Monaco GP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Monaco GP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Aralık 2014 Cumartesi

Bir Garip Şampiyonluk Hikayesi

2014 sezonu Rosberg ile Hamilton arasında ateşi düşük bir Prost-Senna sezonu oldu. Her şeyden önce Mercedes'in bu mücadeleye izin vermesi takdire şayandı. Belki de Formula 1 tarihinin en şeffaf mücadelesini izledik.




Şeffaflık mı dediniz ?...






























Derinlemesine baktığımızda Mercedes de şütten çıkmış ak kaşık değil ama Formula 1'in yıllardır süregelen takım içi rekabetleri ortamında oldukça temiz iş çıkardı takım. Önce Mercedes'in bu tutumunundan başlayarak Rosberg ve Hamilton çekişmesini inceleyim dedik.

2 sene önce Mercedes'in Yönetim Kurulu'nda ayrılalım sesleri yükselirken Hamilton için Alman takım o kadar da ciddi bir aday değildi. Hele o zaman Sauber'le mücadele eden, hatta Sauber'den de yavaş kalıp İsviçreli takımın beceriksizlikleriyle şampiyonada beşinci olabilen takımdan bahsediyoruz. Lauda'nın da sık sık söylediği gibi 2012 Singapur GP'de yaşananların Hamilton gibi duygusal bir pilotun aklını çelmekte önemli etkisi oldu. Hamilton muhtemelen F1'in en çok kazananı ünvanıyla Mercedes'e 3 yıllık imza atmıştı. Takım 2014'teki kural değişikliklerine önemli mesai ve para harcıyor, ayrıca projeye gridin en hızlı pilotunu katarak ne kadar ciddi olduklarını gösteriyordu.
2014'te beklenen olup Mercedes en hızlı araçla sezona başladı.

Takımın diğer pilotu Rosberg ise 2013'te Hamilton'ı beklenenden fazla zorlasa da tahminler Hamilton'ın 2014'te takıma ve araca daha fazla alışmasıyla Rosberg'i daha rahat şekilde mağlup edeceği yönündeydi. İlk beş yarışta da tahminler yanılmadı, Hamilton Avustralya'da yarış dışı kalsa da diğer 4 yarışın hepsini kazanarak en güçlüyüm mesajını vermişti, zaten altıncı yarış Monaco'dan önce de hızlıysam belirgin şekilde hızlı olmalıyım diyordu.





Her şeyin başladığı yarış


























Monaco'daki meşhur olaydan önce Hamilton'ın sıralamalardaki üstünlüğü 4-1'di. İngiliz pilot 2013'te de daha ilk yılı olmasına rağmen Rosberg'i sıralamarda mağlup etmeyi başarmıştı. Rosberg Monaco'daki şaibeli hareketinden sonra cumartesi günleri uçuşa geçti. Çok gergin geçen Monta Carlo yarışından sonra Kanada'da Hamilton'ın Rosberg'i öyle bir mağlup edecek ki, Rosberg Monaco'da yaptığı hareketten pişman olacak olacak diye düşünüyorduk. Çünkü burası Hamilton'ın en güçlü olduğu ve her zaman takım arkadaşlarını geçtiği bir pistti. Üstelik Lewis çok sinirliydi ve doğal olarak hırslıydı.

Finlandiya Almanya ortak yapımı Rosberg sakin kalmak için daha iyi genlere sahip olamazdı herhalde. Gilles Villeneuve pistinde herkesi şaşırtarak Hamilton'ı sıralamada geçerek pazar günü de önde olmanın avantajıyla fren problemiyle daha kolay baş edebildi ve 18 puan alarak şampiyonada önemli puan farkı açtı.

Mercedes'in Hamilton'a onca para verdikten sonra İngiliz pilota odaklanmamasının bir nedeni de Rosberg'in iki sene de Hamilton'a oldukça yakın olmasıydı. Tabi Alman olması da önemli bir avantajdı. Zaten yüksek performansından sonra daha iyi paraya sözleşmesini uzattı.

Alman takım sezon boyunca yüksek gerilimde geçen takım içi rekabetle beraber önemli bir marketing fırsatı da buldu. Son günlerde VW grubunun F1 ile ilgili haberlerinin artmasında Mercedes'in 2014'te sürekli gündemde olmasının etkisi konuşuluyor. 2014 sezonu boyunca Mercedes ve Mercedes motoru konuşuldu. Takım çok güçlü bir motor yapmış olsa da sezonun çoğunda takım içi rekabet konuşuldu. Zaten güçlü bir motorın teknik ayrıntılarından ziyade birbirlerine girmiş iki takım arkadaşının haberi medya için de çok daha çekici. Ayrıca takım iki pilottan birine odaklansa hem F1 hem de Mercedes prestij kaybına uğrayabilirdi. Zaten motor sesinden dolayı taraftar kaybeden F1, Mercedes böyle bir şeyi tercih etseydi bu kaybı daha da artabilirdi. O yüzden büyük bir teşekkür borçluyuz Mercedes yönetimine.




























Piste dönersek bugüne kadar nedense kimsenin dikkat etmediği bir noktaya değinmek istiyoruz; Rosberg'in startları. Alman pilot ilk polü Bahreyn'den son polü Abu Dhabi'ye kadar startlarda çok zorlandı. Rosberg'in 1, Hamilton'ın 2 kalktığı yarışların 8 yarıştan üçünde Hamilton daha startta geçmeyi başardı Rosberg'i. Diğer 2'si start finiş düzlüğü kısa olan Monaco ve Kanadaydı, diğeri de yağmurda başlayan Japonya. Yani Rosberg 8 yarıştan sadece 2'sinde Hamilton'ı gerçek manada arkasında tutabilmiş, o da Amerika ve Brezilya. Üstelik Hamilton da kariyerinin başından beri kendi yapısına ters olarak startlarda biraz tutucu davranmış pilot, en azından bir Massa değil. Rosberg'in Webber kadar olmasa da start sorunu olduğu kesin.

Hamilton'ın Rosberg'i mağlup ederken en büyük kozu şaşırtıcı şekilde yarış hızı oldu bu yıl. İngiliz pilotun özellikle Japonya ve Brezilya'daki performansı çok şaşırtıcıydı. İki yarışta da bariz şekilde hızlıydı. Japonya'daki yağmurdan kaynaklandı desek bile Brezilya'da 7 sn geriye düşüp farkı kapatıp Rosberg'i zorlaması etkileyiciydi. Aynı araçla, aynı lastiklerle modern F1'de bu denli farkı doğal hızınızla kapatmanız çok ama çok zor. Belki de nedeni Hamilton'ın bazen konuşulan yakıt konusunda bir farklılık oluşturmasıydı. Veya başka bir şey. Öyle ya da böyle Hamilton'ın pazar günleri belirgin şekilde daha hızlı olması şampiyonluğu getirdiği kesin.

Prost-Senna, Alonso-Hamilton ve en son da Rosberg-Hamilton hikayelerinin en bilindik ve en ortak yani birinin doğal olarak hızlı, diğerinin de doğal olarak çalışkan olmasıydı. Biri doğal yeteneğiyle cumartesi günleri daha hızlı olur, diğeri de pazar günü zekasıyla veya kurnazlığıyla bu farkı kapatırdı. 2014'e de öyle başladık. Lakin Rosberg'in sıralama performansı, Hamilton'ın da yarış performansı bütün ezberleri bozdu. 2014'ün pilotlar bazında en önemli gelişmesi buydu.

Peki bu sezona daha geniş bir açıdan bakarsak ne olur. Açıkçası ilk yarıştan sonra eğer Rosberg ve Hamilton arasında çekişme olmazsa izlenmesi zor bir sezon olacağını kestirmek zor değildi. Bu yüzden artan her gerginlikte için için değil, göstere göstere sevindim. Yine de Rosberg-Hamilton'dan 1976, 1989 veya 2007'de çıktığı gibi bir hikaye çıkmadı. Hele de o kadar gerginlikten sonra şampiyon olan takım arkadaşını tebrik eden Rosberg bütün sezonun gerginliğine gölge düşürdü. Şaka bir yana F1'in bu kadar tanınmasında yukarıda saydığımız rekabetlerin katkısı büyük. Arşiv meraklıları daha iyi bilir, F1'in tv arşivleri 1977'den itibaren başlar.

Formula 1'in güzelliği de biraz da burada yatıyor. Her sporda önemli karşılaşmalar öncesi gerginlik vardır fakat Formula 1'deki gerginliğin ayrı bir tadı var, belki de her yarışta rakiplerinizle mücadele etmenizin de bunda payı var. 2007, 2008 veya 2010'da son yarıştan önceki gerginliği düşünün mesela.





Gerginliğin zirve yaptığı yer



























Mercedes'teki gerginlik Hamilton'ın haklı şampiyonluğundan sonra biraz azalsa da gelecek sene artması muhtemel. Eğer Mercedes ikisini 4-5 sezon yarıştırabilirse gerçekten büyük başarı olacak. Şu an zirvede yalnızlar, diğer takımların onlar yaklaşmasıyla ortaya farklı bir hikaye de çıkabilir. Şu şartlarda, F1'in en konuşkan ve kurt ikilisine sahip McLaren, Mercedes'e yaklaşabilirse çok değişik akıl oyunları görebiliriz. Red Bull, Ferrari veya Williams pistte zorlasalar bile pist dışında çok konuşkan pilotlara sahip değil. Neyse.

Yazıda hep Rosberg'den bahsediyorsun kardeşim diyebilirsiniz. Haklısınız da. Bunun temel nedeni, 2012'de takıma 'asıl' pilot olarak getirilen Hamilton'a karşı Rosberg'in beklenenden çok daha fazla direnç göstermesi oldu. Hamilton gibi tek tur pilotunu sıralamalarda mağlup etmek gerçekten büyük bir olay. Zaten sezon başı anket yapsaydık insanlar %80 gibi bir oranla Hamilton'ın Rosberg'i geçeceğini tahmin ederdi. İngiliz pilot Japonya, Rusya, ABD ve Brezilya'daki yarışlarda şampiyonluğu ne kadar hak ettiğini dost düşman herkese gösterdi. Gözüken o ki 2015 de bu ikili arasında geçecek. Evet Rosberg Barrichello-Coulthard-Massa-Webber gibi yarış kazanabilen ama şampiyon olamayan jenerasyondakilerden daha iyi duruyor lakin 2015'te şampiyon olamazsa bu 'loser' sıfatı üzerine yapışabilir. Şahsi görüşümüz Rosberg'in bu saydığımız pilotlardan bir şekilde ayrışacağı yönünde. Hamilton da Vettel'in aldığı şampiyonluklardan sonra üzerindeki artan baskıyı hafifletti ve Formula 1'in efsanevi pilotları arasına girmek için büyük bir adım attı. Zaman yine en doğruyu söyleyecek bize. 2014 Sezon Değerlendirmesi'nde görüşmek üzere.







7 Haziran 2014 Cumartesi

Modern Zamanlar

Normalde kural değişiklikleri büyük bir rekabet ve sürprizleri beraberinde getirir. 2014'de Mercedes'in her alanda müthiş iş çıkarması daha ilk yarıştan yeni bir sıkıcı sezonun habercisi gibiydi. Art arda gelen galibiyetler sonunda açıkçası birçok kişinin hevesi kaçmıştı. Özellikle de Hamilton'ın 4 galibiyetinden sonra.

2014'e en benzer sezon muhtemelen 88 sezonudur. Çok güçlü bir takım, güçlü bir araç, güçlü bir motor ve en önemlisi de çok sert bir takım içi rekabet. Açıkçası bu sezonun eğlenceli geçmesi için tek şart bu ikilinin rekabeti olacak, siz bakmayın Red Bull'un mırın kırınlarına Mercedes her açıdan en güçlü araç ve durdurulması nerdeyse imkansız. Üstelik hata da yapmıyorlar.


Beleştepe



Hamilton'ın dörtlemesinden sonra  ve tam da Monaco GP öncesinde F1'in en pazarlanabilir sporcusu olduğu ve İngiltere'nin en çok kazanan sporcusu olduğu şeklinde haberleri çıkmıştı. Her şey çok güzel giderken cumartesi günkü Rosberg'in şaibeli hareketi geldi. Tekrar gördük ki Hamilton yine bu durumlarla çok iyi mücadele edemedi. Rosberg'in Alaman ve Fin genleri sakin kalması için zaten biçilmiş kaftan onun için.

F1 camiasının hemfikir olduğu konu sanırım Hamilton'ın kendisini pazarlayabileceği bir menajer değil de böylesi zor zamanlarda ona yardımcı olabilecek birisi. Hamilton'ın McLaren'den Mercedes'e geçmesi de onun içgüdüleriyle olmuştu. Lauda'dan da öğrendiğimiz gibi Singapur GP'sinden sonra Hamilton ani bir karar vermişti. Belki de rakiplerinin hiçbirisinin yapmayacağı bir hareketti. Ama Hamilton böyle işte, bazen aklıyla değil duygularıyla hareket ediyor.

Hamilton'ın 2014'deki şansı Rosberg'le başbaşa kalması. Yani onu hataya zorlayabilecek başka bir pilot yok. Hamilton'ın 2007'deki başarısının bir sırrı da buydu. Ferrari ve McLaren'den başka yarış kazananın olmadığı ve ilk 4'ün çoğu zaman belli olduğu bir sezondu. Yoksa Hamilton'ın 2008'de daha tecrübeliyken çaylak sezonuna göre daha fazla hata yapması zor açıklanır.

Peki bundan sonra ne olacak ? Daha 13 yarış var ve aralarında sadece 3 puan var. Diğer takımların Mercedes'i zorlama şansı da yok gibi. Hamilton eğer sakinliğini koruyabilirse Rosberg'e göre daha avantajlı. Hamilton'ın her şartta cumartesi günleri hızlı olması en büyük avantajı. Cumartesi günleri düzenli olarak Hamilton'ı geçmek çok zor. Gridde bunu yapabilecek bir pilot da yok. Bu durumda Rosberg'in ne yapıp edip pazar günü ekstra bir şeyler bulup İngiliz pilotu geçmesi lazım.
































Monaco'dan sonra Kanada GP'sinin yapılacak olması da Hamilton'ın lehine olacak. İngiliz pilot bu pistte her zaman hızlı olmuştur, özellikle 2010 ve 2012'de cumartesi ve pazar günü aracın suyunu çıkartarak yarışı kazanmıştı. Gilles Villeneuve'ü 4. kez kazanması kimseyi şaşırtmayacaktır. Burası Macaristan'la birlikte Hamilton'ın en hızlı olduğu pist.

Daha konuşmak için erken ama Hamilton'ın 2015 sonunda sözleşmesi bitiyor. Rosberg'in ise sözleşmesi yenilenerek 2016 sonuna kadar uzatıldı. Hamilton'ın şu an düşünce yapısı çok açık değil ama takımı sorguladığını tahmin edebiliyoruz. Mercedes öyle bir güçlü araç yapmış ki bu avantajını seneye de koruyabilir. En azından yine şampiyonluğa oynayacaktır. Yine 88 sezonundan örnek verecek olursak, McLaren 88 sezonunda çok güçlü bir araca sahipken 89'da yenilmez kimliği biraz sarsılmış, Senna 90 ve 91 sezonunda şampiyonluğu kazansa da çok kolay olmamıştı. Yani eğer ilişkiler koparsa Hamilton Mercedes'ten alacağını alıp eyvallah diyebilir. Şimdilik aklımızın bir köşesinde kalsın.

Takım içi mücadelelerle hatırlanan 1988 ve 2007 sezonu tarihte efsane sezonlar olarak yerini almıştır. Aslına bakarsanız, en azından 2007 için, çok heyecanlı yarışlar olmamıştı. Keza 2010'da da öyle. Hem takım içi rekabetlerin olması hem de 5 pilotun şampiyonluk için çekiştiği senede gerilim her daim yüksekti lakin yarış içi heyecanlar o kadar yüksek değildi. Zaten 2011'de Pirelli'nin agresif lastikleri de bu yarış içi heyecana kavuşmak için yapılmıştı. 2014 de bu sezonlara benzeyebilir. Yoksa iki pilotun 'adil' mücadelesi o kadar da zevkli olamayacaktır.





Galiba Formula 1 seyircilerini de acımasız yapıyor. 4 yıllık Red Bull dominasyonundan sonra kimse yeni bir dominasyon izlemek istemiyor. Şahsen vurgulamak gerekirse, yukarıdaki yazdıklarımda ciddiyim. Eğer takım içi rekabet olmazsa 2013'ün üzerine 2014 hiç çekilmeyecek gibi. Artık Hamilton'la Rosberg birbirini mi biçer, medya önünde laf mı sokar, takımı kendi tarafına mı çekmeye çalışır, bilemeyiz. Tek isteğimiz sezonunun biraz daha heyecanlı geçmesi, aksi taktirde Doktor Helmut Marko'nun bütün sezon boyunca Renault'a attığı laflarla yetinmek zorunda kalabiliriz. Umarım bugün ve yarın heyecanlı bir yarış izleriz. Sağlıcakla..


29 Mayıs 2013 Çarşamba

Şehir İçinde Yarış - 2013 Monaco GP


  • Monaco'da Ferrari 2001, Williams 2003 ve McLaren 2008 yılından beri yarış kazanamıyorlar.
  • Nico Rosberg yarışı kazanarak Monaco'yu kazanan ilk baba-oğul olma ünvanını kazandırdı Rosberg ailesine. Nico sevgilisiyle mutlu olsa da şu an bir bebek düşünmüyor.


" İki gümüş ok bekliyorsunuz ama seyahat halindeki iki otobüstüler "

Her sene biraz da zenginlere gıcık olarak izlediğimiz Monaco bu sene hem ilginç geçti hem de o kadar da ilginç geçmedi. Yukarıda Vettel bizim yerimize yarışın özetini yapıverdi aslında. Ona gelmeden önce Rosberg'in müthiş hafta sonuna değinmezsek büyük ayıp olur. Üç Antrenman turunda da lider olup, pol, yarış ve bütün turlarda lider gitmeyi başaran bir pilot olmuş mudur diye düşündüğüm zamanlar olmuştu, yapsa yapsa Vettel yapmış olabilir yakın zamanda. Gerçi Rosberg yarışta en hızlı turu atamadı, en hızlı turla beraber yukarıda saydıklarımızı aynı yarışta başaran pilot olmuş mudur veya buna bir isim veriliyor mu bilemiyorum.



Yarış ayarlarının minimuma, sıralama ayarların maksimuma çıktığı Monte Carlo caddelerinde beklendiği gibi griler ve lacivertler öne çıktı. İlk iki yarışta olduğu gibi değişken hava şartları da bu iki takıma yardım etmiş olabilir. Gridin gayrıresmi en hızlı lastik ısıtan takımları bunlar. Webber ile Raikkonen'in arasındaki 0.6 sn'lik devasa farkın nedeni de lastik ısıtma olabilir. Yine de yarış hızları iyi olan Lotus ve Ferrari daha rahat sıralama ayarı yapabilirlerdi kağıt üstünde. Asıl şaşırtıcı yarış hızlarıydı. Oraya geleceğiz. McLaren'in iki pilotla Q3'e kaldığı sıralama turlarına Massa ilginç! kazasından ötürü katılamadı. Button'ı yine geçen Perez'in yükselişi devam etti. Sutil ve Vergne'in takım arkadaşlarını geçmesi ise diğer ayrıntılar olarak kaldı Monaco sokaklarında.



Yarışa gelirsek ; aşağıdaki tabloda gördüğümüz gibi Mercedes'in gridin en hızlısı olması gerekirken, toplu bir tren oluşturdu. Mercedes'in taktik yaptığı de ileri sürülebilir. Önü açık olan Rosberg, önü açık olan 16 kapı numaralı Maldonado'dan 1 sn'den fazla yavaşsa durup düşünmek gerek, hele 021 numara Van der Garde'den yavaş turlar atıyorsa diyecek pek bir şey kalmıyor. Mercedes'in bu yarış hızıyla ve kaynaklarını 2014 aracına aktardığını düşündüğümüzde bu seneki tek galibiyetleri Monaco olabilir, eh beklentilerin çok düşük olduğu bir sezon için Mercedes şimdiden yeterli başarıyı kazandı. W04'ü Travego'ya benzeten Vettel ise Rosberg'e pek yaklaşamadı. Mercedes için güvenlik aracı periyotları, kırmızı bayrak vs. her şey yolunda gitti. Red Bull 2-3 olarak cepleri dolu olarak Montreal'e doğru yol aldı.



Baktı kimse kimseyi geçemeyecek, herkes öndeki ile mesafe koymaya başladı. O andan itibaren oldukça sıkıcı bir taktik savaşı başladı. Monaco'nun ihtişamı, ıvırı zıvırı pazar günü İngiltere saatiyle 13.10'a kadar sürüyor, sonra sıkıcı yarışın eğlenceli hale gelmesi için için dua etmeye başlıyorsunuz ve dualarınız maalesef kazalarla cevap buluyor. Pitlerden önce Kimi ve Alonso'nun yavaşlamasını taktiksel zannetmiştik ki, kazın ayın ayağı pek öyle değilmiş. Lotus ve Ferrari oldukça enterasan bir şekilde yarışta yavaş kaldılar. Muhtemelen yarış hızında en hızlı olan Force India, Sutil'in muhteşem ataklarıyla coştu. Nostaljinin keyfi başkadır, bilirim ama Sutil ve Perez'in yaptıkları DRS katkılı olsa da son 10-15 yılın en güzel Monaco ataklarıydı. 2006 da baya hareketli geçmişti yanlış hatırlamıyorsam. Üstelik gridin birbirine yakın olmasından dolayı DRS'nin de pek bir etkisi olmadı bu güzel ataklara. Perez Raikkonen'i de geçseydi Monaco'da üç dünya şampiyonunu geçme gibi enterasan bir rekora sahip olabilirdi. Ya da Loews'de -hani şu ünlü U viraj- gridin en çakal -yani kurt- iki pilotunu geçmek muhtemelen bir daha yaşanmayacak. Alonso zon zamanların en kötü yarışını geçirdi kendi adına. Arkadan çarpmasına rağmen 8'de 5 kusurla olan Perez'e Raikkonen'in sert cevabı da pek yakışık almadı, Raikkonen'in bu kadar sinirlenmesi normal değil, gerçekten şampiyonluğu istiyor olmalı. Bu yarışa dair Sutil, Perez ve Raikkonen'in geçişleri uzun yıllar boyunca unutulmayacak.



Belki de yarıştan daha önemli olan yeni gate'imiz tyre-gate ile bir şeyler söylemek gerekirse, Pirelli'nin arka lastiklerinin sıcaklığını düşürecek düzeltmeler yapacağız demesi belki de Mercedes'le yaptığı testten bile büyük skandal. Mercedes'in sorununun ya da sorunlarından birinin bu fazla ısınma olduğu düşünülüyor zaten. Kanada'ya kadar muhtemelen bu konu konuşulacak ve Mercedes'in bu testlerden ne kadar yararlandığı daha net belli olacak. Monaco hızlarına bakılırsa taraftar gözüyle görülebilecek bir değişikliğin olmadığı. Yine de insana bu test hala şaka gibi geliyor.

Normalde blogda bu kadar hareket olmaz, Monaco'ya özel.


Monaco'ya özel olarak bu ihtişamlı yarış için diğer serilerle ilgili bir şeyler karalayalım dedik. Her Monaco perşembesinde sorulan antrenmanların niye cuma yapılmadığı sorusunun cevabı trafik değil sanırım. Çünkü cuma günü GP2'nin ilk yarışı vardı. Formula Renault 3.5 da Monaco'ya özel Formula 1'in peşine takıldı, bu hafta sonu farklı olarak GP3 serisi yapılmadı.






GP2


Monaco'da alt serilerde yoğunluktan dolayı iki grup halinde yapılıyor, grid de Grup A-1, Grup B-1, Grup A-2, Grup B-2.. diye diziliyor. Arden iki pilotuyla da iki grupta da lider olmayı başardı sıralamalarda. Cuma günkü ilk yarışta kaza ise haftaya damgasını vurdu, birden fazla noktadan alevlenen kaza yarışı durdurdu. Sam Bird ilk yarışı kazanırken, ikinci yarışı S. Coletti kazandı. Seride en merak isim olan Frijns grubunda 13 kişiden 5. oldu, yarışlarda puan alamadı. Bu arada ilk yarıştaki kazadan sonra J. Cecotto hafta sonundan ihraç edildi. Verdiğimiz ansiklopedik bilgilerin yanında alt serilerle ilgili gerçekten bilgi sahibi olmak isteyenler şu bloga baksınlar mutlaka.





Formula Renault 3.5

Açıkçası çıkardığı pilotlar ve şuanki kadrosuyla beni GP2'den daha fazla heyecanlandıran bir Formula Renault 3.5 var. İlk akla gelen pilotlar McLaren programındaki Kevin Magnussen, Stoffel Vandoorne ve Red Bull'un himayesinde Antonio Felix Da Costa. Magnussesn kendi grubunda ikinci, Vandoorne ve Da Costa gruplarında üçüncü ve dördüncü oldular. Hemen arkalarından ise gelecek senelerde Sochi'de görebileceğimiz Mikhail Aleshin geliyor beşinci olarak. Polü alan Nico Muller yarışı da kazandı, ardından Sorensen, Jaafar, Magnussen, Da Costa, Carlos Sainz Jr, Stevens ve Aleshin geldi. Formula Renault 3.5 her yarış hafta sonu 1 yarış düzenliyor Renault Dünya Serisi kapsamında. Ahanda sitesi burada. Sıradaki yarış Spa'da, Vandoorne evinde kendini göstermeli, McLaren programında da Red Bull gibi sert bir savaş devam ediyor.




Porsche Supercup

Burun kıvırdığımız Porsche Supercup serisini de Sebastian'lar sayesinde öğrendik. S. Ogier Loeb'den 0.2 sn daha hızlı bir tur atarak 14. cepten kalktı ve yarışı da 13. bitirdi. Loeb ise başladı yerde bitirdi ; 16. Sean Edwards hem polü hem yarışı kazanarak şampiyona liderliğini sürdürdü, serinin sayfası da bu.