F1 Yayın Hakları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
F1 Yayın Hakları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Mayıs 2015 Cumartesi

2015 TV'de Motor Sporları Ekranı

Formula 1'in yayın hakları komedisi bittiğine göre artık yazımızın vakti geldi. Çok değil 6 ay önce D-Smart'ta Hamilton'ın şampiyonluğunu izledikten sonra 2015 mart ve nisanda Tivibu'dan dört yarış izledik. Tivibu bu dört yarışı da son anda yayınlayacağını duyurmuştu, hatta hepsini cuma gününden açıkladı ve mayıs ayı olmasına rağmen kesin olarak Formula 1'in 2015'te hangi kanalda veya platformda yayınlanacağını bilmiyorduk.

Yayın haklarını Tivibu'nun artık kesin olarak alacağını beklerken birden Digitürk ortaya çıktı. Ufak çaplı bir şok yaşadıktan sonra hemen bu duruma adapte olduk F1 izleyicisi olarak ve çareler aramaya başladık. Neyse, ben Tivibu'ya devam ediyorum. Digitürk Play almak durumunda kaldım. Tavsiyem eğer evinizde Digitürk yoksa bu platforma pek bulaşmamanız. Digitürk Play en uygun seçenek gibi duruyor, yok ben zaten fanatik bir futbol seyircisiyim derseniz Digitürk'e abone olmak en iyisi.





Aslında buraya Türkiye'deki F1 fanları olarak ne yazsak haklıyız. Zaten seyircisi sınırlı olan sporun tv kanalı bu kadar değişir mi kardeşim ?  Bu arada sen F1'i yıllardır izlemeyen kardeş, Formula 1'i artık NTV yayınlamıyor, ne Okay Karacan kaldı ne de İstanbulpark !

Çok konuştuk farkındayım ama ne yaşadığımızı en iyi bu yazıyı okuyanlar bilir. Fazlasını içimize atıp hangi motor sporu yayını hangi kanalda ona bakalım.

Formula 1

2015 sezonunun geri kalanı artık Digitürk'te. Yarışları Lig TV 2 ve Lig TV 3 yayınlayacak yani futbol maçlarının dışında olan Spor Extra Paketi'nde olacak. Bu paketin içinde İngiltere Premier Ligi, Euroleague gibi organizasyonlar da var. Dipnot; Eurosport 1 ve 2'yi izlemek için ayrıdan Sporsever Paketi gerekiyor ve Eurosport'u Türksat uydusundan izlemek mümkün değil, eğer Eurosport izlemek istiyorsanız uydu konusunu mutlaka yetkiliye sorun.


Serhan Acar da 10. yılını doldurdu tv dünyasında


Ayrıca RTL de F1 yayınlarına devam ediyor. Tivibu ve Kablolu TV'de RTL'yi izleyebilirsiniz. RTL genellikle otellerin tv paketlerinden de izlenebiliyor, malum yazın yarışlar mutlaka tatille çakışır. Azeri spor kanalı İdman TV'de Formula 1'i yayınlıyor fakat yarış herhangi bir güreş müsabakasıyla aynı saate denk geldiyse yarışı izleyemeyebilirsiniz.

Moto GP

Son 3 senedir motor sporları izleyicisinin vazgeçilmezi olan D-Smart bu sene sadece Moto GP'yi gösteriyor. Fakat anlaşması bu sene sonunda bitiyor ve D-Smart ilginç şekilde spor yayınlarından çekilmeye başladı, %90 ihtimalle seneye Moto GP'yi de yayınlamazlar, ona göre planlarınızı yapın.

WRC

Dünya Ralli Şampiyonası bu sene Ntv Spor'dan yayınlanıyor. Ntv Spor'u nasıl izleyeceğinizi hepinizi biliyorsunuzdur. Motors Tv de bonus olsun.

WEC - Le Mans 24 Hours

Dünya Dayanıklılık Şampiyonası ve serinin en önemli yarışı Le Mans 24 Saat Eurosport ekranlarında olacak. Motors TV de diğer yayıncılardan.

World Superbike

Kenan Sofuoğlu'nun mücadele ettiği Dünya Supersport Şampiyonası, Suberbike organizasyonun içinde yer alıyor. İki şampiyonayı da Eurosport vermeye devam ediyor.



Dünya Supersport Şampiyonası



Formula E

2014-2015 sezonu Ntv Spor tarafından gösterilmeye devam ediyor.

WTCC

Dünya Binek Araçları Şampiyonası da Loeb'le birlikte Eurosport'ta.

Renault Dünya Serisi - GP3 - Porsche Supercup

Renault Dünya Serisi (World Series by Renault) içinden genellikle Formula Renault 3.5 yarışları Eurosport'tan yayınlanıyor. Aynı şekilde F1 hafta sonları da GP3 ve Porsche Supercup yarışları Eurosport 1 veya 2'de.

DTM

Türkiye'de herhangi bir yayıncısı olmadığından youtube üzerinden DTM kanalından ücretsiz izleyebilirsiniz. Orta hızda bir internet yeterli olacaktır.

Fia European F3 Championship

Geçen yıl Ocon, Verstappen gibi genç pilotların yarıştığı seri yine youtube üzerinden ücretsiz izlenebilir. Motors TV de diğer seçenek.

Volkicar

Volkan Işık ve ekibi tarafından tasarlanan araçlarla yapılan seriyi Ntv Spor veriyor.

Blancpain GT Series - V8 Supercars - International GT Open

Bu serilerin hepsi Motors Tv'de var. Nascar'ı Ab Moteurs da pazar yarışlarını Türkçe olarak veriyor. Ayrıca Blancpain ve International GT Open youtube'dan da izlenebilir.

Nascar

Nascar'ı Ab Moteurs pazar yarışlarını Türkçe olarak veriyor. Cumartesi yarışlarının tekrarını ise pazar akşamı veriyor. Birkaç sene önce Türkiye'deki Fox Sports da bazı serilerini yayınlıyordu ama şu an net bir bilgimiz yok.

IRC - Britanya Superbike - Auto GP

Bu seriler de Eurosport ekranlarından izlenebilir.



İngiliz kanal motor sporları için özel.




Evet birçoğumuzun önceliği Formula 1. Biz yine de öne çıkan serilerin hangi kanallarda yayınlandığını göstermek istedik, umarım arayanlara bir faydası olur. Listeyi hazırlarken Ozan Baştuğ Ülkügil'in (ozmoturk) trf1.net'te yaptığı haberlerden fazlasıyla faydalandık. Cuma günü siteye girip hafta sonu programına bakılabilir. Diğer katkısı olan arkadaşlara da teşekkür ederiz.

Yukarıya eklemedik ama Motors TV daha birçok seriyi gösteriyor. Bu linkten hangilerini yayınladığına bakabilirsiniz. Aynı şekilde Eurosport Speedway, Ntv Spor Rallikros gibi değişik etkinlikleri yayınlıyor, hepsini listeye alarak iyice kafaları karıştırmak istemedik.

Öne çıkan iki spor kanalından Eurosport bütün platformlarda var yalnız Eurosport 2 D-Smart'ta yok ve yukarıda söylediğimiz gibi Digitürk'te de uyduya göre izlenebiliyor. Motors TV de Tivibu'da İngilizce yayın yapıyor. Şu ana kadar amacını anlayamadığım AB Moteurs ise D-Smart ve Teledünya'da yayınlanmakta. Fox Sports ise sadece D-Smart'ta ve -tam emin olmamakla birlikte- Nascar yarışlarını veriyor. Sports TV geçmiş senelerde bazı serileri veriyordu, şu anda hangilerinin yayın haklarına sahip bilmiyoruz ama bütün platformlarda ve uyduda mevcut, aklınızda bulunsun.

Muhtemelen Google'dan arama yapacak birçok arkadaş link için buraya yönelecek ama yazımız televizyondan motor sporlarını hangi kanalların verdiği üzerine. Daha Türksat dışında diğer uydularda Formula 1'i gösteren birçok ülke kanalı var. Eğer böyle izleyenler varsa diğer fanlara da yardımcı olmak için blogumuzda konuk yazarlık yapıp bu kanalları nasıl izleyebileceğimizi bizlere anlatabilir, buradan sesli duyurumuzu yapalım. İlerleyen yazılarda youtube'dan canlı verilen bazı yarışları ve Youtube'daki bazı motor spor kanallarını içeren bir dosya hazırlayacağız. TV yayıncılığında ise Digiturk, D-Smart gibi platformları karşılaştıracağız ve Eurosport gibi kanalların nasıl daha iyi izlenebileceğinden bahsedeceğiz, bizimle kalın.

30 Mart 2015 Pazartesi

2015 Avustralya GP

O kadar büyük bir merakla beklemediğimiz 2015 sezonununda iki yarışı geride bıraktık bile. Neden böyle dedim, çünkü sene başında Mercedes çok güçlü görünüyordu ve sıralama turlarına bir gün kala, hala Türkiye'de Formula 1'i yayınlayacak bir tv kanalı ortada yoktu. Neyseki şu an durum hem pistteki rekabet hem de yayın hakları bakımından daha iyi.

Mercedes'in Avustralya'da 3.'ye 1.4 sn fark atarak sıralama turlarınında yine ilk çizgiyi kapattığında herkes umutsuzluğa kapılmıştı. Ayrıca Marussia ve Bottas'ın yarışamaması, Kyvat ve Magnussen'in de start alamamasıyla Melbourne'de sadece 15 pilot vardı. Yarış dışılar da olunca neredeyse yarışı bitiren herkes puan aldı. Button hariç.































Bu yazıda Avustralya derecelerini inceleyelim. Öncelikle Hamilton-Vettel farkında odaklanacağız. Hamilton ile Vettel'in 2. tura girerken aralarındaki fark 2.6 saniye (sn) idi. Önemli bir ayrıntı, Vettel 4. sıradaydı ve Mercedes'lerle arasında Massa vardı. Bu dörtlü grup 21. turda Vettel'in pite girmesiyle bozuldu, 20. turdaki farklar Ros 2.4, Mas 14.7, Vet 16.3 sn şeklindeydi. Ferrari'nin Williams'tan daha hızlı olduğu görünüyordu fakat Vettel pist üstünde Brezilyalı'yı pek zorlamadı. Pitten Massa'nın önünde dönen Vettel'in önü açılmıştı. Vettel ilk stintte yaklaşık 20 turda Hamilton 14 sn yemişti ve bu da tur başına neredeyse 0.7 sn demek.

26. turda Rosberg'in pit yapmasıyla yeni sıralama da şekillenmiş oldu. 27. tura Hamilton önde girerken Ros 4.7, Vettel 15.1 ve Massa 17.2 sn gerideydi. İki Mercedes arasındaki fark ise pitlerin hemen öncesinde ve sonrasında biraz zikzak çizse de genelde 2 saniyeydi. 38. turda Ham Vet'in 20.4 sn önündeydi. 48. turda ise fark 30.3 sn olmuştu. 51. turda fark 32 sn olduktan sonra bir süre stabil kaldı ve 57. tur biterken yine 32. 7 sn idi. İkinci stintte Vettel ortalama 0.6 sn geride kalmış lider Hamilton'dan. İkinci stintte Hamilton'ın farkı azaltmış görünmesinin farklı nedenleri olabilir. Lider olduğunuzda temiz havanın avantajı ilk stintte daha çok hissediliyor, tur bindirmeler başlayınca ortalık karışıyor. Ayrıca Hamilton pitten sonraki birkaç tur yavaş kalmış, Vettel de 50. turlarda garip şekilde hızlanış öndekilere göre. Massa da Vettel'in 3.5 sn gerisinde yarışı dördüncü bitiriyor. İlk yarışa dair diğer önemli not, Rosberg'in Hamilton'a karşı 2014'e göre pazar günü daha dirençli gözükmeseydi. Alman pilotun performansı sezonun geri kalanı için kritik önemde.







Biraz da McLaren'e yani Button'ın derecelerine bakalım. İngiliz pilot yarıştan sonra son iki turdaki derecelerinden memnun olduğunu söylemişti. Button ikinci stintte 1.34-36 aralığında gezindikten sonra 1.35'le dönmeye başlıyor. MP4-30'un son üç turu 1.35.344, 1.34.240 ve 1.33.338. Button iki turda 1'er sn hızlı tur atabilmiş, muhtemelen takım burada bir deneme yaptı.  Button'ın 58. turda attığı bu turu da yarışı bitirebilen diğer pilotların en yavaşı Sainz'ın en hızlı turundan 0.5 sn daha yavaş. Sorunlar yaşayan Perez'i bir kenara bırakıp Button'ın turlarını Sainz Jr ile karşılaştırdık biz de. İkinci stinti baz aldık ve dışadüşen turları yani ortalamadan çok fazla sapan tur derecelerini dikkate almadık. Çıkan sonuca göre Sainz Jr.'ın Button'dan ortalama 1.25 sn farkla hızlı olduğunu gördük.

Sayısal verilerden sonra yarışa bir de dışarıdan bakalım. Mercedes geçen seneki hızını sürdürürken belki de McLaren'den bile şaşırtıcı performansa sahip Red Bull idi. Mercedes'lerden tur yiyen takım yarıştan sonra Renault'a hafif tabirle saydırmaya başladı. Daha ilk yarışın ardından Renault ile kanlı bıçaklı oldular. Bir yarış geçmişken hikayeleri Williams ve BMW'yi geçti. Hatta Avusturyalı takım F1'den ayrılmayı tehdidini bile savurdu.




McLaren yarışta bu kadar hızlı değildi.





























15 aracın start aldığı yarış biraz da Sauber'e yaradı. Gelişen motorla beraber Nasr arkasındaki önemli isimlere direnebildi ve ilk yarışından 5. olarak tarihteki yerini aldı. Gerçi 11 pilotun bitirdiği yarışta test yapan Button dışında herkes puan aldığı için aman aman bir olayı yok bu istatistiğin. Sainz Jr. da ilk yarışında puan alan diğer isim oldu, Verstappen de yarışı bitirse çok büyük ihtimal o da puan alacaktı. Özellikle Felipe Nasr GP2'ye hızlı geldikten sonra bir türlü beklentileri karşılayamadı. Klasman anlamında fena değildi ama Hamilton veya Rosberg'deki bir ışık göremedik. Aynı şekilde Sainz Jr. Magnussen ve Vandoorne'a karşı FR3.5'da pek varlık gösteremedikten sonra bu ikili seriden mezun olunca zorlanmadan şampiyon oldu. Bakalım çaylaklar performanslarıyla bizi utandıracaklar mı ?




Yazıda Maldonado geçiyor mu ? 




Herhalde bu sezona dair en net gelişme Ferrari'nin gelişimi oldu. Geçen sene en hızlı 4. takım olan, bazen McLaren'in de arkasına düşerek 5. takım olan İtalyanlar özellikle motorda önemli gelişme kat ederek en hızlı 2. takım olmayı başarmış görünüyor. Avustralya bize en hızlı aracı gösterse de bazen gerçekleri çarpıtabilen bir pist, bu yüzden önümüzdeki yarışlarda takımların durumları hakkında daha net yorumlar yapacağız. şimdilik görüşmek üzereç







25 Mart 2013 Pazartesi

2013'de Formula 1'i Televizyonda Nasıl İzlerim ?

Geçen yılki Formula 1'i nerede izleyeceğiz belirsizliğin ardından bu sene biraz daha sessiz sedasız ortalık. Herkes bir şekilde kendi yolunu buldu. Benim de geçen sene bazen isyan ettiğim zamanlar olmasına rağmen alıştık sayılır. Asıl endişem Formula 1'e o kadar sıkı bağlı olmayıp, yayın haklarının D-Smart'a geçmesiyle spordan kopabileceklerin olmasıydı. Muhtemelen olmuştur, fakat çekirdek bir izleyici takip etmeye devam ediyor. Bu yazının amacı da insanların Formula 1'i daha rahat izlemelerinin yollarını bulmaya çalışmak. Umarım faydalı olur.

Öncelikle bu yazıya temel oluşturan biri benim, diğeri Ali Ünal'ın geçen sene yazılan yazıları tavsiye ederim. Zaten Ali Ünal'ın yazısındaki F1'i izleme seçenekleri bu sene de aynen geçerli. Ben wikipedia sayfasından 2013'deki dünyadaki bütün yayın haklarını bulunduran Tv kanallarını paylaşacağım. Bunun yanında yine internnetten yayın yapan kanalları ve radyoları da koyacağım. Link (stream) konusunda gelirsek ; evet internette birçok link var, izliyoruz da fakat link konusu internetiniz ne kadar iyi olursa olsun her zaman bir şüphe kalıyor aklınızın bir ucunda. Formula 1 izlemek bizler için büyük zevk, bu da en iyi televizyonda olur kanısındayım.

Hazır konu açılmışken D-Smart'ın geçen yıldan bu yana F1 takımları gibi gelişim konusunda fena olmadığını gördük. Formula 1 Özel diye program yapmaya başladılar, bu sene yarış öncesi ve sonrası yine aynı isimle program yapılmaya başlandı, Erbatur Ergenekon ve Korhan Savran gibi tanıdık isimlerle yapılan program kendini izlettirdi. Bazı arkadaşların haklı da bir şekilde bu programların içeriğinin yeterince iyi olmadığı konusunda şikayetleri oluyor. Bu konuda biraz daha temkinli olmak gerek çünkü bu ülkede maalesef bir F1 programının olması bile başlı başına bir olay, o yüzden eleştirelim ama destek de verelim. D-Smart fena iş çıkartmıyor, üstelik yarışın tekrarlarını da sürekli veriyor. Eğer sansınız varsa, bu yazıyla veya linklerle uğraşmayın. Gidin bir D-Smart alın, çünkü pahalı bir şey değil, pc başında uğraştığınıza değmez. 30 kağıda F1, NBA, Şampiyonlar ligi maçları, belgesel kanalları, D-Smart'ın kendi ve yerli film kanalları dahil. Sürekli D-Smart'ın reklamını yapıyormuşum gibi hissediyor ve rahatsız oluyorum ama siz beni anlarsınız. D-Smart, Digiturk gibi paralı platformlara karşı tepkiyi de son derece haklı ama dünya artık bu düzene geçmiş, şu noktada yapacak bir şey yok. Evet ne de çok konuştum değil mi, resimleri aldığım linki de vereyim de oradan daha kolay bakarsınız.







Bunlar bütün dünyada Formula 1'in 2013 yayın haklarına sahip olan kanallar. 'Pay' olanlar o ülkede de paralı yayın yaptığını söylüyor. Bazılarının internetten yayını da var. Antrenman ve sıralama turlarını gösterip göstermediği de bu tabloda var. Sanırım bu kanalları izlemek için en uygun yer, Hotbird. Bildiğim kadarıyla İdman Tv ve Abu Dhabi Sports'dan izleyenler var uydudan. Yine RTL de kablolu da var. Uydudan farklı kanallardan izleyebilen veya burdaki listeden bir kanalı izlemeye başaran ya da uyduyla ilgili başka tavsiyesi olabilecek birileri varsa yorum yazmanızı özellikle rica ediyorum. Bu yazıyı mini forum gibi kullanabiliriz.

Diğer yandan yine wikideki sayfada radyo kanalları da varmış. Olur da yurtdışına çıktınız, yarışı izleyemiyorsunuz, belki bu radyolar bir işinize yarayabilir. Belki internetiniz iyi değil, link bulamadınız o durumda da bu radyolar iş görebilir.

























Bu arada yarışları BBC'den izlemek veya dinlemek istiyorsanız Expat Shield programını kurmanız gerekiyor. Bu program size bir İngiltere IP'si alıyor ve BBC'yi beleşe izliyorsunuz, fakat BBC bütün yarışları göstermiyor, bir sezonda 9-10 yarışı gösteriyor, o da yukarıdaki linkte mevcut. Ayrıca yarış günleri Cnn Türk'de altı gibi yarışın özetini veriyor, aklınızda bulunsun. Pazar akşamları maçların özetlerini izleme hesabı. Başka başka aklıma bir şey gelmiyor şimdilik, sizin de katkınızla Formula 1 izlemek isteyenlere yardım edebiliriz, zamanla yeni yollar bulursak paylaşmaya devam ederiz. Esen kalın.

Düzeltme 1 : İdman Tv'nin biss key'i şu linkte bulabilirsiniz.

9 Aralık 2012 Pazar

Motorsporları Kültürü ve İstanbulpark

Son günlerdeki yoğun Formula 1 gündeminden sonra Türkiye'deki spor veya motorsporları kültürü daha da geneli futbol dışındaki spor kültürlerini sorgular hale geldik. Şu zamana kadar belki ilginin düşmeye başladığı 2007 yılından itibaren genelde birbirine benzeyen, kısır çözümler veya teşhisler ortaya konuyor. Elbette bir yazıyla her şey değişmez ama daha bir derinlemesine ve klişe olmayan şeyler bulmaya çalışalım.

Öncelikle motorsporları kültürü dediğimiz şeyin ülkemizde pek fazla olmadığı aşikar. Fakat bırakın motorsporlarını futbol dışındaki bütün sporlarda da bir kültürümüz yok. Ha birileri diyebilir futbolda ne kültürümüz var, o konuda da haklısınız, futbol kültürümüz falan yok, sadece gereğinden fazla futbola bir ilgimiz var, bu ilgiden de bir halt olduğu yok. Kamunun, özel sektörün kaynakları futbola oluk oluk akarken ortada somut bir başarı yok. Basketbolda da son 5-10 yılda 3 büyüklerin daha çok ilgilenmesi, Efes'in basket kültürü, milli takımın başarıları ve NBA'in karşı koyulamaz ihtişamı sayesinde basında futboldan arta kalan yeri kaplamaya çalışıyor. Geçenlerde D-Smart'ın Ceo'suyla yapılan röportajda Türkiye'deki sporların önem sırasında ilk sıraya futbolu konup 2-3-4-5'den sonra diğer sporların geldiğini söylüyordu, yazık ki haklı gibi. Yani motorsporlarından önce bir spor kültürü olması lazım ki sonra basketbol, voleybol veya motorsporları kültürü oluşabilsin.


Türkiye'nin 2005 yılından itibaren düzenlediği Formula 1'e ilk iki yıl 100 binin üzerinde bir talep oldu. 2007 yılından itibaren pistin işletmesini Ecclestone'a bırakdıktan sonra her geçen yıl talep azaldı, 2011'de ise son yıl dedikodularından dolayı nispi bir artış oldu sanki. Pistin işletmesini Bay E'ye bırakmak demek yılın 352 günü pistin boş olmasına neden olmak demekti. Diğer yandan yarışın Türkiye'deki reklamını ise sıfır noktasına indirdi. Özetle F1'in Türkiye'deki macerasında sonun başlangıcı oldu bu hamle. Pisti Bay E'ye bırakmayla ilgili ayrıntıları hatırlamasam da Türkiye'de motorsporları kültürü yok, seyirci gelmiyor diyeceksek bu olayı unutmamamız ve başlangıç noktası almamız gerekiyor.

Eski yıllardan


2010'daki Dünya Basketbol Şampiyonası'nda Kaan Kural Türkiye'nin dışındaki maçlara kimselerin gelmediğini şikayet ediyordu. Tahmin etmesi zor olmasa gerek. Bugün almaya çalıştığımız 2020 Olimpiyatları için de bazı sporlarda da olması kaçınılmaz. Eğer yeterli turist gelmezse vay halimize. İş organizasyon getirmekle spor kültürü yerleşir mi noktasına geliyor, o zaman bu organizasyonları getirmeyelim yaklaşımı da olmamalı tabi ki. Bu tartışmayı spor adamlarının güzelce tartışması gerekiyor, dikkat futbol adamları değil. Türkiye'nin sorunun artık para değil, burada da anlaşalım, paramız ve enerjimiz var, artık seviye atlama zamanı, belki de en zor olanı; o kültürü aşılamak. Aslında şu tartışma sadece bir akşam Telegol'de tartışılsa önemli bir mesafe alınır ya, neyse. Konumuz Formula 1 bizim daha çok.

Sürekli söylenen vatandaş gelmiyor eleştirilerine de daha farklı pencereden bakalım. Mesela 2011'de telafuz edilen 42 bin seyircinin göründüğü kadar kötü olmadığından başlayabiliriz. Toplamda 115 bin seyirci gelmiş ayrıca. Burda bir sıkıntı var sanki, F1'in genel kuralı pazar günü gelen  seyirci sayısı > cumartesi > cuma pek geçerli gibi durmuyor. Ya da Istanbulpark'a gelen F1 seyircisi fazlasıyla sadık F1'e. F1'in popüler olmadığı ve pahalı olarak bilindiği bir ülkede 115 veya 42 binlik sayı hiç de fena değil. Bugün şampiyonluğa oynayamadığı sezonlarda üç büyüklerin stadlarını görüyoruz, satılan kombine sayısından bile düşük sayılar çıkabiliyor. (Futbol sevgimiz hakkında Zeki Çol'un şöyle güzel bir yazısı vardı). Bahsettiğimiz sayı üstelik doğru dürüst tanıtım olmadan ulaşılmıştı. Futbolla yatıp kalktığımız halde doluluk oranlarının %50'ye bile ulaşmadığını düşünürsek 42 bine az diyemeyiz. Sorun motorsporları kültüründe değil, bu ülkenin spor kültüründe. Bu sorunu ne çözer bilmiyoruz ama 18 Bin devirlik makinelerde sorun olmadığını biliyoruz. Üstelik ilk iki seneki devasa seyirci de ortada.


İstanbulpark'a gelen seyirci sayısını futbolla karşılaştırmak yanlış olsa da hep futbol üzerinden örnekler verildiği için -belki de bize böyle anlatması daha kolaydır- böyle devam ediyoruz. Halep ordaysa arşın da burada. O seyircilerin içinde turistler de var diyenler olacaktır, eh Formula 1'in de o kadar fiyakası olsun değil mi! Hatta İstanbulpark'ın bilmem kaç futbol sahası büyüklüğünde olduğu falan da söylenirse hiç fena olmaz. Ya da olmadı, en son çare olarak Seda Sayan'dan yardım istemek olabilir, ne de olsa Türkiye'nin en güvenilir kişisi.

Geçen yıl Türkiye için tablo kötü iken iyi de bir isim sponsoru bulmuştuk; DHL. DHL aynı zamanda F1'in ulaşım partneri, önemli de işbirlikleri var. Bu yıl da Vural Ak'lı Intercity Istanbulpark'ın işletme hakkını kazanınca oldukça olumlu bir atmosfer oluştu Formula 1'i tekrardan Türkiye'ye getirmek için. FIA galasının Türkiye'de olması, Bernie'nin anlaşma için gelmesi, hatta ve hatta F1 takviminde bir Avrupa yarışı için yer açılması. Vural Ak'ın hazırlayıp, al da attığı topu hükümet gole çeviremezse hepimiz saçımızı başımızı yolacağız. Çünkü kaçan pozisyon büyük olacak, bir daha böyle bir pozisyonu bulamayabiliriz kapalı defans arasında. Spor Bakanı, dünyanın en liberal ve büyük ekonomisinde bile devletin desteklediği F1 yarışlarını özel sektöre havale etti son açıklamasında. Yani geçen seneki verilen parayı bile kabul etmiyor Suat Kılıç. Açıkçası bu istemiyoruz demenin resmi hali. O yüzden yorumlamaya bile gerek yok aslında. Yine de Başbakan'ın son sözünü beklemek gerekiyor, Erdoğan'ın da FIA galasına gelmemesi umutları büyük ölçüde söndürdü ama bekleyelim. Bugüne kadar hem siyasetin kendine has tarafgirliği hem de sıkı bir F1 izleyicisi olarak objektif olamama endişesiyle pek yorum yapmamaya çalıştım. Özellikle bakanın açıklamasından sonra benim kayışlar koptu, geçen sene verileceği taahhüt edilen miktarı vermemek de neyin nesi. Ayrıca Serhan Acar'ın dediği gibi sözleşme uzatma işi neden Türk refleksiyle son seneye bırakıldı. Formula 1 gibi bir platforma, hadi onu geçtik Bernie gibi bir adama küstüm oynamıyorum tavrı fazlasıyla anlamsız. Yeterli paraya vermedikten sonra her ilde bir tane araba otomobil fabrikası olsa da bir işe yaramaz, üstelik Bernie'nin nasıl bir insan olduğu gayet iyi biliniyor, bu işlerin de para ile döndüğü de. F1 Amerika'yı bile gözden çıkardı zamanında.
Kimi Raikkonen

Oldukça geniş konulara daldık. Bu yazı ancak bir başlangıç olabilir, spor medyasının içinden birilerinin spor kültürümüz hakkında daha kapsamlı yazılarına ihtiyacımız var açıkçası. Gittikçe derinleşen bir konu zira. Hazır taraftarlık konuları açılmışken Türkiye'deki F1 fanlığının (taraftardan daha iyi bir kelime sanki) en zor yılı olan 2012'den bahsedelim. Pisti kaybetmenin üzerine belki de daha önemlisi F1 Yayın Hakları bir paralı platforma geçti. Bu olay İngiltere'deki gibi olsaydı yani D-Smart para kazanmak için F1'i alsaydı gerçekten sevinilecek bir durumdu. Her koşulda yarışların açık bir kanaldan yayınlanması paralı bir platformdan daha fazla seyirci çeker. Zaten F1'in yeterli seyirciye ve ilgiye sahip olmadığını konuşurken insanların F1'e en kolay ulaşabileceği mecrayı kaybettik. Bu da doğal olarak insanların ilgisini ve yarış izleme konforunu azalttı veya kaybettirdi. Şu ortamda bir F1 fanı kolaylıkla aman ben yarış izlemiyorum diyebilir. Cidden kolay değil yarışları takip etmek. O yüzden Serhan Acar'a bile reklam yapıyorsun diyenlerin çıktığı bir ortamda ben de imkanı ve şartlara sahip olanlara D-Smart almalarını tavsiye ediyorum. Artık ne olursa olsun modundayım, devletin, özel sektörün, TRT'nin, NTV'nin burun kıvırdığı F1'i yayınlamaları çok önenmli. Yarın birgün Flash Tv de yayınlarsa gider Yalçın Abi'yi tebrik ederim. Yine başından beri NTV'nin almasını istemiştim yayın haklarının, sabah akşam her yerde NTV Spor açık, insanlar bu şekilde daha fazla ilgi gösterebilirlerdi Formula 1'e ülkemizde. Böylelikle 'Abi yarışları en son NTV gösteriyordu di mi' diyen geyikçi tayfadan da kurtulmuş olurduk...

Evet 2012 çok zordu ama tablo o kadar kötü değil aslında. Bi kerem, bundan daha kötüsü olamaz. D-Smart'a öyle böyle alıştık, yarışları çoğu kez internetten takip ettik, twitterdan canlı tartışmalar yapıldı(tekrar büyük teşekkürler Metin Mete'ye ve diğer arkadaşlara). 2013 ve ilerleyen yıllarda daha kolay olacaktır, umarım ileride 2011 ve 2012'yi Türkiye'deki F1 macerasının fetret devri olarak anarız. Bütün bu zorluklara rağmen F1 ve motorsporları ilgili siteler işlerini yapmaya devam etti, çekirdek ama çok güçlü bir kitle de F1'i takip etmeye devam etti. Twitter'daki son TT çalışmaları da bunu gösteriyor, Türkiye'de F1'den daha fazla basketbol veya tenis meraklısı var mesela, yine de hiçbirinin bu kadar organize ve ateşli olabileceğini zannetmiyorum, daha doğrusu hissetmiyorum. Sadece TT çalışmaları değil, geçen sene ülkemize Senna filmini de getirmişti sosyal medyadaki örgütlenme. Herkesin sadece bir iş için birleşmesi pek görülen şeylerden biri değil Türkiye'de. Aman nazar değmesin.

Doğu Avrupa Pist şampiyonası - Haziran 2012

Özellikle Vurak Ak'ın sahip olduğu Intercity'nin pistin işletmesini aldıktan sonra insanlar pistin geleceğine daha olumlu bakmaya başladı. Formula 1 gelmese bile belki başka seriler gelebilir, hem şu meşhur motorsporları kültürü açısından, hem de ileride F1'in tekrar gelmesi açısından Vural Ak'ın çıktığı yolda destek vermek gerekir motorsporları severleri olarak. Ak'ın eski lisanslı sürücü olması da ayrı bir sevindirici haber. Bu işlerin içinden gelmesi motorsporları tecrübesinin yanında normal bir iş adamından daha tutkulu olmasını sağlayacaktır. Köprünün altından daha çok sular akacak gibi...Şimdilik son olarak pistin uzak olması bahanesiyle bitirelim. Evet pist merkeze uzak ama yarışlar da pazar günü yapılıyor. İnsanlar bütün hafta sonunu ayıramasa da pazar günü rahatlıkla yarışa gelebilirler. Yani pistin uzak olması yarışı izlemeye engel değil. Bir futbol maçına gitseniz bile yine gününüzün çoğunu vermeniz gerekebiliyor. Belki biz F1 fazla haşır neşiriz ama uzak diye böyle bir organizasyona burun kıvırmak samimi gelmiyor. Benim için F1 önemli değil demek daha dürüstçe. Avrupa Yakası'nın diğer ucundaki Autoshow veya Kitap fuarına gitmekten de çok farklı değil hani. Mesela bu seneki Autuoshow'u yarım milyon insan ziyaret etmiş ve muhtemelen ziyaretlerin çoğu da haftasonu olmuştur. Yani istenince uzaklık da pek dert olmuyormuş. Daha Formula 1'in pahalı bir spor olmadığı mevzusu vardı, zaten o da motorsporları kültürüyle ilgili...

#F1Discuss
#Formula1TürkiyeyeDonmeli
#Formula1TürkiyeyeYakışır
















30 Kasım 2011 Çarşamba

2012'de Formula 1 TV Yayın Hakları Ne Olacak ? Ne olabilir ?


Yarışların heyecanlı sezonun sıkıcı olduğu bu ilginç sezonun ardından değerlendirme yapmak isterdim fakat önümüzde büyük bir sorun var. 90'ların ortasından bu yana Türkiye'de tv'lerde yayınlanan Formula 1 bu sene sahipsiz kalma tehlikesi ile karşı karşıya. Istanbulpark'ı kaybettiğimizden beridir bir de bu telaş sardı beni. Bu yüzden sezon değerlendirmesinden önce bu konuda küçük de olsa bir destek vermek gerek diye düşündüm. F1 severler Senna filmini nasıl Türkiye'ye getirdiyse bunda da bir etkisi olacak diye düşünüyorum. Türkiye'de toplumsal hareketler yavaştır ve etkisizdir genelde bu yüzden ufak çapta da olsa sıkı bir hareket etkili olacaktır Senna örneğinde olduğu gibi. Ben Ntv'den başlayarak Türkiye'de Formula 1'in Tv evrimiyle yazıya başlayayım.

Ntv'den önce Formula 1 nerede yayınlandı bilmiyorum ama Emre Tilev'in anlattığı Cine5 kayıtlı bir video görmüştüm. 6-7 yıllık Ntv yayının ardından 2005 yılında yayın haklarını Doğan Grubu Cnn Turk aracılığıyla almıştı. Bu yıldan sonra cumartesi günleri de basın toplantısı izlemeye başladık. Ben mesela o sene öğrenmiştim cumartesi de basın toplantısı olduğunu. Yarış dışı yayınlar Ntv'ye göre arttı. 4 yıllık Cnn Turk macerasından sonra Serhan Acar'ın anlattığı gibi kriz dolayısıyla çok umutsuz bir durum varken Trt olaya el attı ve yayın haklarını aldığı gibi F1Racing'in yeniden Türkiye'de çıkmasına ön ayak oldu. Trt burda klasını gösterdiği gibi yarış dışı yayınları artırarak F1'e değer verdiğini gösterdi bence. Trt HD'de yarış izlemek de ayrı keyif verici olduğunu söylemeden olmaz bu arada. Ve yıl 2011 sonu. 2012'de Formula 1'i hangi kanalda izleyeceğimizi bilmiyoruz.

Bu tarihçeden sonra tabloya bakarsak F1 Türkiye'den gitmişken kanallara pek çekici gelmeyebilir yayın haklarını almak. 2008'e nazaran durum daha umutsuzken ben nedense pek öyle olumsuz bakmıyorum olaya. Bunda spor kanallarının artmasının yanında Doğuş Grubu'nda yaşanan gelişmeler de umudumu artırdı. Doğuş Grubu Ntv'nin yanına Star'ı da alarak kendi kanalını kurmaktan vazgeçti. Burada çok durmayarak Ntv Spor'a gelmek istiyorum. Her ne kadar futbol odaklı da olsa Ntv Spor reklamlarında farklı spor dallarını kullanıyor. Yani Futboldan başlayarak, basketbol, voleybol görüntülerinin yanında bir tenis, bir motorsporları koymak işte gerçek spor kanalı imajına önemli katkıda bulunuyor. Burda Ntv'nin samimiyetini sorgulamıyorum kesinlikle çünkü bence elllerinden geldikçe diğer sporları da yayınlamaya çalışıyorlar. Kenan'ın gidişinden sonra MotoGp yayınlarını almayacaklardır ve motorsporları yayınına ihtiyaçları var bence. Üstüne üstlük Türkiye'ye biraz olsun motorsporları kültürü aşılayan -aynı atletizm gibi- Ntv'nin F1'e F1'in de Ntv'ye ihtiyacı var Türkiye'de. F1'in Türkiye'de futboldan sonra bu kadar uzun süredir tv'den naklen verilen tek spor olduğunu unutmayalım ayrıca. Çok ilginç ama doğru, basketbol, voleybol ve hentbol bazen yayınlandı bazen yayınlanmadı. Şu an da basketbol yayınlanıyor ama Digiturk'den. Diğer sporlar bir var bir yok tv'de. Bu da iyi kötü Türkiye'de bir F1 izleme kültürü yaratmış durumda yani aşinalığı.


Muhtemel bir Ntvspor ve F1 evliliği çok uzak durmuyor aslında ama en önemli konu Ntv'nin niyeti bu konuda. Şu an düşünmüyor olabilirler ki öyledir, bu konuda da aklıma hep Serhan Acar'ın bu işlerin Türkiye'de hep son dakikada yapıldığını aklıma gelip tekrar ümitleniyorum. İşte bu yüzden işi baştan sıkı tutup küçük ama etkili F1 lobisiyle bu konuda baskı yapabilirsek en azından bu işi biraz daha garantilemiş olabiliriz.

Her şeye rağmen umutsuz olmaya gerek yok kesinlikle, Ntv olmazsa Sports Tv var, o olmadı Top Gear'in yayın haklarını alan Digiturk var. D-Smart da zor durumda gözüküyor, F1 onlara bir bakımdan çekici gelebilir vs. vs... F1'i Türkiye'de kaybetmemek için facebook'da da bir sayfa açılmış durumda, linkini aşağıda paylaşacağım. Ne kadar çok olursak o kadar iyidir.

Benim gönlüm Ntv'den yana çünkü kafelerde, evlerde, marketlerde denk geldiğimiz her yerde Ntv Spor açık, ister istemez F1'in Türkiye'de izleyeci sayısı artacaktır ve çevremizdeki Hakkinen-Schumacher nostaljisi yapan eski izleyicilerin kalmadığını göreceksiniz. Umarım internetten takip etmek zorunda kalmayız diyerekten yazıya nokta koyalım.