daha çok kilitli oluyor o zamanlarda. En azından ben.


Sayıların yüksek olmasından, daha doğrusu Facebook'a oranla daha fazla olmasının bir nedeni taraftarların sadece kendi takımlarını değil, başka takımları ve pilotları da takip etmesi. Taraftar olarak gözlemim bu fakat mutlaka sosyal medyalarda insanların 'follow' veya 'like' üzerine eğilimleriyle ilgili araştırmalar vardır, bu tarz araştırmalar bu görüşü ne kadar destekler bilemeyiz. Sadece görünen, taraftarların Twitter'da hesapları takip ederken Facebook'a oranla daha esnek olduğu.



Twitter'da Formula 1 başlıklı haber var mı diye aratırken bir grafik buldum. 2011 yılında yapılmış, bizde de 2012 ve 2013 var. daha sağlıklı kıyaslama yapılabilir bu grafikle (5. grafik). Ayrıca f1fanatic'in takımların ve pilotların adresinden, takım çalışanlarının hesaplarına, gazetecilerden eski F1 pilotları ve pistler ve diğer serilerin hesapları dahil çok güzel bir yazı hazırlamış, mutlaka bakmanızı öneririm.



Takımların son bir senedeki artış seviyesi ortalama neredeyse %100. Pilotlar için de aynısını söyleyebiliriz. Üç şampiyon Alonso, Hamilton ve Button 1.5 milyonu geçmiş durumdalar. Yarım milyonla 1 milyon arasında pilotlar var. Barrichello yine klasmanda ilk sırada hem de 2 milyon takipçisiyle. Brezilyalılar önemli sayılara ulaşmış durumda, listede bu sene olmayan Bruno Senna'nın da 600 bin takipçisi var. Twitter'ı en aktif şekilde kullanan Alonso bu sene ikinciliğe yükseldi, seneye de liderliği alması olası. Aslında sadece 'it was a good race' tweetine bile yüzlerce RT alabilecek bir isim var ki, 1.5 yıldır tweet atmıyor maalesef. Hepiniz tahmin ettiniz sanırım. Takımlarda Ferrari bu sefer önde. McLaren de birkaç ay önce TheFifthDriver'dan McLarenF1 adresine geçerek önemli artış sağlamıştı. Hatta FakeFifthDriver da takipçilerine sorup adresini FakeMcLarenF1 olarak değiştirdi. Lotus'un burdaki artışı daha sınırlı olmuş.


Geçen yıldan bu yana Twitter'da çok fazla bir değişiklik olmadı aslında. En çok dikkat çekenlerden biri Lewis Hamilton'dan Button'a neden beni unfollowladın şikayetiydi. Aslında Button onu hiç takip etmemişti. Bir de Ferrari'nin HorseWhisperer adresiyle rakiplerine laf atmaları. Tabii ki Lotus'un hashtagları da. Benim favorim Silverstone'da kullandıkları #GodSaveOurTyres'dı.
Macaristan için de sabırsızız.








Sürücüler klasmanında hemen Vettel'in olmaması dikkat çekmiştir. Vettel'in ne bir menajeri ne de bir sosyal hesabı var, sadece bir facebook hesabı. Red Bull'a çalışsa da kendileri biraz profesyonelce işleri yürütse iyi bir marka olabilir, daha iyi paralar kazanabilir. Yine de 4. şampiyonluğuna 26 yaşında giden biri için bu devirde, yan, imajın her şey olduğu 21. yüzyılda bu tarz pazarlama işlerinden uzak durması saygı duyulası bir davranış. Yine diğer Alman efsane Schumi'nin de herhangi bir hesabı yok.

2011 Ağustos, Red Bull'un gelişimi daha net görülüyor.

Takımlar ve pilotlara topluca bakarsak ; sadece Toro Rosso ve sürücülerinin 100 bin sınırının altında takipçi sayısı var. Facebook'da görüldüğü gibi bu sene daha çok ön planda olan Perez ve Rosberg kendilerini ikiye katlamış. Heikki de koltuğunu kaybetmesine rağmen yine ön sıralarda. Çaylaklar da fena sayılara sahip değil. Yakın zamanda 100 bini geçerler onlar da. Tabii koltuklarını kaybetmezlerse. Formula 1'den ayrılan De La Rosa ve Karthikeyan'ın da kariyerleri açısından önemli sayılara ulaştığını da gözden kaçırmayalım.



2013'de durum böyle. Seneye bu zamanlar görüşmek üzere.


* Sayılar ... bindir.
** Barrichello'ya saygı.
*** Kimi'nin hesabı var mı yok mu belli değil.
**** Sayılar 23-24 Temmuz 2013 tarihlerinde, 2012 sayıları da 14 Temmuz 2012'de alınmıştır.


17 Temmuz 2013 Çarşamba

Facebook'da Formula 1 - 2013

Hatırlayanlar olur geçen sene de bu vakitler yine Facebook istatistikleri ile ilgili yazımız vardı. O yazıyı 11 Temmuz 2012 rakamlarını baz alarak yazmıştık, 2013 yılında ise 17 Temmuz 2013 rakamlarını baz alıyoruz, merak edenler için takımların ve pilotların fan sayılarını küsurat olarak 500'ü geçince yuvarladık.



Takımlar geçen yıla göre önemli bir artış yakalamış durumdalar. Red Bull sosyal medyada da farkını ortaya çıkarmış durumda. Yazıyı yazmadan önce 1 milyona ulaşmasını bekledik, yetişmedi. Ama yakındır, teyakkuzda olun. Diğer yandan ikinciliklerin takımı McLaren yerini korurken, Ferrari sanırım sayfasını kapatmış. Ferrari yol otomobilleri veya Formula 1 takımı diye kesin ayrımda bulunmuyor. Kibar deyimle kaçak dövüşüyor. İki tane resmi Scuderia Ferrari sayfası da mevcut. Ayrıca kendi beğendikleri Alonso sayfası ile Alonso'nun twitter sayfasında yazan adres birbirini tutmuyor. İtalyanlar geçen seneki gibi yani, sosyal medyada rahat edebilmiş değiller. Gönüllerin şampiyonuna gelirsek, Lotus F1 Team. Lotus'un sosyal medya hesabını kim veya kimler yönetiyorsa çok iyi iş çıkarıyor. Sadece facebook değil, diğer sosyal ağlarda da öyle. Lotus facebook sayfası geçen bir yılda fan sayısını %300'ün üzerinde artırmış, 125 Binden 560'e çıkmış. Yakında McLaren'i de tehdit edebilirler. Red Bull yine neredeyse iki katına çıkmış, McLaren %50, Mercedes de iki katına yakın durumda. Diğer takımlar da daha az sayıya sahip oldukları için yüzde olarak önemli artış sağlamış durumdalar. Yeterli mi, tabii ki değil. Özellikle Williams'ın.

Takımların 2012 ve 2013'deki fan sayıları


Bu da değişimleri daha iyi görebilmek için grafiğimiz :





Sürücülerde ise geçen sene olduğu gibi resmi sayfa oldukça az. Lewis Hamilton'dan sonra Vettel de 1 milyon sınırını geçmiş durumda üstelik Vettel'in sayfasında hiçbir aksiyon yok, sadece facebook tarafından resmi sayfa olduğu onaylanmış. Sayfalar profesyoneller tarafından geçen yıla oranla kaydadeğer bir değişme yaşanmamış. Sadece daha çok göz önünde olan Rosberg ve Perez fan sayılarını ikiye katlamış. Oysaki işi bilenler tarafından yönetilen bir Schumacher, Raikkonen veya Vettel sayfası 2 milyonu geçip 5 milyona falan yaklaşabilir. Karşılaştırmak doğru olmayabilir ama Nadal ve Federer'in 10 milyonu aşkın fan sayısı var, ikisi de orijinal sayfa. Formula 1 özetle kendi potansiyelini kullanmıyor ya da kendini abartıyor, aynı Türkiye futbolu gibi. Artık sayılara geçelim isterseniz :





Çaylaklar ve geçen sene listede olmayanlar


Geçen sene takımların ve pilotların da facebook linklerini yazıya eklenmesi tarzında eleştiriler almıştık. Tam anlamıyla yapamasak da bu kelimelerin üzerine tıklayarak Williams, Ayrton Senna ve Formula 1'in hesaplarına ulaşabilirisiniz. Formula 1 hesabı aslında bize birçok şey anlatıyor. Bu hesap vikipedi sayfasından alınan bilgilerle oluşturulmuş, direkt oraya bağlı yani. Bir şey paylaştığı yok. Buna rağmen 6 küsur milyon kişi beğenmiş sayfayı. Yani adam akıllı bir sayfa olsa 15-20 milyon arası beğeniye ulaşabilirdi. Belki daha fazla. 2014'de görüşmek üzere o zaman.

Not 1 : Sayılar ... bin'dir.
Not 2 : Sıralamalar 2012 yılına göre yapılmıştır.
Not 3 : Williams'a pozitif ayrımcılık yapılmıştır, el atalım.

13 Haziran 2013 Perşembe

Facebook'da Motor Sporları

Sosyal Medya'daki Formula 1 araştırmasından sonra ne zamandır motor sporlarının geneli için araştırma yapmayı istiyordum. İlk başta eğlenceli ve kolay gibi gelse de birçok dal olduğu için kategorize etmek hiç de kolay olmadı. Sadece Facebook'da hangi serinin kaç tane fanı olduğuna bakabildim, twitter biraz daha zor geldi. Belki sonra.

Acropolis Rally of Greece


Formula 1'in orijinal bir hesabı olmadığı için sıralamaya katmadık fakat wikipedia uzantılı Formula 1 sayfasının 6 milyona yakın beğenisi var. Neyse, bırakalım Formula 1'i birazcık. Listenin başında Moto GP var, 4 milyona ulaşalı çok olmamıştı ve şimdiden 4.2 milyona ulaşmış. Nascar da daha çok Amerika'ya hitap etse de 3.4 milyon beğeni almış. İkisinin dışında 1 milyona en yakın WRC var tabii ki.






* Milyon beğeni (like)
** Bin beğeni

Tablolara baktığımızda ilk dikkat çekenler, DTM'nin WTCC'den yüksek beğeni alması fakat motor sporlarını az çok bilen insanlar bu durumda şaşırmayacaktır. İngilizlerin BTCC'si de hiç fena bir sayıya sahip değil. SBK Superbike de Supersport ve Superstock'u içine alarak önemli bir sayıya ulaşmış. Aslında eski heyecanı vermiyor denilen Motosiklet yarışları sosyal medyada oldukça görünür.  Moto Gp ve WRC'nin youtube kanalları da fena çalışmıyor bu arada.

BTCC Oulton Park


Dayanıklılık ve GT serileri ise oldukça karışıktı. Muhtemelen gözden kaçırdığımız seriler vardır, geri dönüşler olursa düzeltmeler yapabiliriz. Dayanıklılık yarışlarına bakarken en ünlü Dayanıklılık yarışı Le Mans 24 Saat'in sayfası 130 bin görünce baya şaşırdım. Yukarıdaki sayılar sizi yanıltmasın, Dayanıklılık serileri ile ilgili çok sayfa var, mesela Amerika Le Mans ve Asya Le Mans sayfaları yukarıdakilerden daha fazla. Serilere seçerken dünya çapında olmasına gayret ettik daha çok. GT yarışları da keza öyle. Unutmadan Le Mans 22-23 Haziran'da kendi saati ve kendi kanalında.


Facebook aleminde motor sporlarına genel bir bakış attık, evet elbette face motor sporlarına ilgiyi ölçecek tek mecra değil ama en elde bulunan en doğru mecra. Elimizde pistlerin seyirci sayısı yok. Açıkçası motor sporlarının genelini değerlendirecek birikimim de yok. Sayılar kötü olmasa da motor sporlarının genel olarak daha iyi pazarlanmaya ihtiyacı var sanki. DTM bu konuda iyi örneklerden, yayın anlaşması olmayan ülkelerde youtube üzerinde canlı yayınlıyor yarışları, görüntü kaliteleri de iyileştirilmiş. Tekrarlarını da bulabiliyorsunz yine kanal üzerinden. Daha alt kategoriler video konusunda daha bonkör olmalılar, GP2 geçişleri ve kazalarından youtube kanalı açsan paraya para demezsin. Fia da çok eski olmadığını tahmin ettiğim sayfasını açmış, çok da iyi yapmış. Bu arada artık pist yönetimleri de düzgün hesaplar açmaya başlamış, mesela şimdiden Katalunya 72 bin, Yas Marina 58 bin, COTA'nın 79 bin beğenisi var. Darısı Formula 1 yönetiminin başına, ee biz yüklüyoruz Bay E siliyor.

25 Mart 2013 Pazartesi

2013'de Formula 1'i Televizyonda Nasıl İzlerim ?

Geçen yılki Formula 1'i nerede izleyeceğiz belirsizliğin ardından bu sene biraz daha sessiz sedasız ortalık. Herkes bir şekilde kendi yolunu buldu. Benim de geçen sene bazen isyan ettiğim zamanlar olmasına rağmen alıştık sayılır. Asıl endişem Formula 1'e o kadar sıkı bağlı olmayıp, yayın haklarının D-Smart'a geçmesiyle spordan kopabileceklerin olmasıydı. Muhtemelen olmuştur, fakat çekirdek bir izleyici takip etmeye devam ediyor. Bu yazının amacı da insanların Formula 1'i daha rahat izlemelerinin yollarını bulmaya çalışmak. Umarım faydalı olur.

Öncelikle bu yazıya temel oluşturan biri benim, diğeri Ali Ünal'ın geçen sene yazılan yazıları tavsiye ederim. Zaten Ali Ünal'ın yazısındaki F1'i izleme seçenekleri bu sene de aynen geçerli. Ben wikipedia sayfasından 2013'deki dünyadaki bütün yayın haklarını bulunduran Tv kanallarını paylaşacağım. Bunun yanında yine internnetten yayın yapan kanalları ve radyoları da koyacağım. Link (stream) konusunda gelirsek ; evet internette birçok link var, izliyoruz da fakat link konusu internetiniz ne kadar iyi olursa olsun her zaman bir şüphe kalıyor aklınızın bir ucunda. Formula 1 izlemek bizler için büyük zevk, bu da en iyi televizyonda olur kanısındayım.

Hazır konu açılmışken D-Smart'ın geçen yıldan bu yana F1 takımları gibi gelişim konusunda fena olmadığını gördük. Formula 1 Özel diye program yapmaya başladılar, bu sene yarış öncesi ve sonrası yine aynı isimle program yapılmaya başlandı, Erbatur Ergenekon ve Korhan Savran gibi tanıdık isimlerle yapılan program kendini izlettirdi. Bazı arkadaşların haklı da bir şekilde bu programların içeriğinin yeterince iyi olmadığı konusunda şikayetleri oluyor. Bu konuda biraz daha temkinli olmak gerek çünkü bu ülkede maalesef bir F1 programının olması bile başlı başına bir olay, o yüzden eleştirelim ama destek de verelim. D-Smart fena iş çıkartmıyor, üstelik yarışın tekrarlarını da sürekli veriyor. Eğer sansınız varsa, bu yazıyla veya linklerle uğraşmayın. Gidin bir D-Smart alın, çünkü pahalı bir şey değil, pc başında uğraştığınıza değmez. 30 kağıda F1, NBA, Şampiyonlar ligi maçları, belgesel kanalları, D-Smart'ın kendi ve yerli film kanalları dahil. Sürekli D-Smart'ın reklamını yapıyormuşum gibi hissediyor ve rahatsız oluyorum ama siz beni anlarsınız. D-Smart, Digiturk gibi paralı platformlara karşı tepkiyi de son derece haklı ama dünya artık bu düzene geçmiş, şu noktada yapacak bir şey yok. Evet ne de çok konuştum değil mi, resimleri aldığım linki de vereyim de oradan daha kolay bakarsınız.







Bunlar bütün dünyada Formula 1'in 2013 yayın haklarına sahip olan kanallar. 'Pay' olanlar o ülkede de paralı yayın yaptığını söylüyor. Bazılarının internetten yayını da var. Antrenman ve sıralama turlarını gösterip göstermediği de bu tabloda var. Sanırım bu kanalları izlemek için en uygun yer, Hotbird. Bildiğim kadarıyla İdman Tv ve Abu Dhabi Sports'dan izleyenler var uydudan. Yine RTL de kablolu da var. Uydudan farklı kanallardan izleyebilen veya burdaki listeden bir kanalı izlemeye başaran ya da uyduyla ilgili başka tavsiyesi olabilecek birileri varsa yorum yazmanızı özellikle rica ediyorum. Bu yazıyı mini forum gibi kullanabiliriz.

Diğer yandan yine wikideki sayfada radyo kanalları da varmış. Olur da yurtdışına çıktınız, yarışı izleyemiyorsunuz, belki bu radyolar bir işinize yarayabilir. Belki internetiniz iyi değil, link bulamadınız o durumda da bu radyolar iş görebilir.

























Bu arada yarışları BBC'den izlemek veya dinlemek istiyorsanız Expat Shield programını kurmanız gerekiyor. Bu program size bir İngiltere IP'si alıyor ve BBC'yi beleşe izliyorsunuz, fakat BBC bütün yarışları göstermiyor, bir sezonda 9-10 yarışı gösteriyor, o da yukarıdaki linkte mevcut. Ayrıca yarış günleri Cnn Türk'de altı gibi yarışın özetini veriyor, aklınızda bulunsun. Pazar akşamları maçların özetlerini izleme hesabı. Başka başka aklıma bir şey gelmiyor şimdilik, sizin de katkınızla Formula 1 izlemek isteyenlere yardım edebiliriz, zamanla yeni yollar bulursak paylaşmaya devam ederiz. Esen kalın.

Düzeltme 1 : İdman Tv'nin biss key'i şu linkte bulabilirsiniz.