Singapur GP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Singapur GP etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Aralık 2014 Cumartesi

Bir Garip Şampiyonluk Hikayesi

2014 sezonu Rosberg ile Hamilton arasında ateşi düşük bir Prost-Senna sezonu oldu. Her şeyden önce Mercedes'in bu mücadeleye izin vermesi takdire şayandı. Belki de Formula 1 tarihinin en şeffaf mücadelesini izledik.




Şeffaflık mı dediniz ?...






























Derinlemesine baktığımızda Mercedes de şütten çıkmış ak kaşık değil ama Formula 1'in yıllardır süregelen takım içi rekabetleri ortamında oldukça temiz iş çıkardı takım. Önce Mercedes'in bu tutumunundan başlayarak Rosberg ve Hamilton çekişmesini inceleyim dedik.

2 sene önce Mercedes'in Yönetim Kurulu'nda ayrılalım sesleri yükselirken Hamilton için Alman takım o kadar da ciddi bir aday değildi. Hele o zaman Sauber'le mücadele eden, hatta Sauber'den de yavaş kalıp İsviçreli takımın beceriksizlikleriyle şampiyonada beşinci olabilen takımdan bahsediyoruz. Lauda'nın da sık sık söylediği gibi 2012 Singapur GP'de yaşananların Hamilton gibi duygusal bir pilotun aklını çelmekte önemli etkisi oldu. Hamilton muhtemelen F1'in en çok kazananı ünvanıyla Mercedes'e 3 yıllık imza atmıştı. Takım 2014'teki kural değişikliklerine önemli mesai ve para harcıyor, ayrıca projeye gridin en hızlı pilotunu katarak ne kadar ciddi olduklarını gösteriyordu.
2014'te beklenen olup Mercedes en hızlı araçla sezona başladı.

Takımın diğer pilotu Rosberg ise 2013'te Hamilton'ı beklenenden fazla zorlasa da tahminler Hamilton'ın 2014'te takıma ve araca daha fazla alışmasıyla Rosberg'i daha rahat şekilde mağlup edeceği yönündeydi. İlk beş yarışta da tahminler yanılmadı, Hamilton Avustralya'da yarış dışı kalsa da diğer 4 yarışın hepsini kazanarak en güçlüyüm mesajını vermişti, zaten altıncı yarış Monaco'dan önce de hızlıysam belirgin şekilde hızlı olmalıyım diyordu.





Her şeyin başladığı yarış


























Monaco'daki meşhur olaydan önce Hamilton'ın sıralamalardaki üstünlüğü 4-1'di. İngiliz pilot 2013'te de daha ilk yılı olmasına rağmen Rosberg'i sıralamarda mağlup etmeyi başarmıştı. Rosberg Monaco'daki şaibeli hareketinden sonra cumartesi günleri uçuşa geçti. Çok gergin geçen Monta Carlo yarışından sonra Kanada'da Hamilton'ın Rosberg'i öyle bir mağlup edecek ki, Rosberg Monaco'da yaptığı hareketten pişman olacak olacak diye düşünüyorduk. Çünkü burası Hamilton'ın en güçlü olduğu ve her zaman takım arkadaşlarını geçtiği bir pistti. Üstelik Lewis çok sinirliydi ve doğal olarak hırslıydı.

Finlandiya Almanya ortak yapımı Rosberg sakin kalmak için daha iyi genlere sahip olamazdı herhalde. Gilles Villeneuve pistinde herkesi şaşırtarak Hamilton'ı sıralamada geçerek pazar günü de önde olmanın avantajıyla fren problemiyle daha kolay baş edebildi ve 18 puan alarak şampiyonada önemli puan farkı açtı.

Mercedes'in Hamilton'a onca para verdikten sonra İngiliz pilota odaklanmamasının bir nedeni de Rosberg'in iki sene de Hamilton'a oldukça yakın olmasıydı. Tabi Alman olması da önemli bir avantajdı. Zaten yüksek performansından sonra daha iyi paraya sözleşmesini uzattı.

Alman takım sezon boyunca yüksek gerilimde geçen takım içi rekabetle beraber önemli bir marketing fırsatı da buldu. Son günlerde VW grubunun F1 ile ilgili haberlerinin artmasında Mercedes'in 2014'te sürekli gündemde olmasının etkisi konuşuluyor. 2014 sezonu boyunca Mercedes ve Mercedes motoru konuşuldu. Takım çok güçlü bir motor yapmış olsa da sezonun çoğunda takım içi rekabet konuşuldu. Zaten güçlü bir motorın teknik ayrıntılarından ziyade birbirlerine girmiş iki takım arkadaşının haberi medya için de çok daha çekici. Ayrıca takım iki pilottan birine odaklansa hem F1 hem de Mercedes prestij kaybına uğrayabilirdi. Zaten motor sesinden dolayı taraftar kaybeden F1, Mercedes böyle bir şeyi tercih etseydi bu kaybı daha da artabilirdi. O yüzden büyük bir teşekkür borçluyuz Mercedes yönetimine.




























Piste dönersek bugüne kadar nedense kimsenin dikkat etmediği bir noktaya değinmek istiyoruz; Rosberg'in startları. Alman pilot ilk polü Bahreyn'den son polü Abu Dhabi'ye kadar startlarda çok zorlandı. Rosberg'in 1, Hamilton'ın 2 kalktığı yarışların 8 yarıştan üçünde Hamilton daha startta geçmeyi başardı Rosberg'i. Diğer 2'si start finiş düzlüğü kısa olan Monaco ve Kanadaydı, diğeri de yağmurda başlayan Japonya. Yani Rosberg 8 yarıştan sadece 2'sinde Hamilton'ı gerçek manada arkasında tutabilmiş, o da Amerika ve Brezilya. Üstelik Hamilton da kariyerinin başından beri kendi yapısına ters olarak startlarda biraz tutucu davranmış pilot, en azından bir Massa değil. Rosberg'in Webber kadar olmasa da start sorunu olduğu kesin.

Hamilton'ın Rosberg'i mağlup ederken en büyük kozu şaşırtıcı şekilde yarış hızı oldu bu yıl. İngiliz pilotun özellikle Japonya ve Brezilya'daki performansı çok şaşırtıcıydı. İki yarışta da bariz şekilde hızlıydı. Japonya'daki yağmurdan kaynaklandı desek bile Brezilya'da 7 sn geriye düşüp farkı kapatıp Rosberg'i zorlaması etkileyiciydi. Aynı araçla, aynı lastiklerle modern F1'de bu denli farkı doğal hızınızla kapatmanız çok ama çok zor. Belki de nedeni Hamilton'ın bazen konuşulan yakıt konusunda bir farklılık oluşturmasıydı. Veya başka bir şey. Öyle ya da böyle Hamilton'ın pazar günleri belirgin şekilde daha hızlı olması şampiyonluğu getirdiği kesin.

Prost-Senna, Alonso-Hamilton ve en son da Rosberg-Hamilton hikayelerinin en bilindik ve en ortak yani birinin doğal olarak hızlı, diğerinin de doğal olarak çalışkan olmasıydı. Biri doğal yeteneğiyle cumartesi günleri daha hızlı olur, diğeri de pazar günü zekasıyla veya kurnazlığıyla bu farkı kapatırdı. 2014'e de öyle başladık. Lakin Rosberg'in sıralama performansı, Hamilton'ın da yarış performansı bütün ezberleri bozdu. 2014'ün pilotlar bazında en önemli gelişmesi buydu.

Peki bu sezona daha geniş bir açıdan bakarsak ne olur. Açıkçası ilk yarıştan sonra eğer Rosberg ve Hamilton arasında çekişme olmazsa izlenmesi zor bir sezon olacağını kestirmek zor değildi. Bu yüzden artan her gerginlikte için için değil, göstere göstere sevindim. Yine de Rosberg-Hamilton'dan 1976, 1989 veya 2007'de çıktığı gibi bir hikaye çıkmadı. Hele de o kadar gerginlikten sonra şampiyon olan takım arkadaşını tebrik eden Rosberg bütün sezonun gerginliğine gölge düşürdü. Şaka bir yana F1'in bu kadar tanınmasında yukarıda saydığımız rekabetlerin katkısı büyük. Arşiv meraklıları daha iyi bilir, F1'in tv arşivleri 1977'den itibaren başlar.

Formula 1'in güzelliği de biraz da burada yatıyor. Her sporda önemli karşılaşmalar öncesi gerginlik vardır fakat Formula 1'deki gerginliğin ayrı bir tadı var, belki de her yarışta rakiplerinizle mücadele etmenizin de bunda payı var. 2007, 2008 veya 2010'da son yarıştan önceki gerginliği düşünün mesela.





Gerginliğin zirve yaptığı yer



























Mercedes'teki gerginlik Hamilton'ın haklı şampiyonluğundan sonra biraz azalsa da gelecek sene artması muhtemel. Eğer Mercedes ikisini 4-5 sezon yarıştırabilirse gerçekten büyük başarı olacak. Şu an zirvede yalnızlar, diğer takımların onlar yaklaşmasıyla ortaya farklı bir hikaye de çıkabilir. Şu şartlarda, F1'in en konuşkan ve kurt ikilisine sahip McLaren, Mercedes'e yaklaşabilirse çok değişik akıl oyunları görebiliriz. Red Bull, Ferrari veya Williams pistte zorlasalar bile pist dışında çok konuşkan pilotlara sahip değil. Neyse.

Yazıda hep Rosberg'den bahsediyorsun kardeşim diyebilirsiniz. Haklısınız da. Bunun temel nedeni, 2012'de takıma 'asıl' pilot olarak getirilen Hamilton'a karşı Rosberg'in beklenenden çok daha fazla direnç göstermesi oldu. Hamilton gibi tek tur pilotunu sıralamalarda mağlup etmek gerçekten büyük bir olay. Zaten sezon başı anket yapsaydık insanlar %80 gibi bir oranla Hamilton'ın Rosberg'i geçeceğini tahmin ederdi. İngiliz pilot Japonya, Rusya, ABD ve Brezilya'daki yarışlarda şampiyonluğu ne kadar hak ettiğini dost düşman herkese gösterdi. Gözüken o ki 2015 de bu ikili arasında geçecek. Evet Rosberg Barrichello-Coulthard-Massa-Webber gibi yarış kazanabilen ama şampiyon olamayan jenerasyondakilerden daha iyi duruyor lakin 2015'te şampiyon olamazsa bu 'loser' sıfatı üzerine yapışabilir. Şahsi görüşümüz Rosberg'in bu saydığımız pilotlardan bir şekilde ayrışacağı yönünde. Hamilton da Vettel'in aldığı şampiyonluklardan sonra üzerindeki artan baskıyı hafifletti ve Formula 1'in efsanevi pilotları arasına girmek için büyük bir adım attı. Zaman yine en doğruyu söyleyecek bize. 2014 Sezon Değerlendirmesi'nde görüşmek üzere.







15 Ocak 2013 Salı

Glock ve Pic'in 2012 Sezonu Karşılaştırması

Charles Pic 2012'de Marussia'ya geldiğinde birçok kişi için 1 senelik Formula 1'e giriş yapan bir pilottu. Pic ise Di Grassi ve D'Ambrosio'ya göre daha dişli çıktı ve sponsor desteğiyle Caterham koltuğunu kaptı. İlginçtir ki, sponsorsuz Glock'un Singapur'daki başarısı Caterham'ın sponsporsuz Kovalainen'i koltuğundan etti ve paralı takım arkadaşı Pic'e bir yer açtı. Gridin ortasında ve sonlarındaki gün geçtikçe azalan parasız yatılı pilotların son örneklerinden Timo Glock. Aynı zamanda Formula 1'de koltuğunu kaybettikten sonra (2004 sezonunda az biraz yarıştı) dönebilen nadir pilotlardan Glock. Hemen akla gelen diğer isimler de Heidfeld ve Hulkenberg. 2013'de Sutil de yapabilirse Alamanların ilginç bir istatistiği olacak.

Tüm sporlarda olduğu gibi Formula 1'de de genç bir sporcu her zaman yaşlı kurta tercih ediliyor. Öncelikle bu tarz bir yanlış algılamaya engel olmak gerek. 'Aman zaten yaşlandı o da' demek biraz haksızlık olabiliyor. Marussia, Caterham gibi gridin arka tarafında olan takımlar için sıralama performansı biraz daha net bilgi verebiliyor, çünkü sürekli tur bindiren pilotlara yer vermek, öndekilere göre daha fazla mekanik sorunla uğraşmak gibi problemler yarış sonuçlarını doğru bir karşılaştırma aracı yapmaktan çıkarıyor.



Glock hastalığı dolayısıyla katılamadığı Avrupa Gp'yi çıkarırsak, sıralamalarda Pic'e karşı 13-6'a üstünlüğü var. Pic tecrübeli takım arkadaşını Bahreyn, İspanya, Almanya, Macaristan, Kore ve Abu Dhabi'de geçmiş. Glock'un yağmurlu yarışları saymazsak Pic'e attığı en fazla fark ise Spa'da 1.157 sn,  ayrıca 2 yarışta 1 sn'den fazla, 6 yarışta yarım saniyeden fazla fark atmış Pic'e. Pic'in en fazla attığı fark 0.450 sn ile Katalunya Gp olmuş.

Glock 2012 sezonunun sıralamalarda toplam 7.623 sn fark atmış Pic'e, yani yarış başına Pic'den 0.4 sn hızlıymış. Bunda yağmurlu Britanya Gp'nin etkisi var biraz da, çünkü Glock o yarışta 2.5 sn fark atmış Pic'e. İki yağmurlu sıralamayı çıkartırsak yarış başına 0.3 sn daha hızlı Glock. 0.3 sn bile oldukça yüksek sayılır. Ortalama bir fark çünkü. Üstelik Pic bazı yarışlarda HRT pilotları tarafından da geçilmiş. Her şey bir kenara, Pic'in çaylak olduğu da unutulmamalı.

Bizim de çalışma kağıtlarımız var.


Pic'in Glock'u geçtiği yarışlara bakarsak, çok düzenli dağılmadığını görürüz. Eğer Pic Glock'u sezonun ilk yarısında bir yarış, diğer yarısında beş yarış geçseydi, evet takıma alıştı ve kalitesini gösterdi diyebilirdik, oysaki Pic sezonun ilk yarısındaki 9 yarıştan 3'ünde öndeyken, ikinci yarıdaki 10 yarışın 3'ünde takım arkadaşını geçebilmiş. Pic Hulkenberg örneğinden ayrılıyor bu noktada, Hulk alıştıktan sonra düzenli olarak geçmeye başlamıştı Di Resta'yı. Sezonın son iki yarışında örneğin Glock 0.6 sn daha hızlıymış Pic'den. Bir ara Belçika'da Glock'un Pic'den şikayet etmesi Marussia'nın haber olmasını sağlamıştı. Fakat işler göründüğü gibi değildi, temiz lastikleriyle Pic'den hızlı olan Glock genç Fransız'ı bir an önce geçmek istemiş, Pic de az olsa direnebilmişti, yine de takım emirleri olmaması güzel, Pic'in hanesine de artı olarak yazıldı ayrıca bu direniş.



Paralı yatılıların spora tutunması da güzel bir şey F1 ve taraflar adına. Son birkaç yılda Perez, Maldonado, Grosjean ve Pic'in sadece parayla yarışmadıklarını kanıtlamaları deyim yerindeyse gönüllere su serpri. Zira hem paralı olup hem de yeteneksiz olmaları çekilmiyor. Glock ve Pic benzerine çok rastlanan genç-yaşlı pilot durumuna karşı bir örnek olay incelemesi olarak da görülebilir. Yazıyı yazmadan önce Glock'un 2009'da Renault'un teklifini reddettim demesi aklıma gelmişti, insan ister istemez kızıyor, Glock da kendince haklı, kimse 2010'da neler olacağını bilmiyordu, herkes F1'den çekilmeye bakıyordu. Sanırım koskoca gridde seneye nerede yarışacağını bilen bir tek Lewis Hamilton vardı. Abu Dhabi'de ise sadece 6 pilotun geleceği belliydi 2010 için. Umarım Glock, Kovalainen gibi maaş alarak yarışan pilotlar hak ettikleri değeri bulurlar, bir taraftar olarak sponsorsuz pilotlara her zaman pozitif ayrımcılık yaparak bakıyorum. O değil de gridde niye hiç İtalyan pilot yok ?...

28 Eylül 2012 Cuma

Işıklı Dramaya Devam : 2012 Singapur GP


2008 : Massa pitte yaşanan sorunla şampiyonluğu bıraktı.
2010 : Hamilton Webber’le yaşadığı kaza sonunda yarış dışı kalarak şampiyonluğu bıraktı.
2012 : Hamilton vites kutusuyla yarış dışı kaldı…

Sıcaklıkların yükseldiğini ve basıncın arttığını gördük. Acı çekerek bir kaç tur sonra bunun olacağını biliyorduk. Martin Whitmarsh yarış sonrası




Her çifte yılda dramatik anlara sahip olan Singapur bu sene de boş durmadı. Çok iyi bir haftasonu geçiren Lewis Hamilton vites kutusu sorunuyla yarış dışı kaldı. 6 yarış çok olsa da grid son yarışlarda şampiyonluğu kazanmış ya da kaybetmiş isimlerle dolu ki herkes temkinli, ne kimse mücadeleyi bırakmış ne de kimse kazandım diye seviniyor. Singapur biraz olsun geçen yılı hatırlattı. Lastikleri daha hızlı ısıtan, lastiklerini daha çabuk yemeye başladı ve lastikler 2012 genelinden çok daha hızlı aşındı. Singapur’un kendine has etkisinin yanında öndeki ikilinin özellikle Button gibi lastiklerini koruyan bir pilota göre lastiklerini daha çabuk tüketmesi lastiklerde çok önemli bir mesafenin aşıldığının gösterir gibiydi. Çünkü bu sene cuma günü yapılan ayarlar o kadar önemli hale gelmişti ki, aracın performansını aştığı olmuştu. Yine Button üzerinden, İngiliz Kanada’da daha sert lastikleri bile rakiplerinden hızlı aşındırmıştı. N.Ş.A.’da bunu görmek pek mümkün değil. Bunun üzerine akla ister istemez  Lotus’un düşük performansı da bunla mı ilgili sorusu geliyor fakat Lotus’un D-DRS üzerine yoğunlaşmasıyla yanlış ata oynamış olabilir demek daha doğru olur. Japonya ve Kore’deki güncellemeleri beklemek gerekecek. 

Tam bu sırada öğrendiğimiz transfer haberleriyle yazmanın da pek bir manası kalmadı sanki. Özet geçmek gerekirse; geçen yılki gibi lastiği hızlı ısıtanın hızlı bitirdiği bir döneme girersek, sezonun geri kalanında farklı şeyler görebiliriz. Bu yıl İngiltere'deki gibi ayarlar doğru olmayınca McLaren gibi lastiklerini hızlı ısıtabilen, yağmurda oldukça iki iyi pilota sahip bir takım bile 2 sn. civarında fark yiyebiliyor, üstelik havanın soğuk ve pistin takıma uygun olmasına rağmen yarışta da lastikleri saklayamıyorlardı. Diğer önemli şey ise Lotus'un gelişimi. Şu an kabaca 3. en hızlı olan Ferrari için Lotus eski hızına dönerse 4. hızlı takım durumuna düşecek ve Alonso'nun o zaman bu farkla şampiyon olması çok zor olabilir. Üstelik kimi yarışlarda Sauber ve Williams gibi takımlarla da baş edemediğini gördük İtalyanların. Lotus hem kendi şampiyonlukları için hem de şampiyonın gidişatı için kritik öneme sahip. 2010'da F1 için küçük McLaren için büyük arka kanat güncellemesi onları şampiyon yapmadı ama bir nevi şampiyonu değiştirdi...

27 Eylül 2010 Pazartesi

Singapur Gp, Başlangıç

Hep bir şeyleri beklerim yapmak için ve hiç de istemediğim bir zamanda yapmak zorunda kalırım. niye beklersem hep sanki, oysaki insan bir an önce harekete geçmeli. Bu bloğun ilk yazısı 2010 Singapur Gp'den sonra olmasa daha iyi olabilirdi. Olabilecek en kötü şey oldu, Hamilton yarış dışı kaldı, en önemli rakiplerden Alonso birinci oldu. Alonso ile Ferrari son yarışlarda önemli bir yükselişe geçti. Bir Mclarenci olarak Ferrari ve Alonso'yu sevmiyor olabiliriz ama Mclaren ve bu spora ilgimizi bu sevmemezlik üzerine kurmamalıyız. Bu futbolda da böyle ve bu hatayı son yıllarda sık sık yapıyoruz. Son iki yarıştır Hamilton'un kazalarına gelirsek, aslında ikisi de tam anlamıyla Hamilton'un hatası değildi. Bu sene Petrov ve Vettel'de gördüğümüz türden hatalar değildi en azından. Massa ile sürtünmesinde ise şu ana kadar şikana iki aracın girdiğini çok sık rastladık, avantajlı çizgiyi koruyan araç genellikle yerini korur veya duruma göre yerini kazanırdı. Hamilton da muhtemelen bu iyi oldukları pistte Massa'yı geçip kafayı yarış birinciliğine koymuş olabilir. 2008'de hatırlarsanız yakaladağı momentumla (virajı tam hatırlayamadığımdan yazmadım ) Raikkonen'i geçerek kritik bir hamle yapmıştı. Ama bu sefer lastikler birbirine öyle bir dokundu ki sağ süspansiyon gitti. Eğer viraj çıkışında Hamilton Massa'yı geçip, Mclaren dublesi olsaydı Hamilton'a ne kadar çok övgüler dizileceğini tahmin edebiliriz az çok. Bu tür ince detaylar bazen büyük sonuçlara neden olabiliyor ama aynı futboldaki gibi 3o metreden şut çekip top direkten dönüyorsa kızamazsınız, öndeki aracın durumundan faydalanabiliyorsanız Hamilton'a da kimse dur diyemez sanırım. O yarış dışı kalmasaydı Monza baştan aşağı değişebilirdi. Demek istediğim Vettel'in Belçika'da yaptığı ile Hamilton'un Monza'da yaptığı kesinlikle aynı şey değil. Her yerde olduğu gibi bu işte de yorumlarken kolaycılığa kaçıyoruz. Sözde Singapur Gp'yi yorumlayacaktım ama aklım ister istemez önceden oluşan düşüncelere gitti. Bilinçaltı işte.



Aslında yazacak çok şey var ama yarışa dönelim. Ferrari Red Bull'u ciddi manada yakalamışa benziyor, en azından en iyi ikinci araçlar. Monzaya kadar Hamilton ve Mclaren elindekilerle inanılmaz bir iş çıkardı. Şu an en iyi üçüncü araçlar bazen ikinci oldular ama asla en hızlısa olmadılar. Mclaren'in idari patronu J. Neale Singapur'a uyum sağlayan asıl parçaların asıl verimi Suzuka'da vereceğini, verebileceğini söylemiş. Açıkçası sıralama turlarındaki 3.lük ve 4.lük bizi umutlandırmıştı çünkü Hamilton Alonso'dan 0.180 sn gerideydi. Bu Macaristan'daki 1.2-1.3 snlik Red Bull ve 0.3-0.5 snlik Ferrari farkına göre oldukça iyi bir rakam. Ama bu yarış performansına pek yansımadı. Bu arada ilginçtir ki elimin altında sürekli bir internet bağlantısı olmadığından tur zamanlarını tam inceleyemedim ve yarışı bir kez daha izleyemediğimden Alonso'dan oldukça geri olma durumumuzun incelenmesini sonraya bırakıyorum. Bu sene sıralama turlarındaki farklar yarışlara tam yansımadı. Valencia'da Hamilton Q3'te yaptığı hata ile belki de polü kaçırmış, yarışta pitten sonra Vettel ile aynı tur zamanlarını yapmaya başlamıştı. Silverstone'da 1 snlik fark yarışta Hamilton ile Webber' arasında 0.25-0.30 snidi. Hockenheim ve Macaristan'da ise sıralama turlarındaki fark ile yarıştaki fark aynıydı tabii 1 snlik performans farkı Vettel'in Alonso'yu geçmesine yetmedi ( Burası şu futbolcunun tek golü takımını kurtarmaya yetmedi gibi oldu : ) fakat bu performans farkı Webber'e galibiyeti getirdi. Monza'da ise Mclaren'in yaptığı değişik agresif hamlelerin ne getireceği ise Hamilton'un kazası ile faili meçhullere benzedi.



Singapur'da Vettel ile Alonso'nun aynı temporda gitmesi, Ferrari'nin nasıl bir gelişim gösterdiğinin de kanıtı. Monza'da da gayet iyiydiler, muhtemelen en hızlı araçtılar. Alonso hem Vettel hem Webber'i sıralamalarda geçerek, yarışta da yerini kaybetmeyerek pit duvarıyla beraber çok iyi bir iş çıkardı. Webber'in bu sene bazı yarışlarda olduğu gibi bu cumartesi de yavaş kaldı. (Bazı yarışlarda Vettel çok da zorlanmadan Webber'i geçerek polü almıştı ) Suzuka onlar için son şans olabilir. Çünkü Ferrari-Alonso ikilisi Massa'nın da rüzgarıyla gümbür gümbür geliyor. Webber veya Vettel'in ikisinden biri mutlaka kendileri için yarışı kazanmalılar. Aslında bu yarışta Vettel'in Webber'i geçmesi de Alonso'ya yaradı. Vettel'in Webber'e geçildiği olası bir durumda, puan farkı bir yarış galibiyetinden fazla olacaktı ve Vettel psikolojik olarak iyice zor bir duruma düşeceketi. Şimdi dört ayrış var ve Webber şampiyon olmak istiyorsa kesinlikle Suzuka'yı kazanmalı. Böylelikle hem Vettel'i geçip takım içi savaşı bitirecek hem Alonso'nun rüzgarını kesecek hem Mclaren'i dipsiz bir kuyua atacak, işte bütün bunlar için Suzuka çok çok iyi bir şans. Aksi taktirde yine elimize kağıt kalem alıp hesaplar yapmamız gerekebilir.


Bu ilk yazı da biraz çalakalem biraz da önceden kafamızda olanlarla garip bir yazı oldu. Singapur'u, özellikle Heidfeld'i, Sutil'in Williams'a direnişini ve daha birçok şeye uzunca değinmek istiyorum. Umarım iyi vakit geçirebiliriz.