Avustralya'da Mercedes'in baskın sonucuyla beraber birçoğumuzu acaba yine sıkıcı bir sezon mu izleyeceğiz korkusu sarmıştı. McLaren'in Honda ile beraber sorunlar yaşaması, RBR'in artan şikayetleri yaraya tuz basıyordu. Lakin bu endişelerin hepsi Malezya'daki yağmurla beraber kaybolup gidiverdi.
Alonso'nun 2013'te Barcelona'daki galibiyetinden sonra Vettel Ferrari ile çıktığı ikinci yarışta kırmızıların ilk galibiyetini kazandı. Ferrari'nin son galibiyetinde de yine lastik kullanımının büyük bir etkisi vardı. Yine de Ferrari'nin bu galibiyetinde farklı olan bir şeyler vardı. Biraz buna bakalım, sonra da tur derecelerini Çin'e yoğunlaşarak değerlendirelim.
İtalyan takımda yeniden yapılanmanın verdiği bir huzur ve güven ortamı var. Belki de ondan da önemlisi, Alonso'nun takımdan ayrılması sanki Maranello'ya büyük rahatlık getirmiş, bu her hallerinden anlaşılıyor. Bu Alonso'nun kötü karakterli bir pilot olduğuna gelmiyor, aksine büyük beklentileri olan ve takımı bu yönde itekleyen bir karaktere işaret ediyor. Alonso'nun Ferrari'den ayrılarak tam da böyle bir pilota ihtiyacı olan McLaren'e geçmesi iki takım açısından da en hayırlısı oldu galiba.
Ferrari'nin Brawn'ın ayrılmasından bu yana yarış stratejilerinde hem rakiplerinin gerisinde kaldığına hem de çok tutucu davrandığına tanık olmuştuk. Arrivabene döneminde ise daha 2. yarışından risk alarak Malezya'da SC varken çoğunluğun aksine yeni lastikleri takmadılar. SC çıktıktan sonra Vettel lider, Hamilton 6. idi. Hamilton öndekileri geçene kadar fark 3,6 sn'den 9.995 sn'ye çıkmıştı bile. İngiliz, Vettel'in arkasına geldiği 10. turdan finişe kadar tam anlamıyla strateji savaşı yaşandı. İki takım farklı zarlar atsa da Vettel son tura girerken Hamilton'ın 10.094 sn önündeydi. Yani yaklaşık 45 turda fark sadece 0.099 sn değişmişti. Bazen verilerin içinde boğulmaya gerek yok, Ferrari Malezya'da Mercedes'in hızına yetişti ama asıl fark Vettel'in SC çıktıktan 5 tur içinde önü boşken attığı turlardan kaynaklandı. Alman pilotun galibiyeti Ricciardo'nun geçen seneki 3 galibiyetinden ise oldukça farklıydı, geçen seneki Mercedes için 10 sn çok önemli değildi, 10 tur içinde rahatlıkla kapatabilirdi bu farkı ama Sepang'da bütün yarış boyunca Ferrari'ye yaklaşamadılar bile.
Diğer önemli ayrıntı ise Mercedes motoru kullanan Williams'ta gözlendi. Sepang'da Ferrari
Melbourne'e göre sadece Mercedes'e değil, Williams'a karşı da belirgin şekilde hızlandı. Williams'lar önlerindeki trafikten 15. tur civarında kurtulduğunda lider Vettel'in 25 sn gerisindeydi. Yarış bittiğinde ise 70 sn. gerideydi. Tur başına 1 sn'den fazla yavaş kalmış Williams. Massa'nın Melbourne'de Vettel'in sadece 4 sn geride bitirdiğini unutmayalım. Bu tablo sadece Mercedes'in fabrika takımının değil Mercedes motorunun kullanan takımların lastikleri hızlı tükettiği sonucunu ortaya çıkarıyor. Sadece 2013'ün ilk yarısında değil, 2012'de de McLaren ve Mercedes'in diğer takımlardan daha hızlı lastik tükettiğini hatırlıyoruz. İsterseniz Çin verilerine bakıp daha net bir karar verelim.
Şangay'daki yarış birçok açıdan daha sağlıklıydı. Her şeyden önce iki yarıştan gelen önemli miktarda veri vardı ve Çin'deki sıcaklıklar Malezya'göre daha makul, pist de Albert Park'a göre daha net bir görüntü veriyordu. Ayrıca yarışın başındaki Ham-Ros-Vet-Rai-Mas-Bot sıralaması baştan sona pitler dışında hiç değişmedi. 3. tura girerken farklar Ros 1, Vet 2.3, Rai 3.3, Mas 4.4, Bot 5.1 sn idi. Öndeki sıralama 13. turda Vettel ve Massa'nın pite girmesine kadar bozulmadı, pitlerden bir önceki turdaki farklar 1.6, 6.1, 7.7, 14.5 ve 17.0 sn şeklindeydi. Hamilton ilk stintte yumuşak lastiklerle tur başına ortalama 0.4 sn'ye yakın hızlıydı Vettel'den. 18. tura girerken sıralama tekrar oturmuştu, farklar ise Ros 2.1, Vet 4.7, Rai 9.8, Mas 18.1, Bot 23.1 sn olmuştu. Bundan sonra ilk dörtlünün farklarına odaklanacağız.
Bu stintte iki takım da gıcır gıcır yumuşakları takmıştı ve Ferrari Mercedes'e darbe vuracaksa burada vurmalıydı. Kırmızılar darbe vuramadıysa da geride kalmadılar ikinci stintte. Vettel pite girmeden lider Hamilton'ın 4.9 sn gerisindeydi, hatta bu farkın 1.3 sn'si de pite girmeden önceki iki turda oluşmuştu. Stintin ilk turlarında Vettel'in farkı 3.5 sn civarına indirmesinden sonra farklar sabit kaldı ve Rosberg'in arada patates olma tehlikesini hissettiği ve takıma şikayette bulunduğu zaman da tam bu turlardı. Raikkonen'in lider Hamilton'la olan farkı ise çok daha oynaktı ve stintin sonlarına doğru iyice açılmaya başladı. 32. turda fark 13.7 sn olmuştu. Raikkonen iki stintte de ikişer tur fazla atması lider Mercedes'lere göre bir şey kazandırmadı ama yarışın sonunda 4 tur daha temiz lastikleriyle Vettel'i geçmesi içten bile değildi. Yine de büyük resim Raikkonen'in lastikleri bitmişken içeri girmemesinin çok doğru bir hamle olmadığını anlatıyor.
2. pitlerin ardından 35. turda farklar 6.2, 10.1 ve 14.9 sn şeklinde oluştu. Ferrari bu son stintte gözle görülür şekilde yavaş kaldı. Çünkü takımlar artık orta sert lastiği takmak zorunda kalmıştı. 35'den Verstappen'in kaldığı 53. tura kadar farklar 8 ve 20 sn civarındaydı. Hamilton bu stintte de Vettel'den yarım saniyeden fazla hızlıydı. Yarış normal koşullarda bitseydi 20-25 sn arasında bir farkla Hamilton rahat bir şekilde önde bitirecekti yarışı. Büyük resimde 56 turluk bir yarışta ortalama 0.4 sn daha yavaş bir Ferrari var, hatta 0.43-44 sn de denilebilir. Burada vurgulamak gerekirse, iki takım arasındaki farka bakmak için Hamilton-Vettel farklarını baz aldık. Sıralama turlarındaki 0.9 sn'lik fark yarıya inmiş gibi. Avustralya'daki yarış temposu da bundan çok farklı değildi. Diğer yandan Hamilton ikinci stintte temkinli mi sürdü yoksa gerçek temposu bu muydu ancak ilerleyen yarışlara göreceğiz. Williams'tan Massa ise Ferrari'den yarış sonunda 40 sn geriden gelerek 3.'lüğü tescillenmiş oldu. İngiliz takım bu sefer de Ferrari'den 0.7 sn'den fazla yavaş gözüküyor. Malezya'ya göre iyileşme var ama Williams bu sene gerçekten gelişememiş gibi. Bottas SC'dan önce liderden 75 sn. geride geliyordu. Geçen sene Mercedes'i zorlayabilen takım olduğunu düşünürsek durum pek iç açıcı değil.
Biraz da McLaren'e bakalım. Takımın gözle görülür iyileşmesi Çin'de de devam etti. Şampiyon pilotları Q2'ye biraz yakınlaşsa da 17. ve 18. sırada kaldı. Açıkçası McLaren'i kime karşı kıyaslayacağımızı kestiremedik. Avustralya'da sorun yaşamayan en yavaş aracı baz almıştık ve Button Sainz'dan tur başına 1.25 sn gibi devasa farkla yavaş kaldığı tespit etmiştik. Button o yarışta Hamilton'dan 2 tur yemişti. Malezya'da ise durum daha iyiydi kesinlikle. Çin'de ise Hamilton Button'a 39. turda tur bindirdi. O tura kadar Button Hamilton'dan ortalama 2.65 sn daha yavaştı. Ricciardo'dan 0.4 sn, temiz bir yarış geçiren Grosjean'dan 0.9 sn yavaş kalmıştı. Sorun yaşamayan en yavaş araç Perez ise Button'dan ortalama neredeyse 0.8 sn hızlı olduğunu gördük. Button Malezya'da yine aynı turlarda liderin yine aynı farkla arkasındaydı. Avustralya'ya göre iyileşme zaten görünüyor da muhtemelen yeterli seviyede değil. Diğer yandan en hızlı turlarda önemli gelişmeler var. Melbourne'de Button'ın en hızlı turu Hamilton'dan 3.35 sn yavaşken, İngiliz pilot Malezya'da 16. olarak 4 sn geride kaldı en hızlı turdan. Çin'de ise yeni difüzöre sahip olmayan Alonso'nun en hızlı 13. sıradaydı ve sadece 1.5 sn gerideydi. Üstelik hızlı turu 40. turda gelmiş İspanyol'un.
Bahreyn GP'ye birkaç gün kaldı. Mercedes'te gerilen ilişkilerle beraber Rosberg'in atak yapma zamanı kaldı, geçen seneki sıralama formundan uzak. Aynı şekilde Raikkonen'in de. Çin'de net şekilde hızlı oldukları iki Williams'a da sıralamalarda geçildi. Massa bu sene oldukça formda gözükürken Button da klasını göstermeye devam ediyor. Bu seneki yazıların sonunda seçilmiş bazı istatistikler olacak, onları da bırakıp veda edelim.
Sıralama Turları
Hamilton 3-0 Rosberg
Vettel 3-0 Raikkonen
Massa 3-0 Bottas
Button 2-0 Alonso
Çin GP Hafta Sonunun En İyisi
Felipe Massa - Williams
2014'e Göre En İyi - En Kötü Pilot
Sebastian Vettel - Nico Rosberg
Williams etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Williams etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
15 Nisan 2015 Çarşamba
Şahlanan Atın Dönüşü : 2015 Malezya ve Çin GP
Etiketler:
Avustralya GP,
Çin Gp,
F1 2015 Sezonu,
Felipe Massa,
Fernando Alonso,
Ferrari,
Jenson Button,
M. Arrivabene,
Malezya GP,
McLaren,
Melbourne,
Mercedes,
Sepang,
Şangay,
Williams
1 Ağustos 2014 Cuma
2014 Sezon Ortası Analizi : 1
Formula 1'in en çok beklenen kural değişikliği ile beraber 2014 sezonu için kollar neredeyse 3 yıl önce
sıvanmaya başlanmıştı. Belki de fazla edebiyat yapmadan dağ fare doğurdu diyelim. 4 yıldır şikayet edilen Red Bull üstünlüğünden bile daha baskın bir araçla karşımıza çıktı Mercedes. Dağ bayır, düzlük viraj her anlamda en iyiler. Bu noktada F1'in, özellikle kuralları değiştirenlerin Mercedes'e büyük bir borcu var. Bu baskın araç Red Bull'da hele de Ferrari'de olsaydı şampiyon şimdiden belli, motor sesinden rahatsız olan taraftarlarla beraber spor iyice dibe çökebilirdi. Mercedes'in de Macaristan'daki gibi sıkıntıları olsa da sağlamaya çalıştıkları rekabet Formula 1'i bu sene ayakta tutan şey oldu, umarım son yarışa kadar devam eder.
Sezon bundan sonra genelde olduğu gibi daha gerilimli olacaktır, hele de son yarış. Şampiyonluk yarışı kızışmaya devam ederse diğer şeyleri pek önemsememeye devam edebiliriz. Şampiyonluk dışında pilotlarda Ricciardo 3.'lük için şanslı duruyor, Alonso istikrarı ve Bottas Williams'ın artan hızıyla beraber diğer büyük adaylar. Bunun yanında takımlarda Red Bull ikincilik koltuğu için şanslı olsa da 3.'lük için Williams, Ferrari hatta Force India ve McLaren'in şansları var. Diğer merak edilen ise Marussia'nın takımlarda 9.'luğu kurtarma şansı. Sauber'in 3 puan alması Marussia'yı geçmesi yeterli olacaktır. Sezonun ikinci yarısı dayanıklılık da önemli olacak. Renault hızda sorun yaşadığı gibi dayanıklılıkta da sorunları var. Şimdiden bazı parçalarda limitteler. Bakalım fazla motor ve parça kullanımından verilmesi muhtemel cezalar şampiyonayı nasıl etkileyecek. Şimdi takımları sırayla ele alalım.
Mercedes
2014'ün en iyi takımı Mercedes şampiyonaya da büyük anlamda yön veriyor. Bazı aksilikler olmazsa 11 pol ve galibiyetin hepsini kazanabilirlerdi. Avusturya, Kanada ve Macaristan'da birer fireleri oldu. Bu anlamda da MP4/4'ün rekorunu da kaçırmış oldular. Hamilton sene boyunca daha çok sorunlarla boğuşurken Rosberg daha sakin bir sezon geçirdi. Ayrıca geçen sezon Malezya'da Rosberg'e yaptığını bu sezon da Hamilton'a yapabilir takım. Her ne kadar Mercedes'i sürücüleri yarıştırma konusunda övsek de Rosberg'le yapılan yüksek meblağlı sözleşme takımdaki rüzgarın biraz değiştiğini gösteriyor. Hamilton 2011'de yaşanılanlardan sonra öz evlat olmasına rağmen McLaren'deki gücünü kaybetmişti, şimdi de üvey evlat olmasa da Mercedes'in daha bir öz evladına karşı savaşıyor. Neyse, işin spekülasyon kısmını çok konuştuk.
Hamilton'ın ilk yarışta yarış dışı kalmasından sonra üst üste 4 defa kazanması rüzgarı onun yönüne çevirmişti. Monaco'ya tam bir Hollywood starı gibi giden Hamilton Rosberg'in cumartesi günü yaptığı şikeli hareketten sonra kontrolü kaybetmiş ve rüzgarını kaybetmişti, aslına bakarsanız halen o olayın etkisinde diyebiliriz. İkili arasındaki rekabette Bahreyn, Kanada ve İngiltere kritik yarışlardı. Bahreyn'de polü alan Rosberg ilk virajda yerini kaybetmiş, yarışta da sürekli zorlamasına rağmen Hamilton yer vermemişti. Rosberg'in ilk 5 yarışta en formda olduğu yarışta bile Hamilton'ı geçememesi onu adına önemli bir dezavantajdı. İkinci dönüm noktamız Hamilton'ın en güçlü olduğu iki pistten biriydi. Monaco'dan sonra herkesin Hamilton'ın favori pistinde Rosberg'i paramparça edeceğini düşünüyordu, biz de. Rosberg hakkında düşüncelerimizin değişmesinde en önemli yarış Kanada oldu belki de. Yarışta önde olmasının avantajıyla fren sorunundan daha az etkilendi, yani Kanada'da kazanılan 18 puan sadece şansla gelmedi. Kanada'dan sonra Avusturya ve İngiltere'de Hamilton kendi hatalarıyla, Almanya ve Macaristan'da ise dayanıklılık sorunları yüzünden tam anlamıyla bir savaş olmadı ikili arasında. Bu yüzden Rosberg'in cumartesi günleri 7-4'lük üstünlüğü bir anlam taşımıyor pek fazla. Belki son iki yarışı çıkarırsak 5-4'lük bir Rosberg üstünlüğü var diyebiliriz.
İngiltere'de Rosberg'in galibiyete giderken yarış dışı kalmasıyla iki pilot da muhtemel 25 puandan olarak durum eşitlenmişti lakin Hamilton'ın yaşadıklarıyla Rosberg yine avantaj kazandı. Son iki yarıştaki olaylar olmasa Hamilton 3-4 puan önde veya geride olabilirdi. Rosberg geçen sene de sezonun ikinci yarısı Hamilton'a göre toparlanmıştı. Yine de Hamilton'ı geçmesi için ya cumartesi ya da pazar günü olağandışı şeylere ihtiyacı var. Son yarışı bir kenara koyarsak diğer 7 yarışta Rosberg'in 3 kere Hamilton'ı geçmesi gerek. Macaristan'da Hamilton'ın önünde biterse 7 yarışın 3'ü ona yetebilirdi. Rosberg'e son yarış öncesi 15 puan gerekli. Diğer türlü tek turda hala en hızlı Hamilton'a karşı işi zor. Sanırım bu kadar Mercedes yeter değil mi ?
Red Bull
Aslında en ilginç takım içi rekabet burada. Son dört senenin şampiyonu takıma yeni katılan Ricciardo karşısında çok zorlandı. Şu an Ricciardo hem cumartesi hem pazar hem de galibiyet ve podyum sayısında son şampiyondan daha iyi konumda. Açıkçası bu başarının sırrı son yarışlarda daha sık ifade edildiği gibi Vettel ve Ricciardo'nun yaklaşımında yatıyor. Vettel'in başarılı olması için daha fazla faktörün bir araya gelmesi gerek. Ricciardo ise daha çok büyük pilotlar gibi her türlü şartta araçtan maksimumu almaya çalışıyor. Vettel son yarışlarda biraz daha toparladı gibi, sezonun ikinci yarısı Ricciardo'yu daha fazla geçebilir ama sonuçta ortada son şampiyon için gerçekten vahim bir durum var. Üstelik Vettel'in Ricciardo'yu sıralamalarda geçtiği Kanada ve Macaristan'da takım arkadaşı yarış kazandı, İngiltere'de de Ricciardo podyuma çıkarken Vettel podyum dışı kaldı.
Takımın genel performansına bakarsak, sezon içi testlerde sıkıntı yaşasalar da ilk yarıştan itibaren en hızlı ikinci takım konumunu korudular. Avusturya'da Williams'ın hızı tek yarışlık mı diye düşünürken İngiliz takım formunu korudu ve Red Bull'u geçmiş gibi görünüyor. Üstelik Ferrari de var artık. Red Bull rakiplerinin aksine iki pilotuyla da daha düzenli puan alabiliyor. Ferrari ve Williams'la yaklaşık 80 puanlık farkı onlara yetebilir. Bu konuda onları en zorlayabilecek şey Renault motorları ve diğer aksamlar. Herhangi bir cezada 10 sıra geri düşebilecek RBR pilotları griddeki Mercedes motorlu takımların sayısını da düşünürsek önemli puanlar kaybedebilir. Red Bull'un Avusturya'dan itibaren sarsılan ikinciliği de pek normal değil. Acaba Newey yine büyük bir şeyin peşinde mi ?
Ferrari
Ferrari yine bildiğimiz gibi. Bir şeyler eksik. Yıllardır Formula 1 aero şampiyonasına döndü deyip şikayet edip motorların öne çıktığı sezonda bocalıyorlar. Burada basit bir başarısızlıktan ötesi var. Üstelik takım aero anlamında Mercedes veya RBR seviyesinde olmasa da önceki sezonlara göre iyileşmiş gibi. Ferrari'nin RBR gibi müşterisi olmadığı için aslında motorlarının ne kadar kötü olduğu konusunda fikrimiz pek yok. Yani Sauber ve Marussia Ferrari motorundan pek şikayet edecek halleri yok, Ferrari de bu konuda pek dürüst değil. Sanmayin ki sadece Renault motoru kötü. Bazı pistlerde zorlansalar da Williams ve RBR ile aralarında büyük bir fark yok.
Takım içi rekabet ise bu sene en çok konuşulan konu neredeyse Ferrari için. Alonso'nun inanılmaz üstünlüğü Raikkonen hakkında birçok dedikoduya neden oluyor. Takım pilotumuzun arkasındayız dese de her an her şey olabilir. Üstelik Bianchi'nin Macaristan'da Raikkonen'i geçerek Q2'ye kalması da basit bir tesadüf olmayabilir. Sıralamalarda Alonso'yu 2 kere geçen Raikkonen yarışların hepsinde Alonso'nun arkasında kaldı. %99 sezonun ikinci yarısı onun için daha iyi olacaktır, boş konuşmayı sevmeyen Fin pilotun açıklamalarından da bunu anlıyoruz. Kalan yarışlarda Alonso'yu yeterli derecede geçmesiyle 2015'te sürpriz görmeyebiliriz. Raikkonen'in performansı ilginç bir şekilde Alonso'nun kariyerini de belirleyebilir.
Hazır bu konuya girmişken dalalım isterseniz. Alonso McLaren söylentileri ayyuka çıkmış durumda, McLaren bu konuda çok istekliyken Alonso'nun tereddütleri olduğu açık. Adam zaten yavaş araçlardan yeterince çekti, bir hataya daha tahammülü yok. Alonso'nun geleceğini, Raikkonen'in performansı, Williams'ın hızı ve McLaren'in gelişmesi belirleyecektir. Raikkonen'in ve Williams'ın hızı takımlarda üçüncülük savaşı için dolayısıyla Alonso'nun sözleşmesinin fesh etmesi için, McLaren'in de gelişmesi İspanyol pilotu ikna etmek için önemli olacak.
Williams
Son yıllarda zikzaklı bir performans çizen Williams 2010 ve 2012'den sonra yine çift sayılı bir sezonda iyi iş çıkarıyor. Başarılarının sırrı sadece motor da değil üstelik. Takım aerodinamik anlamda da oldukça iyi ve bu güçleri sayesinde son yarışlarda en hızlı ikinci takım olmayı başardılar. Monaco, Macaristan gibi düşük hızdaki pistlerde zorlanıyorlar, sezonun geri kalanında Singapur hariç hızlarını koruyabilirler. Lakin hızlı araçla küçük takım gibi yarışıyorlar. Çok fazla hata ve kazaya karıştılar. Son yarıştaki çifte puanları sayarsak önümüzde 9 yarış var ve takım için ikincilik de mümkün, dördüncülük de. Podyum ve olası bir galibiyet takımın yeni sponsorlar bulmasını ve mevcut isim sponsorunu tutmasında yardımcı olacaktır.
İngiliz takımın elinde 2005'ten beri en iyi ikili var. İngiltere'ye kadar çok yakın geçen mücadelede Bottas son yarışlarda büyük üstünlük sağlamaya başladı. Sadece Massa'nın kazaları değil Bottas'ın da artan performansı bunda etkili oldu. Williams'ın performansı sadece kendilerini değil şampiyonayı da yakında etkileyecek. Mercedes'in şu anki hızıyla pistte tek geçemediği takım Williams. Almanya'da olduğu gibi Rosberg veya Hamilton Williams'ın arkasına düşerse puan farkı 7'den fazla artabilir herhangi bir yarışta. Sorun yaşayan bir Mercedes gerilere düştüğünde iki Williams'ın da arkasında bitirip kaybı 13 puana kadar da çıkabilir. Massa'nın performansı sadece takımını değil şampiyonanın genelini de etkileyecek.
Force India
Bu kısımda McLaren'i inceliyor olabilirdik. İki takım arasında 2 puanlık fark Macaristan'da Button'ın aldığı 1 puanla 1'e indi sadece. Force India takım olarak Macaristan'da kötü olsalar da sezonun genelinde büyük takım gibi yarıştılar. Hızlı olmasalar da iyi puanlar almayı başardılar. Bunda Hulkenberg gibi komple bir pilotun ve Perez gibi lastiklere iyi davranabilen pilota sahip olmaları etkili oldu. Bu anlamda Williams'ın tam zıddı bir noktadalar.
Sezon ortasına kadar iyi iş çıkarsalar da sezonun ikinci yarısı McLaren'e geçilmeleri muhtemel. Çünkü takım McLaren dahil öndekilerle aynı hıza sahip değil. Son yarışlarda, özellikle sıralama turlarında net şekilde geride kalmaya başladılar. Takım 2011 ve 2013'te şampiyonada beşinciliği alamamıştı, bakalım bu yıl alabilecek mi ? Bu kez daha tecrübeli ve daha iyi pilotlarla sahipler.
Takım içi rekabette ise Hulkenberg'in üstünlüğü bulunuyor. Alman pilot sıralamalarda 9-2 önde olsa da Perez Buttonvari şekilde yarışlarda durumu toparlamayı başarıyor. Bahreyn'de takımın tek podyumunu elde ederken, Kanada'da neredeyse yarış galibiyetine gidiyordu. Avusturya'da araç yavaşken herkesten farklı bir taktikle iyi puanlar almıştı. Perez bunun gibi iyi yarışlar çıkarsa da Hulkenberg'in üstünlüğü çok açık. Üstelik sıralamalarda 9 kere Perez gibi iyi bir pilotu geçmek azımsanacak bir başarı değil. Bakalım Hulkenberg de seneye artan minimum ağırlıklarla beraber daha iyi bir takıma geçebilecek mi ?
Aslında en ilginç takım içi rekabet burada. Son dört senenin şampiyonu takıma yeni katılan Ricciardo karşısında çok zorlandı. Şu an Ricciardo hem cumartesi hem pazar hem de galibiyet ve podyum sayısında son şampiyondan daha iyi konumda. Açıkçası bu başarının sırrı son yarışlarda daha sık ifade edildiği gibi Vettel ve Ricciardo'nun yaklaşımında yatıyor. Vettel'in başarılı olması için daha fazla faktörün bir araya gelmesi gerek. Ricciardo ise daha çok büyük pilotlar gibi her türlü şartta araçtan maksimumu almaya çalışıyor. Vettel son yarışlarda biraz daha toparladı gibi, sezonun ikinci yarısı Ricciardo'yu daha fazla geçebilir ama sonuçta ortada son şampiyon için gerçekten vahim bir durum var. Üstelik Vettel'in Ricciardo'yu sıralamalarda geçtiği Kanada ve Macaristan'da takım arkadaşı yarış kazandı, İngiltere'de de Ricciardo podyuma çıkarken Vettel podyum dışı kaldı.
Takımın genel performansına bakarsak, sezon içi testlerde sıkıntı yaşasalar da ilk yarıştan itibaren en hızlı ikinci takım konumunu korudular. Avusturya'da Williams'ın hızı tek yarışlık mı diye düşünürken İngiliz takım formunu korudu ve Red Bull'u geçmiş gibi görünüyor. Üstelik Ferrari de var artık. Red Bull rakiplerinin aksine iki pilotuyla da daha düzenli puan alabiliyor. Ferrari ve Williams'la yaklaşık 80 puanlık farkı onlara yetebilir. Bu konuda onları en zorlayabilecek şey Renault motorları ve diğer aksamlar. Herhangi bir cezada 10 sıra geri düşebilecek RBR pilotları griddeki Mercedes motorlu takımların sayısını da düşünürsek önemli puanlar kaybedebilir. Red Bull'un Avusturya'dan itibaren sarsılan ikinciliği de pek normal değil. Acaba Newey yine büyük bir şeyin peşinde mi ?
Ferrari
Ferrari yine bildiğimiz gibi. Bir şeyler eksik. Yıllardır Formula 1 aero şampiyonasına döndü deyip şikayet edip motorların öne çıktığı sezonda bocalıyorlar. Burada basit bir başarısızlıktan ötesi var. Üstelik takım aero anlamında Mercedes veya RBR seviyesinde olmasa da önceki sezonlara göre iyileşmiş gibi. Ferrari'nin RBR gibi müşterisi olmadığı için aslında motorlarının ne kadar kötü olduğu konusunda fikrimiz pek yok. Yani Sauber ve Marussia Ferrari motorundan pek şikayet edecek halleri yok, Ferrari de bu konuda pek dürüst değil. Sanmayin ki sadece Renault motoru kötü. Bazı pistlerde zorlansalar da Williams ve RBR ile aralarında büyük bir fark yok.
Takım içi rekabet ise bu sene en çok konuşulan konu neredeyse Ferrari için. Alonso'nun inanılmaz üstünlüğü Raikkonen hakkında birçok dedikoduya neden oluyor. Takım pilotumuzun arkasındayız dese de her an her şey olabilir. Üstelik Bianchi'nin Macaristan'da Raikkonen'i geçerek Q2'ye kalması da basit bir tesadüf olmayabilir. Sıralamalarda Alonso'yu 2 kere geçen Raikkonen yarışların hepsinde Alonso'nun arkasında kaldı. %99 sezonun ikinci yarısı onun için daha iyi olacaktır, boş konuşmayı sevmeyen Fin pilotun açıklamalarından da bunu anlıyoruz. Kalan yarışlarda Alonso'yu yeterli derecede geçmesiyle 2015'te sürpriz görmeyebiliriz. Raikkonen'in performansı ilginç bir şekilde Alonso'nun kariyerini de belirleyebilir.
Hazır bu konuya girmişken dalalım isterseniz. Alonso McLaren söylentileri ayyuka çıkmış durumda, McLaren bu konuda çok istekliyken Alonso'nun tereddütleri olduğu açık. Adam zaten yavaş araçlardan yeterince çekti, bir hataya daha tahammülü yok. Alonso'nun geleceğini, Raikkonen'in performansı, Williams'ın hızı ve McLaren'in gelişmesi belirleyecektir. Raikkonen'in ve Williams'ın hızı takımlarda üçüncülük savaşı için dolayısıyla Alonso'nun sözleşmesinin fesh etmesi için, McLaren'in de gelişmesi İspanyol pilotu ikna etmek için önemli olacak.
Williams
Son yıllarda zikzaklı bir performans çizen Williams 2010 ve 2012'den sonra yine çift sayılı bir sezonda iyi iş çıkarıyor. Başarılarının sırrı sadece motor da değil üstelik. Takım aerodinamik anlamda da oldukça iyi ve bu güçleri sayesinde son yarışlarda en hızlı ikinci takım olmayı başardılar. Monaco, Macaristan gibi düşük hızdaki pistlerde zorlanıyorlar, sezonun geri kalanında Singapur hariç hızlarını koruyabilirler. Lakin hızlı araçla küçük takım gibi yarışıyorlar. Çok fazla hata ve kazaya karıştılar. Son yarıştaki çifte puanları sayarsak önümüzde 9 yarış var ve takım için ikincilik de mümkün, dördüncülük de. Podyum ve olası bir galibiyet takımın yeni sponsorlar bulmasını ve mevcut isim sponsorunu tutmasında yardımcı olacaktır.
İngiliz takımın elinde 2005'ten beri en iyi ikili var. İngiltere'ye kadar çok yakın geçen mücadelede Bottas son yarışlarda büyük üstünlük sağlamaya başladı. Sadece Massa'nın kazaları değil Bottas'ın da artan performansı bunda etkili oldu. Williams'ın performansı sadece kendilerini değil şampiyonayı da yakında etkileyecek. Mercedes'in şu anki hızıyla pistte tek geçemediği takım Williams. Almanya'da olduğu gibi Rosberg veya Hamilton Williams'ın arkasına düşerse puan farkı 7'den fazla artabilir herhangi bir yarışta. Sorun yaşayan bir Mercedes gerilere düştüğünde iki Williams'ın da arkasında bitirip kaybı 13 puana kadar da çıkabilir. Massa'nın performansı sadece takımını değil şampiyonanın genelini de etkileyecek.
Force India
Bu kısımda McLaren'i inceliyor olabilirdik. İki takım arasında 2 puanlık fark Macaristan'da Button'ın aldığı 1 puanla 1'e indi sadece. Force India takım olarak Macaristan'da kötü olsalar da sezonun genelinde büyük takım gibi yarıştılar. Hızlı olmasalar da iyi puanlar almayı başardılar. Bunda Hulkenberg gibi komple bir pilotun ve Perez gibi lastiklere iyi davranabilen pilota sahip olmaları etkili oldu. Bu anlamda Williams'ın tam zıddı bir noktadalar.
Sezon ortasına kadar iyi iş çıkarsalar da sezonun ikinci yarısı McLaren'e geçilmeleri muhtemel. Çünkü takım McLaren dahil öndekilerle aynı hıza sahip değil. Son yarışlarda, özellikle sıralama turlarında net şekilde geride kalmaya başladılar. Takım 2011 ve 2013'te şampiyonada beşinciliği alamamıştı, bakalım bu yıl alabilecek mi ? Bu kez daha tecrübeli ve daha iyi pilotlarla sahipler.
Takım içi rekabette ise Hulkenberg'in üstünlüğü bulunuyor. Alman pilot sıralamalarda 9-2 önde olsa da Perez Buttonvari şekilde yarışlarda durumu toparlamayı başarıyor. Bahreyn'de takımın tek podyumunu elde ederken, Kanada'da neredeyse yarış galibiyetine gidiyordu. Avusturya'da araç yavaşken herkesten farklı bir taktikle iyi puanlar almıştı. Perez bunun gibi iyi yarışlar çıkarsa da Hulkenberg'in üstünlüğü çok açık. Üstelik sıralamalarda 9 kere Perez gibi iyi bir pilotu geçmek azımsanacak bir başarı değil. Bakalım Hulkenberg de seneye artan minimum ağırlıklarla beraber daha iyi bir takıma geçebilecek mi ?
Etiketler:
Avusturya GP,
F1 2014 Sezonu,
Ferrari,
Force India,
Kanada GP,
Kimi Raikkonen,
Lewis Hamilton,
Macaristan GP,
Mercedes,
Motor,
Nico Rosberg,
Red Bull,
Takım İçi Rekabet,
Valtteri Bottas,
Williams
21 Haziran 2014 Cumartesi
Cumartesi Savaşları - 1
- Williams'ın 2, McLaren'in 1,5 ve Ferrari'nin 1 yıldır galibiyeti yok.
- Williams'ın 2, McLaren'in 1,5 ve Ferrari'nin 2 yıldır polü yok.
- Üç takımın da en son ne zaman duble yaptığını ise zaten hatırlayan yok.
Red Bull'un 2009'u da sayarsak 5 yıllık hakimiyeti ve bu sene de Mercedes dominasyonuyla Ferrari ve McLaren istatistiksel olarak da kötü duruma düştü. Bugün Williams en azından pol konusundaki istatistiğini düzeltti, umarım bugünkü ilk çizgi yarın podyum ve podyumlar olarak döner. Yazımızın konusu bu değildi ya, söylemek istedik.
Rosberg 4-4 Hamilton
Rosberg Monaco'da pek hoş şekilde olmasa da Hamilton rüzgarını kırdı ve iki yarıştır da Hamilton'ı geçmeyi başarıyor. Bugünkü 3.'lük pol kadar değerli ve sıralamalarda durumu 4-4'e getirdi. Rosberg'in Hamilton'i yenmesi için 19 yarışlık takvimde en az 8'i bulması gerekiyor. Evet çok garip bir tahmin oldu fakat Hamilton'ı toplamda geçmesi zor görünüyor. Hamilton polde başlayıp yarışı bitirdiği 3 yarışı da kazandı. İlk virajı önde döndüğü 4 yarışı da kazandı. İlginç bir ayrıntı da normalde ne iyi ne kötü kalkan Hamilton'ın kirli taraftan bile Rosberg'i zorlaması. Rosberg'in bu sorunu hala çözülmemiş gözüküyor. Sezon ilerledikçe yarışlardaki bilinmezlik azaldıkça polün önemi daha da artabilir. Unutmadan son pol, deplasmanda atılan gol gibi iki gol değerinde.
Ricciardo 6-2 Vettel
Herhalde en şaşırtıcı sonuç bu olsa gerek. İki pilot için eşit şartlarda bile bu skorun çıkması şaşırtacakken, daha tecrübesiz, takımda yeni birinin 4 şampiyonluğa ulaşmış birini net şekilde geçmesi açıkçası birçok soruyu beraberinde getiriyor. Ricciardo'nun alt serilerdeki hızı da iyi olsa da Hamilton gibi muhteşem bir geçmişe sahip değil. Vettel Hamilton'la beraber gridin en hızlı tek tur pilotu olarak da biliniyordu. Webber'le geçirilen 5 seneden sonra insanların Vettel'e karşı yeterince ön yargısı varken, bu sene acaba'lar iyice arttı. Ricciardo ilk 8 yarışta 2 kere bile Vettel'i geçmiş olsaydı gerçekten önemli bir başarı sayılabilirdi. Artık Ricciardo'nun başarısına bizler kelime bulamıyoruz.
Alonso 6-2 Raikkonen
Raikkonen Schumacher'i bir kenara koyarsak 2000'lerin en yetenekli pilotuydu muhtemelen. Ta ki Hamilton'ın gelmesine kadar. Ardından Vettel falan...Raikkonen uzun bir süredir gridin en yetenekli adamı değil ve şu anki geldiği ortamda en ufak detayların bile pilotlara önemli avantajlar kazandırabiliyor. Raikkonen'in her ne kadar eski takımı olsa da burada yeni pilot konumunda ve karşısında belki de en istemeyeceği adam var. Alonso hepimizin bildiği gibi ekmeğini taştan çıkarıyor, bu sene de değişen bir şey yok. Raikkonen'in 2014 performansını ikiye ayırmak gerekiyor, sezonun ikinci yarısı gözle görülür şekilde iyileştirmeli performansını. Raikkonen'in iddia edildiği gibi motivasyon sorunu yok, belki hiçbir zaman 2007 kadar hırslı değil ama 2008 kadar dağınık da değil. Eskiye oranla sorunlara çözüm bulması zaman alıyor ve herhangi bir zayıflık gösterdiğinizde bunu kendi lehine çevirecek pilot sayısı çok. Geçen sezon ilk yarıda duman ettiği Grosjean bile Kimi'nin pek konsantre olamadığı ikinci yarıda neler yaptı. Tabi bunda Fransız'ın kendini iyileştirmesi de etkili oldu. Hep Raikkonen'den bahsettik diye kızmayın, Alonso yine araçtan fazlasıyla performans buluyor. Onun hakkında en büyük şüphe tek turdu, acaba şimdi yine Hamilton'la aynı takımda yarışsalar cumartesi günü İngiliz pilotu ne kadar zorlar, en büyük meraklarımızdan biri bu artık.
Magnussen 4-4 Button
Magnussen Avustralya'da şanssız şekilde elenen Button'ı geçerken, Button da onu İspanya da şanslı şekilde geçmişti. İkisi de birer sorun yaşadı. Magnussen Avustralya, Monaco ve Avusturya'da kendinden beklenileni yaptı yani sadece Button'ı değil kendinden hızlı başka araçları da geçti. Önümüzdeki yarışlar; Silverstone, Hockenheim, Hungaroring, Spa ve İtalya bildiği pistler. Biraz da Abu Dhabi. 19 yarışta Button'ı 9-10 kere geçmesi yeterli olacaktır. Neden bildiği pistler önemli diyoruz çünkü aralarında devasa bir tecrübe farkı var. Mesela Button Suzuka ve Interlagos'ta 15. kez yarışacakken Magnussen bu pistlere daha izlemeye bile gitmedi. Yarışlarda Button'ın öne çıkması çok sürpriz olmaz. Şu durumda McLaren Alonso'yu ayartamazsa Button ve Magnussen'le devam edecektir. Seneye Magnussen'in performansına bağlı olarak ya ikisi ya da Button takımdan gönderilebilir.
Massa 4-4 Bottas
Magnussen 4-4 Button
Magnussen Avustralya'da şanssız şekilde elenen Button'ı geçerken, Button da onu İspanya da şanslı şekilde geçmişti. İkisi de birer sorun yaşadı. Magnussen Avustralya, Monaco ve Avusturya'da kendinden beklenileni yaptı yani sadece Button'ı değil kendinden hızlı başka araçları da geçti. Önümüzdeki yarışlar; Silverstone, Hockenheim, Hungaroring, Spa ve İtalya bildiği pistler. Biraz da Abu Dhabi. 19 yarışta Button'ı 9-10 kere geçmesi yeterli olacaktır. Neden bildiği pistler önemli diyoruz çünkü aralarında devasa bir tecrübe farkı var. Mesela Button Suzuka ve Interlagos'ta 15. kez yarışacakken Magnussen bu pistlere daha izlemeye bile gitmedi. Yarışlarda Button'ın öne çıkması çok sürpriz olmaz. Şu durumda McLaren Alonso'yu ayartamazsa Button ve Magnussen'le devam edecektir. Seneye Magnussen'in performansına bağlı olarak ya ikisi ya da Button takımdan gönderilebilir.
Massa 4-4 Bottas
Ön grupta birbirine en yakın takım içi mücadele Williams'ta. Açıkçası yarıştan önce hangi Williams pilotu önde başlar diye sorsanız %55 Bottas derim. Bugün de önce polü alan o oldu fakat Massa tecrübesiyle polü Bottas'ın elinden almayı başardı. Zaten Massa'nın Fin pilota karşı en büyük avantajı da tecrübesi. Bottas'ın takımı tanıması da kendi adına küçük bir avantaj elbette. Avusturya sıralamaları hariç Bottas'ın Massa'ya attığı ortalama fark sadece 0.052 sn. İkili arasındaki mücadele sezon boyunca çok yakın geçeceği benziyor, Bottas'ın ikinci sezonu olduğunu da unutmamak gerek. Aynı McLaren'deki gibi önemli bir tecrübe farkı var. Bottas'ın geleceği için de Massa ile yapılacak kıyas çok önemli olacak. Bu rekabet iki pilotun da kariyerini belirleyecek, Massa'nın geçen sezon emekli olmayı düşündüğünü hatırlayalım hemen.
Yazının ikinci bölümüne geçmeden yarınki yarışta Williams'a şans dileyelim. İnşallah galibiyet, en azından podyum yapabilirler. Williams sene başından beri özellikle operasyonel hataları sık sık yapıyor. Yarın podyuma çıkmamak için özel çaba göstermeleri gerekir. Genel olarak Mercedes'in yarış hızı daha iyi ama Williams'ın şansı Massa'nın çok iyi start alması ve Rosberg'in polden bile iyi kalkamaması. Bottas, ciddi manada Rosberg'i arkasında tutabilecek en büyük aday. Williams Malezya'daki saçma sapan takım emirlerinden sonra Kanada'da uygulaması gereken yerde uygulanmadı. Yarın galibiyet şansı için her türlü emri uygulamalılar, umarım sakin kalırlar. Çünkü bu galibiyete ihtiyaçları var. Gördüğünüz gibi biz bile şimdiden onlardan daha heyecanlıyız. Umarım güzel bir yarış olur, en kısa zamanda tekrar görüşmek üzere..
Etiketler:
Avusturya GP,
F1 2014 Sezonu,
Felipe Massa,
Ferrari,
Kevin Magnussen,
McLaren,
Mercedes,
Red Bull,
Ricciardo,
Sıralama Turları,
Takım Emirleri,
Takım İçi Rekabet,
Valtteri Bottas,
Williams
26 Mart 2014 Çarşamba
Sonunda Başladık : 2014 Avustralya GP
Normalde
bir sezonu kasımda sezon bittikten sonra beklemeye başlar, martta da hevesimizi
alırdık. Lakin 2014 sezonunu neredeyse 2-3 yıldır bekliyoruz. Üç yıl önce Turbo
V6’ların olacağı kesinleştiğinde başlayan merak Hamilton’ın 1 sezonu çöpe
atmayı göze alarak 2012 sonbaharında Mercedes’e imza atmasıyla başlamıştı
aslında. 2013’ün sıkıcı geçmesiyle gözler zaten bu sezona dikilmişti. 2014 hoş
mu geldi boş mu geldi bu yazıda biraz ona bakacağız fakat vizyonumuz çok dar
olacak, elde sadece Avustralya GP var.
Eğer
yarış bu kadar beklenildiği gibi heyecanlı geçseydi üçe bölüp yazmayı
planlıyorduk fakat beklentilerin altında kaldığı için ancak bunu yazabiliyoruz.
Melbourne öncesi tablodan çok çok farklı bir tablo göremedik hafta sonu.
Mercedes
antrenmanlarda gösterdiği hızını yarışta da bol bol gösterdi. Antrenmanlarda ve
sıralamalarda yavaş gözüken Williams için yine sezon hayal kırıklığı şeklinde
geçecek diye düşünürken pazar günü de onlar şaşırttı. Oraya gelecez. Cumartesi
yağmurlu geçtiği geçtiği için tek tur sıralaması yaparken ancak 2. ve 3.
antrenmanlardan yararlanacağız.
Mercedes
tek turda rahat şekilde önde görünüyor. Bouiller’in dediği gibi 0.5-0.75 sn
fark var gibi. Hemen arkasından gelen takımlar ise Red Bull, McLaren ve Ferrari.
Bu üçlüden hangisi daha güçlü belirsiz fakat Red Bull’un yağmurdaki hızı da
iyiye işaret. Ricciardo Mercedes’lerle mücadele edebiliyordu. Yani tek turda
Mercedes – Red Bull, McLaren, Ferrari – Williams, Force India sıralaması var
gibi.
![]() |
| Yeni sezon öncesi çok yerine pilotlarla basın toplantısı |
Yakıt
ikmalinin yasaklandığı 2010’dan beri tek turda hızlı olan takımlar yarışta bu
hızını kaybediyordu, en azından hız farkı yarışta azalıyordu. Bu sezon ise ilk
yarışta farklı bir tablo gördük. Tabloda en şaşırtıcı takım ise şüphesiz
Williams. Cumartesi günü Q3 mücadelesi veren takım Pazar günü adeta uçuyordu.
Mercedes hariç herkesten hızlılardı, belki onlar kadar da hızları vardı.
Cumartesi günü Ferrari’nin yavaş kalıp Pazar günü toparladığını son yıllarda
çok gördük ama Williams’taki olay daha farklı gibi. Yağmura bahane bulmak
istiyoruz fakat Mercedes’in yağmurda da ne kadar hızlı olduğunu gördük. Burada
büyük bir soru işareti var, Malezya’da göreceğiz artık. Yarış hızına gelirsek ;
Mercedes – Williams – Red Bull –McLaren – Ferrari – Force India. Kesme işaretlerine
dikkat. Red Bull’un diskalifiyesi de buraya bir şerh koymamıza neden olacak.
Takımın yakıt akışı ihlalinden ne kadar hız kazandığı önemli bir soru bizim
için.
Red
Bull dedik madem onlarla devam edelim. Bu diskalifiye çok büyük bir sorun
olmayabilir, sonuçta takım bir yarış mesafesi bile kat edememişti testlerde.
Onun etkisi olabilir. Önlerde programın en gerisinde olan takım yine Red Bull.
Takım agresif şekilde gelişebilir, göründüğü kadarıyla güçlü bir temele de
sahip. Birçoklarının beklediği gibi resmin dışında değiller kesinlikle.
Programlarının gerisinde olan diğer takım da McLaren. Sürücüler bütün testler
boyunca aynı araçla yarıştıklarını söylemişlerdi ve son testlerde biraz geride
görünüyorlardı. Yavaş yavaş takım patronu gibi davranmaya başlayan Boullier de
öncelikle dayanıklılığa önem verdiklerini söyledi. Malezya’ya önemli bir
paketle gelecekleri söyleniyor. Melbourne’de Mercedes’leri bir kenara
bırakırsak fena gözükmediler. Yağmurda o kadar güçlü değilken Pazar günü ne
Mercedes kadar hızlı ne de diğerleri gibi yavaştılar.
McLaren’de
takım içi mücedele de çetin geçecek gibi. 50. podyumuna çıkan Button hafta sonu
oldukça güçlü gözüküyordu. Antrenmanlarda sürekli Magnussen’in önündeyken ve
Q2’de de fena gitmiyorken Raikkonen’in neden olduğu sarı bayraklar ona patladı.
Zaten pistte sarı bayrak sallanırsa ilk etkilenen Button oluyor nedense. Sarı
bayraklar Button’ı vururken Magnussen’e yaradı. Button genelde daha hızlı
gözüktüğü hafta sonunda Magnussen’in gerisinde başladı. Bu noktaya kadar Genç
Danimarkalı pek ışık saçmadı, Q3’e zar zor geçti. İlginçtir, Q3’e kendini zor
atan Magnussen başka dünyadaki Mercedes ve Ricciardo hariç herkesi geçmeyi
başardı. Yani yapabileceğinin en iyisini yaptı Q3’te. Özetle Button’ın
karşısında hızlı öğrenen bir genç olacak. Yine de İspanya’ya kadar Button’ın
genel olarak daha önde olmasını bekliyoruz. Avrupa sezonuyla beraber Magnussen
hem araca biraz daha alışmış olacak hem de bildiği pistlerde sürmeye
başlayacak. Button’ın Formula 1’deki 15. sezonu olduğunu unutmayalım. Bahreyn’de
250. Yarışına çıkacak.
Takım
içi mücadeleler derken Ferrari’ye değinmek olmaz galiba. 50 yıl sonra iki
şampiyon pilotla yarışıyor Kırmızılar. Merakla beklenen mücadeleyi muhtemelen
günlük performanslarla detaylar belirleyecek. Alonso’nun takımda 5. yılını
geçirdiğini de unutmayalım. Detay sayılmayacak kadar önemli bir avantaj. Biraz
es geçiliyor maalesef. Raikkonen takmaz bunları denilebilir ama işler böyle
yürümüyor. Zaten Fin pilot ilk hafta sorunlarla boğuştu. Raikkonen dışında
herhangi bir pilot, Alonso’ya karşı üstelik böyle sorunlarla boğuşsa psikolojik
olarak çökmesi çok da zor değil. İşte konu Raikkonen olunca medyada ve
internette yazılanların hiçbirisini takmayacağı için sorunlarını çözmesi çok
zaman almayacaktır. Zaten kötü hafta sonunu rakibine göre en az kayıpla atlattı
diyebiliriz.
Diğer
çetin mücadele de Ricciardo ve Vettel arasında olacak gibi. Vettel’in sorun
yaşayıp Ricciardo’nun önde olmasından anlamıyoruz bunu, Ricciardo’nun Q3
performansı son derece iyiydi. Zaten Webber ve Vettel arasındaki temel fark da
tek tur hızıydı. Ricciardo muhtemelen Webber’den tek turda hızlı pilottur, ne
kadar hızlı olduğunu bu sezon göreceğiz. Vettel’in aksine taraftarlar
tarafından en sevilen pilot da olabilir. Red Bull’un Ricciardo’nun yalan olan
podyumuyla ilgili ısrarcı ama sonuç çıkması zor gibi. Kendi evinde ve yeni
takımıyla ilk yarışta alınan podyuma çok yazık oldu.
Merakla
beklenen diğer konu da yeni motorların sesleriydi. Hiç kimse bu kadar kötü bir
sesin çıkacağını tahmin etmedi sanırım. V10’lardan V8’e geçişteki ses kaybına
alışıldı ama bu ses falan değil. Startta bile çığlıkları duyamadık. İnsanları
yarışları pistten izlemek için en büyük etken belki de ses, yoksa iyi bir
izleyici için yarışı takip etmek gerçekten zor oluyor pistlerde. İlk yarıştan
sonra Lauda hariç hemen hemen herkes sesten şikayetçiydi, bu da biraz olsun
umutları artırıyor. Formula 1’in şu anki sesi WRC’nin onboard kameradaki
sesinden daha fazla değil.
Kural
değişiklikleri motor sporlarında rekabeti artırmak için bol bol kullanılır.
2014’deki temelde bundan farksız değildi lakin bu çok geçici bir çözüm. Eğer
Mercedes bu farkını korursa veya fark azalsa bile azalıncaya kadar önemli bir
puan farkı oluşturursa yeni kurallar elde patlayabilir. Ayrıca Mercedes şu an
için gridin en güçlü ikilisiyle 0.2-0.3 sn hızlı bir araçla bile sezonu domine
edebilir. O zaman da 2016’da V4’lere mi geçeceğiz. Pirelli de motorlara
güvenerek sert lastikler yaptı.
Muhtemelen önceki yılları arayacak gibiyiz.
Bernie –eğer kovulmazsa- Hembery’ye birkaç yarış sonra 2015’in lastiklerini
yumuşak yap diyebilir. Avustralya’da görünen tablo pek iç açıcı değildi.
Malezya
kendine özel iklim koşulları yüzünden net bir tablo ortaya koymayabilir. Zaten
4-5 yılda mutlaka bir şeyler oluyor ve karambol bir yarış oluyor açıkçası.
Sezon biraz Bahreyn’de, asıl olarak da Katalunya’da başlayacaktır. Şimdilik
Kuala Lumpur’da görüşmek üzere..
27 Şubat 2014 Perşembe
2014'ün Son Kış Testleri - 2. Bahreyn Vakası
1. Gün
Daha
2. Testleri hazmedemeden 5 gün sonra son testlere başladık. Perşembeden pazara
4 günlük testlerin ardından sadece 12 gün sonra Melbourne’de antrenmanlarda
olacağız.
Ahım
şahım şeyler olmasa da testlerin ilk günü hareketli geçti. Üç takım 100 turu
devirdi, RBR’nin sorunları yine devam etti, Mercedes motorlular yine en fazla
turu atarken Renault da en az tur atan motor oldu.
Günü
Perez 1 sn’ye yakın farkla 1.35.290’la lider kapattı. Geçen haftaki 33 ve 34’lü
turların ardından yavaş gözükse de fena bir tur değil. Bu sefer Rosberg 4, ve
Magnussen 6. oldular. Sanırım yarın daha ciddi turlar gelecek.
Günün
dedikodularından Ferrari motorunun Mercedes motoruna göre 75 hp (beygir) daha
güçsüz olduğu şeklindeydi. BBC Ferrari’nin içinden naklediyor. Yarın motorların
gelişimi durduluyor. Motorların performansa etkisini görmek de çok ilginç
olacak, eğer gerçekten böyle bir fark varsa diğer iki motoru kullanan takımlar
bununla nasıl baş edecek büyük bir soru işareti. Bugün Renault için yine çok
iyi bir gün değildi.
Pist
kenarından gelen yorumlara göre vites değiştirirken ilk ve ikinci virajda
Ferrari’den garip sesler geldiği, Mercedes’in ise daha normal olduğu, ayrıca
McLaren ve özellikle Mercedes’in kabaca en hızlı araç olduğu yönünde yorumlar
vardı.
Rosberg
bugün 89 tur atmasına rağmen mutsuz görünüyordu, programda sınırda olduklarını
da ekledi. Aslında Mercedes’in ufak tefek dayanıklılık problemleri yaşaması
iyiye işaret. Ayrıca Rosberg biraz şükretmeyi öğrenmeli, Renault motorlu
takımlara bakması yeterli.
Günün
sonlarına doğru uzun bir süre Magnussen ve Bottas aynı tur sayısında dönüyordu.
Magnussen 109’a kadar devam ederken, Bottas durmadı 128’e çıktı.
Sauber
bugün biraz daha iyi gözüktü. Sutil bugün hem daha çalışkandı hem de daha göz
önündeydi, şimdi sıra geri kalan günlerde atılacak ciddi turlarda.
RBR
39, Lotus 31 tur attı. Lotus tam 120 parça denediklerini söylemişti güne
başlarken. Takımdan düzenli aralıkla olumlu açıklamalar geliyor, beklenildiği
kadar kötü olmayabilirler. Karşılaştırmak hiç sağlıklı değil ama Ricciardo da
pistte olduğu vakitler fena turlar atmıyordu.
Ferrari
yine telemetre yüzünden fazla tur atamadı. Açıkçası son testlerde en çok
onların hızlı tur zamanını merak ediyoruz. İtalyan takım için genel hissiyat
yine dayanıklı ve yine rakiplerinden daha yavaş bir araç, özellikle tek turda.
Günün
son dikkat çeken olayı ise Chilton’un Toro Rosso, Lotus ve Caterham’ın önünde
bitirmesi ve lider Perez’den 3.3 sn geride olmasıydı. Eğer Renault kullanan
takımlar gerçekten denildiği kadar kötü ve kırılganlığın fazla olduğu bir
yarışta Marussia puan veya puanlar alabilir.
2. Gün
2014’ün
10. test günü geride kaldı. Perez bugünü de lider kapattı. Arkasından az farkla
Alonso ve Ricciardo geldi. Perez günü 1.35.570’lik turu hala Rosberg’in
geçen hafta attığı turdan 2.3 sn yavaş. Bundan mütevellit dereceler birbirine
yakındı.
Ricciardo
son test gününde Red Bull’un en iyi günü yaşadığını belirtti, zaten attığı tur
sayısı ve derecesi de bunu gösteriyor. Şu an şampiyon takımın motor dezavantajı
bulunsa da kimse aero olarak nerede olduğunu bilmiyor.
Günün
negatif açıklamaları Button ve Alonso’dan geldi. Button ilk testen bu yana hala
aynı aracı kullandıklarını belirtti. Biraz da muallak konuştu. Sanırım takıma
bir gönderme vardı, Alonso da Button kadar olmasa da takıma gönderme yapmayı
ihmal etmedi.
Marussia
bugün de fena gözükmedi. Günü altıncı tamamladılar, testlerin yanıltıcılığı çok
bariz olsa da takımın ilerleme kaydetmiş olma olasılığı yüzde yüz.
Renault
motorlu takımlar bugün de 50-60 civarı tur attılar. En fazla 66 turla Red
Bull’du. Maldonado bugün de az çalışarak sadece 31 tur tamamlayabildi.
Force
India’nın dereceleri tesadüf değil sanki artıkın. Şu ana kadar üç günü lider
tamamladılar. Son iki gün daha ciddi dereceler gördüğümüzde bakalım
pozisyonları ne olacak. Mercedes ve McLaren’in ardından en hızlı 3. takım
olabilecekleri de söyleniyor.
Günün
önemli gelişmesi ise motorların durdurulması oldu. Renault’un yaptığı itiraz
sonuç vermedi. Red Bull’a göre takım Mercedes’e oranla 165 beygir geride.
Renault kullanan takımların düzlükte diğerleri kadar hız kazanamadığını
görüyoruz. Herhalde takımların sıralaması anlamında olmasa da büyük
belirsizliklerin olduğu bir sezona doğru gidiyoruz.
Cumartesi
hızlı olmak yetmeyecek, pazar günü hem dayanıklılık hem de yakıt tüketimi
açısından çok zorlu olacak, şu an hız konusunda belli başlı düşünceler olsa da
tabloya bu faktörler girince ne olacağını kestirmek neredeyse imkansız.
2.
günden bu kadar, yarın görüşmek üzere.
4. Gün ve Genel Değerlendirme
3. Gün
Testlerde artık sona
yaklaşıyoruz, Bahreyn’de son iki günden ilkini geride bıraktık ve değişen pek
bir şey yok. Mercedes güçlü, Renault sorunlu ve Ferrari orta kıvamda gidiyor.
Bugün günün sonlarına
doğru, yani –muhtemelen- tutunmanın en fazla olduğu zaman diliminde Massa ve
Rosberg kapışmasından 1.33’lü turlar görebildik. İki turun da süper
yumuşaklarla atıldığını biliyoruz. Williams’ınki sıralama formatındaydı,
Mercedes de ona benzer fakat Rosberg net konuşmadı. En azından şunu
söyleyebiliriz 2014’de en sıralamaya benzer turlar bunlardı.
Peki ya Ferrari ve
McLaren ? Ferrari bir türlü gerçekten hızlı bir tur atmayı denemedi, birçok
yorum var İtalyanlarla ilgili. Yine de genel görüş takımın tek tur
problemlerinin devam ettiği ve dayanıklılığa her zamanki gibi önem verdiği
yönünde. McLaren’de Magnussen de bugün Button gibi hızlı değiliz ama daha
fazlası var dedi. İki günkü söylemlerden yola çıkarsak ve genel görüşe
sığınırsak McLaren elini daha fazla açtığında en azından Mercedes’in arkasına
yerleşebilir.
Günü iki Alman pilot
derecesiz kapattı ; Sutil ve Vettel. Sauber de beklenenin aksine şu ana kadar
iyi bir test dönemi geçiremedi. Değişen kuralların ilk yarayacağı orta sıra
takımı beklentisi vardı fakat Mercedes’li Force India ve Williams’ın gerisinde
gibiler.
Lotus ve Red Bull için
sorunlar devam etti. Grosjean da çok umutlu konuşmadı zaten ilk iki yarış için.
Renault kullanan bu iki güçlü takımın zayıf olduğu biliniyor ama ne kadar
zayıf, artık onu ilk yarışta göreceğiz.
Yarın ciddi dereceler
görür müyüz, emin değilim. Eğer birileri bir şeyler saklıyorsa son gün gösterir
mi, mantıklı gelmiyor. Diğer yandan da o bir şeyleri test etmek için de son
gün. Büyük konuşmayalım, yarın akşam görüşelim. Son gün ve genel değerlendirme
yazımız daha uzun olabilir. Formula 1’le kalın..
4. Gün ve Genel Değerlendirme
Bir
test döneminin de sonuna geldik. Eksik gedik bilgilerle neredeyse 10 gün kalmış
Avustralya Gp’sini bekliyoruz. Testlerin de en güzel yanı belki de bu. Hem bir
şeyler anlatıyor hem de anlatmıyor. Geçmişte testler yüzünden ne kadar
yanıldığımızı söylemeye gerek yok sanırım.
Genel
değerlendirmeye girmeden önce son gün neler yaşandı kışça anlatalım. Bottas ve
Hamilton düellosundan Hamilton galip çıktı. Son testler boyunca Massa, Hamilton
ve Rosberg’in en hızlı turları arasında sadece 0.025 sn var.
Ferrari
bu sefer elini gösterdi ve 1.34.2 yaparak en hızlı turların 1 sn arkasında
kaldı, zaten hem İspanyol hem de İtalyan yavaş kaldıklarını kabul etti, Alonso
yine cumartesi kaybettiğini pazar günü aramak aramak zorunda kalacak gibi.
McLaren
sorunlu bir gün geçirerek sadece 20 tur atarken Vettel 77 tur atmayı başardı.
Bunların dışında son gün sakin geçti.
Son
testlerle ilgili ilginç nokta Mercedes’in geçen sene haftaki derecelerini
geç(e)memesiydi. Hamilton da daha fazlası gelebilirdi minvalinde konuştu. Diğer
açıdan düşünürsek belki de ellerindeki oydu, potansiyellerinin sonuna kadar
gösterdiler. Hamilton’ın dün pürüzsüz tur atamadığını biliyoruz, Rosberg’in ise
geçen hafta tam bir sıralama formatında tur attığını da. Yine de eğer
Williams’la ikisinin tam anlamıyla zorladığını düşünsek bile muhtemelen
Mercedes’in bi 0.2 sn’si daha vardır.
Ferrari’den
bahsettik biraz, takım yine tek turda sıkıntı yaşıyor sanki. Motor konusunda da
şimdilik görünen çok iyi iş çıkaramadıkları. Onlardan beklenene kıyasla. 12 gün
geçse de Ferrari motoru halen bilinmez olarak duruyor. İlk testlerden sonra
çıkan Ferrari’nin motorda avantajlı noktalar bulduğunu bir daha göremedik,
üstelik 75 beygir dezavantaj gibi şeyler duyduk. Ferrari sürekli aerodan
şikayet ediyordu ama..
McLaren
için son testler pek güzel geçmedi. Hızlı tur da denemediler. Button hala
lansman aracını kullandığını belirtti, iki pilot da daha fazlasını geleceğini
söyledi. Takım geçen hafta attığı turlarla bile zaman tablosunda 6. ve 7.
olabiliyor. Güncellemeler yetişmemiş olabilir, bir ihtimal sakladıkları şeyler
olabilir. Büyük ihtimalle şu an görünenden daha iyi durumda takım.
İki
gündür Hamilton ve Button’dan RBR aracı için övgü dolu sözler duyuyoruz.
Önceden de söylediğimiz gibi RBR’un aerodinamik olarak nerede olduğu
bilinmiyor. Tekrar ortalıkta dönen beygir sayılarına dönersek, eğer gerçekse
nasıl bir otomobil bu farkı kapatabilir ?
Testlerin
parıldayan takımları Williams ve Force India ise podyum ve yarışlar kazanmak
için çok iyi bir noktada. Gözler yine Williams’ta biraz tabii. Üstelik muhtemel
dayanıklılık problemleri de kapıda birçok takım için. Normal bir kural
değişikliğinden fazlası bu sezon. Sanırım herkesin dileği iki takımın da yarış
kazanması, hatta şampiyonluk için yarışması. İlk yarışlar çok önemli olacak, bu
noktada Massa ve sakin Bottas takıma avantaj getirebilir. 2012’de Barrichello
olsaydı neler olurdu diye sormadan edemiyor insan. İki takımda 4 tane iyi pilot
var, onların mücadelelerini izlemek de ayrı bir güzellik olacak.
Ufak
detaylara gelirsek, ilginçtir geçen senelerdeki zirvedeki 5 takımdan 4’ünde
önemli yönetim değişiklikleri var. Mercedes’de Brawn dönemi sona erip, Paddy
Lowe dönemi başladı. Böylesine önemli bir yılda ilk defa takım patronu olacak,
Lowe hep disiplinli McLaren sistemi içinde önemli bir parçaydı fakat takım
yönetmek onun işi mi bu yıl göreceğiz. McLaren geçen sene teknik patronundan
sonra bu sene takım patronunu da değiştirdi, aslında şu an bir takım patronu
yok, birçok general var ama başları yok. En büyük baş ise Woking’den işleri
yönetecek. Dikkat ettik, testlerin başında bu yana takımın yönetim kadrosundan
performansa dair açıklama bile gelmedi, sadece pilotlar konuşuyor. Acaba
içeride neler oluyor ?..
Üst
tarafta önemli değişiklik yapmak zorunda kalan diğer takım da Lotus. Hem asıl
patron hem de teknik patron yok. Belki Avustralya’ya kadar yeni patronlarını
açıklarlar. Ferrari de boş durmadı, Allison’ı almıştı takım. Pat Fry’la
yenilenmeye giden takım Allison geldikten sonra yetki paylaşımına gitti.
Maranello’da karışık bir durum var, belki birkaç sene Fry gidebilir, belki
büyük kelleler de. Yönetimde değişiklik yapmayan tek takım Red Bull. Burada
anlattıklarımız etkileri sınırlı ve etkilerini kolay kolay hissedemediğimiz ve
belki de asla öğrenemeyeceğimiz noktalar. Toparlarsak böylesine işlerin zor
olduğu bir sezonda bu faktör RBR için ufak bir avantaj.
Toro
Rosso ve Sauber orta sıralardaki hayal kırıklıkları oldu. Toro Rosso abisine
benzer sıkıntılar yaşarken, Sauber de şaşırttı. Pek güçlü turları yoktu. İki
takım da şimdilik kaybeden gibi duruyor.
Son
4 senede küme düşmemek için oynayan Caterham ve Marussia’dan kırmızı olanı
şimdilik önde gibi. Hatta Marussia sorun yaşayan Lotus ve Toro Rosso’nun da
önünde olabilir. İlk yarışlarda puan kovalayabilirler.
2014’de
hem motor hem aerodinamik konuşuyoruz. İlk defa bu kadar iki için de optimum
noktayı bulacak takım en önde olacak. Zaten Mercedes’in önde olma şansı da
burdan geliyor. Geçen sene aerodinamik olarak da iyi işler yapabileceklerini
gösterdiler, motorda da şu an en iyi gibiler. McLaren’in aracı tasarlarken
Mercedes kadar rahat olmadığını biliyoruz.
Klasik
bir test yazısı gibi noktalayalım. Evet tur zamanlarının anlamı pek yok ve her
an her şey olabilir. Üstelik böyle bir sezonda. Fazla sıralama yapma hevesine
kapıldık sanki. Öyle anlar gelecek ki hızların da anlamı kalmayacak. Motorlar
dondurulmuşken nasıl bir savaş olacağını kestiremiyoruz. Doğal olarak öğrenme
hızı normalden fazla olacak, geçen hafta çıkan haberde 2014 araçlarında hasarın
giderilmesi normale oranla 2 kat uzun sürüyor denmişti. Gördük ki takımlar
sorunlarla çok fazla uğraştılar. Bu da özellikle FP3’de takımların ihtiyatlı
davranmasına sebep olabilir, hatta FP1’de bile.
Noktayı
koymadan son uyarı da Albert Park ile ilgili. Pist hem cadde pisti hem çok
yüksek df istemiyor. Bu sene getirilen 100 kg yakıt sınırını test etmek için
ideal yer de değil-miş. Malezya hem yüksek df hem de yüksek sıcaklıkla birçok
açıdan daha iyi bir belirleyici olacaktır. O yüzden Avustralya’da devasa
farklar görmediğimiz taktirde çok fazla kafaya takmamak bile gerekebilir.
Bugüne kadar üç yazı yazdık, hepsi de boş çıkabilir önümüzdeki hafta sonu.
Şimdi 10 günlük bir sancılı süreç başlıyor. Tam şimdi saat 00.00’ı gösteriyor,
FP1 için 10 gün 4 saat kaldı. Sadece 244 saatçik. Pazar günü öğlen ya da
pazartesi günü buralarda oluruz inşallah, yeni sezon hayırlı uğurlu olsun.
5 Aralık 2013 Perşembe
2013'ün Teknik Özeti
2013'ü bir kelimeyle özetleyecek olursak birçok açıdan 'garip' bir sezondu. Sanki birçok şey 'mış' gibi yapıldı. 2013'ün teknik incelemesine girerken üç tane ana başlığımız olacak, Mercedes'in başarılı projesi, McLaren'in başarısız projesi ve Red Bull'un sezonun ikinci yarısını domine etmesi. Sırasıyla nedenlerine bakmaya çalışalım.
Mercedes'in Hamilton dahil herkesin şaşırtan hızı nereden geldi. Gümüş grilerin 2012'den 2013'e bu kadar ivmelenmeleri en çok BMW'nin 2007'den sonra 2008'de ön gruba daha çok yaklaşmalarına benziyor. İkisinde de öndeki takımlar sezonun son virajına kadar (2007, 2012) şampiyonluk için mücadele ettiler, ikisinde de önemli kural değişiklikleri yoktu. İlk faktör Mercedes için eksiyken, ikincisi artı. Hangisinin etkisi daha fazla bilmek mümkün değil fakat Mercedes'i değerlendirirken bunları kesinlikle unutmamak gerekiyor.

Mercedes'in artan hızına rağmen lastikleri kontrol etmede hala büyük sıkıntıları olduğunu gördük. Lastikler değişmeden önce Red Bull'la beraber en hızlı lastik ısıtan takımdılar. İlk iki yarışta pist ıslakken fena değildiler. Şu var ki, lastiklerin değişmesi Mercedes'e o kadar yaramadı. Evet, lastikleri pazar günleri erken bitmedi ama bu sefer de en ön çizgide değildiler.
Burada paragraf açalım. Lastiklerin değişmesi 2013'ün belki de en önemli 'teknik' olayıydı. Red Bull haklı çıktı, diğerlerinden fersah fersah uzaktalarmış. Peki bu değişiklik neyi ifade ediyor ? Red Bull kampının aero olarak diğerlerinin çok önünde olduklarını. Bir takım hariç, ona birazdan geleceğiz. Bu şu açıdan dehşet verici, 2012'nin başında EBD'siz RB8 diğerleriyle yakın noktadaydı, kazanan bir araç değildi. En azından böyle kazanamıyordu. İki sene sonunda aradaki fark inanılmaz. Özellikle de Ferrari ile. Hadi Lotus'un imkanlar kısıtlı, Mercedes zaten gerideydi. 2014 her ne kadar motorlarla gündeme gelse de RBR'nin bu aero gücünü hiçbir şey durduramayabilir. Hele de 2014'de Red Bull istediği gibi bir araç üretemezse Newey ve adamları 2015'i ilk yarışından bile bitirebilirler. Belki uçtuk ama Red Bull çok güçlü, bu işin şakası yok.
Mercedes'in 2013'deki hızı lastik ısıtma ve gelişen paketten oluşan bir karışımdan geldiği muhakkak. Sezonun ilk yarısı lastik tartışmalarıyla geçtiği için Mercedes'in çıkışı biraz güme gitti. Dolayısıyla nedenleri de. Her ne kadar bazı soru işaretleri olsa da bu çıkış sıradan bir çıkış değil. Takımın üzerinden 'loser' gömleğini atmasını da sağladı. Artık 2014 için daha mutlu ve umutlular. Hamilton'ın seneye daha iyi olacağı da kesin. Muhtemelen griddeki en iyi ikileye de sahipler, en azından en oturmuş. Seneye neler yapabilecekleri de başka yazıya artık.
2013'de tarihin en kötü McLaren aracını da gördük sanırım. McLaren açıklamalarıyla, özellikle de Whitmarsh'ın, biraz kapalı bir takım. Peki ne oldu da böylesine berbat bir sezon geçirdiler. Cevabı Whitmarsh'ın bir açıklamasında gizli. Dominant bir araç üretmek için yapılan radikal hamleler -muhtemelen bizim göremediğimiz- ellerinde patladı ve ortaya saçma bir araç çıktı. Yoksa MP4-27'i Marussia'a verseydiniz 2013'de bu McLaren'den daha fazla puan toplayabilirdi. Özetle McLaren'in yaşadığı şey Williams'ın yıllardır içinde bulunduğu durumdan çok farklı, merak edenler için söylüyoruz.
Eğer McLaren herkesin gittiği yoldan gitseydi özellikle sezonun ikinci yarısı çok güzel mücadeleler izleyebilirdik, daha kötümser -aslında iyi- ifadeyle bu kadar sıkılmazdık. Belki de Button'ın gerçek şampiyonluk yarışında yetersiz olduğu düşünülüp, onun yerine Hulkenberg veya Magnussen gelebilirdi. Perez de koltuğunu koruyabilirdi. Çünkü şu an Red Bull'la aero olarak gerçekten mücadele edebilecek tek takım McLaren.
2012'de Mercedes'in iki polü ve Alonso'nun yağmurlu polleri dışında zaten bütün poller McLaren ve Red Bull arasında dağılmıştı. 2011'in ikinci yarısı yine RB7 ve MP4-26 arasında geçmişti. Tabii burda saf hız/saf aero'dan bahsediyoruz. Pirelli geldiğinden beri yarış hızı kavramı daha bi önem kazandı ki Ferrari üç yıldır biraz bundan ve Alonso'dan kurtarıyor. Keza Lotus'un son iki yıldır bu noktada olmasının sebebi de yarışta lastiklerine iyi davranması. Yetenekten başarıya giden yolda McLaren kaybediyor, Ferrari kazanıyor.
Button'ın sene boyunca berbat bir araç sayesinde hiç bakmadıkları noktalara baktıklarını söyledi. Muhtemelen daha fazla öğrendikleri şeyler vardır. Yine de kaçırdıkları şeylerin yanında bunlar Pollyanna'nın bile güleceği şeyler. Özellikle lastiklerin değişmesinden sonra takımlarda ve pilotlarda 2.'liği güle oynaya kazanabilirlerdi. 2013'ün sıkıcı olmasının asıl sebebi McLaren'dir, kesin bilgi yayalım.
Üstüne basarak söylersek MP4-28 F1 tarihinin en saçma aracı olabilir. Bunun yanında biraz da McLaren'in neden podyuma çıkamadığına gelelim. 2002, 2004 veya 2006'da da McLaren pek iyi araçlar üretmemesine rağmen galibiyetler ve podyumlar kazanmıştı. 2013'de bunları başarıamasının asıl sebebi ise önlerinde 4 takım olmasıydı, yani N.Ş.A.'da McLaren'in podyuma çıkması için 8 araçtan 6'sına anormal bir şeyler olması gerekiyordu. 2006'da ise Raikkonen'in Massa ve Fisichella'yı geçmesi için podyum yeterliydi, dayanıklılık seviyesi de bu kadar yüksek değildi. İlginçtir McLaren BMW'nin en çok turu tamamlama oranında geçerek tarihin en yüksek dayanıklılık seviyesine çıktı, yüzde 98 küsur.
Hatırlarsak birçok yarışta Button bir az pitle bazen Massa'yı bazen Grosjean'ı bazen de Mercedes'leri geçtiği yarışlar oluyordu. Ne tek tur, ne de yarış hızında öndekilerle güreşmek zordu. Dayanıklılıkta son yılların zirvesine çıkınca podyum imkansız hale geldi. Peki Hamilton olsaydı işler değişir miydi ? Belki Hindistan'da podyuma çıkabilirdi, zaten McLaren o yarış biraz daha cesur davransaydı Perez de podyuma çıkacaktı. Q3'e daha fazla kalabilirdi takım ve dolayısıyla 20-25 puan daha gelebilirdi toplamda. Q3 yarışının nasıl geçtiğini öğrenmek için Hulkenberg ve Ricciardo'nun yaptıklarına bakın.
İki Mercedes motorlu takımdan sonra Renault motorlu Red Bull'a dönelim. Aslında biraz biraz bahsettik Red Bull'dan. Newey'in de birçok kez dediği gibi değişen lastikler onları yenilgisiz yaptı. Biz de ufak bir iddia ortaya atalım madem işler bu denli sıkıcıyken. Red Bull 2014'de değişen kurallarla beraber son rahat yılını yaşıyordu ve elindeki şansı riske atmak istemedi diye düşünüyoruz. Nasıl mı oldu, yaz arasından önce çıkışta olan bir Mercedes vardı ve değişen lastikler eğer onların da işine gelseydi sezonun son kısmında önemli mücadeleler görebilirdik. Red Bull'da elindeki şampiyonluğu kaçırmamak için 2013'e daha fazla odaklandı. Diğer takımlara göre. Bunu da Newey'in sürekli geç kaldık demeçlerinden anlıyoruz. Yani ikinci yarıdaki devasa farkın ufak veya boyutu bilinmez bir kısmı da 2014 çalışmalarını biraz ötelemekten kaynaklanıyor olabilir. Gecikmelerin Newey için pek bir anlam ifade etmediği ayrı bir mevzu.
''Ferrari veya Lotus'u niye yazmıyorsuınuz lan'' diyenler olabiltir. İki takım da 2012'deki lastik koruma meziyetlerini koruyarak sezona başladı, işe de yaradı. Lastikler değişince de 3. ve 4. olarak sıralandılar. Bunun yanında görebildiğimiz büyük teknik değişikler olmadı. Lotus'un zaten parası yok. Ellerindeki paraya göre yine en iyi işi çıkartan takım oldular.
McLaren'in yanında 2013'de hayal kırıklığı yaşayan diğer takımlar Sauber ve Williams oldu. İki takım da 2012 araçlarını özlettirdi. Özellikle Sauber'in 2 yıldır lastiklerini en iyi koruyan özelliklerini kaybetmesi garip oldu, muhtemelen farklı bir yola saptılar, olmadı. Onların aksine kurnazlık edip sezonun ilk yarısında lastiklerini koruyan Force India takımlarda 6.'lığı kaptı. 2012'den 2013'e geçişte bu değişimi başarabilmiş olmaları aslında önemli başarı Hint takımının.
Toro Rosso, Marussia ve Caterham hakkında iki kelam etmek için açıkçası pek bilgi yok elimizde. Toro Rosso'nun orta grupla mücadele edemediğini gördük genellikle, Ricciardo'nun Monza'da düzlük hızıyla kazandığı puanları saymazsak. Zaten Avustralyalı genellikle ilk 10'da başlayıp 12 veya 13. bitirdi yarışları, Vergne'nin yarışlarda daha iyi olduğu imajı da biraz da burdan geliyor açıkçası. Ricciardo altındaki araçla yarışlarda direnemiyordu doğal olarak. Marussia ve Caterham da bildiğiniz gibi, yine yaklaşamadılar ön tarafa. Marussia sene başındaki hızını iyi pilotla birleştirince 10. olmayı başardı, en azından iyi pilotun hala değerli olduğunu gösterdi.
2014'de neler olabilir sorusu başka bir yazıya kalacak. 2013 parçalarının bir kısmının 2014'de de kullanılacağını düşünürsek ve Red Bull'un sezonu erkenden bitirmesi, McLaren'in çok önceden çalışmaya başlamasını da göz ardı etmemek lazım. Orta sıradakileri de. Şimdilik bizden bu kadar, diğer yazıda görüşmek üzere.
Mercedes'in Hamilton dahil herkesin şaşırtan hızı nereden geldi. Gümüş grilerin 2012'den 2013'e bu kadar ivmelenmeleri en çok BMW'nin 2007'den sonra 2008'de ön gruba daha çok yaklaşmalarına benziyor. İkisinde de öndeki takımlar sezonun son virajına kadar (2007, 2012) şampiyonluk için mücadele ettiler, ikisinde de önemli kural değişiklikleri yoktu. İlk faktör Mercedes için eksiyken, ikincisi artı. Hangisinin etkisi daha fazla bilmek mümkün değil fakat Mercedes'i değerlendirirken bunları kesinlikle unutmamak gerekiyor.

Mercedes'in artan hızına rağmen lastikleri kontrol etmede hala büyük sıkıntıları olduğunu gördük. Lastikler değişmeden önce Red Bull'la beraber en hızlı lastik ısıtan takımdılar. İlk iki yarışta pist ıslakken fena değildiler. Şu var ki, lastiklerin değişmesi Mercedes'e o kadar yaramadı. Evet, lastikleri pazar günleri erken bitmedi ama bu sefer de en ön çizgide değildiler.
Burada paragraf açalım. Lastiklerin değişmesi 2013'ün belki de en önemli 'teknik' olayıydı. Red Bull haklı çıktı, diğerlerinden fersah fersah uzaktalarmış. Peki bu değişiklik neyi ifade ediyor ? Red Bull kampının aero olarak diğerlerinin çok önünde olduklarını. Bir takım hariç, ona birazdan geleceğiz. Bu şu açıdan dehşet verici, 2012'nin başında EBD'siz RB8 diğerleriyle yakın noktadaydı, kazanan bir araç değildi. En azından böyle kazanamıyordu. İki sene sonunda aradaki fark inanılmaz. Özellikle de Ferrari ile. Hadi Lotus'un imkanlar kısıtlı, Mercedes zaten gerideydi. 2014 her ne kadar motorlarla gündeme gelse de RBR'nin bu aero gücünü hiçbir şey durduramayabilir. Hele de 2014'de Red Bull istediği gibi bir araç üretemezse Newey ve adamları 2015'i ilk yarışından bile bitirebilirler. Belki uçtuk ama Red Bull çok güçlü, bu işin şakası yok.
Mercedes'in 2013'deki hızı lastik ısıtma ve gelişen paketten oluşan bir karışımdan geldiği muhakkak. Sezonun ilk yarısı lastik tartışmalarıyla geçtiği için Mercedes'in çıkışı biraz güme gitti. Dolayısıyla nedenleri de. Her ne kadar bazı soru işaretleri olsa da bu çıkış sıradan bir çıkış değil. Takımın üzerinden 'loser' gömleğini atmasını da sağladı. Artık 2014 için daha mutlu ve umutlular. Hamilton'ın seneye daha iyi olacağı da kesin. Muhtemelen griddeki en iyi ikileye de sahipler, en azından en oturmuş. Seneye neler yapabilecekleri de başka yazıya artık.
2013'de tarihin en kötü McLaren aracını da gördük sanırım. McLaren açıklamalarıyla, özellikle de Whitmarsh'ın, biraz kapalı bir takım. Peki ne oldu da böylesine berbat bir sezon geçirdiler. Cevabı Whitmarsh'ın bir açıklamasında gizli. Dominant bir araç üretmek için yapılan radikal hamleler -muhtemelen bizim göremediğimiz- ellerinde patladı ve ortaya saçma bir araç çıktı. Yoksa MP4-27'i Marussia'a verseydiniz 2013'de bu McLaren'den daha fazla puan toplayabilirdi. Özetle McLaren'in yaşadığı şey Williams'ın yıllardır içinde bulunduğu durumdan çok farklı, merak edenler için söylüyoruz.
Eğer McLaren herkesin gittiği yoldan gitseydi özellikle sezonun ikinci yarısı çok güzel mücadeleler izleyebilirdik, daha kötümser -aslında iyi- ifadeyle bu kadar sıkılmazdık. Belki de Button'ın gerçek şampiyonluk yarışında yetersiz olduğu düşünülüp, onun yerine Hulkenberg veya Magnussen gelebilirdi. Perez de koltuğunu koruyabilirdi. Çünkü şu an Red Bull'la aero olarak gerçekten mücadele edebilecek tek takım McLaren.
2012'de Mercedes'in iki polü ve Alonso'nun yağmurlu polleri dışında zaten bütün poller McLaren ve Red Bull arasında dağılmıştı. 2011'in ikinci yarısı yine RB7 ve MP4-26 arasında geçmişti. Tabii burda saf hız/saf aero'dan bahsediyoruz. Pirelli geldiğinden beri yarış hızı kavramı daha bi önem kazandı ki Ferrari üç yıldır biraz bundan ve Alonso'dan kurtarıyor. Keza Lotus'un son iki yıldır bu noktada olmasının sebebi de yarışta lastiklerine iyi davranması. Yetenekten başarıya giden yolda McLaren kaybediyor, Ferrari kazanıyor.
Button'ın sene boyunca berbat bir araç sayesinde hiç bakmadıkları noktalara baktıklarını söyledi. Muhtemelen daha fazla öğrendikleri şeyler vardır. Yine de kaçırdıkları şeylerin yanında bunlar Pollyanna'nın bile güleceği şeyler. Özellikle lastiklerin değişmesinden sonra takımlarda ve pilotlarda 2.'liği güle oynaya kazanabilirlerdi. 2013'ün sıkıcı olmasının asıl sebebi McLaren'dir, kesin bilgi yayalım.
Üstüne basarak söylersek MP4-28 F1 tarihinin en saçma aracı olabilir. Bunun yanında biraz da McLaren'in neden podyuma çıkamadığına gelelim. 2002, 2004 veya 2006'da da McLaren pek iyi araçlar üretmemesine rağmen galibiyetler ve podyumlar kazanmıştı. 2013'de bunları başarıamasının asıl sebebi ise önlerinde 4 takım olmasıydı, yani N.Ş.A.'da McLaren'in podyuma çıkması için 8 araçtan 6'sına anormal bir şeyler olması gerekiyordu. 2006'da ise Raikkonen'in Massa ve Fisichella'yı geçmesi için podyum yeterliydi, dayanıklılık seviyesi de bu kadar yüksek değildi. İlginçtir McLaren BMW'nin en çok turu tamamlama oranında geçerek tarihin en yüksek dayanıklılık seviyesine çıktı, yüzde 98 küsur.
Hatırlarsak birçok yarışta Button bir az pitle bazen Massa'yı bazen Grosjean'ı bazen de Mercedes'leri geçtiği yarışlar oluyordu. Ne tek tur, ne de yarış hızında öndekilerle güreşmek zordu. Dayanıklılıkta son yılların zirvesine çıkınca podyum imkansız hale geldi. Peki Hamilton olsaydı işler değişir miydi ? Belki Hindistan'da podyuma çıkabilirdi, zaten McLaren o yarış biraz daha cesur davransaydı Perez de podyuma çıkacaktı. Q3'e daha fazla kalabilirdi takım ve dolayısıyla 20-25 puan daha gelebilirdi toplamda. Q3 yarışının nasıl geçtiğini öğrenmek için Hulkenberg ve Ricciardo'nun yaptıklarına bakın.
İki Mercedes motorlu takımdan sonra Renault motorlu Red Bull'a dönelim. Aslında biraz biraz bahsettik Red Bull'dan. Newey'in de birçok kez dediği gibi değişen lastikler onları yenilgisiz yaptı. Biz de ufak bir iddia ortaya atalım madem işler bu denli sıkıcıyken. Red Bull 2014'de değişen kurallarla beraber son rahat yılını yaşıyordu ve elindeki şansı riske atmak istemedi diye düşünüyoruz. Nasıl mı oldu, yaz arasından önce çıkışta olan bir Mercedes vardı ve değişen lastikler eğer onların da işine gelseydi sezonun son kısmında önemli mücadeleler görebilirdik. Red Bull'da elindeki şampiyonluğu kaçırmamak için 2013'e daha fazla odaklandı. Diğer takımlara göre. Bunu da Newey'in sürekli geç kaldık demeçlerinden anlıyoruz. Yani ikinci yarıdaki devasa farkın ufak veya boyutu bilinmez bir kısmı da 2014 çalışmalarını biraz ötelemekten kaynaklanıyor olabilir. Gecikmelerin Newey için pek bir anlam ifade etmediği ayrı bir mevzu.
''Ferrari veya Lotus'u niye yazmıyorsuınuz lan'' diyenler olabiltir. İki takım da 2012'deki lastik koruma meziyetlerini koruyarak sezona başladı, işe de yaradı. Lastikler değişince de 3. ve 4. olarak sıralandılar. Bunun yanında görebildiğimiz büyük teknik değişikler olmadı. Lotus'un zaten parası yok. Ellerindeki paraya göre yine en iyi işi çıkartan takım oldular.
McLaren'in yanında 2013'de hayal kırıklığı yaşayan diğer takımlar Sauber ve Williams oldu. İki takım da 2012 araçlarını özlettirdi. Özellikle Sauber'in 2 yıldır lastiklerini en iyi koruyan özelliklerini kaybetmesi garip oldu, muhtemelen farklı bir yola saptılar, olmadı. Onların aksine kurnazlık edip sezonun ilk yarısında lastiklerini koruyan Force India takımlarda 6.'lığı kaptı. 2012'den 2013'e geçişte bu değişimi başarabilmiş olmaları aslında önemli başarı Hint takımının.
Toro Rosso, Marussia ve Caterham hakkında iki kelam etmek için açıkçası pek bilgi yok elimizde. Toro Rosso'nun orta grupla mücadele edemediğini gördük genellikle, Ricciardo'nun Monza'da düzlük hızıyla kazandığı puanları saymazsak. Zaten Avustralyalı genellikle ilk 10'da başlayıp 12 veya 13. bitirdi yarışları, Vergne'nin yarışlarda daha iyi olduğu imajı da biraz da burdan geliyor açıkçası. Ricciardo altındaki araçla yarışlarda direnemiyordu doğal olarak. Marussia ve Caterham da bildiğiniz gibi, yine yaklaşamadılar ön tarafa. Marussia sene başındaki hızını iyi pilotla birleştirince 10. olmayı başardı, en azından iyi pilotun hala değerli olduğunu gösterdi.
2014'de neler olabilir sorusu başka bir yazıya kalacak. 2013 parçalarının bir kısmının 2014'de de kullanılacağını düşünürsek ve Red Bull'un sezonu erkenden bitirmesi, McLaren'in çok önceden çalışmaya başlamasını da göz ardı etmemek lazım. Orta sıradakileri de. Şimdilik bizden bu kadar, diğer yazıda görüşmek üzere.
Etiketler:
Aerodinamik,
F1 2006 Sezonu,
F1 2008 Sezonu,
F1 2012 Sezonu,
F1 2013 Sezonu,
Force India,
Hulkenberg,
Lastikler,
McLaren,
Mercedes,
MP4-28,
Newey,
RB9,
Red Bull,
Ricciardo,
Sauber,
Toro Rosso,
Williams
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






























