28 Ocak 2014 Salı

2014'ün İlk Testleri - Jerez

2014'e gayrı resmi başladık bugün. 12 test gününden biri gitti bile. Sanırım son yılların, belki 10, belki 15 yılın en garip test gününü yaşadık. Çoğu takım doğru dürüst lansman bile yapmadı, birçoğu bugün sabah namazından sonra erkenden alelecele tanıtıldı. Marussia, Lotus piste çıkamadı, Lotus zaten ilk testte yok, Marussia'nın aracı da İngiltere'deki fabrikadan yola çıkmış.

Lansmanların en çok konuşulan konusu şüphesiz burunlardı, artık daha ne kadar kötü olabilir derken bugün Caterham'ın burununu gördük. Basamaklı burunlara şükretmezsen olacağı buydu işte..Burunlar konusunda söylenecek her şey söylendi sanırım, yiter diyoruz biz de.



Normalde testlerde derecelerin önemli olmadığını söylerler, bu sefer ise hiç ama hiç önemi olmayacak gibi. Hele de Jerez'de. Şu an her şey çok muallak durumda, dolayısıyla söylenecek pek bir söz yok.

Yeni araçların teknik değerlendirmeleri sağda solda dolaşıyor ama hüküm vermek kolay değil. Uzun zaman sonra ilk defa Pirelli konuşmadık, hatta 2014'de hiç Pirelli konuşmadık ama merak etmeyin yakındır. Bu arada onlar da tutucu davranacağız dedi ama sonra ses seda çıkmadı, acaba nasıl lastik yaptılar. Sezon boyunca 'aha acaba kimin motoru patlayacak' diye beklenmez, aksiyon her zaman lazım, onlar işin tuzu biberi.



Bugünlük pek malzeme çıkmadı, yine de ne oldu diye bakalım. En çok turu Ferrari attı, kaza yaparak günü noktalayan Hamilton ise lider bitirdi. Raikkonen'in tur sayısı 31, Hamilton'ın 18. Sırasıyla 3. Bottas 7, Perez 11, Vergne 15, Gutierrez 7, Vettel 3, Ericsson 1 tur atabildi. Button piste çıkamadı. Red Bull ve McLaren elektrik problemleriyle uğraşmışlar, Hamilton da ön kanattan kaynaklanan bir sebeple kaza yapmış. Yarın daha çok bilgi ve yorumla burada olacağız yüksek ihtimalle, esen kalın.

2. Gün 

Dünkü şaka gibi günün ardından gerçekten ilk test günün yaşadık. Pist üstünde tam olarak olmasa da haberler açısından hareketli bir gündü.

Boullier haberinden önce başka önemli bir transfer haberini söylemek istiyorum, eski F1 tasarımcısı Gary Anderson BBC'den autosport'a geçti. Anderson son yıllarda özellikle sezon başları başarılı tahminleriyle başa başarılı bulunuyordu ki, şu an Autosport'ta baya etkin testler için. BBC de Anderson'un boşluğunu Audi ve Motorsporları'ndan emekli olan Allan McNish'le anlaştı. Hep mühendis transferi duyacak değilsiniz ya..

Güne başlamadan Eric Boullier'nin McLaren'e yarış direktörü olarak atandığını söyleyelim, tahmin edildiği gibi takım patronu olamadı. Şu an bu direktörlerle, Ron Dennis arasında ceo denilen, yani bildiğimiz takım patronu olacak koltuk boş. Buraya en uygun isim de Ross Brawn gibi. Şu an halihazırda Jonathan Neale teknik patron, ayrıca Neil Oatley, Sam Michael, Eric Bouiller gibi isimlerden oluşan kadronun başına Brawn dışında biri sorun olabilir. Whitmarsh hakkında hala haber yok ama yüzde 99 görevinin başında olmayacak gibi.



Neyse, güne McLaren'in arka kanadındaki, daha doğrusu arka süspansiyonundaki tasarım damgasını vurdu. Eğer sistem düzgün çalışırsa hem yavaş hem de hızlı virajlarda avantaj sağlayabilir, tabii yasalsa. 2014'ün ilk ciddi tartışması bu olabilir.

Diğer konular ise motorlar oldu. Renault kullanan takımlardaki sıkıntı ve Mercedes'in en fazla tur atan motor olması. Aslında Rosberg'in attığı 97 tur göründüğü kadar iyi olmayabilir. Belki olumsuz bir bakış açısı ama bu kadar gürültüden sonra daha testlerin 2. gününde motorun sorunsuz çalışması, motorda performansa o kadar da önem verilmediğini, yani tutucu davranıldığı yorumu çıkartılabilir. Belki bu konuyu daha sonra ele alırız ama zaten motor sayısı ve yakıt tüketimi düşmüşken, yeni enerji dönüşüm sistemleri varken performansta fark oluşturmak çok zor.



Renault Red Bull ve Toro Rosso'daki problemlerin kendilerinden kaynaklandığını, Caterham'da ise daha genel problemin olduğunu söyledi. Evet zaman kaybettiler ama uzun vadede o kadar önemli bir problem olmayabilir, olayların sıcaklığıyla Mercedes iyi, Renault kötü demek pek dayanıklı değil.

Rosberg'in 97 turu dışında diğer pilotların tur sayıları birbirine yakındı, Button hem sabah hem de öğle seansını lider bitirdi. Raikkonen de dünkü liderliğin ardından bugün de ikinci bitirerek muhtemelen Vettel'le beraber Jerez ayrıldı.

Takımlardan pozitif açıklamalar gelmeye devam ediyor, bunların dışında Marussia'nın yeni aracı da Jerez'e varmış durumda.

İkinci günden de bu kadar, yarın görüşmek üzere..

3. Gün

Jerez'de perşembe günü de hareketliydi. Ricciardo'yu RBR'de, Magnussen'i McLaren'de, Frijns'ı Caterham'da görmek heyecan vericiydi, her ne kadar Ricciardo ve Frijns tur atamasa da...

Güne başlamadan Ross Brawn'ın balık tutmaktan mutlu olduğu haberleri geldi, Brawn politik konuşsa da en azından şu birkaç aylık süre içinde tatil yapacağını çıkartabiliriz.

Sabah yine Mercedes motorlu araçların ve Ferrari'yi izledik. Renault motorlu araçların problemleri devam etti ama sorunların detaylarını daha iyi öğrendik. Caterham ve Red Bull'un kendine has problemleri varmış. Toro Rosso da hiç yoktan 30 tur atmayı başarabildi. Dün Button'ın Mercedes kullanan motorlar işbirliği yapmalı açıklaması Renault için yol gösterici olabilir.

Lotus zaten Jerez'de yok, Red Bull'da tur atamadı, yine Caterham da. Bahreyn'de bu dört takım Renault için işbirliğine gidebilir, Toro Rosso zaten kardeş takım, Caterham'ın da Red Bull'la ilişkisi var, yani ortaklık zor olmayacaktır bu 4 takım arasında, bu şekilde daha hızlı çözebilirler sorunlarını. Her ne kadar bilgi paylaşımının derecesini bilmesek de böyle bir çözümün o kadar zor olmadığını söyleyebiliriz.



Piste dönersek, Sabah seansında yine Button liderdi. Öğleden sonra koltuğu devralan Magnussen seri turların ardından, diğer stintinde hızlı turlar atmayı başararak günü lider bitirdi. Bugün de 1.23'lere indi üç pilot ve takım. McLaren liderlik yanında toplam 92 tur atarak en fazla çalışan takım da oldu.

Mercedes de günün çalışkan takımlarındandı. Hamilton 62 tur attı, öğleden sonra Button 1.25'lik turunu 23.9'a kadar çekti. Bu arada turlarla ilgili lastik bilgisine şu ana kadar hiç rastlamadık. Mercedes motorlu Massa 47 tur, Hulkenberg 17 tur attı.

Ferrari her zamanki gibi testlerde en fazla tur atan iki takımdan biri. Alonso 58 tur attı, derecesi yavaş gibi görünse de öğlen hızlı tur gelmedi İspanyol'dan.

Marussia'da bugün siftah yaptı, Chilton'la en azından piste çıkabildiler. Diğer Ferrari motorlu Sauber ise Sutil'in kazasıyla günü bir saat erken bitirdi, kazaya ilişkin pek detay yok şimdilik.



Bu arada Newey ve Horner'ın İngiltere'ye döndüğü, her ihtimale karşı Ricciardo'nun Jerez'de bekletildiği yönünde haberler var, belki Red Bull için testler bitmiş olabilir, Renault için yarın altın değerinde olacak, tek umut Toro Rosso gibi artık.

Günün son detayı da McLaren'in arka süspansiyonu ve Lotus'un çatallı burnunun yasal olduğu, Mercedes ve Ferrari'nin daha sade olarak gözüken burunların da güvenlik açısından sıkıntı oluşturabileceği söylendi, belki yarın daha detaylı bilgi bulabiliriz. Son günde görüşmek üzere.

4. Gün

Ve Jerez'in son günü..





Red Bull'un testleri erken bitti, bugün öğleye doğru pıllarını pırtlarını toplayarak gittiler. Red Bull'un Renault'la en yakın çalışan takım olmasına rağmen böyle bir sorun yaşaması belki de en büyük gariplik. Her takım sorun yaşayabilir, testleri kaçırabilir fakat Renault ve RBR arasındaki ilişkiden bunu beklemiyorduk..Üzerine Lotus'un da olmaması Renault için testlerin kabusa dönmesine neden oldu, elde sadece Caterham'ın bugün attığı turlar var.

Geçen senenin analizini yaparken Red Bull'un 2013'ü garanti altına almak için sezonun ikinci yarısında biraz fazla efor sarf ettiğine dair bir teorimiz vardı, doğrulanmış olabilir. Üstelik RBR de McLaren gibi kaza testlerini normalden geç geçmiş, planın gerisinde oldukları düşünülüyor. Bundan kaynaklı bir problem yaşıyor olabilirler. Taraftarlar arasındaki Renault hakkındaki ön yargı ve RBR'nin kötü şöhreti yüzünden çok acele yorumlar yapılıyor evet RBR'un şu an bir dezavantajı var ama geri dönülemez bir noktada değiller. Ve belki de bu problemler Newey'in agresif tasarımından kaynaklanıyorsa rakipler tekrar kara kara düşünebilir. 2011'de testlerde yarış mesafesi gidemeyen MP4-26 testlerde ortalığın tozunu attıran F60'dan Avustralya'da 0.6 sn hızlıydı.

Bugüne dönersek yağmur yüzünden tur dereceleri çok aldatıcıydı, ona rağmen sabah Rosberg 91 tur atmayı başardı. Hamilton'ın 41 turuyla Mercedes toplamda 132 tur attı, Alonso 115, Magnussen de 110 tur atarak 100 barajını geçtiler.

Force India'nın genç İspanyol test pilotu Juncadella 81, Sutil 69, Kobayashi 54 tur attı. Williams'tan Massa da 86 tur attı, hem de günü lider bitirdi. Bianchi de 25 tur atarak Marussia'ya değerli veriler kazandırdı.





Turlara ilişkin veriler maalesef geçen seneki gibi yok, lastik bilgileri de. McLaren'in tur zamanlarının nispeten ciddi olduğu iki günde de en hızlı olması pek bir şey anlatmasa da ufak bir ipucu verebilir. Pek rastlanılan bir durum değil çünkü. Yine de testlerde tur zamanlarından çok pistten gözlem yapan F1 medyasının yorumları daha değerli. İşin kötüsü bu yıl Barcelona'da test yok ve Bahreyn'de kolayca şu araç hızlı virajlarda daha iyi diyebileceğiniz virajlar pek yok, belki 2. sektör.

Mercedes 4 takımla sorunsuz çalışmayı başardı. Mercedes'in bu seneki bir avantajı da bu olacak. Şampiyonluğa oynayabilecek iki güçlü takım ve iki iyi takım daha. En çok ve en farklı veriye onlar sahipler şu an, uzun maratonda ufak da olsa bir avantaj.

Ferrari ve Mercedes yine en çok tur atan takımlar oldular, McLaren de geçmişe oranla fazla tur attı bu sefer. 3 takım şimdilik öne çıktı ama tekrar tekrar söylediğimiz gibi bu daha hiçbir şey. Lotus ve Red Bull olmadan bir şeyler konuşmak anlamsız. Ayrıca bu sene gridin de yakınlaşacağını unutmayalım, o ayrı bir dava, dursun bir kenarda, sonra konuşacağız.

Derece demişken Williams'ın turları da fena değil, dün ikinci ve bugün de birinciydiler, 2013'ü erken bitirdiler, acaba bu sene nasıl iş çıkaracaklar.

Jerez'den bir şey çıkarmak anlamsız ama insan bekliyor işte. Lotus'un parasal sıkıntıları, Red Bull'un testi pas geçmesiyle geriye Ferrari, McLaren ve Mercedes kalıyor. Ferrari'nin de yine fazla mı muhazafakar eleştirilerini düşünürsek geriye biraz daha radikal ve Mercedes motorlu McLaren ve Mercedes kalıyor. Acaba ikisi baş başa kalırsa nasıl komplo teorileri okuruz, üstelik işbirliğinin de son senesi.




Sanırım Jerez'de öne çıkan gelişmelerin hepsini derledik, diyecek pek bir şey kalmadı. Jerez genelde baki kalan sezonda hoş bir seda bile bırakmayabilir, onun için bu testlerden aman aman sonuçlar çıkarmaya gerek yok.





5 Aralık 2013 Perşembe

2013'ün Teknik Özeti

2013'ü bir kelimeyle özetleyecek olursak birçok açıdan 'garip' bir sezondu. Sanki birçok şey 'mış' gibi yapıldı. 2013'ün teknik incelemesine girerken üç tane ana başlığımız olacak, Mercedes'in başarılı projesi, McLaren'in başarısız projesi ve Red Bull'un sezonun ikinci yarısını domine etmesi. Sırasıyla nedenlerine bakmaya çalışalım.

Mercedes'in Hamilton dahil herkesin şaşırtan hızı nereden geldi. Gümüş grilerin 2012'den 2013'e bu kadar ivmelenmeleri en çok BMW'nin 2007'den sonra 2008'de ön gruba daha çok yaklaşmalarına benziyor. İkisinde de öndeki takımlar sezonun son virajına kadar (2007, 2012) şampiyonluk için mücadele ettiler, ikisinde de önemli kural değişiklikleri yoktu. İlk faktör Mercedes için eksiyken, ikincisi artı. Hangisinin etkisi daha fazla bilmek mümkün değil fakat Mercedes'i değerlendirirken bunları kesinlikle unutmamak gerekiyor.



























Mercedes'in artan hızına rağmen lastikleri kontrol etmede hala büyük sıkıntıları olduğunu gördük. Lastikler değişmeden önce Red Bull'la beraber en hızlı lastik ısıtan takımdılar. İlk iki yarışta pist ıslakken fena değildiler. Şu var ki, lastiklerin değişmesi Mercedes'e o kadar yaramadı. Evet, lastikleri pazar günleri erken bitmedi ama bu sefer de en ön çizgide değildiler.

Burada paragraf açalım. Lastiklerin değişmesi 2013'ün belki de en önemli 'teknik' olayıydı. Red Bull haklı çıktı, diğerlerinden fersah fersah uzaktalarmış. Peki bu değişiklik neyi ifade ediyor ? Red Bull kampının aero olarak diğerlerinin çok önünde olduklarını. Bir takım hariç, ona birazdan geleceğiz. Bu şu açıdan dehşet verici, 2012'nin başında EBD'siz RB8 diğerleriyle yakın noktadaydı, kazanan bir araç değildi. En azından böyle kazanamıyordu. İki sene sonunda aradaki fark inanılmaz. Özellikle de Ferrari ile. Hadi Lotus'un imkanlar kısıtlı, Mercedes zaten gerideydi. 2014 her ne kadar motorlarla gündeme gelse de RBR'nin bu aero gücünü hiçbir şey durduramayabilir. Hele de 2014'de Red Bull istediği gibi bir araç üretemezse Newey ve adamları 2015'i ilk yarışından bile bitirebilirler. Belki uçtuk ama Red Bull çok güçlü, bu işin şakası yok.

Mercedes'in 2013'deki hızı lastik ısıtma ve gelişen paketten oluşan bir karışımdan geldiği muhakkak. Sezonun ilk yarısı lastik tartışmalarıyla geçtiği için Mercedes'in çıkışı biraz güme gitti. Dolayısıyla nedenleri de. Her ne kadar bazı soru işaretleri olsa da bu çıkış sıradan bir çıkış değil. Takımın üzerinden 'loser' gömleğini atmasını da sağladı. Artık 2014 için daha mutlu ve umutlular. Hamilton'ın seneye daha iyi olacağı da kesin. Muhtemelen griddeki en iyi ikileye de sahipler, en azından en oturmuş. Seneye neler yapabilecekleri de başka yazıya artık.

2013'de tarihin en kötü McLaren aracını da gördük sanırım. McLaren açıklamalarıyla, özellikle de Whitmarsh'ın, biraz kapalı bir takım. Peki ne oldu da böylesine berbat bir sezon geçirdiler. Cevabı Whitmarsh'ın bir açıklamasında gizli. Dominant bir araç üretmek için yapılan radikal hamleler -muhtemelen bizim göremediğimiz- ellerinde patladı ve ortaya saçma bir araç çıktı. Yoksa MP4-27'i Marussia'a verseydiniz 2013'de bu McLaren'den daha fazla puan toplayabilirdi. Özetle McLaren'in yaşadığı şey Williams'ın yıllardır içinde bulunduğu durumdan çok farklı, merak edenler için söylüyoruz.

































Eğer McLaren herkesin gittiği yoldan gitseydi özellikle sezonun ikinci yarısı çok güzel mücadeleler izleyebilirdik, daha kötümser -aslında iyi- ifadeyle bu kadar sıkılmazdık. Belki de Button'ın gerçek şampiyonluk yarışında yetersiz olduğu düşünülüp, onun yerine Hulkenberg veya Magnussen gelebilirdi. Perez de koltuğunu koruyabilirdi. Çünkü şu an Red Bull'la aero olarak gerçekten mücadele edebilecek tek takım McLaren.

2012'de Mercedes'in iki polü ve Alonso'nun yağmurlu polleri dışında zaten bütün poller McLaren ve Red Bull arasında dağılmıştı. 2011'in ikinci yarısı yine RB7 ve MP4-26 arasında geçmişti. Tabii burda saf hız/saf aero'dan bahsediyoruz. Pirelli geldiğinden beri yarış hızı kavramı daha bi önem kazandı ki Ferrari üç yıldır biraz bundan ve Alonso'dan kurtarıyor. Keza Lotus'un son iki yıldır bu noktada olmasının sebebi de yarışta lastiklerine iyi davranması. Yetenekten başarıya giden yolda McLaren kaybediyor, Ferrari kazanıyor.

Button'ın sene boyunca berbat bir araç sayesinde hiç bakmadıkları noktalara baktıklarını söyledi. Muhtemelen daha fazla öğrendikleri şeyler vardır. Yine de kaçırdıkları şeylerin yanında bunlar Pollyanna'nın bile güleceği şeyler. Özellikle lastiklerin değişmesinden sonra takımlarda ve pilotlarda 2.'liği güle oynaya kazanabilirlerdi. 2013'ün sıkıcı olmasının asıl sebebi McLaren'dir, kesin bilgi yayalım.

Üstüne basarak söylersek MP4-28 F1 tarihinin en saçma aracı olabilir. Bunun yanında biraz da McLaren'in neden podyuma çıkamadığına gelelim. 2002, 2004 veya 2006'da da McLaren pek iyi araçlar üretmemesine rağmen galibiyetler ve podyumlar kazanmıştı. 2013'de bunları başarıamasının asıl sebebi ise önlerinde 4 takım olmasıydı, yani N.Ş.A.'da McLaren'in podyuma çıkması için 8 araçtan 6'sına anormal bir şeyler olması gerekiyordu. 2006'da ise Raikkonen'in Massa ve Fisichella'yı geçmesi için podyum yeterliydi, dayanıklılık seviyesi de bu kadar yüksek değildi. İlginçtir McLaren BMW'nin en çok turu tamamlama oranında geçerek tarihin en yüksek dayanıklılık seviyesine çıktı, yüzde 98 küsur.

Hatırlarsak birçok yarışta Button bir az pitle bazen Massa'yı bazen Grosjean'ı bazen de Mercedes'leri geçtiği yarışlar oluyordu. Ne tek tur, ne de yarış hızında öndekilerle güreşmek zordu. Dayanıklılıkta son yılların zirvesine çıkınca podyum imkansız hale geldi. Peki Hamilton olsaydı işler değişir miydi ? Belki Hindistan'da podyuma çıkabilirdi, zaten McLaren o yarış biraz daha cesur davransaydı Perez de podyuma çıkacaktı. Q3'e daha fazla kalabilirdi takım ve dolayısıyla 20-25 puan daha gelebilirdi toplamda. Q3 yarışının nasıl geçtiğini öğrenmek için Hulkenberg ve Ricciardo'nun yaptıklarına bakın.

İki Mercedes motorlu takımdan sonra Renault motorlu Red Bull'a dönelim. Aslında biraz biraz bahsettik Red Bull'dan. Newey'in de birçok kez dediği gibi değişen lastikler onları yenilgisiz yaptı. Biz de ufak bir iddia ortaya atalım madem işler bu denli sıkıcıyken. Red Bull 2014'de değişen kurallarla beraber son rahat yılını yaşıyordu ve elindeki şansı riske atmak istemedi diye düşünüyoruz. Nasıl mı oldu, yaz arasından önce çıkışta olan bir Mercedes vardı ve değişen lastikler eğer onların da işine gelseydi sezonun son kısmında önemli mücadeleler görebilirdik. Red Bull'da elindeki şampiyonluğu kaçırmamak için 2013'e daha fazla odaklandı. Diğer takımlara göre. Bunu da Newey'in sürekli geç kaldık demeçlerinden anlıyoruz. Yani ikinci yarıdaki devasa farkın ufak veya boyutu bilinmez bir kısmı da 2014 çalışmalarını biraz ötelemekten kaynaklanıyor olabilir. Gecikmelerin Newey için pek bir anlam ifade etmediği ayrı bir mevzu.





''Ferrari veya Lotus'u niye yazmıyorsuınuz lan'' diyenler olabiltir. İki takım da 2012'deki lastik koruma meziyetlerini koruyarak sezona başladı, işe de yaradı. Lastikler değişince de 3. ve 4. olarak sıralandılar. Bunun yanında görebildiğimiz büyük teknik değişikler olmadı. Lotus'un zaten parası yok. Ellerindeki paraya göre yine en iyi işi çıkartan takım oldular.

McLaren'in yanında 2013'de hayal kırıklığı yaşayan diğer takımlar Sauber ve Williams oldu. İki takım da 2012 araçlarını özlettirdi. Özellikle Sauber'in 2 yıldır lastiklerini en iyi koruyan özelliklerini kaybetmesi garip oldu, muhtemelen farklı bir yola saptılar, olmadı. Onların aksine kurnazlık edip sezonun ilk yarısında lastiklerini koruyan Force India takımlarda 6.'lığı kaptı. 2012'den 2013'e geçişte bu değişimi başarabilmiş olmaları aslında önemli başarı Hint takımının.





Toro Rosso, Marussia ve Caterham hakkında iki kelam etmek için açıkçası pek bilgi yok elimizde. Toro Rosso'nun orta grupla mücadele edemediğini gördük genellikle, Ricciardo'nun Monza'da düzlük hızıyla kazandığı puanları saymazsak. Zaten Avustralyalı genellikle ilk 10'da başlayıp 12 veya 13. bitirdi yarışları, Vergne'nin yarışlarda daha iyi olduğu imajı da biraz da burdan geliyor açıkçası. Ricciardo altındaki araçla yarışlarda direnemiyordu doğal olarak. Marussia ve Caterham da bildiğiniz gibi, yine yaklaşamadılar ön tarafa. Marussia sene başındaki hızını iyi pilotla birleştirince 10. olmayı başardı, en azından iyi pilotun hala değerli olduğunu gösterdi.

2014'de neler olabilir sorusu başka bir yazıya kalacak. 2013 parçalarının bir kısmının 2014'de de kullanılacağını düşünürsek ve Red Bull'un sezonu erkenden bitirmesi, McLaren'in çok önceden çalışmaya başlamasını da göz ardı etmemek lazım. Orta sıradakileri de. Şimdilik bizden bu kadar, diğer yazıda görüşmek üzere.





14 Kasım 2013 Perşembe

Bundan Sonra Ne Olacak 2 - Genjler

Bugünkü yazıda Kevin Magnussen, Daniel Ricciardo, Daniil Kyvat gibi pilotların geleceği ve orta ile alt sıradaki takımları tercihleriyle ilgili bir şeyler karalayalım dedik.


2010 Spa-Francorchamps



Her şeyden önce gridin çoğunun geleceği sponsorlara bağlı. Son yıllarda artış gösteren bu trend 2014'deki artan maliyetlerle pik yaptı. Şu an en çok konuşulan konu Lotus'un Quantum'la anlaşma yapıp yapamayacağı. Ona göre pilot alacaklar çünkü. 30 Milyon Euro'luk desteğiyle Maldonado sırada bekliyor, yine belki ondan daha fazla parasıyla Perez Telmex'iyle ortalığı karıştırabilir.

Lotus'a değinmeden Hulkenberg'e geçelim. Aslında ona da pek değinmeye gerek yok, yaptıkları ortada. Bugünkü haberlere göre son 2 yarışta Lotus'a geçmeyi istememiş. Lotus gelecek sene için koltuk garantisi veremiyorken çok yerinde bir karar olmuş. Sauber'e geçmekle aceleci davrandı sanki, çünkü Sauber 2012'de iyi bir performans gösterse de onun için yatay bir geçiş oldu, dikey değil. Hem de Force India'nın Sauber'e göre daha az sponsorlara bağlılığı olan bir takım. Şimdi atıp tutmak kolay tabii, belki de Sauber Ferrari'ye geçmek için bir araçtı.







Ferrari demişken Kırmızıların diğer pilotu Bianchi de Marussia'da kalmaya devam ediyor. Bianchi'nin de hayalinde muhtemelen Ferrari koltuğu vardır fakat Ferrari bu konuda biraz acımasız. Raikkonen fırsatı çıkınca Hulkenberg'i elemekten çekinmediler. 1-2 yıl sonra Bianchi bu koltuğa oturmaya hazır olunca eğer pazarda Vettel veya Hamilton fırsatı olursa Bianchi'nin yüzüne bakmayabilirler, kimse de şaşırmaz. Özetle Ferrari kendi pilotlarına karşı McLaren veya Red Bull gibi yumuşak değil, aslında Bianchi için Lotus'u düşünmüştük ama bizi pek kaale almadılar.

2013 için hem Button'la takım arkadaşlığı hem de sezonu en hızlı bitiren araca oturmasıyla Perez için rüya gibi bir sezon bekleniliyordu. Şimdi ise Perez koltuk arıyor. Peki McLaren neden Magnussen'i seçti ? Öncelikle şu habere bakmanızı öneririm. Kaba bir tabirle McLaren Perez'den yeni bir Button yapmaktansa, Magnussen'den yeni bir Hamilton çıkarmayı tercih etti. McLaren'in içinden de gelen görüşlerle takım ön sıralardaki en güçsüz pilot dizilimine sahip. Button'ın da diğer şampiyonların seviyesinde olmadığına inanılıyor. Button biraz değişik bir pilot, şimdi ona hiç girişmeyelim ama bi şekilde Button'ın ufak da olsa bir farkla diğerlerinin seviyesinde olmadığını kabul ediyoruz. Yeri geliyor bunu sebebi tek tur, yeri geliyor yumuşak stili oluyor.






Perez'in sıralamalarda sadece 9-8 geride olduğunu hatırlamak gerek, daha Formula 1'de 3. yılı. Yarışlardaki agresifliği de çekici aslında. Bu seneki şanssızlığı McLaren'in artık hataya tahammülü kalmaması. Abu Dhabi'den sonra ciddi şekilde Magnussen mi Perez mi daha iyi tartışıldığı gelen haberler arasındaydı. Perez'in takımda kalmasının diğer şartı, belki de asıl şartı, Button'la mücadele edebilmesiydi. Birçok kişiye göre yenilmiş olsa bile ortadan net bir yenilgi durumu yok. Üstelik Perez'in asıl çıkışı ancak 2014'de mümkün olabilirdi. Kararın doğruluğu veya yanlışlığı bir kenara acımasız olduğu bir gerçek, Perez ilk başta yeni bir Coulthard veya Kovalainen olarak görülebilir fakat ikisinin yapamadığı katkıyı takıma yapabilirdi. Kararın bu kadar geç verilmesi de hem onun adına hem de pazardaki diğer sürücüler için kötü oldu, Gutierrez'in şansı da hemen hemen hiç kalmadı.

Perez konusunu kapatmadan birkaç şey daha eklemek gerekiyor. Perez'in takıma alınmasında Hamilton'a misilleme amacı vardı. Hatırlarsanız Perez açıklaması Hamilton'ın Mercedes açıklamasından önce gelmişti. Bunun yanında Ferrari Akademisi'nden birini transfer etmek de rakip takıma ayrı bir çalım oluyordu. McLaren misilleme yapmak uğruna pazar günkü Singapur Gp'den sonra 4 gün içinde Perez'le tamamen anlaşıp imzayı attırmıştı. Ki, daha o günlerde Massa da Ferrari ile anlaşma imzalamamıştı. Takım birkaç yarış daha beklese muhtemelen Hulkenberg'le sözleşme imzalar ve bu sene Button'a yol görünebilirdi veya Magnussen için bu kadar zorlamazlardı. Kader işte.

Ricciardo'ya geçelim. Avustralyalı pilotun geleceği çok açık. Birçok kişi onun yeni bir Webber olacağı görüşüne sahip olsa da durum daha pozitif. Tabii Red Bull'un onu nasıl bir pilot olarak gördüğüne bağlı. Vettel gizli lider olarak devam mı edecek yoksa McLaren tipi bir savaş mı olacak. Yine de 2010 İngiltere veya 2013 Malezya gibi takımın alenen Vettel'e tutmayacağını söyleyebiliriz. Önceden de dediğimiz gibi Ricciardo'nun 4 şampiyonluğu bulunan pilota karşı savaşması ona diğer bütün koltukları açabilir, özetle Red Bull'a muhtaç olmayabilir. Mark kariyerinin sonundaydı, Daniel ise başında. Hem de Vettel'in ayrılık ihtimaline karşı Red Bull'un da geleceği. Yendiği takım arkadaşı da hiç fena kariyeri olmayan birisi. Özetle Ricciardo Webber'in devam filmi olmayacak sanki.


Sahi bu kadar gülecek ne vardı ? 


Red Bull'un diğer genç yeteneği Daniil Kyvat'a gelirsek. Hem Red Bull hem de Rus sponsorları sayesinde onun da geleceği çok açık. Sirotkin koltuğa oturamazsa gridin de en genç pilotu olacak 94'lü elemanımız. Vergne de onun için iyi bir kıyas noktası olacak. Vergne'in de son şansı olabilir, alttan gelecek sürücülere de bağlı olarak. Şu an Akademi'de ses seda yok, Felix da Costa'nın son bir şansı daha olacaktır.

95'li Sirotkin ise yaşına göre fena iş çıkartmadı bu sene. Şampiyonluğa oynayan McLaren elemanlarından 3 yaş daha küçüktü. Tam gerçek bir pilota dönüşecekken kurtlar sofrasına atmak istiyorlar onu. Biraz Raikkonen havası var, gerçekten soğuk duruyor. Eğer gerçekten Raikkonen gibiyse 1 sene er ya da geç fark etmeyecektir onun için. Şu an için takım arkadaşı belli değil ama gelecek pilota göre onun da gerçek hızını görebiliriz. Aday çok, ne desek boş şimdi.

90'lardan bahsetmişken Magnussen'e de değinelim. 2014 onun için hazırlık senesi olacak öncelikle, Hamilton efekti beklememek gerek, onunla karşılaştırmamak da. Button'ın seviyesine ulaşması bakalım kaç yarış alacak ya da ulaşabilecek mi ? Özellikle cumartesi günlerine bakmak gerekecek, Button'a birçok kişi burun kıvırsa da pazar günü ne yapıp edip aracın potansiyelinin üzerine çıkabiliyor. Hamilton'la 3 yıllık puan karşılaştırması ortadayken birinin Button'ı net şekilde geçmesini beklemek saflık olur. Hamilton'ın 2007 Avustralya'da Q3'de Alonso'nun 0.25 sn gerisindeydi, Magnussen ne yapabilecek..




















95'li Sirotkin, 94'lü Kyvat, 92'lü Magnussen, 89'lu Ricciardo, Bottas ve Bianchi. Perez'in 90'lı
olduğunu unuttuk bak. 91'li Chilton da var. Şimdi baktım da Pic de 90'lı. Kusura bakmayın Chilton + Caterham'ı pek kaale alamıyor insanlar. Bugün varlar, yarın yoklar. Gerçi Van der Garde ve Chilton'ın arkasında sağlam sponsorlar var deniyor. Caterham'ın da eğer birini değiştirecekse bu Pic olabilir. Pic'in Fransızlığı yetmeyebilir takıma, Hollandalıya karşı net bir üstünlük de sağlayamadı. Van der Garde'yi sorduğunuzu duyar gibi oluyorum, o Hamilton'la yaşıt.

Sanırım bu grid birçoğumuzu yaşlı hissettirecek cinsten. F1'e 2000 yılında giren Button ve 2001'de giren Alonso ve Raikkonen artık gridin en yaşlıları. Geçen akşam bir F1 gazetecisinin bir tweeti vardı Magnussen'in Nigel Mansell'in şampiyonluğundan sonra doğduğuyla ilgili. Hamilton, Rosberg, Vettel, Hulkenberg gibi isimler de artık orta yaşlı olacak. 2014 yukarıda saydığımız genç pilotların hepsi için çok kritik bir sene olacak, çoğunun gerçekten kıyaslamak için önemli takım arkadaşları olacak.



11 Kasım 2013 Pazartesi

Bundan Sonra Ne Olacak 1 - Veteranlar

2014 dizilimlerinin açıklanmasıyla önümüzdeki birkaç yılın şekli şemali de ortaya çıkacak gibi görünüyor. Geçen sene Hamilton'ın McLaren'den ayrılışı bu sene Webber'in emekliliği ve bozulan Ferrari Alonso ilişkisi pazarı hareketlendiren temel etkenler gibi oldu. Tabii bir de orta sıra takımlarının maddi sıkıntıları. Yazımızda sadece 2014 değil önümüzdeki yıllar pilot pazarında daha neler olabileceğini konuşacağız.

Konuya artık yaşlanan pilotlar üzerinden başlasak fena olmayacak gibi. Webber'in emekliliğinden sonra en yaşlı pilot ünvanı Raikkonen'e geçecek, en tecrübeli pilot ünvanı da Schumacher'den sonra olduğu gibi Button'da kalacak. Raikkonen 79, Button 80, Massa ve Alonso 81'li. Raikkonen büyük ihtimalle 2015 sonunda 36 yaşındayken eyvallah der. Massa da daha bugün Williams'la sözleşme imzaladı Williams'la ve F1 klasiği olarak anlaşmanın birden fazla yılı kapsadığı belirtildi. Massa'nın da Williams artık son durağı gibi. Büyük ihtimal 2, belki 3 yıl sonra o da emekli olabilir. Peki diğer şampiyonlar Button ve Alonso ne yapacak ?



Button sene sonunda 247 yarışı tamamlamış olacak. Artık Formula 1 sezonları ortalama 3-4 yarış daha uzun sürüyor. Yani Button'ın 4 sezon daha yarışması Barrichello'nun rekorunu geçmesi demek. 2014 sonunda McLaren'le yolları ayrılacak gibi. O zaman 267 yarış olsa, üç sezon daha gerekecek İngiliz pilota. Button bu yıl da fena iş çıkarmıyor, 2014 sonunda emekliliğini düşünür mü, zor. Ki, artık Formula 1 testsiz çok daha kolay bir spor. Rahatlıkla bir pilot ara vermeden 30'lu yaşların sonuna kadar iyi performans verebilir. Button ve Alonso gibi pilotların ne kadar zinde olduğunu da biliyoruz. Yine de İngilizin işi zor, çünkü ilk 4 takım dışındaki diğer takımlar sponsora bakıyor ve alttan gelen birçok yetenek veya sponsorlu pilotlar var.





Alonso ise 2016 sonunda 35 yaşında olacak ve 35 yaş onun gibi bir pilota göre emeklilik yaşı değil. Sene ortasında takımla atışmaları ve Raikkonen'in iki yıllığına takımla anlaşması artık ilişkinin eskisi gibi olmayacağını gösterdi. Özellikle Raikkonen'in iki yıllık anlaşması belki Fin pilotun takıma gelmesinden bile önemli. Kimi bir yıllığına gelseydi takıma, bir yıl daha Ferrari ile takılıp emekli olacak, bu da Fernando'ya gözdağı olacak, duruma göre de 2015'de tekrar ikinci pilot mahiyetinde birinin transfer edilebileceği şeklinde yorumlanabilirdi. Alonso iki yıl takım lideri olamayacak, son senesinde ise Vettel veya başka bir pilotun dedikodularıyla uğraşacaktır. Bu yüzden beklentiler Alonso'nun 2014'de Raikkonen'le dişediş dövüşeceği ve 2015'de McLaren'e geçeceği yönünde. İspanyol bu sefer 2007 sonunda yaptığı hatayı yapmadı, savaşıp öyle ayrılacak takımdan, eğer ayrılırsa. Görünen bir şey var, o da Alonso ve Ferrari aşkının bittiği, çünkü sadece Vettel değil, Hulkenberg, Bianchi hatta 94'lü Marciello bile İspanyol'un tahtına göz koyabilir.

Vettel'i yaşlı değil ama kurt olarak tarif edebileceğimiz için onu da konuşalım. 2015 sonunda bitecek anlaşması her an yeniden uzatılabilen cinsten. Ne sosyal medya hesabı var, ne de menajeri. Ne yapacağı hiç kestirilemese bile 2016'ya yeni bir takımda başlayabilir. Mercedes, Ferrari veya McLaren. Mercedes başarılı olursa Almanlığı, Ferrari büyüsü ve McLaren de transferde Real Madridliliği sayesinde Alman pilotu kadrosuna katabilir. Formula 1'de gelecek sene bile belli değilken 2016 üzerine hesaplar veya tahminler yapmak hiç akıllıca ve sağlıklı değil. Üzerine Vettel'in ne yapabileceğini tahmin edemiyoruz hiç. Çünkü açıklamaları falan da çok klişe, bir ipucu yakalamak çok zor. Tek söyleyebileceğimiz 2016'da artık takım değiştirmesi gerektiği yönünde. Bakalım Red Bull Newey ve Vettel sonrası için planlar yapıyor mu...







2013 sezonunda muhtemelen Vettel, Rosberg ve Hamilton dışında her pilotun geleceği hakkında yazıldı çizildi. Bu sezon beklentilere göre belki de en başarılı takım Mercedes için 2014 en kritik yıl olacak. Şu an için en stabil ikiliye sahip takım gibi görünüyorlar, belki de en güçlü.


2001'in meşhur çaylakları


Lotus ise Romain Grosjean'la devam edecek, diğer pilot ise takımın bulacağı sponsorla direk bağlantılı. Hulkenberg'in geleceği ilgili ise ne söylesek boş şimdilik. Açıkçası 2013'ün F1 gridi çok genç, seneye bile en yaşlı pilot 35 yaşında olacak. Bu yüzden Rosberg, Hamilton, Sutil veya Vettel-Hulkenberg jenerasyonuna şimdilik girmeyelim.


Öndeki takımlardan bahsetmişken Red Bull'un gelecek planlarına geri dönelim. Takımın muhtemel bir Vettel ayrılığı üzerine diğer güçlü pilotlara yönünü çevirebilir. Bu sezon RBR koltuğu için Raikkkonen, Toro Rosso koltuğu için de Vandoorne'la görüşmeleri her zaman akademiye bağlı kalmayacaklarına gösteriyor. Alonso ve Button şimdiki takımlarından ayrıldıklarında RBR ile görüşebilir. Horner'ın zamanında Button'la Toro Rosso için görüştük demesi, gelecek için de bir işaret aslında. Yukarıda belirttiğimiz gibi Button en çok yarışa çıkma rekoru için bulduğu takımla yardırabilir, gerçi tam bir İngiliz beyefendisi Button'da o hırs olur mu bilemeyiz.. Ha unutmadan Button 2014'de şampiyon olursa veya gerçekten süper bir sezon geçirirse McLaren planladığı gibi yine Alonso veya başka birini takıma getirecek mi ? Muhtemelen hayır.



Yazımızdaki düşüncelerin yüzde 80-90'ı varsayım, tahmin falan filan. Çoğu gerçekleşmeyebilir bile, onu baştan söyleyelim de. Ama şunu iddialı söyleyebiliriz ki Alonso 2016'da emekli falan olmaz. Onun için Ferrari'den sonra bir tane daha büyük takım macerası olacaktır. Alonso ve Button'ın emekli olma konusunda acelesi olmayacakları kesin gibi, yayalım.

Sanırım veteranlar için bu kadar sallama yeter. Gridin en yaşlılarının Raikkonen ve Button olacak olması da ayrı bir gariplik bizim açımızdan. Son yılların, belki de F1 tarihinin en genç gridinin göründüğü kadar pozitif bir şey olmaması da muhtemel. İkinci yazıda bu genç pilotların durumunu ele alacağız. Ve alt ve orta sıra takımların. Görüşmek üzere.


23 Ekim 2013 Çarşamba

Dr. Helmut Marko Neden Haklı ?

Daniil Kyvat'ın Toro Rosso'nun ikinci koltuğuna oturmasıyla Red Bull yine herkesi şaşırtmaya başardı. Da Costa veya Carlos Sainz Jr. konuşulurken Rus pilot Daniil Kyvat'ın koltuğu kapmasını sanırım kimse beklemiyordu. Peki Toro Rosso neden bu kararı aldı, biz de buna bakalım.







Öncelikle Toro Rosso takımının varlık sebebine değinelim. Herkesin bildiği gibi Toro Rosso Red Bull'a genç pilot yetiştirmek için kurulan bir takım. Lükse gel. Aslında Toro Rosso'nun varlık sebebi bile Red Bull'un F1'deki başarısını açıklıyor. Toro Rosso iki yıl önce de Algersuari ve Buemi'yi takımdan aniden kovarak Ricciardo ve Vergne'i koltuğa oturtmuştu. Şaşkınlığın bir nedeni de Algersuari ve Buemi'nin devam edeceği şeklinde haberlerin olmasıydı. Açıkçası Kyvat'ın şoku öncekini geçti.

Algersuari ve Buemi, biri 2009'un başından biri de ortasından beridir takımdaydı ve 2.5 yıldır birbirlerine net üstünlük sağlayamadı. Yani ikisinden de yeni bir Vettel olmayacağı belli olmuştu. Toro Rosso da yeni Vettel'ler yetiştirmek için kurulan bir takım olarak diğer adaylar Ricciardo ve Vergne'e bakmayı tercih etti. O gün herkesi şoke etse de bugün birçok kişi o radikal kararın ne kadar doğru anlamıştır sanırım. Ricciardo yeni Vettel adayı olarak üst takıma transfer oldu.

Toro Rosso'nun 2014'deki ikinci koltuğu için düşünürken aslında bu takımın gridde takımın olmasının o kadar da gerekli olmadığını düşünmedik değil. Birçok pilot harıl harıl koltuk ararken Helmut Marko koltuğa oturtacak adam bulamadı.

Antonio Felix da Costa geçen yıl Formula Renault 3.5'a geç katıldı. İlk yarışlarda gerilerde kalarak pek iyi başlayamasa da son 7 yarışta 6 podyum, 4 galibiyet bir de 4.'lüğü vardı. Abu Dhabi testlerine katıldıktan sonra Toro Rosso'nun yeni adayı olmasına kesin gözle bakıyorlardı. Aslında bu yıla da fena başlamadı. Monza bir 3.'lük ve galibiyetle başladı sezona. Aslında sene başı da en büyük şampiyon adayıydı. Monza'daki sonuçlar Da Costa'nın en büyük rakibinin McLaren programındaki Magnussen ve Vandoorne olacağını gösterdi.



Da Costa, Magnussen ve Vandoorne




Da Costa'nın şampiyon olamasa bile gerçekçi bir üçüncülüğü bile Toro Rosso koltuğuna yetebilirdi. İlk yarıştan sonra çok fazla gelgit yaşayan Portekizli iki birincilik daha alsa bile şampiyonayı 172 puanla üçüncü bitirdi. Yani Magnussen'in 102 puan gerisinde. Üstelik Danimarkalının ihracı sonucu bir galibiyet de fazladan aldı Da Costa. 17 yarışlık bir şampiyonada Magnussen'in bir ihracına rağmen 4 yarışlık farkla geride kalmak büyük bir soru işareti oldu Doktor Marko için. Sonuçta Da Costa Magnussen'leri yenmek için yetiştiriliyor.

FR 3.5'un son yarışı hafta sonu Katalunya'da yapıldı. McLaren'in Magnussen'i Japonya'ya kadar götürmesi, hafta içi sürekli onun hakkında haberler çıkması Danimarkalı'yı gevşetir mi diye düşünürken o tam tersi bir şekilde antrenmanlar, sıralamalar, yarışların hepsinde birinci olarak şampiyonayı rahat şekilde kazandı. Bir anlamda Magnussen'in baskınlığı da Da Costa'nın sonunu getirdi. Da Costa Hungaroring ve Fransa'nın ilk yarışında galibiyet ve ikinci yarışında da podyumda olmasıyla umutlanmıştı. Geçen hafta bu saatte Da Costa muhtemelen bir adım öndeydi fakat son iki performansı soru işaretlerini tekrar çoğaltmaya yetti muhtemelen Toro Rosso kampında.

Da Costa Torro Rosso koltuğuna otursaydı ne olacaktı peki ? Bunun aslında başka bir anlamı da var Red Bull akademisi için. Da Costa'nın o koltuğa oturması hak edenin değil de sırası gelenin Toro Rosso'ya geçeceği gibi bir algı oluşturabilirdi. Da Costa başarılı olduğu için değil de akademideki en yüksek seviyede yarışan genç pilot olarak o koltuğa oturacaktı.

Peki Carlos Sainz Jr. niye olmadı diye soranlar olabilir. Ünlü ralli pilotunun oğlu Alonso-Red Bull dedikodularında gündeme gelse de aslında o kadar ciddi bir aday değildi koltuk için. Bu seneki sonuçlarıyla koltuğa oturması çok zordu. 2013'de GP3 ve FR 3.5'da mücadele etti, iki seride de elle tutulur sonuçları yok, dediğimiz gibi ciddi bir aday değildi, sadece popüler bir isim şu an. Seneye FR3.5 ya da GP2'de tam sezon yarışsa daha iyi olur, çünkü bu serilere sene ortasında girip uyum sağlamak ve başarı kazanmak daha zor.



Da Costa ve Carlos Sainz Jr. iyi arkadaş




Daniil Kyvat'a gelirsek. Rus pilotun kariyerine bakınca bu çocuktan adam olabilir diyorsunuz. Geçen yıl Eurocup FR 2.0'da Vandoorne ile güzel bir çekişmeye girmiş ve şampiyonluğu Belçikalı'ya kaptırmış. 2013'de şu an GP3'de ikinci sırada ve Ferrari Akademisi'nden Marciello ve Rosenqvist'in domine ettiği F3'e ise misafir sürücü olarak katıldı. F3'de 21 yarışa katılmış, 1 galibiyeti ama 5 polü var. Son iki yarışı kalan GP3'de ise lider Facu Regalia'nın 7 puan gerisinde. 94 doğumlu bir pilot olarak başarılı bir kariyeri var. Genellikle kendinden büyük ve daha tecrübeli isimlerle mücadele etmiş, Vandoorne 92, Regalia 91 doğumlu. Üstelik Regalia'nın seride üçüncü yılı. Kyvat'ın özetle GP3/FR 2.0/F3 seviyesinde yaptığı işler önemli. Rus pilotun 2014'deki Sochi yarışı için de takıma katıldığını söyleyenler de var bu arada. Hem Rusya Gp'nin hem de Rus patronların karar verme sürecinde asıl etkenler değil de yan etkenlerden biri olması muhtemel. Yani sırf bunlar için Kyvat koltuğu kaptı demek biraz acımasızlık olur.

Marko'nun da kabul ettiği gibi Kyvat bir risk. Çünkü kendini FR 3.5 veya GP2'de kanıtlamamış bir pilot. Rus sponsorlar, 2014'de Sochi yarışı falan filan derken Toro Rosso koltuğunun satılık olduğuna kadar geldi eleştiriler. Belirttiğimiz gibi millet koltuk ararken Marko gerçekten F1'e geçecek birini bulamadı akademiden. Bi ara acaba akademi dışına çıkarlar mı diye düşündük. Zaten Vandoorne'a getirilen teklif bunun apaçık kanıtıydı. Da Costa'yı yeterli görmediklerinin de. O teklif de aslında çok ilginç ama şimdilik konumuz değil.

2014'de Felix da Costa ve Carlos Sainz Jr'ın FR 3.5'da yarışması muhtemel. Özellikle Da Costa'nın son şansı olabilir. Şöyle bir baktığımızda Vergne'in de. Sonuçta Ricciardo'ya yenilmiş bir pilot. Takım onu puan olarak net bir şekilde yenilmediği için takımda tuttu sanki. Pazar günleri biraz kurnaz pilotlardan. Yoksa tek turda Avustralyalı'nın çok gerisinde kaldı. Kendisinde Vettel'in tek tur yeteneği yok gibi görünüyor ama Button veya Alonso kumaşı olabilir. Bunun olduğunu kanıtlamak zorunda. Seneye hatasız sürmesi gerekiyor yani. Çünkü en ufak hatasında akademiden birine yerini bırakabilir.





Toro Rosso'nun 2014 sürücülerine bakarsak iki pilotun da tam anlamıyla orada olmayı hak etmediklerini söyleyebiliriz. En azından Red Bull kanunlarına göre. İşte bu yüzden acaba Toro Rosso gereksiz mi diye sorduk. Sauber gibi Ferrari ile iyi ilişkileri olan takımı tercih ederdik. Ya da en iyisi Force India.

Seneye daha çok Red Bull'a benzeyecek Toro Rosso hızlanabilir. 2008 gibi olmasa da bir kıpırdanma görebiliriz. İki Red Bull takımında da daha genç pilotlara zaman tanınacak. Ricciardo ve Kyvat bekleneni verirse belki 2016'da Red Bull'da beraber bile yarışabilirler..



13 Ekim 2013 Pazar

Bir Galibiyetin Anatomisi - 2013 Japonya GP

4 yarış sonra Vettel'in ilk turu lider bitirmediği ilk yarışı izledik. Her ne kadar sonu farklı bitmese de. Yarış çok heyecanlı geçmese de taktik savaşlarına sahne oldu, biz de Vettel'in nerede kazandığına ve Grosjean ve Webber'in nerede kaybettiğine bakalım.

Grosjean'ın liderliği almasından sonra ilk stint sakin geçti. Webber 11, Grosjean 12 ve Vettel 14. turda ilk pitini yaptı. Grosjean Webber'den atak yemedi fakat farkı da çok fazla açamadı bu zamana kadar. Zaten ilk turlarda öndeki pilot farkı açamıyorsa arkadaki ondan daha hızlı demek zor değil. Lotus orta sertlerle fena değilken sert lastikle Red Bull'un temposuna ayak uyduramadı. Bugün Grosjean'ın yarışı kaybetmesindenki en büyük ve birinci etken buydu.


Box this lap !




























kinci stintte Mark 2 sn civarında dolaşırken pite girmeden önceki 4 tur içinde 1.5 sn fark kapatarak Lotus'un 0.8 sn arkasına kadar geldi ve pite daldı. Bu noktada hepimiz trend acaba 3 pite mi dönüyor diye sormaya başladık. 2 numaralı araç pite 25. tur geldi. Sadece 14 turluk bir sert lastik stintiydi. Yarışın başında full depoyla 11 turun ardından, daha sert lastikle 14 turluk stint çok akıllıca değildi. Aslında şu karşılaştırmadan bile biraz zorlama duruyor 3 pit taktiği.

Gelelim en çok şaşırdığımız ve belki de birçok kimsenin gözden kaçırdığı noktaya. 20 turun ardından 5 sn civarında dolaşan Vettel ve Grosjean farkı ilk birkaç tur ortalama 0.4 sn azalırken, sonrasında Vettel'in Webber'in önünde çekildiğinde iyice vites yükseltmesiyle ortalama 0.6 sn azaralarak 27. turda 1.3 sn'ye kadar düştü. Vettel'in gaza iyice yüklenmesi de Webber'in pite girmeden bir tur öncesinde başlıyor. Öyle ki Vettel 23. turda birden farkı 0.8 sn indiriyor. Ardından 0.7 ve bir 0.7 sn daha. Ortalama 0.6 sn olmasının nedeni de bi ara tur bindirirken zaman kaybetmesi. Webber'in 3 piti tartışmaları bir yana Vettel'in yarışı kazanmasında Webber'le aynı takımda olmasının etkisi de inkar edilemez, Vettel cephesinin Webber'in ne yapacağını bilmesi onlara yardım etti.

Daha en şaşırtıcı yere gelmedik. 29. turda Grosjean'ı da içeri soktuktan sonra Vet, Web, Gro sıralaması oluştu. Grosjean'ın temiz lastikleri taktığı söylendi. Pitten çıktıktan sonra Grosjean'ın Vettel'le farkı 20.9 sn idi. 30. turdu. Vettel ise 37. tur içeri geldi. Girmeden bir tur önceki farkı ise, 36. tur, 19.5 sn. 6 turda sadece 1.4 sn kapatabildi Grosjean. Hem de temiz lastiklerle hem de gridin en iyi lastik koruyan aracıyla. Vettel'in 15 tur daha eski lastikle yaptıklarına bakınca boşa heyecanlanmışız biz dedim. Webber'in piti ve Vettel'in piti arasındaki sürede Lotus garajında olmak istemezdim. Galibiyet için savaşırken 2.'liğin bile gideceğini o an anlamıştır Lotus elemanları. Bir yanda yeni lastiklerle hızlı ve taktik değiştiren Webber, bir yandan aniden hızlanan Vettel.






























Vettel 37. tur pite giriyor. Yani 12 tur temiz lastikleri var Webber'e göre. Grosjean'ı zaten geçecek. Zorlanmadı da. 13 tur kala Webber'le fark 14.5 sn. Kesinlikle riske girmeye değer. Fakat Red Bull kampı bu riske girmiyor ve Avustralyalı'yı içeri alıyor. O noktadan sonra da Webber Grosjean'ı erken geçse bile Vettel'e yetişemezdi diye düşünüyordum ki işin aslı öyle değilmiş. Webber pitten sonra 2 turda 2.8 sn fark kapatmış Vettel'e göre. Fakat 8 numaralı Fransızın arkasında fazla kalınca galibiyet şansı kalmadı.

Öndeki üçlünün dışında diğerleri kafalarına göre takıldılar. Geçiş, bol bol ceza falan vardı. Hulkenberg bu sefer direnemedi, Gutierrez'le beraber 6-7 oldular. Rosberg 8, Button 9 ve Massa 10. Genel bir yarış değerlendirmesi değil de galibiyet mücadelesine odaklandık, bugünlük kusura bakmayın. Dumanlı Hindistan GP'de görüşmek üzre..


Birkaç Gereksiz İstatistik

  • Hulkenberg 4 yarıştır üst üste puan alıyor.
  • Gutierrez 2013'ün puan alan ilk çaylak pilotu oldu.
  • Webber takım arkadaşı Vettel'i sıralamalarda ilk defa geçmeyi başardı.
  • Vettel Suzuka'da yarıştığı 5 yarışın 4'ünü kazandı, 1'inde 3. oldu.
  • Ferrari Suzuka'da kazanamama serisini 9 yıla çıkardı.
  • 12 yıl sonra ilk defa Japonya Gp'de bir Japon pilot yarışmadı



Hafta Sonu Boyunca Top 3

1. Romain Grosjean
2. Nico Hulkenberg
3. Esteban Gutierrez

12 Ekim 2013 Cumartesi

2013'de Takım İçi Rekabetler

İşlerin fazlasıyla sıkıcı hale geldiği 2013 sezonunda biz de başka şeyleri kafaya takmaya başladık. Aslında pilotların sıralama performansları hep kafaya takmışızdır. f1fanatic.com.uk'un şu haberindeki muhteşem verilerinden sonra bize de yazmak kaldı. Bakalım bu sene kim neler yapmış cumartesi günleri.
























Bu yıl rakiplerini bütün sıralama turlarında geçen bir tek Vettel var. Ama yazıda pek Vettel'e
odaklanmayacaz. Vettel'in bu seneki başarısı ve Webber'e karşı üstünlüğü hakkında çok şey yazıldı ve çok iyi bir örnek değil artık takım arkadaşlarını kıyaslamak için. Vettel'den sonra takım arkadaşlarını 13'e 1 geçen Hulkenberg ve Bianchi var. Ardından Vergne'i 10'a 4 geçen D. Ricciardo var.



























Zaten bu yılın sıralama kahramanları da Hulkenberg ve Ricciardo gibi duruyor. Sürekli orta grupta hem takım arkadaşlarına göre hem de kendilerinden daha hızlı araçlara göre çok iyi iş çıkartıyorlar. Zaten Ricciardo RBR'a gideceği gündeme geldiğinde bile Vergne'den daha az puana sahipti. Avustralyalı iki yılda çıktıkları toplam 34 yarışın 27'sinde Vergne'den önde başladı. Hulkenberg ve Bianchi'ye denilecek çok bir şey yok cidden, rakiplerine net üstünlük sağladılar. Yine de çok rekabetçi takım arkadaşlarına sahip olmadıklarını söylemek gerek. Özellikle Chilton Bianchi'ye yakın turlar atmaya başladı ama bir türlü Fransız pilotu geçemedi. 

Net şekilde önde olan pilotlardan sonra takım içinde 9-5 önde olan Hamilton, Alonso, Raikkonen ve C. Pic var. Bunların içinde de Hamilton'ın yeni geldiği takımda Rosberg'e üstünlük kurması çok değerli. Raikkonen de ikinci yılında net üstünlük kurmuşken Grosjean son yarışlarda Fin pilotu geçmeye başladı. Sezon sonuna kadar aralarındaki rekabet önemli olacak. Ferrari'nin lider pilotu Alonso Massa'yı geçse de eleştiriler bu sene baya bi arttı. Üstelik takım İspanyol'un başarısına odaklanmışken. Pic'in de F1'de ikinci yılında çaylak takım arkadaşına karşı üstünlüğü de çok manalı değil. Belki 10 falan olsaydı...



























En önemli rakiplerini 8-6 geçen ise üç isim var ; Button, Sutil ve Bottas. Formula 1'in en tecrübeli ismi ve dünya şampiyonu Button'ın takımda 4. yılını geçiriyorken daha F1'de 3. yılını geçiren Perez'i sadece 2 yarış farkla geçmesi de onun adına hiç iyi işaret değil. Tam tersi Meksikalı için de iyiye işaret. Her ne kadar pazar günleri işler çok yolunda gitmese de. Sutil ve Bottas'ın sıralama hızları ise takdire şayan. Sutil tecrübeli bir pilot olsa da takımdan bir yıl uzak kaldı ve o süreçte muhtemelen Di Resta takımla daha fazla kaynaştı. İskoç pilot 2011 ve 2012 yılında olduğu gibi sezona çok iyi girip ikinci yarıda takım arkadaşlarının net bir şekilde gerisinde kalıyor. Şu anda da dip noktasında. Bakalım burdan çıkabilecek mi ? Neyse, Bottas'a gelirsek sık sık motivasyon eksikliği yaşadığını söyleyen Maldonado'ya karşı oldukça iyi bir sene çıkarıyor. Üstelik Kanada'da 3. cebin sahibiydi. Williams'ın onunla uzun bir sözleşme imzalaması çok iyi olabilir.





Sanırım cumartesileri daha iyilerden bahsederken daha kötülerden de arada bahsetmiş olduk. Galiptir bu yolda mağlup diyebileceğimiz isimler ise Perez, Massa ve belki Van Dar Garde. Sadece sayılara değil de genel tabloya bakarsak en kötü iş çıkaranlar ; Di Resta, Maldonado ve Chilton. Özellikle F1'de en 'yeri yok' diyebileceğimiz isim muhtemelen Max Chilton'dır. Yıllardır GP2'de elle tutulur bir başarısı yokken geldiği Marussia'da kendisi gibi çaylak Bianchi'ye karşı resmen ezildi. Daha yeni gelecek sene için endişelenmiyorum dedi. Hulkenberg, Massa gibi isimlerin koltuğu garanti değilken Chilton pek endişelenmiyor.

Tur derecelerine bakarsak Ricciardo takım arkadaşına göre en hızlı isim. Tam ortalama 1.3 sn daha hızlı Vergne'den. Ardından 0.844 sn ile Hulkenberg geliyor. Hulk'tan sonra Bianchi, Sutil, Vettel ve Button geliyor. Tur dereceleri arasında ise seans farkı yok, yani takım arkadaşı Q2'de elenen bir pilotun da Q2 derecesi baz alınıyor. Özellikle Ricciardo'nun farkı çok yüksek geldi, umarım bir hata yapmamışlardır.

Serhan Acar'ın yayınlarda sık sık bahsettiği lastik konusu da bu tabloya baya etki etti. Özellikle Raikkonen ve Pic yeni lastiklerden sonra sarsıldılar. Kimi yeni lastiklerden şikayetçi, onun tarzı olmadığını söyleniyor. Zaten fin pilot döndüğünden beri müthiş istikrarı ve yarışlarda tuttuğunu kopartması bir yana cumartesileri 2005-2007'deki ölümcül hızı yok. Aynı şekilde Alonso'da da. Takım arkadaşlarından hızlı olabilirler fakat Hamilton veya Hulkenberg gibi kendilerininkinden daha hızlı araçları geçti diyemiyorsunuz. Gelecek seneki mücadele bu yönden de önemli olacak, kim daha hızlı görebiliriz. Button da keza öyle. Bazen şampiyon gibi sürüyor, bazen de araç neyse o. Ahh şu RB9'u Trulli'ye vereceklerdi ki..

Lastiklerin değişmesi aslında sezonu da tam anlamıyla değiştirdi. Her ne kadar Red Bull lastikleri anlamaya başladıysa da son yarışlarda bu kadar baskın olamayabilirlerdi. Anladık ki lastikler yüzünden yavaşız dedikleri doğruymuş. Hatırlayalım, Vettel Çin'de hızlı tur bile atamamıştı Q3'de. Lastikler 2012'ye dönünde aradaki aero farkları da ortaya çıktı. Pat Fry geçen yıl aerodinamik olarak 3-6 ay gerideyiz demişti. Muhtemelen RBR bu farkı korudu 2013'de de. Aero olarak Red Bull'a yakın tek takım, belki daha önde olan McLaren de girdiği farklı yollarda kaybolunca Red Bull'u durduracak takım kalmadı.




























2013'ün bitmesine 5 yarış kala tablo böyle. Her zamanki gibi takım içi rekabetler önemli, belki şampiyonadaki durumunuzdan bile. F1'in belki de ilk kuralı, önce takım arkadaşını yeneceksin. Bu yüzden her zaman ölümüne mücadeleler olur. Mesela Vergne. Belki Ricciardo karşındaki mağlubiyeti bütün kariyerinde önüne çıkacak, belki de kariyerinin erkenden bitmesine yol açacak. Biz de artık sene sonunda yazının devamı şekilde ikinci bir yazı yazabiliriz. Son yarışlarda önerimiz Force India ve Williams'daki takım içi rekabete dikkat etmeniz, zaten ön taraftakiler gözden kaçmıyor..


14 Yarışlık Pek Subjektif Sıralama Top 5'i

1. Daniel Ricciardo
2. Sebastian Vettel
3. Jules Bianchi
4. Lewis Hamilton
5. Nico Hulkenberg


Not : Yazıda Japonya GP'den önceki yarışlar dikkate alınmıştır.